HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 13 HAZİRAN 2021, PAZAR

Beklenen savaş ve Türkiye'nin konumu

29.09.2001 00:00:00
Dünya, 11 Eylül günü belki de tarihin en büyük ve sinsi terör eylemine tanık oldu.

Binlerce insanın hayatını kaybettiği, bir o kadarının da yaralandığı bu saldırı yıllardır tek kutuplu düzende süper güç olarak dengelere yön veren ABD'de meydana gelmesine rağmen, failler halen net olarak tespit edilimemiştir.

NATO'nun 5. maddesinden yararlanarak müttefik devletlerin desteğiyle müdahaleye hazırlanan ülke, olayın üzerinden 2 hafta geçtiği halde, maddenin değerlendirildiği toplantıda, suçlu addettiği bin Ladin'in suçunu ispat edecek delilleri gösterememiştir.

FBI tarafından adım adım izlendiği ve Pentagon'u devre dışı bırakacak teknolojik bilgiye asla sahip olmadığı görülen Ladin'in bu organize eylemi zaten yapamayacağı açıktır.

ABD'nin de bildiği bu gerçek ortadayken, bin Ladin'in üstüne gidilmesi, Irak Başbakan Yardımcısının ifadesiyle "4 sivil uçakla dağıtılan bir karton devlet" konumuna gelen Birleşik Devletlerin, uluslararası itibarını tekrar sağlayabilmesi için gereklidir.

Bu uğurda NATO üyesi müttefiki ülkeleri de emellerine alet ederek sonuna kadar mücadeleye hazırlanmaktadır.

Belki 10 yıl süreceği söylenen 3. Dünya Savaşı'nın hangi teknolojiler kullanılarak veya hangi yollardan yapılacağı tartışılırken binlerce masum insanın hayatını kaybedeceği kimsenin aklına gelmemektedir.

Afganistan'da bile olduğu kesin olmayan sözde fail bin Ladin'i vurmak maksadıyla bu bölgeye yapılacak, neredeyse Afgan halkının tamamını yok edebilecek kapsamda bir operasyonun sonuçlarını acaba gelecek nesiller affedecek midir?

Fail hakkında net bilgilere ulaşmadan itibar kurtarmak maksadıyla yapılacak bu saldırılarda ABD, kendisine yapılan "terörist" saldırıya yine törerle cevap veren bir ülke, dolayısıyla bir terörist devlet olacaktır.

Siyasi konumu ve çıkarları için bunu göze alan, global düzende insan haklarının ve adaletin savunucusu olarak gösterilen ABD'nin yakın tarihinde de bu tür terörist ve vahşi saldırılar vardır.

Günümüzde çıkarlarını muhafaza için böyle süslü kelimeleri alet eden devletin, geçmişte "Hıristiyanlığı yayarak ekonomik menfaat" projesiyle katliamlara girişen batı ile aynı zihniyette olduğunu görüyoruz.

Bizzat Başkan Bush'un ifadesiyle yeni bir "haçlı seferi" olarak takdim edilen ve bu sayede bir çok Hıristiyan devleti yanına alan ABD'nin kurulduğu kıta coğrafyasında tarihte "Toltek, Aztek, İnka uygarlıkları vardı. Bunlar bugünkü Şili, Peru ve Bolivya'daki Kızılderililerin atalarıydı.

Siyasal örgütlülük ve medeniyet olarak çok yüksek bir noktaya ulaşmış bu topluluklar, Kolomb'un kıtaya ayak bastığı zaman 30-50 milyon nüfusa sahiptiler.

Ekonomik çıkar maksatlı görünüşte Hıristiyanlığı yayma amacıyla çıkılan seferler neticesinde İnka ve Aztek İmparatorlukları yok edilene kadar katliamlar yapılmıştı.

Mesela kıtadaki Hispaniola adasında 1492'de 300 bin olan yerli nüfusu 1548'de 500'e düşmüştür.

Amerika kıtasını işgal eden İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar, kadın-çocuk demeden katlimalar yapmışlar geri kalan yerli halkı zorla çalıştırarak veya salgın hastalık çıkararak ölüme terk etmişlerdir.

İsa Peygamberi ve 12 Havariyi kutsamak için büyük dar ağaçları kurularak, 13 kişilik gruplar halinde yerliler bağlanarak ateşe verilmiş, diri diri yakılmıştır.

20. yüzyılın başlarında Kızılderililer yok olmak üzeredir.

1963'ten itibaren Brezilya'nın Güney Meto Grosso eyaletinde maden işleten bir çete, kalan Kızılderili nüfusu silmek için gizli operasyonlara başlamış, 1993 yılında bu çetenin 34'ü çocuk 2'si hamile 73 yerliyi öldürmesi üzerine Brezilya Devlet Başkanı Franco, Ulusal Savunma Konseyi'ni acil önlem için toplantıya çağırmıştı." (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler, sy. 15-23)

Anlattıklarımız ekonomik gayeler ve itibar maksadıyla Batının yaptığı ve halen devam etmekte olan katliamlarına örnektir.

Bugün Afganistan'a ve sıçraması durumunda diğer Müslüman devletlere yönelik aslında "hedefsiz" savaşın esas sebebi de budur.

Sadece menfaatini düşünen Batı, neticesi belki de milyonlarca masum insanın ölümüne sebep olacak yeni bir Haçlı seferine hazırlanmaktadır.

Küreselleşen düyanın merkezine karşı koyamayan 3. Dünya Devletleri ise, tarihten hiç ders almadan ve belki de olacakları tahmin etmesine rağmen ABD'ye karşı çıkmamaktadır.

Burada vazife Türkiye'nindir. Müslüman bir devlet olmasına rağmen, ilişkileri ve stratejik konumuyla Batıya dönük olan ülkemizin, bu kadar masum Müslüman kanı akmadan büyük bir firasetle önce asıl faili tespitte ABD'ye yardım etmesi, daha sonra yapılacak müdahaleye de destek vermeden önce, suçsuz halkların güvenliğinin sağlanmasını kesinlikle temin etmesi gerekmektedir.

Aksi taktirde aceleci bir tavırla bu haliyle yapılacak bir operasyonda değil maddi destek, olacaklara ses çıkarmamak bile İslam Dünyası ile ilişkilerimizi bitireceği gibi, yöneticilerimizi büyük bir manevi mesuliyet altına da sokacaktır.
 
Prof. Dr. Haydar Baş / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.