logo
24 HAZİRAN 2026

BOP'çular elimizi-kolumuzu bağlasınlar, öyle mi?

01.10.2006 00:00:00
Başbakan R. T. Erdoğan'ın BOP'taki "eş başkanlık" misyonunu, AB, ABD ve IMF talepleri çerçevesinde AKP'nin yaptığı yasal düzenlemeler kadar Türkiye ve Türk milleti adına "risk"li ve "tehlikeli" buluyorum. Belki daha da riskli... Önceki gün bu konuya değinmiştim.BOP, geniş çaplı ve önemli bir proje? BM de, AB de, IMF de bu BOP sürecinde birer "konjonktürel maşa"dır.BOP'taki eş başkanlık misyonunu çok riskli buluyorum; çünkü BOP'un raconunda, TBMM'yi pas geçmek var. BOP'un raconunda, Bakanlar Kurulu kararnamesiyle işleri kotarmak var. BOP'un raconunda, genelgelerle saman altından su yürütmek var.Hatırlayın, TBMM, Irak tezkeresini reddetmesine rağmen, AKP hükümetinin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Amerikan savaş uçakları hava sahamızdan 4500 sorti yaptı, beyanatıyla manşetlerde dört köşe olmuştu. AKP'nin bu kabil politik manevraları veya demokratik(!) yöntemleri, bir nevi BOP'un gereğidir, BOP yöntemidir? Bu türden yöntemler, Türk milletinin devlet idaresi geleneğinde yoktur. Hatta ecnebilerin BOP'lu emeller içeren planında misyon üstlenmek veya Papalığın misyonunda bir parça olmak, -azınlık denecek kadar az istisnalar dışında- Türk milletinin tarihinde ve medeniyetinde rastlanmaz. Türk milletinin tarihinde ve medeniyetinde "böylesi bir pozisyon"a rastlanmaz; ama 1990 sonrası "hızlandırılmış AB süreci"nde "MHP-ANAP-DSP koalisyonu" maalesef bu eksende "yasa üreten bir makine" işlevi görmüştür. Şimdi de Erdoğan, "BOP'un eş başkanı"dır, Fetullah Gülen "Papalık Konseyi misyonunun bir parçası"dır. Söz konusu misyonlarını, zat-i alileri bizzat kendi beyanları ve uygulamalarıyla deklare etmişlerdir.BOP misyonunu, Türk milleti ve Türk medeniyeti adına, her şeyden çok riskli buluyorum? Çünkü BOP misyonu ile vatan satılmaktadır. BOP misyonu ile yer altı ve yerüstü kaynaklarımız ecnebiye peşkeş çekilmektedir. BOP misyonu ile işçi-memur, emekli-dul, yetim, köylü-çiftçi, işadamı, esnaf, sanayici parasız-pulsuz bırakılmaktadır. BOP misyonu ile Türk askerinin başına çuval geçirilmektedir. BOP misyonu ile Kürdistan kurulmaktadır. BOP misyonu ile başına çuval geçirilmiş Türk askeri, "başına çuval geçiren BOP'çu"ların veya onların çömezlerinin güvenliğini sağlamak üzere Afganistan'da ve Lübnan'da ateş hattına sürülmektedir. BOP misyonu ile Türk askeri, Irak'ta işgalin taşeronu yapılmaya çalışılmıştır. BOP misyonu ile medeniyetler ve dinler buluşturulmaya çalışılarak Türk-İslam medeniyeti örselenmektedir, gençlerimiz Hıristiyanlaştırılmakta, Müslüman mahallelerinde mantar gibi kilise evler açılmaktadır. BOP misyonu ile ekümenik sevdalı papazın ve azınlıkların talepleri Lozan'ı delik-deşik edecek biçimde karşılanmaktadır. Bütün bu BOP'lu işler, bazen kararname ile, bazen oldu-bitti tezkerelerle, bazen genelgelerle, bazen gece yarısı yasal düzenlemelerle saman altından kotarılmaktadır... Hem de muhafazakar kılığına, Müslüman kisvesine, mücahid edasına, hoca efendi kavuğuna bürünerek yapılmaktadır.Bir zamanlar, Amerika'nın yardımlarına mazhar olmuş merhum Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu da, benzer hizmetler vermişlerdi ABD ve İsrail'e. Bakınız ve kulak veriniz şu tekerrür eden tarihe? Kulak veriniz ki, onlardan ders ve ibret almayan aymazlarımızın ahval ve akıbetlerini şimdiden kestiriniz. Halen hayatta bulunan eski pilotlarımızdan Hüseyin Avni Güler, 1958 yılında Lübnan'da Müslümanlara karşı tezgâhlanan ve 4 bin kişinin can verdiği Hıristiyanların katliamlarında meğer Türkiye hangi sümenaltı yöntemlerle kimlere katkı sağlamış...? Güler, ekrandan aynen şunları naklediyor:"1958 yılında maalesef Hıristiyanlara silah taşıdık. Bir gün bize Etimesgut'tan Beyrut'a uçma emri verildi. Akdeniz'de İngiliz Kuvvetleri bizi engellemeye çalıştı. Biz 'Victoria' parolasını verdik, 45 dakika Beyrut üzerinde dolaştıktan sonra havaalanına inebildik. İlk seferde Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu bizzat gelip bize nezaret etti. Beyrut'a toplam 85 sefer düzenledik. Ben 5 sefere katıldım. Lübnan'a ne taşıdığımızı bilmiyorduk, esasında kimse bilmiyordu. Bize Müslümanlara gıda ve ilaç taşıdığımız söylenmişti. Fakat sonraları silah ve mühimmat taşıdığımızı, üstelik bunları Hıristiyanlara verdiğimizi öğrenmiş olduk. Bunu Amerika'nın emriyle yerine getiriyorduk. Hükümet ve Meclis kararı olmadan Menderes'in ve Zorlu'nun özel emriyle yapıyorduk. Biz yükümüzü teslim edip geri dönüyorduk. Öğrenmemiz de Müslümanların Beyrut Havaalanı'nı ele geçirip uçağımızı enterne etmelerinden sonra mümkün oldu. Müslümanlar Rıza Kalaycıoğlu komutasındaki uçağımızı ele geçirince içinden Kırıkkale yapısı tüfekler, bombalar çıktı. Her uçağın yükü ortalama 2-2,5 ton ağırlığındaydı. Tabii denizden çok daha fazla silah aktardık, bütün bu silah ve mühimmat maalesef Hıristiyan kuvvetlere gidiyordu. Ama dediğim gibi ben, Emin Karayavuz, Nevzat Balaban ve başka pilotlar ne taşıdığımızı bilmiyorduk. Kesinlikle böyle olduğunu bilseydik direnişe bile geçerdik" (Haber Türk, Murat Ongun'la Ana Haber, 6 Eylül 2006, saat 19.30).BOP'un "eş başkanlığı"nı işte bu yüzden çok riskli buluyorum.Güler'in anlattıkları, ABD, İsrail, IMF veya Vatikan ile işbirliği içinde olan "Türkiyeli"lerin, ellerindeki fırsatları değerlendirerek saman altından hangi işleri kotarabileceklerine dair canlı, capcanlı bir örnek? Dudaklarınızın uçukladığını, kalbinizin göğsünüzden adeta sökülüp fırladığını görür gibiyim. İşleri, işte bu tarz-ı siyaset ile görmek, bir nevi BOP yöntemidir? Gözü Türk medeniyeti üzerinde olan ecnebiler ile stratejik ortaklık içinde olmanın reel politik gereği veya Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmanın teo-politik bir gereğidir bu pozisyon. Bu bağlamda BOP'çularımızın, oldu-bitti yasal düzenlemelerle elimizi-kolumuzu bağlayıp, yanıbaşımıza konuşlanmış işgalcilere karşı yarın-öbür gün muhtemel bir "vatan, namus ve nefs müdafaası" durumunda "yasalara karşı geliyorsunuz ha?" demelerini mi bekleyeceğiz? Ne dersiniz!?Hem BOP'un Müslüman kisveli "Türkiyeli aymaz"ları, hem de kolunu bunlara kaptırmış yüce Türk milleti, bu "capcanlı örnek"ten ders ve ibret almamız gerekir, diye düşünüyorum. "Artık Bağımsız Türkiye?" diyenlerin baht-ı açık olsun diyorum? Ya siz?
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.