Dinler arası diyalog fitnesinin Türk milletinin nezdinde yayılması ve yaygınlaşmasını sağlamaya çalışan Hocaefendi(!) lakaplı ABD'de konuşlandırılmış kişi, bir süredir bu çalışmalarını hamisi olan ABD'den yürütüyor.
Şu günlerde diyalogcuların büyük bir üzüntüleri var. Papaları öldü. Hıristiyan ülkelerde olduğu gibi yas ilan etmişlerdir herhalde.
Üzüntüleri büyük çünkü "pek muhterem Papa cenapları" diye hitap ettikleri adam öldü.
Üzüntüleri büyük çünkü "papalık konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz" diyerek ziyaret ettikleri Papaları öldü.
Diyalogcuların üzüntüleri büyük çünkü elini öptükleri Papaları öldü. Gerçi onlar için değişen bir şey olmayacak, yeni gelen Papanın da koşup ellerine sarılacaklardır.
Diyalogcu zevat bu günlerde Dinler arası diyalog'un ne kadar gerekli olduğu ve misyonerliğin tehlikeli bir hareket olmadığını ispatlamaya çalışıyorlar.
Diyalogcuların kimin avukatlığına soyunduklarını görüyorsunuz değil mi? Misyonerler Türkiye'de kendilerine bu diyalogcuları bulmuşlar. Bu dinler arası diyalogcular misyonerleri savunup onların avukatlığını yaparlarken, misyonerler de yeni yeni kiliseler açarak, Türk gençlerini Hıristiyan yapma görevlerine devam ediyorlar.
Dinler arası diyalog ve onun eşanlamlısı olan misyonerliği bu diyalogcu zevat masum göstermeye çalışadursun gerçekte ne dinler arası diyalog ne de misyonerlik masum değildir.
Ölen Papa II. Jean Paul 2000 yılında yaptığı Milenyum konuşmasında; " Birinci milenyumda Avrupa'yı Hıristiyanlaştırdık. İkinci milenyumda Afrika'yı Hıristiyanlaştırdık, üçüncü milenyumda hedefimiz Asya'yı Hıristiyanlaştırmaktır." demiştir.
Bu sözler, diyalogcuların Papalık konseyinin parçası olmak için ziyaret edip elini öptükleri Papa'nın ve Papalık konseyinin hedefinin ne olduğunu göstermesi açısından çok çarpıcıdır.
Papa'nın milenyum konuşmasında "ikinci binyılda Afrika'yı Hıristiyanlaştırdık" sözünün ne anlama geldiğini açıklayalım.
Afrika kıtasında 1900 yılında yüzde 7 olan Hıristiyan nüfus 2002 yılında yüzde 50'nin üstüne çıkmıştır. Bunun yüzde 37'si ise Dinler arası diyalog kararının alındığı 1965 yılında sona eren II. Vatikan konsilinden sonra olmuştur.
Bir zamanlar Müslüman nüfusun yüzde 60'tan fazla olduğu Mozambik'te Dinler arası diyalog sayesinde bugün Müslüman nüfus yüzde 20'lerin altına gerilemiştir.
Bir zamanlar yüzde 70'lerin üzerinde Müslüman nüfusa sahip olan Malavi de diyalog sayesinde bugün resmi olarak yüzde 20 Müslüman var.
Buralarda dinler arası diyalogcular tarafından yerli halktan seçilerek yetiştirilip papaz yapılan öğrenciler, kendi dillerinde halkına hitap edecek papazlar olarak görevlendirilmişler.
Türkiye'de de artık Türk asıllı papazlara görev verilmesi Afrika'da uygulanmış olan aynı sürecin devam etmekte olduğunu göstermektedir.
İnşallah Türkiye'nin akıbeti Afrika Müslümanları gibi olmaz. Bu dinler arası diyalog fitnesinden emin olmak için Türk milleti çok dikkatli olmak zorundadır.
Şu günlerde diyalogcuların büyük bir üzüntüleri var. Papaları öldü. Hıristiyan ülkelerde olduğu gibi yas ilan etmişlerdir herhalde.
Üzüntüleri büyük çünkü "pek muhterem Papa cenapları" diye hitap ettikleri adam öldü.
Üzüntüleri büyük çünkü "papalık konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz" diyerek ziyaret ettikleri Papaları öldü.
Diyalogcuların üzüntüleri büyük çünkü elini öptükleri Papaları öldü. Gerçi onlar için değişen bir şey olmayacak, yeni gelen Papanın da koşup ellerine sarılacaklardır.
Diyalogcu zevat bu günlerde Dinler arası diyalog'un ne kadar gerekli olduğu ve misyonerliğin tehlikeli bir hareket olmadığını ispatlamaya çalışıyorlar.
Diyalogcuların kimin avukatlığına soyunduklarını görüyorsunuz değil mi? Misyonerler Türkiye'de kendilerine bu diyalogcuları bulmuşlar. Bu dinler arası diyalogcular misyonerleri savunup onların avukatlığını yaparlarken, misyonerler de yeni yeni kiliseler açarak, Türk gençlerini Hıristiyan yapma görevlerine devam ediyorlar.
Dinler arası diyalog ve onun eşanlamlısı olan misyonerliği bu diyalogcu zevat masum göstermeye çalışadursun gerçekte ne dinler arası diyalog ne de misyonerlik masum değildir.
Ölen Papa II. Jean Paul 2000 yılında yaptığı Milenyum konuşmasında; " Birinci milenyumda Avrupa'yı Hıristiyanlaştırdık. İkinci milenyumda Afrika'yı Hıristiyanlaştırdık, üçüncü milenyumda hedefimiz Asya'yı Hıristiyanlaştırmaktır." demiştir.
Bu sözler, diyalogcuların Papalık konseyinin parçası olmak için ziyaret edip elini öptükleri Papa'nın ve Papalık konseyinin hedefinin ne olduğunu göstermesi açısından çok çarpıcıdır.
Papa'nın milenyum konuşmasında "ikinci binyılda Afrika'yı Hıristiyanlaştırdık" sözünün ne anlama geldiğini açıklayalım.
Afrika kıtasında 1900 yılında yüzde 7 olan Hıristiyan nüfus 2002 yılında yüzde 50'nin üstüne çıkmıştır. Bunun yüzde 37'si ise Dinler arası diyalog kararının alındığı 1965 yılında sona eren II. Vatikan konsilinden sonra olmuştur.
Bir zamanlar Müslüman nüfusun yüzde 60'tan fazla olduğu Mozambik'te Dinler arası diyalog sayesinde bugün Müslüman nüfus yüzde 20'lerin altına gerilemiştir.
Bir zamanlar yüzde 70'lerin üzerinde Müslüman nüfusa sahip olan Malavi de diyalog sayesinde bugün resmi olarak yüzde 20 Müslüman var.
Buralarda dinler arası diyalogcular tarafından yerli halktan seçilerek yetiştirilip papaz yapılan öğrenciler, kendi dillerinde halkına hitap edecek papazlar olarak görevlendirilmişler.
Türkiye'de de artık Türk asıllı papazlara görev verilmesi Afrika'da uygulanmış olan aynı sürecin devam etmekte olduğunu göstermektedir.
İnşallah Türkiye'nin akıbeti Afrika Müslümanları gibi olmaz. Bu dinler arası diyalog fitnesinden emin olmak için Türk milleti çok dikkatli olmak zorundadır.
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024

























































