logo
07 ŞUBAT 2026

Büyük fecaat

24.06.2005 00:00:00


ÖSS'deki çarpık mantıktan Kur'an öğretimine hapis cezasına; Irak'taki büyük oyundan Almanların soykırım kararına kadar gelişmeleri değerlendiren BTP Lideri Prof. Dr. Baş, Cumhuriyet tarihi boyunca böyle fecaatlerin görülmediğini söyledi.

*Türk eğitiminin temel sorunu

Cumhuriyet tarihinde biz hangi insanı yetiştireceğimize henüz daha karar veremedik. Onun için çok ciddi bir ideal noksanlığı, gaye-hedef şaşırtması var. l Sayın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin çelik, "lise dört sene olacak" dedi. Niçin olacak? Bu, iş bulamadıkları için, 'işsizlik yok' demek içindir.

*Ecevit ve Erdoğan: Fark nerede?

Geçmişteki sayın Ecevit hükümeti ile şu andaki sayın Tayyip beyin hükümeti arasında ne fark var? Ben şahsen bir milimetre fark göremiyorum. O da IMF'ci idi bu da IMF'ci; o da AB'ci idi bu da AB'ci. Yani o haftada bu yolda şu kadar kanun çıkartıyordu, bu da o kadar çıkartmaya çalışıyor. Hatta birbiri ile yarışıyorlar.

 

*Farklı bir iktidar gerek

Vatandaş, "Biz kalktık IMF'ci, AB'ci dedik sayın Ecevit'i tahttan indirdik. Siyaseti onun elinden aldık, Tayyip beye verdik. Ama bununla onun arasında ne fark var ki" demesi lazım. Fark olmayan bir üçüncüyü de getirirseniz bu musibet devam edecek. Bu fark da kabul edelim ki bizleriz.

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu haftaki "Haftanın Sohbeti"nde üniversite imtihanları, AB, Irak, Kıbrıs, ekonomik büyüme, Alman Parlamentosunun sözde Ermeni soykırımı ile ilgili aldığı karar başta olmak dış ve iç siyasetle ilgili sıcak gelişmeleri değerlendirdi.n Muhterem Hocam, Pazar günü 1 milyon 730 gencimiz üniversiteye girmek için sınava girdiler. Bunların ancak dörtte biri üniversiteye girecek. Sizler, uzun yıllar eğitimcilik yaptınız. Avrupa'da konferanslar verdiniz. 13 yılı aşkın süredir de Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim üyeliği yapıyorsunuz. Bu noktada mevcut eğitim sistemimizi nasıl görüyorsunuz? Prof. Dr. Haydar Baş-  Bu, eğitim meselesi Türkiye'nin aslında uzun yıllardan beridir halledilmesi gereken olmazsa olmaz meselelerinin başında geliyor. Ama ne hikmetse bu mesele bugüne kadar sürüncemede bırakıldı. Gelen siyasi iktidarların zihniyetine göre eğitimde tavır alındı. Heder olan, mağdur olan da Türk milletinin yetişen evladı oldu. İdeal insan tipi boşluğu sürüyorDilerseniz bu olayı bir hatıra ile cevaplandırayım. Öğretmen olarak vazifeye başladığım yıllarda, Trabzon Lisesinde, yanılmıyorsam yedi öğretim yılı hizmet ettim. Bu yıllar esnasında tabii teftiş de gördük. Milli Eğitimin müfettişleri gelir, eğitim hakkında hem teftiş eder, hem de tavsiyelerini belirtirlerdi. Kısaca milli Eğitimin gayesini anlatırlar. Nasıl öğrenci yetişecek, kurallar nasıl uygulanacak? Bunlar anlatılır. O tarihte bendenize de bir müfettiş arkadaşımız gelmişti. Ya 4. ya 5. öğretim yılımdı. Ders bittikten sonra müfettiş beye bir sorum oldu. "Biz elimize milletimizin evladını alıyoruz. Onu bilgi ile donatıyoruz. Ona bir şeyler veriyoruz. Ama benim gördüğüm kadarı ile bir noksanımız var gibime geliyor. Biz öğrenci yetiştiriyoruz ama örneğimiz ne? Biz delikanlı yetiştiriyoruz ama bu çocuğu kim gibi yapmaya çalışıyoruz? Bu delikanlı hangi Türk büyüğü gibi olacak? Yetiştirdiğimiz kızlarımız, hanımefendi evlatlarımız hangi tarihteki hanımefendi gibi olacak?" sorularını ben beni teftiş eden müfettişe tevcih ettim. Hiç unutmam. İlk defa teftişte takdir alan öğretmen de ben olmuştum. Öğretmenliğim çok güzeldi. Bir dersi ne kadar bilirsem bileyim, mutlaka o dersi vermeye gitmeden bir konferans gibi detaylarıyla, güncel konuları da içine katarak hazırlanır, öğrencinin karşısına o şekilde çıkardım. Dersi derste öğretirdim. Bu prensibim vardı. Evvela beni tebrik etti. "Ben bu kadar zamandan beri müfettişim. Sizin gibi mufassal bir şekilde hazırlanıp öğrenciye öğreten arkadaş nadir gördüm. Sorduğunuz soruya gelince, ilk defa bu soru ile karşılaştım. Doğrusunu isterseniz çok mühim bir soru, cevabını ben de bilmiyorum" dedi. Ben, o günden bu güne, sayın müfettişe tevcih ettiğim soruyu gelmiş geçmiş bakanlarımıza da, siyasilerimize de tevcih ediyorum. Bizim ideal insanımız kimdir? Eğer Mustafa Kemal Atatürk'se bunu niçin biz ortaya koymuyoruz? Onun çalışkanlığını, dürüstlüğünü, insanlığını, insanlara bakışını, insan haklarına verdiği önemi, insanların iç ve dış tabiatından olması gereken mümtaz bir şahsiyet olduğunu öğretmiyoruz. Böyle bir şey yok. Aynı boşluk bugün de devam ediyor. Bana kalırsa Cumhuriyet tarihinde biz hangi insanı yetiştireceğimize henüz daha karar veremedik. Onun için çok ciddi bir ideal noksanlığı, gaye-hedef şaşırtması var. Gelen siyasinin birisi öyle diyor, öyle oluyor, öteki başka diyor, o şekilde oluyor.Niçin üniversite imtihanı yapılıyor? Şimdi soruyorum. Niçin, bu öğrenciler üniversiteye alınması gerekirken imtihana tabi tutuyorsunuz? Hangi sebepten dolayı? Bunların kariyerini bir çok üst basamaklara taşımak için mi bunu yapıyorsunuz? Cevap: Hayır! Toplumda meslek sahibi olsunlar, iş bulalım diye mi yapıyorsunuz? O da hayır! Bu kadar mezun var. Niçin bunları okutuyorsunuz? Bu gaye belli değil. Belli olmayan bir mantık ve mantalite etrafında bir sürü insanı siz eğitime tabi tutuyorsunuz ve mezuniyetinden sonra, filan yere memur-işçi alınacaksa yüzlerce insanı kapıya dikiyorsunuz, imtihana tabi tutuyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Madem ki imtihana tabi tutacaksınız neden bu kadar insanı lisenin kapısında bekletiyorsunuz da üniversiteye hepsini alarak onların psikolojik tatminine cevap vermiyorsunuz? Bir şey yaptığın yok. Onu niye bedbin, sokak ortasında yapayalnız bırakıyorsun diye sorduğumuzda bütün bu soruların cevabı bugünkü eğitim anlayışında maalesef yoktur. Sayın Bakan beyin canı sıkıldı "lise dört sene olacak" dedi. Niçin olacak? Bana bunun izahını yapabiliyor musun? Ben eğitimciyim. Bu konuda herkesle de tartışmaya hazırım. Bu konuyu bilen bir arkadaşınızım. Bugün üç yıllık bir programın üzerine hiç bir kelime ilave etmeden konulan bir sınıf, yetiştirdikleri öğrencilere -ben yetiştirdiklerine de kani değilim- iş bulamadıkları için işsizlik yok demek içindir. Bunu örtmek mantığıyla liseyi dört sene yapıyorlar. Bu millet senin babanın oyuncağı mıdır? Bu işi beceriyorsan devam edersin. Yapamıyorsan, "Ey milletim! Ben bu işi bilmiyorum. Elimden bu kadar geliyor" der vazgeçersin. Ama maalesef böyle bir itiraf da söz konusu değil.Eğitimde gayesizlik var Kısaca eğitimde bir gayesizlik var. Mesela öğrenci yetiştiriyoruz. Hangi mantığı, hangi mantaliteyi, hangi gayeyi niçin veriyoruz? Ezcümle şunu ifade etmemiz lazım: Evvela kişilik sahibi, bir milletin bireyi olma düşüncesini, idealini özendirmemiz lazım. "Ben Türk oğlu Türküm" diyebilmesi lazım. Nereden gelirse gelsin, hangi etnik gruptan olursa olsun, o bizim üst kimliğimizdir. İşte bunu verdirecek bir eğitim anlayışı, bunu gururla, göğsünü gere söyleyecek bir anlayış verilmesi  lazım. Onun içini nasıl dolduracak? O güzel kimliği ona verecek, onu eğitecek, öyle bir seviyeye taşıyacak ki o hakikatte bütün insanlığın muhtaç olduğu bir hanımefendi, bir delikanlı olacak. Dört dörtlük, kendi kendine tatmin olmuş, aradığını bulmuş biri olacak. Aramaktan yorulan değil, bunalıma düşen değil, bilakis olgun, kişilikli, erdemli, sabırlı, kanaat ehli, çalışkan, düşkünlerin elinden tutan, muhtaçlara yardıma koşan bir insan modeli olacak. Bilgiyi bu insana yükleyeceksin ki o insan mükemmel bir mühendis, doktorsa mükemmel bir doktor, siyasetçi ise fevkalade bir siyasetçi, hakimse muazzam bir hakim, hülasa mesleğine göre içi dolmuş, evsaflı bir insanı yetiştirmeyi bizim eğitimin gaye edinmiş olması, bu insanı yetiştirmesi lazım. Bugün, bundan fersah fersah uzaktayız. Allah gençliğimize acısın. Bunun çaresi bizdedir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Biz bu milletin evladını bu millete layık bir kimlikle yetiştireceğiz. Eğitimde önünü kapatmak değil alabildiğine açacağız. Okumak mı istiyor, okuyacak. Adam, okumak, yetişmek istiyor, sen önünü imtihanla kesiyorsun. Bu bir geri zekalılıktır. Harun Bey, Bakü Devlet Üniversitesinde aynı zamanda benim asistanımdır, bilir; ayakkabı boyacısı üç tane lisan biliyor. İngilizcesi, Rusçası, Azericesi var. Hatta orada dilenci bile üç tane lisan biliyor. Adam dilencisine bile bunu öğretmiş, dilenciyi bile yüksek okuldan mezun etmiş, elbette bu insan yarına çok daha umutla bakar. Ki biz o dünyayı senelerce bilmeden eleştirdik. Öyle değil mi? Demek istediğim biz, kimlik, kişilik sahibi insan yetiştireceğiz. "Liseyi bitirdin, kapıda bekle" yok. Okumak mı istiyorsun, bilakis onu takdir, tebrik ederek, "aferin" diyerek daha üst seviyelere taşımak bizim anlayışımızın merkezidir. Bunu yapacağız. Onun için gençler bizimle beraber olsun. Beklediklerine en kısa zamanda nail olacaklardır. n Hocam, milyonlarca gencin gönlüne su serptiniz. Demek ki okumak isteyenler okuyacak.Prof. Dr. Haydar Baş- Kesinlikle okuyacaktır. Evlatlarımıza Cenab-ı Hak başarılar lutfeylesin.Milli irade diye bir şey kalmadın Hocam, birinci Körfez Savaşında Irak'ın parçalanarak bir Kürt devleti kurulacağından hareketle, asıl hedefin Türkiye olduğunu, AB'nin Türkiye'yi almayacağını, AB'nin Euro'ya geçişle beraber ekonomik krize yuvarlanacağını ve siyasi birliğin de dağılabileceğini söyleyerek aynı zamanda Kemal Derviş'e herkes kurtarıcı gözü ile bakarken uygulanacak IMF programının Türkiye'yi batıracağını ifade ettiniz ve zamanın siyasilerini uyardınız. Bütün bu tespitleriniz çıktı. Hocam bu perspektiften bakıldığında Türkiye'nin şu andaki meselelerine nasıl bakıyorsunuz?Prof. Dr. Haydar Baş- Bu açıdan bakıldığında Türkiye dün ise bugün de o. Yani değişen hiç bir şey olmadı. Dün, IMF'nin, dün ABD'nin, AB'nin plan, program ve projesi hayata geçti; bugün de aynısı geçiyor. Esasen milletin çıkarları istikametinde bir siyasi hizmet değil de yabancıların isteklerini hayata geçirme babında bir uygulama görüyoruz. Bakıyoruz, iç siyasetimiz AB'ye teslim edilmiş. Çıkan yasaların tamamına bakın, tamamen AB istiyor diye bu yasalar çıkıyor, millet istiyor diye değil. AB istiyor. "Biz de oraya girmemiz lazım" deniliyor, yasalar öyle çıkıyor. Milli irade diye bir şey yok. Milli irade hikaye, sözde. Mali konuda "IMF istiyor" diye dizayn ediyoruz. Dış politikada da "ABD bunu böyle istiyor" diye hareket ediyoruz. Bundan önceki hükümetin tavrı ne ise aynı tavır bu iktidar döneminde de geçiyor. "Al birini vur ötekine" diye bir atasözü var. Geçmişteki sayın Ecevit hükümeti ile şu andaki sayın Tayyip beyin hükümeti arasında ne fark var? Ben şahsen bir milimetre fark göremiyorum. O da IMF'ci idi bu da IMF'ci; o da AB'ci idi bu da AB'ci. Yani o haftada bu yolda şu kadar kanun çıkartıyordu, bu da o kadar çıkartmaya çalışıyor. Hatta birbiri ile yarışıyorlar. "Ben bu konuda senden daha fazla kanun çıkarttım. Ben IMF'den senden daha fazla taviz aldım" yarışındalar. Hiç biri milletin çıkarına, milli menfaatlere, millet ve devlet olma vasfına uygun bir politika hayata geçirememiştir. Bu siyaset devam ederse ki bu milletimizin elindedir. Milletimiz ayıkır, "Yahu! Biz kalktık IMF'ci, AB'ci dedik sayın Ecevit'i tahttan indirdik. Siyaseti onun elinden aldık, Tayyip beye verdik. Ama bununla onun arasında ne fark var ki" demesi lazım. Fark olmayan bir üçüncüyü de getirirseniz bu musibet devam edecek. Onun için iş milletin elindedir. Farkı olan kimse onu arayıp bulacağız. Bu fark da kabul edelim ki bizleriz. Bizim, bir Milli Ekonomik Modelimiz  var. bu model, Allah'ın izniyle sadece ülkemiz için değil, geri kalmış bütün ülkeler için, ekonomisi tıkanmış bütün devletler, milletler için fevkalade bir modeldir. Bunu biz hayatımıza Türkiye'de geçirip milletçe kalkındığımızda göreceğiz ki sadece bizim değil, bize yakın, bize bağlı ülkelerin de yüzü gülecek. Dünyanın da yüzü gülecek. Yani her şey milletimizin elindedir.Almanya politikasının gereğini yaptın Muhterem Hocam, Alman Federal Meclisi sözde Ermeni soykırım iddialarını kabul etti. Bu kabulün aynı zamanda ders kitaplarında da yer alacağını ifade etti. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan, Almanya Başbakanı Schröder'i omurgasız bir siyaset yaptığını ve daha önce kendisine verilen sözleri tutmadığını ifade etti. Böyle bir tablo var. Hükümet ise ilk geldiği zamandan beri AB dedi, durdu. Sayın Başbakan, hep ikili diyalogları, dostlukları olduğunu, birçok sözler-taahhütler aldığını söyledi. Ama bugün gelinen noktada kendisine en yakın gördüğünü ifade ettiği Schröder'in omurgasız olduğunu söylüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Prof. Dr. Haydar Baş- Biz her tarafta maalesef ipe un sermeye başladık. Schröder dün ne söyledi ise bugün onu yerine getirmeye başladı. Batı, dediğinin dışında bir şey söylemiyor ki. Yabancı dilden de konuşmuyor. Yabancı dilden konuşmuyor derken insan diliyle konuşuyor. "Ben Batılıyım" diyor. "Kopenhag kriterlerini hayata geçirmeniz lazım" diyor. Geçmişte Ecevit hükümetine karşı Almanya'nın siyaseti neydi? Şu anda sayın Tayyip beye uygulanan siyasetti. Yani Almanya'da veya Batı ülkelerinde, ABD'de Schröder gitti, yerine bilmem kim geldi; siyaset değişmez. Siyaset bir kurumdur. Bir masası vardır. Her devlet hakkında masanın kuralları, kanunları geçerlidir. Bizim siyasilerimizin bilmediği bu. "Ben onunla yer, içer, söyler, gülersem onu ikna eder, belli bir noktaya taşırım" gibi çok aslı ve astarı olmayan hayaller peşinde koşuyorlar. Alıyorsun çantanı, haydaaa bilmen hangi ülkenin devlet başkanı, hükümet başkanının yanına gidiyorsun. Sen neyi değiştireceksin? Adamlar senin gibi değişken değil. Senin gibi değişken olanı da onlar bir saat iktidarda tutmazlar. "Sen milletin menfaatlerini değil, kendi menfaatlerini gözetiyorsun" der, ihraç ederler. Siyasette bir daha tutmazlar ve seçmezler. Bu cümleden olarak şunu söylüyorum. Hiç bir zaman ümit vermedi. "Ben soykırımı reddedeceğim" demedi. Bilakis Almanya, "Siz, gelin Ermeni soykırımını kabul edin" diye bize baskı yaptı. Bunu bilmeyen bir Allah kulu yok. Hükümetin başındaki insan bu kaynayan düşünceyi görmedi ise buna bir şey demeye de gerek yok. Burada yanılan Schröder değil sayın Tayyip beydir. Onlar, devletinin olması gereken politikasını hayata geçirdiler. Biz ise yapılması gereken tavrı koymadığımız için kendimizi bir boşlukta bulduk. "Niçin böyle olduk?" dedik. Devlet hayatında söz konusu olan menfaatlerdir. Arkadaşlıklar, dostluklar, şunlar, bunlar söz konusu değildir. Bir, siyasetçinin eğer gayesi hakikaten milletine hizmetse evvela bu stratejiyi çok iyi belirlemesi ve ona göre hayatına yön vermesi lazımdır.

Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılında vatandaşlar, depremde kaybettikleri yakınlarının kabirlerini ziyaret etti. Kapıçam Şehir Mezarlığı'nda gece saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar yoğunluk yaşanırken, vatandaşlar kaybettikleri yakınları için dualar etti

06.02.2026 15:03:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:07:46
İhlas Haber Ajansı
Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı
Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı
6 Şubat 2023 depremlerinde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, gece saatlerinden itibaren Kapıçam Şehir Mezarlığı'na gelerek, yakınlarının kabirlerini ziyaret etti.

Depremde aile fertlerinin büyük bölümünü kaybeden vatandaşlar, mezar başlarında gözyaşı döktü. Dualar edip Kur'an okuyan depremzedeler, acılarının aradan geçen zamana rağmen ilk günkü gibi taze olduğunu dile getirdiler.

Depremzede Hülya Zavrak, "Yaşadıklarımız çok acı, tarifi yok. Ne yapalım, sanki buraya gelince onları görüyormuş ve onlarla sarılıyormuş gibi hissediyoruz" derken, Sultan Yıldırım ise, "Herkesin şehidi var. Ben de enkazdan çıkarıldım, enkazdan oğlumla beraber kurtuldum. Allah herkesin kalbine ferahlık versin" diye konuştu.

"O benim her şeyimdi"

Hatice Polat isimli depremzede de, "Acının tarifi imkansız. Oğlum 21 yaşındaydı, o benim her şeyimdi. Neşeli ve sevecen bir insandı. Tüm ölmüşlerimize rahmet olsun" ifadelerini kullandı.



ABB'den Melih Gökçek atağı

Danıştay'ın Melih Gökçek hakkında soruşturma izni verilmemesine yönelik İçişleri Bakanlığı kararını kaldırmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi, Bülent Arınç'ın soruşturmada tanık olarak dinlenmesi talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu

06.02.2026 13:04:00 / Güncelleme: 06.02.2026 13:09:13
Haber Merkezi
ABB'den Melih Gökçek atağı
ABB'den Melih Gökçek atağı
Danıştay 1. Dairesi, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yürütülen soruşturma sürecinde kritik bir adım attı.

İçişleri Bakanlığı'nın, Gökçek ve dönemin belediye yöneticileriyle ilgili imar planı değişiklikleri yoluyla haksız menfaat sağlandığı iddiasına ilişkin "soruşturma izni verilmemesi" ve şikayetin "işleme konulmaması" kararını oy birliğiyle kaldırdı. (karar 3 Şubat 2026 tarihinde duyuruldu). Bu kararın ardından dosya, yeniden ön inceleme yapılmak üzere İçişleri Bakanlığı'na geri gönderildi.

İçişleri Bakanlığı soruşturmayı engelliyordu

Süreç, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) 2020 yılında başlattığı suç duyurusu üzerine şekillenmişti. İddialar, Gökçek döneminde bazı taşınmazlara yönelik imar planı değişiklikleriyle FETÖ ve FETÖ bağlantılı kişi/şirketlere bireysel menfaat sağlandığı yönündeydi. Daha önce İçişleri Bakanlığı'nın engeli nedeniyle ilerlemeyen dosya, Danıştay'ın müdahalesiyle yeniden hareket kazandı.

ABB, Bülent Arınç'ın tanık olarak dinlenmesini talep etti

Bugün ise Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmi başvuru yaparak eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenmesini talep etti. Başvuruda, Arınç'ın kamuoyuna yansıyan açıklamaları özellikle vurgulandı. Arınç, daha önce Gökçek dönemini eleştirerek "Ankara'yı parsel parsel sattılar" ifadesini kullanmış ve 2015'ten beri bu konuda savcılar tarafından çağrılmadığını belirterek "Çağırırlarsa ifade veririm" demişti.

Bu talep, sürecin siyasi boyutunu da öne çıkarıyor. Arınç'ın tanıklığı, iddiaların dayanağı olarak görülen açıklamaların soruşturmada delil değeri taşıyabileceği anlamına geliyor. Başvuru, ABB'nin Gökçek dönemi imar uygulamalarına ilişkin ısrarlı takibinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Top savcılıkta

Savcılık tarafından başvurunun kabul edilip Arınç'ın ifadesine başvurulup başvurulmayacağı henüz netleşmedi. Ancak Danıştay'ın kararıyla soruşturma izni engeli kalktığı için dosyanın ön inceleme aşamasında ilerlemesi ve olası iddianame sürecine evrilmesi bekleniyor.

Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı

Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Mudanya ilçesinde faaliyet gösteren bir iş yerine operasyon düzenledi

06.02.2026 10:26:00
İhlas Haber Ajansı
Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı
Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı
Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Mudanya ilçesinde faaliyet gösteren bir iş yerine operasyon düzenledi.

Yapılan denetimlerde, iş yerinde çalıştırılan yabancı uyruklu şahıslardan 11'inin kimliksiz, 2'sinin ise çalışma izninin bulunmadığı belirlendi.



Kaçak olarak çalıştırıldığı tespit edilen toplam 13 yabancı uyruklu şahıs, deport edilmek üzere gerekli işlemlerin yapılması amacıyla İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne sevk edildi.

Öte yandan, yabancı uyruklu şahısları temin ederek çalıştırdığı belirlenen şüphelilerden 1 kişi yakalanarak adli makamlara sevk edilirken, diğer şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

6 Şubat depreminde bir araya gelemeyen partiler Öcalan için anlaştı! BTP Genel Sekreteri Mustafa Ergan sert çıktı

Teröristbaşı Öcalan'a umut hakkı tartışmalarını değerlendiren BTP Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan, "binlerce vatandaşın öldüğü ortamda kavga eden partiler Öcalan'a umut hakkı olduğunda bir araya geliyor" dedi

06.02.2026 00:37:00
Ahmet Turan Yiğit
6 Şubat depreminde bir araya gelemeyen partiler Öcalan için anlaştı! BTP Genel Sekreteri Mustafa Ergan sert çıktı
6 Şubat depreminde bir araya gelemeyen partiler Öcalan için anlaştı! BTP Genel Sekreteri Mustafa Ergan sert çıktı
Teröristbaşı Öcalan'a umut hakkı tartışmalarını değerlendiren BTP Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan, "Bakın deprem oldu bu ülkede. Bunu genel başkanımız Hüsyin Baş da söylemişti. Bu ülkede deprem oldu. Onun yıldönümündeyiz. 6 Şubat. Deprem oldu partiler bir araya gelemedi. Kavga ettiler. Yerel yönetimlerle merkezi hükümet kavga etti. Ne yapacaktık? Herkes bir tane yardım konvoyunu alıp oraya yardıma gidecektik. Burada bile kavga ettik. Ama depremde kavga eden siyasi partiler Öcalan'a umut hakkında bir araya geliyor. Evet. Çok ilginç bir depremde, bu ülkenin binlerce vatandaşın öldüğü ortamda kavga eden partiler Öcalan'a umut hakkı olduğunda bir araya
geliyor. Bu çok önemli. Aynı komisyonda buluşabiliyorlar. Aynı komisyonda buluşup aynı kararın
altına imza atabiliyorlar" dedi.

Mustafa Hayri Ergan'ın konuşmasını izleyin:

Zeydan Karalar 212 gün sonra özgür


 
İş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın bazı belediye başkanları ile yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla açılan davada, aralarında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın da bulunduğu 9 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

05.02.2026 23:46:00
Haber Merkezi
Zeydan Karalar 212 gün sonra özgür
Zeydan Karalar 212 gün sonra özgür

İş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın bazı belediye başkanları ile yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla açılan davada, aralarında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın da bulunduğu 9 kişi hakkında tahliye kararı verildi.
33'ü tutuklu toplam 200 sanığın yargılandığı davada ara karar 5 Şubat'ta açıklandı. Buna göre hakkında tahliye kararı verilen diğer isimlerin beşi Esenyurt Belediyesi'nden, diğerleri arasında da Beşiktaş ve Avcılar belediyelerinden çalışanlar var.

Tutuklu kalacaklar

Utku Caner Çaykara, Rıza Akpolat, Oya Tekin ve Kadir Aybar'ın tutukluluğu devam edecek. 5 Şubat'taki duruşmada CHP'li belediye başkanlarının da olduğu tutuklu sanıklar hakkında savcılık mütalaa verdi. Savcı, aralarında beş CHP'li belediye başkanının da olduğu 30 kişinin tutukluluğunun devamını istedi. Duruşma, 9 Şubat Pazartesi günü tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam edecek.
Karalar cezaevi çıkışında yaptığı açıklamada "Orada bıraktığım başkanlarıma selamlarımı iletmek istiyorum. Bütün arkadaşlarıma sevgilerimi, saygılarımı iletmek istiyorum. Onları orada bırakıp çıkmak hakikaten buruk bir sevinç ama böyle oluyor" dedi.

212 gündür tutukluydu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Karalar'a tahliye kararı verilmesi konusunda "Haksız bir tutukluluk hali sona ermiş oldu. 212 gündür Zeydan Karalar tutukluydu. Bu iddialarla 212 dakika bile meşgul edilmesi, Adana'ya hizmet etmek yerine başka bir şeyle meşgul edilmesi yanlışken, 212 gün, 7 ay boyunca gözü gibi baktığı, evladı gibi sevdiği Adana'dan mahrum bırakıldı. Adana ondan mahrum kaldı" ifadelerini kullandı.

Kentsel dönüşümde merak edilenler

Riskli binalarda yıllardır uzlaşma sağlanamıyordu. Artık tek bir malik talebiyle toplantı başlıyor, kararlar yüzde 50+1 salt çoğunlukla alınıyor, itiraz edenlerin payı satılabiliyor. Deprem öncesi son şans mı, yoksa mülkiyet alarmı mı?

05.02.2026 15:48:00
Eyüp Kabil
Kentsel dönüşümde merak edilenler
Kentsel dönüşümde merak edilenler
Türkiye'de kentsel dönüşüm çalışmaları, deprem riski ve şehirlerin dirençli hale getirilmesi hedefiyle hız kesmeden devam ediyor. Özellikle dün Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle süreçte önemli adımlar atıldı.

Karar alma süreci hızlandı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından hazırlanan yeni düzenleme, riskli yapıların yıkım ve yenileme işlemlerini hızlandırmayı amaçlıyor. Daha önce 2/3 çoğunluk gereken birçok karar için artık salt çoğunluk (%50+1) yeterli hale getirildi. En çarpıcı yenilik ise şu: Riskli bir binada tek bir malik bile talepte bulunursa, toplantı ve karar süreci başlatılabiliyor.

Toplantı usulleri netleştirildi, davetler 15 gün askıda tutuluyor ve kararlar salt çoğunlukla alınıyor. Bu değişiklik, yıllardır uzlaşma sağlanamayan binalarda dönüşümü kolaylaştırmayı hedefliyor.

"Yık ya da sat" uygulaması

Karara itiraz eden maliklerin arsa payları, diğer hak sahiplerine satılabiliyor. Eğer diğer malikler satın almazsa, bu hisseleri Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, TOKİ veya ilgili idareler satın alabilecek. Bina yıkıldıktan sonra arsa haline gelen parsellerde devlet alım önceliğine sahip olacak. Riskli yapı şerhi kaldırılmayacak, yerine "6306 sayılı Kanun kapsamında" ibaresi tapuya işlenecek, böylece hak kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Bu düzenleme, süreci hızlandırırken bazı kesimlerde mülkiyet hakları konusunda endişe yarattı. Bakanlık ise uygulamanın daha şeffaf ve hızlı dönüşüm için gerekli olduğunu vurguluyor.

Kira yardımı rakamları güncellendi

2026 yılı için kentsel dönüşüm kapsamında verilen kira yardımı tutarları, illerin yaşam maliyeti ve nüfus yoğunluğuna göre yeniden belirlendi.  Buna göre İstanbul'da aylık 9.000 TL - 10.500 TL, diğer büyükşehirlerde 7.500 TL - 8.500 TL oldu.

Başvurular Kentsel Dönüşüm Başkanlığı üzerinden yapılabiliyor ve destek, dönüşüm sürecindeki vatandaşlara önemli bir nefes aldırıyor.

Afet odaklı dönüşüm vurgusu

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada "Afet odaklı kentsel dönüşüm ertelenemez bir gerçek" dedi. Yaklaşık 6-7 milyon riskli konutun yenilenmesi gerektiğini belirten Eren, arsa maliyetlerinin düşürülmesi, uzun vadeli finansman modelleri ve nitelikli iş gücü sorununun çözümü için acil reform çağrısında bulundu.

Bakan Murat Kurum ise "Türkiye modeli" ile kentsel dönüşümün sadece bina yenilemek değil, iklim değişikliğiyle mücadele eden, dirençli şehirler inşa etmek olduğunu vurguluyor. Okmeydanı gibi büyük projelerde kura çekimleri devam ederken, İstanbul'da her iki kentsel dönüşümden birinin gerçekleştiği belirtiliyor.

Vatandaşlar ne yapmalı?

Son yönetmelikle birlikte riskli binalarda uzlaşma sağlanamasa bile dönüşümün önü açılıyor. Ancak süreçte hak kayıplarını önlemek için maliklerin toplantılara katılımı, profesyonel danışmanlık alması ve güncel yönetmelikleri takip etmesi kritik önem taşıyor.

Depreme dayanıklı şehirler hedefiyle 2026, kentsel dönüşümde yeni bir dönemin başlangıcı olmaya aday. Riskli binada yaşayan vatandaşların en kısa sürede risk tespitini yaptırması ve haklarını öğrenmesi öneriliyor.

Çeşme'de caddeler dereye döndü, rögarlar taştı

İzmir'in Çeşme ilçesinde öğle saatlerinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle caddeler sularla kaplandı. Rögarların taştığı ilçede araçlar, dereye dönen yollarda ilerlemekte güçlük çekti

05.02.2026 14:44:00 / Güncelleme: 05.02.2026 14:46:41
İHA
Çeşme'de caddeler dereye döndü, rögarlar taştı
Çeşme'de caddeler dereye döndü, rögarlar taştı
Turistik ilçe Çeşme'de, öğle saatlerinde başlayan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Yağışın şiddetini artırmasıyla birlikte ilçedeki birçok cadde ve sokak yağmur sularına teslim oldu.



Yağışla beraber altyapı sisteminde yaşanan yoğunluk nedeniyle rögarlarda taşmalar meydana geldi.

Yağmur sularının tahliye edilememesi sonucu cadde ve sokaklar adeta dere yatağına dönüştü.



Su birikintilerinin oluştuğu yollarda trafik akışında aksamalar yaşanırken, sürücüler, suyla kaplanan yollarda araçlarıyla ilerlemekte güçlük çekti.

Antalya Valisi Şahin: 'Otobüs kazasında rapor henüz çıkmadı'

Antalya Valisi Hulusi Şahin, yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu 10 kişinin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin, "Henüz rapor çıkmadı. Cumhuriyet savcılarımız tüm detaylarıyla olayı inceliyor. Neticeyi sizlerle paylaşacağız" dedi

05.02.2026 14:36:00 / Güncelleme: 05.02.2026 14:39:40
İHA
Antalya Valisi Şahin: 'Otobüs kazasında rapor henüz çıkmadı'
Antalya Valisi Şahin: 'Otobüs kazasında rapor henüz çıkmadı'
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Valiliği Hükümet Konağı'nda gerçekleştirilen "Antalya'nın Huzuru Güvenlik ve Asayiş Bilgilendirme Toplantısı"nda ocak ayına ilişkin güvenlik, asayiş, narkotik, kaçakçılık, göç, trafik ve siber suçlarla mücadele verilerini paylaştı. Vali Şahin, ocak ayında il genelinde toplam 8 bin 534 asayiş olayının meydana geldiğini, bu olayların yüzde 99,3'ünün aydınlatıldığını belirtti. Şahin, olayların 2 bin 804'ünün kişilere, bin 176'sının malvarlığına, 108'inin millete ve devlete, bin 485'inin topluma karşı işlendiğini, 2 bin 961 olayın ise takibi gereken suçlar kapsamında yer aldığını ifade etti. Şahin, çeşitli suçlardan 5 bin 50 aranan şahsın yakalandığını, bunlardan bin 15'inin tutuklandığını kaydetti.

Antalya genelinde 3 bin 307 uygulama yapıldı

Ocak ayında 513'ü şok uygulama olmak üzere toplam 3 bin 307 uygulama gerçekleştirildiğini belirten Vali Şahin, bu uygulamalarda 1 milyon 236 bin 324 şahıs ile 886 bin 976 aracın sorgulandığını açıkladı. Yapılan uygulamalarda 535 tabanca, 5 uzun namlulu silah, 81 av tüfeği, 27 kurusıkı tabanca, 5 bin 392 fişek, 175 av tüfeği fişeği ve 38 kesici alet ele geçirildiğini belirten Vali Şahin, ayrıca 19 çalıntı otomobil, 37 çalıntı motosiklet, 2 çalıntı kamyonet ve 2 çalıntı elektrikli bisiklet bulunduğunu, 2 milyon 419 bin 447 TL değerinde ziynet eşyası ile 2 milyon 500 bin TL nakit paraya el konulduğunu aktardı.



Kaçakçılık ve organize suçlara yönelik 135 operasyon

Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında 135 operasyon düzenlendiğini açıklayan Vali Şahin, 260 şüpheliye işlem yapıldığını, 49 kişinin tutuklandığını, 33 kişi hakkında adli kontrol kararı verildiğini, 178 kişinin ise serbest bırakıldığını söyledi. Şahin, organize suçlar, mali suçlar ve kaçakçılık kapsamında yürütülen operasyonlarda 459 tabanca, 8 milyon 228 bin 950 kaçak makaron, 1 milyon 101 bin 620 doldurulmuş makaron, 7 bin 613 paket kaçak sigara, 2 ton 182 kilogram kaçak tütün, 3 bin 650 litre kaçak alkol, 26 bin 223 adet kaçak eşya, 2 bin 350 litre kaçak motorin, 14 kaçak cep telefonu, 23 sahte belge ve 71 kaçak tarihi eserin ele geçirildiğini kaydetti.

900 uyuşturucu operasyonunda 110 tutuklama

Uyuşturucuyla mücadele kapsamında ocak ayında 900 narkotik operasyonu gerçekleştirildiğini belirten Vali Şahin, 984 şüpheli hakkında işlem yapıldığını, 110 kişinin tutuklandığını söyledi. Operasyonlarda 30 kilo 465 gram skunk, 16 kilo 576 gram esrar, 10 kilo 367 gram kokain, 6 kilo 556 gram eroin, 2 kilo 529 gram metamfetamin, 60 bin 118 sentetik ecza ve 15 bin 161 ecstasy başta olmak üzere çok sayıda uyuşturucu madde ele geçirildiğini belirten Şahin, ayrıca NARVAS Projesi kapsamında 349 ihbar üzerine bin 90 uygulama yapıldığını açıkladı.

13 bin 103 yabancı uyruklu şahıs sorgulandı

Göçmen kaçakçılığına yönelik 13 operasyonda 15 organizatör hakkında işlem yapıldığını belirten Vali Şahin, 4 bin 924'ü Mobil Göç Noktalarında, 8 bin 179'u merkez ve ilçelerde olmak üzere toplam 13 bin 103 yabancı uyruklu şahsın sorgulandığını ifade etti. Bu kapsamda 61 Suriye uyruklu şahsın gönüllü geri dönüşle sınır dışı edildiğini, 82 yabancı uyruklu şahsın ise geri gönderme merkezine teslim edildiğini belirten Şahin, Antalya'da 110 bin 96 yabancının oturma ve çalışma izinli olarak ikamet ettiğini söyledi.

Trafikte 342 bin 190 sürücü denetlendi

Ocak ayında 342 bin 190 sürücünün denetlendiğini, 74 bin 577 kişiye idari para cezası uygulandığını ve 3 bin 490 aracın trafikten men edildiğini açıklayan Vali Şahin, bin 742 trafik kazasında 3 kişinin hayatını kaybettiğini, bin 58 kişinin yaralandığını belirtti.

Siber suçlar ve sahil güvenlik verileri

Siber suçlarla mücadelede 9 operasyonda 50 şüphelinin yakalandığını, 17 kişinin tutuklandığını, 26 kişi hakkında adli kontrol kararı verildiğini kaydeden Vali Şahin, Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurlarınca 396 gemi ve teknenin kontrol edildiğini, 42'sine işlem yapıldığını söyledi.

Otobüs kazası ve bebek iddiaları hakkında açıklama

Tekirdağ'dan Antalya'ya gitmek üzere yola çıkan yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu 10 kişinin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin konuşan Vali Şahin, "Henüz rapor çıkmadı. Cumhuriyet savcılarımız tüm detaylarıyla olayı inceliyor. Neticeyi sizlerle paylaşacağız" dedi.

Sosyal medyada 2 aylık bebeğin Antalya'da hayatını kaybettiği iddialarına da değinen Şahin, "Biz onunla ilgili emniyetimiz ve jandarmamızla koordine ettik. Böyle bir bilgi Antalya Emniyeti ve jandarmasında yok. En azından bizim şehrimizde değil. Bizim şehrimizde olmadığını arkadaşlar değerlendiriyorlar ama inceleriz, sonucuna göre hareket ederiz" dedi.
Toplantıya Antalya İl Emniyet Müdürü Sabit Akın Zaimoğlu, İl Jandarma Komutanı Ahmet Kavukcu ve Sahil Güvenlik Komutanı Tolga Coşkun da katıldı.

Erzurum'da 23 kilo skunk ve 11 kilo metamfetamin ele geçirildi

Erzurum'da polisin düzenlediği operasyonda 23 kilogram skunk ve 11 kilogram metamfetamin maddesi ele geçirildi

05.02.2026 11:40:00
İhlas Haber Ajansı
Erzurum'da 23 kilo skunk ve 11 kilo metamfetamin ele geçirildi
Erzurum'da 23 kilo skunk ve 11 kilo metamfetamin ele geçirildi
Erzurum'da polisin düzenlediği operasyonda 23 kilogram skunk ve 11 kilogram metamfetamin maddesi ele geçirildi.

Edinilen bilgiye göre, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Erzurum Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince narkotik madde arama köpeği Hera ile yapılan çalışmalarda 23 kilo 250 gram skunk, 11 kilogram metamfetamin maddesi, 1 adet ruhsatsız tabanca, 15 adet fişek, 3 bin 915 TL ve 5 bin dolar suç unsuru para ele geçirildi.



Operasyonda gözaltına alınarak adli mercilere sevk edilen A.K. (44) ve S.K. (41) tutuklanarak Ceza İnfaz Kurumuna teslim edildi.

Emniyet Müdürlüğü'nce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı, satışı ve nakli ile ilgili mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.

Van'da bir ayda 224 kilo uyuşturucu ele geçirildi

Van'da jandarma ekiplerince ocak ayında yürütülen çalışmalar sonucunda 224 kilo 745 gram uyuşturucu madde, 4 bin 108 adet uyuşturucu ve uyarıcı hap ele geçirildi

05.02.2026 11:39:00
İhlas Haber Ajansı
Van'da bir ayda 224 kilo uyuşturucu ele geçirildi
Van'da bir ayda 224 kilo uyuşturucu ele geçirildi
Van'da jandarma ekiplerince ocak ayında yürütülen çalışmalar sonucunda 224 kilo 745 gram uyuşturucu madde, 4 bin 108 adet uyuşturucu ve uyarıcı hap ele geçirildi.

Van Valiliğinden yapılan açıklamada, İl Jandarma Komutanlığınca ocak ayı içerisinde uyuşturucu madde imal ve ticareti suçuna yönelik yürütülen faaliyetler kapsamında birçok operasyon yapıldığı belirtildi.



Açıklamada, "Yapılan çalışmalar sonucunda 172 kilo 022 gram skunk, 25 kilo 435 gram metamfetamin, 24 kilo 387 gram eroin, 2 kilo 087 gram esrar, 719 gram afyon sakızı, 95 gram bonzai, 4 bin 108 adet uyuşturucu ve uyarıcı hap ele geçirilerek muhafaza altına alınmış, 138 şüpheli şahıs hakkında adli işlem yapılmıştır" denildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.