HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 25 HAZİRAN 2022, CUMARTESİ

Deizmin sebepleri / Çuvaldız -I-

27.03.2021 00:00:00
'Deizmin sebepleri / Çuvaldız -I-' seslendirme dosyası:
"Yan Tesir" köşemizden yine bir hafta sonu tüm dostlara merhaba... 
 
"Din açısından insanlığa"  etkisini bugünün dünyası açısından incelediğimizde insanlığın ulaştığı yer hiçte iç açıcı değil. İnsanlığın dünyaya değil yan tesirleri, etkileri dahi direk ve çok güçlü oldu.
 
Grek ve Roma medeniyeti İslam'ın siyasallaşması için zamanında başarılı oldukları bir projeyi yeniden hayata geçirdiler. Hristiyanlığın başına gelen ''Bilime karşı Kilise'' projesini İslam dinine uyguladılar. "KARA" AVRUPA'SI 7 YIL, 30 YIL VE 100 yıl savaşlarını kendi arasında yaptı. Ve daha birçok savaşla önce kendi halklarına sonra kendi dinlerine karşı birçok haksızlıklar yaptılar.  Engizisyon mahkemeleri ve Endüljans sorunu Hristiyanlığın içini tamamen boşalttı.

HAÇLI SEFERLERİYLE 4 milyon Müslümanı katlederek siyasal İslam'nın (aslında en büyük sebep budur)- doğmasını sağladılar. Daha sonra AMERİKA KITASININ keşfiyle orada yaşayan tüm yerli halkları katlettiler. VE BÖYLECE "KARA" AVRUPA'SI'' vahşi kapitalizmi, sömürüyü ve bugünkü küresel güç ve emperyalizmin merkezi olan ABD'NİN DOĞMASINI SAĞLADI. Avrupa bu zulmü ve bu sömürüyü evrensel manada tüm dünyaya kullandı. Afrika'dan Uzak Doğu'ya hatta Amerika kıtasından Antartika'ya kadar. Dünyayı sömürgeleştirirken hastalık ve açlık yüzünden 50 MİLYON insanın ölümüne sebep oldu. 6 MİLYON dan fazla YAHUDİ'Yİ KATLETTİ. Siyasi hegemonyayı ve rantı paylaşamamasından dolayı I. Ve II. Dünya savaşlarını çıkmasını sebep olarak yine 70 MİLYON İNSANDAN fazla insanının ölmesine sebep oldu.

Tüm dünya tarihini ele alınca bütün dünya  bugün "Kara" Avrupa'sından (Kıta Avrupası diye kullanılan bu terimi Avrupa'nın tüm insanlığa yaptığı sömürü ve saldırı için ''Kara'' Avrupa terimini kullandık) çektiği zulüm kadar hiç bir güçten ve emperyalizmden böyle sistemli bir zulme uğramamıştır. DÜNYA TARİHİNDE Moğollar yanında saman alevi, Çinliler bunların yanında çocuk kaldı.
 
Ve böylece özellikle günümüzde Avanjelist anlayış, DÜNYANIN SONUNU GETİRMEK İÇİN İSLAM'I bir düşman olarak seçti. Ki sömürge düzenlerini bozabilecek tek din olduğunu biliyorlardı. Böylece İslamiyeti HRİSTİYANLAŞTIRILIRKEN KENDİLERİNİ YAHUDİLEŞTİRDİLER. Ve kıyamet senaryolarını siyasal bir din haline getirdiler. Siyasal din anlayışları tarih boyunca "Dinlerin" içine giren kanser hücreleri gibidir. Bu anlayışlar önce Yahudileri, sonra Kiliseyi (Avrupa'yı) yüz yıllarca zehirlemiştir. Akıl ve Bilim ile ters düşen doneleri kullanarak gelişen siyasal din anlayışları ve Bizans'ın Grek ve Roma kültürlerinin etkileri önce Emevileri, dolayısıyla sonra Müslümanları etkiledi. Müslümanlarda da Saltanat, saray ve otokrasi egemen güç kabul edildi. Bu etkilerde başka yanlış anlayışları doğurarak kontrolsüz cihat anlayışı; nefsi ve meşru müdafaa hakkı olan fetih anlayışının yerini aldı. Maalesef Siyasi-Emevi-otokratik din anlayışı bunu uzun yıllar İslam'a yaptı. Ancak bu problemin içinden korunmuş Kuran ve Ehlibeyt rehberliği ile sıyrılsa da bu anlayışlar ''Siyasal İslam'' İslam'ın gelişmesine ve evrenselliğine engel oldu.
 
Böylelikle yıllarca dinlerin tamamı bilimden kopuk uzak ve hatta karşıymış gibi kaldı. Bu metod ''Din mühendisleri'' için başka bir sosyolojik sahaydı. 
Evvela 'Dinler arası diyalog'' projeleriyle İslam'ın itikadi/inanç sistemiyle oynanarak ''peygambersiz bir İslam'' modeli dayatıldı. Sosyal alanda da İslam'ı ''terörizmle'' bir araya getirmek için birçok örgütler ve anarşiler beslenerek sosyolojik bir algı oluşturuldu.
 
Bilime karşı din anlayışını İslam'a monte ederek bilim ile İslam'ın çeliştiğini savunuldu. Ancak İslam'ın bilim ile paralel kulvarda doğrusal bir yapı içinde olduğu farkedilince   ''Bilime karşı İslam'' savı için yeni projeler geliştirildi.Maalesef buna EMEVİ din anlayışı da eklenince bu dört konuda da Müslümanlar bu golleri yediler kendi tez ve ilkelerini korumak yerine kompleksli bir tutum içinde savunmaya geçtiler. Bunun sonuçları olarak Müslümanların kendi içindeki hata ve yanlışları her anlamda mükemmel olan İSLAM dinini İSLAMİYET ideolojisine dönüştürdü.
 
Tarih sürecinde'' İslam dini'' kendi dinamikleri açısından (8 ve 12. yy arası) çıkan bu problemleri çözdü. Ancak bu zaman aralığı dışında ve bilhassa günümüzde yeniden modellenerek bu problemler karşımıza çıktı. 
 
Bu özetlediğimiz sebepler günümüzde sonuç olarak "Deizm" denilen bir anlayışı getirdi. Deizm; kısaca Tanrı'yı bir yaratıcı güç olarak kabul eden ama peygamber ve vahiy yerine kendi aklı veya deney ve gözlemi tercih eden peygambersiz bir din anlayışıdır. Ahiret ve nübüvvet Deizme göre kabul edilmez.
Aslında çok yakın bir geçmişe kadar (İslam son din olmanın avantajı ile tarihsel gerçekliliğini korumuş olmasından ) dolayı özellikle 80'lı ve 90lı yıllarda 21. yy. da Avrupa'nın yarısının Müslüman olacağı düşünülüyordu. Hatta o yıllarda istatistik çalışmalar yapılır buna göre birkaç nesil içinde İslam'ın evrenselliğe kavuşacağı anlatılırdı. Ancak ''Din'' buna hazır olsa da Müslümanların bilinci henüz buna hazır değildi. Bilgi ve birikim açısından eksik, ekonomik ve teknik açıdan zayıftı. Buna bazı dış etkenlerden de dahil olunca ahlaki açıdan da çöküş başladı. Bu etki o kadar fazla oldu ki şimdilerde Müslümanların yerine İslam'ın yetersizliği tartışılır oldu.
 
21.yy. hemen başında 11 Eylül ile başlayan Müslüman terörist fotoğrafı kısa zamanda İslami terör videoları haline geldi. Bunun sonuçları olarak birde İslami terör algısıyla toplumlar dizayn edildi.
 
Oysa" İslam Tevhid diniydi ve terörizmi temelinden reddeden bir dindi." Ancak bunu anlatacak ne sosyolojik zekaya ne de enformasyona sahipti. Böylece kafa kesen terörist algısı öyle zihinlere kazındı ki dışarıdan İslam'a sıcak olan kalpleri dahi soğuttu. Bırakın Müftünün önünde Müslüman olan,
şehadet getiren Avrupalıları, Amerikalıları ya da "Danimarkalı gelin" dizilerini hamasetle izleyen alkışlayan dindar toplumu bile suskunlaştırdı. Karanlık
sakallı ve sarıklı adamlar ABD sinemaların vazgeçilmez figürü oldu. Ve netice de İslam'a girişler bıçak gibi kesildi.     
 
Daha sonra önceden hazırladıkları bilim ile din çatışması yeniden alevlendirilerek sahaya sunuldu. Kilise ve din çatışması adeta İslam'a uyarlandı. Akla ve bilime uymayan İslam zaten kabullenilemez bir gerilik olarak hazırlanmıştı. Bu anlamda yeni siyasi ve dini hedefler arasında; İslam'ın en zengin coğrafya da oturması ona hakim olması bütün dünya ve insanlığa zulümdür anlayışı geliştirmeleri halen yavaş yavaş zihinlere kazınan başka bir olgudur.
 
''Bilim ile din'' uyumu ülkemizde cumhuriyetle beraber çözüme kavuşmuştu. Mustafa Kemal Atatürk bu sahayı o kadar güzel harmanlamıştı ki bu yüzden Kara Avrupası için ilk hedef Türkiye'ydi. Zira İslam dünyasında Türkiye bilim açısından  (Atatürk den sonra tüm olumsuzluklara rağmen) diğer İslam ülkeleri arasında çok farklı bir yerdeydi. Böylece  ''Bu ülke'' yeni projelerin sahası olmalıydı.
 
Bilimsel bir konu ve gerçeklik olan ve dinde adaptasyon, tekamül ve uyum konuları içinde bilinen evrim konusu İslam dininin problemi olmamasına rağmen yeni bir sosyolojik sorun olarak karşımıza çıktı. Bu konuda aslında İslam'ın hiç problemi yokken eş zamanlı olarak birden bire ''Evrim'e karşı din'', ''Evrim yalanı'', ''Evrim karşında İslam'' gibi konular çeşitli grup ve cemaatler tarafından gündeme getirildi. Evrim konusun da bilime karşı din kullanılarak dinden uzaklaşan nesiller yetişti. Aslında bu konu muğlak ve kurnazca sunuldu. Çünkü toplum evrimi ''maymundan yaratıldık'' algısıyla anladı ve böyle donatıldı. Bilim mi? Din mi? denilince bilimsel gerçekler doğal olarak tercih edildi ve sloganik ve temelsiz bir reflekle''bilime inanıyorum'' denildi.

Özellikle yine 80'li ve 90'lı yıllarda İslam ''evrime karşı din' bilim çatışması konuları öyle işlendi ki Yavuz'la başlayan -ulemanın bilim adamlarının yerini alması yanlışı- yeniden sahneye konuldu. Ancak evrim veya bilim din değildir ki ''evrime inanıyorum'' ya da ''inanmıyorum'' diye bir alan oluşsun. Kimse ''izafiyet teorisine inanıyorum, yerçekimine inanmıyorum ya da astronomi ilmine inanmıyorum'' diye bir cümle kurmaz. Bilim'e ya da bilimin bir konusu olan biyoloji, evrim ya da matematik, fizik veya yerçekimi bir inanç konusu değildir.  Zira bilim için çalışılır, geliştirilir ve güvenilir. Bilimsel ve deneysel verileri dogma olarak kabul etmek, ya da dinleri dogma kabul edip reddetmekte bir dogmadır. Bilimi aklı ve düşünmeyi destekleyen ''din'' Rahman'idir, ilahidir diğerleri maalesef yine (insan eliyle değiştirilen dinlerdir) dogmalardır. Evrim konusunu detaylarıyla ilerleyen haftalarda değerlendireceğiz. Bu konuya da yarın devam edelim nasipse...
 
Arda Karani / diğer yazıları
- Holosen / Mavi Cennet / 09.06.2022
- Bir Deniz Masalı/ Günebakan Şiiri / 09.05.2022
- Sakız orucu bozar mı? -2- / 19.04.2022
- Sakız orucu bozar mı? -1- / 18.04.2022
- Şiir gibi / 16.04.2022
- Türk manifesto! / 26.02.2022
- Akıl-Kur'an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -VI- / 22.01.2022
- Akıl-Kur'an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -V- / 19.01.2022
- Akıl-Kur'an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -IV- / 12.01.2022
- Akıl-Kur'an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -III- / 30.12.2021
- Akıl-Kur’an-Sünnet ilişkisi / Akıl mı, vahiy mi? -II- / 22.12.2021
- Akıl-Kur’an-sünnet ilişkisi / akıl mı üstün, vahiy mi? -1- / 06.12.2021
- İslam ve bilim ilişkisi üzerine -II- / 27.11.2021
- İslam ve bilim ilişkisi üzerine -I- / 12.11.2021
- Din ve bilim ilişkisi / 04.10.2021
- Özgürlük ve özgürlükler problemi -II- / 27.09.2021
- Özgürlük ve özgürlükler problemi / 13.09.2021
- Doğru bilgi için usül ve yöntem / 05.09.2021
- Epistemoloji ve bilgi problemi / 30.08.2021
- Doğru bilgiye nasıl ulaşırız? / Usül ve bilgi problemi / 22.08.2021
- Boyutlar ve mutlak zaman üzerine / 16.08.2021
- Miraç mucizesi astral bir yolculuk mudur? / 02.08.2021
- Astral seyahat mi, zamanda yolculuk mu? (Tayyi zaman) / 11.07.2021
- Astral seyahat mi? Mekanda yolculuk mu? (tayyi mekan) / 01.07.2021
- Kozmik takvimde zaman ve ışık yılı / 24.06.2021
- Kozmik takvimde zaman -II- ve izafiyet / 19.06.2021
- Kozmik takvimde zaman / 16.06.2021
- Elbise kuramı -II- insan elbisedir / 11.06.2021
- İnsan nedir? Elbise kuramı -I- / 03.06.2021
- İnsanlık açısından din- III / 26.05.2021
- İnsanlık açısından din - II / 25.05.2021
- İnsanlık açısından din – I / 09.05.2021
- Türk Soykırımı - 13 Kasım 1918 / 04.05.2021
- Din Açısından İnsanlık-II / 02.05.2021
- Din açısından insanlık - I / 01.05.2021
- İSLAMOFOBİ / Vatikan’ın Necefle SON VALSİ / 25.04.2021
- Misyoner Müslümanlar / 24.04.2021
- Misyoner Müslümanlar / 23.04.2021
- Yargı Problemi / İslam Dini Açısından - II / 19.04.2021
- Yargı Problemi / İnsanlık Açısından - I / 18.04.2021
- Felsefe - Din ilişkisi / Samanlıkta Ben Seni Buldum - III / 12.04.2021
- Felsefe - Din ilişkisi / Samanlıkta Ben Sana Yandım - II / 11.04.2021
- DİN -FELSEFE İLİŞKİSİ / Samanlıkta Ben Sana Kandım -I / 10.04.2021
- "Baş" Manifestom / 04.04.2021
- Deizmin Sebepleri / Çuvaldız - II / 28.03.2021
- Deizmin sebepleri / Çuvaldız -I- / 27.03.2021
- Din ve insanlık / Homo Homini Lipus / 21.03.2021
- Din afyon mudur ? / Etik manifesto / 14.03.2021
- Yine Yeni Yeniden Yeni Mesaj Merhaba! / 07.03.2021
- Niçin Türkiye, niçin Elazığ? / 22.08.2016
- Manevi Mimar Hacı Ömer Hüdai Baba-III / 12.08.2015
- Manevi mimar Hacı Ömer Hüdai BabaII / 09.08.2015
- Manevi mimar Hacı Ömer Hüdai BabaI / 08.08.2015
- Ebu Hanife Ehl-i Beyt, Muaviye Sünnidir! / 26.04.2015
- Fitne ateşinin kapısı Muaviye / 03.03.2015
- Fırka-i Naciye nedir ve kimlerdir? / 08.01.2015
- Mutluluğun formülü-II / 15.12.2014
- Mutluluğun formülü-I / 14.12.2014
- Yeditepe aşk / 25.10.2014
- Birlik, temel ve umut / 20.10.2014
- Memleketin kafa kağıdı / 08.10.2014
- Nuh'un gemisi / 01.09.2014
- Türkiye Vahhabileşiyor mu? / 24.08.2014
- Enis Karani ARDA / 07.08.2014
- Kudüs ve ben / 02.08.2014
- Anadolu'nun manevi mimarı-V / 24.07.2014
- Anadolu'nun manevi mimarı-IV / 22.07.2014
- Çağ değiştirecek model / 17.06.2014
- Anadolu'nun manevi mimarı-III / 16.06.2014
- Anadolunun manevi mimarı-II / 15.06.2014
- ABABD gergefinde Türkiye / 08.06.2014
- Anadolu'nun manevi mimarı / 07.06.2014
- Mekandan dinlediklerim / 09.05.2014
- Hannane / 20.04.2014
- Kervana mektup / 12.04.2014
- Yeni "Neokonlar" kim? / 28.03.2014
- Varoluş destanı Çanakkale / 18.03.2014
- Ne mutlu Türk milletine! / 16.03.2014
- Surda bir gedik açıldı / 13.03.2014
- Hangimiz dindar? / 09.03.2014
- Baştürk azizler şehrinde... / 26.02.2014
- Küreselleşen dünya ve misyonerlik-IV / 18.02.2014
- Küreselleşen dünya ve misyonerlik-III / 16.02.2014
- Küreselleşen dünya ve misyonerlik-II / 15.02.2014
- Küreselleşen dünya ve misyonerlik / 09.02.2014
- Sahili olmayan umman / 12.01.2014
- Alaca Aslan / 01.01.2014
- 'Nimet verdiklerinin yolu'-II / 15.12.2013
- Nimet verdiklerinin yolu / 03.12.2013
- Unutmak ve hatırda tutmak üzerine / 01.12.2013
- Hayali kendisinden güzel şehir / 20.10.2013

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

27.03.2020, 27.03.2019, 27.03.2018, 27.03.2017, 27.03.2016, 27.03.2015, 27.03.2014, 27.03.2013, 27.03.2012, 27.03.2011, 27.03.2010, 27.03.2009, 27.03.2008, 27.03.2007, 27.03.2006, 27.03.2005, 27.03.2004, 27.03.2003, 27.03.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.