logo
15 NİSAN 2026

Diyarbakır'da 50. Turizm Haftası etkinliklerle başladı

Diyarbakır'da 15-22 Nisan Turizm Haftası etkinlikleri, Keçi Burcu-Gazi Caddesi-İç Kale Müze Kompleksi güzergahında düzenlenen kortej yürüyüşüyle başladı. İç Kalede devam eden programda konuşmaların ardından Saint George Kilisesinde açılan sergiyle etkinlikler sanatla buluştu

15.04.2026 17:34:00
İhlas Haber Ajansı
Diyarbakır'da 50. Turizm Haftası etkinliklerle başladı
Diyarbakır'da 50. Turizm Haftası etkinliklerle başladı
Diyarbakır'da 15-22 Nisan Turizm Haftası etkinlikleri, Keçi Burcu-Gazi Caddesi-İç Kale Müze Kompleksi güzergahında düzenlenen kortej yürüyüşüyle başladı. İç Kalede devam eden programda konuşmaların ardından Saint George Kilisesinde açılan sergiyle etkinlikler sanatla buluştu.
15-22 Nisan Turizm Haftası etkinlikleri, Keçi Burcu, Gazi Caddesi ve İç Kale Müze Kompleksi güzergahında düzenlenen kortej yürüyüşüyle başladı. Davul zurnalar eşliğinde halay çekip eğlenen kortej daha sonra İç Kalede gerçekleştirilen açılış programına geçti. Programa Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Tarık Hekimoğlu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve öğrenciler katıldı.
İç Kale'de gerçekleştirilen açılış programında Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu konuşma yaptı. Vali Zorluoğlu konuşmasında Diyarbakır'ın 12 bin 500 yıllık geçmişiyle insanlık tarihi açısından önemli bir merkez olduğunu belirterek, kentin kültür, inanç ve gastronomi turizmi açısından güçlü bir altyapıya sahip olduğunu söyledi. Vali Zorluoğlu, Diyarbakır'da son dönemde turizm hareketliliğinin gözle görülür şekilde arttığını belirterek, "Huzur ve güven ortamının güçlenmesiyle birlikte özellikle ülkemizin batısından ilimize yönelik yoğun bir ziyaretçi ilgisi oluştu. Bugün birçok vatandaşımızın seyahat planında Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa'yı kapsayan bir Güneydoğu turu yer alıyor. Biz de bu ilgiyi kalıcı hale getirmek, şehrimizi daha fazla bilinir kılmak ve ziyaretçilerimize en iyi deneyimi sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Vali Zorluoğlu, Diyarbakır'ın UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan surları ve Hevsel Bahçeleri başta olmak üzere çok sayıda tarihi değere ev sahipliği yaptığını, Zerzevan Kalesi ve Mithras Tapınağı için de kalıcı liste hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Diyarbakır'da turizmin yalnızca mevcut değerlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Vali Zorluoğlu, kentte devam eden kazı çalışmaları, restorasyon projeleri ve yeni turizm destinasyonlarıyla bu potansiyelin daha da güçlendirileceğini ifade etti. Özel sektör yatırımlarının da hız kazandığını aktaran Vali Zorluoğlu, "Yeni konaklama tesisleri, butik oteller ve kültürel alan düzenlemeleriyle Diyarbakır'ı ziyaret eden misafirlerimize daha nitelikli hizmet sunmayı hedefliyoruz. Sahip olduğumuz bu zenginliği doğru planlama ve güçlü iş birliğiyle geleceğe taşıyacağız" diye konuştu.
Konuşmaların ardından katılımcılar, Saint George Kilisesinde ressam Fatih Yıldız'ın "Mezopotamya'nın Altın Kadınları" adlı yağlı boya resim sergisinin açılışını gerçekleştirdi. Sergi, sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
Turizm Haftası kapsamında Diyarbakır'da hafta boyunca farklı alanlarda düzenlenecek kültür, sanat ve doğa etkinlikleriyle şehirdeki hareketliliğin sürmesi bekleniyor. Bu çerçevede, 16 Nisan 2026 Perşembe günü saat 20.00'de Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda "Otobüs" adlı oyun sanatseverlerle buluşacak.
Hafta sonu programı kapsamında ise 18 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 10.00'da Eğil Selman köyünde doğa yürüyüşü gerçekleştirilecek. Aynı günün akşamında saat 21.00'de Diyarbakır Hipodromu'nda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Koşusu düzenlenecek. Etkinlikler, 20 Nisan 2026 Pazartesi günü saat 19.30'da Maarif Orkestrası tarafından icra edilecek "Sözden Sese, Sesten Yüreğe" adlı konserle devam edecek.
Turizm Haftası programı, 21 Nisan 2026 Salı günü saat 19.30'da Medeniyetler Korosu Konser Salonu'nda Diyarbakır Sanat ve Musiki Derneği tarafından verilecek konserle tamamlanacak.İHA

Kahramanmaraş'ta okula silahlı saldırı

Şanlıurfa’daki okul saldırısının şokunu henüz atlatamamışken bugün bir acı haber de Kahramanmaraş’tan geldi

15.04.2026 14:42:00
Haber Merkezi
Kahramanmaraş'ta okula silahlı saldırı
Kahramanmaraş'ta okula silahlı saldırı
Şanlıurfa'daki okul saldırısının şokunu henüz atlatamamışken bugün bir acı haber de Kahramanmaraş'tan geldi.

Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, okuldaki silahlı saldırıda biri öğretmen 4 kişinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin yaralandığını açıkladı.

Edinilen bilgilere göre öğle saatlerinde okul binasına giren bir şahıs, henüz bilinmeyen bir nedenle çevreye ateş açmaya başladı.



Görgü tanıklarının ifadelerine göre saldırgan, önce okul bahçesinde havaya ateş açtıktan sonra bina içerisine yönelerek saldırısına devam etti.

Silah seslerinin duyulması üzerine bölgeye çok sayıda ambulans, polis ve Özel Harekat ekipleri sevk edildi.

Öğrenci ve öğretmenler güvenlik önlemleri eşliğinde hızla tahliye edilirken, saldırının haberini alan aileler okul önünde büyük panik yaşadı.

İkinci Okul Saldırısı Şoku

Bu saldırı, bir gün önce Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde yaşanan ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının hemen ardından gerçekleşti. Üst üste gelen bu olaylar, okul güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Yetkililer, saldırganın kimliği ve olayın nedenine ilişkin soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü, yaralıların çevre hastanelere sevk edilerek tedavi altına alındığını bildirdi.

BTP, Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı: 'Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor'

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı, vefatının 6. yılında anmaya devam ediyor. Türkiye genelinde ve yurt dışında yapılan anma programlarının İstanbul ayağı ise Cevahir Kongre Merkezi'nde düzenlendi. Programa BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı. BTP lideri Baş, yaptığı konuşmada, "Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor. Haydar Hoca emperyalizmin bedavadan para kazanma düzenini yıktı" dedi

15.04.2026 13:13:00 / Güncelleme: 15.04.2026 13:17:16
Haber Merkezi
BTP, Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı: 'Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor'
BTP, Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı: 'Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı, vefatının 6. yılında anmaya devam ediyor.

Türkiye genelinde ve yurt dışında yapılan anma programlarının İstanbul ayağı ise Cevahir Kongre Merkezi'nde düzenlendi.

Programa BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı.

Saygı duruşu, istiklal marşı ve Kuran-ı Kerim ile başlayan anma programı şiirlerle devam etti. Prof. Dr. Haydar Baş'ın anlatıldığı sinevizyonun ardından kürsüye Hüseyin Baş geldi.



"Prof. Dr. Haydar Baş bütün bir hayatını vatan mücadelesi, millet mücadelesi, devlet mücadelesi ve iman mücadelesi olarak sürdürmüş bir insan" diyen Hüseyin Baş İran savaşı üzerine de değerlendirmelerde bulundu.

Hüseyin Baş konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bugün dünya bir kırılımın, bir değişimin eşiğinde. Nedir o değişim diye baktığınızda o değişimin temelini oluşturan hatta o değişimi hayata geçiren fikri ortaya koyan Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli. Bu değişim yaşanırken durum ABD için öyle bir dayanılmaz noktaya geldi ki fiilen savaşın içinde olmak zorunda oldu. Haydar Hoca hep 'ABD'yi yıktım' derdi, aslında O'nun yıktığı şey sadece ABD değildi. Haydar Hoca'nın yıktığı şey aynen 1915'te Çanakkale'de Atatürk'ün yıktığı şey olan  emperyalizmin ta kendisiydi.



"Haydar Hoca emperyalizmin bedavadan para kazanma düzenini yıktı"

Emperyalizm 80 yıldır dünyada bir yöntem buldu değerli arkadaşlar. Bu yöntem elindeki kağıdı yeşile boyayıp, bütün dünyaya ihraç edip bütün dünyanın emeğini ve üretimini bedavaya satın alma yöntemiydi. Bunu yaparken de kimsenin çıtı çıkmasın diye yanına bir ordu yerleştirdi. Babam, "ABD'nin parasıyla ordusu birbirini ayakta tutan iki ayak. Bunların birisi yıkılırsa diğeri kalmayacak"derdi. İşte Haydar Hoca bir model ortaya koydu ve bu modelde, 'Devletler Amerikan dolarıyla değil kendi para birimleriyle ticaret yapmalı'  dedi. Şimdi İran'ın Hürmüz Boğazı'nda verdiği mücadelenin, Amerika'nın bu kadar vahşi bir şekilde İsrail'le birlikte İran'a saldırmasının sebebinin ne olduğunu anladınız mı? İşin hakikatinde oradan geçen petrolün ticaretinin Amerikan dolarıyla değil ülkelerin kendi para birimleriyle yapılması var. İşte Haydar Hoca'nın yıktığı düzen emperyalizmin bedavadan para kazanma düzeniydi.



"Müslümanların karşı karşıya getirilmesinin önüne geçmek için 'Ortak payda Ehl-i Beyt' dedi"

Haydar Baş sadece bunu mu yaptı? Hayır! Az önce de izlediniz. O konuşma 2016 yılında Nevşehir'de Hacı Bektaş-ı Veli'nin kalbinde yapılan konuşmadır. Orada, 'İslam dünyasını birbirine düşürerek kavga ettirmek gibi korkunç bir niyeti gördük ve arkadaşlarımızla yola düştük' diyor.

Haydar Hoca bunu gördüğü gün ortaya bir şey koydu ve 'Tevhidin yani birliğin merkezi Ehl-i Beyttir' dedi. İran savaşı ilk başladığında Türkiye'de bazı fitneci ve dış mihraklara hizmet eden odaklar hemen harekete geçtiler. Bunlar öyle aşağılık ifadeler kullandılar. İran'daki Müslümanlar için, 'Onlar Şii, onlar öldürülebilir' noktasına varıncaya kadar ileri gittiler. İşte Haydar Hoca insanlığın sömürülmesine karşı Milli Ekonomi Modelini ortaya koyduğu gibi Müslümanların karşı karşıya getirilmesinin önüne geçmek için de Ehl-i Beyt'i ortaya koydu. O, Sünni dünyadan çıkmış biri olarak 12 imamın hayatını tek tek inceleyip kaleme almış tek ilim insanı. Başka bir örneği yok.



"Hem yürek ister, hem akıl ister, hem de büyük bir feraset ister"

Prof. Dr. Haydar Baş, 'Türkiye zifiri bir karanlığa girmiştir. Bu zifiri karanlıktan Türkiye'yi çıkaracak tek parti Bağımsız Türkiye Partisi'dir, başkası da yoktur'  derdi. O yüzden üzerimizde çok büyük sorumluluk var, çok büyük bir mecburiyetle bildiklerimizi, davamızı, inandıklarımızı yaşamak, anlamak ve anlatmak zorundayız arkadaşlar. Yıl 2015'te Türkiye'de AKP'nin bir telden, MHP'nin bir telden, HDP'nin bir telden çaldığı bir ortamda çıkıp 'AKP, MHP ve DEM Partisi (o günkü adıyla HDP) bir araya gelecek, Türkiye'yi bölünme senaryolarını hayata geçirecek' demek hem yürek ister, hem akıl ister, hem de büyük bir feraset ister.



"Sanat camiasının ilgisizliğine sitem"

Ben sanatı ve sanatçıyı çok sever ve saygı duyarım. Yakın çevrem, eşim, ailem de bilir sanata olan ilgimi, asla küçümsemek istemem ama bir şiir yazdı diye devlet törenleriyle anılan insanlar, bir şarkı yaptı, bir filmde oynadı diye devletin andığı insanlar bütün bir millete kutup yıldızı olmuş Haydar Hoca'yı unutarak geçiyorlar. Bu vefasızlığın hesabını da gün gelecek Türk milleti soracak.

"BTP'nin derdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığıdır"

Türk siyaseti iki yüzlüdür. Bir yüzü sefa, bir yüzü cefa içerir. Bağımsız Türkiye Partisi Prof. Dr. Haydar Baş'la birlikte kurulduğu günden bugüne siyasetin cefasına talip olmuştur. Kurulduğu günden bugüne cefa çeken bir siyaset Türkiye'de görülmemiştir. BTP için maksat vatanın birliği, milletin birliği, devletin bölünmez bütünlüğü, üniter yapısı.  Bizim için bundan başka bir şey yok. BTP'nin derdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığıdır."

Soyer, Kaya ve Aslanoğlu'na İZBETON soruşturmasında bir tutuklama daha

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ. üzerinden kentsel dönüşüm projelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol'un da olduğu 9 şüphelinin ardından eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da tutuklandı

15.04.2026 12:16:00 / Güncelleme: 15.04.2026 12:22:01
İHA
Soyer, Kaya ve Aslanoğlu'na İZBETON soruşturmasında bir tutuklama daha
Soyer, Kaya ve Aslanoğlu'na İZBETON soruşturmasında bir tutuklama daha
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İZBETON AŞ üzerinden Gaziemir Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı projeleri kapsamında yürütülen soruşturmada; S.S. İş İnsanları Gaziemir Yapı Kooperatifi aracılığıyla menfaat sağlandığı iddiasıyla "zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve denetim görevinin ihmali" suçlarından işlem başlatıldı.



Soruşturma çerçevesinde, aralarında Ümit Erkol'un da bulunduğu 10 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Gerçekleştirilen operasyon sonucunda şüphelilerden 9'u yakalanarak gözaltına alındı. Erkol'un da yer aldığı şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede tutuklandı. Firari olan diğer şüphelinin ise arandığı belirtildi.



Öte yandan dosyada yeni bir gelişme daha yaşandı. Soruşturmada 'şüpheli' konumunda bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, savcılığa verdikleri ifadelerin ardından çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı.



Soyer, Aslanoğlu ve Kaya, daha önce yürütülen zimmet soruşturması kapsamında da tutuklanmıştı.



İBB Davası'nın 22. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 92'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 22. duruşması başladı

 

15.04.2026 12:10:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 22. duruşması başladı
İBB Davası'nın 22. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık KİPTAŞ AŞ Genel Müdürü Ali Kurt'un avukatının savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. 

Kayıp Gülistan Doku'ya ilişkin aile avukatından açıklama

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun ailesinin avukatı Ali Çimen, "İntihar tezi dosyanın 7'nci ayında çökmüştü. Geldiğimiz bu aşamada son 1,5 yıldır dosyamız artık insan öldürme şeklinde ele alındı ve tüm taleplerimiz kabul edildi" dedi

14.04.2026 12:57:00
Anadolu Ajansı
Kayıp Gülistan Doku'ya ilişkin aile avukatından açıklama
Kayıp Gülistan Doku'ya ilişkin aile avukatından açıklama

Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin soruşturma kapsamında 12 şüphelinin gözaltına alınmasının ardından anne Bedriye ve baba Halit Doku ile Tunceli Adliyesi'ne gelen avukat Çimen, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Gülistan'ın 5 Ocak 2020'de kaybolduğunu ve bir gün sonra soruşturmanın başladığını hatırlattı.

Soruşturmanın sürdüğünü ifade eden Çimen, şöyle konuştu:

"Biz barajda aramaya neden olan tutanağa itiraz ettik. İtirazımız üzerine dosya Ulusal Kriminal Büro'ya gitmişti. Ulusal Kriminal Büro'nun kesin ve kati raporuna göre o sırada suya düşen bir nesnenin olmadığı aslında soruşturmanın erken aşamasında ortaya çıkmıştı. Aslında intihar tezi dosyanın 7'nci ayında çökmüştü. Geldiğimiz bu aşamada son 1,5 yıldır dosyamız artık 'insan öldürme' şeklinde ele alındı ve tüm taleplerimiz kabul edildi."

Çimen, "Bu aşamada da bize göre soruşturmanın birinci dalgası diyebiliriz. Gözaltı kararları verildi ve bu kararın tutuklamaya yönelik olduğunu değerlendiriyoruz. Tabii şu an tutuklanmamış failler de var. Dosyada gizlilik de var. Gizlilik olduğu için çok ayrıntılı bilgi veremeyeceğiz ama geldiğimiz bu aşamada gerçekten Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı etkin ve etkili bir soruşturma yapmış. Biz bugün dosyayı tartışmaktan ziyade onlara destek amacıyla aile olarak buradayız." dedi.

Olay

Tunceli'de üniversitede okuyan kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuştu. 21 yaşındaki genç kızın arkadaşlarıyla görüşen ve cep telefonu sinyallerini izleyen ekipler, arama başlatmıştı. Aramalardan bir sonuç elde edilememişti.

Soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli Valisinin oğlu Mustafa Türkay S. ve Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A'nın aralarında bulunduğu 12 şüpheli gözaltına alınmıştı. 

İstanbul'da 91 tabanca ele geçirildi

İstanbul'un Zeytinburnu ve Sultangazi ilçelerinde yasadışı silah kaçakçılarına yönelik bir araca ve iki eve yapılan operasyonda, 91 ruhsatsız tabanca ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı

14.04.2026 11:01:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da 91 tabanca ele geçirildi
İstanbul'da 91 tabanca ele geçirildi
İstanbul'un Zeytinburnu ve Sultangazi ilçelerinde yasadışı silah kaçakçılarına yönelik bir araca ve iki eve yapılan operasyonda, 91 ruhsatsız tabanca ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı.

Emniyet kaynaklarına dayanan bilgilere göre, Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Zeytinburnu'nda yasadışı kaçak silah ticareti yapıldığı bilgisi üzerine harekete geçti.

Savcılık tarafından alınan izinle ilk olarak Zeytinburnu'da silah ticareti yapmakla suçlanan bir kişi takibe alındı. Takibe alınan şüphelinin Sultangazi ilçesindeki 50. Yıl Mahallesi'nde irtibatlı olduğu 1 araca ve 2 adrese 11 Nisan Cumartesi günü baskın yapıldı. Düzenlenen operasyonda A.Ö. (46), M.T. (45) isimli şahıslar ile Ö.T. (39) isimli kadın şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Araçta ve adreslerde yapılan aramalarda ise 91 ruhsatsız tabanca ve bu silahlara ait 205 şarjör ele geçirildi.

Yasadışı silah ticareti suçu kapsamında yakalanan şüpheliler, sorgulanmak üzere Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Zanlılar, haklarında ''6136 SKM'' suçundan yürütülen soruşturma doğrultusunda Pazar günü sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı.

Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda ilk belirlemelere göre 16 kişi yaralandı

14.04.2026 11:00:00 / Güncelleme: 14.04.2026 12:07:07
İhlas Haber Ajansı
Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı
Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı
Hasan Çelebi Mahallesi'nde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde bir öğrenci silahlı saldırı gerçekleştirdi. Silahlı saldırıda ilk belirlemelere göre 16 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve özel harekat ekipleri sevk edildi.

Yaralı öğrencilerin bazılarının silahlı saldırıdan kaçmak için camdan atladığı öğrenilirken, güvenlik güçlerince okulda bulunan öğrencilerin büyük bölümünün tahliye edildiği öğrenildi.

Görgü tanığı olayı anlattı
 
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede silahlı düzenlenen silahlı saldırıda 16 öğrenci yaralandı. Görgü tanığı korku dolu anları anlattı.
 
İddiaya göre, 18-20 yaşlarında olduğu öne sürülen bir kişi, elindeki uzun namlulu silahla okul bahçesi ve içerisinde rastgele ateş açtı. Olayda 16 öğrenci yaralandı. Saldırganın daha sonra aynı silahla intihar ettiği öne sürüldü. 
 
İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve jandarma özel harekat ekipleri sevk edildi. Güvenlik güçlerince okulda bulunan öğrencilerin büyük bölümünün tahliye edildiği öğrenildi. Yaralı öğrenciler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından hastanelere sevk edildi.
 
Görgü tanıklarından Gökhan Başaranoğlu, "17-18 yaşlarında bir çocuktu. Dış kapıdan içeri girer, girmez elindeki uzun namlulu silahla ateş açmaya başladı. Önce sağa sola, ardından da okula ateş açtı. Daha sonra koşarak okul içerisine girdi. İçerde direkt önüne gelene sıktı. Daha sonra öğrenciler bağırdı, herkes bir yere kaçtı" dedi.

Vali'den açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, 16 öğrencinin yaralandığını, saldırganın intihar ettiğini söyledi.
 
Saldırganın 19 yaşında okulun eski bir öğrencisi olduğunu söyleyen Vali Şıldak, şuanda 12 yaralının tedavisinin Siverek Devlet Hastanesinde sürdüğünü, diğer 4 kişinin ise Şanlıurfa'da tedavi altına alındığını vurguladı. 
 
Vali Şıldak, "Sabah saatlerinde 09.30 sularında 2007 doğumlu okulun eski bir öğrencisinin pompalı av tüfeği ile okula girerek rastgele ataş açması sonucu 16 kişi yaralandı. Yaralılardan 4'ü öğretmen, 1'i polis memuru, 1'i kantin işletmecisidir. Şükürler olsun can kaybımız yok. 
 
2 öğretmen, 2 öğrencinin sağlık durumu biraz daha orta seviyede olduğu için il merkezine sevkedildi. 
 
12 yaralımızın tedavileri Siverek Devlet Hastanesinde devam ediyor. Olayı çok yönlü araştırıyoruz. Saldırgan okulun eski bir öğrencisi, sadece 9. sınıfta bulunuyor daha sonra açık öğretim lisesine geçmiş. 2007 doğumlu. Okul içerisinde polisimizin müdahalesiyle sıkıştırıldı ve kendi canına kıydı. Okulu tahliye ettik. Büyük üzüntü duyuyoruz. Soruşturmamız devam ediyor" dedi.

Kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında 12 şüpheli gözaltına alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin süren soruşturmada 12 şüpheli gözaltına alındı

14.04.2026 02:00:00
AA
Kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında 12 şüpheli gözaltına alındı
Kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında 12 şüpheli gözaltına alındı

Adalet Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, 2020'den itibaren devam etmekte olan Gülistan Doku soruşturmasında, cinayet şüphesiyle 7 ilde 13 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verildi.

Dönemin Tunceli Valisinin oğlu Mustafa Türkay S. ve Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A'nın da aralarında olduğu Engin Y, Cemile Y, Uğurcan A, Erdoğan E, Gökhan E, Savaş G, Süleyman Ö, Celal A, Nurşen A. ve Şükrü E. olmak üzere 12 şüpheli gözaltına alındı.

Olay

Tunceli'de üniversitede okuyan kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuştu. 21 yaşındaki genç kızın arkadaşlarıyla görüşen ve cep telefonu sinyallerini izleyen ekipler, arama başlatmıştı. Aramalardan bir sonuç elde edilememişti.
 

Avrupa'nın kuyruğu olmak ‘Türk Milletine’ yakışmaz

Muhterem Hocam! Lozan'da İsmet İnönü pazarlık yaparken İngiliz Dışişleri Bakanı diyor ki, "Boşuna fazla yorulma. Çünkü bugün bu masada aldığın yerleri yarın parayla sizden satın alacağız." Sanki onun dedikleri bugün gerçekleştiriliyor

14.04.2026 00:07:00
Haber Merkezi
Avrupa'nın kuyruğu olmak ‘Türk Milletine’ yakışmaz
Avrupa'nın kuyruğu olmak ‘Türk Milletine’ yakışmaz
Muhterem Hocam! Lozan'da İsmet İnönü pazarlık yaparken İngiliz Dışişleri Bakanı diyor ki, "Boşuna fazla yorulma. Çünkü bugün bu masada aldığın yerleri yarın parayla sizden satın alacağız." Sanki onun dedikleri bugün gerçekleştiriliyor

İnönü'nün direndiği şey bugün hayata geçiriliyor. Bu işin lamı cimi yoktur. Sonra, Türkiye'de epey zamandan beri çok ciddi misyoner faaliyetleri sürüyor. Bunu da biz epey zamandan beri söylüyoruz.

Bu adamlar, bizim karakaşımıza, gözümüze heves ederek buraya gelmiyorlar. Çok ciddi projeleri gerçekleştirmek için buraya geliyorlar ve bu bölgelerde çalışıyorlar. Düşünebiliyor musunuz Amerika'da yetişen misyonerler hep bu bölgede odaklanıyorlar. Şimdi aynı misyonerler Karadeniz bölgesin de odaklanıyorlar. Bu kadar tesadüf ola bilir mi? Elbette ki bunun ardından bir şey çıkacak.

Avrupa'nın kuyruğu bir millet olmak bize yakışmaz



"Peki, ne yapmak lazımdır?" diye bir soru tevcih edersek, yedisinden yetmişine milletimizin tam olarak uyanması lazımdır. Kendimize gelmemiz lazımdır. Artık ufak tefek dargınlıkları bırakmamız lazımdır. Avrupa'nın kuyruğu mesabesinde bir millet olmak bize yakışmaz. Avrupa Birliği'ne kesinlikle hayır, demek gerekmektedir.

Çünkü Avrupa, seni bütün varlığınla kabul etmiyor ki... Nasreddin Hoca'nın kazı gibi " her şeyini soyacaksın" diyor. "Ben seni bu şek ilde kabul ederim " diyor. Bu şekilde AB'yi kabul etmek bir esarettir. Bizim milletimiz bu havayı yaşayamaz. Kendi varlığınla orada olmak istesen bu kez de o, seni kabul etmez.

Sonra, bizim dediklerimizin en büyük delili şudur: Adam bir defa da tesadüfen bir İslam devletini öne geçirsin. Arkasına da bir Hıristiyan devletini taksın. Bir tesadüf de böyle olsun. Niye böyle bir tesadüf olmuyor?

Buradan hareket ettiğimiz zaman göreceğiz ki hakikaten dünyada çatışan idealler ve inançlardır.

Bir defa bu meseleleri kamuoyunda konuşan, tartışan insan sayısı azdır. Hem de çok azdır. Bunları, milli ve manevi olayları bir defa hayatımızda gündem olarak ele alıp her gün tartışmalıyız.

En büyük dertlerimizden bir tanesi bunlar olmalıdır. Ufak tefek tartışmaları bir yana bırakarak insanlarımızın asgari müştereklerde bir araya gelmeleri lazımdır. Birtakım gaileleri bırakıp, menfaat ilişkisinden ziyade milletin idealleri etrafında bir araya gelmemiz lazımdır.

Bugün bu idealleri yaşatmak diye bir derdimizin olması lazımdır. Bunun için de seminerler, paneller, konferanslar hatta mitingler tertip edilmesi lazımdır. Milletin vicdanını harekete geçirmemiz lazımdır. Çeşitli sivil kuruluşlar, dernekler, cemiyetler, hatta siyasi partilerin bence vakit geçirmeden buna kanalize olup müşterek programlar hazırlamaları lazımdır. Birlik ve beraberlik konusun da ciddi bir tepki de ortaya koymak lazımdır.

Mesela, Ermeni konusunda bu milletin müşterek bir tavrının olması lazımdır. Filistin konusunda bu milletin müşterek bir tavrı olması lazımdır. Kıbrıs konusunda bu milletin müşterek bir tavrı olması lazımdır. Avrupa Birliği konusunda bu milletin müşterek bir tavrı olması lazımdır.

Bunlar kime sorulursa sorulsun, üç aşağı beş yukarı bence aynı dilden çıkıyormuş gibi, aynı kalemden yazılıyormuş gibi okunması, görülmesi, anlatılması lazımdır.

Onun için de cemiyetler, cemaatler bazında, siyasi partiler bazında en yakın zamanda mü terekleri çoğaltıp asgarilerden hareket edip olayın çok daha büyüklerine gidip belki de hiç ayrı taraflarımız kalmamak kaydıyla bir ve beraber olmamız lazımdır." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eserinden)

Kasksız motosiklet kullandı, kazada can verdi

Kırıkkale'de kasksız kullandığı elektrikli motosikletle bahçe duvarına çarpan 74 yaşındaki sürücü hayatını kaybetti

13.04.2026 14:33:00
İhlas Haber Ajansı
Kasksız motosiklet kullandı, kazada can verdi
Kasksız motosiklet kullandı, kazada can verdi
Kaza, Sanayi Mahallesi 1327. Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Şükrü Tunç idaresindeki elektrikli motosiklet, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak bir evin bahçe duvarına çarptı. 74 yaşındaki Tunç, olay yerinde hayatını kaybetti.

İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Tunç'un cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için hastane morguna kaldırıldı.

Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.