logo
08 AĞUSTOS 2026

‘Devrim gerekiyor’ raporu, MEM’i işaret ediyor

“AB devletlerinin ortak paraya geçişlerinin yanlış olduğunu, bu yanlışın çok ciddi ekonomik sıkıntılar oluşturacağını, gerekçelerini ortaya koyarak uyarmıştım

25.02.2026 00:01:00
Haber Merkezi
 
‘Devrim gerekiyor’ raporu, MEM’i işaret ediyor
‘Devrim gerekiyor’ raporu, MEM’i işaret ediyor
"AB devletlerinin ortak paraya geçişlerinin yanlış olduğunu, bu yanlışın çok ciddi ekonomik sıkıntılar oluşturacağını, gerekçelerini ortaya koyarak uyarmıştım.

Bize kulak verilseydi AB'yi oluşturan ulusal devletlerin yıl içerisinde ihtiyaç duydukları finans, borçlanmadan maliyetsiz olarak temin edilebilirdi.







Biz bu uyarıları yaptığımızda başta AB topluluğu olmak üzere Türkiye'de ve bütün dünyada resmi olarak Euro ortak paraya geçiş, bayram havasında kutlanmıştı. Tarihler 2002'yi gösteriyordu.

O yıllarda gerekçelerini temellendirerek 'Ortak para AB'nin dağılmasına ve ekonomilerinin batmasına neden olacaktır. Göreceksiniz AB topluluğu 10-15 sene içerisinde çözülmeye, dağılmaya mahkûmdur' diye ifade ettiğimde kimse bizi duymak istememişti.

Avrupa halkları başta olmak üzere AB devletleri kaybetti. Öngörümüzü temellendirdiğimiz iktisadi mantığı kavramış olsalardı bunları yaşamamış olacaklardı.







'Devrim gerekiyor' raporu, MEM'i işaret ediyor

Milli Ekonomi Modeli'yle 2005 yılından bu tarafa her platformda dile getirdiğimiz gerçekler artık Kapitalizmin kaptan köşkünde oturanlar ve sistemin içerisinde olanlar tarafından ifade edilmeye, yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.

Başta ABD ve AB devletleri Kapitalizmin öldüğünü insanlıktan gizlemekle meşguller. Çirkin ölüye makyaj yaparak insanlığa sevdirmeye çalışıyorlar. Yolun sonu görünmüştür. Artık mızrak çuvala sığmamaktadır.







2017'nin son aylarında Bank of International Settlements (BIS) adlı dünyanın önde gelen altmış merkez bankasının üye olduğu uluslararası kuruluş tarafından bir araştırma yapılmıştır.

Bu kuruluş 'Merkez bankalarının bankası' diye de bilinir; üyelerine akıl verir, bankaların izlemesi gereken standartları oluşturur; finansal konularda araştırma yapar.

Herve Hannoun ve Peter Dittus, geçen yıla kadar bu bankada Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreter olarak görev yapmışlar ve bu yakınlarda Devrim Gerekiyor (Revolution Rquired) başlıklı bir rapor kaleme almışlardır. 

Hannoun ve Dittus'un, 2017 yılının son ayında yayınladıkları 111 sayfalık araştırma raporundaki tespitlere ve çözüm önerilerine baktığınızda, 2005 yılında ortaya koyduğumuz Milli Ekonomi Modeli'nin tespit ve çözümlerini görürsünüz.







Raporu –Revolution Required- okuyunca 'bunu yazanlar Avrupa'da yapılan Milli Ekonomi Modeli Kongrelerine katılan akademisyenlerden mi' acaba diye insan hafızasını yoklama ihtiyacı duyuyor!

Raporda, Amerika'nın liderliğinde en gelişmiş ülkeler tarafından yaşanmaz hale getirilen dünyanın genel bir fotoğrafının nasıl göründüğü ve bu fotoğrafın bir sonraki karesinin finansal bunalımla birlikte bir sistem krizine dönüşeceği belirtildikten sonra şu tespitler sıralanıyor:

"İklim değişikliği hızlanıyor. Dijitalleşme ve küreselleşme ücretleri aşındırıyor. Gelir eşitsizlikleri artıyor. Jeopolitik kargaşa yaygınlaşıyor. Yalanlar gerçek gibi sunuluyor. Gerçekler konuşulmuyor. Savaş fitili ateşleniyor. Halk kızgındır.







G7 ülkelerindeki modelin bir piyasa ekonomisinin temellerini aşındırdığını; bir sonraki finansal çöküntüye yol açacağını ve kapitalist sistemin dayandığı pek çok inancı sorgulatan bir sistem krizi doğuracağını düşünüyoruz."

Hannoun ve Dittus, eleştirdikleri 'G7 modelinin', aslında "Batı toplumlarının ABD öncülüğünde biçimlenen neoliberal örgütlenmesi" olduğunu belirtiyorlar.

Ayrıca "Bütün varlıkların özel mülkiyet haklarının güvencesi altında olmasına ve ekonomik aktörlerin kendi çıkarlarını izlemesine" dayanan Neoliberalizmin, ABD'nin öncülüğünde neoliberal örgütlenmeye dönüşerek, dünya insanlığının kucağına pimi çekilmiş, her an patlamaya hazır bomba gibi atıldığına da dikkat çekmektedirler.







Hannoun ve Dittus, Batı'nın ve ABD'nin savaş ekonomilerinden beslendiğini, bu yaklaşımın terörü tırmandırdığını, göçmen krizine yol açan felaketlere dönüştüğünü ve öngörülemeyen birçok sorunun ortaya çıkmasına neden olduğunu ifade etmişlerdir.

Hannoun ve Dittus'a göre, "Batı ülkelerinde para politikaları finansal piyasalar tarafından tutsak alınmaktadır. Sıradan yurttaşlar endişeli ve kızgındır, çünkü kendilerini ekonomik olguların tehdidi altında hissediyorlar; iktisat politikalarından dolayı haksızlığa uğradıklarını ve bunları değiştirecek güçlerinin olmadığını düşünüyorlar.

Tehditkâr ekonomik olgular, eşitsizliğin artması, pahalılık, işsizlik, güvencesiz iş ve emeklilik konularındaki kaygılar" olarak sıralanıyor.

İki deneyimli bankacı 'Devrim Gerekiyor'  başlıklı araştırmalarında, emperyalist devletlerin (G7'nin) dünya halklarını dörtnala savaş ve yıkıma sürüklemekte olduğunu tespit ediyor. Finans kapitalin devletleri tutsak aldığını, halk sınıflarını çaresiz bıraktığını nicel kanıtlarla ifşa ediyor.

Araştırmanın neticesini bir cümleyle ifade etmek gerekirse "kapitalizmin çevresine yıkım getirmekte olduğu ve yaşayanları gerçekten öldürdüğü" söylenebilir.







Hannoun ve Dittus'a göre G7 modelinin içerisinde er veya geç patlayacak dört saatli bomba, borçların artışı, savaşların ekonomiye getirdiği ek yük, küresel ısınma ve sahte G7 iklim değişikliği politikası ve teknolojinin getirdiği işsizliktir.

Hannoun ve Dittus'a göre bu bombaların patlamaması için bir düşünce devrimine ihtiyaç vardır. Yani G7 Modeli sürdürülemez politikalarını terk ederek "sürdürülebilir, yüksek karbon kullanımına dayalı olmayan, aşırı silahlanmayı durduran; azınlığın çıkarlarına değil, ortak çıkarlara öncelik veren; ekonominin meyvelerini daha adil dağıtan; yıllardan beri ekonomik ve finansal çıkarları hizmetkârı olan devletin tekrar daha geniş bir rol üstleneceği" bir ekonomiyi hedeflemelidir.

Hannoun ve Dittus'un ifade ettikleri patlamaya hazır dört bombanın bertaraf edilmesi ve hedefledikleri ekonominin hayata geçmesi Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanmasını zaruri kılmaktadır.

Tezimiz okunduğunda bu iki araştırmacının Milli Ekonomi Modeli'nden etkilendikleri görülür. Zira önerdikleri çözümlerin beslendiği felsefe ve o felsefenin matematiği MEM tarafından 2005 tarihinden bu tarafa tüm dünya ile paylaşılmaktadır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.