logo
24 HAZİRAN 2026

Çelik: Silah bırakma meselesinin sahada somut olarak görülmesi lazım

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "'Silah bıraktım.' meselesinin söz olarak ifade edilmesi değil, sahada bunun somut olarak görülmesi lazım. Bunun ayları geçmeyen bir süre içerisinde gerçekleşmesi lazım, öbür türlü sabotaja açık hale gelir. Öbür türlüsü bizim açımızdan sözlerin tutulmasına dönük gri alanlar oluşturma olarak değerlendirilir." dedi.

17.05.2025 00:44:00
Anadolu Ajansı
Çelik: Silah bırakma meselesinin sahada somut olarak görülmesi lazım
Çelik: Silah bırakma meselesinin sahada somut olarak görülmesi lazım

Çelik, Habertürk TV'de gazeteci Mehmet Akif Ersoy'un gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Terörle mücadele konusunda Türkiye'nin çok yetkin bir geçmişi olduğunu anımsatan Çelik, iktidara geldikleri dönemde, sert güç unsurlarının yanı sıra terörden vazgeçirme, ikna etme metotlarının ve bunu teşvik etmeyle ilgili düzenlemelerin gündemde olduğunu belirtti.

Terörün sonlandırılmasıyla ilgili, "Kim bu işi çözmeye kalktıysa, o yolda ilerlediyse, mutlaka başına bir şey gelmiştir, gelir." algısının yaygın olduğuna ilişkin yöneltilen soruya Çelik, "Bugün sivil siyaset konsolide halde. Demokratik siyasetin meşruiyetine gölge düşürecek herhangi bir vesayetçi odak yok. Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde teşebbüs edildiğini söylüyorum." dedi.

AK Parti'nin konuya mesafeli durduğuna dair söylemlere ilişkin Çelik, "'AK Parti bu meseleye mesafeliydi.' denmesini çürüten bir şey var. Daha öncesinde, başbakanlığı döneminde demokratik çözüm sürecini AK Parti yapmış. Bu sürecin, devletin yumuşak güç unsurlarının kullanılması konusu AK Parti politikalarının zaten bir parçası. Bunun zamanlamasıyla, ritmiyle, diliyle ilgili bir tecrübemiz var. Bu meseleye hangi uluslararası odakların ne zaman, ne şekilde müdahale edebileceğini, karşımızdaki yapının çeşitli unsurlarının bunu nasıl başka yerlere çekebileceğini görüyoruz. Bu meselede her zaman hassasiyetle durduğumuzu Cumhurbaşkanımız da Devlet Bahçeli de ifade ediyor. Siyasi sabotaja maalesef açık bir mesele. Siyasi sabotajlar konusunda son derece hassas davranmak lazım." ifadelerini kullandı.

 "Türkiye'ye silah çekilmesi halinde operasyon yapılır"

Çelik, "Dünyanın tamamı iyileşse, Orta Doğu iyileşmeyebiliyor. Dünyanın tamamı kötüleşse, Orta Doğu'da bazen iyi gelişmeler olabiliyor. Türkiye'yle son yıllarda doğrudan karşı karşıya gelemeyenlerin bu tip unsurları kullandığını görüyoruz. Onun için odağımızı terör örgütünün silah bırakması ve kendisini feshetmesi noktasında, bu siyasi sabotajları da engelleyecek şekilde tutmalıyız." değerlendirmesini yaptı.

Cumhur İttifakı'nın bu konuda ortak fikriyatı, duruşu olduğunu söyleyen Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de sürecin önünü açtığını, doğru yönlendirmelerle müdahale ederek diri tutulmasını sağladığını aktardı.

Çelik, "Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) operasyon yapmaz mı'" sorusuna, "Türkiye'ye silah çekilmesi halinde operasyon yapılır. Türkiye'ye karşı silah bırakma eğiliminde, somutlaşmasında olana karşı silah çekilmez ama Türkiye'ye, milletimize silah çekilirse kim olursa olsun, bu süreçten bağımsız olarak da söylüyorum." yanıtını verdi.

Terörsüz Türkiye'nin bir devlet politikası olduğunu vurgulayan Çelik, terör örgütünün silah bırakmasına ilişkin, "Silah bırakma meselesi pasif duruma geçme gibi anlaşılabilir. Bu, silahların teslim edilmesi anlamındadır. Buradaki mevzu, örgütün feshetmesi ve silahlarını teslim etmesidir. Bizim anladığımız, anlaşılması gereken budur." dedi.

"Lozan, Türkiye'nin tapusudur ve bir kazanımdır"

Çelik, "Bu sürecin bütün boyutlarını, bağlantılarını görebiliyoruz. İyimserliğimiz şudur ki kararlılığımızdan vazgeçmiyoruz. Bu silah bırakma sürecinin var olmasıyla ilgili şunu görmek lazım. Bir süreci yönetmeliyiz, bir de sabotajların olmamasını sağlayıp, sabotajlar vasıtasıyla fesih ve silah bırakma sürecini rayından çıkarmaya çalışanlara dikkat etmek zorundayız. Bu, binlerce detayı olan bir konu ama bizim zihnimiz berrak. 'Silah bıraktım.' meselesinin söz olarak ifade edilmesi değil, sahada bunun somut olarak görülmesi lazım. Bunun ayları geçmeyen bir süre içerisinde gerçekleşmesi lazım, öbür türlü sabotaja açık hale gelir. Öbür türlüsü bizim açımızdan sözlerin tutulmasına dönük gri alanlar oluşturma olarak değerlendirilir." diye konuştu.

Lozan Antlaşması'yla ilgili, yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına bakılması gerektiğini belirten Çelik, "Bizim Lozan konusunda ne düşündüğümüz ortadadır. Lozan Türkiye'nin tapusudur ve bir kazanımdır. Entelektüel düzeyde, siyaset bilimciler düzeyinde, tarihte tartışılmayan olay, siyasi figür yoktur. Lozan'a böyle bakan da var, öbür türlü bakanlar da var." diye konuştu.

Çelik, soykırım ifadesini de hiçbir şekilde kabul etmediklerini söyledi.

"Genel olarak DEM Parti'nin yürüttüğü siyasi istişare süreci önemlidir"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın korucularla ilgili açıklamasının sorulması üzerine Çelik, "Bu süreçte çift taraflı yanlış anlaşılabilecek kötü manalı açıklamalardan kaçınmak lazım. Bizim odaklandığımız yer silah bırakma ve fesih meselesidir." dedi.

Ömer Çelik, "Şehit ailelerimizi incitecek hiçbir adım atmayız. Canlarını feda eden askerlerimiz, polislerimiz, jandarmalarımız, güvenlik korucularımız ve gazilerimiz, bu ülke bölünmesin, dünyanın şerefli ve bağımsız milletlerinden biri olarak yaşayalım diye bu mücadeleyi verdiler." şeklinde konuştu.

"Geçmişte şu partiyle sert polemikleriniz oldu, şimdi yumuşak dille gidiyorsunuz" gibi söylemlerin olduğunu belirten Çelik, "Buradaki ölçümüz belli; terör örgütünün desteklenmesi, terörist faaliyetlerle mesafe koyulmaması durumunda burada siyasi bir muhataplık üretmiyoruz. Terör örgütünün feshedilmesi ve silah bırakılması gibi demokrasiye, ortak geleceğimize katkı sağlayan bir yaklaşım olduğu zaman burada bütün siyasi kanalları açıyoruz. 'Silah bırakılsın, terör Türkiye'nin gündeminden çıksın.' dendiğinde oturulur konuşulur. Genel olarak DEM Parti'nin yürüttüğü siyasi istişare süreci, bu konuya dönük hassasiyet üretme titizliği önemlidir. Birkaç açıklama haricinde ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını görüyorum." dedi.

"Özgür Bey'in şimdiye kadar olayın çatısı ile ilgili yaklaşımları pozitif"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yorumlarına ilişkin Çelik, "Özgür Bey'in şimdiye kadar olayın çatısı ile ilgili yaklaşımları pozitif. 'Terör Türkiye'nin gündeminden çıkacaksa destek veririz.' cümlesi tabii ki takdir edilmesi gereken bir cümle. Bu yüksek siyaset meselesidir. Özgür Bey'in bu ifadesini değerli bulurum. Bu sürece ne kadar çok katkı verilirse o kadar değerlidir. Sayın Cumhurbaşkanımız Özgür Bey'e de grup konuşmasında teşekkür etti. Sayın Özel'in bu teşekküre karşılığı pek hoş olmadı ama biz sonuç olarak şunu görüyoruz, bu Terörsüz Türkiye konusundaki odağımızı kaybetmeyelim." değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, CHP'yle ilgili bir temas olup olmayacağına ilişkin, "Tabii ki temas olur, Meclis'teki mekanizmalar çalışır." dedi.

Terör meselesinin vicdan, izan, akıl ve hikmetle yönetilmesi gerektiğini aktaran Çelik, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti gündemine hakimdir, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Devlet Bahçeli ne yaptığını biliyor. Onların vatanseverliği sorgulanamaz." ifadesini kullandı.

Çelik, kayyum atanan belediyelerle ilgili, "Yargısal süreç hakkında takdir ve yorumda bulunamam. Terör örgütünün terör örgütü olduğu zamanda bir işbirliği, bir iltisak varsa bu tabii ki değerlendirilecek. Tarihi ne olursa olsun zaman aşımına uğramamışsa terörle işbirliğidir. Terör örgütünün varlığı ortadan kalktıktan sonra pek çok şeyin yerli yerine oturmasını sağlayacak." diye konuştu.

Özgür Özel'in, "Bu meseleyi Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan kendi siyasi çıkarları için kullanacaktır." sözünü de eleştiren Çelik, "Ne siyasi çıkarı' Bütün o sürecin sonucunda 'Seni Başkan yaptırmayacağız.' kampanyasıyla karşılaştı. Burada siyasi bir çıkar yok. Buradan doğacak bir siyasi çıkar varsa CHP de tutsun, Terörsüz Türkiye'ye tam destek versin, o da siyasi çıkarını elde edecek zaten. Bunu bu tip polemiklerin içinde boğmamak lazım. Burada Cumhur İttifakı'nın dili kadar CHP'nin verdiği, DEM Parti'nin ve diğer verilen destekler Terörsüz Türkiye süreci açısından kıymetlidir." dedi.

"CHP'ye göre memleket yönetmeye kalksak ayda bir seçim yapılması lazım"

Özgür Özel'in "ara seçim"e ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Şimdi buradaki mevzu şu; Vatandaş seçim yapmış ve meselelerinin çözülmesi için bir irade ortaya koymuş. Aradan çok kısa bir zaman geçmiş, diyor ki 'Seçime gidelim.' Bu oyuncak değil ki. Biz CHP'ye göre memleket yönetmeye kalksak onların kurultaylar partisi olması gibi ayda bir seçim yapılması lazım. Onlar alışmışlar sürekli olarak çözemedikleri meseleleri kurultaya götürmeye, sürekli kendi aralarında tekrar tekrar oylamaya. Öyle bir şey yok." dedi.

Çelik, yolsuzluk soruşturmasında tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'yla ilgili, "İmamoğlu meselesinin topluma anlatılabildiğini düşünüyor musunuz'" sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Burada yargısal bir süreç yürüyor. Yargısal süreçle ilgili olarak CHP'nin içinde olmadığımız konulara bizi karıştırması ve birtakım eleştirileri var. Biz de şunu soruyoruz ona, Sayın Özgür Özel'e diyoruz, 'Tek tek yaz maddeleri yukarıdan aşağıya. Çık toplumun önüne, bütün bu maddelere kefil misin, değil misin'' diye. Biz de kendi tezimizi anlatıyoruz. Bu konuda problem görmüyoruz. Problem görünüyor ya da Sayın Özgür Özel'in deyişiyle, 'Moral üstünlük bizde.' dediği meselede tam tersi bir mesele görüyorum. CHP'nin böyle marjinal bir duruma düşmesi Türkiye için iyi değil. Karşımızdaki partinin başarısız bir duruma düşmesini tabii ki kendi partim, ittifakım açısından düşündüğümde iyi görürüm ama CHP'nin bu kadar marjinal bir yere savrulması genel siyasi sistem içerisinde bence çok iyi bir şey değil. Neyi konuşursanız konuşun aynı konunun üzerinden getiriyor. CHP'de sağlıklı bir yönetimden çok bir vesayet görüntüsü veriyor."

Sırrı Süreyya Önder için AKM'de düzenlenen törenin ardından Özel'e yönelik gerçekleştirilen saldırıyla ilgili de Çelik, "Bu, hiçbir şekilde kabul edilemez ve lanetli bir saldırıdır. Tüm yönleriyle bunun karşısındayız. Buna hem emniyet bakıyor, ayrıca istihbari açıdan, ne bağlantısı var, kiminle görüşmüş, ne yapmış, ne etmiş' Hem emniyet istihbarat hem MİT bu soruşturmayı yürütüyor. Ortaya çıktığı zaman bu hem yargıya intikal edecek hem de biz paylaşırız." diye konuştu.

Çelik, en çok üstünde durdukları konunun sivil siyasetin güvenliği olduğunu ve o yumruğu siyaset kurumuna atılmış bir yumruk olarak gördüklerini söyledi.

"Barış kelimesine kimse karşı çıkamıyor"

İstanbul'da Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen barış müzakereleriyle ilgili de Çelik, "Artık şu görülüyor. Yeni bir safhaya geçildi. Kimse barışı reddedemiyor. Önceden savaşın niçin devam etmesi gerektiğiyle ilgili gerek Rusya gerek Ukrayna gerek Avrupalılar tarafından çok sayıda söz söyleniyordu. Daha önce konuştuk. Çok anormal bir şeydi Avrupa'dan bu kadar çok savaşın devam etmesi gerektiğine dair cümle kurulması. Şimdi bu barış kelimesine kimse karşı çıkamıyor." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi iki tarafla da konuşan kimse olmadığını söyleyen Çelik, söz konusu görüşmelerde Erdoğan'ın moderatörlüğünün herkes açısından olmazsa olmaz olduğunu kaydetti. 

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.