logo
08 KASIM 2026

Doğu Karadeniz'de 'istilacı böcek' alarmı

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıner, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde son dönemde popülasyonu hızla artan başta Amerikan beyaz kelebeği olmak üzere zararlılara karşı uyarılarda bulundu.

24.07.2026 09:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
Doğu Karadeniz'de 'istilacı böcek' alarmı
Doğu Karadeniz'de 'istilacı böcek' alarmı
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıner, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde son dönemde popülasyonu hızla artan başta Amerikan beyaz kelebeği olmak üzere zararlılara karşı uyarılarda bulundu.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nin biyolojik yapısını tehdit eden istilacı zararlılara bir yenisi daha eklendi. Yıllardır bölge tarımına darbe vuran "vampir kelebek" ve "kahverengi kokarca" tehlikesinin ardından, son aylarda "Amerikan beyaz kelebeği" popülasyonunda adeta patlama yaşanıyor. Dut ağaçları başta olmak üzere yeşil alanları kurutan zararlıya karşı halk tedirginlik yaşarken, uzmanlar tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan RTEÜ Fen Edebiyat Fakültesi Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıner, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en hassas ekosistemlerinden biri olduğunu hatırlatarak, bölgenin 2010'lu yıllardan itibaren istilacı türlerin kıskacında olduğunu dile getirdi.

"Azaldı sanılan vampir kelebek yeniden yükselişte"



Bölgede biyolojik mücadelenin ve takibin önemine değinen Prof. Dr. Akıner, "Doğu Karadeniz Bölgesi bildiğimiz üzere, Türkiye'nin en önemli ve hassas alanlarından bir tanesi. Bu hassas alanda, özellikle 2010'lu yıllardan itibaren hepimizin bildiği üzere bir vampir kelebek dediğimiz istilacı bir zararlının yoğun şekilde popülasyonu artırdığını biliyoruz. Son dönemde azalmış gibi görünse de bunun tekrardan alanlarda tehdit oluşturmaya başladığını söylememiz mümkün. Daha sonrasında, özellikle 2017-2018 yılından itibaren Artvin'den başlayacak şekilde tüm Türkiye'ye yayılma eğilimi sergileyen kahverengi kokarca dediğimiz yine istilacı başka bir türümüz var. Bu tür de çok ciddi problemlere yol açıyor. Özellikle fındık alanlarında çok ciddi verim kaybına neden olduğu ile ilgili çeşitli akademik yayınlar, aynı zamanda da halkın bu konuyla ilgili sosyal medyaya yansıyan ya da görsel-yazılı basına yansıyan bir sürü serzenişleri olduğunu biliyoruz.

Şimdi son dönemde özellikle son birkaç ay içerisinde yine bölgemizde başka bir zararlının yoğunluğunu artırdığına yönelik halk tarafından gelen, özellikle görsel medya üzerinden ya da sosyal medya üzerinden gelen serzenişler var ki bu aslında normal şartlarda ülkemizde de varlığını bilinen Amerikan beyaz kelebeği. Normal şartlarda daha önceki yıllarda bu kadar yoğun bir popülasyon artışı görülmezken, bu yıl patlama şeklinde bir popülasyon artışı yaptığını biliyoruz ve özellikle dut ağaçlarında tamamen yapraklarını kuruttuğunu, etraftaki ağaçlara da yavaş yavaş saldırmaya başladığını görmemiz mümkün. Haliyle de bu halkın ilgisini ya da dikkatini çektiği için de halk "Bunun ne olabileceği, yine bir kahverengi kokarca gibi ciddi bir probleme mi yol açacağı ya da vampir kelebek gibi bir probleme mi yol açacağı'" konusunda çeşitli endişelere sahipler" ifadelerini kullandı.



Kızılağaç yapraklarında sıkça görülen siyah kurtlar yani kızılağaç tırtıllarına da değinen Akıner, panik yapmayı gerektirecek bir durumun olmadığın da kaybederek, "Kızılağaç tırtılı dediğimiz başka bir organizmanın da var olduğu biliniyor. Bu organizma zaten yıllardır bölgemizde var olan ve normal şartlarda çok büyük bir hasar verme eğilimi olmayan bir tırtıl aslında. Ve Amerikan beyaz kelebeğinin aksine kendisi kın kanatlı dediğimiz başka bir grubun larvası aslında. Ve bununla ilgili, kızılağacın haricinde, eğer kızılağacı bulamadığı zaman başka bitkilere yönelebileceği bilinse de çok da fazla hasar vermediği biliniyor.



Ama işte sosyal medyanın son dönemdeki gücü, itici gücünü göz önüne aldığımızda insanlar; işte kahverengi kokarca, vampir kelebek, Amerikan beyaz kelebeği derken bunun da ciddi bir zararlı olabileceği endişesini taşıdığı için halkın da durumunu göz önüne almak gerekiyor. Şunu biliyoruz, özellikle vampir kelebekle ilgili son dönemde popülasyon azalışları gözlense de tekrardan son iki yıldır yeniden artış trendine girdiğini söylememiz mümkün. Yine özellikle çay kesimi esnasında çay kesen vatandaşlarımızın bir şekilde aşırı derecede rahatsız olmaya başladığını söyleyebiliriz. Haliyle de bunun mücadelesi aslında çok kolay değil. Çünkü biliyorsunuz çay tarım alanlarında kimyasal kullanımı yasak. Yani bildiğimiz anlamda klasik insektisitle mücadele etme şansımız mümkün değil. Genellikle bunlar yumurta bıraktıktan sonra, bu yumurta bırakılan dal uçlarının kesilerek ortadan kaldırılması bunun en etkili mekanik mücadele yöntemi" dedi.

"Amerikan beyaz kelebeği ile mücadele 'kesede başlar'"



Amerikan beyaz kelebeği ile mücadele metodunu anlatan Akıner "Amerikan beyaz kelebeği normal şartlarda Türkiye'de bulunan bir hayvan olduğunu söyledim. Bu hayvanla ilgili mücadele çalışmaları zaten Tarım Bakanlığı'nın gerekli sayfaları kontrol edildiğinde "Ne yapılması gerektiği ya da mücadele şeklinin ne olması gerektiği'" ile ilgili zaten yeterli veri seti mevcut. Ama şunu söyleyebiliriz vatandaşlara: Bununla ilgili, özellikle o larvaların oluşturduğu kese oluşmaya başladığı andan itibaren bu keselerin kesilerek imha edilmesi en önemli mücadele yöntemi. Çünkü bu kesenin içerisindeki tırtıllar dağılmaya başladığı andan itibaren bununla mücadele edebilmek için yine kimyasal kullanmak zorundasınız. Haliyle de son dönemde artan doğal ürün piyasasını da göz önüne bulundurursak herhangi bir kimyasalın kullanılmasını hiçbir şekilde tasvip etmiyoruz. Bir de şunu unutmamamız lazım; her kullandığımız kimyasal bize zehir olarak geri dönebilme potansiyeline sahip. Böyle güzel bir coğrafyada yaşarken, bu kadar doğal beslenirken, herhangi bir kirlilik unsuru yokken kendi kendimizi de böyle bir riske atmanın da gereği olmadığını düşünüyorum" şeklinde konuştu.

"Belirli bir zaman periyodu içerisinde popülasyon maksimum seviyeye ulaşıyor"

Amerikan beyaz kelebeğinin normal şartlarda istilacı bir tür olamadığını hatırlatan Akıner "Türkiye'de de varlığı bilinen bir tür zaten. Herhangi bir şekilde dışarıdan gelmesi değil. Şunu biliyoruz; canlılarda bir "periyodisite" dediğimiz, yani belirli zaman dilimlerinde popülasyon patlamalarının yaşandığı oluyor. İşte bu bölgedeki, Doğu Karadeniz'deki durumu da bununla bağdaştırabiliriz. Çünkü belirli bir zaman periyodu içerisinde popülasyon maksimum seviyeye ulaşıyor ve o maksimum seviyeden sonra tekrardan gerilemeye başlıyor. Tabii ki bunu da iklimle de ilişkilendirmemiz mümkün. Küresel iklim değişikliği ya da küresel ısınmayla birlikte artık canlılar daha fazla üremek için zaman bulabiliyorlar. Normal şartlarda yılda bir kuşak verebilirken, bu kuşak sayıları ikiye, üçe çıkabiliyor. Haliyle de böyle bir durumun ortaya çıkması bu canlıların da üreme dönemlerinin artmasına ve popülasyon seviyelerinin yükselmesine neden olabiliyor" diye konuştu.

COP31 yarın başlıyor: 196 ülke Türkiye'de buluşuyor

İklim değişikliği ile mücadelede dünyanın en önemli organizasyonu olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31), Antalya COP31 Alanı'nda yarın başlıyor

08.11.2026 19:12:00
İhlas Haber Ajansı
 
COP31 yarın başlıyor: 196 ülke Türkiye'de buluşuyor
COP31 yarın başlıyor: 196 ülke Türkiye'de buluşuyor
İklim değişikliği ile mücadelede dünyanın en önemli organizasyonu olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31), Antalya COP31 Alanı'nda yarın başlıyor.
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf 196 ülke ve Avrupa Birliği'nin yer aldığı COP toplantılarına Türkiye ilk kez ev sahipliği yapıyor. 12 gün sürecek organizasyon için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Antalya'da 527 bin metrekare alanı Mavi Bölge, 582 bin metrekare alanı Yeşil Bölge olmak üzere 1 milyon 100 bin metrekarelik COP31 Alanı'ndan düzenlemeler tamamlandı. Mavi Bölge'de 11-12 Kasım'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Liderler Zirvesi düzenlenecek. Bugüne kadar 102 ülkeden lider, 300'den fazla bakan COP31'e katılım bildirdi. Türkiye, söylemlerin yerini eylemlere bırakacağı; ülkelerin harekete geçmesini teşvik edecek "Uygulama COP'u" vizyonunu hayata geçirmek istiyor. Zirvede 196 ülke ve AB'nin liderleri iklim krizine karşı taahhütlerini, politikalarını ve çözüm önerilerini Türkiye'de tartışacak. Zirveye Mavi Bölge'de ülke delegasyonlarıyla birlikte 100 bine yakın ziyaretçi bekleniyor. Yeşil Bölge'yi ise 1,5 milyon kişinin ziyaret etmesi öngörülüyor. Mavi Bölge'de dünya liderleri iklimin geleceğini müzakere ederken Yeşil Bölge'de ise Türkiye bu müzakerelerin uygulamaya dönüşmüş halini hayata geçirdiği Sıfır Atık, İklim Dirençli Şehirler gibi projelerle dünyaya sunacak.
Türkiye tarihinde ilk kez Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) bir Taraflar Konferansı'na (COP) ev sahipliği yapıyor. 1992'de kabul edilen UNFCCC'nin en üst karar alma organı olan COP'larda sözleşmeye taraf olan tüm devletler temsil ediliyor. 196 ülke ve Avrupa Birliği'nin temsilcileri her gün bir konu başlığını ele alarak 12 gün boyunca dünyanın geleceğine yön verecek adımları müzakere ediyor. Taraflar yıllık oturumlarında sözleşmenin ve ilgili yasal araçların uygulanmasını gözden geçiriyor, küresel ilerlemeyi değerlendiriyor alınması gereken yeni kararları masaya yatırıyor.

COP'un küresel iklim yönetişimindeki rolü
COP'un temel işlevlerinden biri, taraflarca sunulan ulusal bildirimleri ve sera gazı envanterlerini incelemek. Yıllar içinde COP oturumları, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması da dahil olmak üzere küresel iklim eyleminde önemli dönüm noktalarına yol açmış ve uluslararası iklim politikasının yönünü şekillendirdi. COP sadece bir müzakere forumu değil iklim taahhütlerini eyleme dönüştürmek için hükümetleri, finans kuruluşlarını, işletmeleri ve sivil toplumu bir araya getiren küresel bir platforma dönüştü. COP, karar alma süreçlerinin ötesinde, finansmanı, teknoloji dağıtımını, dayanıklılığı ve koordineli uygulamayı küresel ölçekte hızlandıracak diplomasiyi ülkelere sunuyor.

Türkiye'nin COP31 vizyonu: Uygulama COP'u
Bir ülke COP'a ev sahipliği yaptığında, küresel iklim politikalarının merkezine yerleşerek önemli bir diplomatik görünürlük elde ediyor. Türkiye'nin COP31 Başkanlığı'nı, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yürütüyor. Türkiye, COP31 ev sahipliği görevini yalnızca müzakere takvimini yöneten teknik bir süreç olarak görmüyor. Küresel bir sorumluluk olarak uluslararası sisteme güveni güçlendiren ve iş birliğini derinleştiren bir süreç olarak değerlendiriyor. Bugüne kadar COP süreçlerinde alınan kararların ve hedeflerin somut adımlara dönüşmesi için ortak çabaya önem veriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanliğinda Liderler Zirvesi düzenlenecek
Mavi Bölge'de 11-12 Kasım'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Liderler Zirvesi düzenlenecek. Bugüne kadar 102 ülkeden lider, 300'den fazla bakan COP31'e katılım bildirdi. COP31 Alanı için 160 onaylı pavilyon, 90 onaylı delegasyon ofisi başvurusu alındı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) yanı sıra BM, BM Genel Kurulu, Avrupa Komisyonu, Dünya Bankası, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı, Uluslararası Enerji Ajansı da lider düzeyinde COP31'e katılacak.

Diyalog, uzlaşı, aksiyon
Türkiye, diyalog ile anlayış geliştirme, uzlaşma ile ortak sorumluluk alma, eylem ile de taahhütleri gerçek çözümlere dönüştürmeyi ilke edinen 'Uygulama COP'u vizyonunu dünya için hayata geçirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda COP31 Başkanı Kurum, Almanya'nın Bonn kentinde 9 Haziran'da düzenlenen Bonn İklim Değişikliği Konferansı'nda COP31'in eylem gündemine ilişkin 10 öncelikli alanı ve 2035'e ilişkin 6 küresel hedefi kamuoyuyla paylaştı. COP31 Eylem Gündemi'nin öncelikli 10 başlığı Sıfır Atık, Temiz Enerji Dönüşümü/ Elektrifikasyon, Gıda Güvenliği, İklim Dirençli Şehirler, İklim Uygulama Köprüsü, Yeşil Sanayileşme, Gençlik ve Eğitim, Okyanuslar ve Denizler, Rio Sinerjisi ve Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri oluşturdu.

COP31 eylem gündemi 2035 küresel uygulama hedefleri
COP31 Başkanlığı'nın 2035'e ilişkin 6 küresel uygulama hedefinin ilkini Elektrifikasyon başlığı oluşturuyor. 2035'e kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35'e çıkarılması hedeflenerek fosil yakıtlardan uzaklaşma hedefleniyor. Sıfır Atık ve Metan Azaltımı başlığı kapsamında dünya genelinde atık üretimindeki artışın 2035'e kadar yarı yarıya azaltılması hedefleniyor. Dirençli Şehirler ve Binalar başlığında bina sektöründe enerji kullanım yoğunluğunun 2035'e kadar en az yüzde 25 azaltılması hedefi yer alıyor. Yeşil Sanayileşme başlığı kapsamında ise üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanım oranının 2035'e kadar en az yüzde 15'e çıkarılması hedefi bulunuyor. Her Alanda Farkındalık başlığında 2035'e kadar iklim dirençli tarım uygulamaları ve iklim değişikliğiyle mücadele eğitimlerinin toplumun her kesiminde tamamlama hedefi gözetiliyor. İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE) ile ise Ulusal Katkı Beyanları'nın uygulanmasını hızlandıracak ve yatırım yapılabilir proje portföylerini destekleyecek İklim Uygulama Köprüsü Mekanizması'nın 2035'e kadar yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu mekanizma sayesinde taahhütlerin eyleme, projelerin finansmana erişiminin hızlanması bekleniyor.

COP31 zirvesi için Antalya'da 1 milyon 100 bin metrekarelik alan
Türkiye COP31'e Antalya'da 527 bin metrekare alanı Mavi Bölge, 582 bin metrekare alanı da Yeşil Bölge olmak üzere toplam 1 milyon 100 bin metrekare alanda ev sahipliği yapacak. Mavi Bölge, Birleşmiş Milletler yetkisi altında yönetilen resmî müzakere alanı olarak planlandı. Bu bölge içerisinde; devlet başkanları ve bakanlar, ulusal delegasyonlar, akredite gözlemciler, uluslararası kuruluşlar küresel iklim politikasını şekillendiren resmi müzakereleri yürütecek. Mavi Bölge, kararların müzakere edildiği ve kabul edildiği diplomatik merkez olacak. Mavi Bölge'ye ülke delegasyonlarıyla birlikte 100 bine yakın ziyaretçi bekleniyor.

Yeşil bölge ev sahibi ülkenin yüzü
BM yönergelerine göre Yeşil Bölge ev sahibi ülkenin koordinasyonu altında organize edilen alan olarak hazırlanıyor. Bu bölge içerisinde; özel sektör, akademik dünya, sivil toplum örgütleri, gençlik temsilcileri, teknoloji girişimleri ve yenilikçileri iklim çözümlerini paylaşmak, ortaklıklar kurmak ve yenilikçi projeleri sergilemek için buluşuyor. Yeşil Bölge, çözümlerin görünür hale geldiği ve iş birliğinin hayat bulduğu yerdir. Türkiye'nin Yeşil Bölge'sini 1,5 milyon kişinin ziyaret etmesi öngörülüyor. Bugüne kadar 154 ülkeden 45 binden fazla iklim gönüllüsü COP31 için akredite oldu.

Türkiye'nin vitrininde sıfır atık ve asrın inşası ilk sırada
Türkiye 582 bin metrekare alana kurduğu Yeşil Bölge'de müzakerelerde ele alınan konuların uygulamaya dönüşmüş halini gösterecek. Küresel iklim hareketi Sıfır Atık ve Türkiye'nin 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından 11 ilde inşa ettiği 455 bin iklim dirençli konut başarısı Yeşil bölgede dünya vitrinine çıkacak. Yine yeşil enerjinin nasıl kullanıldığı, Sıfır Atık'ın nasıl yönetildiğin, gıdanın nereden geldiği gibi 12 tematik başlığın uygulaması katılımcılara sahada gösterilecek. 12 Tematik başlık günlere göre şöyle planlandı: 9 Kasım'da Gıda, Tarım ve Sağlık, 10 Kasım'da Enerji ve Ulaştırma, 11 Kasım'da Sıfır Atık, 12 Kasım'da Dayanıklı Şehirler ve Yapılı Çevre, 13 Kasım'da Finans ve Ticaret, 14 Kasım'da Çocuklar, Gençlik, Eğitim ve Beceriler, 15 Kasım'da Antalya'da Bir Nefes, 16 Kasım'da Sanayi, Bilim ve Teknoloji, 17 Kasım'da Okyanus, Denizler, Doğa ve Arazi Kullanımı - Rio Sinerjisi, 18 Kasım'da İnsani ve Sosyal Kalkınma, 19 Kasım'da İmece: Uygulamanın Güçlendirilmesi, 20 Kasım'da ise Mavi Bölge'de Nihai Müzakereler, Yeşil Bölgede Finansman ve Teşvikler Günü etkinlikleri düzenlenecek.

Mavi Bölge'de Mevlana ve Yunus Emre'nin isimleri olacak
COP31 Mavi Bölge'de en büyük genel kurul salonuna Anadolu ismi verildi. Devlet ve hükümet temsilcilerinin ağırlanacağı, müzakerelerin yürütüleceği salon bin 794 kişilik kapasitesiyle hizmet verecek. 828 kişilik bir diğer genel kurul salonuna da Akdeniz Genel Kurul Salonu denildi. Yine Mavi Bölge'de bir Antalya Salonu da bulunacak. İki basın toplantısı salonundan birine dünyaca tanınan mutasavvıf ve İslam alimi Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'den esinlenerek "Mevlana Basın Toplantısı Salonu" ismi verildi. Diğer basın toplantısı salonu da ismini Türk şair ve mutasavvıf Yunus Emre'den aldı. Mavi Bölge'de Selimiye, Evliya Çelebi, Ayder, Göbeklitepe, Topkapı, Kaçkar, Zeugma, Kapadokya, Boğaziçi, Patara, Sümela, Sezai Karakoç, Piri Reis, Harput, Mimar Sinan, Ağrı Dağı, Van Gölü, Troya, Fethiye, Pamukkale, Efes, Gelibolu, Ahlat, Uludağ, Çatalhöyük ve Aspendos isimleriyle toplantı odaları olacak. Yan etkinlik alanlarına da Uzungöl, Likya, Assos, Perge, Ahi Evran, Aşık Veysel ve Hattuşa isimleri verildi.

Yeşil Bölge'de en büyük salona "Gazze" ismi verildi
Yeşil Bölge'de en büyük salona Türkiye'nin Filistin hassasiyeti de gözetilerek "Gazze Salonu" ismi verildi. 5 bin kişilik salonun, "Gazze" ismiyle uluslararası bir buluşmanın mekânsal kimliğinde yaşatılması hedeflendi. Barış, insani dayanışma ve ortak sorumluluk açısından güçlü bir anlam taşıyan bu salon Türkiye'nin ev sahipliğinde dünya vitrinine taşınırken, Gazze'nin barış umuduna da katkı sunacak. Salonda halka açık birbirinden farklı etkinlikler düzenlenecek.

Hacı Bektaş Veli, Mehmet Akif Ersoy, Afet İnan
Yine Yeşil Bölge'de Türk-İslam dünyasının ünlü hekimi İbn-i Sina, Nobel ödüllü Türk biyokimyager ve moleküler biyolog Prof. Dr. Aziz Sancar, Türk-İslam dünyasının ünlü filozofu Farabi, İstiklâl Marşı'nın şairi Mehmet Akif Ersoy, Mutasavvıf ve Bektaşilik geleneğinin öncüsü Hacı Bektaş Veli, devlet adamı ve medrese kurucusu Cacabey, Türk tasavvuf geleneğinin öncülerinden Ahmet Yesevi, Atatürk'ün manevi kızı ve sosyolog Prof. Dr. Afet İnan, Türk edebiyatının ilk kadın romancılarından Fatma Aliye, astronom, matematikçi ve coğrafyacı Biruni, ressam, arkeolog ve müzeci Osman Hamdi Bey'in isimleri salon ve toplantı odalarına verildi.

Türkiye'nin COP31'e imzası: Sıfır atık
Yeşil Bölge'de kadın, çocuk ve gençler için COP uygulama alanları olacak. Sıfır Atık yaklaşımı COP31'de yalnızca bir program başlığı değil, organizasyonun işleyiş biçimi olacak. Mavi Bölge'deki beş yapraklı ve 10 bin metrekare büyüklüğündeki Zaman Tüneli, Sıfır Atık Vakfı tarafından Sıfır Atık Müzesi kuruldu. Yeşil Bölge'de ise Sıfır Atık Uygulama ve Atölye Merkezi aracılığıyla özellikle çocuklara ve gençlere atığın azaltılması, ayrıştırılması, yeniden kullanımı ve döngüsel ekonomi süreçlerinin uygulamalı olarak anlatılmasını sağlayacak tematik mekanlar oluşturuldu. Bu yaklaşım konferans alanının dışına da taşınarak Solak Köyü, Demirciler Köyü ve Ormana Köyü Sıfır Atık Köyü olarak yerli ve yabancı katılımcılara ilham verecek.

Copart: COP31 alanı açık hava sahnesi olacak
COP31'de farkındalık yalnızca bilimsel ve teknik verilerle değil, sanat ve kültür aracılığıyla da geniş kitlelere ulaştırılacak. Antalya'daki COP31 Alanı'nın tamamı COPArt Projesi kapsamında aynı zamanda açık ve kapalı sanat galerisi olarak kullanılacak. COPArt: Hâlâ Mümkün / Still Possible teması altında resimden, sergiye, panelden açık hava enstalasyonlarına kadar farklı sanat dallarıyla iklim eylemi için harekete geçme çağrısı yapılacak.

Anadolu bahçesi ve 7 bölge mutfağı
Yeşil Bölgedeki Anadolu Bahçesi, Hititlerden Friglere, Lidyalılardan Likyalılara, Roma ve Bizans'tan Selçuklu ve Osmanlı'ya uzanan medeniyet birikimini; doğayla uyum, misafirperverlik ve sürdürülebilir yaşam ekseninde ziyaretçilere aktaracak. "7 Bölge 7 Mutfak" yaklaşımıyla Anadolu'nun köklü gastronomi mirası, yerel lezzetleri ve sürdürülebilir mutfak kültürü COP31'de dünya ile buluşturulacak. Akdeniz Mutfağı, Gaziantep Mutfağı, Kayseri Mutfağı, Sıfır Atık Mutfağı, Türk Dünyası Mutfağı, Konya Mutfağı ve Karadeniz Mutfağı ziyaretçilere sunulacak. Böylece Türkiye'nin farklı coğrafyalarından gelen özgün tatlar tanıtılırken, yerelden beslenen, israfı azaltan ve kültürel mirası geleceğe taşıyan sürdürülebilir gastronomi anlayışı da COP31'in önemli deneyim alanlarından biri haline getirilecek. Mavi Bölgede ise Tropikal Kelebek Bahçesi ziyaretçilere doğa, ekosistemler ve biyolojik çeşitlilik açısından etkileşimli bir deneyim sunacak.

Sürdürülebilir ve kapsayıcı COP31
COP31, ISO 20121 standartları doğrultusunda; düşük emisyonlu ulaşım, Sıfır Atık, su ve enerji verimliliği ile karbon dengeleme uygulamalarının bütüncül biçimde hayata geçirildiği sürdürülebilir bir etkinlik modeli olarak gerçekleştirilecek. "Kimseyi Geride Bırakmama" ilkesi doğrultusunda ise engelsiz alan tasarımından erişilebilir yönlendirme sistemlerine, 35 işaret dili tercümanından sesli yönlendirme ve gerçek zamanlı altyazı desteğine kadar tüm katılımcıların konferansa eşit ve etkin katılımını sağlayacak kapsamlı bir erişilebilirlik altyapısı oluşturulacak.

Antalyalı çiftçiler kazanacak
COP31 alanında 22 restoran, 85 kiosk ve yeterli sayıda otomat üzerinden geniş bir yeme-içme altyapısı oluşturuldu. Yeme-içme alanlarında konumlanacak markaların tamamı Türk markalarından oluşurken, ürünlerin yüzde 51'i 80 km yarıçaptan gelecek. Bölgesel ürün kullanım oranı yüzde 70'in, yerel ürün kullanım oranı ise yüzde 90'ın üzerinde olacak. Menülerde helal, vegan, vejetaryen, glütensiz ve diğer özel beslenme ihtiyaçları gözetilirken; yerel ve mevsimsel tedarik, düşük karbonlu menüler, minimum gıda israfı ve yerel üreticinin desteklenmesi COP31'in temel ilkesi olacak. Böylece Antalya ve yakın çevresindeki üreticiler desteklenirken, uzun mesafeli gıda taşımacılığından kaynaklanan karbon emisyonları azaltılmış olacak. Etkinlik süresince katılımcı deneyimini zenginleştirmek amacıyla her gün çeşitli ikramlar sunulacak.

Çocuk Adası
COP31'de çocuk ve gençler ön planda tutulacak. Yeşil Bölge'deki Çocuk Adası'nda Kızılay'ın Çevre ve Çocuk Dostu Mobil Tırı ile TÜÇA Çevre Tırı yer alacak. Ayrıca AFAD tarafından bir Çocuk Etkinlik Köyü de kurulacak.İHA

Türkiye’de üniversite eğitimi 3 yıla düşüyor

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), küresel standartlar ve değişen demografik yapı doğrultusunda üniversite eğitim sürelerinde köklü bir reform hamlesi başlattı. Ders sayılarında sadeleşmeye gidileceğini belirten YÖK Başkanı Özvar, lisans eğitimini birkaç yıl içinde 3 yıla düşürmeyi hedeflediklerini duyurdu

08.11.2026 17:10:00
Eyüp Kabil
 
Türkiye’de üniversite eğitimi 3 yıla düşüyor
Türkiye’de üniversite eğitimi 3 yıla düşüyor
Türkiye yükseköğretim sisteminde ezber bozan tarihi bir dönemin kapısı aralanıyor. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, katıldığı bir programda üniversite öğrencilerinin iş hayatına atılma yaşını öne çekmek ve eğitim kalitesini artırmak amacıyla lisans eğitim süresini 3 yıla düşürmeyi planladıklarını açıkladı.

Dijitalleşme ve yapay zekâ teknolojilerinin müfredata entegrasyonuyla birlikte, mevcut ders yüklerinde ciddi bir sadeleştirme operasyonu başlatıldı.

Ders sayısı düşüyor

Türkiye'deki mevcut sistemde bir öğrencinin lisans diploması alabilmesi için ortalama 50'den fazla dersi başarıyla tamamlaması gerekiyor. YÖK Başkanı Özvar, bu durumun küresel standartların gerisinde kaldığına dikkat çekerek Avrupa'daki modelleri işaret etti:

"Avrupa'da bir öğrenci lisans dönemi boyunca mezun olmak için en fazla 30 ders alıyor. Eğitimin kalitesini artırabilmek için ders sayısının sadeleşmesine ihtiyaç var. Bu yıl tamamen bunun üzerinde çalışıyoruz."

Hayata atılma yaşı 30'u buluyor

Yapılan çalışmanın arka planında Türkiye'nin değişen nüfus yapısı ve gençlerin iş gücüne katılım yaşı yatıyor. 12 yıllık zorunlu eğitime 4 yıllık lisans süreci de eklenince, bir öğrencinin resmi eğitim kurumlarında geçirdiği süre 16 yılı buluyor.

Staj süreçleri ve iş arama dönemleriyle birlikte gençlerin hayata atılma, ekonomik özgürlük kazanma ve aile kurma yaşının 30'lu yıllara dayandığını belirten Özvar, bu sürenin kısaltılmasının sosyo-ekonomik açıdan zorunlu hale geldiğini vurguladı.

Yapay zekâ ve dijitalleşme müfredatın kalbinde

Yeni reform paketi yalnızca süreyi kısaltmakla kalmayacak, eğitim içeriklerini de çağın gereksinimlerine göre yeniden şekillendirecek. Yeni dönem planlamasında bölümlerin içine yapay zekâ uygulamaları ve dijital teknolojiler doğrudan dahil edilecek. Hantallaşan ve güncelliğini yitiren ders içeriklerinin tasfiye edilerek yerini pratik, teknoloji odaklı ve esnek öğrenme modellerine bırakması bekleniyor. YÖK'ün önümüzdeki aylarda üniversite rektörleri ve akademik kurullarla bir araya gelerek reformun uygulama takvimini netleştirmesi öngörülüyor.

İnternet ve sosyal medya tuzaklarına dikkat!


Sahte reklamlar, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle her zamankinden daha inandırıcı hâle geliyor. Sosyal medya akışlarında, uygulamalarda ve arama sonuçlarında karşılaşılan bu reklamlar, güvenilir markaları taklit ederek kullanıcıları dolandırıcılık tuzağına çekebiliyor. 

07.11.2026 14:53:00
Ömer Nezir
 
 İnternet ve sosyal medya tuzaklarına dikkat!
 İnternet ve sosyal medya tuzaklarına dikkat!

Dolandırıcılık reklamları arama motoru sayfalarında, e-ticaret pazar yerlerinde ve alışveriş sitelerinde, mobil uygulamalarda ve oyunlarda, video sitelerinde, mesajlaşma platformlarında ve daha pek çok web sitesinde karşınıza çıkabilir. Ancak belki de en büyük risk sosyal medya sitelerinden kaynaklanıyor. 2025 yılında  dolandırıcılık nedeniyle para kaybettiğini bildiren kişilerin yaklaşık üçte biri  dolandırıcılığın sosyal medyada başladığını söyledi.

Sosyal medyadaki her reklam göründüğü kadar masum değil

Bu reklamlar kendini meşru bir şirket gibi gösterir ve gerçek siteyi taklit etmek için tasarlanmış bir oltalama sitesine yönlendirir. Aciliyet duygusu yaratmak için ürünlerde sınırlı süreli özel fırsatlar sunar. Kripto para girişimlerinde, hiçbir risk taşımadan yüksek getiri vaat eden yatırım fırsatları paylaşır. Bankalar gibi meşru şirketlerin müşteri destek hizmetlerini taklit eder. Büyük para ve ödül çekilişleri vaat eder. Kurbanı, bilgisayarına veya cihazına virüs bulaştığına dair sahte güvenlik uyarılarıyla korkutur. Kurbanın ilgisini sansasyonel başlıklı akıl almaz haberler gibi tık tuzaklarıyla çeker. Kötü amaçlı reklam olarak da bilinen bu tür bir reklama tıklamak, tarayıcı veya yazılım açıklarından yararlanabilir ya da sizi kandırarak bir uygulama indirmeniz yoluyla farkında olmadan kötü amaçlı yazılım yüklemenize neden olabilir.

Sahte reklamları nasıl tanırsınız?

Dolandırıcılık reklamlarının bir diğer kategorisi doğrudan paranızı hedef alır. Hayalî bir yatırım planına para yatırmanızı, var olmayan bir ürünün bedelini ödemenizi ya da sahte bir ücret için para göndermenizi isteyebilirler. Bu girişimler genellikle dijital ortamda gerçekleşse de reklamlardaki telefon numaralarını aramaktan da kaçının. Bu numaralar sizi, çalışanları paranızı veya kişisel ya da finansal bilgilerinizi elinizden almak üzere eğitilmiş dolandırıcı bir çağrı merkezine bağlayabilir. Sahte bir güvenlik uyarısıyla kandırıldığınızda genellikle olan budur.

Reklam dolandırıcılığının uyarı işaretleri nelerdir?

Yapabileceğiniz en iyi şey, dolandırıcılığın uyarı işaretlerini fark etmek ve şüpheli reklamlardan uzak durmaktır. Birkaç yaygın uyarı işaretine dikkat ederek bu reklamları fark edebilirsiniz:
* Hızlı hareket etmenizi teşvik eden, aciliyet içeren ifadeler. Bu ifadeler bizi, kişisel bilgilerimizi paylaşmak gibi normalde vermeyeceğimiz kararları aceleyle vermeye iter.
* Fırsatı kaçırma korkumuzu tetikleyen, gerçek olamayacak kadar iyi teklifler. Bunlar aciliyeti artırmak için çoğu zaman sınırlı süreli olarak sunulur.
* Dolandırıcıların kimlik dolandırıcılığında kullanmak üzere hakkımızda bir profil oluşturmasına yardımcı olabilecek hassas kişisel bilgi talepleri. Bunlar e-posta/ev adresi, telefon numarası ve tam ad gibi zararsız görünen bilgiler bile olabilir.
* Sizi büyük olasılıkla dolandırıcı bir çağrı merkezine yönlendirecek, reklamlardaki telefon numaraları. Meşru şirketlerin çoğu destek taleplerini ilk etapta dijital kanallar üzerinden yürütür.
* Bilgisayarınızdaki veya cihazınızdaki bir sorunu gidermek için yazılım indirmeniz yönünde baskı.
* Merakınızı kamçılamak ve sizi tıklamaya ikna etmek için tasarlanmış sansasyonel haberler.
* Satıştaki ürün ve hizmetler ya da yatırım fırsatları için ünlülerin verdiği destekler (bazen deepfake ile oluşturulmuş).


Sahte reklama tıkladıysanız ne yapmalısınız?

Bir dolandırıcılık reklamına tıkladıysanız veya reklamdaki numarayı aradıysanız ve ardından bir şey indirdiyseniz; kişisel veya finansal bilgilerinizi verdiyseniz, kartınızla bir şey satın aldıysanız ya da banka havalesi yaptıysanız paniğe kapılmadan şunları yapın:
Dolandırıcıdan gelen başka mesajlara yanıt vermeyin ve hesaplarınızı şüpheli faaliyetlere karşı izleyin.
Gerekiyorsa hemen bankanızla veya kart sağlayıcınızla iletişime geçip ne olduğunu anlatın. Bankanız, inceleme yaparken kartınızı veya hesabınızı dondurabilir.
Parolalarınızı verdiyseniz ilgili sitede ve bu parolaları tekrar kullandığınız diğer tüm yerlerde hemen değiştirin. Bu siteler için iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirin ve her hesap için güçlü, benzersiz parolalar saklamak üzere bir parola yöneticisi kullanmayı düşünün.
Herhangi bir şey indirdiyseniz saygın bir sağlayıcının güvenlik yazılımıyla tarama yapın. Ayrıca işletim sisteminizin ve tüm uygulamalarınızın güncel olduğundan emin olun.
Mümkünse dolandırıcılığa ait kanıtları saklayın. Buna reklamın kendisi ve tüm URL'ler, ekran görüntüleri, e-postalar/mesajlar, ödeme kayıtları veya dolandırıcıyla yapılan yazışmalar dâhildir. Bu, geri ödeme talebinde bulunabilmeniz için yardımcı olacaktır.
Reklamı, platformun yerleşik bildirme seçeneğini kullanarak gösterildiği platforma bildirin ve dolandırıcılığı yetkililere,  ilgili birimlere iletin.

El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!


 
Son yıllarda akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların günlük yaşamda daha yoğun kullanılması, klavye ve fareyle tekrarlayan hareketlerin yapılması, el hastalıklarının daha sık görülmesine neden oluyor. 

07.11.2026 14:26:00
Murat Çorbacı
 
El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!
El hastalıkları gençlerde yaygınlaşıyor!

Son yıllarda akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların günlük yaşamda daha yoğun kullanılması, klavye ve fareyle tekrarlayan hareketlerin yapılması, el hastalıklarının daha sık görülmesine neden oluyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, El Cerrahisi Uzmanı Dr. Mehmet Çavuş, "Geçmişte daha çok ofis çalışanlarında görülen karpal tünel sendromu, tetik parmak ve baş parmak kök eklem kireçlenmesi hastalıkları son yıllarda dijitalleşmenin etkisiyle gençlerde de sık görülüyor. Djital alışkanlıkların bu şekilde devam etmesi halinde önümüzdeki yıllarda 20'li yaşlardaki hastaların oranının da hızla artacağını öngörüyoruz" diyor. Dr. Mehmet Çavuş, günümüzde elleri tehdit eden 3 hastalığı anlattı, el sağlığımıza destek olacak basit ama etkili 7 egzersizi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ellerimizi güçlendirmek için basit ama etkili 7 önlem!

Tedavinin geciktirilmesinin; hastalığın türüne ve şiddetine bağlı olarak kalıcı kas erimesine, geri dönüşü zor sinir hasarına ve ince motor becerilerinin kaybına dek ilerleyebildiğini belirten Dr. Çavuş, aktivite düzenlemesi, atel kullanımı, ilaç tedavileri, enjeksiyonlar ve egzersiz gibi yöntemlerle sonuç alınamayan veya ileri sinir hasarı bulunan hastalarda cerrahi yönteme başvurulabildiğini belirtiyor.  Dr. Çavuş, el sağlığı için basit ama etkili 7 egzersizi şöyle sıralıyor;

• Klavye ve fare (mouse) kullanırken ön kolunuzla eliniz aynı hizada olsun. Gerekirse jel destekli ped veya klavye altlığından yararlanın. Bileğinizi düz tutun.
• Her 30-40 dakikada bir mola vererek, ellerinizi klavyeden çekip kollarınızı aşağı doğru serbest bırakın ve yaklaşık bir dakika hafifçe sallayın.
• Telefonda bütün işlemleri başparmakla yapmak yerine iki elinizi veya işaret parmağınızı kullanın.
• Fareyi (mouse) hafif tutun, sıkmayın.
• Basit bir paket lastiğini parmaklarınızın dışına geçirip yavaşça açın, kapatın. 
• Kolunuzu dirseği bükmeden öne uzatın. Diğer elinizle parmaklarınızı nazikçe kendinize doğru çekip 10 saniye bekleyin. Ardından elinizi ters çevirerek hareketi diğer yönde tekrarlayın.
• Egzersiz sırasında ağrı, uyuşma veya yakınmalarda artış gelişirse hareketi bırakın ve hekime danışın. 

Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi


 
Kartal'da kuyumcudan yaklaşık 150 bin liralık ziynet eşyası çalan ve yurt dışına kaçmak üzereyken havalimanında yakalanan yabancı uyruklu tutuklandı.

07.11.2026 13:19:00
AA
 
  Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi
  Kuyumcuyu soyan Moldovalı havalimanında enselendi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, 4 Kasım'da Orhantepe Mahallesi'ndeki bir kuyumcuda meydana gelen hırsızlık olayıyla ilgili çalışma yürüttü. Yapılan incelemelerde, saat 00.10 sıralarında bir şüphelinin kuyumcunun kepenk sistemini kumandayla açıp işletme kapısının camını kırarak içeri girdiği ve hırsızlık olayını gerçekleştirdiği tespit edildi. Kuyumcudan yaklaşık 150 bin lira değerinde altın olmayan 200 demo yüzük, 3 altın küpe ve 3 altın bileklik çalındığı belirlendi.

7 Ekim'den bu yana Türkiye'de

Kamera incelemeleri ve saha çalışmaları neticesinde şüphelinin Moldova uyruklu N.M. (32) olduğu ve Türkiye'ye 7 Ekim'de giriş yaptığı tespit edildi. Yurt dışına kaçış hazırlığında olduğu belirlenen şüpheli, Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yakalandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü

Düzce'nin Gümüşova ilçesinde 16 yaşındaki A.İ.U., aralarında husumet bulunduğu iddia edilen 17 yaşındaki Ahmet Kırlak'ı ormanlık alana çağırarak tüfekle vurup öldürdü. Cinayetin ardından arkadaşlarıyla buluşarak olayı anlattığı öğrenilen şüpheli, polis ekiplerinin evine düzenlediği operasyonla suçta kullandığı silahla birlikte yakalandı

07.11.2026 11:59:00 / Güncelleme: 07.11.2026 12:01:53
İHA
 
Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü
Düzce'de kan donduran cinayet: 16 yaşındaki çocuk, 17 yaşındaki çocuğu öldürdü
Düzce'nin Gümüşova ilçesinde meydana gelen olayda, 17 yaşındaki Ahmet Kırlak hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre, 16 yaşındaki A.İ.U., aralarında daha önceden husumet bulunduğu öne sürülen Ahmet Kırlak'ı Gümüşova Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yongalık mevkisindeki ormanlık alana çağırdı.

İddiaya göre A.İ.U., burada yanında bulunan tüfekle Ahmet Kırlak'a ateş açtı. Tüfekli saldırı sonucu 17 yaşındaki Kırlak hayatını kaybederken, şüpheli cesedi ormanlık alanda bırakarak olay yerinden uzaklaştı. Olaydan haberdar olan polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Düzenlenen operasyonla 16 yaşındaki A.İ.U., evinde suçta kullandığı belirtilen tüfekle birlikte gözaltına alındı.



İlk ifadesinde cinayeti itiraf etti

Gözaltına alınan şüphelinin ilk ifadesinde cinayeti itiraf ettiği öğrenildi. A.İ.U.'nun ifadesinde, Ahmet Kırlak ile aralarında husumet bulunduğunu, bu nedenle kendisini ormanlık alana çağırdığını ve tüfekle vurduktan sonra cesedini olay yerinde bıraktığını söylediği belirtildi. Şüphelinin daha sonra arkadaşlarıyla buluşarak yaşananları anlattığını da ifade ettiği öğrenildi.

Henüz 17 yaşında olan Ahmet Kırlak'ın ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili soruşturma başlatılırken, gözaltına alınan 16 yaşındaki şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için başlatılan soruşturma devam ediyor.

Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor" dedi

06.11.2026 18:20:00
AA
 
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Erdoğan: "Gazze Barış Anlaşması uygulanmıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum 2026'da yaptığı konuşmaya, katılımcıları selamlayarak başladı.

Bu sene 10'uncusu düzenlenen foruma katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, dünyanın farklı bölgelerinden foruma katılanlara, "Türkiye'ye ve İstanbul'a hoş geldiniz, sefalar getirdiniz." dedi.

İki gün boyunca önemli konuların ele alınacağı, geniş bir yelpazede güncel ve kritik meselelerin tartışılacağı forumun ülkeler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınamalara pek çok başlığın istişare edileceği platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum'u bu yıl da başarıyla tertipleyen TRT yönetimine de tebriklerini ve şükranlarını iletti.

TRT'nin gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT'nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017'den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor. İnsanlığın ortak sorunları bu platformda alanında uzman isimler tarafından etraflıca ele alınıyor. Güncel konulara ilave olarak geleceği şekillendirecek, milyarlarca insanın hayatını etkileyecek meselelere burada ışık tutuluyor. Yeni yöntemler, yeni yaklaşımlar, yeni çözüm önerileri farklı kıtalardan gelen katılımcılarla bu çatı altında derinlik kazanıyor."

Bu sene gerçekleştirilecek oturum ve yuvarlak masa toplantılarında 43 ülkeden 150'ye yakın konuşmacının alabildiğine verimli ve kuşatıcı değerlendirmeler yapacağını aktaran Erdoğan, bu değerlendirmelerin ufuk açıcı olmasını, buradan verilecek mesajların mazlum ve mağdur coğrafyalar başta olmak üzere dünyanın tamamı için barışa, huzura, istikrara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun, 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca kendilerinin değil, artık tüm dünyanın şu gerçeği gördüğünü ve anladığını belirterek, dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 yıl önce güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını herkesin yakından takip ettiğini dile getirerek, "En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal oldu ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken, barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı." ifadelerini kullandı.

Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımının yaşandığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ekim 2023'ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi, 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde 1500 kardeşimiz hayatını kaybetti, aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı. Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil, derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran iptidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor."

Erdoğan, Gazze ile birlikte Batı Şeria'nın da bu acımasızlığın hedefi haline geldiğine dikkati çekerek, "Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor." diye konuştu.

Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmediğini anımsatan Erdoğan, "Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı. Sadece Ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti." sözlerini sarf etti.


"Uluslararası yapılar Gazze'de yaşananları tribünden seyretmektedir"


Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmanın mümkün olduğunu belirten Erdoğan, "Tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gasbı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir?" dedi.

Ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebinin olmadığını ve olamayacağını kaydeden Erdoğan, ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm olduğunu ve bu zulmün bölgenin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklediğini aktardı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar. Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan 'ahde vefa' ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir."


"Türkiye'yi karalamaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz"


Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubunun katledildiğini ve bunun son derece dikkati çekici ve utanç verici olduğunu ifade eden Erdoğan, öldürülenlerin çoğunun işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek, kasten öldürüldüğünü, fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attıklarında İsrail'e hala iltimas geçildiğini gördüklerini söyledi.

Erdoğan, "Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenilirliği sorgulanmalıdır." diye konuştu.

Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını dile getiren Erdoğan, "Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim. Burada şu gerçeği altını çizerek ifade etmek arzusundayım. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan hatta vuku bulan tüm savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Senarist ve yazar merhume Ayşe Şasa'nın hakikat yolculuğunu "Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim." sözleriyle dile getirdiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kuşkusuz böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir. Türkiye'nin TRT'si tam da bunu yapmaktadır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın yedi kıtasına duyurarak verdiğimiz adalet mücadelesine medya cephesinden önemli bir güç katıyor. Bilhassa habercilik alanındaki yetkinliğiyle, savaş ve kriz bölgelerinde çekilen acıları, yaşanan zorlukları, buralarda işlenen suçları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına alıyor." diye konuştu.

Bugün TRT'nin 18 televizyon, 17 radyo kanalı, dijital uygulamaları, ortak yapım sinema filmleri, belgeselleri, yabancı dillerdeki haber platformları, 41 dil ve lehçedeki radyo ve internet yayınlarıyla kamu yayıncılığının hakkını verdiğini, üstlendiği ağır sorumluluğun da icabını yerine getirdiğini belirten Erdoğan, TRT'yi tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece 86 milyonun değil, yüzünü Türkiye'ye dönmüş yüz milyonların da gururu olan TRT'mize bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum." dedi.

Bu yıl 10'uncusu düzenlenen TRT World Forum 2026'nın bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, tüm katılımcılara da teşekkür etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi. Kılıçdaroğlu "Hükümete destek veriyor" eleştirilerini de yanıtladı

06.11.2026 14:40:00
Haber Merkezi
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşmasına neden destek verdiklerine dair “Her ülkenin çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, ’kendi sınırlarıma çekileceğim’ derseniz oyun kurucu olamazsınız” dedi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı, özetle şunları söyledi: "Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT)kurulmasını dört-beş yıl önce seslendirdik. Eğer Türkiye kendi dar sınırlarına hapsolursa bir bölgesel güç olamaz. Türkiye bölgesel güç olmak zorundadır. Siz, eğer her ülkenin de çıkarına olan bu anlaşmalardan kaçınırsanız, 'hayır, ben kendi sınırlarıma çekileceğim ve burada kalacağım' derseniz oyun kurucu olamazsınız. Yeni dünya düzenini anlamıyorsunuz demektir. Yeni dünya düzeninden Türkiye'yi kaçırıyorsunuz demektir."

2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı

2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı. Hak kazanan öğrencilerin 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor

06.11.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı
2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçları açıklandı. Hak kazanan öğrencilerin 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs ve öğrenim kredisi sonuçlarının açıklandığını duyurdu.

GSB Burs ve Öğrenim Kredisi almaya hak kazanan öğrenciler, 11 Kasım saat 23.59'a kadar e-Devlet üzerinden taahhütnamelerini onaylaması gerekiyor.

18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER DİKKAT

Burs/kredi tahsis edilen 15-18 yaş arası öğrencilerin anne veya babalarının önce kendi e-Devlet'i üzerinden veli onayı vermesi ve ardından öğrencinin taahhütnameye onayı şart koşuluyor.

15 yaşından küçük ya da anne-babası olmayan öğrenciler ise, kanuni vasileri ile birlikte kendilerine en yakın gençlik ve spor il müdürlüğü ya da yurt müdürlüğüne belgeleri (kimlik, vasi kararı vb.) ile giderek taahhütnamelerini onaylatabiliyor.

YURT DIŞINDA ÖĞRENİM GÖREN ÖĞRENCİLER İÇİN SON TARİH 5 ARALIK

Yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin taahhütname onayı ve kefaletname işlemlerini tamamlama süresi 5 Aralık Cumartesi günü saat 23.59'da sona eriyor.

Yurt dışı öğrencilerinin de öncelikle e-Devlet üzerinden taahhütnameyi onaylaması gerekiyor. Daha sonra yurt içinde ikamet eden bir kefil vasıtasıyla Türkiye'deki noterlerden kefaletname hazırlatması gerekiyor.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu. Özel, parti üyelerini sandığa çağırdı

06.11.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti’de 8 Kasım’da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti'de 8 Kasım'da Genel Başkanlık için ön seçim yapılacağını duyurdu. Özel, parti üyelerini sandığa çağırdı.

Özgür Özel, partisinin kuruluş kurultayı öncesinde 17 ana başlıktan oluşan çalışma programını kamuoyuyla paylaştı. Parti içi demokrasiden ekonomik reformlara, seçim hazırlıklarından yargı bağımsızlığına kadar birçok alanda hedeflerini açıklayan Özel, ilk seçimlerde partisinin cumhurbaşkanı adayının seçilmesini ve TBMM'de çoğunluğu elde etmeyi amaçladıklarını belirtti.

Çalışma programında parti içi demokrasiye geniş yer ayıran Özel, genel başkan, il ve ilçe başkanı seçimlerinde üyelerin doğrudan katıldığı eğilim yoklamalarının geliştirileceğini belirtti.

Üyelerin parti kararlarına ve mali bilgilere erişiminin kolaylaştırılması, yöneticilere yazılı soru yöneltebilmesi ve politika önerilerini iletebilmesi için yeni mekanizmalar oluşturulacağı açıklandı.

Mahalle, ilçe ve il meclislerinin yaygınlaştırılması, dijital katılım platformunun kurulması ve parti üyesi olmayan gönüllülerin de çalışmalara katılması programın hedefleri arasında yer aldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.