logo
28 EYLÜL 2026

Bahçeli: 'CHP zihniyetini ayıplıyorum'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Bahçeli, "Geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde TBMM'nin saygınlığına leke düşüren müfsit ve müflis CHP zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum" dedi  

17.02.2026 13:44:00
AA
 
Bahçeli: 'CHP zihniyetini ayıplıyorum'
Bahçeli: 'CHP zihniyetini ayıplıyorum'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, perşembe günü ramazan ayının ilk günü olduğunu anımsatarak, ramazan ayının önemine değindi.

İnsanlığın, maruz ve mahkum kaldığı belaların dallanıp budaklandığı bir dönemde nefis terbiyesine, kalp temizliğine, vicdan tefekkürüne, huzur tecellisine ihtiyacın olduğunu ifade eden Bahçeli, bu ihtiyaç halinin her geçen gün daha da aciliyet kazandığını söyledi.

İnsanlığın tehlikeli bir girdabın ortasında, çözümü gittikçe karmaşıklaşan girift bir bulmacanın odak noktasında olduğunu dile getiren Bahçeli, bir yanda süregelen kanlı çatışmalar, sonuçsuz çekişmeler, iç savaşlar, hakimiyet kavgaları, istikrarsız coğrafyalar, kutuplaşmış ülkeler, ekonomik zorluklar, zulüm ve adaletsizliklerin karanlık yüzü varken, diğer yanda mazlumların feryadı, gariplerin iç çekişi, masumların devamlı kamçılanan mağduriyetlerinin söz konusu olduğunu belirtti.

Gazze'de son yüzyılın en ağır insanlık suçunun işlendiğini vurgulayan Bahçeli, suçsuz günahsız sivil halkın çığlıklarının yeterince duyulmadığını, yeterince duyarlılık gösterilmediğini söyledi.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti en küçük nedamet hislerine sahip olmak şöyle dursun, insan hakları ihlaline, adalet ve hukuk inkarına zora dayalı şekilde devam etmiştir. Ramazan denilince akıllara ve gönüllere düşen sabırdır, şefkattir, samimiyettir, cömertliktir, merhamettir, duadır, hoşgörüdür, açı doyurup açıkta kalana el uzatmaktır ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır.

İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayri meşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah'ın da bir bildiği vardır ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir."

"Mezkur konferans, bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur"

İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarındaki hak iddiasının ve egemenlik kurma iştahının sonuçsuz kalmaya mahkum olduğunu vurgulayan Devlet Bahçeli, bu son gelişmelerin barışçıl arayışları gölgelediğini dile getirdi.

Bu durumun iki devletli çözüm iklimini de zehirlediğini söyleyen Bahçeli, uluslararası toplumdan Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmesi, bununla ilgili kararlı hamleler yapmasını istedi.

Ankara'dan dünyanın genel tablosuna baktıklarında ümitvar olacakları, memnuniyet duyacakları, yüreklere su serpecek bir aydınlık, bir arayış veya dört başı mamur bir amaç görmediklerini ifade eden Bahçeli, buna karşılık Türkiye'nin hem bölgesinde hem de küresel arenada "istikrar adası" gibi sivrildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin kesintisiz diplomatik atılımlarının ve ihtilafları diyalogla çözme çabalarının takdire layık olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Masada ve sahada aynı anda olabilmeyi başaran bir Türkiye'yle hepimizin iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir. Nerede bir sorun varsa Türkiye müessir bir şekilde oradadır. Komşu ülkelerin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile egemenlik haklarını herhangi bir tereddüde düşmeden savunan ve sahiplenen, barış, huzur ve istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi için fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınmayan bir Türkiye gerçeği hepimiz adına bir talihtir. Sadece insanımızın saadetine hizmetle kifayet etmeyen, dahası insanlığın selameti, bölgesel ve küresel istikrar adına gövdesini taşın altına koymayı göze almış bir Türkiye tarihimizin saklı kalan ülkülerini gururla takip ve temin gayretindedir."

Devlet Bahçeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın sancağının elbirliğiyle açıldığını, süper güç Türkiye'nin muktedir adımlarının duyulmaya başlandığını dile getirdi.

"ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasatında görüş ve fikir birliğinin tecelli etmesi samimi dileğimizdir." diyen Bahçeli, Türkiye'nin kuzeyi çalkalanırken, güneyinin de savaş ortamına sürüklenmesinin bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacağı, yaygın ve küresel bir çatışma halinin ortaya çıkacağı uyarısında bulundu.

Filistin Devleti ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, "1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti'nin kurulmasından başka tarihi, coğrafyayı, insan ve İslam vicdanını tatmin edecek ikinci bir seçenek yoktur." dedi.

Gazzeli mazlumlar başta olmak üzere, Türk-İslam aleminin ramazan ayını tebrik eden Bahçeli, bu ayda dayanışmanın, duyarlılığın, empatinin, yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermek gerektiğini vurguladı.

Bahçeli, "Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatımızla eşzamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız."

"Gavur Dağı'nın söyleyişiyle 'Hani benim püskevitim, çukulatam' demiştim"

Yıllar önce yaptığı bir konuşmayı hatırlatan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Anasının, babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim. Onların mahrumiyetini taa yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Memleketim olan Gavur Dağı'nın söyleyişiyle 'Hani benim püskevitim, çukulatam' demiştim. Şairin ifadesiyle çaresiz ve yalnızların, 'Gel diyecek kimsesi' olmayı hedeflemiştim. O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı. Ve ne üzücüdür ki bizim arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun, hata da insanlar içindir.

Bu ramazanda hep birlikte, sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki, onların dertlerine ortak olalım. Püskeviti olmayan çocukların çağrısını işitelim. Biz öylesine büyük bir medeniyetin, öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağrından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz. Bu sayede mazlumların göz pınarlarından süzülen yaşları sileriz. Küçücük yavruların soğuktan titreyen ellerinden tutarız. Gariplerin ümidi, çare arayanların sesi, darda kalanların nefesi oluruz."

Yemin töreninde yaşananlarla ilgili CHP'yi ayıpladı

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, partisinin ve Cumhur İttifakı'nın ahlaki ve soylu duruşunu muhafaza ettiği sürece Türkiye'nin yapamayacağı, başaramayacağı bir şeyin olmadığını belirtti.

Gözün gördüğü şeyden korkmaya gerek olmadığına, aldıkları risklerin hedefleriyle orantılı olduğuna dikkati çeken Bahçeli, süresi geçmiş tehlikelere karşı gıyabi kahramanlık taslayanların MHP'yi anlayıp anlatmasının mümkün olmadığını ifade etti.

Bahçeli, devlet ve millet dayanışmasıyla Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşanan "asrın felaketinin" göğüslendiğini, yaraların sarıldığını, umutların tazelendiğini, ocakların yeniden tüttüğünü dile getirerek, şöyle konuştu:

"Devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkanlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti de 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılan yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmış, nitekim her zorluğun üstesinden Allah'ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın İnşa Seferberliği kapsamında, 367 bin 995'i konut, 65 bin 672'si köy evi, 21 bin 690'ı iş yeri olmak suretiyle toplam 455 bin 357 bağımsız bölüm inşası tamamlanmış, hak sahibi vatandaşlarımıza da teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış. CHP ile bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir."

Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahının, "Yalana bin yalan katmanın adının siyaset" olamayacağını belirten Bahçeli, "Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır." dedi.

Bahçeli, konutlarına kavuşan hak sahipleri için "boş senet imzalatılıyor" demenin yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyan olduğunu söyleyerek, "CHP'nin işi gücü fitne fesattır. CHP'nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır." diye konuştu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin TBMM'deki yemin töreninde yaşanan arbedeye yönelik "ilkellik" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şiddet sahnelerini, anti demokratik muameleleri aziz milletimiz ibretle seyretmiştir. Gazi Meclis aciz meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer varsa merak edilen bir husus, yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. Muhalefetin, sahip olduğu imkanları kullanmaya yanaşmadan Meclis'i karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması, yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir?" 

Bahçeli, Meclis'i şov ve savaş alanına çevirmenin kimseye faydasının olmadığını belirterek, şunları söyledi:

"Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım? İstanbul'daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı? Maskeleriniz düştü, ipliğiniz pazara çıktı, foyanız ortalığa döküldü, anormal stres ve gerilim sebebinizin nedeni buna mı dayalı? Geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde TBMM'nin saygınlığına leke düşüren müfsit ve müflis CHP zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'yi ayrı ayrı tebrik ediyor, tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum."

"57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir"

MHP'nin kuruluşunun 57'nci yıl dönümünü 9 Şubat'ta kutladıklarını hatırlatan Bahçeli, "57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir. 57 yıl demek kahramanca ve kahırdan lütuf doğacağını bekleyen bir mücadele disipliniyle geçen koskoca bir ömür demektir." dedi.

Cumhur İttifakı ile kenetlenerek Türk milletini geleceğe taşımaya talip olduklarını belirten Bahçeli, bu sürecin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini, milletin duymak istediği cevaplara hazır olmak durumunda olduklarını dile getirdi.

Bahçeli, MHP'yi nasıl büyütecekleri, büyümenin getireceği ilave sorumlulukları nasıl taşıyacakları, değer-gerçek denkleminde fikir-politika dengesini nasıl oluşturacakları, günlük siyasete yönelirken sahip oldukları yüksek vizyonu nasıl muhafaza edeceklerine yönelik verilecek isabetli cevapların partisini başarıya taşıyacağını belirterek, "Büyük Türk devletinin bekasında, büyük Türk milletinin refahında, bölgemizin ve dünyanın barış ve huzurunda MHP, tıpkı bir zembereğin saatte oynadığı fonksiyonu siyaset mücadelesinde yerine getirecektir." diye konuştu.

Bunun bir ütopya olmadığını aktaran Bahçeli, "Bir kere başarmış olanın yeniden başarma ihtimalinin hiç yapmamış olana göre çok fazla olduğunu biliyoruz. Hedefimiz, döneminin şartlarında benzerlerini ecdadımızın sağladığı tarihi nizamın çağdaş bir terkibinden ibarettir. Büyük Atatürk'ün tanımladığı gibi 'Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.' Yeter ki bu cevheri işleyecek siyaset ustalığına ulaşabilelim. Biz, siyasetimizi ulaşamayacağımız hayaller üzerinden yapmıyoruz. Sebepleri sorgulamadan, sonuçları eleştirmenin bir anlamı olmadığına inanıyoruz." açıklamalarında bulundu.

Samimi gayretlerinin bir milletin yeni asırlara doğru yolculuğu için olduğunu bildiren Bahçeli, "Bu muazzam mücadelenin arkasında ise üç hilale büyük bir tutkuyla bağlanmış, mesaisini ve bütün ömrünü bu siyasete adamış, çoluk çocuğunun rızkını partisiyle bölüşmüş, eli yüreğinde, kulağı haberlerde, gözleri çakmak çakmak, yüzbinlerce kardeşimin alın teri, göz nuru, yüksek heyecanı ve ödenemez helal desteği vardır." dedi.

Bahçeli, sözlerini, "Başbuğ olup önümüze düşen, şehit olup gönlümüze düşen, taş duvarları medreseyle dönüştüren kahramanlar bugünümüzün asıl mimarlarıdır. Allah hepsinden ve hepinizden razı olsun diyorum. Ebediyete irtihal eden tüm dava ve ülkü arkadaşlarıma, aziz şehitlerimize ve kurucu Genel Başkanımız Başbuğ Alparslan Türkeş Bey'e Allah'tan gani gani rahmetler diliyorum." ifadeleriyle tamamladı.

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.