Tarih 1095. Papa II. Urban: 'Doğu'daki Hıristiyan kardeşlerimizin acil yardıma ihtiyacı var. Türkler ve Araplar, onlara saldırdı, Tanrı'nın krallığının topraklarını işgal etti. O topraklara gidin ve kutsal şehri (Kudüs'ü) o dinsiz soyun elinden söküp alın. Bu savaşa katılanların tüm günahları affolunacaktır. Tanrı böyle istiyor 'sözleri ile ilk Haçlı Seferini başlatmıştı.
Yıl 1920. İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon: 'Türkleri, Avrupa'dan tamamen atmalıyız. İstanbul, beş yüz yıldır Hıristiyan dünyasının bağrında bir yara gibi duran bu kozmopolit şehir, gerçek sahiplerine geri dönmelidir' diyordu.
Kudüs, Şam ve Bursa
Tarih 1896. Theodor Herzl; 'Filistin'de, Asya'ya karşı Avrupa'nın kalesini, barbarlığa karşı medeniyetin ileri karakolunu oluşturacağız. Bir devlet olarak, Avrupa'nın varlığımızı garanti altına alacağı her türlü güvenlik şartına bağlı kalacağız' diyordu.
Osmanlı ordusunu yenerek Kudüs'e giren İngiliz General Allenby, 'Haçlı Seferleri şimdi resmen sona erdi' derken, Dönemin Başbakanı David Lloyd George, Kudüs'ün ele geçirilmesini "İngiliz halkı için bir Noel hediyesi" olarak nitelendirmişti.
Şam
Fransız güçleri, Şam'ı işgal ettiğinde, General Gouraud doğrudan Emevi Camii'nin yanında bulunan Selahaddin Eyyubi'nin türbesine gitmiş, mezarı tekmeleyerek: 'Uyan Selahaddin! Biz, geri döndük. Haçın, hilale karşı zaferi burada taçlanıyor' diyordu.
Bursa
Venizelos'un oğlu Sofokles'in komutasında Yunan askerleri 8 Temmuz'da Bursa'ya girmişti. Yanına bir fotoğrafçı alan bu alçak, doğruca Osman Gazi'nin türbesine gider.
Sofokles, mahmuzlu çizmelerini kaldırıp sandukaya üst üste üç tekme savurur. Ardından kılıcını, hayali düşmanına doğru hamle yapar gibi sallayarak küfürle karışık şu narayı atar;
'Kalk ey koca sarıklı, koca Osman! Kalk da, torunlarının halini gör! Kurduğun devleti yıktık. Seni öldürmeye geldim!"
O alçak daha sonra ayağını, Osman Gazi'nin sandukanın üzerine koyup kılıcına dayanarak fotoğrafçıya şöyle seslenir; 'Çek bakalım bir Bursa hatırası'.
O fotoğrafın arkasına, 'Ordularımız, Bursa'ya hâkimdir. Şu anda Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman ayaklarımın altındadır' notunu yazıp, Atina'ya gönderir.
Nil'den Fırat'a
Tarih 1948. İsrail'in İlk Başbakanı David Ben-Gurion, İsrail devletinin sınırlarının sabit olmadığını ve kutsal metinlerdeki sınırlara ulaşma hedefini; 'Biz devletimizin sınırlarını ilan etmedik. Çünkü bu sınırlar statik değildir. İncil'de (Tevrat'ta) vadedilen toprakların sınırları, Nil'den Fırat'a kadar uzanır. Biz bu toprakların tamamını bir araya getirene kadar görevimiz bitmiş sayılmaz' sözleriyle dile getiriyordu.
2002'de Büyük Ortadoğu Projesinin hedefini açıklayan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, 2006'da Lübnan'a yaptığı ziyarette: 'Burada gördüğümüz şey, bir anlamda Yeni bir Orta Doğu'nun doğum sancılarıdır. Ne yaparsak yapalım, geriye (eski Orta Doğu'ya) dönmeyeceğimizden, yeni bir Orta Doğu'ya doğru ilerleyeceğimizden emin olmalıyız' diyordu.
Daha ne desinler, daha hangi vahşeti gerçekleştirsinler ki, Müslümanlar ve Müslümanların önüne geçenlerin gözleri açılsın?
Bu açık ve aşikar tarihte ülkemize bakıyorsun, en dinci-dindarı da Amerikancı, AB'ci, NATO'cu. En milliyetçi ve ulusalcı, Atatürkçü geçineni de!
Neden böyle oldu?
Bu sorunun cevabını da onlar verdi.
Yıl 1882. İngiliz Parlamentosu'nda eline Kur'an-ı Kerim başbakan William Ewart Gladstone: 'Bu kitap, Müslümanların elinde kaldığı müddetçe biz, onlara hakiki egemen olamayız. Ne yapıp etmeli, bu Kur'an'ı onların elinden almalı veya onları Kur'an'dan soğutmalıyız' diyordu.
Kuran'ı elimizden aldıkları için en dincisi de, milliyetçisi de, ulusalcı ve Atatürkçüsü de şimdi Amerikancı, AB'ci, NATO'cu.
Yıl 1920. İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon: 'Türkleri, Avrupa'dan tamamen atmalıyız. İstanbul, beş yüz yıldır Hıristiyan dünyasının bağrında bir yara gibi duran bu kozmopolit şehir, gerçek sahiplerine geri dönmelidir' diyordu.
Kudüs, Şam ve Bursa
Tarih 1896. Theodor Herzl; 'Filistin'de, Asya'ya karşı Avrupa'nın kalesini, barbarlığa karşı medeniyetin ileri karakolunu oluşturacağız. Bir devlet olarak, Avrupa'nın varlığımızı garanti altına alacağı her türlü güvenlik şartına bağlı kalacağız' diyordu.
Osmanlı ordusunu yenerek Kudüs'e giren İngiliz General Allenby, 'Haçlı Seferleri şimdi resmen sona erdi' derken, Dönemin Başbakanı David Lloyd George, Kudüs'ün ele geçirilmesini "İngiliz halkı için bir Noel hediyesi" olarak nitelendirmişti.
Şam
Fransız güçleri, Şam'ı işgal ettiğinde, General Gouraud doğrudan Emevi Camii'nin yanında bulunan Selahaddin Eyyubi'nin türbesine gitmiş, mezarı tekmeleyerek: 'Uyan Selahaddin! Biz, geri döndük. Haçın, hilale karşı zaferi burada taçlanıyor' diyordu.
Bursa
Venizelos'un oğlu Sofokles'in komutasında Yunan askerleri 8 Temmuz'da Bursa'ya girmişti. Yanına bir fotoğrafçı alan bu alçak, doğruca Osman Gazi'nin türbesine gider.
Sofokles, mahmuzlu çizmelerini kaldırıp sandukaya üst üste üç tekme savurur. Ardından kılıcını, hayali düşmanına doğru hamle yapar gibi sallayarak küfürle karışık şu narayı atar;
'Kalk ey koca sarıklı, koca Osman! Kalk da, torunlarının halini gör! Kurduğun devleti yıktık. Seni öldürmeye geldim!"
O alçak daha sonra ayağını, Osman Gazi'nin sandukanın üzerine koyup kılıcına dayanarak fotoğrafçıya şöyle seslenir; 'Çek bakalım bir Bursa hatırası'.
O fotoğrafın arkasına, 'Ordularımız, Bursa'ya hâkimdir. Şu anda Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman ayaklarımın altındadır' notunu yazıp, Atina'ya gönderir.
Nil'den Fırat'a
Tarih 1948. İsrail'in İlk Başbakanı David Ben-Gurion, İsrail devletinin sınırlarının sabit olmadığını ve kutsal metinlerdeki sınırlara ulaşma hedefini; 'Biz devletimizin sınırlarını ilan etmedik. Çünkü bu sınırlar statik değildir. İncil'de (Tevrat'ta) vadedilen toprakların sınırları, Nil'den Fırat'a kadar uzanır. Biz bu toprakların tamamını bir araya getirene kadar görevimiz bitmiş sayılmaz' sözleriyle dile getiriyordu.
2002'de Büyük Ortadoğu Projesinin hedefini açıklayan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, 2006'da Lübnan'a yaptığı ziyarette: 'Burada gördüğümüz şey, bir anlamda Yeni bir Orta Doğu'nun doğum sancılarıdır. Ne yaparsak yapalım, geriye (eski Orta Doğu'ya) dönmeyeceğimizden, yeni bir Orta Doğu'ya doğru ilerleyeceğimizden emin olmalıyız' diyordu.
Daha ne desinler, daha hangi vahşeti gerçekleştirsinler ki, Müslümanlar ve Müslümanların önüne geçenlerin gözleri açılsın?
Bu açık ve aşikar tarihte ülkemize bakıyorsun, en dinci-dindarı da Amerikancı, AB'ci, NATO'cu. En milliyetçi ve ulusalcı, Atatürkçü geçineni de!
Neden böyle oldu?
Bu sorunun cevabını da onlar verdi.
Yıl 1882. İngiliz Parlamentosu'nda eline Kur'an-ı Kerim başbakan William Ewart Gladstone: 'Bu kitap, Müslümanların elinde kaldığı müddetçe biz, onlara hakiki egemen olamayız. Ne yapıp etmeli, bu Kur'an'ı onların elinden almalı veya onları Kur'an'dan soğutmalıyız' diyordu.
Kuran'ı elimizden aldıkları için en dincisi de, milliyetçisi de, ulusalcı ve Atatürkçüsü de şimdi Amerikancı, AB'ci, NATO'cu.
Akın Aydın / diğer yazıları
- G7 zirvesi ve Mandacılar / 22.06.2026
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026
- Hükümet, kendini de inkar ediyor / 10.06.2026

























































