Öyle bir zaman diliminde yaşıyoruz ki her yer kan-ı revan; mal, can, namus tarumar vaziyettedir. Hem de bunlar Müslümanların yaşadığı coğrafyada cereyan etmektedir. İnsanlar, sözde inançları ya da sözde iktidarları uğruna en acımasız bir şekilde davranabilmekte, gözünü kırpmadan yüzlerce binlerce kişinin helakine rıza göstermektedirler. Peki, bu insanlar bu davranışlarına nereden onay alıyorlar? Hangi inançtan, hangi görüşten besleniyorlar ki bu kadar yanlışta ısrar edebiliyor, dünyanın kan gölüne dönüşmesine katkı sağlayabiliyorlar.Bir yerde çok ciddi bir yanlış vardır. Fikir ve gönül dünyalarının beslendiği kaynaklar kirli, gittikleri yollar yanlıştır. Bunun başka bir izahı da yoktur. Çünkü insanlar merhamet duygularını kaybetmişler. Hâlbuki yüce Allah merhamet etmeyene rahmet nazarıyla bakmayacağını beyan etmiştir. Bu konuda Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz." (Buhâri, Tevhid 2, Edeb 27; Müslim, Fedail 66, Tirmizi, Birr 16)Ölçüden uzaklaşmış bir kimseden insanlık adına çok da faydalı bir iş beklemek zaten boşuna emektir. Öyleyse önce insanların ölçü sahibi olması sağlanmalı, fikir ve gönül dünyasının besleneceği doğru adresler bulunmalıdır. Yüce Allah'ın biz kullarına ölçülü düşünmek ve ölçülü davranmak hakkında Kuran-ı Kerim ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.a.) ile uyarılar göndermiştir. Son Peygamber Hazreti Muhammed (s.a.a.) Efendimizin ahirete rıhletinden sonra da Kur'an-ı Kerimin mesajının, Peygamberimizin söz ve fiillerinin, Ehl-i Beyt yoluyla bizlere ulaşması sağlanmıştır.O Ehl-i Beyt ki temizliği ve güvenirliği Kur'an-ı Kerimle haber verilmiştir."Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor." (Ahzab / 33)Peygamberimiz de bir hadislerinde Ehl-i Beyt'i örnek alıp onların yoluna tabi olmanın kurtuluş vesilesi olacağını, aksi takdirde helak olacağımızı haber vermiştir. "Benim Ehl-i Beyt'imin sizin içinizdeki misali, Hz. Nuh'un kavmi içerisindeki Hz. Nuh'un gemisi gibidir. Kim gemiye binerse necat bulur, kim binmezse helak olur" buyurmuştur. (Suyuti, Tefsir-i Hulafa, s.573; Taberani, Mu'cem'ül Kebir, s. 78)Öyleyse en doğru ve en güzel davranışları Ehl-i Beyt'ten öğrenecek, O'nların yaptıklarını ve söylediklerini kendimize rehber olarak kabul edeceğiz. Aksi takdirde insanlık âleminin ıstırapları dinmeyecektir.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026























































