Başbakan Yıldırım: Terör gelişmiş ülkelerin bahanesi oldu
Başbakan Binali Yıldırım, "Küresel ticaret daraldıkça, gelişmiş ülkelerdeki büyümeler artık küçülmeye doğru yüz tuttukça, bazı gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin kazançlarına göz dikmeye başladı. Dolaylı yollardan finansın üzerine konmak için birtakım yollara başvuruyorlar, tedbirler alıyorlar. Bunu yaparken de terörü bahane ediyorlar." dedi.
Türkiye'nin, dünyanın ortasında yer alan bir ülke olduğunu belirten Yıldırım, katılımcılara şöyle seslendi:
"Şimdi diyeceksiniz ki 'Bu nereden çıktı? Dünya zaten küre. Parmağınızı nereye koysanız, orası dünyanın ortası. Türkiye'nin ne özelliği var?' Ben size anlatayım ne özelliği olduğunu. Avustralya da 'Dünyanın ortasındayım' diyebilir, buna hakkı var. Ama etrafında kimse yok, denizlerle çevrili, ülkenin bir ucundan bir ucuna 8-10 saatte gidersiniz, en yakın kara parçasına bir o kadar daha zaman ayırırsınız. Ama Türkiye gibi medeniyetlerin buluştuğu, Asya ile Avrupa'nın bir araya geldiği bu topraklarda 3 saat uçuşla 56 ülkeye ulaşabiliyorsunuz. Bu 56 ülke, 1,5 milyar insanı barındırıyor, 30 trilyon dolar yıllık gayrisafi hasılaya sahip. İşte onun için de Türkiye, Anadolu toprakları, dünyanın tam merkezinde yer alıyor. Tarih boyunca göçlerin, ister doğudan batıya, ister batıdan doğuya olsun, hep geçtiği yer olmuş, medeniyetlerin, dinlerin buluştuğu yer olmuş, çatıştığı yer olmuş. Topraklar stratejik, tabii bir o kadar da burada ayakta kalmanın bedeli de çok ağır. Etrafımızda belirli bir süreden beri devam eden istikrarsızlık var. Irak'ta, Suriye'de, özellikle kuzeyde Ukrayna'da, Kafkas bölgesi her zaman bu potansiyeli barındırıyor. Balkanlar keza... Balkanlar'ın yakın tarihteki acı tecrübelerini biliyoruz. Eski Yugoslavya dağıldıktan sonra 90'lı yılların başında yaşanan insanlık dramını, trajedisini, vahşetini hepimiz hatırlıyoruz."
"Delip geçiyoruz, gözünün yaşına bakmıyoruz"
Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul'un tarih boyunca olduğu gibi bugün de uluslararası ticaretin merkezlerinden biri olmaya devam ettiğinin altını çizerek, temeli atılan İstanbul Finans Merkezine gelecek 5 yıl içerisinde yaklaşık 8 milyar dolarlık yatırım yapılacağını, buranın bir günde 50 bin çalışan, 30 bin ziyaretçi olmak üzere 80 bin kişinin gelip gideceği ticaretin, finansın kalbinin atacağı bir merkez olacağını bildirdi.
Küresel yatırımcılar, küresel ticaret yapanların, gittikçe gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki dolaylı baskılarını hissetmeye başladıklarına işaret eden Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Küresel ticaret daraldıkça, gelişmiş ülkelerdeki büyümeler artık küçülmeye doğru yüz tuttukça, bazı gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin kazançlarına göz dikmeye başladı. Dolaylı yollardan finansın üzerine konmak için birtakım yollara başvuruyorlar, tedbirler alıyorlar. Bunu yaparken de terörü bahane ediyorlar. İşte böylesine gelişmeleri yaşarken, dostlarımızın, kardeşlerimizin, Asya'dan, Afrika'dan, sığınacakları, yatırımlarını yapacakları en güvenli limanın Türkiye olduğunu buradan bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye'nin dostlarıyla olan ilişkileri, tek taraflı menfaat ilişkisi değildir, alışveriş ilişkisi değildir, uzun vadeli, uzun soluklu bir yolculuktur, bir dostluk ilişkisidir. Türkiye, özellikle son 14 yılda Afrika açılım politikasıyla beraber bugün, 35 ülkede misyonunu, büyükelçiliğini açmış ve sadece 4 Afrika ülkesine havayoluyla gidilebilirken, bugün 40 civarında Afrika ülkesine doğrudan uçuşlar yapabilir hale gelmiştir."
Başbakan Yıldırım, son 10 yılda Türkiye'de havacılığın iç ve dış hatlarda dünya ortalamasının 3 katı büyüdüğünü, dünya havacılığından Türkiye'nin aldığı pay 2002'de binde 45 iken, bugün yüzde 2 seviyesine çıktığını kaydederek, küresel bir marka haline gelen THY'nin Avrupa'da 3'üncü, dünyada ilk 10 içerisinde yer almayı başardığını kaydetti.
Göreve geldiklerinde Atatürk Havalimanı'nın Avrupa ve dünya havalimanları arasında sıralamada yeri bulunmazken, bugün Avrupa'nın 3'üncü büyük havalimanı haline geldiğini belirten Yıldırım, şöyle konuştu:
"Sadece 1 milyon transit yolcusu vardı. Şimdi 35 milyona yakın sadece transit yolcusu var ve bütün dış hatlar, iç hatlar 180 milyon civarında yıllık trafiğimiz var. Bu trafik, daha önce 40 milyonun altındaydı. İşte bu bile Türkiye'de son 14 yılda nereden nereye geldiğimizi gösteriyor. Eğer bir ülkede büyümeyi anlamak istiyorsanız, ekonominin nereden nereye geldiğini görmek istiyorsanız, istihdamda, ekonomide gelişmeleri görmek istiyorsanız, o ülkenin ulaşımda ve iletişimde geldiği noktaya bakarsanız, başka bir şeye bakmanıza gerek çok. Çünkü nerede hareket orada bereket. 'Gidemediğiniz yer sizin değildir.' Halil Rifat Paşa, 100 yıl önce söylemiş. Türkiye bugün karayoluyla, havayoluyla, demiryoluyla erişilir, ulaşılır bir ülke haline geldi. Bölünmüş yollar, Türkiye'de son 14 yılda 80 yılda yapılanın 3 katından fazla bir miktara ulaştı. 17 yılda bir Bolu Tüneli'ni yapamayan Türkiye, yılda 80 kilometre tünel yapıyor. Yolları coğrafya belirler, genel olarak coğrafya belirler. Ama eskiden ne yapıyorduk? Yol yaparken, dağı görünce yolumuzu değiştiriyorduk. Şimdi delip geçiyoruz, gözünün yaşına bakmıyoruz."

























































































