logo
22 EKİM 2026

Ecevit: Tartışma doğal

01.02.2002 00:00:00
 
Bulgaristan gezisi dönüşünde gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ecevit, bir gazetecinin "TCK'nın 312. maddesi konusunda hükümet ortaklarından MHP ve ANAP arasında bir anlaşma zemininin oluşmadığını'' ifade ederek, partisinin görüşünü sorması üzerine, şunları söyledi: "Bu tabii hassas bir konu. Partiler kendi aralarında bunları değerlendiriyorlar. Bizim hükümetimiz her sorunun üstesinden uzlaşma yoluyla üstesinden gelmiştir. Bunun da uzlaşma yoluyla gerçekleştirileceğine inanıyorum.

Bizim partili hukukçu arkadaşlarımız bu konuda ben Bulgaristan'a giderken bir çalışma yapıyorlardı. Henüz çalışma sonuçlanmamıştı. Onun için bilgim yok. Ama doğal olarak böyle bir hassas konunun gruplar arasında, hükümet içinde ve hükümet dışında tartışılması, görüşülmesi doğaldır. Demokratik süreç içinde bu konuda olumlu bir sonuç bulunacaktır. Bu yüzden kaygı duymaya hiç gerek yoktur.''

Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama

CİMER ihbarıyla ortaya çıkarılan ve 14 ile yayılan yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında adliyeye sevk edilen 8 şüpheli örgüt faaliyeti suçlamasıyla tutuklanırken, 36 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı

22.10.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
Kataloglu üreme şebekesine darbe: 8 tutuklama
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen yasa dışı üreme hücresi ticareti soruşturmasında son dakika gelişmesi yaşandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan ve sabah saatlerinde Anadolu Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerin savcılık ve hakimlik sorguları tamamlandı.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen aralarında örgüt yöneticilerinin de bulunduğu 8 şüpheli, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sağlık sorunları ve ileri derece hastalıkları bulunan şüphelilerin de dahil olduğu 36 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 1 şüpheli ise savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.


Eşinin şüphesi şebekeyi çökertti


Milyonlarca avroluk yasa dışı ağın, suç örgütü lideri olduğu öne sürülen kadının durumundan şüphelenen eşinin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yaptığı ihbarla deşifre olduğu ortaya çıktı.

İhbarın ardından harekete geçen göçmen kaçakçılığı ekipleri; HTS kayıtları, MASAK verileri ve yurt dışı seyahat trafiğini incelemeye alarak dev bir şebekeyi gün yüzüne çıkardı.


41 kadın 811 kez yurt dışına gönderildi


Yapılan teknik ve fiziki takip çalışmalarında, şebekenin maddi zorluk yaşayan 22-33 yaş aralığındaki Türk vatandaşı 41 kadını donör olarak kullandığı belirlendi. Bu kadınların yumurta hücrelerini satmaları amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Gürcistan ve Arnavutluk'taki tüp bebek merkezlerine toplamda 811 kez seyahat ettirildiği saptandı.


"Sarı saç, mavi göz" siparişiyle 2 milyon avroluk vurgun


Soruşturma dosyasındaki detaylara göre şebeke, donör kadınlardan yumurtalıkların tanesini 60 ila 80 avro arasında değişen fiyatlarla satın alıyordu. Toplanan bu hücreler, yurt dışındaki tüp bebek merkezlerine 100 avro civarında pazarlanarak yaklaşık 2 milyon avroluk yasa dışı bir para trafiği oluşturuldu.

Çocuk sahibi olmak isteyerek şebekeye başvuran kişilerin "sarı saç, mavi göz" gibi spesifik gen taleplerinde bulunduğu, organizatörlerin ise bu taleplere "her türlü buluruz, hemen buluruz" yanıtını vererek katalog üzerinden donör seçtirdiği belirlendi.

Şebeke yöneticilerinden eski bir eczacının sevgilisi aracılığıyla işlemlerde kullanılacak yasa dışı ilaçları temin ettiği, bir diğer yöneticinin ise donör kadınların fotoğraflarını çekerek müşterilere pazarladığı tespit edildi.


14 ilde eş zamanlı darbe


Soruşturma kapsamında delillerin toplanmasının ardından İstanbul merkezli Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Tekirdağ, Giresun, Aydın, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Şanlıurfa, Karaman ve Muğla olmak üzere 14 ilde operasyon yapıldı. Haklarında işlem başlatılan toplam 53 şüphelinin arasında 1 örgüt lideri, 5 örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, 2 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile 4 seyahat organizatörü yer alıyor.

Başsavcılık, kimlikleri belirlenen ancak henüz yakalanamayan firari durumdaki 8 şüphelinin yakalanması için operasyonların titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğünü açıkladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek

22.10.2026 20:44:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Alman mevkidaşı Johann Wadephul da dahil olmak üzere 7 ülkenin dışişleri bakanları Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa'nın üç büyük ülkesi Almanya, Fransa ve İngiltere'yi (E3), Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubuyla ilk kez aynı formatta buluşturacak toplantılara ev sahipliği yapacak.

Toplantılarda Ortadoğu'daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği, Yemen'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkileri masaya yatırılacak. Tarafların, önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek iş birliği ve koordinasyon olanaklarını değerlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın aktardığı bilgilere göre, Fidan, bölgesel güvenliğin sağlanmasında bölge ülkelerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajını verecek. Fidan'ın ayrıca mevcut anlaşmazlıkların birbirini derinleştirmesinin, çatışmaların yeni bölgelere yayılmasının ve bölgesel gerilimlerin daha geniş çaplı istikrarsızlığa dönüşmesinin önlenmesi gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

İsrail'in politikaları ve Suudi Arabistan'ın güvenliği
Toplantının gündeminde Filistin meselesi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri de bulunuyor. Uluslararası toplumun, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve yerleşimci şiddetine karşı baskıyı artırması gerektiği mesajının öne çıkması bekleniyor.

Yemen'deki Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'ın güvenliğine verilen destek de görüşülecek konular arasında. Fidan'ın Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınması gerektiğini vurgulaması öngörülüyor.

Görüşmelerde ayrıca Karadeniz'deki güvenlik durumu ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimler de ele alınacak. Son haftalarda Karadeniz'de ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların yoğunlaşması, deniz taşımacılığı açısından güvenlik kaygılarını artırmış bulunuyor. Özellikle insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılarda Türk gemilerinin de hedef hâline geldiği gözlemleniyor.

E3 ve R4 formatları nedir?
E3 formatı, İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik koordinasyonu ilerletmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından oluşturuldu.

R4 ise Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ı bir araya getiriyor. Bu ülkeler, bölgesel güvenlik ve iş birliğini geliştirmeye yönelik girişimler kapsamında ortak hareket ediyor.

Öte yandan Ankara, kısa süre önce İslamabad ve Riyad ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yeni bir güvenlik ittifakı oluşturmuş bulunuyor.

9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te

Dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu, yeni başkanını seçmek için sandık başına gidiyor. İttifakların ve güçlü grupların karşı karşıya geleceği bu tarihi yarışta, 9 farklı aday ve geniş tabanlı koalisyonlar baronun gelecekteki rotasını belirleyecek

22.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te
9 adaylı kritik seçimde gözler Haliç’te
Yaklaşık 70 bin avukatın kayıtlı olduğu İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu ve başkanlık seçimleri, 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek. İki yıllık görev süresinin ardından mevcut yönetim ve muhalif gruplar arasında geçecek olan seçimlerde başkanlık koltuğu için 9 aday resmi olarak yarışacak.


Kritik ittifaklar ve grupların adayları


Seçim atmosferini hareketlendiren en önemli unsur, geçmiş yıllarda ayrı ayrı yarışan bazı güçlü grupların bu yıl geniş tabanlı ittifaklar kurması oldu. Baronun yönetimini belirleyecek öne çıkan adaylar ve onları destekleyen gruplar şu şekilde sıralanıyor:

İbrahim Özden Kaboğlu (Değişim İçin Avukatlar Grubu): İstanbul Barosu'nun mevcut başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, "Değişim İçin Avukatlar Grubu"nun adayı olarak ikinci dönem için yeniden yetki istiyor.

Ümit Kocasakal (Cumhuriyetçi Güç Birliği): Eski baro başkanlarından Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, bu seçimin en büyük koalisyonlarından birinin çatı adayı oldu. Kocasakal'ı; Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu (Ali Gürbüz kanadı), Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG) ortaklaşa destekliyor.

Hasan Kılıç (Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu & Yükseliş Hareketi): Seçim maratonunun bir diğer güçlü ittifakı ise Av. Hasan Kılıç'ın adaylığında kuruldu. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu'nun Filiz Saraç kanadı ile Önce İlke ÇAG Yükseliş Hareketi güçlerini birleştirerek sandığa tek adayla gitme kararı aldı.

Korkut Kanadoğlu (Avukat Hakları Grubu): Avukat Hakları Grubu (AHG), bağımsız duruşunu koruyarak Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu'nu başkan adayı olarak çıkardı.


Yarışacak diğer adaylar ve gruplar


Büyük ittifakların yanı sıra, baro genel kurulunda kendi listeleriyle yer alacak başkan adayları ve temsil ettikleri yapılar da var.

Arife Gökkaya Dinç'i Bağımsız Avukatlar Grubu, Atakan Adem Selanik'i Cumhuriyet Avukatları Grubu, Salih Uçar'ı Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, Metin Üraçin'i İstanbul Avukatlar Birliği Grubu destekliyor. Gülbeyaz Karadeniz de bir diğer başkan adayı.

Seçim öncesinde aday grupların temsilcileri bir araya gelerek genel kurul protokolünü netleştirdi. Yapılan kura çekimi sonrasında, başkan adaylarına kürsüde 20'şer dakika, grubu adına konuşma yapacak olan temsilcilere ise 7'şer dakika konuşma süresi tanınması kararlaştırıldı.

Yaklaşık 70 bin avukatın Haliç Kongre Merkezi'ne ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla İstanbul Barosu yönetimi, şehrin belirli merkezlerinden iki gün boyunca ücretsiz otobüs ve tekne servisleri düzenleneceğini duyurdu. Sandıkların kurulacağı pazar günü geç saatlerde oy sayımının tamamlanmasıyla birlikte İstanbul Barosu'nun yeni başkanı resmen ilan edilecek.

YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor

YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor. Teklif, serbest gazetecileri ve mesleğini bıraktıktan sonra 15 yıllık kıdemini tamamlamış olanları da kapsıyor

22.10.2026 14:46:00
Haber Merkezi
 
 YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor
 YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın sunduğu teklif, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan gazetecilere basın kartı şartı aranmaksızın yeşil pasaport verilmesini öngörüyor
YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, en az 15 yıl fiilen gazetecilik yapan Türk vatandaşlarına yeşil pasaport verilmesini öngören kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sundu.

21 Ekim 2026'da Meclis'e sunulan ve 2/3969 esas numarasıyla kayda alınan teklif, 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nda değişiklik yapılmasını öngörüyor. Teklif, TBMM İçişleri Komisyonu'na sevk edildi ve Meclis kayıtlarında "işlemde" olarak görünüyor.

Teklife göre yazılı, görsel, işitsel ve internet basınında çalışan gazetecilerin yanı sıra serbest gazeteciler de düzenlemeden yararlanabilecek. Yeşil pasaport hakkı için basın kartı sahibi olma şartı aranmayacak.

En az 15 yıllık mesleki faaliyetin belgelenmesi yeterli olacak. Bu amaçla basın kartlarının yanı sıra vergi kayıtları, yayımlanmış çalışmalar, iş veya hizmet sözleşmeleri ve diğer mesleki belgeler de kullanılabilecek.

Teklif, gazetecilerin farklı dönemlerde yaptıkları çalışmaları birleştirerek toplam mesleki kıdemlerinin hesaplanmasını öngörüyor. Aynı döneme denk gelen çalışma süreleri ise yalnızca bir kez sayılacak.

Faaliyetin yalnızca tarihli yayın ve çalışmalarla belgelendirildiği durumlarda, birbirini izleyen çalışmalar arasında 30 günü aşan ve mesleki faaliyetin devam ettiğini gösteren başka belgelerle kanıtlanamayan aralıklar kıdem hesabına dahil edilmeyecek.

Teklifte ayrıca, 15 yıllık mesleki kıdemini tamamladıktan sonra emekli olan veya gazetecilik mesleğinden ayrılan kişilerin de yeşil pasaport hakkından yararlanabilmesi öngörülüyor.

Eş ve çocukları da kapsıyor
Kanun teklifinde, gerekli şartları karşılayan gazetecilerin eşleri ve çocuklarının da Pasaport Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde bu haktan yararlanabileceği belirtiliyor.

Teklif ayrıca, gazetecilerin ve hak sahibi aile bireylerinin, yetkili amir aracılığıyla başvuru yapma şartı olmadan doğrudan başvurabilmesini öngörüyor.

Gerekçede basın özgürlüğü vurgusu
Teklifin genel gerekçesinde basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının demokratik toplumun temel unsurları arasında bulunduğu belirtiliyor.

Gazeteciliğin uluslararası gelişmelerin yerinde izlenmesini, haber kaynaklarına zamanında ulaşılmasını ve gerektiğinde kısa sürede yurt dışına seyahat edilmesini gerektirdiği ifade ediliyor.

Gerekçede, Pasaport Kanunu'nun bazı meslek grupları ve kamu görevlilerine yeşil pasaport hakkı tanıdığı, ancak gazeteciler için mesleki kıdeme dayalı benzer bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekiliyor. Teklifin, gazetecilerin uluslararası mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmayı ve halkın haber alma hakkını güçlendirmeyi amaçladığı kaydediliyor.

Öte yandan, Pasaport Kanunu'nun 14. maddesinde değişiklik yapılmasını öngören teklifin yasalaşması için Meclis'teki yasama sürecinin tamamlanması gerekiyor. Teklif henüz kanunlaşmadığından gazeteciler için yeni bir yeşil pasaport hakkı yürürlüğe girmiş değil.

Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor

Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor. İzmir Barosu’nda Cumhuriyetçilerin kazandığı zaferin ardından gözler İstanbul'a çevrildi. Atatürkçü çizgisiyle bilinen Ümit Kocasakal, Cumhuriyetçi grupların çatı adayı olarak sahaya indi

22.10.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor
Dünyanın en büyüğü olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim'deki genel kurul ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor
İstanbul Barosu'nda bu hafta sonu sandık heyecanı yaşanacak. 2010-2016 yılları arasında görev yaptığı dönemde FETÖ'cü savcı ve hakimlerin baskılarına karşı sergilediği tutumla tanınan Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, "Ülkemde adaletsizlik kol gezerken, Cumhuriyetin temel taşlarından biri olan baromuz cumhuriyet karşıtlarının elindeyken avukatın itibarı yerlerdeyken evimde oturup kahvemi yudumlayamazdım" diyerek yeniden adaylığını açıkladı.

Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerini kırmızı çizgi kabul eden üç grubun ortak adayı olan Kocasakal, mevcut baro yönetiminin en güçlü rakibi olarak öne çıkıyor.

İZMİR BAROSU'NDAKİ DEĞİŞİM RÜZGARI İSTANBUL'A TAŞINACAK MI
Geçen hafta sonu İzmir Barosu seçimlerini Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu'nun yeniden kazanması, İstanbul'daki seçim atmosferini de derinden etkiledi. Kocasakal'ı destekleyen avukatlar mevcut yönetimin sandıkta kaybedeceğini savunurken, mevcut Baro Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve ekibi ise siyasi desteklerle seçimi yeniden kazanacaklarına inanıyor.

CUMHURİYETÇİ OYLARDA İTTİFAK VE BÖLÜNME TARTIŞMASI
Barodaki seçim dengelerini etkileyen bir diğer unsur ise geçmiş dönemdeki oy bölünmeleri oldu. 2022 yılında İstanbul Barosu'nun ilk kadın başkanı seçilen Filiz Saraç, 2024 seçimlerinde oyların bölünmesiyle koltuğu Kaboğlu ekibine devretmişti.

Bu seçim sürecinde ise Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu ile Avukat Hakları Grubu üzerinden kurulan ittifakın kısa sürede bozulmasının ardından, Saraç ekibi Hasan Kılıç ile hareket etme kararı aldı. Bu durum Cumhuriyetçi kanatta oyların yeniden bölünme riskini gündeme getirdi.

ADAYLAR ANAYASA VE MESLEKİ İLKELERİ VURGULADI
Genel kurul öncesinde adayların öne çıkardığı temel tartışma noktaları şöyle oldu.

İbrahim Kaboğlu, iki yıllık görev süresinde avukatların çalışma koşullarını iyileştirdiklerini belirterek, "Gerileyen hukuk karşısında savunma kurumu çatısı altında hukuku etkili kılma mücadelesini daha güçlü sürdürmek için adayız" dedi.

Ümit Kocasakal, baroyu yeniden Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet çizgisine oturtmayı hedeflediğini kaydetti. Kocasakal, "Anayasanın değiştirilemez ilk 4 maddesine dokunulabileceğini söyleyen anlayışa karşı Cumhuriyeti ve hukuku müdafaa etmek için adayım" diye konuştu.

Hasan Kılıç, Önce İlke Çağdaş Avukatlar ve Yükseliş Hareketi adayı olarak, "İstanbul Barosu'nu akademisyenler değil sahadaki avukatlar yönetmeli" vurgusunu yaptı.

Korkut Kanadoğlu, Avukat Hakları Grubu adayı olarak bağımsız duruşlarına dikkat çekerek, "Seçimi kazanmak uğruna ilkelerimizden taviz vermiyoruz, oyları birleştiren adayız" ifadelerini kullandı.

İstanbul Barosu'nda Cumhuriyetçi avukatların mı yoksa mevcut baro yönetiminin mi zaferle çıkacağı Pazar günü sandıkların açılmasıyla netleşecek.

Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama

Konya'da sosyal medya üzerinden yayımlanan sahte ev ilanlarıyla 'sazan sarmalı' yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına yönelik 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 9'u tutuklandı

22.10.2026 12:15:00
İHA
 
Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama
Konya merkezli 12 ilde dolandırıcılık operasyonu: 9 tutuklama
Edinilen bilgiye göre, Konya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sosyal medya üzerinden yayımlanan sahte ev ilanları aracılığıyla gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına yönelik çalışma başlattı.

'Sazan sarmalı' olarak tabir edilen yöntemle gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarına ilişkin yürütülen çalışmalar çerçevesinde, 12 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonda 17 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 9'u tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Diğer 8 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi

İstanbul merkezli yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonunda gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 44 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirildi

22.10.2026 12:03:00
İHA
 
Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi
Yasa dışı üreme ticareti operasyonunda 44 şüpheli sağlık kontrolünden geçirildi
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İstanbul Emniyeti Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şubesi tarafından yürütülen yasa dışı üreme hücresi ticareti ile ilgili soruşturma çok yönlü devam ediyor.

CİMER üzerinden yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturmada, bir şebeke tarafından Türk vatandaşı kadınların yumurtalarını yurt dışına satıldığı tespit edilmişti.

İstanbul merkezli 14 ilde yapılan yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonunda haklarında adli işlem başlatılan 53 zanlıdan 44'ü gözaltına alınmıştı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yasa dışı yumurta hücresi ticareti soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildi.

Şüphelilerin sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

TALAN VAR TALAN

İçişleri Bakanlığı, 9 il merkezli nitelikli dolandırıcılık ve yasa dışı bahis operasyonlarında, 34 milyar 760 milyon liralık para hareketliliği tespit edilen 123 şüpheli hakkında işlem yapıldığını bildirdi

21.10.2026 20:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
TALAN VAR TALAN
TALAN VAR TALAN
İçişleri Bakanlığı, 9 il merkezli nitelikli dolandırıcılık ve yasa dışı bahis operasyonlarında, 34 milyar 760 milyon liralık para hareketliliği tespit edilen 123 şüpheli hakkında işlem yapıldığını bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, 9 il merkezli nitelikli dolandırıcılık ve yasa dışı bahis suçlarına yönelik jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonlarda, 34 milyar 760 milyon liralık para hareketliliği tespit edilen 123 şüpheli hakkında işlem yapıldığını açıkladı.

Konuya ilişkin Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "9 İl merkezli nitelikli dolandırıcılık ve yasa dışı bahis suçlarına yönelik jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda; 34 milyar 760 milyon lira para hareketliliği tespit edilen 123 şüpheli hakkında işlem yapıldı.

Jandarma Genel Komutanlığı KOM ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıkları, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarımızca, 9 il merkezli gerçekleştirilen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; yasa dışı bahis oynattıkları ve suçtan elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri, sosyal medya hesapları üzerinden sahte ilanlarla dolandırıcılık yaptıkları, vatandaşlarımızın kişisel verilerine yetkisiz erişim sağladıkları tespit edildi.

Güvenlik güçlerimizin kararlı mücadelesi ve aziz milletimizin desteğiyle siber suçlarla mücadelemizi ülkemizin dört bir yanında tavizsiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman Jandarmamızı, Daire Başkanlıklarımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verildi.

İstanbul'da 7,5 büyüklüğünde deprem senaryosu

İstanbul'da Adalar açıklarında meydana geldiği varsayılan 7,5 büyüklüğündeki deprem senaryosu kapsamında geniş çaplı afet tatbikatı gerçekleştirildi. İstanbul Valisi Davut Gül başkanlığında yürütülen tatbikatta, deprem sonrası yaşanabilecek can kayıpları, yaralanmalar, bina yıkımları, ulaşım aksaklıkları ve lojistik sorunlar kriz masalarında simüle edildi. Vali Gül, ilçelerde kurulan afet yönetim merkezlerine video konferans yöntemiyle bağlanarak senaryo kapsamındaki gelişmeleri takip etti. Arnavutköy'de ise tatbikatın koordinasyonunu Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu üstlendi

21.10.2026 16:46:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da 7,5 büyüklüğünde deprem senaryosu
İstanbul'da 7,5 büyüklüğünde deprem senaryosu
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nca (AFAD) "Adalar Senaryosu" kapsamında, 21 Ekim 2026 Çarşamba günü saat 11.30'da ulusal düzeyde deprem tatbikatı yapıldı. Senaryo gereği Adalar açıklarında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki depremden İstanbul ve çevre illerdeki yerleşim yerleri etkilendi. İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Yalova, Bursa, Sakarya ve Bilecik'te eş zamanlı gerçekleştirilen tatbikatta, muhtemel büyük bir Marmara depremi sonrasında kurumların müdahale kapasitesi, haberleşme ağı ve kriz yönetim süreçleri ele alındı.

Vali Davut Gül ilçelerdeki kriz merkezlerine canlı bağlandı

İstanbul Valisi Davut Gül başkanlığında yürütülen tatbikatın İstanbul'daki ana uygulama noktası Zeytinburnu olurken, diğer ilçelerde de afet koordinasyon merkezleri faaliyete geçirildi. Vali Gül, video konferans sistemi üzerinden ilçelerde oluşturulan afet yönetim merkezleriyle bağlantı kurdu. Görüşmelerde ilçelerde meydana geldiği varsayılan yıkımlar, can kayıpları, yaralanmalar, enkaz durumları, ulaşım güzergâhlarındaki aksamalar ve müdahale ihtiyaçları değerlendirildi. Kriz masalarında, muhtemel bir deprem sonrasında farklı kurumlardan gelen bilgilerin nasıl toplanacağı, ilgili birimlere nasıl aktarılacağı ve müdahale süreçlerinin nasıl koordine edileceği uygulamalı olarak ele alındı.

Arnavutköy'de afet yönetimini Başkan Candaroğlu üstlendi

Tatbikatın Arnavutköy ayağı, İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nde gerçekleştirildi. Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu başkanlığında toplanan İlçe Afet Koordinasyon Kurulu'nda, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri bir araya geldi. Kriz masasında deprem sonrası yaşanabilecek muhtemel gelişmeler senaryo üzerinden değerlendirildi. Kurumların görev alanları doğrultusunda müdahale ve koordinasyon süreçleri gözden geçirildi. İstanbul Havalimanı'nın bulunduğu Arnavutköy'de özellikle ulaşım ağının işlerliği, lojistik faaliyetlerin sürdürülebilmesi ve kurumlar arası koordinasyon üzerinde duruldu. İlçenin İstanbul'un dış bağlantıları açısından taşıdığı stratejik önem, tatbikatın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.

Can kayıpları, enkazlar ve kapanan yollar senaryoya işlendi

Tatbikatta, depremden etkilendiği varsayılan bölgelerdeki hasar durumu ve müdahale ihtiyaçları kriz yönetim merkezlerinde değerlendirildi. Bazı yerleşim alanlarında binaların yıkıldığı, yapıların ağır hasar aldığı ve ulaşım altyapısında aksamalar meydana geldiği varsayıldı. Yaralı ve hayatını kaybeden kişi sayıları, enkaz durumları ve trafik yoğunluğu gibi bilgiler üzerinden kurumların koordinasyon kabiliyeti sınandı. Afet yönetim merkezlerinde görev alan kurum temsilcileri, kendi sorumluluk alanlarındaki gelişmeleri kriz masasına aktararak muhtemel bir afet durumunda izlenecek süreçleri değerlendirdi.

"Afet risklerinin azaltılması için bu tatbikatları sürdüreceğiz"

Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, İstanbul'un nüfusu ve stratejik konumu nedeniyle afetlere hazırlık çalışmalarının büyük önem taşıdığını belirtti. Candaroğlu, "Başta Türkiye'nin gözde ili, metropolü İstanbul olmak üzere hem afet risklerinin azaltılması hem de afet bilincinin artırılmasıyla ilgili bu tür tatbikatlarımızı zaman içerisinde mutlaka gerçekleştireceğiz" dedi.

Tatbikatın senaryosuna ilişkin de bilgi veren Candaroğlu, "Bugünkü senaryomuz, Adalar açıklarında meydana gelen 7,5 büyüklüğünde bir deprem. Başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi'ndeki çevre illerin de etkilendiği bir afet durumunu ele alıyoruz" ifadelerini kullandı.

"6 Şubat depremlerini hatırlamamız gerekiyor"

Deprem senaryosunda geniş çaplı hasar ve ulaşım sorunlarının öngörüldüğünü belirten Candaroğlu, 6 Şubat depremlerinde yaşanan yıkımı hatırlattı.

Candaroğlu, "Senaryo gereği depremin ardından bölgede geniş bir hasar meydana geldiği öngörülüyor. Bazı yerleşim alanlarında bina yıkımları, ağır hasarlı binalar, ulaşım altyapısında eksiklikler ve aksamalar söz konusu. Bu size 6 Şubat depremlerini hatırlatsın. 11 ilimizi etkileyen 6 Şubat depremlerinde yaşanan ağır yıkım bir gerçek" diye konuştu.

"Arnavutköy, İstanbul'un çıkış kapılarından biri"

Arnavutköy'ün muhtemel bir İstanbul depreminde ulaşım ve lojistik açısından kritik bir konumda bulunduğunu vurgulayan Candaroğlu, ilçenin İstanbul'un önemli çıkış güzergâhlarından biri olduğuna dikkat çekti. İstanbul Havalimanı'nın yanı sıra önemli ulaşım bağlantılarını da barındıran ilçede, afet sonrasında ulaşımın sürdürülebilmesi ve yardım faaliyetlerinin koordinasyonunun büyük önem taşıdığı değerlendirildi.

Tatbikat gün boyunca devam edecek

Arnavutköy İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nde gerçekleştirilen tatbikat kapsamında Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu'nun gün boyunca merkezdeki çalışmaları yerinde takip etmesi ve kurumların afet senaryosuna yönelik uygulamalarını denetlemesi planlandı. Tatbikatla, muhtemel büyük bir Marmara depreminde kurumların eş zamanlı hareket etme kabiliyetinin geliştirilmesi, kriz anlarında iletişim ve koordinasyonun güçlendirilmesi ve afet yönetim süreçlerindeki eksikliklerin tespit edilmesi amaçlandı.

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti

21.10.2026 13:53:00
Haber Merkezi
 
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sınır güvenliğine bağlı olduğunu ve güvenlik koşulları sağlanana kadar çekilme takvimi açıklanmayacağını belirtti
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, AFP'ye yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askerî varlığının sahadaki tehditler ve güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirileceğini söyledi.

"Irak ve Suriye'deki askerî varlığımızı sürdürüyoruz," diyen Güler, gerekli bölgesel ve sınır güvenliği koşullarının sağlandığı değerlendirildiğinde, Türkiye'nin üs bölgelerinin ve bölgedeki askerî varlığının yeniden ele alınacağını ifade etti.

Türkiye, uzun yıllardır Suriye'nin kuzeyinde ve Irak'ta, sınırlarına yönelik tehdit olarak gördüğü PKK ve IŞİD'e karşı askerî varlık bulunduruyor. Ancak son iki yılda bölgedeki siyasi ve güvenlik koşulları değişti.

Suriye'de Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Ankara ile yakın ilişkiler kuran yeni bir yönetim iş başına gelirken, Türkiye'de PKK ile yıllardır süren çatışmayı sona erdirmeye yönelik süreçte de ilerleme kaydedildi. Bu süreç, iktidar tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılıyor.

Suriye'de askerî varlığın geleceği
Güler, Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana Türkiye ile Suriye'deki yeni yönetim arasında güvenlik alanında yakın koordinasyon kurulduğunu söyledi. Türk askerlerinin Suriye ordusunun kapasitesini güçlendirmeye ve Türkiye sınırlarının güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmalara katkıda bulunduğunu belirtti.

Güler, Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığının yeniden değerlendirilmesi için bölgedeki terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması, sınır güvenliğinin sağlanması ve Suriye genelinde devlet otoritesinin istisnasız ve bütünlüklü biçimde tesis edilmesi gerektiğini ifade etti.

Esad yönetiminin devrildiği dönemde Suriye'nin kuzeyinde 16 bin ila 18 bin Türk askeri bulunduğu belirtilmişti. Ancak o tarihten bu yana bölgede görev yapan Türk askerlerinin sayısına ilişkin güvenilir, güncel bir veri bulunmuyor.

Geçen ay bir Türk yetkili, Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığının hukuki statüsüne ilişkin görüşmelerin sürdüğünü söylemişti. Güler ise kamuoyuna açıklanmamış olası konuşlanma veya üs planları hakkında önceden değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını belirtti.

Bakan Güler, Suriye'deki Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gelecekteki konumunun belirlenmesinde ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün, iki taraf arasındaki mutabakatın, sahadaki güvenlik koşullarının ve terör tehdidinin seyrinin dikkate alınacağını kaydetti.

Irak'taki askerî varlık ve PKK süreci
Türkiye, Irak'ın kuzeyinde de uzun süredir asker bulunduruyor ve bölgede faaliyet gösteren PKK'ya karşı sınır ötesi operasyonlar düzenliyor. Ankara'nın Irak topraklarındaki askerî üsleri, iki ülke arasındaki ilişkilerde zaman zaman gerilim konusu oluyor.

AFP'ye konuşan Iraklı bir güvenlik kaynağı, Türkiye'nin Irak'ta 2015'ten bu yana asker bulundurduğunu ve ülkedeki Türk askerlerinin sayısının bugün 800 ila bin arasında olduğunu söyledi. Güler ise asker sayısına ilişkin bir rakam vermeden, askerî varlığın yalnızca personel sayısı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Bakan, sahadaki kuvvet yapısının tehdit düzeyi, sınır güvenliği ihtiyaçları ve bölgedeki gelişmeler doğrultusunda şekillendiğini söyledi.

Türkiye'de PKK ile çatışmayı sona erdirmeye yönelik süreç kapsamında örgüt, geçen yıl silah bıraktığını ve kendini feshettiğini açıklamıştı. Bu ay ise Türkiye'nin istihbarat biriminin doğruladığı açıklamalara göre örgüt, Irak'ın kuzeyindeki dört önemli mevziden çekildi.

Güler, sürecin kalıcı sonuç vermesi için PKK'nın fesih kararını bütünüyle uygulaması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin sonraki aşamaları yakından takip ettiğini belirten Bakan, sürecin ilerlemesinin güvenlik önlemlerinin gevşetildiği anlamına gelmediğini vurguladı.

Güler ayrıca, Irak'ın silahlı grupları silahsızlandırma ve devlet kontrolüne alma çabalarını yakından takip ettiklerini, Sincar bölgesindeki gelişmeleri olumlu karşıladıklarını ifade etti.

Türkiye, geçen ay Musul yakınlarındaki Başika Üssü'nün kontrolünü kademeli olarak Irak'a devretmeye hazır olduğunu açıklamıştı. Devir için bir takvim paylaşılmadı. Güler, Ankara'nın Irak'la askerî ve güvenlik işbirliğini önümüzdeki dönemde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedeflediğini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.