logo
09 AĞUSTOS 2026

Çocuklara sosyal medya düzenlemesi ne zaman yasalaşıyor?

15 yaş altı çocuklar sosyal medyaya tamamen yasaklanıyor. Ebeveyn izni bile geçersiz, yüz tanıma zorunlu, cezalar ağır. Türkiye dijital çağın en sert sınırını çiziyor. Çocuklar korunuyor mu yoksa özgürlük mü kısıtlanıyor?

16.02.2026 16:37:00
Eyüp Kabil
 
Çocuklara sosyal medya düzenlemesi ne zaman yasalaşıyor?
Çocuklara sosyal medya düzenlemesi ne zaman yasalaşıyor?
Türkiye'de çocukların dijital ortamda korunması amacıyla hazırlanan yeni yasal düzenleme, sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirerek aileleri ve uzmanları yakından ilgilendiriyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı öncülüğünde yürütülen çalışmalar, 15 yaş altındaki çocukların platformlara erişimini kısıtlamayı hedefliyor. Bu düzenleme, siber zorbalık, bağımlılık ve zararlı içeriklere karşı çocukları korumak için atılan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.






Düzenlemenin ana hatları

Taslak metne göre, sosyal medya platformlarında 15 yaş sınırı uygulanacak. Bu yaşın altındaki çocuklar, ebeveyn izni olsa dahi hesap açamayacak veya mevcut hesaplarını kullanamayacak. Platformlara yaş doğrulama sistemi kurma zorunluluğu getirilecek; bu sistemler arasında yüz tanıma teknolojisi gibi yöntemler yer alabilecek. Ayrıca, ebeveyn kontrol araçları sunma şartı koşulacak, böylece aileler children's online aktivitelerini daha etkin denetleyebilecek.

Kurallara uymayan sosyal medya şirketlerine idari para cezası ve bant daraltma gibi yaptırımlar uygulanabilecek. Düzenleme, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da değişiklikler öngörüyor ve sadece sosyal medya değil, yaşa uygun olmayan oyunlara erişimi de sınırlamayı kapsıyor.






Neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyuluyor?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, düzenlemenin siber zorbalık ve akran zorbalığındaki artış nedeniyle zorunlu hale geldiğini vurguluyor. Çocukların sosyal medya üzerinden maruz kaldığı zararlı içerikler, psikolojik sorunlar ve bağımlılık riski, bakanlığın öncelikli endişeleri arasında.

Uzmanlar, bu yaş grubundaki çocukların dijital ortamda korunmasının aileler için zorlaştığını belirterek, yasal bir çerçevenin gerekli olduğunu savunuyor. Bakan Göktaş, dünyanın birçok ülkesinde benzer önlemlerin alındığını ve Türkiye'nin de bu sürece uyum sağlaması gerektiğini belirtiyor.






Dünya genelinde benzer uygulamalar

Türkiye'nin düzenlemesi, uluslararası eğilimlerle paralellik gösteriyor. Örneğin, Avustralya'da 16 yaş altındakilerin sosyal medya hesapları yasaklandı ve bu yasa 2025 sonunda yürürlüğe girdi. Fransa'da ise 15 yaş sınırı onaylandı ve yıl sonuna kadar uygulanmaya başlanacak.

Çin'de 16-17 yaş grubu için günlük 2 saat, 8-15 yaş için 1 saat ve 8 yaş altındakiler için 40 dakika sınırlaması getirildi. ABD'de bazı eyaletler ve AB ülkeleri de benzer kısıtlamalar üzerinde çalışıyor, bu da küresel bir trendin parçası olduğunu gösteriyor.






Son gelişmeler ve meclis süreci

Çalışmalar son aşamaya geldi ve taslak, Şubat 2026 sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulması bekleniyor. AK Parti grubu tarafından desteklenen teklif, torba yasa kapsamında ilgili komisyona sevk edilecek. Bakan Göktaş, düzenlemenin kısa sürede yasalaşacağını ve çocukların güvenli bir dijital ortamda büyümesini sağlayacağını ifade etti. Uzmanlar, yasağın tek başına yeterli olmayacağını, eğitim ve aile bilinçlendirmesinin de entegre edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bu düzenleme, Türkiye'de dijital güvenliği artırırken, sosyal medya şirketlerini de daha sorumlu hale getirecek. Aileler ve çocuklar için yeni bir dönemin başlangıcı olabilir, ancak uygulama detaylarının nasıl şekilleneceği Meclis tartışmalarıyla netleşecek.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.