logo
25 AĞUSTOS 2026

‘Düzensiz uyku bağışıklığı zayıflayabilir’

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alihan Oral, "Yetersiz ve kötü bir uykunun, yapılacak aşının vücutta üreteceği koruyucu antikor miktarını olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır" dedi

25.11.2020 23:33:00
 
‘Düzensiz uyku bağışıklığı zayıflayabilir’
‘Düzensiz uyku bağışıklığı zayıflayabilir’
Tüm dünyada etkisini ve şiddetini arttırarak devam eden koronavirüs salgınının özellikle kronik hastalıkları olan veya bağışıklık sistemi zayıf kişileri daha fazla etkilediğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alihan Oral, "Yetersiz ve kötü bir uykunun, yapılacak aşının vücutta üreteceği koruyucu antikor miktarını olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır" dedi.

Uyku, bağışıklık sistemini nasıl güçlendirir?

Uykunun bağışıklık sistemi ile ilişkisine değinen Dr. Öğr. Üyesi Oral, "Uyku, vücudumuzun hem dinlenmesi hem de kendini yenilemesi için gereklidir. Uyku esnasında vücudumuzdaki bağışıklık sistemini oluşturan hücreler de diğer hücreler gibi kendini yeniler ve daha aktif hale gelirler. Uyku süresinin kısalmasının savunma sisteminde rol alan T lenfosit ve doğal öldürücü (NK) hücre sayısında ve mikroorganizmalarla savaşta üretilen antikorlarda azalmaya sebep olduğu gösterilmiştir. Aynı zamanda uyku sırasında salınan melatonin hormonunun da bağışıklık sistemi üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır. Yetersiz veya kötü uyku durumunda salınan melatonin hormonu miktarı azalır, bu da bağışıklık sistemini olumsuz etkiler" dedi.

'Uykusuzluk aşının etkisini azaltıyor'

Covid-19 aşısının yüksek başarı oranına sahip olacağı haberleriyle derin bir nefes alırken uzmanlar düzensiz ve yetersiz uyuyan kişilerde aşının yeterince etkili olamayabileceğini belirtti. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Oral, "Yapılan çalışmalarda yetersiz ve kötü bir uykunun aşının vücutta üreteceği koruyucu antikor miktarını olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır" şeklinde konuştu.
Dr. Oral sözlerine şöyle devam etti: "Yapılan çalışmalarda aşı yapılan kişilere bakılınca yeterli uyuyan kişilerde, yeterli uyumayanlara göre vücudun aşıya verdiği cevabın daha iyi olduğu ortaya konulmuştur. Grip, hepatit ve menenjit aşıları ile ilgili yapılan bu çalışmalarda uyku süresi ile aşının oluşturduğu antikor yanıtı arasında ilişki saptanmış.
Aşıların yapılması ile vücudumuzda oluşabilecek koruyucu antikorların yeterince salınması için yeterli bir uykuya ihtiyaç vardır. Covid-19 ile ilgili bu konuda çalışma olmamasına rağmen Covid-19 aşısının gündemde olduğu bu günlerde yeterli uykunun önemi aşının yapıldığı zamanlarda daha da önemli hale gelecektir."

'5 saatten az, 9 saatten fazla uyunmamalı'

Tüm ömrümüzün yaklaşık üçte birinin uykuyla geçtiğini söyleyen Dr. Oral, bağışıklık sistemini güçlü tutmak için sağlıklı bir uyku için de şu tavsiyeleri verdi: "Yetişkin bir insanın ideal uyku saati 6-8 saat arasındadır. Uyku, 5 saatten az ve 9 saatten fazla olmamalıdır. Uyku saatinin yanında uyku kalitesi için ise çok geç saatlerde uyunulmaması, her gün aynı saatte yatağa girilmesi, yatağa teknolojik aletlerle girilmemesi, aydınlığın ve sessizliğin ayarlanması ve geç saatlerde alkol ve kafeinden uzak durulması gibi durumlara dikkat edilmesi önemlidir." İHA



Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde orman dışı alanda başlayıp ormana sıçrayan yangın, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alındı

25.08.2026 19:04:00
AA
 
Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı
Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı

İlçeye bağlı Başköy Mahallesi mevkisinde orman dışı alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye itfaiye ile Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı ekipler sevk edildi.

Ormanlık alana sıçrayan yangına, 2 uçak, 4 helikopter, 8 arazöz, 2 su tankeri ve 2 dozerle havadan ve karadan müdahale edildi.

Ekiplerin çalışmalarının ardından yangın kontrol altına alındı.

 

Masa başında çalışanlar, dikkat!


 
Spora yeni başlayan ya da uzun bir aranın ardından yeniden egzersiz yapan pek çok kişi, ilk antrenmandan saatler sonra kas ağrısı, sertlik ve hareket kısıtlılığı yaşayabiliyor. 'Acemi Sporcu Sendromu' olarak adlandırılan bu tablo, kasların alışık olmadığı yoğunlukta veya türde bir egzersize maruz kalması sonucu gelişiyor. Sendrom, sadece spora yeni başlayanlarda değil, deneyimli sporcularda da alışılmadık şiddette antrenman yapıldığında ortaya çıkabiliyor. Masa başında çalışanlar bu dertten daha fazla muzdarip oluyor. 

25.08.2026 17:31:00
Murat Çorbacı
 
Masa başında çalışanlar, dikkat!
Masa başında çalışanlar, dikkat!

Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, acemi sporcu sendromunun spor esnasında yapılan hatalardan kaynaklandığına dikkat çekerek, "Kas ağrısının şiddeti antrenmanın ne kadar etkili olduğunun göstergesi değildir. Ağrıyı bir başarı ölçütü olarak görmek, kişinin kaslarına gereğinden fazla yüklenmesine ve dinlenme sürecini atlamasına yol açabilir. Doğru yaklaşım; vücuda kademeli uyum süresi tanımak, ısınma ve dinlenmeyi ihmal etmemektir" diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, Acemi Sporcu Sendromu hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı; korunmaya yönelik 7 etkili öneride bulundu.


Masa başında çalışanlarda yakınmalar daha şiddetli!

Tıp literatüründe "gecikmiş kas ağrısı" (Delayed Onset Muscle Soreness-DOMS) olarak bilinen acemi sporcu sendromu; kas ağrısı, hassasiyet, hareket kısıtlılığı ve bazen şişlikle kendini gösteriyor. Spora yeni başlayanların yanı sıra uzun süre hareketsiz kalanlar, masa başında çalışanlar, hareketsiz bir yaşam sürenler ile tatil, hastalık veya sakatlık sonrasında spora dönenler riskli grupta yer alıyor. Kas kütlesi ve kişinin önceki fiziksel aktivite düzeyi, belirtilerin şiddetinde etkili olabiliyor. Yaş ilerledikçe kas ve tendon yapısındaki esnekliğin azalması nedeniyle orta yaş ve üzerindeki kişilerde belirtilerin daha belirgin seyredebileceğini ifade eden Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, fiziksel aktivitesi düşük ve uzun süre oturarak çalışan kişilerin de spora başladıklarında daha şiddetli yakınmalar yaşayabileceklerini belirtiyor.

Antrenmana ısınmadan başlamayın

Acemi sporcu sendromu, özellikle "eksantrik" olarak tanımlanan, kasın yük altında uzadığı, hareketlerin yoğun olduğu egzersizlerin ardından daha sık ve şiddetli görülebiliyor. Merdiven inmek, yokuş aşağı koşmak, ağırlık antrenmanlarında ağırlığı yavaşça indirmek, çömelmek, pilates yapmak ve yeni bir grup egzersizine başlamak bu hareketlere örnek oluşturuyor. Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, temel sorunun kasa aniden ve hazırlıksız şekilde alışık olmadığı bir yük bindirilmesi olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: "Yeterince ısınmadan ve açma germe hareketleri yapmadan antrenmana başlamak, ilk seanstan itibaren yüksek ağırlık  veya tekrar sayısıyla çalışmak ve vücuda kademeli uyum süresi tanımadan antrenman sıklığını hızla artırmak en sık yapılan hatalardır. Özellikle kasın yük altında uzadığı hareketlerin tecrübesiz şekilde ve yüksek şiddette uygulanması belirtileri artırabilir." Antrenman sonrasında kasların toparlanmasına yeterli süre tanımamak, aynı kas grubunu art arda günlerde aşırı zorlamak, yeterince sıvı tüketmemek, dengesiz beslenmek, uykusuzluk ve kronik yorgunluk hâlinde egzersiz yapmak da acemi sporcu sendromuna zemin hazırlayabiliyor.

Sporda hissedilen acı başarılı egzersiz işareti değil!

Acemi sporcu sendromunun en sık görülen belirtisi kas ağrısı ve sertliği oluyor. Ağrı, egzersiz sırasında değil, genellikle antrenmandan 12-24 saat sonra ortaya çıkıyor ve 24-72'nci saatlerde en şiddetli düzeye ulaşıyor. Kaslarda dokunmayla hassasiyet, kas gücünde geçici azalma, eklemi rahat hareket ettirmede kısıtlılık, hafif şişlik ve güçsüzlük hissi de ağrıya eşlik edebiliyor. Belirtiler çoğunlukla 5-7 gün içinde kendiliğinden geriliyor.

Toplumda egzersiz sonrasında ne kadar çok ağrı hissedilirse antrenmanın o kadar etkili olduğu yönünde yanlış bir inanış bulunduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, "Ağrıyı bir başarı ölçütü olarak değil, vücudun uyum ve toparlanma sinyali olarak değerlendirmek gerekir" diye konuşuyor.

Olağan dışı belirtilere dikkat!

Acemi sporcu sendromu genellikle kendiliğinden gerileyen ve ciddi olmayan bir tablo olsa da ağrıya rağmen dinlenmeden aynı şiddette antrenmana devam edilmesi; kas ve tendon yaralanmalarına, kas zorlanmalarına, eklem sorunlarına ve performans kaybına zemin hazırlayabiliyor. Doç. Dr. Nezih Ziroğlu şöyle diyor: "Sıradan kas ağrısı genellikle her iki tarafta simetrik hissedilir, dokunmakla hassastır ve günler içinde giderek azalır. Buna karşılık tek taraflı, ani başlayan, keskin ve lokalize bir ağrı; bölgede belirgin şişlik veya morarma; eklemde ani güç kaybı ya da basamama gibi bulgular kas veya tendon yırtığını düşündürür ve zaman kaybetmeden değerlendirme gerektirir."

Aşırı yoğun ve alışılmadık egzersizlerin nadiren "rabdomiyoliz" olarak adlandırılan, kas dokusunun ciddi düzeyde yıkımıyla seyreden bir tabloya da neden olabileceğine işaret eden Doç. Dr. Ziroğlu, "Olağan kas ağrısının ötesinde koyu renkli idrar, aşırı şişlik veya dayanılmaz ağrı gelişmesi durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Belirtilerin bir haftadan uzun sürmesi, şiddetli olması veya olağan dışı bulguların eşlik etmesi de bir sağlık profesyoneli tarafından değerlendirme gerektirir" uyarısında bulunuyor.

Acemi sporcu sendromu genellikle kendiliğinden gerileyen ve ciddi olmayan bir tablo olsa da ağrıya rağmen dinlenmeden aynı şiddette antrenmana devam edilmesi; kas ve tendon yaralanmalarına, kas zorlanmalarına, eklem sorunlarına ve performans kaybına zemin hazırlayabiliyor.

Kaslarınızın toparlanmasına zaman tanıyın

Acemi sporcu sendromu çoğunlukla özel bir tedavi gerektirmiyor. Tedavide ağrının hafifletilmesi, kasların toparlanma sürecinin desteklenmesi ve kişinin günlük aktivitelerine güvenle dönmesinin sağlanması amaçlanıyor. Kasların dinlendirilmesi, hafif germe hareketleri, sıcak uygulama ve hafif masaj ağrının hafiflemesine yardımcı olabiliyor. Gerektiğinde doktor önerisiyle ağrı kesici ilaçlardan da yararlanılabiliyor. Antrenman sonrasında hafif yürüyüş veya yüzme gibi düşük tempolu hareketlerin tercih edilebileceğini belirten Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, yeterli sıvı tüketmenin, protein açısından dengeli beslenmenin ve düzenli uykunun da kasların toparlanma sürecini desteklediğini vurguluyor.

Acemi Sporcu Sendromuna karşı 7 etkili önlem!

Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, Acemi Sporcu Sendromu'na karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:

1. Antrenmana mutlaka dinamik bir ısınma bölümüyle başlayın ve ardından germe hareketleri yapın.
2. Egzersizin yükünü, şiddetini ve süresini kademeli olarak artırın; haftalık antrenman yükünüzü bir öncekine göre yüzde 10'dan fazla artırmayın, ilk haftalarda "az ve düzenli" yaklaşımını benimseyin.
3. Kasın yük altında uzadığı yokuş aşağı koşu ve ağır çömelme gibi hareketleri tecrübe kazanana kadar düşük şiddette uygulayın.
4. Antrenmanlar arasında kas gruplarına yeterli dinlenme süresi tanıyın ve aynı kas grubunu art arda günlerde aşırı zorlamayın.
5. Yeterli su tüketin, dengeli beslenin ve beslenmenizde yeterli miktarda proteine yer verin.
6. Uyku düzeninize dikkat edin; yorgun veya uykusuz olduğunuzda yoğun antrenman yapmayın.
7. Mümkünse spora başladığınız ilk dönemde bir eğitmen veya uzman eşliğinde doğru teknikle çalışın; ani ve kontrolsüz hareketlerden kaçının.

Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu

Karadeniz'in Bartın açıklarında son 70 günde üçüncü insansız hava aracı (İHA) bulundu. Kapısuyu köyü plajında bulunan İHA incelenmek üzere jandarma ekipleri tarafından alındı

25.08.2026 12:31:00 / Güncelleme: 25.08.2026 12:33:20
İHA
 
Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu
Bartın açıklarında 70 günde üçüncü insansız hava aracı bulundu
Bartın Kastamonu sınırındaki Kapısuyu köyü açıklarında, denizde yüzen gençler tarafından bir cisim görüldü. Gençlerin durumu jandarmaya haber vermesi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu sevk edildi. Mühimmat bulunması ihtimaline karşı dronun, sahil güvenlik botu gözetiminde dalgalarla sahile sürüklenmesi beklendi. Sahile ulaşan İHA, jandarmanın geniş güvenlik tedbirleri arasında incelendi.

Öncekilerle aynı

İlk tespitlerde dronda, mühimmat bulunmadığı, önceki bulunanlarlar gibi gövde ve kanatlarının strafor köpükten, pervanelerinin ağaçtan, eklenti vidalarının ise plastikten yapıldığı tespit edildi. Rus yapımı olduğu tahmin edilen insansız hava aracının menşeinin ise Ankara'da yapılacak incelemede belirlenmesi bekleniyor.

70 günde 3 İHA bulundu

Bartın'da 14 Haziran'da Kapısuyu Köyü Plajı'nda, 19 Haziran'da ise Bartın'ın Amasra ilçesine bağlı Çakraz Plajı'nda insansız hava aracı bulunmuştu. Son 70 günde bulunan 3 insansız hava aracının da birbirinin benzeri olduğu, Ukrayna ve Rusya Savaşı'nda kullanılan insansız hava araçlarından olduğu tahmin ediliyor.

İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı

İzmir'de DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik polis ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda 26 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Firari 1 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor

25.08.2026 10:43:00
İhlas Haber Ajansı
 
İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı
İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı
İzmir'de DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik polis ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda 26 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Firari 1 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Edinilen bilgiye göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) ve İstihbarat Şube müdürlükleri ekipleri, DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin tespiti ile deşifre edilmesine yönelik geniş çaplı bir çalışma yürüttü. Yapılan istihbari ve teknik çalışmalar sonucunda, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptığı ve geçmiş dönemlerde DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü ileri sürülen 27 şüpheli tespit edildi.

Yasaklı yayınlar ve dijital materyaller ele geçirildi

Şüphelilerin yakalanması için bugün sabah saatlerinde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düğmesine basıldı. Gerçekleştirilen baskınlarda 26 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile haklarında toplatma kararı bulunan örgütsel kitaplar ele geçirildi.

Öte yandan, adresinde bulunamayan firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirilirken gözaltına alınan 26 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.

Başkentte yürek sızlatan tablo

Eşit özlük hakları talebiyle Ankara'da haftalardır eylem yapan er gaziler ve şehit aileleri, şafak operasyonuyla parklardan çıkarıldıktan sonra şimdi de bakanlıklar önünde abluka altına alındı. Gazilerin "Şehit olsaydık da bugünleri görmeseydik" haykırışı Başkent'te tansiyonu yükseltti

24.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Başkentte yürek sızlatan tablo
Başkentte yürek sızlatan tablo
Türkiye'nin 81 ilinden rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük ve sosyal haklara sahip olmak amacıyla Ankara'ya gelen erbaş ve er statüsündeki gaziler ile er şehit yakınları, haftalardır Başkent'te seslerini duyurmaya çalışıyor.

İlk olarak Kızılay Güvenpark'ta oturma eylemi başlatan ve taleplerine karşılık alamadıkları için açlık grevine giden gazilerin direnişi, kolluk kuvvetlerinin sert müdahaleleri ve yoğun ablukasıyla karşı karşıya kaldı.

Sabaha karşı "şafak baskını" ve Güvenpark'ın kapatılması

Güvenpark'ta 38 gün boyunca gece gündüz demeden bekleyişini sürdüren şehit yakınları ve gazilere, sabaha karşı saat 04.45 sularında çok sayıda emniyet gücünün katılımıyla ani bir müdahale gerçekleştirildi.

Alanda çadır kurup nöbet tutan eylemciler, polis zoruyla bulundukları yerden çıkarılarak otobüslere bindirildi ve Bilkent'teki Gazi Uyum Evi'ne götürüldü. Operasyonun ardından Ankara Güvenpark yaya trafiğine kapatılarak tamamen polis bariyerleriyle çevrildi.

"Terörist muamelesi görüyoruz" isyanı

Uyum Evi'ne götürüldükten sonra serbest kalan gaziler, mücadelelerinden vazgeçmeyerek bu kez İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı (MSB) önüne yürümek istedi. Ancak gazilerin ve şehit ailelerinin önü her adımda çevik kuvvet barikatları ve kalkanlarla kesildi.

Milli Savunma Bakanlığı önünde açıklama yapılmasına izin verilmemesi üzerine yol üzerinde oturma eylemi başlatan gaziler, yollara yatarak trafiği durdurdu. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, etraflarını saran yoğun polis ablukasına isyan ederek şu açıklamayı yaptı:

"Şu anda teröristbaşına statü verilmesi tartışılırken, bizlere burada adeta terörist muamelesi yapılıyor. Bakanlığın önüne gitmemize, sesimizi duyurmamıza izin verilmiyor."

Arbede esnasında yürek burkan anlar: "Cudi'ye gönderilirken rütbe sormadınız"

Polis barikatları önünde yaşanan arbede sırasında tansiyon sık sık yükselirken duygusal anlar da yaşandı. Müdahale esnasında bazı er gaziler fenalık geçirerek yere yığıldı ve çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırıldı. Koltuk değnekleri ve protezleriyle hak aramaya çalışan gazilerden birinin feryadı ise kameralara şöyle yansıdı:

"Bizi de 20 yaşında Cudi Dağı'na gönderdiler. Oraya gönderirken rütbe sormadınız, şimdi hak verirken neden ayırıyorsunuz? Şehit olsaydık da bugünleri görmeseydik! Vatan sağ olsun, devlet sağ olsun ama bu yapılanlar yazıklar olsun."

Olay yerindeki gazileri ziyaret eden bazı siyasetçiler ve muhalefet milletvekilleri de polis barikatlarına tepki gösterirken gözyaşlarını tutamadı. Gazilerin karşısına dikilmek zorunda kalan bazı polis memurlarının da duygusal anlar yaşadığı ve ağladığı görüldü.

Gaziler ve şehit aileleri, kendilerine uygulanan tüm engellemelere ve ablukaya rağmen, rütbe ayrımına dayanan yasal adaletsizlikler tamamen ortadan kaldırılana ve talepleri resmi olarak kabul edilene kadar Ankara meydanlarını ve bakanlık önlerini terk etmeyeceklerini ilan etti.

Kurul ilk toplantısını yaptı

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen kanun kapsamında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ilk toplantısını gerçekleştirerek sürecin koordinasyonu için düğmeye bastı

24.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Kurul ilk toplantısını yaptı
Kurul ilk toplantısını yaptı
Türkiye'nin toplumsal bütünleşme ve silahsızlanma sürecinde tarihi bir dönüm noktası olan resmi adımlar hayata geçmeye başladı. Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak adlandırılan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, bugün ilk kez bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan kurul, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından sürecin yönetim şemasını ve yol haritasını belirlemek üzere kritik maddeleri masaya yatırdı.

Devletin zirvesi Külliye'de toplandı

Basına kapalı olarak gerçekleştirilen ve stratejik öneme sahip ilk toplantıya devletin zirvesinden yoğun katılım sağlandı. Toplantıda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve Millî Savunma Bakanı'nın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı ve Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri de hazır bulundu.

Toplantının ana gündem maddesini, PKK'nın silah bırakma sürecinin eksiksiz ve güvenli bir şekilde takip edilmesi, kurumlar arası tam koordinasyonun sağlanması ve kanun hükümlerinin sahada titizlikle uygulanması oluşturdu.

Sahada doğrulama için "alt kurullar" oluşturuluyor

Kurulun ilk toplantısında, sürecin teknik ve hukuki takibini yapacak özel mekanizmalar ele alındı. Bu kapsamda, özellikle sahada fiili durum tespiti ve doğrulama yapacak olan "Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu" gibi ihtisaslaşmış alt komisyonların kurulması planlanıyor. Bu alt kurullar, yasa kapsamında silahsızlanarak teslim olan veya sürece dahil olan kişilerin hukuki erteleme sürelerini, rehabilitasyon adımlarını ve toplumsal entegrasyon süreçlerini anlık olarak raporlayacak.

TBMM boyutu da devreye girecek

Külliye bünyesinde yürütmenin koordinasyonunu üstlenen bu kurulun yanı sıra, sürecin şeffaflığı ve demokratik meşruiyeti açısından yasama ayağı da yakında şekillenecek. Önümüzdeki günlerde TBMM bünyesinde, siyasi parti temsilcilerinin de katılım sağlayacağı ayrı bir "Meclis İzleme ve Takip Kurulu" kurulması bekleniyor. Böylece sürecin hem yürütme hem de yasama kanadı tarafından çift taraflı denetlenebilir bir zeminde ilerlemesi hedefleniyor.

İlk toplantının tamamlanmasının ardından, kurulun çalışma takvimi ve alınan kararlara ilişkin Cumhurbaşkanlığı tarafından resmi bir yazılı açıklama yapılması bekleniyor.

3 kardeşin ölümünde iki ihtimal

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde Muhammed Ali, Gülşah ve Belinay Sakar kardeşlerin cansız bedenlerinin peş peşe deniz kıyısına vurmasıyla ilgili soruşturma derinleşiyor; emniyet güçleri olayın arkasındaki gizemi çözmek için intihar ve toplu kurtarma faciası ihtimalleri üzerinde duruyor

24.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
Kocaeli'nin Darıca ilçesinde 20 Ağustos 2026 tarihinde Cami Mahallesi Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde gerçekleşen trajik olayda, Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli üç kardeşin cansız bedenleri yaklaşık birer saat arayla suda bulunmuştu. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen geniş çaplı incelemelerde, kardeşlerin cep telefonları ile dijital materyalleri mercek altına alınırken, evde sağ bulunan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar'ın (21) emniyetteki ifadesinin olayın gidişatını netleştirmesi bekleniyor.

Sır ölüme dair üzerinde durulan iki kritik ihtimal

Soruşturmayı çok yönlü sürdüren cinayet büro ve asayiş ekipleri, ailenin iç dünyasını ve gençlerin son günlerini inceleyerek trajik ölümün arkasındaki nedenleri aydınlatmak için şu iki ana senaryoyu değerlendiriyor:

Kurtarma faciası: Kardeşlerin sahil kenarındaki konuşmaları veya kazara kayıp düşme durumu göz önüne alınarak, birinin denize düşmüş olabileceği, diğer iki kardeşin ise onu kurtarmak amacıyla peşinden suya atlayarak boğulmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Birlikte intihar sözleşmesi: Anne ve babası boşanan kardeşlerin çevrelerine evden ayrılmak istediklerini söyledikleri iddiaları ve dış dünyaya kapalı, sürekli birlikte vakit geçiren yapıları nedeniyle anlaşıp eş zamanlı olarak yaşamlarına son vermiş olma ihtimali de göz ardı edilmiyor.

Dehşete düşüren olay nasıl olmuştu?

Darıca Sahili'nde 20 Ağustos günü saat 16.00 sıralarında denizde hareketsiz bedenler gören vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi. Olay yerine gelen ekipler, kıyıya vuran üç gencin cansız bedenini sudan çıkardı. Yapılan parmak izi ve kimlik tespit çalışmalarında ölenlerin aynı aileye mensup kardeşler olduğu belirlendi.

Gebze Adli Tıp Kurumu'nda yapılan ilk otopsi incelemelerinde, kardeşlerin vücudunda herhangi bir darp, cebir, boğuşma izine ya da kesici/ateşli silah yaralanmasına rastlanmadı. İlk bulgular ölümlerin suda boğulma sonucu gerçekleştiğini gösterirken, kardeşlerden birinin kulak ve burnunda basınca bağlı kanamalar tespit edildi.

Ölüme giden gece yarısı yürüyüşü kamerada

Yürütülen çalışmalarda kardeşlerin ölüme yürüdüğü son anlara ait güvenlik kamerası kayıtları ortaya çıktı. 20 Ağustos sabaha karşı saat 03.49'da Eski Hükümet Caddesi'nde kaydedilen görüntülerde; üç kardeşin de siyah kıyafetler giydiği, kız kardeşler Gülşah ve Belinay'ın kol kola girdiği, Muhammed Ali'nin ise yanlarında sakin bir şekilde sahile doğru yürüdüğü anlar yer aldı.

Aileyi yıkan kahredici detaylar ve geçmişteki büyük acı

Soruşturma sürerken aile geçmişine dair ortaya çıkan ayrıntılar ise adeta yürekleri dağladı. Anne Güler Saltan ile babanın boşanmış olduğu, çocukların Darıca'da anneleriyle yaşadığı öğrenildi. Olayın ardından denizde aranan 21 yaşındaki zihinsel engelli dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, sabah evde uyandığında kardeşlerini bulamamış ve daha sonra polis ekiplerince evde sağ olarak bulunmuştu.

Ailenin daha büyük bir acıyı geçmişte de yaşadığı, çocukların ismi öğrenilemeyen bir diğer ablasının da tam 10 yıl önce (2016 yılında) İzmir'in Çeşme ilçesinde denizde boğularak hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Hayatını kaybeden gençlerden Gülşah Sakar'ın bu yıl Hukuk Fakültesini yeni kazandığı, en küçük kardeş Belinay Sakar'ın ise toprağa verildiği gün tam 15. yaş gününün olduğu öğrenildi. Üç kardeş, Darıca Eyüpoğlu Camii'nde yan yana konulan üç tabutla kılınan cenaze namazının ardından Gebze Balçık Mezarlığı'nda gözyaşlarıyla defnedildi.

TMSF'den Can Dündar'ın mal varlığına ilişkin açıklama

İstanbul Çengelköy'de bulunan taşınmaz için Dündar'ın hissesine düşen aylık kira gelirinin 95 bin lira olduğu, gerekli tadilat ve tamirat işlemlerinin ise kiracı tarafından yapılarak masrafların kira bedelinden mahsup edildiği belirlendi

24.08.2026 14:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
TMSF'den Can Dündar'ın mal varlığına ilişkin açıklama
TMSF'den Can Dündar'ın mal varlığına ilişkin açıklama
Firari Can Dündar'ın malvarlığının yönetimi için kayyım olarak atanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Dündar adına kayıtlı 5 taşınmaz tespit edildi. Yapılan incelemelerde taşınmazların İstanbul'un Üsküdar, Muğla'nın Bodrum ilçesi ve Ankara'da bulunduğu belirlendi. Kiraya verilmiş taşınmazlardan Dündar'ın hissesine düşen kira gelirlerinin emanet banka hesabına yatırılması sağlandı.

İstanbul'un Üsküdar ilçesindeki Çengelköy'de bulunan taşınmaz için Dündar'ın hissesine düşen aylık kira geliri 95 bin lira olarak belirlenirken, söz konusu taşınmazla ilgili gerekli tadilat ve tamirat işlemleri kiracı tarafından yapılıyor ve masraflar kira bedelinden mahsup ediliyor.

Muğla'nın Bodrum ilçesindeki villa için kira bedelinin artırılması amacıyla diğer hissedar olan eşiyle birlikte hukuki süreç başlatıldı.

Ankara'daki iki taşınmazın ise miras yoluyla edinildiği, taşınmazlardan birinde Dündar'ın annesinin ikamet ettiği, diğerinin kira gelirinin de annesi tarafından tahsil edildiği tespit edildi.

Can Dündar hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020 yılında verdiği kararla, devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etmek ve FETÖ/PDY'ye yardım etmek suçlarından mahkûmiyet kararı verilmişti.

Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası

Kahramanmaraş'ta 15 Nisan'da Ayser Çalık Ortaokulu'nda düzenlenen silahlı saldırıda yaşamını yitiren matematik öğretmeni Ayla Kara'nın ailesi, saldırganın tutuklu anne ve babası hakkında 5 milyon liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı

24.08.2026 13:50:00
Anadolu Ajansı
 
Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası
Saldırganın ailesine 5 milyon liralık tazminat davası

Kara ailesinin avukatı Özcan Kara'nın Kahramanmaraş 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu ihtiyati haciz dilekçesinde, olay nedeniyle müvekkilin davalılardan maddi manevi tazminat alacağı doğduğu belirtilerek, "Failin anne ve babasının olay öncesinde gerekli gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesince sorumluluğunun bulunduğu" ifade edildi.

Dilekçede, "Davalıların mal varlıklarını kaçırma, devretme veya gizleme ihtimali bulunduğu, bu nedenle alacağın tahsilinin imkansız hale gelmemesi için ihtiyati haciz kararı verilmesi" talep edildi.

Talebi değerlendiren mahkeme, failin anne ve babasının mal varlığıyla ilgili ihtiyati haciz kararı verdi.

Mahkemenin kararında, 15 yaşından küçük bir çocuğun eylemi nedeniyle anne ve babanın cezai sorumluluğu bulunmasa dahi hukuki sorumluluklarının doğabileceği belirtildi.

Türk Medeni Kanunu'nun 369. maddesindeki "ev başkanının sorumluluğu" kapsamında anne ve babanın, çocuklarının üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumlu tutulabileceği kaydedildi.

Kararda, çocuğun 15 yaşından küçük olmasının veya ayırt etme gücüne sahip olup olmamasının, anne ve babanın bu kapsamdaki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ifade edildi.

Anne ve babanın sorumluluktan kurtulabilmesi için çocuğu durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle gözetim altında bulundurduklarını veya gerekli özeni göstermiş olsalar dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceklerini ispatlamaları gerektiği kaydedilen kararda, 15 yaşından küçük bir çocuğun ateşli silaha erişebilmesinin aile içi denetim, eğitim ve gözetim bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Mahkeme, saldırganın babası Uğur ve annesi Peyman Pınar Mersinli'nin mal varlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ayrı ayrı 5 milyon lira olmak üzere ihtiyati haciz uygulanmasına hükmetti.

Ailenin avukatı Özcan Kara, ihtiyati haciz kararının ardından Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 5 milyon liralık tazminat davası açtıklarını belirtti.

Kara, zararın bilirkişi incelemesiyle kesinleşeceğini ve tazminat talebinin ilerleyen süreçte artırılabileceğini kaydetti.

Ceza davasının ilk duruşması 4 Eylül'de

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda 15 Nisan'da öğrenci İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı.

Soruşturma kapsamında tutuklanan Uğur ve Peyman Pınar Mersinli, 4 Eylül'de Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Uğur Mersinli hakkında 10 kez müebbet ve 30 yıla kadar, Peyman Pınar Mersinli hakkında ise 22,5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu, YENİ Parti’yi değişim yolculuğunda “Cumhuriyet, demokrasi ve adalet meşalesini taşıyacak en güçlü çatı” olarak nitelendirdi

24.08.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
 Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin demokrasi, adalet ve Cumhuriyet mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı yazıda, "Cumhuriyet, adalet ve demokrasi mücadelesi Türkiye'de değişimin önünü açacaktır. Büyük bir değişimin öncüsü olacak YENİ Parti'nin, bu büyük yolculuğunda Cumhuriyet, demokrasi ve adalet meşalesini taşıyacak en güçlü çatı olduğuna inanıyorum. İçinden geldiğimiz gelenek ve mücadele bilinciyle, değişime ve yeniliğe dair kararlılığımızla büyük bir mücadelenin ve milletin iktidar yolculuğunun merkezi olacağına bütün milletimizin de yürekten inanmasını istiyorum" dedi.

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet gazetesi için "Türkiye hangi şafağa bakacak?" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Silivri'de süren İBB Davası'nın gece yarılarına kadar sürdüğünü belirten İmamoğlu, "Duruşmanın son sanığı savunması boyunca adımı defalarca kullandı, hakkımda iddialar sıraladı. Benim dikkatimi ise sorulmayan bazı basit sorular çekti. Mahkemenin sanığa sormasını bekledim: 'Ekrem İmamoğlu'nu tanıyor musun? Hiç görüştünüz mü? Aranızda herhangi bir irtibat oldu mu? Bu söylediklerini hangi somut bilgiye veya belgeye dayandırıyorsun?' Bekledim. Sorulmadı. Ne iddia makamı sordu ne de mahkeme heyeti. Bunun adı, saatlerce benim hakkımda konuşan bir insana benimle hayatında bir kez olsun görüşüp görüşmediğinin dahi sorulmadığı bir yargı rezaleti" ifadelerini kullandı.

Avukatların sorularına ise yanıt alınamadığını, "itirafçıların" ezbere ifadeleri okuduğunu söyleyen İmamoğlu, "Mahkemenin görevi hakkı gözetmek ve korumaktır. Savcılık aşamasında şantaj ve tehdit yoluyla ifade vermeye ikna edilenleri, duruşmalarda ifadeleri tel tel dökülenleri görmek ve gerekeni yapmaktır. Sorulması gereken en basit sorular bile sorulmuyorsa gerçek ayan beyan ortadadır: Burada hakikat ve adalet aranmıyor, Türkiye'nin geleceğine kast edecek şekilde kurgulanmış çirkin bir senaryo sergileniyor. Hakkımdaki bütün iddialar ortaya konsun. Deliller açıklansın. Tanıklar dinlensin. İddia makamı elinde ne varsa mahkemeye getirsin. Ben de orada olayım. Dinleyeyim, sorayım, cevap vereyim, itiraz edeyim. Doğal bir yargılama süreci bunu gerektirir" dedi.

'DEMOKRASİ SİLİVRİ'DEN GÜÇLENEREK ÇIKACAK'
Duruşmalarda kendisinin konuşturulmadığını anlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Fakat aylardır tuhaf bir durumla karşı karşıyayız: Adımı bir 'suç örgütü' iddiasının merkezine yerleştirmek isteyenler, o iddiaların tartışıldığı mahkeme salonunda benim mümkün olduğunca az konuşmamı istiyor. Bazen salondan çıkarılmam, bazen mahkemeye getirilmemem, bazen savunmamın sınırlandırılması gündeme geliyor. O halde sormak zorundayım: Ekrem İmamoğlu'nu yargılamak istediğiniz mahkemede neden Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasından bu kadar rahatsız oluyorsunuz?

Bütün bunları Silivri'de, Türkiye'nin ve Avrupa'nın 'en büyük duruşma salonu' olmasıyla övünülen devasa bir yapının içinde yaşıyoruz. Övünüyorlar bununla! Erdoğan'ın adaletsizliğinin sembolü olmuş bir yapıyla övünüyorlar! Demokrasiyi, demokratik seçimleri, demokratik, laik ve sosyal devlet halinde bir Cumhuriyet idealini Silivri'de yok etmeye çalışıyorlar. Anlamıyor, anlamak istemiyorlar. Yassıada'da, Diyarbakır'da, Mamak'ta, Ulucanlar'da, Pınarhisar'da yok olmayan ve bütün zorlu mücadeleleriyle yola devam eden demokrasi, Silivri'den de güçlenerek çıkacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başkenti Ankara'da, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde güçlenen iradesiyle er ya da geç demokrasi yolculuğuna devam edecektir. Bu millet elbet şafak vakti operasyonlarına ve yargılamalarına değil, yepyeni bir yolculuğa, geleceğe umutla sarılan bir şafağa yüzünü dönecektir. Bu halktan uzak hükümet, 86 milyonu büyük bir korku, kaos ve kriz ortamında yaşatarak yolsuzluğu, yoksulluğu ve yasakları derinleştirmektedir. Pazara çıkamayan annenin, torununa harçlık veremeyen emeklinin, üretemeyen çiftçinin, gazilerimizin hak arayışının, madencilerimizin emek mücadelesinin bize gösterdiği yol bellidir."

'YENİ PARTİ EN GÜÇLÜ ÇATI'
Yazısında YENİ Parti'ye de değinen İmamoğlu, YENİ Parti'nin güçlü bir çatı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Cumhuriyet, adalet ve demokrasi mücadelesi Türkiye'de değişimin önünü açacaktır. Büyük bir değişimin öncüsü olacak YENİ Parti'nin, bu büyük yolculuğunda Cumhuriyet, demokrasi ve adalet meşalesini taşıyacak en güçlü çatı olduğuna inanıyorum. İçinden geldiğimiz gelenek ve mücadele bilinciyle, değişime ve yeniliğe dair kararlılığımızla büyük bir mücadelenin ve milletin iktidar yolculuğunun merkezi olacağına bütün milletimizin de yürekten inanmasını istiyorum. Pusulamızı doğru görürsek karmaşayı değil uzlaşıyı, çatışmayı değil barışı ve huzuru, yoksulluğu değil zenginliği, adil paylaşımı ve refah içinde bir geleceği yakalarız.

Cumhuriyeti, adaleti ve demokrasiyi ancak güçlü bir çatının altında vereceğimiz mücadeleyle kazanabilir ve millet olarak hep birlikte yeni bir şafağa uyanırız. Yeni ve huzurlu bir şafakta milletimizle buluşmak dileğiyle..."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.