logo
22 EKİM 2026

Küresel provokasyonlar ve Avrupa’daki halk isyanları

22.10.2026 00:00:00
 

Avrupa'nın farklı merkezlerinde sokağa dökülen kitlelerin hak arayışlarıyla başlayan süreç, küresel güç dengelerinin ve jeopolitik hesaplaşmaların gölgesinde tehlikeli bir sürece evrilmektedir. 

Fransa'da lise öğrencilerinin okullardaki öğretmen yetersizliğini, hijyen eksikliğini ve altyapı sorunlarını dile getirmesiyle patlak veren protestolar; İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan, Arnavutluk, Hollanda ve İngiltere gibi ülkelere hızla sıçramıştır. 

Hayat pahalılığı, enflasyon, barınma krizleri ve neoliberal politikaların tetiklediği gelir adaletsizliği, geniş halk kitlelerini, işçileri, kamu çalışanlarını ve öğrencileri haklı bir tepkiyle meydanlara taşımıştır.

Ancak demokratik altyapıya sahip bu ülkelerde anayasal bir hak olan barışçıl gösteriler, kısa süre içinde profesyonel provokatörlerin ve organize grupların devreye girmesiyle masumiyetini yitirmiştir. 

Paris ve Milano gibi büyük şehirlerde dünyanın gözü önünde lüks mağazaların yağmalanması, araçların ters çevrilip yakılması, ATM'lerin tahrip edilmesi ve sokakların çatışma alanına dönüştürülmesi, sivil eylemlerin nasıl terörize edildiğini gözler önüne sermektedir. 

Başlangıçta sosyal devletin eksikliklerine ve ekonomik adaletsizliğe karşı yükselen bu sesler, birilerinin küresel çıkarları uğruna krize ve kaosa tahvil edilmektedir.

Küresel aktörlerin çıkmazı ve vekalet savaşları stratejisi

Yaşanan bu şiddet olaylarının arkasındaki asıl dinamikler incelendiğinde, ABD ve İsrail eksenli dış politikaların izleri net bir şekilde görülebilmektedir. 

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Birleşmiş Milletler platformunda İsrail'in Gazze'deki politikalarını eleştirmesi ve katliam boyutunu açıkça dile getirmesi, Batı cephesindeki geleneksel müttefiklik ilişkilerinde çatlaklar oluşturmuştur. 

İngiltere'de yeni yönetimin İsrail'le olan bazı ilişkileri askıya alması ve yaptırım sinyalleri vermesi, Avrupa genelinde Tel Aviv yönetimine karşı yükselen rahatsızlığın bir yansımasıdır.

Bu noktada ABD yönetimi ve Trump'ın izlediği iki yüzlü ve manevracı dış politika stratejisi dikkat çekmektedir. 

Bir taraftan Ukrayna'ya milyarlarca dolarlık savunma anlaşmaları ve istihbarat desteği sağlanırken, diğer taraftan Ukrayna lideri Zelenski hedef tahtasına oturtulmakta ve gözden çıkarıldığına dair sinyaller verilmektedir. 

Trump'ın Rusya Devlet Başkanı Putin'i müzakerelere daha yakın göstermesi, Çin ve Rusya'yı yanına çekerek bölgesel vekalet savaşlarını kışkırtma hamlesinin bir parçasıdır. 

ABD, Ortadoğu'daki mali ve askeri yıpranmasını, Suudi Arabistan merkezli bölgesel ortaklıklarla ve Avrupa'yı Rusya ile doğrudan bir çatışmanın içine sürükleyerek telafi etmeye çalışmaktadır. 

ABD'nin planı, Avrupa'da bir Avrupa-Rusya savaşı; Ortadoğu'da bölge ülkeleri arasında bir savaş. Eskiden terör örgütlerini vekalet savaşlarında kullanan ABD-İsrail ikilisi, yeni denklemde, ülkeleri birbirlerine düşürmenin kirli senaryolarını ortaya koyuyorlar.

Dolayısıyla Avrupa'nın kendi içinde yaşadığı bu isyan dalgaları, arka planda bu küresel güç mücadelesinin ve provokasyonların baskısıyla şekillenmektedir.

Kalıcı çözüm: Sosyal adalet ve Milli Ekonomi Modeli

Avrupa'yı ve dünyayı sarsan bu krizlerin ve sokak çatışmalarının kalıcı olarak son bulması, devletlerin toplumsal taleplere sırt çevirmemesiyle mümkündür. 

Ülkelerin bu tür provokasyonlara kapılmadan, dış güçlerin "İran yaptı" veya benzeri akıl dışı suçlamalarına itibar etmeden kendi iç huzurlarını ve sosyal dengelerini sağlamaları hayati önem taşımaktadır. 

Güvenlik tedbirleriyle bastırılmaya çalışılan krizler, şayet altta yatan ekonomik eşitsizlikler giderilmezse daha büyük patlamalara zemin hazırlayacaktır.

Bugün küresel ölçekte yaşanan gelir adaletsizliğinin, yoksulluğun ve sömürü düzeninin tek bir gerçekçi çözümü bulunmaktadır: Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın dediği gibi, sermayenin değil, insanın hizmetinde olan bir ekonomik sistem. 

Vatandaşın alım gücünü artıran, üretimi teşvik eden ve refahı hakça paylaştıran bir sosyal devlet anlayışı, halkların sokaklarda harcanmasının önüne geçecek yegane yoldur. 

Bu noktada tek yol haritası da Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ve bu modelin pratik uygulanmasını ifade eden yine Prof. Dr. Baş'a ait Sosyal Devlet Milli Devlet tezi.

Türkiye başta olmak üzere tüm dünya ülkelerinin, toplumsal huzuru ve bağımsızlığı teminat altına alacak adil bölüşüm modellerine ve barışçıl ekonomik sistemlere yönelmesi şarttır. 

Aksi takdirde, krizleri fırsata çevirmek isteyen küresel odakların elinde sokaklar sönmeyecek, huzursuzluk dalgası tüm coğrafyaları tehdit etmeye devam edecektir.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.