logo
30 EYLÜL 2026

Cuma Mescidi: Müslümanların parayla imtihanı

30.09.2026 00:00:00
 
Medine-i Münevvere'de bazı mekânlar vardır ki insan orada yalnızca tarihin izlerini görmez; kendi hayatını da sorgular. Cuma Mescidi de böylesi müstesna mekânlardan biridir.

Cuma Mescidi, Rânûnâ Vadisi'nde, Benî Sâlim yurdunda, Hz. Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) hicret sırasında ilk Cuma namazını kıldırdığı yerde bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Kubâ'dan Medine'ye doğru hareket ederken Cuma vakti girince burada durmuş, hutbesini irat etmiş ve Cuma namazını kıldırmıştır.

Bu sebeple Cuma Mescidi'ni ziyaret eden bir mümin, burada yalnızca ilk Cuma namazının hatırasını değil, Cuma ibadetinin bize kazandırmak istediği şuuru da düşünmelidir.

Bir ticaret kervanı ve büyük imtihan

Cuma sûresinin son âyetleri, yaşanmış bir olay üzerinden çok önemli bir hakikati önümüze koymaktadır.

Bir gün Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a.) Cuma hutbesi irat ederken Medine'ye Şam tarafından bir ticaret kervanının geldiği duyulur. O sırada Medine'de ciddi bir kıtlık vardır. İnsanlar yiyecek maddelerine ihtiyaç duymaktadır. Kervanın gelişi, o günün âdetine göre davul ve çeşitli seslerle ilân edilir.

Hutbeyi dinleyen cemaatten birçok kişi, kervana yetişip alışveriş yapma ve mal alma fırsatını kaçırma endişesiyle mescidi terk eder. Bir tarafta Allah Resûlü'nün (s.a.a.) hutbesi, diğer tarafta insanların ihtiyaçlarını karşılamak için beklediği ticaret kervanı vardır.

Düşünelim: Hz. Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) davası uğruna nice sıkıntılara göğüs geren, "Anam babam sana feda olsun", "Canım sana feda olsun" diyerek bağlılıklarını ifade eden sahabeler, o anda bir ticaret kervanı karşısında imtihan ediliyordu.

Rivayetlerde mescitte Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ile birlikte on iki kişinin kaldığı nakledilir. Bu olay, Cuma sûresinin 11. âyetinin nüzulüne vesile olmuştur. Olay, hadis ve tefsir kaynaklarında Buhârî ve Tirmizî başta olmak üzere çeşitli kaynaklarda aktarılmaktadır.

Burada dikkat edilmesi gereken ince bir nokta vardır

İnsanları mescitten çıkaran asıl sebep eğlence değildi. Ticaret ve mal alma fırsatını kaçırma korkusuydu. Kervanın gelişi, o günün geleneğine göre şenlikli bir şekilde duyurulduğu için âyette hem "ticaret" hem "eğlence" zikredilmiştir.

İşte şimdi Cuma sûresinin 9, 10 ve 11. âyetlerini birlikte okuyunca mesaj çok daha açık hâle geliyor:

Alışveriş mi, Allah'ın rızası mı?

"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır." (Cuma, 62/9)

"Namaz kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lutfundan nasip arayın. Allah'ı daima çok anın ki kurtuluşa eresiniz." (Cuma, 62/10)

"Ama onlar bir ticaret veya eğlence görünce ona yönelip seni ayakta bırakıverdiler. De ki: Allah'ın nezdinde olan, eğlenceden de ticaretten de üstündür. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Cuma, 62/11)

Üç âyet birlikte okunduğunda Kur'an'ın ortaya koyduğu denge son derece açıktır.

İslâm, ticareti yasaklamıyor. Müslümana çalışmayı, üretmeyi ve helal rızık kazanmayı bırakmasını söylemiyor. Tam tersine, namaz tamamlandıktan sonra yeryüzüne dağılmasını ve Allah'ın lütfundan nasip aramasını emrediyor.

Demek ki mesele ticaret yapmak değildir.

Mesele, ticareti Allah'ın rızasının önüne geçirmemektir.

Müslümanların parayla imtihanı

İşte Cuma sûresinin bize asıl düşündürdüğü mesele budur.

O gün insanların karşısına bir ticaret kervanı çıkmıştı. Bugün ise insanın karşısına her gün sayısız kazanç fırsatı çıkıyor.

O günkü imtihan, kervana yetişip mal alma fırsatını kaçırmamaktı.

Bugünkü imtihan ise bazen daha fazla kazanmak uğruna neyi kaybettiğimizi fark edememektir.

Para kazanmak kötü değildir. Ticaret yapmak kötü değildir. Üretmek, çalışmak ve helal kazanç peşinde olmak da kötü değildir.

Asıl mesele, para kazanırken Allah'ın rızasını kaybetmemektir.

İnsan para kazanabilir; fakat para insanın kalbine sahip olmamalıdır. İnsan dünyaya sahip olabilir; fakat dünya insanın gönlüne sahip olmamalıdır.

Para elimizde, gönlümüzde değil

Cuma sûresinin verdiği ölçü çok açıktır:

Cuma çağrısı geldiğinde alışverişi bırak. Allah'ın zikrine koş. Namazını kıl. Sonra yeryüzüne dağıl, rızkını ara. Fakat rızkı ararken Rızık Veren'i unutma.

İşte İslâm'ın dünya ile kurduğu denge budur.

Cuma Mescidi'nden ayrılırken insanın kendi nefsine sorması gereken soru şudur:

Ben rızkı mı arıyorum, yoksa rızkın peşinde Allah'ın rızasını mı kaybediyorum?

Cuma sûresinin 9. âyeti bize gerektiğinde alışverişi bırakmayı, 10. âyeti yeniden çalışıp rızık aramayı, 11. âyeti ise bütün bunların üzerinde Allah'ın nezdinde olanın ticaretten daha hayırlı olduğunu öğretiyor.

Öyleyse mesele para kazanmak değildir.

Mesele, para kazanırken Allah'ın rızasını kaybetmemektir.

Cuma Mescidi'nin sessizce hatırlattığı hakikat de budur:

Para elimizde olsun, gönlümüzde değil.

Çünkü rızkı veren ticaret değildir, Allah'tır.
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.