logo
18 HAZİRAN 2026

Dünya bu yıl da normalleşemeyecek

 
Küresel danışmanlık şirketi KPMG, Ocak-Mart 2021 tarihleri arasında yaptığı ankette, iş süreçlerinin ne zaman ve nasıl normale döneceği konusunda beklentileri araştırdı. Araştırma sonuçlarına göre CEO’lar kısa vadede normalleşme beklemiyor. CEO’lar ofise dönmek için nüfusun yüzde 50’den fazlasının aşılandığını görmek istiyor.

13.04.2021 21:22:00
Dünya bu yıl da normalleşemeyecek
Dünya bu yıl da normalleşemeyecek
 
İBRAHİM ETHEM YIĞ / DETAY HABER
 
KPMG, 2020 başındaki CEO Araştırması ve 2020 yazındaki Covid-19 Özel CEO Araştırması'ndan sonra bu yılın ilk üç ayında yeniden iş liderlerinin nabzını tuttu. 11 ülkeden 500 CEO ile gerçekleştirilen 2021 CEO Outlook Pulse anketinde, dünyanın en güçlü şirketlerini yöneten iş liderlerinin 'normale dönüşü' nasıl gördüğü ve nasıl planladığı araştırıldı. 
Araştırma, yeni gerçekliğe hazırlanan CEO'ların en önemli parametresinin 'aşıya erişim potansiyeli' olduğunu gösteriyor. CEO'lar normale dönüş için 2020 yazına göre daha net ve orta vadeli bir stratejiye sahip. Ancak küresel iş liderlerinin yüzde 45'i bu yıl normale dönüş beklemiyor. CEO'lara göre ekonominin ve iş düzeninin normalleşmesi 2022'den önce mümkün görünmüyor. 2022'deki bu normalleşmenin de eskisinden hayli farklı olacağı görüşü ağırlık kazanıyor. 
 
İşe dönüşte ilk kriter aşı 
 
Araştırmada öne çıkan ana başlıklar şöyle:
• Her 10 iş liderinden dokuzu, yani araştırmaya katılanların yüzde 90'ı, büyük çoğunluğun sağlığını korumak için aşı olan çalışanlarından aşılandıklarına dair bildirimde bulunmalarının isteneceğini belirtiyor. 
• Liderlerin yüzde 21'i müşterilerine ve ziyaretçilerine tesislerine ya da ofislerine girişte aşı olup olmadıklarını sormayı planlıyor. 
•  CEO'ların yüzde 26'sı pandemi sona erene kadar uluslararası seyahatlere çıkmayacağını söylüyor. 
• Yöneticilerin yüzde 61'i personelin ofise dönmesini istemeden önce başarılı aşılama sonuçlarını beklemek niyetinde. Şirket liderlerinin yüzde 76'sı önemli pazarlardaki hükümetlerin işletmeleri normale dönmeye teşvik etmesini bekleyecek. 
• CEO'ların yüzde 34'ü ise aşı güvenliği hakkında yanlış bilgilerden ve çalışanların bundan etkilenerek aşı yaptırmama olasılığından endişe duyuyor.
 
Ofislerin küçülmesi askıda mı? 
 
Küresel CEO'lar, ülkeler salgından çıktıkça işlerin yüz yüze başlaması ihtiyacını yeniden değerlendiriyor. CEO'ların şirketlerinin fiziksel ayak izini küçültme iştahında altı ay öncesine göre keskin bir düşüş var. Salgın kontrol altına alındığında ofislere dönüş eğilimi artıyor.
CEO'ların yalnızca yüzde 17'si pandeminin sonucu olarak ofis alanlarını küçültmek istediğini söylüyor. Ağustos 2020'de bu oran yüzde 69'du. Bu rakam ya ofislerin bu sürede küçüldüğünü ya da stratejilerin değiştiğini gösteriyor. Bununla birlikte aşıya erişim konusunda tereddütler var. CEO'ların yüzde 55'i çalışanlarının Covid-19 aşısına erişiminden endişeli. Bu da çalışanların iş yerine ne zaman döneceği konusundaki planlamaları etkiliyor. 
 
Uzaktan çalışmada hibrit model
 
Küresel yöneticiler iş gücünün tamamen uzaktan çalışması konusunda ölçülü bir yaklaşım gösteriyor. CEO'ların yüzde 30'u Covid-19 sonrası çoğu personelin haftada 2-3 gün uzaktan çalıştığı hibrit bir model düşünüyor. Yüzde 21'i ağırlıklı olarak uzaktan çalışan yetenekleri işe almak istiyor. Bu oran geçen yılki araştırmada yüzde 73 çıkmıştı. 
 
Siber güvenlik yeniden bir numara
 
Kilitlemeler sırasında norm haline gelen uzaktan çalışma nedeniyle veri güvenliği riskleri yeniden yükselişte. Ağustos 2020'de tehditler arasında beşinci sırada bulunan siber güvenlik, 2021'in başında ilk sıraya çıktı. CEO'lar gelecek üç yıl boyunca büyümelerini ve operasyonlarını etkileyecek en önemli risk noktası olarak siber güvenliği görüyor. Bu yıl CEO'ların yüzde 52'si veri güvenliği önlemlerine öncelik vererek, yüzde 50'si müşteri odaklı teknolojilere odaklanarak ve yüzde 49'u video konferans ve mesajlaşma yetenekleri gibi dijital iletişime bağlı kalarak dijital teknolojilere daha fazla harcama yapmayı planlıyor.
 

Ahmet Türk’ün ‘mağdurum’ çıkışına tokat gibi yanıt!

Gazeteci yazar Rıza Zelyut, DEM Partili Ahmet Türk'ün yaptığı "Geniş topraklarım var ama kimliğim yok, Kürt sorunu benim" açıklamalarına sert bir dille tepki göstererek tarihi açıklamalarda bulundu

17.06.2026 21:15:00
Haber Merkezi
Ahmet Türk’ün ‘mağdurum’ çıkışına tokat gibi yanıt!
Ahmet Türk’ün ‘mağdurum’ çıkışına tokat gibi yanıt!
Gazeteci yazar Rıza Zelyut, DEM Partili Ahmet Türk'ün yaptığı "Geniş topraklarım var ama kimliğim yok, Kürt sorunu benim" açıklamalarına sert bir dille tepki göstererek tarihi açıklamalarda bulundu.

Zelyut, Ahmet Türk'ün ailesinin sahip olduğu Kasr-ı Kanco konağının ve geniş arazilerin geçmişine değinerek Türk'ün "mağduriyet" söylemlerini eleştirdi.

Gazeteci yazar Rıza Zelyut, Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden Ahmet Türk'ün bölgedeki köklü aile geçmişi ve toprak sahipliği üzerinden yaptığı mağduriyet vurgularını hedef aldı. Sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran açıklamasında Zelyut, Ahmet Türk'ün dedesinin ve ailesinin sahip olduğu mülklerin kökenine dair ağır ithamlarda bulundu.

"Geniş arazilere el koydu"



Rıza Zelyut, Ahmet Türk'ün Mardin Derik'te bulunan ünlü Kasr-ı Kanco konağı ve çevresindeki geniş arazilerin iddia edildiği gibi adil yollarla edinilmediğini ileri sürdü.

Türk'e doğrudan seslenen Zelyut, "Ahmet bey! Deden Ermenileri keserek şu an oturduğun Kasr-ı Kanco köşküne ve geniş arazilere el koydu" ifadelerini kullandı.

"Benim gibi türklerden bin kat daha fazla yedin"



Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt feodal yapısına ve ağalarına müsamaha gösterildiğini savunan Zelyut, Ahmet Türk'ün buna rağmen mağdur rolü oynamasını eleştirdi. Türkiye'deki sıradan vatandaşların ekonomik durumuna atıfta bulunan yazar, "Cumhuriyet Türkiye'si siz, Kürt derebeylerine bir fiske bile vurmadı. Benim gibi Türklerden bin kat daha fazla yedin Türkiye'yi. Yine de mağduru oynuyorsun. Keşke bütün Türkler senin gibi mağdur olsa…" dedi.

"Altyapıyı Barrack amcanız yapıyor"

Açıklamasının son bölümünde konuyu bölgedeki jeopolitik gelişmelere ve bağımsız devlet iddialarına getiren Zelyut, dış güçlerin bölgedeki planlarına dikkat çekti.

Ahmet Türk'ün siyasi çizgisini eleştiren yazar, "Haaa! Derebeyliğim yetmez ben buralarda devlet kuracağım dersen… Onun da altyapısını Barrack amcanız yapıyor. Biraz sabret, fazla ağlarsan oyun anlaşılır…" sözleriyle ABD'nin bölge politikalarına göndermede bulundu ve uyarılarda bulundu

Yusuf Ziya Gümüşel tahliye edildi

Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel, yaklaşık 3 yıldır tutuklu bulunduğu cinsel istismar davasında, sağlık sorunları gerekçesiyle adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

17.06.2026 20:10:00 / Güncelleme: 17.06.2026 20:21:09
Haber Merkezi
Yusuf Ziya Gümüşel tahliye edildi
Yusuf Ziya Gümüşel tahliye edildi
Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel, yaklaşık 3 yıldır tutuklu bulunduğu cinsel istismar davasında, sağlık sorunları gerekçesiyle adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve Yargıtay'ın bozma kararının ardından yeniden görülen davada, mahkeme Gümüşel'in tutukluluk halini sonlandırarak tahliyesine karar verdi.

Türkiye gündemini uzun süre meşgul eden ve Hiranur Vakfı'ndaki çocuk istismarı iddiaları üzerinden yürütülen H.K.G. davasında çok önemli bir son dakika gelişmesi yaşandı. Yerel mahkeme tarafından daha önce hapis cezasına çarptırılan vakıf kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel'in cezaevindeki tutukluluk hali resmen sona erdi.

Sağlık sorunları gerekçe gösterildi



Cezaevinde kaldığı süreçte ciddi sağlık sorunları yaşadığı ve kilosunun 50'ye kadar düştüğü belirtilen Yusuf Ziya Gümüşel'in avukatlarının yaptığı başvurular neticesinde mahkeme yeni bir karar aldı. Mahkeme heyeti, davanın geri kalan kısmında tutuksuz yargılanmak üzere Gümüşel hakkında adli kontrol şartıyla serbest bırakılma kararı verdi.

Ev hapsi ve imza yükümlülüğü uygulanacak



Edinilen ilk bilgilere göre, adli kontrol hükümleri kapsamında Gümüşel'e sağlık durumuna da bağlı olarak evde kalma (ev hapsi) ve belirli günlerde imza atma tedbirleri uygulanacak. Yargılama süreci bu şartlar altında devam edecek.

Davanın geçmişi

Kızı H.K.G.'yi küçük yaşta evlendirerek cinsel istismara iştirak ettiği suçlamasıyla yargılanan Yusuf Ziya Gümüşel, yerel mahkemece önce 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmış, ardından cezası 19 yıl 9 aya çıkarılmıştı. Yargıtay'ın dosyaya ilişkin bozma kararı vermesinin ardından yargılama süreci yeniden başlamıştı

BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, ABD ile İran arasında varılan anlaşmayı değerlendirirken, Trump yönetimine güvenilmeyeceğini vurguladı ve İsrail'in açıklamalarının yeni bir çatışma riskine işaret ettiğini belirtti

17.06.2026 15:10:00
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’
BTP lideri Hüseyin Baş: ‘Bu savaşı İran kazandı’
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Orta Doğu'daki son gelişmeleri ve ABD-İran arasındaki yeni uzlaşıyı analiz etti. Baş, bölgede uzun süredir Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) kapsamında kan döken ABD ve İsrail ikilisinin, ilk kez gerçek bir devlet iradesiyle karşı karşıya gelerek geri adım atmak zorunda kaldığını belirtti.

"Emperyalist ikili ilk kez gerçek bir devletle karşılaştı"

Açıklamasında Gazze'den Afganistan'a kadar uzanan kanlı sürece dikkat çeken Hüseyin Baş, İran halkının emperyalizme karşı gösterdiği duruşu tebrik etti. Savaşın kazananının net bir şekilde İran olduğunu savunan BTP lideri, şu ifadeleri kullandı:

"Şunu açıkça ifade edelim ki; bu savaşı İran kazandı, ABD-İsrail ikilisi kaybetti. Uzun yıllardır Gazze'den Afganistan'a kadar bölgemizde BOP kapsamında kan döken, sınırlar değiştiren kanlı ikili ilk kez gerçek bir devletle karşı karşıya geldiler ve gereken cevabı aldılar. İran halkını emperyalizm karşısındaki korkusuz duruşlarından dolayı tebrik ediyorum."

"Trump ve ABD olunca güvenmek mümkün değil"

Varılan anlaşmaya temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Baş, Washington yönetiminin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın güvenilmez politikalarına işaret etti. İsrail cephesinden gelen "Bu anlaşma bizi bağlamaz" çıkışının bölgesel barış önündeki en büyük tehdit olduğunu belirten Baş, tehlikenin geçmediğini vurguladı:

"Evet... Bir anlaşma sağlandı ancak söz konusu ABD ve Trump olunca buna güvenmek asla mümkün değil. Özellikle İsrail'in 'bu anlaşma bizi bağlamaz' açıklaması bombaların her an yeniden patlayacağının açık bir göstergesi."

Tek çözüm: "Yurtta sulh cihanda sulh"

Mesajının son bölümünde Orta Doğu'ya kalıcı barışın gelmesi temennisinde bulunan Hüseyin Baş, küresel ve bölgesel huzurun şifresi olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonunu adres gösterdi. Baş, "Bölgemize bir an önce barışın gelmesi, emperyalist planların boşa çıkması en büyük dileğimizdir. Mustafa Kemal Atatürk'ün, 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' sözü insanlığın aradığı huzuru getirecek anlayıştır" diyerek açıklamasını noktaladı.


Açlık grevinin 3. gününde öğretmenlere, polis müdahalesi!

Açlık grevinin 3. gününde Meclis’e yürümek isteyen öğretmenlere polis sert müdahalede bulundu ve çok sayıda eğitimci ters kelepçeyle gözaltına alındı

17.06.2026 14:35:00
Haber Merkezi
Açlık grevinin 3. gününde öğretmenlere, polis müdahalesi!
Açlık grevinin 3. gününde öğretmenlere, polis müdahalesi!
Açlık grevinin 3. gününde Meclis'e yürümek isteyen öğretmenlere polis sert müdahalede bulundu ve çok sayıda eğitimci ters kelepçeyle gözaltına alındı.

Ankara'da taban maaş hakkı, güvencesiz çalışma koşullarının son bulması ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu çatısı altında bir araya gelen öğretmenlerin eylemleri kararlılıkla sürüyor.

Taleplerine yanıt alamadıkları için süresiz açlık grevi başlatan öğretmenler, eylemlerinin 3. gününde seslerini duyurmak amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) doğru yürüyüşe geçti.

Meclis önünde barikat ve müdahale

Sendika binası önündeki bekleyişlerinin ardından, siyasi parti ve kitle örgütü temsilcileriyle birlikte TBMM Çankaya Kapısı önünde toplanan öğretmenlerin önü polis ekipleri tarafından kesildi. Basın açıklaması yapılmasına izin verilmeyeceğini belirten emniyet güçleri, öğretmenleri kalkanlarla duvara doğru sıkıştırdı. Yaşanan arbedede öğretmenlerden "Ankara'yı Kerbela'ya çevirdiniz" tepkisi yükseldi.

Çok sayıda gözaltı

Açlık grevi nedeniyle bitkin düştükleri gözlenen öğretmenlere yönelik müdahale sertleşirken, çok sayıda eğitimci ters kelepçe takılarak gözaltı araçlarına bindirildi. Eylemin ilk günlerinden bu yana devam eden polis ablukası ve müdahalelerine rağmen öğretmenler geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Görüşme talepleri karşılıksız kaldı

Açlık grevindeki öğretmenlerin idari makamlar ve siyasi parti gruplarıyla temas kurma çabaları ise sonuçsuz kaldı. Muhalefet partileriyle Meclis'te görüşme gerçekleştiren öğretmen heyetinin, AK Parti ve MHP grup başkanvekilliklerinden talep ettiği randevular karşılık bulmadı. Öğretmenler, taleplerini görüşmek üzere Milli Eğitim Komisyonu toplanana kadar Ankara'da ve Türkiye genelinde açlık grevi eylemlerine devam edeceklerini ilan etti.

Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






İBB Davası'nın 52. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin, 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 52. duruşması başladı

 

17.06.2026 11:20:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 52. duruşması başladı
İBB Davası'nın 52. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklarla avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ile tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe'nin avukatının savunmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor. 

CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi

CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası, bugün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi

17.06.2026 11:16:00 / Güncelleme: 17.06.2026 12:21:41
Haber Merkezi
 CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi
 CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi
CHP'de Özgür Özel yönetimi, olağanüstü kurultay için toplanan 900'e yakın delege imzası, bugün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na iletildi. Genel Merkez kaynaklarının verdiği bilgiye göre "Mutlak butlan kararı nedeniyle olağanüstü kurultay toplanamaz" tutumunu sürdüren Kılıçdaroğlu, bu talebi işleme koymayacak.

Kılıçdaroğlu yönetiminin, Özel'in bu hamlesine karşı olağan kurultay takvimini açıklayarak yanıt vereceği belirtiliyor.

CHP'de mutlak butlan kararının ardından başlayan yönetim krizinde yeni bir aşamaya geçiliyor.

Özel yönetimi, 1 Haziran'dan itibaren noter aracılığıyla delegelerden toplanan ıslak imzalı olağanüstü kurultay talebini resmen Genel Merkez'e iletecek.

CHP'nin yaklaşık 1200 dolayında seçilmiş delegesinden mahkeme kararıyla görevine son verilen 196 İstanbul delegesinden ise imza alınmadı.

CHP tüzüğüne göre delegelerin salt çoğunluğunun imzalı talebi üzerine genel başkanın 45 gün içinde partiyi olağanüstü kurultaya götürmesi gerekiyor.

Ancak Kılıçdaroğlu yönetimi, istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararı nedeniyle, delegelerin iradesinin sakatlandığını, bu nedenle de olağanüstü kurultayın yapılamayacağını savunuyor.

Süreç nasıl işleyecek?
Özel yönetimi, delegelerden toplanan imzaları hem elden hem de noter aracılığıyla Genel Merkez'e iletecek.

Özel'in yakın kurmaylarının verdiği bilgiye göre Kılıçdaroğlu, tüzükte öngörülen bir haftalık süre içinde olağanüstü kurultay çağrısına yanıt vermek zorunda.

Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda, Özel yönetimi sulh hukuk mahkemesine başvuracak.

Aynı kaynaklara göre mahkemenin bu başvuruyu 15 gün içinde karara bağlaması gerekiyor.

Mahkemenin bu talebi reddetmesi ihtimali bulunurken başvurunun kabul edilmesi halinde, partiyi olağanüstü kurultaya götürmek üzere bir çağrı heyeti atanması mümkün.

İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi

İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi

17.06.2026 11:14:00
Haber Merkezi
 İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi
 İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi
İzmir'de CHP'li Seferihisar Belediyesi'ne 'rüşvet' iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, şafak operasyonu düzenlendi.

Operasyonda, aralarında başkan yardımcısının da bulunduğu altı kişi gözaltına alındı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, belediye ile bağlantılı bazı kişi ve kuruluşların "inşaat ve imar süreçlerine ilişkin işlemler karşılığında menfaat temin ettiklerine yönelik bulgulara ulaşıldığı" belirtildi.

Savcılık yaklaşık 6 milyon TL tutarında rüşvet alışverişi gerçekleştiğine dair deliller olduğunu söyledi.

31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra aralarında İstanbul, Adana, Bursa ve Antalya'nın da bulunduğu 30'dan fazla il ve ilçede belediye başkanları tutuklandı veya görevden uzaklaştırıldı. Bazılarının yerine kayyum atandı.

El değiştiren belediyelerin büyük çoğunluğu CHP yönetimindeydi.

MİT'in terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonunda örgütün sözde sorumlularından Ahmet Kazancı yakalandı

MİT'in terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonunda örgütün sözde sorumlularından Ahmet Kazancı yakalandı

17.06.2026 11:02:00
AA
MİT'in terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonunda örgütün sözde sorumlularından Ahmet Kazancı yakalandı
MİT'in terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonunda örgütün sözde sorumlularından Ahmet Kazancı yakalandı
MİT'in terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonunda örgütün sözde sorumlularından Ahmet Kazancı sınır bölgesinde yakalanarak, Türkiye'ye getirildi.

Can Holding soruşturmasında tahliyeler devam ediyor

Can Holding soruşturması kapsamında yaklaşık 8 aydır cezaevinde bulunan eski İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü ve Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Başkanı Prof. Dr. Remzi Sanver hakkında tahliye kararı verildi

16.06.2026 21:03:00
Haber Merkezi
Can Holding soruşturmasında tahliyeler devam ediyor
Can Holding soruşturmasında tahliyeler devam ediyor
Can Holding soruşturması kapsamında yaklaşık 8 aydır cezaevinde bulunan eski İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü ve Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği Başkanı Prof. Dr. Remzi Sanver hakkında tahliye kararı verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran soruşturmada flaş bir gelişme yaşandı. Mahkeme, dosyaya ilişkin yaptığı inceleme neticesinde tutuklu bulunan Sanver'in serbest bırakılmasına hükmetti

Soruşturmanın Çıkış Noktası ve Suçlamalar



Operasyon, Can Holding ve iştiraki olan şirketlerin finansal hareketlerinin mercek altına alınmasıyla başladı.

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı incelemelerde, holding üzerinden kaynağı belirsiz milyarlarca liralık bir para trafiği tespit edildi.

Soruşturma dosyasında şüphelilere yöneltilen ana suçlamalar "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama" (kara para aklama) olarak kayıtlara geçti.

Remzi Sanver'in Dosyadaki Konumu

Ekim 2025'te düzenlenen ikinci dalga operasyonunda gözaltına alınan Prof. Dr. Remzi Sanver, holdingin mali yapısı ve transfer edilen bazı fonların yönetimiyle ilişkilendirildi.

Savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından, suç örgütüne üye olma ve kara para aklama suçlamalarına yönelik "kuvvetli suç şüphesi" gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sanver, savunmalarında holdingin hukuka aykırı ticari faaliyetleriyle bir bağının bulunmadığını ve akademik/sivil toplum çalışmalarından ötürü hedef alındığını öne sürdü.

Mason Locası'nda Yaşanan Kayyum Süreci

Remzi Sanver'in tutuklanması, başında bulunduğu Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği'nde (Mason Locası) yönetim krizine neden oldu.

"Büyük Üstad" unvanına sahip olan Sanver'in cezaevine girmesiyle dernek yönetimi fiilen işlevsiz kaldı.

Dernek tüzüğüne göre yapılması gereken olağanüstü genel kurul yasal süresi içinde toplanamayınca, İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü'nün başvurusu üzerine mahkeme kararıyla dernek yönetimine geçici kayyum heyeti atandı. Bu durum, Türkiye'deki masonluk tarihi açısından bir ilk olması sebebiyle kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Tahliye Kararının Gerekçesi

Yaklaşık 8 aydır tutuklu bulunan Remzi Sanver hakkında verilen tahliye kararı, dosya üzerindeki rutin tutukluluk incelemesi sırasında alındı.

Mahkeme; Sanver'in delilleri karartma şüphesinin ortadan kalkması, sabit ikametgah sahibi olması, savunmasının alınmış olması ve tutuklulukta geçirilen süreyi göz önünde bulundurarak adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmetti.

Kritik tahliyeler



Can Holding soruşturmasında tahliye edilen veya adli kontrolle serbest bırakılan en kritik isimler:

Eski Rektör ve Mason Locası Başkanı Prof. Dr. Remzi Sanver yaklaşık 8 ay sonra adli kontrol şartıyla tamamen serbest bırakıldı.

Can Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can cezaevinden tahliye edilerek ev hapsi cezası verildi.

Can Yayın Holding Eski Başkanı Mehmet Kenan Tekdağ, cezaevinden tahliye edilerek ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı konuldu.

Holding Ortakları Mehmet Şakir Can ve Murat Can firariyken teslim oldular; cezaevine girmeden doğrudan ev hapsi şartıyla serbest bırakıldılar.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.