Irak'ı ve Iraklı'yı özgür kılma adına başlatılan ''Özgürlük Operasyonu''nun ardı arkası kesilmiyor.
Irak'ta kukla rejim devrildi, yeraltı kaynakları parsellendi, siviller sindirildi; ama şiddet döngülü operasyonlar sürdürülüyor.
Topraklarının, özgürlüklerinin, geleceklerinin ellerinden alınmasına tahammül edemeyen Iraklılar'ın başlattığı yerel direnişi gerekçe gösteren Amerikan ordusu, ülkenin kuzey ve kuzey batısında yoğun çatışma başlattı. Bölgede şüpheli görülen tüm siviller baştan aşağı arama taramadan geçiriliyor, sivil kentlere baskınlar düzenleniyor, evler yağmalanıyor, yakapaça tutuklanan gençlerin akıbeti ise bilinmiyor.
Iraklı mağdurların Amerika ve askerlerine karşı Belçika'da başlattıkları hukuk savaşına kapı aralanırken, eşzamanlı olarak ABD'nin Konsey'e baskı yaparak aldığı ''Amerikalı askerlerin uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanamayacağı'' kararı insan hak ve hürriyetleri açısından büyük bir ikilem olarak ortada duruyor.
Irak'a demokrasi(!) getirmeyi vaadederek tüm dünyayı oyalayan, parmağının ucunda oynatan Amerika'ya karşı ilk başta karşı bir pozisyon aldıkları sanılan Almanya ve Fransa gibi ülkelerin saflarını kaydırmaları ise vahim bir tablo. Uluslararası düşünce kuruluşlarının ''ABD-AB kutuplaşması'' olarak yutturmaya çalıştıkları algılama sürecinin fos olduğu da ortaya çıktı. ABD ve AB'nin birbirinden farkı olmadığı, zeminde aynı fikriyatta buluştukları, çıkarda müşterek tavır aldıkları bir kez daha suyüzüne çıktı.
Uluslararası hukukun ne kadar kaypak bir konu olduğu, batı tarzı demokrasinin sözde kaldığı tekrar gözlere sokuldu.
Fransa, Almanya, Rusya ve ABD arasındaki ekonomik pazarlıklar Irak sonrası yeniden ivme kazandı.
Uluslararası kamuoyundan destek kazanmaya başlayan Amerika'nın Irak halkından vize alması ise oldukça zor. Saddam'ın kaçmasına rağmen Irak halkının büyük çoğunluğu yerel direnişi sürdürüyor. Basına tam yansımasa da, Irak'ta ABD'ye karşı büyük bir nefret var. Coniler ülkenin özellikle kuzeyde ağır kayıp veriyorlar. Hızını alamayan ordu ise çareyi, toplu katliamlarda arıyor. Önceki gün 100 kadar Iraklı'nın öldürülmesinden sonra dün de onlarca insan Felluce'de kanlı bir şekilde bastırıldı. Protestoculara dipçiklerle, kurşunlarla cevap veren Amerikalılar, başlattıkları bu operasyona "Çöl Akrebi" adını verdiler. İşgalin son halkası olduğu sanılan ''Yarımada Operasyonu'' ndan hemen sonra başlatılan bu yeni operasyona Arap ülkelerinin tepkileri sert oldu. Sivillere karşı hassas olunması gerektiğini belirten Araplar, Amerikalılar'a karşı başlatılan direnişe de hak veriyorlar. Iraklılar'ın kendilerini savunma hakları olduğununun altını çizen liderlerin pasif tutumları ise oldukça anlamlı.
Her defasında Amerika'ya meydan okumaktan geri kalmayan lider(!)inden mahrum kalan Iraklılar'ın 'Akrep'e ne kadar dayanacağını hem merak ediyor, hem de onlar için üzülüyoruz.
Irak'ta kukla rejim devrildi, yeraltı kaynakları parsellendi, siviller sindirildi; ama şiddet döngülü operasyonlar sürdürülüyor.
Topraklarının, özgürlüklerinin, geleceklerinin ellerinden alınmasına tahammül edemeyen Iraklılar'ın başlattığı yerel direnişi gerekçe gösteren Amerikan ordusu, ülkenin kuzey ve kuzey batısında yoğun çatışma başlattı. Bölgede şüpheli görülen tüm siviller baştan aşağı arama taramadan geçiriliyor, sivil kentlere baskınlar düzenleniyor, evler yağmalanıyor, yakapaça tutuklanan gençlerin akıbeti ise bilinmiyor.
Iraklı mağdurların Amerika ve askerlerine karşı Belçika'da başlattıkları hukuk savaşına kapı aralanırken, eşzamanlı olarak ABD'nin Konsey'e baskı yaparak aldığı ''Amerikalı askerlerin uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanamayacağı'' kararı insan hak ve hürriyetleri açısından büyük bir ikilem olarak ortada duruyor.
Irak'a demokrasi(!) getirmeyi vaadederek tüm dünyayı oyalayan, parmağının ucunda oynatan Amerika'ya karşı ilk başta karşı bir pozisyon aldıkları sanılan Almanya ve Fransa gibi ülkelerin saflarını kaydırmaları ise vahim bir tablo. Uluslararası düşünce kuruluşlarının ''ABD-AB kutuplaşması'' olarak yutturmaya çalıştıkları algılama sürecinin fos olduğu da ortaya çıktı. ABD ve AB'nin birbirinden farkı olmadığı, zeminde aynı fikriyatta buluştukları, çıkarda müşterek tavır aldıkları bir kez daha suyüzüne çıktı.
Uluslararası hukukun ne kadar kaypak bir konu olduğu, batı tarzı demokrasinin sözde kaldığı tekrar gözlere sokuldu.
Fransa, Almanya, Rusya ve ABD arasındaki ekonomik pazarlıklar Irak sonrası yeniden ivme kazandı.
Uluslararası kamuoyundan destek kazanmaya başlayan Amerika'nın Irak halkından vize alması ise oldukça zor. Saddam'ın kaçmasına rağmen Irak halkının büyük çoğunluğu yerel direnişi sürdürüyor. Basına tam yansımasa da, Irak'ta ABD'ye karşı büyük bir nefret var. Coniler ülkenin özellikle kuzeyde ağır kayıp veriyorlar. Hızını alamayan ordu ise çareyi, toplu katliamlarda arıyor. Önceki gün 100 kadar Iraklı'nın öldürülmesinden sonra dün de onlarca insan Felluce'de kanlı bir şekilde bastırıldı. Protestoculara dipçiklerle, kurşunlarla cevap veren Amerikalılar, başlattıkları bu operasyona "Çöl Akrebi" adını verdiler. İşgalin son halkası olduğu sanılan ''Yarımada Operasyonu'' ndan hemen sonra başlatılan bu yeni operasyona Arap ülkelerinin tepkileri sert oldu. Sivillere karşı hassas olunması gerektiğini belirten Araplar, Amerikalılar'a karşı başlatılan direnişe de hak veriyorlar. Iraklılar'ın kendilerini savunma hakları olduğununun altını çizen liderlerin pasif tutumları ise oldukça anlamlı.
Her defasında Amerika'ya meydan okumaktan geri kalmayan lider(!)inden mahrum kalan Iraklılar'ın 'Akrep'e ne kadar dayanacağını hem merak ediyor, hem de onlar için üzülüyoruz.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005



























































