logo
22 MAYIS 2026

Bankaların TMSF'ye devri hataydı!

07.12.2011 00:00:00
TMSF Başkanı Şakir Ercan Gül, Türkiye ekonomisinin 2001'deki durumu itibariyle bakıldığında TMSF'ye banka devirlerinin olumlu etki yapmadığını belirtti

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Şakir Ercan Gül, 2001'de Türkiye'de bankaların TMSF'ye devredilmesinin hatalı yanları olduğunu söyledi. 2001'de Türkiye'de iki türlü mekanizmayla bankaların TMSF'ye intikal ettiğini hatırlatan Gül, şöyle devam etti: "Bir tanesi faaliyet izni kaldırılan bankaların mevduatlarını TMSF ödedi, ondan sonra bankaları tasfiyeye tabi tuttu. İkinci mekanizma da rehabilitasyon amacıyla bir bütün olarak hisseleri TMSF'ye intikal etti. Önemli sayıda banka TMSF'ye bu şekilde geldi. Baktığımızda teorik olarak ikisinin de anlamlılığı var. Gerekli şartlarda ikisine de ihtiyaç olabilir. Fakat Türkiye ekonomisinin o günkü durumu itibariyle baktığımızda, bir anlamda kamu kağıtlarının özel kağıtları ortadan kaldırdığı bir yapıda rehabilitasyon amacıyla TMSF'ye banka devirleri olumlu etki yapmamıştır. Bu çerçevede sigortalı mevduatın ödenip, geri kalan yapıyı tasfiyeye tabi tutmanın doğru olduğunu düşünüyoruz.''

Bankaların açıklarını devlet kapattıEğer bir banka değerli varlıklara sahipse, sadece likiditeden kaynaklanan sıkıntıları varsa bunu çözme yönteminin diğer mekanizmayla olabileceğini ifade eden Gül, şöyle konuştu: "Fakat biz bu ayırımı çok iyi yapmadan bu bankaları bir bütün halinde TMSF'ye intikal ettirdik. Dolayısıyla hisse sorumluluğu çerçevesinde TMSF ve devlet bu bankaların açıklarını kapatmak durumunda kaldı. O zaman sigortacılık fonksiyonunu yerine getirmek durumunda olan sigortacılığın çok ötesinde genel bir yüklenimle karşı karşıya kaldı. Dolayısıyla baktığımızda önemli bir bölümü hakim ortak istismarının olduğu bankalar açısından, diğer mekanizmayla yani doğrudan doğruya sigortalı mevduatın ödenip tasfiye mekanizmasıyla TMSF'ye devredilseydi daha doğru olurdu diye düşünüyorum. Yaşadığımız deneyim bize bunu gösterdi.''Şakir Ercan Gül, devletin offshore paralarını ödemiş olmasının TMSF'yi sorgulatır hale getireceğini belirtti.

Rüşvet iddiası davasında karar çıktı

Antalya'da denetime gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla tutuksuz yargılanan eski Antalya SGK İl Müdürü Selim E. ile SGK iş başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin davasında karar çıktı

22.05.2026 15:50:00
İhlas Haber Ajansı
Rüşvet iddiası davasında karar çıktı
Rüşvet iddiası davasında karar çıktı
Antalya'da denetime gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla tutuksuz yargılanan eski Antalya SGK İl Müdürü Selim E. ile SGK iş başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin davasında karar çıktı. Mahkeme heyeti, rüşvet suçunun teşebbüs aşamasında kaldığını dikkate alarak 3 sanık hakkında takdiri indirimle 2 yıl 11 ay hapis cezasına hükmetti.

Önceki celsede tahliye kararı verilmişti

Davanın önceki duruşmasında Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıklamış, sanıklar hakkında rüşvet teklifinin kabul edilmemesine ilişkin düzenleme kapsamında "rüşvete teşebbüs" suçundan ceza uygulanması yönünde görüş bildirmişti. Mütalaanın ardından mahkeme heyeti, tüm delillerin toplanmış olmasını dikkate alarak tutuklu sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar vermişti.

Sanıklar beraat talep etti

Mütalaaya karşı savunmaların alındığı duruşmada söz verilen sanık Murat Ayhan B., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Hiçbir şekilde rüşvet almadım, rüşvet anlaşması yapmadım. Suçsuz olduğumu biliyorum, beraatimi istiyorum" dedi. Sanık Erdoğan Ö. ise kamu görevini yerine getirirken menfaat çatışması bulunan kişilerin oluşturduğu sürecin içerisinde kaldığını savunarak, "Kamu görevimi yerine getirirken menfaat çatışması olan kişiler tarafından oluşturulan çatışmanın içerisinde kendimi buldum. Kimseyle rüşvet anlaşması yapmadım. Tapeler incelendiğinde herhangi bir konuşmam bulunmamaktadır. Beraatimi istiyorum" ifadelerini kullandı. Sanık Selim E. de savunmasında, "Suçsuzum, beraatimi istiyorum" diyerek beraat talebinde bulundu.

3 sanığa 2 yıl 11 ay hapis cezası

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuksuz yargılanan sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin "rüşvet almak" ve "rüşvete aracılık etmek" suçları kapsamında cezalandırılmasına hükmetti. Heyet, sanıklar hakkında önce 7 yıl hapis cezası verdi. Rüşvet suçunun tamamlanmayıp teşebbüs aşamasında kaldığını dikkate alan mahkeme, cezayı 3 yıl 6 aya indirdi. Ardından sanıklar hakkında takdiri indirim uygulayan heyet, 2 yıl 11 ay hapis cezasına hükmetti.

Mahkeme ayrıca kamu görevlisi olan Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B.'nin 1 yıl 5 ay 16 gün süreyle kamu görevinden uzaklaştırılmasına karar verdi. Karara karşı istinaf yolunun açık olduğu belirtildi.

Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor

Uzmanlar uyarıyor, günde 4 saatten fazla ekrana bakan çocukların problem çözme yeteneği azalıyor ve empati becerisi köreliyor

22.05.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor
Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor
Dijital teknolojilerin evlerin merkezine yerleşmesiyle birlikte, çocuk eğitiminde "ekran süresi" kavramı artık bir tercih olmaktan çıkıp ciddi bir sağlık ve eğitim krizine dönüştü.

Pedagoji ve nöroloji uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilen son araştırmalar, kontrolsüz ekran kullanımının çocukların bilişsel gelişimini kalıcı olarak değiştirdiğini ortaya koyuyor. Eğitim dünyası ise bu durumu "Ekran Oburluğu" olarak adlandırıyor.

Beyin gelişiminde "dijital" tehdit

Yapılan son nörolojik testler, uzun süre ekrana maruz kalan çocukların beyin yapısında dikkat çekici değişimler saptadı.

• Gri Madde Azalıyor: Planlama ve organize olma becerisini yöneten ön beyindeki gri madde yoğunluğu düşüyor.

• Empati Yeteneği Köreliyor: Yüz yüze iletişim kurmayan çocukların duygusal sinyalleri okuma becerisi zayıflıyor.

• Sabırsızlık Kronikleşiyor: Sürekli kaydırılan kısa videolar, çocuklarda dopamin eşiğini yükselterek normal hayattan sıkılma dürtüsü yaratıyor.

"Sınıflarda odaklanma süresi 4 dakikaya düştü"

Gazetemize konuşan İlkokul Eğitim Uzmanı Selen Kurt, sınıflardaki acı tabloyu şu sözlerle özetliyor:

"Çocuklar artık öğretmenlerini ya da kitapları 'yeterince hızlı' bulmuyor. Ekranda gördükleri o dinamik, saniyede bir değişen görsellere alışan bir zihin için durağan bir dersi dinlemek işkenceye dönüşüyor. Odaklanma süreleri bazı sınıflarda 4 dakikanın altına geriledi. Bu durum doğrudan akademik başarısızlığı ve okul kaygısını tetikliyor."

"Dijital emzik" kolaycılığı

Uzmanlar, ebeveynlerin çocukları sakinleştirmek veya yemek yedirmek için telefon ve tabletleri birer "dijital emzik" olarak kullanmasının uzun vadeli faturaları olduğuna dikkat çekiyor. Çocuk psikologları, erken yaşta kendi kendine sakinleşmeyi öğrenemeyen bireylerin, ilerleyen yaşlarda öfke kontrol problemi ve yoğun kaygı bozuklukları yaşadığını belirtiyor.

Ebeveynler için 3 altın kural

Pedagoglar, teknolojiyi tamamen yasaklamanın gerçekçi bir çözüm olmadığını, bunun yerine "bilinçli tüketim" alışkanlığı kazandırılması gerektiğini vurguluyor.

• 0-3 Yaş Sıfır Ekran: Bu yaş aralığında çocuğun zihni sadece fiziksel temas, oyuncak ve konuşma ile gelişir.

• 3-6 Yaş Sınırı: Günlük maksimum 45 dakika ve mutlaka ebeveyn eşliğinde, eğitici içerikler izlenmeli.

• Model Olma Kuralı: Eve gelen ebeveynin elinden telefon düşmüyorsa, çocuğa "kitap oku" demek sonuç vermez.

Eğitim platformları ve okullar, önümüzdeki dönemde müfredatlarına "Dijital Hijyen" dersleri eklemeye hazırlanıyor. Ancak uzmanların ortak görüşü net: En etkili filtre ve koruma, aile içinde atılan bilinçli adımlarla başlar.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi

Bu karar Türk siyasetine yöneliktir diyen BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, " İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın istiyor" dedi

22.05.2026 14:49:00
Haber Merkezi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi. Bu karar Türk siyasetine yöneliktir diyen BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, " İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın istiyor" dedi.
BTP Sözcüsü Önder'in açıklaması şöyle; "Mutlak butlan kararı siyaset tarihimize, hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir, bir ayıp olarak yerini almıştır. Bu karar sadece CHP'ye yönelik değil, Türk siyasetine yöneliktir. Bu nedenle her bir vatandaşımızı, her bir insanımızı ilgilendirmekte; demokrasiye ve hukuka inanan, demokrasi ve hukukun devam etmesi gerektiğini düşünen her vatandaşımıza bu anlamda görev düşmektedir.

"İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor"

İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. Kendi vesayetini kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın, kendi iktidarının devamını sağlayacak bir zemin bu ülkede oluşsun ama hiçbir şekilde kendi iktidarını tehdit eder hâle kimse gelemesin. Yıllarca bu ülkede vesayeti kırmak, vesayetle mücadele etmek iddiasıyla iktidara gelenler, iktidarda her seçim öncesi 'Vesayetle mücadele ediyoruz' diyerek milletten oy isteyenler maalesef bugün kendi vesayetlerini kuruyorlar. En büyük kentin belediye başkanını ve aynı zamanda ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayını ve yine birçok seçilmiş belediye başkanını tutukladılar. Açtıkları soruşturmalarla, belediye başkanları üzerine oluşturdukları baskılarla birlikte transferler yapılıyor. İsteniyor ki kendilerinin kontrolünün dışında bir güç bu ülkede olmasın.

"Millet bu prangayı kırar"

Bu tümüyle iktidar vesayetidir. Bu tümüyle millet iradesine vurulan bir prangadır. Millet bu prangayı kırar. Geçmişte kırdığı gibi buna müsaade etmez. Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararıyla millet iradesine pranga vurulabildi mi? E-muhtıra yayımlanmıştı yine aynı dönemde. Millet iradesine pranga vurulabildi mi? Ne oldu? O dönemde yüzde 25'lere düşen AK Parti oyu, bu müdahalelerle birlikte yüzde 42'ye çıktı ve daha güçlü bir şekilde AK Parti'nin tekrar iktidar olması gerçekleşti. Bugün de aynı şekilde mahkeme koridorlarında, yargı eliyle siyasete müdahale edip ana muhalefet partisini ve onun üzerinden Türkiye'de muhalefeti ve siyaseti şekillendirmeye çalışanların oyunu tutmayacak çünkü bu oyunu millet bozup atacaktır. Millet bu prangaları kırıp atacaktır.

"CHP yönetimi millete sığınmalıdır"

CHP'nin Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve CHP yönetimi millete sığınmalıdır, millete dönmelidir, millet de güç birliği yapmalıdır. Millet iradesinin üstünde hiçbir irade yoktur. Bu düğümü millet çözer. Bu oyunu millet bozar. Bu prangaları ancak millet kırar. Bu anlamda CHP kimliğini taşıyan ama bu oyunların aparatı hâline gelmiş, bu oyunun bir parçası hâline gelmiş kişilere —bu milletvekili olabilir, eski genel başkanlar olabilir, başka isimler, siyasetçiler olabilir— tavsiyemiz, onların kavga etmeleri değildir. Tavsiyemiz, daha önceden de defalarca ifade ettiğimiz üzere, bu hukuksuzluğa, bu demokrasi ayıbına karşı çıkan; bu ülkenin demokrasi ve hukuk zeminine bir an önce dönmesi gerektiğine inanan bütün siyasi partilerle beraber olunmasıdır. Bu yetmez, sivil toplum örgütleriyle beraber olunmalıdır. Yetmez; barolar gibi meslek kuruluşlarıyla beraber olunmalıdır. Hukuk ve demokrasiye inanan bütün muhalefeti CHP yönetimi organize etmeli ve demokrasi ve hukuk yolunda yürümeye devam etmelidir. Burada iktidarla birlikte hareket eden ya da iktidarın oyununun parçası hâline gelmiş olanlarla uğraşmaya, onlarla kavga etmeye hiç gerek yok. Milletle beraber yol yürünmelidir. Millet bu oyunu bozacak ve bu yeni vesayet kurma çalışmaları, iktidar vesayetini oluşturma gayretleri boşa çıkacaktır."

BTP Sözcüsü Lütfullah Önder'in açıklamasını izleyin:

Gurbetçi sezonu erken başladı

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Kurban Bayramı tatili için Türkiye'ye gelişleri başladı. Gurbetçiler, uzun yolculukların ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yurda giriş yapmanın mutluluğunu yaşadı

22.05.2026 11:26:00 / Güncelleme: 22.05.2026 11:31:07
Anadolu Ajansı
Gurbetçi sezonu erken başladı
Gurbetçi sezonu erken başladı

Avrupa'nın farklı ülkelerinden yola çıkan gurbetçiler, sınır kapısındaki işlemlerinin ardından memleketlerine gitmek üzere yola çıktı.

Kurban Bayramı dolayısıyla bu yıl gurbetçi sezonunun erken başladığı gözlendi.

Almanya'dan ailesiyle birlikte gelen Arkın Fil, Kurban Bayramı'nın yanı sıra yeğeninin düğünü için Türkiye'ye geldiklerini söyledi.

Tatili İstanbul'da geçireceklerini belirten Fil, "Bu bayram bizim için çifte bayram. Hem yeğenimin düğünü hem de Kurban Bayramı var. Bayramı sevdiklerimizle birlikte geçireceğiz. Henüz sınır kapısını geçmeden bayrağı görünce büyük bir gurur yaşıyoruz. Her gurbetçinin gözü yaşarıyor diyebiliriz. Özlem içerisindeyiz, vatanımızı seviyoruz." diye konuştu.

Avusturya'dan gelen Kenan Eyvazo da Kurban Bayramı tatili için Türkiye'ye geldiğini dile getirerek, bayramı Kayseri'de geçireceğini anlattı.

Türkiye'yi çok özlediğini belirten Eyvazo, "Vatanımız dünyada bir numara. Kayseri de öyle biliyorsunuz, sucuğumuz, pastırmamız, mantımız ağzınıza layık. Torunlarım var, akrabalarımız var, onları göreceğim." ifadelerini kullandı.

Bayram boyunca akraba ziyaretleri yapacağını söyleyen Eyvazo, tüm İslam aleminin Kurban Bayramı'nı kutladı. 

MHP Genel Başkanı Bahçeli'den "mutlak butlan" açıklaması

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı köklü kurumu incitmemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir" ifadesini kullandı

22.05.2026 11:20:00
AA
MHP Genel Başkanı Bahçeli'den "mutlak butlan" açıklaması
MHP Genel Başkanı Bahçeli'den "mutlak butlan" açıklaması
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı köklü kurumu incitmemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir" ifadesini kullandı.

Bahçeli, "mutlak butlan" davasında çıkan karara ilişkin CNN Türk'e açıklama yaptı.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesinin CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında, "mutlak butlan" kararı verdiğini hatırlatan Bahçeli, "Bu karar, söz konusu kurultayın baştan itibaren hukuken geçersiz sayılması anlamına gelmektedir. Mahkeme ayrıca bu kurultay sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu süreçte alınan kararların da hükümsüz olduğuna hükmetmiştir." açıklamasında bulundu.

Bahçeli, karar kapsamında Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin de tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Mahkeme, kurultay öncesindeki yönetimin, yani Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki parti organlarının, karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmesine hükmetmiştir. Kararın YSK'ye, ilgili seçim kurullarına ve Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın en önemli sonucu, CHP'de hukuki ve fiili yönetim yetkisi konusunda ciddi bir belirsizlik yaratmasıdır. Karar taraflara tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz başvurusu yapılabilecektir. Nitekim, gerekli itirazın yapıldığı açıklanmıştır. Kamuoyunun bildiği üzere 4-5 Kasım 2023 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Olağan Kurultayı gerçekleşmiş, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Sayın Özgür Özel Cumhuriyet Halk Partisinde genel başkanlık için demokratik bir yarışa girmişlerdir. Sayın Özgür Özel'in Genel Başkan olarak seçildiği kurultay, usulsüzlük iddialarıyla ve iptal talebiyle bazı CHP delegeleri tarafından mahkemeye taşınmıştır. 21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi söz konusu kurultaya dair usulsüzlük iddialarının sübut bulduğu gerekçesiyle mutlak butlan kararına hükmetmiş; karar kesinleşinceye kadar Özgür Özel ve yönetimi tedbiren görevinden uzaklaştırılmış, eski genel başkan sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi karar kesinleşinceye kadar göreve iade edilmiştir."

"Geldiğimiz noktada haklılığımız ortaya çıkmıştır"
Partisinin 5 Mayıs'taki TBMM Grup Toplantısı sonrasında CHP'nin "mutlak butlan" davası hakkında görüşlerini soran gazetecilere, "CHP, Cumhuriyet'in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi bir kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veya farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz." yanıtını verdiğini hatırlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geldiğimiz noktada haklılığımız ortaya çıkmıştır. Bize göre meseleyi soğukkanlılıkla, hukuka uygun hareket etmekle, sorumluluk bilinciyle değerlendirmek, CHP'nin tarihi ve kurumsal kimliğini geleceğe taşıma iradesiyle hareket etmek en sağlıklı yol olacaktır. Bilindiği gibi CHP Kurultayı'nda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Sayın Özgür Özel Cumhuriyet Halk Partisi'nde genel başkanlık için demokratik bir yarışa girdiler. O günkü şartlarda kongrede CHP delegelerinin iradesinin Sayın Özgür Özel'den yana olduğu seçim kurulu tarafından ilan edilmiş ve Sayın Özel CHP Genel Başkanı seçilmiştir. Kongrenin ardından ise delegeler üzerinde yapılan usulsüzlükler nedeniyle kongrenin iptal edilmesi yönünde dava açılmıştır. Kongrenin yok sayılması talebiyle açılan dava, 21 Mayıs günü neticelenmiş ve söz konusu büyük kongre, iddia olunan usulsüzlüklerin sübut bulduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Mahkeme kararıyla, iddia olunduğu gibi Sayın Kılıçdaroğlu'nun haksızlığa uğradığı kabul edilmiş, mahkeme kararıyla tescil edilmiştir. Bu noktada yargı kararını tanımıyoruz gibi çıkışlar boşunadır ve de gereksizdir.

Direnmek yerine, Türk siyasi hayatının asırlık çınarı olan CHP kurumsal kimliğini korumak herkes için esas olmalıdır. Bunun için öncelikle tarafların sağduyu ile CHP ortak paydasında buluşmak, parçalanmamak, ufalanmamak ve savrulmamak iradesi ile hareket etmesi gerekmektedir. Etrafımızın ateş çemberi olduğu bir ahvalde aynı zamanda da 'Terörsüz Türkiye' iradesinin vücut bulduğu iklimde toplumsal hareketliliğe CHP üzerinden yönelme girişimlerine fırsat vermemek elzemdir. CHP farklı amaçlarla kullanılmaya müsait hale getirilmemeli, o halde bırakılmamalıdır. Bu çerçevede CHP'de ortak akıl egemen hale gelmelidir."

Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğine vurgu yapan Bahçeli, "Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP'nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir. Bu sonuç hem CHP'nin hem de ülkemizin yararına olacaktır. Aynı zamanda da bu tarihi sorumlulukla Sayın Kılıçdaroğlu hem CHP kurumsal kimliğinin hem de CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarımızın gönlünde müstesna bir yer edinecektir." değerlendirmesinde bulundu.

"Telafisi imkansız yaralar açabilecektir"
Devlet Bahçeli, Türk siyasetinde kurumsallaşmanın, toplumsal istikrarın, siyasi uzlaşmanın ve milli dayanışmanın en önemli parçası olduğuna vurgu yaparak, "Etrafımızın ateş çemberiyle sarıldığı bu atmosferde siyasi kaosa sebebiyet verecek güç kavgaları, hizip çatışmaları, parçalanmalar, ufalanmalar hem siyasete hem de demokrasinin güçlenmesine sekte vuracaktır. CHP üzerinden bu yollara girişilmesi ise telafisi imkansız yaralar açabilecektir." ifadesini kullandı.

Geçmişte yaşanan bu tür olayların yarattığı travmaların Türk siyasi hafızasında saklı olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bu bağlamda, Sayın Kılıçdaroğlu'nun alacağı bu karar, istikrar ve CHP'nin birlikteliği açısından daha hayırlı olacaktır. Karar sonrası Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve Sayın Özgür Özel'in yaptığı açıklamalar birlik çerçevesindedir. Ancak bunun CHP ortak iradesine dönüştürülmesi bu çabaları yapıcı kılacaktır. Temennimiz kalabalıklar oluşturarak karşılıklı meydan okumalar yerine her iki genel başkanın bir araya gelerek kanunların, parti tüzüğünün ve mahkeme kararının verdiği imkan çerçevesinde gerekli fedakarlıkları göstermek suretiyle CHP menfaatlerini esas alan ortak bir yol bulmalarıdır. Bunu da geciktirmeden, toplumsal veya parti içi bir karışıklığa yol açmadan yapmalarıdır. Unutulmamalı ki; CHP'nin kurumsal kimliğine, mirasına ve tabanına karşı ihanet noktasına evrilebilecek bir tavır CHP'ye hizmet etmiş insanlar için ağır bir yük olacaktır. Bu aşamada tek yol uzlaşmak; uzlaşmanın temel unsuru da tahriklerden kaçınmak, feragat ve sorumluluk duygusuyla hareket etmektir."

Bahçeli, Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğuna vurgu yaparak, "Türkiye, güçlü bir siyasi kültüre sahiptir. Anayasamıza göre yargı tarafsız ve bağımsızdır. Türkiye hepimizindir. Bu anlayışla, kurallar ve kurumlar çerçevesinde, sağduyuyla, birlik ve dayanışmayla hareket edilmesi ve CHP'nin geleceğinde uzlaşılması en hayırlı yol olacaktır." diye konuştu.

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’den “itibarsızlaştırma” tepkisi!

Tutukluluğunun 330. gününde hakkında iddianame düzenlenen tutuklu Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün bir açıklama yaptı

22.05.2026 11:10:00
Haber Merkezi
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’den “itibarsızlaştırma” tepkisi!
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’den “itibarsızlaştırma” tepkisi!
Tutukluluğunun 330. gününde hakkında iddianame düzenlenen tutuklu Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün bir açıklama yaptı. Hayatı boyunca veremeyeceği hiçbir hesabının olmadığını vurgulayan Akgün, "Görev yaptığım süre boyunca attığım her adımın, aldığım her kararın arkasındayım. Tüm görev ve sorumluluklarımı; hukuka, kamu yararına ve milletimize karşı taşıdığım sorumluluk bilinciyle yerine getirdim. Bugün yürütülen dezenformasyon kampanyalarının amacı hakikati ortaya çıkarmak değil; kamuoyu nezdinde bir itibarsızlaştırma zemini oluşturmaktır" dedi.

Hasan Akgün'ün Silivri'deki Marmara Cezaevi'nden avukatları aracılığıyla yaptığı açıklama şöyle:

"Son günlerde, tutukluluğumun birinci yılında tarafıma sunulan iddianame üzerinden kamuoyuna servis edilen bazı haber ve değerlendirmelerin; hukuki gerçekleri aktarmaktan çok, şahsım hakkında peşin hüküm oluşturmayı amaçlayan organize bir algı çalışmasına dönüştüğü açıkça görülmektedir.

Henüz yargılama süreci başlamamış, savunma makamının beyanları dahi ortaya konulmamışken; dosya içeriğinin çarpıtılarak kamuoyuna servis edilmesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi, Anayasa'nın güvence altına aldığı masumiyet karinesinin de açık ihlalidir. Yargının görev alanına giren bir sürecin medya manşetleri üzerinden şekillendirilmeye çalışılması; adalete değil, doğrudan kamu vicdanına zarar vermektedir.

"Veremeyeceğim hesabım yoktur"
Şunu açıkça ifade etmek isterim: Hayatım boyunca veremeyeceğim hiçbir hesabım olmadı. Görev yaptığım süre boyunca attığım her adımın, aldığım her kararın arkasındayım. Tüm görev ve sorumluluklarımı; hukuka, kamu yararına ve milletimize karşı taşıdığım sorumluluk bilinciyle yerine getirdim.

Bugün yürütülen dezenformasyon kampanyalarının amacı hakikati ortaya çıkarmak değil; kamuoyu nezdinde bir itibarsızlaştırma zemini oluşturmaktır. Ancak gerçekler; manipülatif manşetlerle değil, bağımsız mahkemeler önünde, somut deliller ve hukuk kuralları çerçevesinde ortaya çıkacaktır.

"İrademiz dimdik ayaktadır"
Ben hukuka da milletimizin vicdanına da güveniyorum. Çünkü hakikat, ne kadar üzeri örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, er ya da geç ortaya çıkar. Hiç kimsenin şüphesi olmasın; başımız dik, vicdanımız rahat, irademiz ise dimdik ayaktadır.

Basın açıklamaları, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları ve diğer iletişim mecraları üzerinden şahsıma yönelik yürütülen gerçeğe aykırı, manipülatif ve itibar zedeleyici karalama girişimlerine karşı; tüm hukuki ve cezai haklarımı sonuna kadar kullanacağımı kamuoyuna saygıyla bildiririm.

Dr. Hasan Akgün. Büyükçekmece Belediye Başkanı / Silivri"

Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı

Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli daha tutuklandı

22.05.2026 08:00:00
AA
Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı
Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında "rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından gözaltına alınan 3 şüphelinin daha emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürüldü.

Savcılıkta ifadeleri alınan şüpheliler Cevdet Çalı, Bülent Karakaş ve İlker Uluer tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

Sulh ceza hakimliği şüphelilerin tutuklanmasına karar verdi.

Başsavcılığın açıklaması

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, başsavcılık koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturma yürütüldüğü belirtilmişti.

Açıklamada, soruşturma kapsamında, "rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından aralarında eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı ile Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesinin de bulunduğu 5 şüphelinin gözaltına alındığı ifade edilmişti.

Şüphelilerin ikametlerinde ve makam odalarında gerçekleştirilen aramalarda, kullanımlarında bulunan çok sayıda dijital materyale ve suçtan elde edildiği değerlendirilen 90 bin dolar ve 5 bin avroya el konulduğu belirtilmişti.

Açıklamada şüphelilerin isimleri şöyle sıralanmıştı:

"Eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Cevdet Çalı, Beşiktaş Belediyesi Personel Hizmetleri Yöneticisi Bülent Karakaş, Sarbel Organizasyon Büro İşçisi Özlem Demir Karakaş, Eski Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis Üyesi Oylum Işık, Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis Üyesi İlker Uluer."

Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüpheliler Nazire Oylum Işık ve Özlem Demir Karakaş tutuklanmıştı. 

Dörtyol'da sağanak yağışta yollar göle dönerken, hayvan pazarını sel vurdu

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde etkili olan yağışlı havayla birlikte caddeler göle dönerken hayvan pazarını su bastı. Hayvanlarını can havliyle kurtaran esnaf, bazı hayvanların sel sularında telef olduğunu söyledi

22.05.2026 07:30:00
İHA
Dörtyol'da sağanak yağışta yollar göle dönerken, hayvan pazarını sel vurdu
Dörtyol'da sağanak yağışta yollar göle dönerken, hayvan pazarını sel vurdu
Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay'ın kıyı ilçelerinde, akşam saatlerinde şiddetli yağış etkili oldu. Dörtyol ilçesinde yağışla birlikte caddeler göle döndü ve Kurban Bayramı için kurulan hayvan pazarını su bastı.

Su basan pazardaki hayvanlar, üreticiler tarafından kurtarıldı. Bölgede yağışların yıkıma ve afete yol açtığını ifade eden Utku Kartal, kent genelinde yağışın aralıklarla etkili olduğunu söyledi.



Hayvanların ve yemlerin telef olduğunu belirten bir üretici, "Burası Dörtyol hayvan pazarı. Yağışla birlikte hayvanlarımız ve yemlerimiz telef oldu. Hayvanlarımıza verecek yemimiz bile kalmadı ve mağdur durumdayız" dedi. Derenin taşmasıyla çadırların su içinde kaldığını ifade eden Mehmet Yılmaz ise "Dere taştı, çadırlarımız su içerisinde. Hayvanlarımızı kendi imkanlarımızla kurtardık. Zararımız, ziyanımız sabah belli olacak" dedi.

Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 6 kişinin yaralandığı kozmetik fabrikasındaki yangına ilişkin, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 1'i firari 16 sanığın yargılanmasına devam edildi

22.05.2026 07:00:00
AA
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü

Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları yer aldı.

Firariyken önceki gün duruşmaya gelerek ifade verdikten sonra tutuklanan sanık Abdurrahman Bayat, savunmasında tutuklu sanıklardan Ali Osman Akat'ı, ağabeyi Ç. Akat'ın yanında bir dönem çalışması nedeniyle tanıdığını söyledi.

Bayat, olay günü kendisini avukat olduğunu bildiği "Yağız" isimli kişinin arayarak Ç. Akat'ın bir yakınının fabrikasında kaza olduğunu söyleyip Çengelköy'deki fabrikaya gitmesini istediğini kaydetti.

Fabrikaya gittiğinde tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali ve kardeşi İsmail Oransal'ı gördüğünü belirten Bayat, "Bir araç gelip bu 2 kişiyi alıp gitti. Yaklaşık 15 dakika sonra Ali Osman Akat beni arayarak arızalı bir aracı İstanbul'a götürmemi istedi. Ben de güvenlik görevlisinden çekici bulması için yardım istedim. Aracı çekiciye yükledikten sonra kendi aracımla evime döndüm." dedi.

Bayat, olaydan 2 gün sonra yanına gittiği tamircinin polis tarafından ifadeye çağrıldığını, daha sonra kendisini arayarak olayda adının geçtiğini söylemesi üzerine korktuğunu ifade etti.

Mahkeme başkanının, "Olayın üzerinden yaklaşık 6 ay geçti, teslim olmak yeni mi aklına geldi'" sorusuna Bayat, korktuğu için teslim olamadığı yanıtını verdi.

Bayat, GSM hattından İsmail ve Altay Ali Oransal'ın gözaltına alındığı Tekirdağ'ın Marmara Ereğlisi ilçesinden baz sinyali alındığı yönündeki tespiti kabul etmeyerek, sanıklarla söz konusu yere gitmediğini iddia etti.

Mali müşavir tanık olarak dinlenildi

Duruşmada, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'nde (SEGBİS) yaşanan teknik sorun nedeniyle önceki celse ifadesi yarım kalan Ravive Kozmetik şirketine hizmet sağlayan mali müşavir M.Ç'nin beyanı alındı.

M.Ç, şirketler arasındaki işbirliği ve sözleşmelerin normal şartlarda kendisine gönderilmesinin gerekmediğini belirterek, son 2 yılda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin herhangi bir fatura görmediğini, bu hizmetin alındığını ise sonradan öğrendiğini söyledi.

Müşteki avukatları, M.Ç'ye tutuklu sanıklardan İsmail Oransal'a banka hesabından birden fazla kez borç para göndermesi hususunu sordu. Bir kısım sanık avukatları da bu sorunun, CMK'nin ilgili maddelerine aykırı olduğunu aktardı.

Bunun üzerine duruşma salonunda taraf avukatları arasında sözlü tartışma yaşandı. Mahkeme başkanı, müdahale ederek tartışmayı sonlandırdı.

Yangına ilişkin hazırlatılan rapor mahkemeye sunuldu

Bir kısım sanık vekillerince hazırlatılan ve yangın uzmanı A.S'nin de aralarında bulunduğu 3 kişilik heyetin yangına ilişkin oluşturduğu rapor da mahkemeye sunuldu.

A.S, olaydan sonra arkadaşlarıyla bölgeye gittiklerinde ortada bir yapı kalmadığını gördüklerini belirterek, bu nedenle dosyadaki ifade, bilgi ve belgeler doğrultusunda değerlendirme yaptıklarını anlattı.

Maktullerden Tuncay Yıldız'ın, B sınıfı kimyasalı karıştırmak için kullandığı mikseri yere koyduğu sırada oluşan kıvılcımın parlamayı tetiklemiş olabileceğini ifade eden A.S, gerekli önlemler alınsa dahi parlama riskinin tamamen ortadan kaldırılamayacağını ancak minimum seviyeye indirilebileceğini dile getirdi.

Müşteki avukatları ise raporda, Yıldız'ın "olası kastla hareket ettiği" yönünde değerlendirme yapılmasına tepki göstererek, bilirkişiler hakkında disiplin soruşturması başlatılması için ilgili kuruma başvuracaklarını kaydetti.

"En ağır cezayı almalarını talep ediyorum"

İfade, bilgi ve gelen belgelere ilişkin görüşleri sorulan maktul Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut, ablasının fabrikanın elektrik hattında sorun olduğunu kendisine söylediğini belirtti.

Yangından yaralı kurtulan işçilerden Ayten Aras ise olay günü mikserin çalışmadığını ifade ederek, o gün fabrikaya kolonya getirildiğini kaydetti.

Yangının elektrikten kaynaklı çıktığı görüşünü dile getiren Aras, "Çay yapmak için fişi prize taktığımızda sigorta atıyordu. Kablolar yerdeydi. Bu şekilde çalışıyorduk. Yangın merdiveni, tüpü yoktu. Bir kapı vardı, hapishane gibi sabah bizi kilitliyorlardı, akşam kapıyı açıyorlardı. Arkadaşlarım aç ve susuz öldüler. En ağır cezayı almalarını talep ediyorum." diye konuştu.

Diğer maktul yakınları da sanıklardan şikayetçi olduklarını söyledi.

Taraf avukatlarının beyanlarının ardından mütalaasını sunan cumhuriyet savcısı, ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkililerinden Aleyna Oransal'ın tahliyesini, diğer sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti.

Söz verilen sanıklar, haklarında aleyhe olan hususları reddederek, tahliyelerini istedi.

Mahkeme heyeti, Aleyna Oransal'ın yakın zamanda doğum yapacak olması dolayısıyla hakkında konutu terk etmeme tedbiri uygulanmasına, Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) sorumlu müdürü Ünal Aslan ve fabrika binasının eski sahibi Güven Demirbaş'ın mevcut delil durumu, tutuklu kaldıkları süre, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini göz önüne alarak yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyelerine, diğer tutuklu 5 sanığın bu hallerinin devamına karar verdi.

Heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasına hükmederek, verilen aralarla yaklaşık 11 saat süren duruşmayı 21 Temmuz'a erteledi.

Olay ve ceza istemleri

Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki bir kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025'te çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17) ile kuzeni Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31) ve Şengül Yılmaz (59) hayatını kaybetmiş, 7 kişi yaralanmıştı. Kocaeli Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Tuncay Yıldız da 15 Kasım'da yaşamını yitirmişti.

Soruşturma kapsamında, aralarında iş yeri sahiplerinin de bulunduğu 7 kişi tutuklanmış, Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T, Zabıta Müdürü N.B, zabıta personeli C.T, Ö.K. ve T.İ. görevden uzaklaştırılmış, fabrika sahiplerinden olan ve tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Kurtuluş Oransal, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

Bilirkişi raporunda, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sahada etkin şekilde yerine getirmediği belirlenen Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) sorumlu müdürü Ünal Aslan, 3 Aralık'ta, yapıyı yangın güvenliği açısından eksik ve tehlikeli durumda kiraya verdiği ve bu nedenle "tali ağır kusurlu" olduğu değerlendirilen fabrika binasının eski sahibi Güven Demirbaş da 4 Aralık'ta tutuklanmıştı.

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 97 sayfalık iddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali ve kardeşi İsmail Oransal ile ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "olası kastla mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 5 ay 10 günden 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Olayın yaşandığı fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren Küresel OSGB firmasının işletmecisi firari Ü.Ç, sorumlu müdürü tutuklu Ünal Aslan ile iş güvenliği uzmanları M.D. ve S.Ç, fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven Demirbaş, binayı satın alan şirketin yetkilileri C.Ö.Y, Ö.Y. ve Ö.Y'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması istenilen iddianamede, kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuklu şüpheliler Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü ile tutuksuz Ö.A. ve Abdurrahman Bayat için "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

Yaralı Küresel Sumud Filosu aktivistleri İstanbul'da tedavi altına alındı

İsrail'in uluslararası sularda alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'nda yer alan yaralı aktivistler tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldı

22.05.2026 06:00:00
AA
Yaralı Küresel Sumud Filosu aktivistleri İstanbul'da tedavi altına alındı
Yaralı Küresel Sumud Filosu aktivistleri İstanbul'da tedavi altına alındı

Türk Hava Yollarına (THY) ait 3 uçakla İstanbul Havalimanı'na getirilen aktivistlerden bazılarının yaralı olduğu belirlendi.

Uygulanan şiddet nedeniyle kaburgalarında kırık ve çatlak oluşan, elektroşok işkencesi sebebiyle vücutlarında yaralar meydana gelen aktivistler, tedavi edilmek üzere ambulanslarla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne götürüldü.

Diğer aktivistler ise sağlık muayenesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.

Yaralanan aktivistlere ilişkin detaylı raporun Adli Tıp Kurumu'nda yapılacak incelemenin ardından hazırlanacağı öğrenildi.

Öte yandan, İsrail askerlerinin plastik mermisiyle bacağından yaralanan ve İsrail'deki hastanelerde tedavi edilmeyi reddeden aktivistlerden Mecid Bağçivan da aynı hastaneye kaldırıldı.

Dışişleri Bakanlığı: Küresel Sumud Filosu'ndaki 422 insani yardım gönüllüsünü ülkemize getirdik

Dışişleri Bakanlığı, Küresel Sumud Filosu'nda bulunan 85 Türk vatandaşı ile 41 ülkeden 337'si yabancı olmak üzere 422 insani yardım gönüllüsünün Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, "Küresel Sumud Filosu'nda bulunan, 85 vatandaşımız ile 41 ülkeden 337'si yabancı olmak üzere, toplam 422 insani yardım gönüllüsünü Bakanlığımızın eş güdümünde ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızın katkılarıyla, Türk Hava Yolları (THY) tarafından tahsis edilen 3 uçakla bir kez daha ivedilikle ve salimen ülkemize getirdik." ifadesine yer verildi.

Paylaşımda, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel'in Türk vatandaşlarını İstanbul Havalimanı'nda karşıladığı belirtilerek, Özel'in her zaman ve her yerde vatandaşların yanında olmaya kararlılıkla devam edileceğini vurguladığı kaydedildi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.