Türkiye'de şu anda kaç tane siyasi parti var? Seç, beğen, al!
Bir tarafta yıllardır iktidarda olanlar, diğer tarafta bir o kadar yıldır muhalefette kalanlar... Bir partiden diğerine geçen siyasetçiler, yok olan partiler, yeni kurulan partiler...
Keşke bütün bunların sonunda vatandaş adına güzel bir şeyler olsa!
Aslında siyaset ne için var?
Vatandaşın gündeminde sürekli siyaset olmamalı. İnsan; ne giyeceğini, ne yiyeceğini, zamanını nasıl değerlendireceğini, parasını nasıl kazanacağını ve çocuklarını nasıl eğiteceğini düşünmeli.
İyi bir anne, iyi bir baba olabilmeli.
Bir aile, ilk çocuğuna bir kardeş düşünmekten neden çekinsin? Onun da bir kardeşi, bir abisi ya da bir ablası olsun istemez mi?
Atatürk'e atfedilen çok anlamlı bir söz var:
"Milletvekili maaşı öğretmen maaşını geçmesin."
Bugün buna ne demeli?
Haberlerde ve sosyal medyada milletvekillerinin hangi imkânlardan yararlandığını, neyi kaça yiyebildiğini görüyoruz. Peki ya normal vatandaş?
Onun kesin bir gelir güvencesi bile yok. Yarın işini kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya kalabiliyor.
Benim düşüncem şu:
Siyaset bir meslek, milletvekilliği de ömür boyu korunacak bir koltuk olmamalı.
Dört yıl için seçilen bir insan, o dört yılın hesabını verebilmeli. Tekrar seçilmek istiyorsa milletin karşısına yeniden çıkmalı.
Kadın ya da erkek fark etmez. Bir insan siyaset yapmayı kafasına koymuşsa önce vatana, millete ve gelecek nesillere karşı sorumluluğunu bilmeli.
Devleti, ilelebet yaşaması gereken bir kurum; kendisini de o kurumun geçici bir emanetçisi olarak görmeli.
Mecliste oturan kişi milletin vekilidir. Konuşur, oy kullanır, karar verir. Fakat bütün bunları kendi menfaati için değil, kendisini oraya gönderen millet adına yapar.
Bunun dışında kişisel bir menfaat beklentisi olmamalıdır.
Bir başka mesele de şu:
Belli bir yaşa gelmiş insanların, her şeye rağmen milletvekilliği koltuğunda oturmakta ısrar etmesi, ülkenin geleceğinin önünde bir engele dönüşmemeli.
Dört yılda, beş yılda yapamadığımız şeyleri ne zamana kadar aynı insanlardan bekleyeceğiz?
En değerli hazinemiz gençlerimiz değil mi?
Gençlerin, kendi kendilerini yönetebilecek yaşa ve olgunluğa geldiklerinde önleri açılmalı. Siyasette kendilerine yer bulabilmeli, seçilebilmeli ve sorumluluk üstlenebilmeliler.
Elbette yaşlı ve tecrübeli insanlarımızdan oluşan bir danışma heyeti de olabilir. Onların birikiminden yararlanılabilir. Ancak ülkenin geleceği yalnızca belli kişilerin elinde kalmamalı.
Bir de dokunulmazlık meselesi var.
Bu ülkede vatandaş nasıl hukuk karşısında sorumluysa milletin vekili de hesap verebilir olmalı. Milletvekilliği, kişiyi milletin üzerinde bir yere taşımamalı.
Çünkü devlet kimsenin şahsi mülkü, milletvekilliği de kimsenin tapulu malı değildir.
Kıymetli arkadaşlar, sayın okurlar...
Benim kalemim biraz serbesttir. Bazen düşüncelerimi içimi döker gibi yazarım. Belki bu da benim tarzım, benim rengimdir.
Ama insanın bütün bunları düşünmesi bile önemli değil mi?
Neticede mesele şu: Partiler arasında hangisi tam bağımsızlığı hedefliyor? Hangi partinin bir ekonomi modeli var?
Hem mevcut durumdan vatandaş şikâyet edecek hem de tekrar tekrar aynı partiye oy verecek. Kusuruma bakmayın ama böylece hiçbir yere varılmaz!
Öyleyse önemli olan, milletin ve gelecek nesillerin ne kazandığıdır.
Siyaset, vatandaşın sırtında bir yük değil; vatandaşın hayatını kolaylaştıran bir hizmet olmalıdır.
Yaşasın tam Bağımsız Türkiye!
Ercan Özyer / diğer yazıları
- Siyaset kim için var? / 22.10.2026
- Ekonomi kötü değil, çok kötü! / 07.10.2026
- Dijital kuşku, yalın gerçek / 01.10.2026
- Dünyanın gündemi fokur fokur! / 20.09.2026
- 2050 Türkiye’si / 23.05.2026
- Uyan Türkiye, uyan! / 15.05.2026
- Gençler! Ve genç kalanlar! / 02.05.2026
- Telefon, telefon olmaktan çıkmış! / 18.04.2026
- Dünya yalan, Haydar Baş gerçek / 14.04.2026
- N’aber, çok bilmiş? / 07.04.2026
- Ekonomi kötü değil, çok kötü! / 07.10.2026
- Dijital kuşku, yalın gerçek / 01.10.2026
- Dünyanın gündemi fokur fokur! / 20.09.2026
- 2050 Türkiye’si / 23.05.2026
- Uyan Türkiye, uyan! / 15.05.2026
- Gençler! Ve genç kalanlar! / 02.05.2026
- Telefon, telefon olmaktan çıkmış! / 18.04.2026
- Dünya yalan, Haydar Baş gerçek / 14.04.2026
- N’aber, çok bilmiş? / 07.04.2026
























































