Meşhur Neyzen Tevfik'e atfedilen bir anekdot vardır; Neyzen, İstanbul'da, Cağaloğlu yokuşunun tam başında durur, günün en kalabalık bir saatinde "p...ler" diye bağırır. Doğal olarak, sesi duyan herkes, aşağı inenler, yukarı çıkanlar, sokağa girenler, sokaktan çıkanlar, olduğu yere mıhlanır ve sesin geldiği tarafa döner.Kendisini seyreden yüzlerce gözün bakışları arasında adımını atarken, kendi kendine söylenir."Ne kadar da çokmuşsunuz."Başbakan'ın Amerika seyahati öncesi ve sonrasında basında çıkan yazılar, ekranları işgal eden yorumlar, bize Neyzen Tevfik'in bu anekdotunu hatırlattı.Meğer ne kadar da Amerikan uşağı, kuyruk sallayanı, dudak okuyanı, niyet okuyanı varmış.Amerikan başbakanının kaşlarını çatması, dudaklarını ısırması, ellerini birbirine geçirmesi, tebessümü ne anlama geliyor, tüm bu hareketler Türkiye'den neler istediğini işaret ediyor?.. Bütün bunları yorumlayan, bir hareketten makaleler üreten, dakikalarca konuşmalar yapan kuyruk sallayanlar tanıdık.Kervan daha yola çıkmadan, Türk medyasında mayalanmış Amerikan sözcüleri, kralın bizimkilerden neler isteyeceğini maddeler halinde, noktasına virgülüne kadar sıraladılar.Her köşebaşında tünemiş birkaç dudak ve niyet okuyanın oluşturduğu atmosferde yola çıkan ve zaten doğuştan Amerikan müttefiki olan Başbakanımız neler söylemedi ki:"Biliyorsunuz görüşme gündemimizdeki Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP), bir alt biriminin eşbaşkanlığını üstlendiğimiz bir proje. Olay sadece Ortadoğu'yu kapsamıyor. İnsan hakları, demokrasi, düşünce özgürlüğü gibi mevzular ile ilgili çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu konuda yapacağımız çalışmalara komşu ülkelerden başladık. Suriye, Lübnan, Fas, Tunus gibi ülkelere geziler düzenliyoruz. Yakında Cezayir'e gideceğiz, Ürdün'e gideceğiz...ABD'nin Küresel çıkarlarını geçmişte olduğu gibi bugün de, hatta bugün daha belirgin bir vurguyla özgürlüklerin ve demokratik değerlerin korunması ve yayılması temelinde tanımlandığını görmekteyiz. Bu bağlamda ABD, dikkatini özellikle Geniş Ortadoğu ve Avrasya bölgelerine yöneltmekte, buralarda kendini gösteren değişim dinamiklerini desteklemek gayretindedir. Türkiye'nin, ABD'nin bu vizyonunu ve strajesini paylaşmasından ve desteklemesinden daha doğal bir şey olamaz."Perşembe günü yayımlanan yazımızda da bir paragraf şöyleydi:"Huzurunda üçbeş dakika daha fazla kalmanın hesabını yaptığınız kral nezdinde size puan kazandıracak, belki de bir cesaret ödülü olacak değişmeler ve dönüşümler gerçekleşti devr-i iktidarınızda"Bir de gördük ki, bir de seyrettik ki, cesaret ödülleri alınmış ve ağıza alınmayacak sözler sarfedilmiş.Lütfen bu gazeteyi iyi okuyun.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026




























































