HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 24 TEMMUZ 2021, CUMARTESİ

Bayrağı sevenlere ve sevenleri sevenlere dönük bir senaryo

03.07.2001 00:00:00
İyiler ve kötülerin mücadelesi dünya durduğu müddetçe devam edecektir. İyilerin üstün olduğu dönemlerde huzur; kötülerin üstün olduğu dönemlerde ise anarşi gündeme hakim olacaktır.

Sözkonusu olan, bir millet ve bir devlet olduğu zaman işin şaka kaldıracak yanı kalmamış demektir. Anarşiye karşı gereken bütün tedbirler vukufiyet ve ciddiyet içerisinde ele alınmalıdır.

Bir devletin bağımsızlığı ve bekası, bünyesinde barındırdığı millet fertlerinin kendi arasındaki uyumu, zevk ve çile birliği; tarih ve ideal birliği yapmaları ile çok yakından ilgilidir. Dolayısıyla bu birliği vücuda getirebilmek için yapılan özverili çalışmalar, çekilen çileler saygındır ve her türlü takdirin üstündedir.

BİRLİ?İN SEMBOLÜ: PROF. DR. HAYDAR BAŞ

Memleket olarak ne kadar karanlık günler geçirdiğimiz ortadadır. İnsanımızın kimliğinin sarsıldığı; değerleri ile alay edildiği; gelecek adına ümitlerinin tüketildiği bir zaman dilimini idrak ediyoruz. Kurumların birbirine düşürülmeğe çalışıldığı, millet fertlerinin birbirine yabancı olarak takdim edildiği bu denli riskli ve tehlikeli dönemler aynı zaman millet kahramanlarının da ortaya çıktığı günlerdir. Karanlık artıkça hizmetleri ile parlayan şahsiyetler, milletin yolunu gösteren; onları aydınlatan birer yıldız olarak tarihe geçeceklerdir.

Son 20 yılımıza baktığımızda her türlü olumsuzluklara rağmen Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in, millet için, devlet için ortaya koyduğu çalışmalara şahit oluyoruz.

Tabiri caizse, ayağında demir çarık o şehirden bu şehire, o ülkeden bu ülkeye nerede bir vatan evladı varsa ziyaret ettiğine, kültürel etkinlikler düzenlediğine, milli birliğin tesis edilmesi için gayret sarfettiğine şahit oluyoruz. Öyle ki bitmez tükenmez bir gayretle iğneyle kuyu kazıyordu adeta. Bir ve beraber olmanın gerekli olduğunu, asgari müştereklerde de olsa bir araya gelmenin şart olduğunu yıllardan beri ifade etmiştir.

Birlik ve beraberliğin önemini izah ederken, birliğimizi ortadan kaldırmak için çalışanların oyunlarını da bozuyordu. Elbette ki milli birliğimizi istemeyenler, millet fertlerinin ve kurumlarının bir olmalarını ve güçlü olmalarını da istemeyeceklerdir.

Cumhuriyetin ilanı ile birlikte ortaya çıkan saltanat cumhuriyet çatışmasının, hiçbir ilgisi yokken müslüman halkın bir meselesi olarak takdim edildiğini; çözüm olarak insanımıza dininin çok iyi öğretilmesi gerektiğini, devletin dinî eğitimi vermesiyle devlet millet kaynaşmasının en iyi şekilde gerçekleşeceğinin altını çizmiştir.

Asker ve sivilin bir bütünün parçaları olduğunu; et ve kemik gibi birbirini tamamladıklarını ısrarla belirtmiştir. Bir milletin bağımsızlığının, askerinin gücüyle paralel olduğunu ifade ederek, asker sevgisini bu milletin gönlüne yerleştirmiştir. Yaşadığımız hadiseler Hocamızın ne kadar haklı olduğunu göstermektedir. Dikkat edecek olursak AB ve dış güçler, askerimizin etkinliğinin azaltılması istemekte, askerimizin Avrupa ordusu komuta merkezine alınmaması, Kıbrıs'ta işgalci ilan edilmesi gibi yıpratıcı çalışmalar yapmaktan çekinmemektedir. Dış güçlerin askerimize dönük bu denli faaliyetleri bile Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in ne kadar haklı olduğunu göstermeğe kafidir.

Bayrağımız bir bez parçasına indirgenmek istenirken, Prof. Dr. Haydar Baş Bey bayrağımızı her şeyin üstünde tutmuştur. Bayrağımız hakkında konuşurken yaşadıkları sevda hali, bütün dinleyenleri ihata etmektedir. Ondaki iman gücünün ay yıldızlı bayrağa olan sevgide müşahhas hale geldiğini kolayca görmek mümkündür.

Kur'an okurken yaşadığı feyzi, ilahi okurken ve milli marşlarımızı söylerken aynı derecede yaşadığını hemen tespit edersiniz.

TARİH O'NU HEP HAKLI ÇIKARDI

15 yıldan beri "biz, biz olarak kaldığımız müddetçe bizi AB'ye almayacaklar" demiştir; tarih onu haklı çıkartmıştır.

10 sene evvel Körfez krizi arefesinde asıl oyunun ülkemize oynandığını ifade etmiştir; tarih onu haklı çıkartmıştır.

Son hükümetin açıkladığı ekonomik tedbirler çokça reklam edilirken, meslek gruplarının, akademisyenlerin çoğunun bu programa kefil oldukları dönemde "bu program tutmaz, enflasyonu aşağı çekemezler" demiştir, gerekçeleri ile tabloyu ortaya koymuşlardır; tarih onu haklı çıkartmıştır.

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Derviş'in samimi de olsa işin içinden bu tedbirlerle çıkamayacağını ifade etmiştir; tarih onu haklı çıkartmıştır.

Prof. Dr. Haydar Baş Bey sorunları tespit etmenin yanında çözüm yollarını da göstermiştir.

Bir insan, milletine bu kadar aşık olur da, milleti ona aşık olmaz mı? Elbette milleti de Haydar Baş Bey'e aşık olmuştur. Yapılan kamuoyu yoklamalarında yönetenlere karşı desteğin çekildiği günümüzde O, çok ciddi bir ümit olmuştur insanımız için.

Milletimiz Hocamıza olan güvenini, O'na olan ihtiyacını her fırsatta dile getirmektedir. Meseleleri çözebilecek yegane insanın Prof. Dr. Haydar Baş Bey olduğunu ifade etmektedir.

İŞTE GERÇEK VATANSEVERLİK

Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in şahsında, dindar bir insanın, bayrağa ve sancağa olan sevgisi, askerine olan inancı, milletine olan güveni, Atatürk'e saygısı, insan haklarına, demokrasiye olan bağlılığı, ülke ekonomisine dönük milli tezleri bayraklaşmıştır.

İşte bütün bu saydığımız güzellikler Trabzon Atatürk Meydanı'nda, İstanbul Çağlayan Meydanı'nda, Ankara Tandoğan Meydanı'nda sergilenmiştir. Milyonlarca insanın katılımıyla bir bayrak mitingine dönüşen buluşmalar; ulusal kaygıları olanları sevindirmiş; mandacıları ziyadesiyle ürkütmüştür. Prof. Dr. Haydar Baş Beyefendi'nin şahsında yeniden Kuvayı Milliye Ruhu dirilmişti artık. Bu vatan bizimdi, bizim kalacaktı. Milyonların tek bilek tek yürek içtikleri bu andı, ekranları başında dünyanın dört bir yanında aynı duygu ve heyecanla mitingi izleyenler tekrarlıyorlardı.

TARİKAT YAFTASIYLA HUKUK DIŞINA İTME

Ülkenin tablosu özet olarak bu.

Milletimizin yüzü gülmeğe başlamıştır, çünkü Atatürk Meydanı'nda, Çağlayan'da nihayet Tandoğan'da güneş doğmuştu artık.

İşte tam bu zaman diliminde bir takım spekülasyonlara şahit olmaya başladık. Bunlardan bir tanesi de, bazı internet haber sitelerinde, tv kanallarında ve gazetelerde bahsedilen bir haber. Aslında gayri resmi olan bu habere göre, güya MGK'ya sunulan raporda, "Tarikat ve mezheplerin önde gelenleriyle kurulan diyaloglar sonucunda bu grupların devlet ve hukuk sisteminin içerisine çekilmesi ve devletin yanında yer almaları konusunda önemli mesafeler alındı'' denmektedir.

Yine bu çerçevede yazılanlar arasında MGK Genel Sekreteri Cumhur Asparuk ile Prof. Dr. Haydar Baş arasında yapılan görüşmede yeni bir parti kurulmasına karar verildiği uydurulmaktadır.

Basının yazdığı ifade tarzıyla dindar insanlara tarikatçı denilerek hukuk dışında gösterilmeye çalışılmaktadır. Bir kez daha hatırlatalım ki, Türkiye'de tarikat yoktur. Tarikat kavramı kullanılarak yapılmak istenen mütedeyyin insanlarımızı hukuk sisteminin dışında gösterme manevrasıdır.

Şu da çok iyi bilinmeli ki, kimin yanlış kimin doğru olduğunu milletimiz de, askerimiz de hasılı devletimiz de çok iyi bilmektedir.

Sakın ha! İnsanların ellerinde, gönüllerinde, evlerinde, işyerlerinde, miting meydanlarında, televizyon ekranlarında dalgalanan ay yıldızlı bayraktan kimse rahatsız olmasın.

Kimse bayrağa ve bayrağı dalgalandıranlara karşı ve bu seçkin vatan evlatlarını takdir edenlere karşı komplo senaryoları düzmeye kalkmasın.

Zira "bu vatan bizimdir; bizim kalacaktır."
 
Doç. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.