HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 30 HAZİRAN 2022, PERŞEMBE

Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (6)

17.07.2021 00:00:00
'Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (6)' seslendirme dosyası:
 
Descartes'in "Düşünüyorum o halde varım" mottosu dijital çağda "Sanal dünyada, Sosyal hesaplarda, medyada görünüyorsam o halde varım", şekline dönüştü. Bu zamanda sanal dünya da görme, görünme sosyal medya kullanıcılarına farklı bir haz, farklı bir mutluluk yaşatıyor. Bu dünyada ki takip, beğeni ve ilgiden dolayı insanlar kendini önemsediğini ve önemsendiğini düşünüyor. Artık sosyal ağlar insanların bu hayatta ki etkisinin, popülerliğinin, var olup olmadığının parametresi oldu. Öyle ki başarının takipçi sayısıyla değerlendirildiğini görüyoruz. Kamu yararını gözeten sosyal medya platformlarını ve kullanıcılarını ayrı tutarsak genel olarak sosyal medyanın geldiği durumu şöyle ifade edebiliriz;  bazı insanların sık kullandığı biçimde "Kaç kuruşluk adamsın" sözü, "Kaç takipçin varsa o kadar adamsın" sözüne evirildi. Bir yanlış anlayış bir başka yanlış anlayışa dönüştü maalesef. Adamlık ölçüsünün kriterleri bunlar mıdır?

    Öyle ki takipçi sayısı çok olanlar bu durumu gelir kapısına dönüştürerek, ticari olarak da kullanıyor. İyide bir gelir elde ettiklerini okuyoruz, duyuyoruz. Ne satıyorlar diye baktığımızda, dijital dünya da oluşan imajlarını, popülerliklerini satıyorlar. Takipçilerini, fanlarını etkileyip, algı oluşturarak yönlendiriyorlar. Spor kulüplerinin taraftarları gibi.
 Bu durum, kontrolsüz olduğun da çok tehlikeli.  Sonuçları çok kötü olabiliyor. Bu öyle bir iş ki takipçi sayısını artırmak isteyen bazı kişiler, sosyal ağlarda daha çok beğenilmek ve daha çok ilgi çekmek için, akla hayale gelmeyecek işler yaparken, bazen de tüm mahremiyetlerini gözler önüne sermekte hiçbir sakınca görmüyorlar.

        Bu durum insan onuruna zarar veriyor. İnsan onuru kavramına sözlüklerde baktığımız da (!) ; izzetinefis, şeref, özsaygı, erdem, haysiyet, vakar, gurur, saygınlık, kendine saygı duyma ve başkalarını da kendine saygılı kılma olarak açıklandığını görüyoruz.
        Bir İnsan özelini, mahremiyetini,  sosyal platformlarda takipçi sayısını artırmak uğruna kullanırsa ne olur? Olacak olan şudur; belki takipçi sayısı artar, ama kişiliğini, adamlığını, onurunu kaybeder. Her zaman çıkarı ve menfaati uğruna süfli arzuları doğrultusunda hareket etmeyi nihai hedef olarak alan ilkesiz biri, omurgalı, onurlu bir dik duruş sergileyemez. Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarını herkesinkinden üstün tutan insan, hodbin, hodkâm, egoist, bencil biridir. Yağlı olarak gördüğü her kapıyı bekleyen, bir maymuncuk gibi her kapının kilidine göre şekil alıp açan, araziye göre davranan bir bukalemun olur.  "Çorba nerde kaynar, maymunlar orada oynar" misali her türlü fırıldaklığı menfaati için yapar. Bir insan onurunu, şerefini kaybederse dünyaları verse de bir daha elde etmesi çok zor. Bir insanın elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bunlardan belki yok olmaz, ölmez. Bunları Allah sağlık sıhhat, afiyet verirse yine edinebilir. Âmâ bir insanın, bir milletin onuru kırılır, ruhu öldürürlerse, işte bunun çaresi, telafisi yoktur. Öyle ki bugün şerefi olmayanların yarında onuru, şerefi biraz zor olur. Böylesi akıbetlerden Allah nefsimizi ve neslimizi muhafaza etsin. 

    İlkeli bir duruş sergileyemeyen bu tür şeref yoksunu insanlar toplumsal yapının çözülmesine, bozulmasına de neden oluyor. Toplumu ayakta tutan değerlerin, ilkelerin, İnançların, normların yok edilmesi için adeta serseri birer mayın gibi sanal âlemde, ekranlarda, toplumda, insanların için de dolanıyorlar. Kutsal değer kavramlarının içini dolduran, insanların kimlik ve kişilik kazanmasının kaynağı olan din, iman, Allah korkusu, vatan, bayrak, sancak, özgürlük, bağımsızlık, hayâ, utanma duygusu, helal, haram, hak, hukuk hassasiyetlerini yok ederek toplumu çökertip her türlü müdahaleye, operasyona hazır hale getiriyorlar. Tabiri caizse birer sivil işgal ordusunun mensubu gibi çalışıyorlar.

       Bilhassa ergenlik döneminde ki çocuklar için çok kötü örnek teşkil ediyorlar. Özellikle gençler arasında mahremiyet algısını basitleştirerek, sıradanlaşmasına yol açıyorlar. Kutsal kabul edilen milli ve manevi değerlerin, kazanımların içi boşalıyor. Millî bütünlüğe zarar veriyorlar. Manevi bütünlüğe zarar veriyorlar.
   Şunu belirtelim ki takipçi sayısını artırmayı, beğeni almayı yalnızca gençler değil, belli bir yaşa gelmiş, meslek sahibi olmuş,  toplum tarafından saygınlığı olan eğitim seviyesi yüksek insanlar dahi yapmaktadır.
Buradan anlaşılacağı üzere beğeni toplamak, bir kitle tarafından takip edilmek, herhangi bir faaliyet yaparken başka insanların onayına, alkışına ve takdirine ihtiyaç duymak her insanın ister istemez beklentisi olan, çok insani bir durumdur. Meşruiyet dairesi içinde olursa hiçbir sakıncası da yok. Ancak takipçi sayısını artırmak için özelini, mahremiyetini pazara çıkarmak anlaşılır gibi değildir. Her şeyi bir meta gibi görüp, pazarlamak, takipçi sayısını artırmak için her yolu mubah görerek, değerlendirmek insanlığı bitirir.

    İşte tam bu noktada insanların takipçi sayılarını artırmak için, adeta yarışır gibi yaptıkları paylaşımların bazı toplumsal sonuçlarını da görmek gerekiyor.
  Nedir bunlar diye baktığımız da; özel hayatların teşhir edilmesinin doğallaşması, sıradanlaşması, bunların neticesinde mahremiyet algısının çöktüğü bir topluma doğru sürüklendiğimizi söyleyebiliriz. Bu durumu kimlerin istediğini önceki makalelerimizde ifade etmeye çalışmış olmakla beraber yine hatırlatalım; Kapitalizm dayanışma içinde, birlik beraberlik içinde olan bir toplum istemiyor. Çünkü böylesi toplumları istediği gibi kullanamayacağını, kontrol edemeyeceğini biliyor. Yine kendini bilen, kişiliği olan insan da istemiyor. Ne istiyor bu Kapitalizm? Kontrolünde olan, kalabalıklar içinde yığına dönüşmüş, amaçsız, hedefsiz, çer çöp olmuş, başıboş insanlardan oluşmuş kitleler.
İnsanların bu sanal âleme bu kadar kapılmalarının aslında temel sebebi de, Kapitalizmdir. Kapitalizmin insanlar ve toplumlar üzerin de her yönden tam bir alan hâkimiyetini sağlayan felsefesinin ve sosyolojisinin de pek çok sonucu var. Bu sonuçların en önemli olanı; insanların ve toplumların çağın sosyal hastalığı olan başıboşluk ve YALNIZLIK illetidir.

Maalesef, çok akıllı, çok bilgili olan, özgürlükçü olan çağdaş İnsan(!), ruhunun dijital teknoloji tarafından kontrol edilmesi için, hapsedilmesi için, gönüllü bir teslimiyet içine giriyor. Bu teslimiyet sanal bir esarete, dijital bir köleliğe neden oluyor.
 
    Son tahlil de diyebiliriz ki bu dijital oyuncakları kullanırken çok dikkat edilmeli, kullanıcılarını kontrolü altına almamalı. Aynı zaman da unutulmamalı, İnternette paylaşılan hiçbir bilginin gizli kalmadığı, silinse bile kaybolmadığı gerçeği göz önüne alınarak paylaşımlar yapılmalı, hatta mümkünse paylaşımlar minimum seviyede olmalı, gizli kalması gereken bilgiler internette kesinlikle paylaşılmamalıdır.
 
 Her ne kadar internet ortamında ki etik ihlaller karşısında yasa koyucular, buna bağlı olarak çeşitli kurullar, ilgili sivil toplum kuruluşları ve dernekler tarafından vatandaşların haklarını koruma hususun da bir çaba harcansa da hiçbir çaba kullanıcının bilinçli olması ve özdenetimi kadar etkili olamayacaktır.
                                                                                 
 
 

 
Ergül Güner / diğer yazıları
- Eğitim öğretim topluma beyin ve kalp cerrahlığı yapmaktır -2- / 25.06.2022
- Eğitim öğretim topluma beyin ve kalp cerrahlığı yapmaktır -1- / 24.06.2022
- Okullar tatile giriyor -2- / 12.06.2022
- Okullar tatile giriyor -1- / 11.06.2022
- Son nefese kadar varız! -2- / 04.06.2022
- Son nefese kadar varız! -1- / 03.06.2022
- Şu dünya kurulmuş bir tuzağa benzer -2- / 26.05.2022
- Şu dünya kurulmuş bir tuzağa benzer -1- / 25.05.2022
- Vicdanlı insan sorumluluktan kaçmaz / 20.05.2022
- Milli bayramsız dini bayram olamaz / 09.05.2022
- Bayram günahlardan arınmaktır / 02.05.2022
- Varoluş gerçeği unutturuluyor / 24.04.2022
- O devlet gibi adamdı / 18.04.2022
- İhsan şuuru toplumu iyileştirir / 12.04.2022
- Ramazan-ı şerifimiz mübarek olsun / 30.03.2022
- Çanakkale geçilmez (2) / 27.03.2022
- Çanakkale geçilmez (1) / 26.03.2022
- İnsan meçhul mü? / 16.03.2022
- Yurtta barış dünyada barış / 09.03.2022
- Savaş bir cinayettir / 03.03.2022
- 3H Kapanı / 14.02.2022
- Mutsuzluğun dibinde mutluluk hissi ile avunmak / 07.02.2022
- Simülasyon dünyasında kaybolan insan / 31.01.2022
- Eğitim olmadan insan olamayız -2- / 26.01.2022
- Eğitim olmadan insan olamayız -1- / 25.01.2022
- Gün akşama döndü gülüm, bir selam sal sabah olsun / 17.01.2022
- Maya içe mahsus, kültür dışa mahsustur / 10.01.2022
- Evet, eğitim şart / 03.01.2022
- Eğitimin birinci şartı; ‘edep ya hu’ / 27.12.2021
- Mankurtlaşmış zekâlar / 20.12.2021
- Zekâ ile akıl farklıdır / 17.12.2021
- Sorun zekâ sorunu değil, ahlak sorunudur / 13.12.2021
- Temel eğitimin temeli ne olmalı? -2- / 06.12.2021
- Temel eğitimin temeli ne olmalı? -1- / 04.12.2021
- Doğu'da tefekkür, Batı'da felsefe var / 25.11.2021
- İnançların, kültürlerin, kimliklerin melezleşmesi (2) / 21.11.2021
- Gazi Paşa demek tam bağımsız Türkiye demektir (2) / 11.11.2021
- Gazi Paşa demek tam bağımsız Türkiye demektir (1) / 10.11.2021
- İnançların, kültürlerin, kimliklerin melezleşmesi (1) / 09.11.2021
- Cumhuriyetimiz 98 yaşında (2) / 07.11.2021
- Cumhuriyetimiz 98 yaşında (1) / 06.11.2021
- Anadolu / 01.11.2021
- Fütüvvet (2) / 24.10.2021
- Fütüvvet (1) / 23.10.2021
- Batılın 3G’si / 16.10.2021
- Ateş ve toprak anlayışı / 15.10.2021
- Düşünce eylemin tohumudur / 09.10.2021
- Emperyalizm sadece mali bağımlılık mıdır? / 02.10.2021
- Sömürgecilik ve emperyalizm / 26.09.2021
- Batılın tıyneti / 08.09.2021
- Okullar açıldı -2- / 07.09.2021
- Okullar açıldı -1- / 06.09.2021
- Buyurgan batının Müslümanları / 01.09.2021
- Doğu doğudur, batı da batıdır -2- / 27.08.2021
- Doğu doğudur, batı da batıdır -1- / 26.08.2021
- Her zalim bir Yezit’tir, her mazlum bir Hüseyin -2- / 19.08.2021
- Her zalim bir Yezit’tir, her mazlum bir Hüseyin -1- / 18.08.2021
- Batı için insanlık maskeli bir oyun -2- / 17.08.2021
- Batı için insanlık maskeli bir oyun -1- / 16.08.2021
- Dijital çağda esen dijital fırtına / 10.08.2021
- Sanal âlemde milli ve manevi hassasiyet olmalı / 06.08.2021
- Batının değersizlik trajedisi -2- / 04.08.2021
- Batının değersizlik trajedisi -1- / 03.08.2021
- Akıl insanın kalbindedir / 31.07.2021
- Sanal dünyanın sanal kimlikleri ve sanal duyguları / 28.07.2021
- ‘Ben’ farklılıklarından ‘biz’ zenginliğine kavuşmak - 2 / 25.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 22.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 22.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 20.07.2021
- ‘Ben’ farklılıklarından ‘biz’ zenginliğine kavuşmak (1) / 19.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (6) / 17.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (5) / 05.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (4) / 30.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (3) / 22.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (2) / 14.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık -I- / 08.06.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 5 / 26.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 4 / 25.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 3 / 24.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 2 / 23.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 1 / 22.05.2021
- Enfeksiyonlu din anlayışı Hz. Ali’yi şehit etti / 06.05.2021
- Şehr-i Ramazan-II / 27.04.2021
- Şehr-i Ramazan-I / 26.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-III / 19.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-II / 16.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-I / 15.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-III / 08.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-II / 07.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-I / 06.04.2021
- Kültür ve kimlik neden önemli / 01.04.2021
- Müslümanı Ehl-i Beyt kurtarıyor-II / 09.03.2021
- Müslümanı Ehl-i Beyt kurtarıyor-I / 08.03.2021
- Hz. Alinin künyeleri ve lakapları-II / 26.02.2021
- Hz. Ali’nin künyeleri ve lakapları-I / 25.02.2021

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

17.07.2020, 17.07.2019, 17.07.2018, 17.07.2017, 17.07.2016, 17.07.2015, 17.07.2014, 17.07.2013, 17.07.2012, 17.07.2011, 17.07.2010, 17.07.2009, 17.07.2008, 17.07.2007, 17.07.2006, 17.07.2005, 17.07.2004, 17.07.2003, 17.07.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.