logo
07 KASIM 2026

Bütçe özeti: Kaşıkla verip kepçeyle almak

07.11.2026 00:00:00
 

Bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 90'ının vergilerden oluşması, kamu finansmanının büyük oranda vatandaşın ve esnafın sırtına yüklendiğini göstermektedir. 

Vergilerin yanı sıra idari cezaların da bir gelir kalemi olarak bütçeye yazılması, maliye anlayışındaki yapısal soruna işaret eder.

Henüz gerçekleşmemiş kural ihlallerinden veya esnafa kesilmesi planlanan cezalardan gelir hedeflemek, sağlıklı bir maliye politikasıyla bağdaşmamaktadır. 

Ücretlilere yapılan iyileştirmelerin ardından dolaylı vergiler, harçlar ve fiyat artışlarıyla bu kaynakların geri toplanması —yani "kaşıkla verip kepçeyle almak"— alım gücünü sürekli düşürmektedir. 

Enflasyon hedefi 2027 yılı için yüzde 21 olarak belirlenirken yeniden değerleme oranının yüzde 27,83 seviyesinde belirlenmesi veya akaryakıt fiyatlarındaki yüksek artışlar, maliyet enflasyonunu körüklemekte ve açıklanan hedeflerle çelişmektedir.

İthal modellerden Milli Ekonomi yaklaşımına

Türkiye'nin milli gelir büyüklüğü (2027 yılı için 111 trilyon lira hedefi) göz önüne alındığında, sorun üretim kapasitesinin olmamasından değil, üretilen değerin dağıtımı ve uygulanan iktisat modelinden kaynaklanmaktadır.

IMF, Dünya Bankası ve Batı merkezli standart kapitalist reçeteler; dışarıdan sıcak para çekmeye ve dış borçlanmaya dayalı bir çark işletmektedir. 

Bu durum, yerli üreticiyi ve tüketiciyi ikinci plana atmaktadır. Oysa Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli şu rasyonel çözümleri ortaya koymaktadır

Emek ve üretimin karşılığı senyoraj (Milli Para): Toplumun ortaya koyduğu mal ve hizmet üretiminin karşılığı olarak milli senyoraj imkânlarının devreye sokulması…

Sosyal Devlet projeleri: Vatandaşlık maaşı, ev hanımı maaşı, çocuk parası, asgari ücretin insanca yaşanacak seviyeye çıkarılması gibi mekanizmalarla gelirin tabana yayılması…

Piyasa hareketliliği: Maliyetlerin düşürülmesi ve iç talebin canlandırılması yoluyla sanayi ve tarım üretiminin bir kaldıraç gibi büyütülmesi…

Dışarıdan gelen kaynağa bağımlı kalmak yerine, yerli üretimi ve iç piyasadaki tüketiciyi desteklemek ekonominin temel kuralı olmalıdır.

Tarım, üretim ve yerli sermayenin tasfiyesi

Bir ülkenin gıda güvenliği ve ekonomik bağımsızlığı tarım ve hayvancılığa verilen destekle doğrudan ilgilidir. 

Mevcut yasal düzenlemelere göre milli gelirin en az yüzde 1'inin tarımsal desteklere ayrılması gerekirken, bütçede ayrılan payın 235 milyar lira seviyesinde kalması üreticiyi zor durumda bırakmaktadır.

111 trilyon liralık bir milli gelir hacminde tarıma ayrılması gereken kaynağın 1 trilyon 110 milyar lira civarında olması icap ederken, bu desteğin sağlanamaması;

Çiftçinin üretimden çekilmesine,

Tarımsal ürünlerde ithalata bağımlılığın artmasına,

Gıda fiyatlarındaki maliyet artışının engellenememesine yol açmaktadır.

Aynı durum sanayici ve ihracatçı için de geçerlidir. 

Yüksek girdi maliyetleri, nakliye masrafları ve vergi yükleri altında ezilen yerli üretici, fabrikalarını ve işletmelerini korumakta güçlük çekmektedir, kepenk kapatmaktadır.

Çözüm yolu: Geliri tabana yaymak ve iktisadi egemenlik

Türkiye ekonomisinin içinden geçtiği kısırdöngüden çıkış yolu, kemer sıkma politikalarıyla talebi kısmak ya da halkın temel ihtiyaçlarından feragat etmesini beklemek değildir. 

Sorun, tüketicinin talebinde değil; üretim girdilerindeki, mazottaki, nakliyedeki, vergi ve cezalardaki artışlardadır.

Çözümün ana hatları şunlardır:

Adil gelir dağılımı: Kişi başı milli gelirin kâğıt üzerindeki karşılığı ile vatandaşın cebine giren miktar arasındaki uçurum kapatılmalıdır.

Vergi adaleti: Vergi yükü geniş halk kitlelerinin ve esnafın üstünden alınmalı, vergi tabana değil, yüksek kazanç gruplarına ve rant gelirlerine yayılmalıdır.

Milli iktisat çizgisi: Atatürk'ün İzmir İktisat Kongresi ile belirlediği "kendi kendine yeten ve bağımsız" ekonomi anlayışına geri dönülmeli; yerli kaynaklar, yerli üretici ve yerli tüketici merkeze alınmalıdır.

Ekonomide kalıcı istikrar ve toplumsal huzur, dış borç arayışlarıyla değil; üretimi destekleyen, kamu kaynaklarını faiz yerine yatırıma aktaran ve geliri adil bir şekilde tabana yayan bütüncül bir milli ekonomi yaklaşımıyla mümkündür.

Bunun da yol haritası Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ve uygulayacak tek adres de bu eşsiz modeli parti programına alan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) ve de lideri Hüseyin Baş'tır.

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.