Keskin ayazın ferman okuduğu bir Erzurum sabahında, bin sekiz yüz elli olan rakımı, iki bine tamamlamak için Abdurrahman Gazi Türbesi istikametinde Palandöken'e tırmanıp, o kutlu Sahabenin koltuğunun dibinden Erzurum'u kuş bakışı seyretmek, tam karşıda Top Dağı'nda dalgalanan ve çırpınış sesleri türbeye kadar gelen yüz elli metre karelik bayrağı sabah sabah selamlamak, "Acı rüzgarlara vermiş bağrının/Türk bayrağı yana yana çırpınır" dizelerini mırıldanırken, bayrağın dibinde yatan Gazi Nenemiz Nene Hatun'a Fatiha gönderirken bu dizelerin sahibi Necip Fazıl'ı da listeye eklemek, sonra biraz sola doğru meylederek üzerine kömür dumanları çöreklenmiş olan şehirde Çifte Minareleri, Ulu Cami'yi, Lala Paşa'yı, kalenin duvarlarını ve kale içindeki Tepsi Minare'yi seçmeye çalışmak, tıpkı pirincin içinden beyaz taş seçer gibi, daha sonra tekrar bayrağa odaklanıp Aziziye ve Mecidiye tabyalarını seyre dalmak, 1877 Kasım'ında bir gece baskınına uğrayan can Mehmetçiklerimizin feryadını hayal etmek, Nene Hatun'un öncülüğünde şehir halkının yediden yetmişe Top Dağı'na yukarı karlara bata-çıka tırmanışlarını ve tam techizatlı işgalci Rus ordusu ile boğaz boğaza çarpışmalarını tefekkür etmek, milletimizin Ordu-millet dayanışması ile nice tehlikeleri bertaraf ettiğini, nice zaferlere imza attığını,nicelerinin oyunlarını bozduğunu derinlemesine düşünmek ve bakışları tekrar kara bulutlar altındaki şehre çevirirken, Bekir Sıtkı Erdoğan'ın "Erzurum Tabyalarından" adlı şiir hatırlamak ve keskin ayazı ciğerlere kadar çeke çeke bu şiiri okumak, bilmem ki bütün bunların sizin için bir anlamı var mı?
Bir şimşek çakıyor, yine bir şimşek,Çakıyor Erzurum tabyalarından!Dizilmiş Nâme'ler, Nineler tek tek,Bakıyor Erzurum tabyalarından. Yediden yetmişe, tek vücut, tek can;Erzurum bir sevda, Erzurum vatan!Taptaze bir yara gibi hep o kan,Akıyor Erzurum tabyalarından.
Bu sevda bir sel ki tesnedir kine,Bir kez kabardı mı sığmaz bendine..Bu sevda, yıllardır bizi kendine,Çekiyor Erzurum tabyalarından. Ahmet Muhtar Paşa'm, al bizi yürüt!Küffarın kökünü yeniden kurut!Dün bugün misali halâ kan, barut,Kokuyor Erzurum tabyalarından.
Dadaşıma artık; ha ateş, ha kar,Burada savaşın adı; 'KANLI BAR'.Ovaya sis değil, mücahit rûhlar,Çöküyor Erzurum tabyalarından. Gökler alev alev, yer bayrak bayrak,Ya şu ufuklara, şu dağlara bak!Bu gece dünyaya başka bir şafakÇöküyor Erzurum tabyalarından.
Bekir Sıtkı'm, şaşma nice bir tarih!Gündüzü bir tarih, gece bir tarih;Destanı sen değil, koca bir tarih,Okuyor Erzurum tabyalarından.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026


























































