logo
27 NİSAN 2026

Egemenliğin gölgesinde: 23 Nisan’ı anlamak

26.04.2026 00:00:00

Bazı günler takvimde bir tarih olmaktan öte, bir milletin hafızasını temsil eder. 23 Nisan da böyledir. Sadece bir bayram değil, bir iddianın ilanıdır: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." Bu cümle, bir dönemin kapanışı, yeni bir çağın başlangıcıdır. Bugün ise kendimize şu soruyu sormak zorundayız: Biz 23 Nisan'ı gerçekten anlıyor muyuz, yoksa sadece hatırladığımızı mı zannediyoruz?

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Bu, basit bir siyasi gelişme değildi. Bu, egemenliğin saraydan millete geçtiği andı. Bir yıl sonra bayram olarak ilan edildi. Ardından Himaye-i Etfal Cemiyeti bugünü çocuk bayramı olarak kutlamaya başladı. Ve nihayetinde Mustafa Kemal Atatürk bugünü çocuklara armağan etti. Burada çok derin bir anlam vardır. Egemenlik millete aittir, ama o egemenliğin gerçek sahibi gelecektir. Yani çocuklardır.

Çünkü bir milletin geleceği, yetiştirdiği nesil kadardır. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu ruhun ne kadar yaşatıldığı ciddi bir tartışma konusudur. Bayramların içi boşaltıldığında, geriye sadece bir gün kalır. Oysa bayram dediğimiz şey eğlence değildir. Bayram, bir hatırlatmadır. Bir bilinç tazelemesidir. Bir milletin kendine dönüp "ben kimim" dediği andır.

Son yıllarda adeta milli bayramların kutlanması terk edilmek isteniyor. Prof. Dr. Haydar hocanın "milli bayramlarını kutlamayanlar dini bayramlarını da kutlayamazlar" ikazını unutmamak gerekir. Bir bayramı tamamen geri plana itmek, o bayramın temsil ettiği değerleri de geri plana itmek anlamına gelir. Çünkü bayram dediğimiz şey sadece bir tören değil, bir şuurdur.

Bugün çocuklarımızın karşı karşıya olduğu tabloya baktığımızda, meselenin ne kadar derin olduğu daha iyi anlaşılır. Uyuşturucu, çeteleşme, sanal bahis… Bunlar sadece bireysel sorunlar değil, toplumsal kırılmaların işaretleridir. Çocukların içine düştüğü bu tablo, aslında bizim onlara neyi veremediğimizin göstergesidir. Demek ki mesele sadece bir bayramı kutlamak değil; o bayramın ruhunu yaşatabilmektir.

23 Nisan aynı zamanda bir egemenlik meselesidir. Ve egemenlik sadece siyasi bir kavram değildir. Bugün dünyada tartışılan birçok konu, aslında egemenliğin farklı alanlardaki yansımalarıdır. Demokrasi yerine monarşi tartışmaları, dış müdahaleler, küresel söylemler… Bunların hepsi egemenlik kavramının etrafında dönmektedir. Tam da böyle bir dönemde, 23 Nisan'ın anlamı daha da büyümektedir. Çünkü bu bayram, sadece geçmişte kazanılmış bir hakkı değil, bugün korunması gereken bir değeri ifade eder.

Egemenlik meselesinin bir de ekonomik boyutu vardır ki çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa gerçek bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık olmadan mümkün değildir. İşte burada karşımıza "milli para" meselesi çıkar. Para aynı zamanda bir egemenlik aracıdır. Kendi paranız yoksa, kendi kararınızı da tam anlamıyla veremezsiniz.

Bugün dünyada yaşanan birçok gerilim, aslında bir "para savaşıdır." ABD'nin dolar üzerinden kurduğu sistem, yıllarca küresel hakimiyetin temelini oluşturdu. Ancak son dönemde Rusya, Çin ve İran gibi ülkelerin milli paralarla ticarete yönelmesi, bu dengeleri sarsmaya başladı. Hürmüz'de yaşanan gerilimlerin arka planında bile bu ekonomik mücadeleyi görmek mümkündür.

TBMM'nin açılmasıyla başlayan egemenlik süreci, ekonomik alanda da sürdürülmesi gereken bir mücadeledir. Bu noktada Baş hocanın ortaya koyduğu "milli ekonomi" ve "milli para" yaklaşımı dikkat çekmektedir. Paranın bir egemenlik aracı olduğu gerçeğini yıllar önce ifade eden bu yaklaşım, bugün dünyadaki gelişmelerle daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü mesele sadece para değil; o paranın temsil ettiği bağımsızlıktır.

Sonuç olarak 23 Nisan bize şunu hatırlatır: Egemenlik bir kez kazanılıp bırakılacak bir değer değildir. Her nesilde yeniden anlaşılması, yeniden savunulması ve yeniden inşa edilmesi gerekir. Eğer biz bayramlarımızın ruhunu yaşatamazsak, sadece geçmişimizi değil, geleceğimizi de kaybederiz. Çünkü egemenlik, sadece bir tarih değil; bir şuur meselesidir. Ve o şuur kaybolduğunda, geriye sadece takvim yaprakları kalır.

 
 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.