Ebu Talib: Kaside-i Şi’biyye
Esasen Hz. Ebu Tâlib, Arap toplumunun en önemli şair ve hatiplerindendir. Ancak imanı üzerinde o derece spekülasyon yapılmıştır ki, O’nun bu yönü arka planda kalmıştır
14.08.2024 18:12:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Esasen Hz. Ebu Tâlib, Arap toplumunun en önemli şair ve hatiplerindendir. Ancak imanı üzerinde o derece spekülasyon yapılmıştır ki, O'nun bu yönü arka planda kalmıştır.
Ebu Tâlib, Müslümanların üç yıl boyunca muhasara altında tutuldukları sıkıntılı dönemde Kaside-i Şi'biyye'yi söylemiştir. Şi'b "İki tepe arasında bulunan dere" mânâsındadır. Burası Hâşimoğulları'nın Resûlullah ile birlikte sığındığı Ebu Tâlib'e ait mahalledir.
İbn-i Kesir'e göre; Şi'b Kasidesi çok edebî bir kasidedir. Böylesini Ebu Tâlib'den başkası söyleyemez.
Şi'b Kasidesi'nden bazı beyitler şöyledir:
"Ey iki can dostum! Haklı olsun haksız olsun, ilk tenkit edene karşı, kulağım yassı bir taş değildir." (Beyit: 1).
"Bu kavimde sevgi olmadığını, bütün kulpları ve araçları kopardıklarını gördüğümde; bize açıkça düşmanlık ve eziyet yaptıklarını, bizden ayrı duran düşmanını emrinde olduklarını, töhmet altında olan ve arkamızdan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısıran insanlarla bize karşı antlaşma yaptıklarını…" (Beyit: 3-5).
"Yakınlarımı ve kardeşlerimi Kâbe'nin yanına getirdim. Vasilelerden oluşan örtüsüne tutundum." (Beyit: 7).
"Hep beraber ayaktaydık. Büyük kapısına yönelmiş haldeydik. Nafile adak yapanın yemin ettiği yerin yanında." (Beyit: 8).
"(Şöyle dedim: Kötülük için bize saldıran ve bir bâtılda ısrar eden herkesten, insanların Rabbine sığınırım." (Beyit:12).
"Bize gizli düşman olup bizi kabahatli göstermek için koşturanlardan, bizim iddia etmediğimiz bazı şeyleri dinimize katanlardan (Allah'a sığınırım)." (Beyit: 13).
"Sevr dağına, Sebir dağını yerine yerleştirene, sevap için Hira dağına çıkıp inenlere (sığınırım)." (Beyit: 14).
"Mekke'nin göbeğindeki Kâbe'ye ve Kâbe'nin hakikatine (sığınırım). Ve Allah'a (sığınırım) ki Allah (olanlardan) habersiz değildir." (Beyit: 15).
"Kuşluk ve ikindi vakitlerinde önünde insanların yığılıp el-yüz sürdükleri Hacer-i Esved'e (sığınırım)." (Beyit: 16).
"Terliksiz, yalın iki ayağına karşı rutubetli hale gelen kaya üzerindeki, İbrahim'in (a.s.) ayak izlerine (sığınırım)." (Beyit: 17).
"Allah'ın evini hacceden her binitliye, her adak sahibine, her yayaya (sığınırım)." (Beyit: 19).
"Yöneldikleri zaman Meş'ar-i Aksâ'ya (Arafat'a) ve birbirine karşı gelen sel yataklarının sonundaki İlal (tepeciğine sığınırım)." (Beyit: 20).
"(Hacıların) Ellerini binitlerinin göğüslerine dayayıp, akşam vakti dağların üzerinde yaptıkları vakfelerine (sığınırım)" (Beyit: 21).
"Cem (Müzdelife) gecesine ve Mina'daki konak yerlerine, (Mina'nın) üstündeki mukaddes yerlere ve konaklama yerlerine (sığınırım)." (Beyit: 22).
"Sağanak yağmurdan korkuyormuş gibi cins Arap atlarının hızla geçtikleri vakit, Cem'e (sığınırım)." (Beyit: 23).
"(Şeytan'ın) başına iri taşları atmak için (hacıların) üzerine yürüdükleri vakit Büyük Cemre'ye (sığınırım)." (Beyit: 24).
"Allah'ın evine yemin olsun ki, Muhammed ile olursak yenileceğimizi düşünmekte yanıldınız. Henüz biz O'nun uğrunda mızrak ve ok kullanmadık." (Beyit: 32).
"Biz çocuklarımız ve hanımlarımızdan vazgeçip O'nun etrafında yere serilmedikçe O'nu teslim ederiz (zannetmeyin)." (Beyit: 33).
"Allah'a yemin olsun ki, eğer benim gördüğüm hâl devam ederse, hiç şüphesiz kılıçlarımız örnek insanların kanlarına karışacak." (Beyit: 36).
"Ey babası olmayan kişi! Korunması gerekenleri gözeten, çirkin konuşmayan ve işini başkasına bırakmayan bir efendiyi bir kavmin terk etmesi nasıl olur?" (Beyit: 39).
"Çok az beyaz (lider) vardır O'nun gibi. O'nun yüzüsuyu hürmetine buluttan su istenir. O yetimlerin elinden tutar, dulların ise sığınağıdır." (Beyit: 40).
"Haşim ailesinden helak olacaklar O'na sığınır. Onlar O'nun yanında nimet ve iyilikler içindedirler." (Beyit: 41).
"Muhammed Peygamber'in yardımında ısrarlıyım. O'nun için mızraklarla ve atlarla savaşacağım." (Beyit: 96).
"Canlı ve cömert çekme burunlu efendilerden biridir. O şereflerin çoğunda faziletli bir soya dayanmaktadır." (Beyit: 97).
"Yumuşak huyludur, olgundur, adaletlidir, isabetsiz değildir. O öyle bir İlah'ın dostudur ki, O, O'ndan gafil değildir." (Beyit: 100).
"Kulların sahibi O'nu yardımıyla destekledi ve öyle bir din ortaya koydu ki onun gerçekliği kaybolmayacaktır." (Beyit: 101).
"Ahmed artık içimizde öyle kökleşti ki O'na saldıracak güçlülerin saldırısı boşa çıkar." (Beyit: 107).
"Hiç şüphe yok ki Allah dünyada da, mücadele gününde de O'nun işini yüceltip yükseltecektir." (Beyit: 110).
Bu kasideden de anlaşılacağı gibi Ebu Tâlib iman ehli bir insandır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)
Ebu Tâlib, Müslümanların üç yıl boyunca muhasara altında tutuldukları sıkıntılı dönemde Kaside-i Şi'biyye'yi söylemiştir. Şi'b "İki tepe arasında bulunan dere" mânâsındadır. Burası Hâşimoğulları'nın Resûlullah ile birlikte sığındığı Ebu Tâlib'e ait mahalledir.
İbn-i Kesir'e göre; Şi'b Kasidesi çok edebî bir kasidedir. Böylesini Ebu Tâlib'den başkası söyleyemez.
Şi'b Kasidesi'nden bazı beyitler şöyledir:
"Ey iki can dostum! Haklı olsun haksız olsun, ilk tenkit edene karşı, kulağım yassı bir taş değildir." (Beyit: 1).
"Bu kavimde sevgi olmadığını, bütün kulpları ve araçları kopardıklarını gördüğümde; bize açıkça düşmanlık ve eziyet yaptıklarını, bizden ayrı duran düşmanını emrinde olduklarını, töhmet altında olan ve arkamızdan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısıran insanlarla bize karşı antlaşma yaptıklarını…" (Beyit: 3-5).
"Yakınlarımı ve kardeşlerimi Kâbe'nin yanına getirdim. Vasilelerden oluşan örtüsüne tutundum." (Beyit: 7).
"Hep beraber ayaktaydık. Büyük kapısına yönelmiş haldeydik. Nafile adak yapanın yemin ettiği yerin yanında." (Beyit: 8).
"(Şöyle dedim: Kötülük için bize saldıran ve bir bâtılda ısrar eden herkesten, insanların Rabbine sığınırım." (Beyit:12).
"Bize gizli düşman olup bizi kabahatli göstermek için koşturanlardan, bizim iddia etmediğimiz bazı şeyleri dinimize katanlardan (Allah'a sığınırım)." (Beyit: 13).
"Sevr dağına, Sebir dağını yerine yerleştirene, sevap için Hira dağına çıkıp inenlere (sığınırım)." (Beyit: 14).
"Mekke'nin göbeğindeki Kâbe'ye ve Kâbe'nin hakikatine (sığınırım). Ve Allah'a (sığınırım) ki Allah (olanlardan) habersiz değildir." (Beyit: 15).
"Kuşluk ve ikindi vakitlerinde önünde insanların yığılıp el-yüz sürdükleri Hacer-i Esved'e (sığınırım)." (Beyit: 16).
"Terliksiz, yalın iki ayağına karşı rutubetli hale gelen kaya üzerindeki, İbrahim'in (a.s.) ayak izlerine (sığınırım)." (Beyit: 17).
"Allah'ın evini hacceden her binitliye, her adak sahibine, her yayaya (sığınırım)." (Beyit: 19).
"Yöneldikleri zaman Meş'ar-i Aksâ'ya (Arafat'a) ve birbirine karşı gelen sel yataklarının sonundaki İlal (tepeciğine sığınırım)." (Beyit: 20).
"(Hacıların) Ellerini binitlerinin göğüslerine dayayıp, akşam vakti dağların üzerinde yaptıkları vakfelerine (sığınırım)" (Beyit: 21).
"Cem (Müzdelife) gecesine ve Mina'daki konak yerlerine, (Mina'nın) üstündeki mukaddes yerlere ve konaklama yerlerine (sığınırım)." (Beyit: 22).
"Sağanak yağmurdan korkuyormuş gibi cins Arap atlarının hızla geçtikleri vakit, Cem'e (sığınırım)." (Beyit: 23).
"(Şeytan'ın) başına iri taşları atmak için (hacıların) üzerine yürüdükleri vakit Büyük Cemre'ye (sığınırım)." (Beyit: 24).
"Allah'ın evine yemin olsun ki, Muhammed ile olursak yenileceğimizi düşünmekte yanıldınız. Henüz biz O'nun uğrunda mızrak ve ok kullanmadık." (Beyit: 32).
"Biz çocuklarımız ve hanımlarımızdan vazgeçip O'nun etrafında yere serilmedikçe O'nu teslim ederiz (zannetmeyin)." (Beyit: 33).
"Allah'a yemin olsun ki, eğer benim gördüğüm hâl devam ederse, hiç şüphesiz kılıçlarımız örnek insanların kanlarına karışacak." (Beyit: 36).
"Ey babası olmayan kişi! Korunması gerekenleri gözeten, çirkin konuşmayan ve işini başkasına bırakmayan bir efendiyi bir kavmin terk etmesi nasıl olur?" (Beyit: 39).
"Çok az beyaz (lider) vardır O'nun gibi. O'nun yüzüsuyu hürmetine buluttan su istenir. O yetimlerin elinden tutar, dulların ise sığınağıdır." (Beyit: 40).
"Haşim ailesinden helak olacaklar O'na sığınır. Onlar O'nun yanında nimet ve iyilikler içindedirler." (Beyit: 41).
"Muhammed Peygamber'in yardımında ısrarlıyım. O'nun için mızraklarla ve atlarla savaşacağım." (Beyit: 96).
"Canlı ve cömert çekme burunlu efendilerden biridir. O şereflerin çoğunda faziletli bir soya dayanmaktadır." (Beyit: 97).
"Yumuşak huyludur, olgundur, adaletlidir, isabetsiz değildir. O öyle bir İlah'ın dostudur ki, O, O'ndan gafil değildir." (Beyit: 100).
"Kulların sahibi O'nu yardımıyla destekledi ve öyle bir din ortaya koydu ki onun gerçekliği kaybolmayacaktır." (Beyit: 101).
"Ahmed artık içimizde öyle kökleşti ki O'na saldıracak güçlülerin saldırısı boşa çıkar." (Beyit: 107).
"Hiç şüphe yok ki Allah dünyada da, mücadele gününde de O'nun işini yüceltip yükseltecektir." (Beyit: 110).
Bu kasideden de anlaşılacağı gibi Ebu Tâlib iman ehli bir insandır." (Prof. Dr. Haydar Baş Hz. Zeynep ve Hz. Masume eserinden)













































































