logo
24 HAZİRAN 2026

Bağımsız Türkiye'nin vizyonu

27.09.2002 00:00:00
Bağımsız Türkiye Partisi'nin, hem birinci kuruluş yıldönümünü kutlamak, hem de İstanbul milletvekili adaylarını İstanbullulara takdim etmek için, Green Park Hotel'de düzenlediği toplantıya katılanlara hitaben Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş, manifesto niteliği taşıyan tarihî bir konuşma yaptı. Ülkemiz Türkiye'yi ve topyekûn Türk milletini çok yakından ilgilendiren iç ve dış siyasî, sosyal, kültürel, ekonomik, tarihî olaylara ufukların da ötesinde bir yorum getiren, arka planlarını ortaya koyan, ayıktıran, uyaran, ümitsizliğe sürüklenen insanımızın geleceğine ümit ve güvenle bakmasını sağlayan, problemleri tahlil ve çözüm yüklü devrim niteliğinde projeleri kapsayan konuşmasında Prof. Dr. Haydar Baş, BTP iktidarında, Türkiye'yi ve dünyayı, herkesin hayrına ne tür gelişmelerin beklediğinin ipuçlarını verdi. "Gökkubbe çadırımız, güneş bayrağımızdır" diyen Oğuz Kağan gibi bir ecdadın bugün kendi kabuğuna çekilmiş torunlarına "kâinat devleti" hedefini gösterdi. Bu hedefe giden yola döşenecek işaret taşlarından haber verdi.

BTP'nin misyonu

Daha önce hiç bir siyasi teşekkülde yer almamış insanlar olarak BTP'yi kurup siyaset sahnesine niçin girdiklerini anlatarak konuşmasına başlayan Prof. Dr. Haydar Baş, tarihinde görülmedik bir tehlikeye maruz kalan milletin, devletin bekası için bu dala el atmak mecburiyetinde kaldıklarını belirterek şöyle devam etti:

"Coğrafyamızın gereği midir, bu topraklarda yaşayan insanların sahip oldukları geçmişten kaynaklanan özelliklerden dolayı mıdır, bilinmez, ülkemiz üzerinde çok ciddi hesaplar vardır. Bu hesaplar maalesef insanlarımızın akaidlerini yok edebilme istikametinde gelişmiş ve de iş, 'şayet biz bunu başarabilsek bu topraklarda, Anadolu'da yaşayan insanlar Türk değildir. Bunu ispatlarız. Ve de varsa Türkleri geldiği yere, Ortaasya'ya göndeririz' noktasına gelmiştir. Ekim 1998 tarihinde, Varşova'da, AGİT konferansında bir bildiri yayınlanıyor. 'Sinop'tan Trabzon'a kadar yaşayan halk Pontus'tur. Bunlar dinen müslüman olmuşlardır. Bunun için bu bölgenin insanlarını hristiyan yaparak Rum olduklarını ispat etmemiz lazımdır' deniliyor. Lord Curzon da, 'Türkler yüzlerce yıl Avrupa'da kaldılar ve Avrupa'daki bütün belaların başı oldular. İstanbul Türk değildir. Yunanlıdır. Türkler oradan atılmalıdır' diyordu."

Oynanan oyunun, Türkiye'nin bir çok bölgesindeki Müslüman Türk unsurların, dinen müslüman yapılarak asimile edilen Rumlar, Ermeniler olduğu bilincinin yerleştirilerek, üzerinde yaşadığımız toprakların ayaklarımızın altından çekilip alınması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, sadece bu oyunu bozmakla kalmayıp Türkiye'yi bir kâinat devletine dönüştürmek için yola çıktıklarını belirtti.

Milletimizin ihtiyacı tahlil

"Bu kadar mali krizler içerisinde bunaldığınız halde, hatta üç beş kuruşa muhtaç olduğunuz halde nasıl kâinat devletinden bahsediyorsunuz?" sorularına muhatap olduklarını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "İnsanları ayakta tutan, milletleri istikbale hazırlayan, idealleri ve de gayeleridir. Sizin ideal ve gayeniz sonsuz olursa ufkunuz da o nispette geniş olur. Bakınız Oğuz Kağan, 'Gökkubbe çadırımız, güneş bayrağımızdır' diyor. Hem devlet hem bağımsızlık ufkunun bu derece engin olduğu bir ecdadın nesilleri olarak sizler küçücük bir coğrafya gibi basit bir devletin manalandırdığı manaya sığabilir misiniz? Bu derece kendimizi güçlü ve kuvvetli görmemiz, ama yolunu da hazırlamamız gerekir" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Haydar Baş, güçlü bir millet olarak ilanihaye ayakta kalmak ile kâinat devletine giden yolun güçlü bir devlet ve güçlü bir ordudan geçtiğini belirterek, "Bizim ordumuzun da kâinat ordusu olması şarttır ve boynumuza farzdır. Biz, parti olarak böyle bir dünyayı, böyle bir devleti, böyle bir orduyu hasretle bekleyen ve vücuda getirecek olan bir kadroyuz" dedi.

Büyük ideali olan millet ve devletlerin tarihinde şartlar gereği bir takım yanlış anlamaların olabileceğini, bunların tekrar tekrar gündeme getirilmesinin milletin birliğini, bekasını kendi elleriyle tehlikeye atmak demek olacağını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, Osmanlı İmparatorluğundan, Cumhuriyete geçiş dönemine geçişte yaşananların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek şöyle dedi:

"Cumhuriyet dönemine geçildiği tarihlerde, saltanatla cumhuriyet arasında elim bir mücadele yaşanmıştır. Bu doğrudur. Ama zaman içerisinde bazıları bunu cumhuriyetle din arasına girmiş bir karakedi olarak tefsir etmiş, sanki cumhuriyet dine karşı imiş imajını vererek bu mücadeleyi devam ettirmenin zaruri olduğuna inanmıştır. İşte biz bunun karşısındayız. Cumhuriyet bir rejimdir. Saltanatın zıdd-ı kâmilidir. Eğer o olmamış olsaydı Sarıtaş mahallesinde dünyaya gelen, saltanat ailesi ile hiç bir ilgisi alakası olmayan Haydar Baş bir genel başkan olamazdı. Sadece ben değil, aynı zihniyeti devam ettirip cumhuriyetle kavga edenler de genel başkan olamazlardı. Cumhuriyetimizin kurucusu olan merhum Atatürk'ün dilerseniz kim olduğunu bir kaç cümle ile ifade ederek bunların da bir uydurma ve bir balon olduğunu hep beraber ifade edelim ve öyle bir mühürleyelim ki artık milletimiz bu tip iddiaları duyduğu zaman, geriye dönsün, 'Allah size akıl versin' diye bir de dua etsin. Mustafa Kemal Atatürk şunları söylüyor:

'Ey millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz Hazretleri Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas ve kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur'an-ı Azimüşşandaki ayet-i kerimelerdir.'

'Bizim dinimiz en makul, en tabii dindir ve ancak bundan dolayı son din olmuştur.'

Saltanat, İslam değildir. Ama bu millet saltanatla İslam'a bin yıl gibi uzun bir süre hizmet etmiştir. Şimdi yemin ederim ki aynı millet, cumhuriyetimizle, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda yine binlerce yıl dinine hizmet edecektir. Onun için biz dindarız, ama fundamantalist değiliz. Kuvay-ı milliye proğramlarının ilkinde,Trabzon'da seslendirmiştim. Bu milletin askeri dinine sahiptir. Bu milletin askeri müslümandır. Amma senin niyetin devleti din yoluyla işgal edip, düzenini bozmak, milleti parçalamaksa Allah senin belanı verir. Haçlılarla kol kola girip din adına ülkeyi parçalamak isteyenlere bu millet asla müsaade etmeyecektir."

Karakteri bağımsızlık olan politika

Prof. Dr. Haydar Baş, konuşmasında bir dünya portresi çizerek, dünyanın, her ülkede uzantısı, temsilcisi olan bir "global güçler" olgusu ile karşı karşıya bulunduğunu, kim olduklarını ehlinin bildiği global güçlerin bütün dünyayı tasarrufları altına almak istediklerini, Türkiye'nin de bundan nasibini aldığını belirterek şunları söyledi: "Bizi idare eden siyasilerin benim kanaatime göre noksanlıkları samimiyetleri değil, bu güçlerden korkmaları ve beceriksiz olmalarıdır. Ama analar evlatlar doğurdu; onlara 'hodri meydan' diyecekler. Dünyanın şu milleti, bu milleti, şu devleti, bu devleti bizim hasmımız değildir. Biz bütün dünya devletleri ve milletleriyle menfaatlerimiz istikametinde işbirliği yapmaya her zaman varız. Ama biz, ülkemiz üzerinde hesapları olup, şu coğrafyadan bizi çıkartmak isteyen ve şark meselesi projesi etrafında 'hadi geldiğiniz yere gidin' demek isteyenlerin gözünü oymaya da varız. Siyasi zafiyetimizin başta gelen en büyük hususiyeti bu global güçlerin dediklerini sanki bir emr-i ilahi gibi kabul edip hayatımıza geçirmiş olmamızdır. Global güçlerin hedefleri tektir. Hedefleri, bütün dünyayı kendi coğrafyası haline getirip yeraltı ve yer üstü kaynaklarının tamamını elde etmektir. Bu, ABD'dir, bu Rusya'dır, bu Türkiye'dir, bu Avrupa'dır; onlar için hiç fark etmez. İşte bu cümleden olmak üzere biz, uzun zamandan beri bu hesabı bozamadık. Bunların bize önerdiği borç batağına saplandık. Her yıl bugünkü kur itibariyle aldığımız borçlara 55 katrilyon gibi bir faiz verme durumu ile karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. Türkiye'nin milli geliri 90 küsur katrilyon, aldığı borçlara ödediği faiz miktarı 55 katrilyon. Böyle bir ülkede vatandaşımızın aş bulması, iş bulması, huzur bulması hiç ama hiç mümkün değildir. Onun için dikkat ederseniz bizim siyasi irade sahibi insanlarımız, 'AB olmadan aşımız olmaz, işimiz olmaz' diyor. Biz ise, 'Avrupa olmadan hem aşımız olacak, hem ian bir parça olmak mecburiyetinde kalırsınız."

AB'ye de IMF'ye de hayır!

"AB'ye girelim" diyenlerin AB'nin ne olduğunu insanımıza anlatmadıklarını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bizi Kıbrıs'ta işgalci gördüğü, Ege'yşimiz olacak' diyoruz. Çünkü biz, bağımsız bir milletiz, bağımsız bir devletiz. Bağımsız yaşamayı karakter olarak hayatımıza geçirmiş bir milletiz. Eğer siz bağımsızlığınızdan taviz verirseniz o zaman bu dünyadi Yunan'a peşkeş çekmek istediği, İstanbul'da Vatikan modeli bir din devleti, Karadeniz'de bir Pontus için çalıştığı için AB'ye; bizi borç batağına saplayan tefeci bur kurum olduğu için de IMF'ye karşı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Haydar Baş, Kemal Derviş olayının özünü de, Türk bankalarına sendikasyon kredileri veren yabancı bankaların, sermayenin alacağını tahsil etmek için gönderilen bir tahsildar olarak niteleyerek, "Sayın Derviş geldi, yabancı bankaların alacağını sağlama bağladı. Devletten alarak bu bankalara borçlarını ödedi. Yani biz IMF'den bir tek kuruş yardım almadık. Bunu iyi bilesiniz" dedi.

Sosyal devlet hediyesi

BTP iktidarında hayata geçirilecek projeler hakkında da toplantıya katılanları bilgilendiren Prof. Dr. Haydar Baş, tarım, hayvancılık, ormancılık, denizcilik kesimine her türlü devlet desteğinin verileceğini; dünya piyasasında her kesimin ürününe Pazar aranacağını ve bulunacağını; tarım kesiminin, sanayicinin, KOBİ'lerin borç faizinin silineceğini; faiz denilen yükün milletin sırtından kaldırılacağını; toprağı olmayanlara toprak sağlanacağını; sanayici, KOBİ'lere, esnafa, nakliyecilere, üreten, projesi olan herkese faizsiz teşvik kredisi verileceğini; 100 milyarın altında geliri olandan bir tek kuruş vergi alınmayacağını; SSK, Bağ-kur borçlarının affedileceğini; artık bu milletin kırtasiyecilikle uğraşmayacağını; bu büyük milletin büyük işlerle uğraşacağını; memurdan, işçiden, emekliden vergi kesintisi yapılmayıp kesintilerin maaşlarına ekleneceğini; her doğan çocuğa maaş bağlanıp ailesine doğum ikramiyesi verileceğini; ev hanımları için emeklilik hakkı getirileceğini; bunun için 5 katrilyonluk kaynak ayıracaklarını; kimsesiz yaşlıların, özürlülerin, şehit ailelerinin yaşamlarını devlet garantisinde sürdüreceklerini; evsizlerin ev sahibi yapılacağını; üniversiteye girişlerin imtihansız olacağını; gençlere faizsiz evlenme kredisi tahsis edileceğini; dersane kadrolarının da lise, yüksek okul, üniversitelerde değerlendirileceğini; burs adet ve miktarının arttırılacağını; üniversite harçlarının kaldırılacağını; okuldan atılanların affedileceğini; kimsesiz yetim yavruların eğitimini devletin üstleneceğini; cezaevlerindekilerin eğitilip meslek sahibi yapılarak iş imkanına kavuşturulacağını; herkesin istisnasız sağlıklı ve kesintisiz bir sağlık hizmeti alacağını söyledi. "Sosyal devleti hayata geçirmek kolay değil. Milletim bana 550 vekili hediye edecek. Ben de Allah nasip ederse milletime sosyal devleti hediye edeceğim" diyen Prof. Dr. Haydar Baş, kaynak konusunun nasıl halledileceği sorularına cevap teşkil eden şu sözleri dile getirdi: "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşundan zamanımıza kadar, Mustafa Kemal Atatürk dönemi hariç, hiç kimse sosyal hayatı içeren devletin hizmet etme garantisini vermemiştir. Şimdi biz sosyal devlet projesini hayata geçireceğiz. Bazıları kaynağı soruyorlar. Ben 70 milyonluk Türkiye'yi değil 700 milyonluk Türkiye'yi doyururum. Seçimden 15 gün evvel, kaynaklarımızı, sadece Türk milletini değil dünyayı nasıl doyuracağımızı, nasıl kalkınacağımızı anlatacağım."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.