HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Biz "deli"kanlıyız

26.06.2002 00:00:00
Zinhar keramet ehli olduğumuzu iddia etmiyoruz ama hakkımızın da teslim edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Ne demiştik maç yazımızda; "Yanlış yapmazsak hiç endişe etmeyin biz bu Afrikalıları yeneriz" ve "Dört maçtır sahada hayalet gibi gezen Hakan Şükür artık futbolu bıraksın mı dersiniz?" (21.6.2002)

Ne oldu Senegal maçında? İlk yarı hayalet gibi gezerek beş net gol kaçıran Hakan çıkarılınca Afrikalıları yendik.

Bu gün Brezilya ile Türk futbol tarihinin en önemli maçını oynayacağız. Şenol'un elinde Türkiye Süper liginin son senesinin iki gol kralı var. 22'şer golle tacı paylaşan İlhan ve Arif. Bunlar dururken son senesini takımından kovulan, yeni gittiği takımında da oynayamayan, Dünya Kupasının "en kötü forveti" seçilen" Hakan ile başlamak doğru mu?

Bir süredir Türkiye garip bir Ecevit-Hakan paradoksuna kilitlenmiş durumda. Ecevit fizik olarak, Hakan müzik olarak tükenmiş. Ecevit "çalışma ofisinde" (Ofis'de başka bir şey yapılır mı Allah Aşkına? Ne demek Çalışma Ofisi? Yatma Ofisi, Oturma ofisi de mi var?), Şükür sahada muvazzaflık devrelerinin uzatma dakikalarını oynuyorlar. Birisini "Ankara", diğerini Güneş kenara almalı. Yoksa kaçınılmaz olarak yönetim boşluğundan söz edilecek.

Evet, başladığımız noktadayız. Brezilya ile görülecek bir hesabımız var. Ama hiç merak etmeyin. Arif ve İlhan'la maça başlayacak bir Türkiye bu Brezilya'yı yener.

Çünkü artık iş mantıktan filan çıktı. Dünya kupasında final oynamak akıllı adam işi değil. Eh biz de biraz "deli"kanlı değil miyiz?

Aslında rüyada gibiyiz. Ülke ekonomik olarak çökmüş durumda. Kırık kaburgalı demokrasimize çelik korse giydirilmiş. İktidar partileri bile başka tellerden çalıyor. Bütün bu karamsar tabloda Kore-Japonya'dan gelen haberlerle havalara sıçrıyor, bayrağı kapıp meydanlara koşuyoruz.

Yalnız galiba "....dalgalanan bayraklar ayrı ayrı mozaik parçalarının önüne geçip birleştirici olmuştur" derken acele etmişiz.

24 Haziran 2002 tarihli Milliyet'te Ece Temelkuran maçlardan sonra "Türkiya" diye bağırmanın "milliyetçilik" ifadesi olduğunu, solcuların nasıl sevineceğini şöyle soruyordu:

"Şimdi bu 'deli gönül coştu' halinin gelip gelip eğlenme deneyimsizliğinde tıkanmasını müteakip ne oluyor? Akacak enerji damarda durmaz, bir yere akacak muhakkak. Nereye akıyor? Milliyetçiliğe! Herkes daha çok eğlenmek için daha çok milliyetçi oluyor."

"Futbol seven bir solcu nasıl sevinecek mesela? Buyurun bakalım! Onu düşünen yok. Bu ülkede 'Solcuyum ama futbol seviyorum. Ezilmiş halkları uyutarak diktatörlerin iktidarına hizmet etmiş bir sporu sevmek ideolojik bir sapma mıdır?' diyen kaç solcu vatan evladı olduğunu, o şahısların ıstırabının ne kadar derin olduğunu bilir misiniz?"

Hanım kızın "Türkiya" diye bağırmak ağırına gidiyor. Solcular "milliyetçi" olamaz mı demek istiyor yâni? Hem ben azınlık ağzıyla "Türkiya" diye bağıran kimse görmedim. Herkes "En büyük Türkiye" diyordu.

Rahatsız olanlar soksunlar kafalarını yorganın altına, hiç çıkmasınlar evden.

Ya sevsinler, ya terk etsinler.

Paranoyaya tutulan bir başka ülke de İtalyanlar. İlk fırsatta şuur altlarındaki "hoşgörü ve diyalog" anlayışını ortaya koydular. "Altın gol" ile kendilerini eleyen Koreli futbolcuyu, oynamakta olduğu İtalyan klübünden kovdular.

İtalya ciddi olarak yabancı futbolculara ambargo koydu. AB dışından gelen futbolculara kısıtlama uygulanacak.

İtalya basını bir Güney Kore-Türkiye mafyasından bahsetmeye başladı.

Galatasaray-Roma maçını hatırlayın. Hep yenilen Türk takımlarının kendilerine kafa tutmasına alışık olmadıklarından polisleriyle filan bizim futbolculara saldırmışlardı.

İşte Avrupa'nın "hoşgörü" ölçüsü... Onların üstünlüğünü kabul edersen her şey çok güzel. Ama kafa tutarsan kavga var.

Bu dünya kupasının çok önemli faydaları oldu. 1) "Bayrak"ta birleştik; 2) İtalyanların (AB diye düşünün) ve 3) "Ortodoks" solcuların şuur altlarını çözdük.

Az şey mi bütün bunlar?
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.