logo
30 MART 2026

Çorap söküğü uyarısı

10.01.2005 00:00:00
Kıbrıs'ın Türkiye'nin en haklı dâvâsı olduğunu hatırlatan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bu dâvânın kaybedilmesi halinde gerisinin çorap söküğü gibi geleceği uyarısında bulundu Türkiye'nin en haklı olduğu dâvâsıdır Kıbrıs. Hem de eğer hukuk hâlâ bir anlam ifade ediyorsa uluslararası anlaşmalarla sarsılmaz sağlam temellere dayandırılmış bir haklı dâvâsıdır. Fakat ne garip tecellidir ki böyle haklı bir dâvânın temeline "sende mi Brütüs?" dedirtecek türden ilk önemli dinamiti yine Türkiye koymuştur. Anomali bir doğum misali AB ile Gümrük Birliği sevdası uğruna yapılmıştır bu. Şimdilerde ise bu kadar haklı bir dâvâ, sanki bir meydan muharebesi kaybedilmişcesine "AB süreci Kıbrıs'taki Türk ve Rum ihtilafına feda edilemez" sözlerinde ifadesini bulan yeni bir Brütüs'lükle karşı karşıyadır. Kıbrıs dâvâsı bu hançeri yer, Türkiye bu dâvâyı kaybederse arkasının çorap söküğü gibi gelmesi işten bile değildir. Böyle diyor, Türkiye'nin en haklı dâvâsı Kıbrıs ile adeta özdeş hale gelmiş isim KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş. Denktaş gazetemizi ziyaret etti ve yazarlarımızla sohbet etti. Denktaş gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Kalleşlik, haksızlık,

oyun içiçe

r Sayın Cumhurbaşkanı referandumu bir milat olarak alırsak, eğer bu referandumda "evet" çıkarsa KKTC tarafı için çok güzel şeyler olacağı söyleniyordu. Türk tarafı % 65 ile "evet" dedi. Ama verilen sözler tutulmadı. Hatta 17 Aralık'ta Kıbrıs meselesi çok farklı bir şekilde dahi gündeme geldi. Niçin?

Rauf Denktaş: Güllük, gülistanlık vadedenler, "evet derseniz herşey sizin olacak" diyenler, Rumların da "evet" diyeceği inancı içinde hareket ettiler. Son haftaya kadar Rumlar, Türk tarafının beni dinleyerek "hayır" diyeceğini düşünmek suretiyle Amerikalılara, İngilizlere, diğerlerine, "Biz evet diyeceğiz. Biz Türklerle uzlaşmayı istiyoruz" görüntüsünü sürdürdüler. Vaktaki Türkiye ağırlığını koydu. Ve "evet" çıkacağı belirlendi. Bu sefer Rum, "hayır" diyeceğini açıkladı. Muazzam bir kampanya ile de "hayır"ı temin etti. Bunun üzerine bize "evet derseniz şunları alacaksınız" diyenler şoka girdi. Şimdi ne yapacaklar? Vadettiklerini verseler Rum kızacak. Rum'u kırk yıldır meşru hükümet olarak besleyen kendileri. Yasalar ve insanlığa aykırı olarak besleyen kendileri. Dolayısıyla sevdikleri, korudukları Rum'u kızdırmak istemiyorlar. Üye de yapacaklar. Zaten şimdi yaptılar. Bu sefer bize, "Evet derseniz şunubunu vereceğiz dedik amma bu 'evet'inizle siz, birleşmek istediğinizi, ayrılık istemediğinizi, ayrı devlet, ayrı bağımsızlık, ayrı egemenlik istemediğinizi kabul etmiş oluyorsunuz. Bu çizgide durursanız vadettiklerimizi size temin etmeye çalışacağız" dediler. Tabii işi "Rum'un izniyle çalışacağız" durumuna getirdiler. Büyük bir kalleşlik, büyük bir haksızlık, büyük bir oyun ile karşı karşıya kaldığımızı anladık. Çünkü "evet" dediğimiz Annan Planı'nın içinde bir madde var. "Taraflardan biri veya her ikisi 'hayır' derse, beni istemezse ben yokum, etkim de yoktur, hükmüm de yoktur" der. Dolayısıyla ortadan kalkmış olan bu Annan Planı'na biz "evet" dedik diye bunun içerisinde egemenliğimiz yok, devletimiz yok bu nedenle bundan sonra egemenlik, devlet isteyemeyiz diye bizi bağlamaya kalkışmak, ben 40 yıldır yabancılarla düşer, kalkarım, müzakere ederim, Rum'un çok yalanlarını, yanlışlarını gördüm, bunun kadarını görmedim, bu hıyanete varan bir yaklaşımdır. Bunun karşısında Türk ulusunun isyan etmesi lazımdır. "Ne hakla bunu yaparsınız, nereye dayanarak yaparsınız?" diye sorgu sual sorması lazımdır. Şimdi, o günden bugüne hükümetimiz vadedilenleri temin etmek için uğraşıyor. "Tanınmak, egemenlik isterseniz yardım yapmayız" diyorlar ya, hem Türkiye, hem bizim hükümetimiz, "Vallahi, billahi tanınma istemeyiz" demeye mecbur oluyorlar. Ne münasebet! Onu soran yok. Sen onu söyleme. Onu bir tarafa bırak. Vadedilenleri iste, ki alamayacaksın, alırsan da damla damla alacaksın. Verirken de seni kendi istedikleri çizgiye getirmeye çalışacaklar. Bütün mesele bu. O günden bugüne cereyan eden bu.

Son toplantılarda da Rum veto edecek mi, etmeyecek mi, konusu konuşuldu, durdu. Nihayet ettirmediler. Peki 3 Ekim'de eder mi, etmez mi? Zannedersem Türkiye için o gün bir deneme sorunu olacak. Eğer AB Türkiye'yi istiyorsa, siyaseti gereği Rum'a, çağırıp, "AB'nin çıkarı Türkiye'nin de üye olmasıdır. Sen kendi çıkarın için bunu bozamazsın. Veto kullanarak bozarsan o zaman her konuda bizi karşında bulursun" diyebilir. Demiyorsa, hatta Türkiye'ye tazyik yaparak "tanı", Rumlara da "tanımazsa veto yap" diyorlarsa demek ki Türkiye'yi almak istemiyorlar neticesine varmak lazım.

Yalan üzerine barış

bina edilmez

AB, şimdi, tabiatıyla yapmış olduğu hatanın sancısını çekmektedir. Zamanında bizi dinlemediler. Türkiye'yi dinlemediler. "Bunlar Kıbrıs değildir. Bunlar Kıbrıs Rum idaresidir. Gayrimeşrudur. Uluslararası anlaşmaları çiğnemiştir. Anayasayı yırtıp atmıştır. Bunları üye yapamazsınız. 1960 anlaşmaları bunlara engeldir" dediğimizde dinlemediler, aldılar. Ve almak suretiyle de zannettiler ki Kıbrıs'ta birleşmeye yardımcı olacaklar. Biz onu da söyledik. "Ayrılığı tescil edeceksiniz" dedik. İki ayrı referandum yaptırmak suretiyle bir tarafın diğerini temsil etmediğini, diğerinin sözcüsü olmadığını tescil ettiler. Namuslu olsalar hükümeti de olamayacağını kabul etmeleri lazım. Annan Planı'nda da var. Bir taraf diğerinin hükümeti olamaz. Bir taraf diğer tarafın azınlığı değil. O halde nasıl benim hükümetim olabiliyor? 1960 Anayasasında ayrı ayrı seçimlerimiz var. Seçimler ayrı. Ayrı demokrasi var. Rum demokrasisini sen nasıl, ne hakla hakim kılarsın? Bunları hep sorup, suale çevirdiğimizde Amerikalı diplomatların verdiği cevap hep şu olmuştur: "Biz de biliyoruz, Makarios'un darbe yaptığını, ortaklığı yıktığını, suçlu olduğunu. Ama o günlerde, Makarios, Sovyetleri Kıbrıs'a getirmek tehdidiyle bizi üzüyordu. Kıbrıs Akdeniz'de bir Küba olmasın diye mecbur olduk, meşru hükümet olarak tanıdık." Tamam, güzel, o günlerde tanıdınız. Ama aradan 40 yıl geçti. Hâlâ bu yanlışın üzerine barışı sen nasıl bina edersin? Yanlış üzerine, yalan üzerine barış olur mu? Rum'a o hakimiyeti vererek "hadi bakalım barış" dediğinde adamın ihtiyacı yok ki... Adam meşru Kıbrıs hükümeti olmuş, meselesini halletmiş. Biz, Rum'un halledilen meselesini halletmeye çalışıyoruz. Mümkün mü? Değil. O zaman ne yaptık? Dengeledik. Devletimizi kurduk. Şimdi "devleti kaldırın" diyorlar.

İkna edilen

AKP'nin yanılgısı

r Değerlendirmeleriniz bu kritik vasatta elbette çok daha önemli. Sizin Kıbrıs'la ilgili bir temel değerlendirmeniz var. Türkiye'deki karar vericilere de diyorsunuz ki "Kıbrıs bu coğrafyanın en haklı dâvâsıdır." "Hukuksal anlamda, uluslararasında, cephe üstünlüğü anlamında en haklı dâvâsıdır. Eğer Kıbrıs dâvâsını koruyamazsa Türkiye'yi de, diğer millî dâvâları da koruması hiç ama hiç mümkün değil" diyorsunuz. Bir anlamlı fotoğraf daha var. Cok kısa süre öncesine kadar hem toplumsal bağlamda, hem hükümetler bağlamında, bütün olarak karar vericiler bağlamında Türkiye'de Kıbrıs bir millî dâvâ özelliği taşıyordu. Hangi siyasal görüşü taşırsanız taşıyın biraz da siyaset üstü bir duruşa sahipti. Bugün Türkiye bu duruştan çok uzaklaştı gözüküyor. Sanki bir dünya savaşı kaybettik de onun sonuçları ile karşılaşıyormuşuz gibi bir Kıbrıs fotoğrafı var. Niçin Türkiye bugün Kıbrıs'ın o haklılık pozisyonunu, cephe üstünlüğünü korumuyor?

Denktaş: Yıllarca, haksız olarak, Kıbrıs'ı, AB yolunda Türkiye'nin önüne engel olarak koydular. "Hallet, öyle gel, hallet, öyle müracaat et" kabilinden koydular. Bu, bugün AB şampiyonluğunu yapan basın ve basını destekleyen kuruluşlar tarafından öyle bir kabul edilir gerçekmiş gibi kabul edildi ki Türk hükümetleri üzerinde "Şu Kıbrıs'ı halledin. Halletmeyen Denktaş'tır" baskısı, kültürü oluşturuldu. Yeni hükümet geldiğinde, bu engeli ortadan kaldırmak kararlılığıyla geldi. Çünkü Amerikalılar, İngilizler, bana göre, ben bunu hükümetten duymuş değilim, kendilerini ikna ettiler. Nasıl ki kendileri de referandumdan bir hafta öncesine kadar ikna edilmişti. "Rumlar hazırdır. Uzlaşma istiyor. Annan Planı'nı kabul ediyor. Zorluk benden (Denktaş'tan) çıkıyor" diye ikna edilmişti. Ben, Türkiye'yi bu konuda ikna ettiler diye düşünüyorum. Dolayısıyla "biz bu işi halledelim. Annan Planının içerisinde bugüne kadar istediğimiz her şey var. Egemenlikte, bağımsızlıkta ısrar etmenin mânâsı yok. Rumlar da artık yumuşadı. Onun için bu iş bitsin" diye ortaya çıktılar, zannederim. Yine zannederim ki Rumların "hayır"ı ve ondan sonraki davranışlarıyla, kendilerine, "Rumlar 'evet' diyecek" diyenlerin büyük bir yanılgı içerisinde olduğunu onlar da gördüler.

Söz ve icraat çelişkisi

Şimdi bunları bir yana bırakalım. Önümüzdeki en önemli somut şey nedir? 3 Ekim'e kadar Kıbrıs'ı tanıyacak mısınız? Ya da Kıbrıs bir millî dâvâ mıdır? Ben Dışişleri Bakanı ve Sayın Başbakan ile konuştuğumda, millî bir dâvâ olduğunu devamlı surette teyid ederler. "Biz bu millî dâvâdan vazgeçecek değiliz" derler. Ama görüyoruz ki bazı demeçleri, bazı icraatları derhal "acaba" diye bizlerde bir soru işareti koyuyor. Fakat devamlı surette söyledikleri, "Biz, Kıbrıs'ta yeni bir oluşum, müşterek bir oluşum meydana gelmedikçe şimdiki Rum idaresini meşru Kıbrıs hükümeti olarak tanımayız. Veto edecekse buyursun, etsin" şeklindedir.

r 17 Aralık zirvesinde hükümetin Kıbrıs'la ilgili yazılı beyanı var.

Denktaş: Bütün bunlar var. Nasıl var? Onu ben bilmiyorum. Siz de bilmiyorsunuz. Var olduğunu işitiyoruz, değil mi? Ama bize gönderdikleri şu: Siyasi tanıma bir niyet meselesidir. Bir devlet karşıdaki devleti siyasi açıdan tanıma niyetiyle icraat yaparsa, bir girişim yaparsa tanıma öyle hasıl olur. Bunu yapmıyorsa, hatta "böyle bir niyetim yoktur" diyerek bazı icraatlara, temaslara mecbur olursa, uluslararası konferanslarda birarada oturmak mecburiyeti hasıl olursa o, tanıma yönüne gitmez, tanıma olmaz.

r Peki, Kofi Annan Planına bağlı referandumu desteklemek ne anlama geliyor?

Denktaş: Onu ben bilemiyorum.

r Belgeyi kuşkusuz sizden daha iyi bilen biri yok.

Denktaş: Ben onu daha evvel söyledim. Eğer bir taktik ise, pazarlık taktiği ise, yani, "Biz göstereceğiz ki Kıbrıs meselesinin hallini engelleyen Türkiye değildir. Çünkü Türkiye itham altında. Bunu göstermek için de biz büyük bir manevra yapacağız: Büyük bir riziko altın gireceğiz. Bütün kötülüklerine rağmen bunu kabul edeceğiz" diye bir kumar oynanmışsa, bir adım atılmışsa, başarılı oldu. Nasıl başarılı oldu? Türkiye'nin engel olmadığı görüldü. "Aferin" aldık.

n Sonuç.

Denktaş Ama sonuç alamadık. Rum, AB'ye girdi. Ve bizi veto ile tehdide başladı. Kıbrıs meselesi yine Türkiye için mesele olmaya devam ediyor. En kötüsü az evvel söylediğimdir. "Evet, dediğiniz için birleşmek istiyorsunuz. Ayrılık, devlet, egemenlik istemiyorsunuz" diye karşımıza çıktılar. Türkiye'nin bize dediğini ben devamlı surette millî senet olarak kabul ettiğimi beyan ediyorum. Türkiye şunu diyor: "Biz, Kıbrıs'ta müşterek bir yeni kuruluş meydana gelmedikçe mevcut Rum idaresini meşru Kıbrıs idaresi olarak tanımıyoruz, tanımayacağız. KKTC'yi tanımaya devam edeceğiz. Askerimizi çekmeyeceğiz. Desteğimiz devam edecektir."

DEVAMI YARIN

İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar

"Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan Haçlı savaşları gibi Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi

29.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar
İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar
"Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan Haçlı savaşları gibi Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi.

Ancak bizim İslam ile olan savaşımız Moğollar gibi sadece birtakım askeri harekatlar, yakıp yıkmalar, yağmalar değildir. Bu işte pek acelemiz yoktur.

Büyük Britanya Devleti çok ciddi bir mütalaa ve çok iyi bir planlama ile İslam'ı yok ediş için adım atacaktır. Ve düzenli dakik planların uygulanmasını sabırla izleyecektir. Sonunda amacına ulaşacaktır." Bunu kim diyor? İngilizler diyor. Adamların maksadı 'sen ne dersen de' budur…

İçimize yüzlerce yerli ajan yerleştirdiler



Doğrudan, cephe halinde saldırıldığında siz, tepkinizi koyuyorsunuz. Ama ajanı bizzat kendi içinizde tuttuğunda tepkinizi koyamıyorsunuz. Akrabası var, dayısı, amcası, hısımı, sülalesi var; onun yanında yer alıyor.

İşte bu adamcağızlar maalesef işi böyle yaptılar. İslam dünyasında kendilerine, ajanlar yetiştirdiler ve bunlara vazifeler verdiler. Onlar bu vazifelerini icra ediyorlar. Adam sadece adam tutmadı, mezhep bile kurdurdu.

Hampher bir zattan bahsederken bakın ne diyor: "Yüksekten uçan ve egoist bir kişiliği olan Muhammed b. Abdulvahab'ı yavaş yavaş etkilemeye başlamıştım. O da, benim güvenimi daha fazla kazanmak için kendisini olduğundan daha bağımsız ve kayıtsız göstermeye çalışıyordu.

Bir keresinde ona dedim ki, 'Acaba cihat vacip midir?' Dedi ki; 'Nasıl vacip olmaz! Allah şöyle buyuruyor: 'Kafirlerle savaşınız.'

Buna karşılık Allah, 'kafirlerle, münafıklarla savaşınız' buyuruyor. Oysa Peygamber, münafıklarla savaşmadı, dedim. O halde kafirler ile de söz ve davranışta cihat etmek vaciptir, dedim.

O, 'Hayır! Peygamber cihat meydanlarında kafirlerle cihat etmiştir' dedi. Ben de yine, Peygamber, kendini savunmak için kafirlerle savaşıyordu. Zira onu öldürmek istiyorlardı, deyince, Muhammed tasdikler mahiyette başını sallayarak susmayı tercih etti. Ben de işimde başarılı olduğumu hissettim."



Hampher devamla: "Bu adama, bu tarihten sonra amacım Vehhabi şahsiyetinin liderlik fikrini telkin etmekti. Onun ruhunu etkileyerek Müslümanların idaresi için Sünni ve Şiilikten başka üçüncü bir yolu ona önermeye başladım" diyor.

O zaman İslam dünyasında Sünnilik ve Şiilik vardı. İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı diyor ki, "Orada yeni bir mezhep vücuda getireceksiniz ki bu ikisinin dışında üçüncü bir kaynak olsun ve bir fitne çıkartsın."

Devam ediyor; "Bu hedefime erişebilmek için onun fikrine saygı duydum. Ye onu körü körüne bağlı olduğu her şeyden temizlemeye çalıştım. Onu, yükseklerden uçan özgür düşünce duygusu güçlendiriyordu. Safiye de bu konuda bana yardımcı oluyordu. Zira Muhammed ona delice aşıktı.

Safiye denilen kadın da Yahudi asıllı bir kadındır. O bölgenin gençliğinin ahlakını bozmak için gönderilmiş bir misyonerdir. O da böyle bir faaliyet içerisindedir.

Devam ediyor: "Kısacası Safiye, sabır ve selahiyeti şeyhten almıştı. Onu evlendirdikten üç gün sonra evlerine gittim. Bu sefer ki konuşmamız şarabın haramlığı konusunda olacaktı."

Bu eseri biz bir adamı kötülemek maksadıyla yazmadık. Bir vakıayı ortaya koymak istedik. Suud yarımadasında Sünni bir akait vardı. Bu akaidin yer değiştirmesi lazımdı. Bir taraftan İngilizler Hicaz bölgesinde Şerif Hüseyin'i, İstanbul merkez, iradesine karşı "Sen peygamber soyundan, asil bir sülaledensin. Hilafet senin hakkındır" sözleriyle hazırlarken, diğer taraftan da ola ki Şerif Hüseyin başlarına bela olur diye de Suud'da yeni bir mezhebin temelini atıyorlar. O mezhep sayesinde de Şerif Hüseyin'i hallediyorlar. Onun için bu mevzuyu konu aldım." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri 3. Bölümden) 

Dicle Nehrine petrol karıştı

Cizre'de boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehrine karıştı, ekipler arızayı giderdi

28.03.2026 22:07:00 / Güncelleme: 28.03.2026 23:30:55
İhlas Haber Ajansı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Şırnak'ın Cizre ilçesinde boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehri'ne karıştı. Meydana gelen arıza, TPAO ekipleri tarafından giderildi.

Edinilen bilgilere göre, Cizre ilçesi ile Kasrik beldesi arasında kalan bölgeden geçen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ait ham petrol boru hattında henüz belirlenemeyen nedenle yaşanan patlak sonrası çevreye saçılan petrol Dicle Nehri'ne karıştı.



Nehir yüzeyi ham petrolle kaplanırken, çevreye kötü bir koku yayıldı. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye TPAO ve ilgili birimler yönlendirildi. Boru hattındaki petrol akışını kesen ekipler, sızıntının yaşandığı noktada onarım çalışmasını kısa sürede tamamlayarak sızıntıyı giderdi. Belediye ekipleri, söz konusu kirlilik nedeniyle arıtma tesisini geçici olarak durdurup, ilçeye su akışını kesti.



Çocukları ile beraber parkta dolaşırken petrol kokusu aldıklarını belirten Serdar Kerimoğlu, petrol kokusunun nereden geldiğini anlamaya çalışırken nehir üzerinde petrol tabakasını gördüklerini söyledi. Kerimoğlu, "Şu an nehirde neredeyse petrol akıyor. Bu sızıntı canlı varlıklar için de tehlike arz ediyor. Bunun için yetkililerden ricamız bu sızıntının hemen giderilip, nehirde gerekli temizliğin yapılmasıdır" dedi.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi

Uludağ'da mart ayının son haftasında etkili olan kar yağışı ve fırtına, bölgeyi adeta yeniden kışa döndürdü. Hava sıcaklıklarının ani düşüşüyle birlikte başlayan yoğun kar yağışı, kısa sürede etkisini artırarak yüksek kesimlerde tipi şeklinde görüldü

28.03.2026 17:40:00 / Güncelleme: 28.03.2026 17:42:34
İHA
Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi
Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi
Bursa kent merkezinde dün bahar havası hissedilirken, bugün Uludağ'da yaşanan ani değişim hem vatandaşları hem de turizm işletmecilerini şaşırttı.

Özellikle zirveye yakın bölgelerde görüş mesafesinin yer yer düştüğü, rüzgarın etkisiyle kar fırtınası çıktı.



Yetkililer ise fırtına nedeniyle sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Kar kalınlığının yeniden artış gösterdiği Uludağ'da, yağışın aralıklarla devam etmesinin beklendiği öğrenildi.

Sessiz tehlike ağızda başlıyor!


 
Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini?

28.03.2026 14:40:00
MURAT ÇORBACI
Sessiz tehlike ağızda başlıyor!
Sessiz tehlike ağızda başlıyor!

Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? "Basit bir diş eti kanaması" denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor.

Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı.
1. Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın.
2. Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın.

3. Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir.
4. Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin.

5. Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.

6. Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.
7. En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.

Kas gücü azaldıkça beyin gücü de zayıflıyor


 
 
Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Turan Dündar, kas gücündeki azalmanın fiziksel performansın yanı sıra bilişsel fonksiyonları da olumsuz etkileyebileceğini belirtti. 

28.03.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 Kas gücü azaldıkça beyin gücü de zayıflıyor
 Kas gücü azaldıkça beyin gücü de zayıflıyor

Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tolga Turan Dündar, kas gücündeki azalmanın fiziksel performansın yanı sıra bilişsel fonksiyonları da olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Dündar, şunları kaydetti: "Kaslarımızı çalıştırdığımızda, kana miyokin adı verilen özel haberci proteinler salgılanıyor. Bunların en ünlüsü BDNF'dir. Bu proteinler, yeni nöronların filizlenmesini ve aralarındaki bağların kök salmasını sağlar. Ancak mesele, kimyasal bir kokteylden ibaret değil. Hareket halindeyken sadece kaslar değil, onları kemiğe bağlayan tendonlar da devreye girer. Tendonlar gerildikçe, beyne yüksek hızda veri paketleri gönderilir.

Araştırmalar, bacak kası kuvvetli bireylerde hipokampus hacminin, yaşıtlarına göre daha geniş olduğunu gösteriyor. Kas kütlesi düştüğünde, beyne giden oksijen ve glikoz dengesi bozulur. Bu da sadece yorgunluğa değil, karar verme mekanizmalarında milisaniyelik gecikmelere neden olur. Kas kütlemizi korumak, kan şekeri dengenizi sağlar.

Kaslarımızın bir diğer faydası olan stabil kan şekeri düzeyleri, gün boyu kesintisiz zihinsel odak demektir. Beynimizi korumak ve potansiyelini zirveye taşımak için sadece kitap okumak veya bulmaca çözmek yetmez. Zihnimizin en keskin olduğu anlar, aslında bedeninizin en dirençli olduğu anların birer yansıması. Hareket, sadece bedenin yer değiştirmesi değil, biyolojimizin kendi kendini iyileştirme ve geliştirme dili. Geleceğimize yatırım yapmamız için harekette kalmamız şart."

Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde 51 kişinin, kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine tahliye edilen binanın 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde orta hasardan az hasara çevrildiği öne sürüldü

28.03.2026 13:08:00 / Güncelleme: 28.03.2026 13:12:33
İHA
Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü
Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü
Edinilen bilgilere göre, ilçenin Bağcılar Mahallesi 1063. Sokaktaki 6 katlı Habib Apartmanı'nın kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine dün gece 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunuldu.



İhbar üzerine olay yerine AFAD, polis, Bağlar Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekibi yönlendirildi. Ekiplerin yaptıkları inceleme sonucu binada risk durumu olması nedeniyle biri boş, 9 dairedeki 51 vatandaş geçici olarak tahliye edildi.

Binaya şeridi çekilerek, polis ekipleri tarafından güvenlik önlemi aldı. Nihai kararın yapılacak detaylı inceleme sonucu belirleneceği öğrenildi.



Bina sakinlerinden Serhat Kartal, 3 gün önce birinci kattaki komşularının, kolonlardan ses geldiğini, gece yattıklarında duyduklarını söylediğini ifade etti. Kartal, "Bizde bunun üzerine binanın etrafını gezdik, sabah erken binayı dinledik. Dün hepimiz toplanıp Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliğine haber verelim. Hepimizin için rahat olsun, ne olur ne olmaz. Ekip geldi, şu kolonlara baktılar, hasar olduğunu tespit ettiler. Geçici olarak tahliye edildi. Bina sakini 51 kişi tahliye edildi" dedi.



Bina sakini Salih Topsa ise, alt komşularını ses duyduğunu ve herkesi uyardığını dile getirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile AFAD'ı aradıklarını aktaran Topsa, "Gelip baktılar, tedbir amaçlı dışarı aldılar. Bugün de gelip bize bilgi verecekler. Depremde bize orta hasar vermiştiler. Orta hasardan az hasara çevirdiler. Gücümüz olmadığı için çıkmadık. İmkanı olan çıktı, ayrıldı. İmkanı olmayanda oturmaya devam etti" diye konuştu.

Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde kolonlarında çatlama sesi duyulan bina tedbir amaçlı olarak boşaltıldı. 51 vatandaş tahliye edildi

28.03.2026 00:30:00 / Güncelleme: 28.03.2026 06:15:06
İHA
Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı
Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı
Edinilen bilgilere göre, ilçenin Bağcılar Mahallesi 1063. Sokaktaki zemin ile birlikte 6 katlı Habib Apartmanı'nın kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunuldu.



İhbar üzerine olay yerine AFAD, polis, Bağlar Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekibi yönlendirildi. Ekiplerin yaptıkları inceleme sonucu binada risk durumu olması nedeniyle biri boş, 9 dairedeki 51 vatandaş geçici olarak tahliye edildi.



Binaya şeridi çekilerek, polis ekipleri tarafından güvenlik önlemi aldı. Nihai kararın yapılacak detaylı inceleme sonucu belirleneceği öğrenildi.

Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi

Oyuncu Hande Erçel, İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu'na gelerek kan ve saç örneği verdi

27.03.2026 13:12:00
İhlas Haber Ajansı
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan oyuncu Hande Erçel, Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Savcılığa ifade veren Erçel, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Erçel ardından Adli Tıp Kurumu'na geldi. Burada kan ve saç örneği veren Erçel, ardından Adli Tıp Kurumu'ndan ayrıldı.

MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı

İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi

27.03.2026 11:24:00
İhlas Haber Ajansı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) tarafından bölücü terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik yeni bir çalışma yürütüldü.



İstanbul'da PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım eden kişilerin katılımı ile düzenlenen "Nevruz" etkinlikleri kapsamında örgüt propagandası yaptıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanması amacıyla bu sabah operasyon gerçekleştirildi.

Birçok adrese yapılan zincirleme operasyonda 26 PKK yanlısı kişi yakalanarak gözaltına alındı. Özel harekat timlerinin de yer aldığı baskınlarda, adreslerde yapılan aramalarda; bir kurusıkı tabanca, örgütsel flamalar ve yakalanan kişilere ait dijital materyaller ele geçirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyon kapsamında yakalanan 26 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şubeye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı

Uşak, Kocaeli ve Ankara'da düzenlenen rüşvet operasyonunda Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın da aralarında bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alındı

 

27.03.2026 10:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 11:11:46
Anadolu Ajansı
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında kişi ve firmalardan rüşvet aldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma doğrultusunda operasyon düzenlendi.

Uşak, Kocaeli ve Ankara'daki eş zamanlı operasyonda aralarında Yalım'ın da bulunduğu 13 zanlı gözaltına alındı.

Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında, Uşak Belediyesince şirketlere verilen ihalelerde mükerrer faturalandırma yapılarak oluşan farkın rüşvet olarak alındığı, ihale konusuyla alakalı kurulacak yeni işletmelerde belediye başkanının aile fertlerine şirketten ortaklık payı verilmesi, aksi halde ihalenin ilgili şirketlere verilmeyeceği yönünde baskı oluşturularak menfaat temin edildiği bildirildi.

Belediye başkan yardımcılarının şahsi hesaplarına "Uşakspor'a yardım/bağış" adı altında yüksek miktarlarda para topladıkları, Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın makamına "bağış" adı altında nakit getirildiği ve makbuz düzenlenmeksizin özel kalem müdürüne teslim edilerek zimmete geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, belediye başkanı, yardımcıları ve belediyedeki üst düzey yöneticilerin geceleri eğlence mekanlarına giderek harcama yaptıkları ve bu harcamaların "temsil/ağırlama giderleri" adı altında yemek faturası üzerinden belediye bütçesinden ödendiği kaydedildi.

Yalım'a ait tesislerdeki çalışanların belediye kadrosunda gösterildiği ve sigorta primlerinin ödendiği iddiası

Yalım'ın, yolsuz şekilde elde ettiği mallarına operasyonda el konulabileceği ihtimalini düşünerek üzerine kayıtlı mal varlığının tamamını 2025 yılında şoförü olarak çalışan Cihan Aras'a devrettiği bildirilen açıklamada, Yalım'ın gönül ilişkisi bulunan A.A'yı 2024'te yüksek maaşlı kadroda belediyede işe aldığı ancak bu kişinin fiilen belediyede görev yapmadığı, kendisine ait Yalım Garden Tesisleri'nde fiilen çalışan personelin, belediye kadrosunda gösterildikleri ve sigorta primlerinin belediye üzerinden ödendiği belirtildi.

Özkan Yalım'ın, belediyeye 10 araç istediği iş insanı E.A'nın 3 araçtan fazla almayacağını iletmesi üzerine aynı hafta E.A'nın sahibi olduğu AVM'nin mevzuata uygun olmadığından bahisle mühürlendiği ve 65 milyon lira para cezası kesildiği yönündeki müşteki ve gizli tanık beyanları üzerine "rüşvet", "irtikap" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedilen açıklamada, müşteki ve tanık beyanlarına konu isnatlar kapsamında ilgili kişiler arasında yoğun HTS ve ilgili tarihlere ilişkin ortak baz kayıtlarının bulunduğu bildirildi.

Açıklamada, MASAK raporları kapsamında şüphelilerin hesaplarında kaynağı tespit edilemeyen yüksek tutarlı para hareketlerinin, mal varlığı alımlarının, nakit yatırma ve çekme işlemlerinin, yurt dışı şirketler ile şahıslar tarafından gönderilen yüksek tutarlı swiftlerin bulunduğu, şüphelilerin gerçekleştirmiş olduğu finansal işlemlerin hacim ve sıklığı ile mali ve mesleki profilleri arasında uyumsuzluk bulunduğu, tanık ve müşteki beyanlarının elde edilen teknik ve mali verilerle uyumlu olduğu kaydedildi.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda Uşak, Ankara ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği, 13 şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.