HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 13 AĞUSTOS 2022, CUMARTESİ

Bağımsız ve milli bir dış politika şart

03.09.2002 00:00:00
Bugün dünyada gelişmiş ülkeler ve onlara ait uluslararası şirketler, dünya pazarlarında tek hakim güç olma gayretindedir.

Bunu sağlayabilmenin yolunu, ulus devleti ortadan kaldırarak, parçalanmış, özerk ve küçük bölgelere ayrılmış devletleri oluşturmakta bulmuşlardır.

Küreselleşmeye bağlı olarak, ülkeler arasında ekonomik ve ticari ilişkilerde çok hızlı bir artış gözlenmekte; pek çok gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerin tek bir ülkeye aşırı derecede bağımlı hale getirilmesine çalışılmaktadır.

Ticari sahalardaki bağımlılık, neticede siyasi bağımlılığa dönüşmekte, istenen tavizler ulus-devletin parçalanması gayesine hizmet etmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün uyguladığı "Bağımsız Ekonomi Modeli" projesi, bu siyasi bağımlılık tuzağına düşmemek içindi.

Bugün dünyanın pek çok ülkesi bu tehlike ile karşı karşıyadır.

Türkiye'nin durumu da pek çok farklı değildir.

İthalatta bir ülkeye aşırı bağımlılık, zamanla ciddi sıkıntılara yol açabiliyor. İthalat, özellikle gaz ve petrol gibi temel ihtiyaç maddeleri alanındaysa, bunun siyasi sakıncaları daha açık biçimde ortaya çıkıyor.

Ülkemiz, 1997 yılı itibariyle 9,5 milyar metreküplük doğalgaz ithalatı ile Avrupa ülkeleri arasında 6. sırada geliyor.

Türkiye, boru hatlarıyla ithal ettiği doğalgazın tamamını Rusya'dan alıyor.

Sanayi ve ısıtma sahasında kullanılan bu doğalgazın geçtiği ülkelerde yaşanan bazı sorunlar, zaman zaman problem oluşturmaktadır.

Mavi Akım Projesi ile, Karadeniz'in altından döşenecek boru hattıyla gaz alım projesi, transit geçişleri azaltacağı için bazı problemleri halledecek olsa da yeterli değildir.

Tek kaynağa bağımlı olmak risktir.

Doğalgaz temin ettiğimiz ülkelerin çeşitli sebeplerden ihracatı kesebileceği asla hatırdan çıkarılmamalıdır.

Savunma sanayi ürünlerinin ithalinde de tek bir ülkeye ciddi manada bağımlılık, tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır.

Türkiye bunun acı bir örneğini Kıbrıs harekâtı sırasında yaşamıştır.

ABD'nin Türkiye'ye askeri yardımı ile ilgili olarak, ABD Başkanı Johnson, İnönü'ye yazdığı mektupta, "Bizden aldığınız silah ve malzemeleri iznimiz olmadan ve bizim göstereceğimiz yer dışında kullanamazsınız" deme cesaretini kendinde bulmuştur.

Türkiye 1974 harekâtından sonra, ABD'nin uyguladığı askeri ambargo döneminde ulusal savunma sanayiîni güçlendirme yoluna gitmiştir.

Savaş uçağı, denizaltı, zırhlı muharebe aracı yapabilen bir ülke konumuna gelmiştir.

Dış borç ve kalkınma projelerinin alınması da bu bağlamda, sonuçları siyasi bağımlılık ile neticelenecek taktiklerdir.

Devletin normal gelirleriyle ödenemeyecek boyuta ulaşan dış borçlar, borcu çevirme yolu ile dış siyasi baskılara ülkeyi açık hale getirmektedir.

Bugün Afrika'daki 33 ülkeden 20'sinin dış borçları ülkenin toplam ekonomik varlığından daha çoktur. Tüm ekonomi ve sosyal hayatının sektörlerini dış yardım sayesinde ayakta tutan Afrika ülkesi mevcuttur. Bu durum borçların ödenmesi için ısrar edildiği taktirde ve aynı anda borçların kesilmesiyle ekonomik açıdan çökme noktasına gelmektir.

Bu durumda zor durumda kalan devlet, yeni borçlar ile devleti ekonomik olarak ayakta tutmak için yeni taleplerde bulunacaktır.

Ülke artık her türlü tavizi kabule hazırdır. IMF gibi kuruluşların vazifesi de budur. Tek bir ülkeden veya tek bir kuruluştan alınan yardım kredileri o ülkeye aşırı bağlılığı, her sahadaki bağlılığı beraberinde getirmektedir.

Ülkeler dış yardımlarla öyle bir duruma getirilmektedir ki, Dünya Bankası'nın bir araştırmasına göre, bir ülkede ekonomik kriz atlatılsa bile, toplumun zarar gören fakir kesimi kendine gelememektedir.

Endonezya'da % 42, Tayland'da % 38 oranında reel ücretlerde eskiye oranla düşüşler dahi bu oranlar normal seviyelerine çıkarılamamaktadır.

Ekonomik içerikli IMF çözümlerinin, krizler genişledikçe siyasi bir nitelik kazandığı fark edilen bir hakikattir.

Çok sıkı istikrar paketlerinin, harfiyen yerine getirilmesi şartı ile verilen krediler de bu bağlamda değerlendirilmektedir.

Üretimi "0"layan, sanayiî yok eden, halkı adeta isyan noktasına taşıyan bu istikrar paketleri ile ülke ekonomisi alt-üst edilmektedir.

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, memuruna açlık sınırını aşacak oranda zammı bile, bu programa riayet zorunluluğu ile vermektedir.

Özetle, ekonomi, savunma, sanayi vs. sahaları kapsayarak kalkınmayı azaltan hatta yok eden, fakirliği arttıran bu programlar siyasi bağımlılığa zemin hazırlamaktadır.

Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler bu tür ticari ilişkilerle her sahada özellikle siyasi bağımlılık yoluyla içişlerinde yardım sağlayan ülkelere bağımlı hale getirilirken kendileri küresel sömürü düzenine karşı çok sıkı tedbirler almaktadır.

ABD eski Başkanı Clinton, "Gelişme yolundaki ülkeler ticaret duvarlarını indirirken, OECD üyesi 24 ülke kendi duvarlarını yükseltiyor" diyerek, az gelişmiş ülkelere oynanan bu oyunu ve süper güçlerin kendi sanayilerini korumak için aldıkları önlemleri ifade etmiştir.

Mesela, az gelişmiş ülkelerin ithal ürünlere karşı gümrükleri kaldırmaları tavsiye edilirken ABD, çelik tekstil vs. sahalarda çok ciddi kotalar ve gümrüklerle kendi iç piyasasını korumaktadır.

Bugün Türkiye, siyasi iradenin izlediği yanlış politikalar sebebiyle pek çok sahada ister istemez dışa bağımlı bir noktaya taşınmıştır.

Özellikle IMF'den alınan borç krediler, neticesinde ciddi siyasi tavizleri getirmiştir.

Osmanlı, 1854 yılında ilk dış borcu almasından sonra, 1876'da, bütçe gelirlerinin % 76.5'ini dış borca ayırdığı ve bu dış borç batağının Osmanlı'nın sonunu hazırladığı unutulmamalıdır.

Türkiye'de bugün toplanan vergilerin tamamı, iç ve dış borç faizlerine aktarılmaktadır.

Bu borçların yıllık faiz tutarı 45 katrilyona ulaşmıştır.

Osmanlı'ya oynanan tuzak, Türkiye'de de denenmektedir.

Yakın gelecekte, vaktinde ödenemeyecek borçlar için çok ağır tavizler sıradadır.

Sonuç olarak, tarım, sanayi, hayvancılık sahalarında istenen tavizlerle başlayan kıskaç neticesinde bütünlüğümüze mal olabilir.

Türkiye bu hassas noktaya doğru ilerlemektedir.

Bu nedenle Türkiye, dış politikalarına tekrar yön vermelidir.

En ufak bir bağımlılığı kaldıramayacak olan bu devlet, bağımsız ve milli bir dış politikayı bir an evvel hayata geçirmelidir.
 
Abdulkadir Baş / diğer yazıları
- Gerçekleri görebilmek / 05.11.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002
- AB çıkmaz sokak / 23.10.2002
- Türkiye'yi kemiren kurt: Faiz / 22.10.2002
- Güneş balçıkla sıvanmaz / 21.10.2002
- ABD gerçekten dost mu! / 20.10.2002
- Orduyu küçültme iddialarının perde arkası / 19.10.2002
- Denk bütçe için-II / 18.10.2002
- Denk bütçe için-1 / 17.10.2002
- 3 Kasım'ın favorisi bellidir / 16.10.2002
- AB'nin gerçek yüzü artık farkedilmelidir / 15.10.2002
- Dünden bugüne değişemeyen Ecevit / 14.10.2002
- Irak operasyonunun asıl hedefi / 13.10.2002
- AB çıkmaz sokak / 11.10.2002
- Millet, emaneti ehline teslim edecektir / 10.10.2002
- AB içinde Türkiye'nin yeri yoktur / 09.10.2002
- Irak operasyonu başlamadan durdurulmalı / 08.10.2002
- Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı yok / 05.10.2002
- Ulusal bütünlük gözardı edilemez / 04.10.2002
- Irak operasyonunun arka planı / 03.10.2002
- Azınlık vakıfları ve Lozan / 01.10.2002
- Türkiye'nin liderliğinde Ortadoğu / 30.09.2002
- Türkler Avrupalı olamaz / 29.09.2002
- Yeni vergi düzenlemesi / 28.09.2002
- Güç dengelerinde kilit ülke: Türkiye / 26.09.2002
- CHP IMF'nin güdümünde / 24.09.2002
- Türkiye'nin geleceğini BTP kuracaktır / 23.09.2002
- Modern sömürünün ekonomik ayağı: IMF / 21.09.2002
- Bağımsız enerji politikaları ve BTP / 20.09.2002
- Azerbaycan petrolleri ve Türkiye / 19.09.2002
- Irak operasyonu ve Türkiye'nin politikası / 18.09.2002
- Türkiye için AB yolu kapalı / 17.09.2002
- AB'ci partilerin seçim korkusu / 15.09.2002
- Atatürk'ün milli bütünlük politikasına dönüş şarttır / 14.09.2002
- Asıl mesele tam bağımsızlık / 13.09.2002
- Millet tercihini yaptı / 12.09.2002
- BTP'nin maden politikası ile kazanılacaklar / 11.09.2002
- Son umutları küskünler hareketi / 10.09.2002
- IMF'ci CHP 'boş' çıktı / 09.09.2002
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın tezi / 06.09.2002
- Bu nasıl halkçılık? / 05.09.2002
- Batı'nın gözü Türkî Cumhuriyetlerin üzerinde / 04.09.2002
- Bağımsız ve milli bir dış politika şart / 03.09.2002
- AB'den değil, milletten yana tavır alınmalı / 02.09.2002
- Kıbrıs'ta zor dönemeç / 01.09.2002
- Zafer Bayramı'nın anlamı / 31.08.2002
- IMF ve AB'cilerin BTP korkusu / 30.08.2002
- Gerçek Atatürkçüler / 29.08.2002
- Bu nasıl halkçılıktır ki... / 28.08.2002
- Gerçekten millete vekil olmak / 27.08.2002
- Siyasette kirlenme / 26.08.2002
- Türkiye, alternatifsiz değildir / 25.08.2002
- Eskilerden bıkan halk yeniye koşuyor / 24.08.2002
- Türkiye'nin stratejik derinliği / 23.08.2002
- Batı'nın yozlaşmış ahlakı / 22.08.2002
- MEB'nın attığı faydalı adım / 21.08.2002
- Türkiye'nin ufkunu değiştiren lider / 20.08.2002
- BTP milli bir harekettir / 19.08.2002
- Atatürk'ün hedefi / 18.08.2002
- BTP iktidara geliyor / 17.08.2002
- AB'ye karşı yükselen tek ses: Prof. Dr. Haydar Baş / 15.08.2002
- Batının fotoğrafı:Baskı, şiddet, kan / 14.08.2002
- Milletten uzak siyaset olur mu? / 13.08.2002
- Milletin son ve tek umudu: BTP / 11.08.2002
- BTP ve medyaya düşen görev / 10.08.2002
- Vatandaş kararını verdi: BTP / 09.08.2002
- AB'nin hedefi Kıbrıs / 08.08.2002
- Gücünü milletten alan parti: BTP / 07.08.2002
- Kilit ülke Türkiye / 06.08.2002
- "Önce insan" / 05.08.2002
- AB yasalarında milletin imzası yoktur! / 04.08.2002
- AB uyum paketinin hedefi: Toprak bütünlüğümüz / 03.08.2002
- Tam bağımsız ekonomi / 01.08.2002
- Sorumlular AB'nin gerçek yüzünü görmelidir! / 31.07.2002
- İktidara yürüyen BTP ve projeleri / 30.07.2002
- AB'nin Kıbrıs oyunu / 29.07.2002
- Gözün aydın Türkiyem / 28.07.2002

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

03.09.2001, 03.09.2000, 03.09.1999, 03.09.1998, 03.09.1997, 03.09.1996, 03.09.1995, 03.09.1994, 03.09.1993, 03.09.1992, 03.09.1991, 03.09.1990, 03.09.1989, 03.09.1988, 03.09.1987, 03.09.1986, 03.09.1985, 03.09.1984, 03.09.1983


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.