logo
04 TEMMUZ 2026

Eğitim özgürleştirici güç mü, ideolojik şekillendirme aracı mı?

Eğitim, insanlık tarihi boyunca bireyi geliştiren, toplumu ileri taşıyan en temel dinamik olarak kabul edildi

04.07.2026 00:40:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Eğitim özgürleştirici güç mü, ideolojik şekillendirme aracı mı?
Eğitim özgürleştirici güç mü, ideolojik şekillendirme aracı mı?
Eğitim, insanlık tarihi boyunca bireyi geliştiren, toplumu ileri taşıyan en temel dinamik olarak kabul edildi.

Ancak modern dünyada eğitimin işlevi, iki zıt kutup arasında küresel bir tartışma konusu: Bir tarafta bireye eleştirel düşünme becerisi kazandırarak onu özgürleştiren bir güç, diğer tarafta ise devletlerin ya da egemen güçlerin kendi makul vatandaş tipini yaratmak için kullandığı bir ideolojik şekillendirme aparatı.

Bugün, eğitim sistemlerinin bu iki kutup arasındaki hassas dengede nerede durduğu, pedagoji uzmanları, sosyologlar ve siyaset bilimciler tarafından masaya yatırılıyor.







1. Kutup: Özgürleşmenin ve Aydınlanmanın Yolu

Eğitimin özgürleştirici gücünü savunanlar, Platon'un "Mağara Alagorisi"nden başlayarak John Dewey ve Paulo Freire gibi düşünürlerin teorilerine dayanıyor. Bu görüşe göre ideal bir eğitim; bireyi dogmalardan, kalıplardan ve sorgulanmamış doğrulardan kurtarma sürecidir.

Eleştirel Düşünme: Özgürleştirici bir eğitim sistemi, öğrencilere "ne düşüneceğini" değil, "nasıl düşüneceğini" öğretir. Bilgiyi olduğu gibi kabul etmek yerine; kaynağını, doğruluğunu ve amacını sorgulayan bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Fırsat Eşitliği ve Sınıfsal Mobilite: Dezavantajlı arka planlardan gelen bireyler için eğitim, sosyo-ekonomik zincirleri kırmanın en etkili yoludur. Bireyin kendi potansiyelini keşfetmesine ve toplumda hak ettiği yeri almasına olanak tanır.

Toplumsal Dönüşüm: Sorgulayan ve analiz eden bireylerden oluşan bir toplum, adaletsizliklere karşı daha dirençli olur ve demokratik kültürü daha derinlemesine içselleştirir.







2. Kutup: İdeolojik Aygıt Olarak Müfredat

Diğer tarafta ise eğitimin, doğası gereği politik bir araç olduğunu ileri süren güçlü bir eleştirel ekol yer alıyor. Ünlü Fransız sosyolog Louis Althusser'in "Devletin İdeolojik Aygıtları" teorisinde belirttiği gibi, okul sistemi modern devletlerin en güçlü manipülasyon araçlarından biridir.

Uysal Vatandaş Üretimi: Devletler, varlıklarını sürdürebilmek ve toplumsal rızayı inşa edebilmek için eğitim müfredatlarını kendi resmi ideolojilerine göre şekillendirir. Tarih dersleri, ulusal anlatılar ve vatandaşlık bilgisi gibi alanlar, genellikle egemen görüşün genç zihinlere aktarılmasında köprü görevi görür.

Gizli Müfredat: Sadece resmi ders kitapları değil; okuldaki hiyerarşik yapı, disiplin kuralları ve ödül-ceza sistemleri de bireyi mevcut düzene itaat etmeye, otoriteyi sorgulamadan kabul etmeye alıştırır.

Ekonomik Sisteme Dişli Yetiştirmek: Eleştirmenler, modern eğitim sistemlerinin endüstri devriminden beri fabrikalara disiplinli işçi yetiştirme mantığıyla çalıştığını, yaratıcılığı ve aykırı düşünceleri törpülediğini savunuyor.







Küresel Çapta "Müfredat Savaşları"

Bu iki güç arasındaki çatışma teorik bir tartışmanın ötesinde, dünyanın dört bir yanında sıcak bir gündem maddesi. ABD'deki bazı eyaletlerde ırk ve toplumsal cinsiyet teorilerinin ders kitaplarından çıkarılması tartışmaları, pek çok ülkede tarih müfredatlarının siyasi döneme göre yeniden yazılması ve evrim teorisi gibi bilimsel konuların sansürlenmesi girişimleri, eğitimin bir "savaş alanı" olarak kullanıldığının en net kanıtları.







Eğitim kurumları ya bireyin kendi kanatlarıyla uçmasını sağlayan bir merkez olacak ya da onu mevcut sistemin sınırları içinde tutan bir kafes.

Sosyologların Ortak Görüşü: Bir eğitim sisteminin kalitesi, yetiştirdiği öğrencilerin o sistemin kendisine ne kadar güçlü ve nitelikli eleştiriler yöneltebildiği ile ölçülür. Kendi eğitimini sorgulayamayan bir zihin, özgürleşmiş değil; şekillendirilmiştir.







Genç kuşağın yapay zekayla örülü, yoğun bilgi dezenformasyonunun yaşandığı bir çağa adım attığı günümüzde, eğitimde "özgürleştirici" yaklaşıma olan ihtiyaç her zamankinden daha kritik bir öneme sahip görünüyor.

Mersin'de acı olay

Mersin'de doğum gününde hayatını kaybeden Bilal Şimşek, nikah günü ise gözyaşları arasında toprağa verildi

02.07.2026 12:37:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mersin'de acı olay
Mersin'de acı olay
Mersin'de doğum gününde geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybeden Bilal Şimşek, nikah günü ise gözyaşları arasında dualarla toprağa verildi.






Olay, dün Erdemli ilçesi Koramşalı Mahallesi'nde meydana geldi. Bilal Şimşek patpat diye tabir edilen tarım aracıyla kiraz taşırken kaza geçirdi. Taklalar atan aracın altında kalan Şimşek, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Şimşek'in doğum gününde hayatını kaybettiği, bugün de Erdemli Belediyesi Evlendirme Memurluğunda Eda Kıllı ile resmi nikahının olduğu öğrenildi. Doğum gününde vefat eden Şimşek'in cenazesi hastane morgundan evine götürülüp helallik alındı. Daha sonra mezarlığa götürülen Şimşek'in naaşı, kılınan cenaze namazının ardından dualarla toprağa verildi. Nikahı olacağı gün defnedilen Şimşek'in cenaze törenine Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara, mahalleli, yakınları ve aileler katıldı.








Şimşek'in akrabalarından Ercüment Çağlayanlar, "Dün rahmetlinin doğum günüydü, bugün de nikahı vardı. Maalesef elim bir kaza sonucu toprağa verdik" dedi.








Koramşalı Mahalle Muhtarı Hasan Kurt, mahalle için çok zor ve üzücü bir olay yaşadıklarını, nikah beklerken kazanın yaşandığını söyledi.

Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi

Antalya'nın Alanya ilçesinde 3 yıldızlı bir otelin çatı katında gece saatlerinde çıkan yangın korkuttu. Olayda yaralanan ya da dumandan etkilenen olmazken, otelde konaklayan misafirler tedbir amacıyla tahliye edildi

02.07.2026 02:30:00
İHA
 
Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi
Alanya'da otelin çatı katında yangın: Konaklayan misafirler tedbir amaçlı tahliye edildi
Yangın, saat 00.30 sıralarında Cumhuriyet Mahallesi Ahmet Tokuş Caddesi üzerinde bulunan 3 yıldızlı bir otelin çatı katında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, otelin çatı bölümünden yükselen dumanları ve alevleri fark eden otel görevlileri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.








İhbar üzerine bölgeye çok sayıda Alanya Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekibi, polis, sağlık ekipleri ve AFAD personeli sevk edildi. Otelde bulunan yerli ve yabancı turistler ile personel, ekiplerin yönlendirmesi doğrultusunda kısa sürede güvenli şekilde tahliye edildi. Tahliye sırasında herhangi bir panik yaşanmaması için polis ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri de olması muhtemel bir olumsuzluğa karşı hazır bekletildi.








Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, çatı katını saran alevlere müdahale etti. Yaklaşık 1 saat devam eden çalışmaların ardından yangın kontrol altına alınarak tamamen söndürüldü. Ekipler, yangının yeniden başlamaması için çatı bölümünde uzun süre soğutma çalışması gerçekleştirdi. Yangında dumandan etkilenen ya da yaralanan kimsenin bulunmadığı öğrenilirken, otelin çatı katında ciddi ölçüde maddi hasar meydana geldi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için itfaiye ve polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.




















Hukuk sustuğunda sokak konuşur

Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir

28.06.2026 10:29:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir.

Ancak son dönemde kamuoyunun adalet sistemine olan inancında ciddi bir kırılma yaşandığını görüyoruz. Bireylerin hukukun kendilerini koruduğuna, suçluyu cezalandırdığına ve mağdurun hakkını teslim ettiğine dair inancı zayıfladığında, toplumlar çok tehlikeli bir eşiğe sürükleniyor: Kendi adaletini arama ve ihkak-ı hak eğilimi.

Peki, bir toplum nasıl olur da kurumsal adaletten umudunu kesip kendi adaletini uygulama noktasına gelir? Gelin, bu tehlikeli dönüşümün anatomisine birlikte bakalım.







Adım Adım Güven Kaybı: Kurumsal Çöküşten Sosyal Kaosa

Adalet sistemine güvenin kaybolması bir gecede gerçekleşmez. Bu, bir dizi sistemik tıkanıklığın ve çaresizlik hissinin üst üste binmesiyle oluşan kronik bir süreçtir:

1. Cezasızlık Algısı ve Geciken Kararlar: "Geç gelen adalet, adalet değildir" sözünün somutlaştığı aşamadır bu. Yıllar süren davalar, infaz yasalarındaki boşluklar veya denetimli serbestlik sınırlarının esnekliği nedeniyle suçluların sokakta rahatça gezmesi, kamuoyunda "Suç işleyen cezasız kalıyor" algısını kökleştirir.

2. Hukuki Yalnızlık ve Çaresizlik Hissi: Mağdurun, devletin koruyucu zırhından mahrum kaldığını hissettiği andır. Birey, maruz kaldığı haksızlık veya şiddet karşısında yasal mekanizmaların işlevsiz kaldığını gördüğünde, kurumsal yapılardan psikolojik olarak kopar ve derin bir çaresizlik hissine kapılır.







3. Sosyal Medya Adaleti ve Dijital Mahkemeler: Geleneksel mahkemelerden umudunu kesen kitleler, davaları sosyal medya platformlarına taşır. Hashtag'ler vasıtasıyla "dijital mahkemeler" kurulur, sanıklar daha hakim karşısına çıkmadan toplum vicdanında mahkum edilir. Sosyal medyanın baskısıyla açılan soruşturmalar veya değişen kararlar, adalet sisteminin bağımsızlığına indirilen en büyük darbelerden biri olur.

4. Bireysel Adalet ve İhkak-ı Hak: Sürecin en karanlık noktasıdır. Devletin şiddet kullanma tekelini ve yargı yetkisini kaybettiği algısı yerleştiğinde, bireyler veya gruplar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya kalkışır. Sokak kavgalarının infaza dönüşmesi, linç girişimleri, mafyatik yapılardan medet umma ve bireysel silahlanma bu aşamada tırmanışa geçer.







Orman Kanununa Dönüş Riski

Sosyologlar ve hukukçular, adalete inancın kaybolduğu bir toplumun "hukuk devleti" vasfını yitirerek hızlıca bir "orman kanunu" ortamına gerileyeceği konusunda hemfikir. Hukuk sisteminin işlevini yitirmesi, suç oranlarını artırmakla kalmaz; aynı zamanda ticari hayatı, yatırımları ve en önemlisi toplumsal barışı da felç eder. Kimsenin yarınından emin olmadığı bir iklimde, en temel insani güven duygusu yok olur.







Meselenin Özü: Adalet, yalnızca suçlunun cezalandırılması değil, toplumun vicdanen tatmin edilmesidir. Vicdanların kurumsal yollarla teskin edilmediği her boşluk, bireysel öfke, intikam duygusu ve kontrolsüz şiddet tarafından doldurulmaya mahkumdur.






Bu tehlikeli gidişatın durdurulmasının tek yolu; yargı bağımsızlığının koşulsuz şartsız güvence altına alınması, infaz sisteminin caydırıcı hale getirilmesi ve hukukun "güçlünün kalkanı" değil, "haklının kılıcı" olduğunun topluma yeniden uygulamalarla kanıtlanmasıdır.

Türkiye'nin en şanslı öğrencisi


 
Konya'da bir öğretmeni bulunan okulun tek öğrencisi karne heyecanı yaşadı. Birebir özel ders almak belki şans olarak değerlendirilebilir ancak bu yaşlarda arkadaşsız kalmak büyük şanssızlık!

27.06.2026 12:05:00 / Güncelleme: 27.06.2026 12:12:05
AA
 
Türkiye'nin en şanslı öğrencisi
Türkiye'nin en şanslı öğrencisi

Konya'nın Ilgın ilçesine bağlı Gökçeyurt Mahallesi'nde, tek öğretmenli ilkokulun tek öğrencisi İlayda Kozlu karne sevinci yaşadı. 2025-2026 eğitim öğretim yılını başarıyla tamamlayan Şehit Mustafa Kozlu İlkokulu 3. sınıf öğrencisi İlayda Kozlu, karnesini okulun tek öğretmeni Muhammed Bağ'dan aldı.
Kozlu, karnesini aldığı sırada büyük sevinç yaşadı.







Azimli bir öğrenci

Okulun öğretmeni Muhammed Bağ, "bir öğretmen bir öğrenci" olarak yeni eğitim öğretim yılına başlamanın farklı bir deneyim olduğunu söyledi.







İlayda'nın sevecenliği ve derslere olan ilgisinin okula her gün istekle gelmesine neden olduğunu belirten Bağ, şunları kaydetti:
"İlayda'ya öğretmenlik süreci, benim için de bir öğrenme süreci oldu. İkinci dönemi dolu dolu geçirdik. Hem ben hem İlayda çok farklı deneyimler kazandık. Sosyal medya sayesinde tüm Türkiye İlayda'nın arkadaşı oldu. Kendisi de bunun farkında. Bu da İlayda'ya çok büyük bir özgüven aşıladı. Derslerinde gösterdiği azim ve kararlılık ile başarı zaten kaçınılmazdı. Neredeyse hiç devamsızlık yapmadı. Derslerinde de başarılı bir öğrenciydi. Hatta bugün 'okul devam etsin, tatil olmasın' dedi. Karnesini alırken büyük sevinç yaşadı. İkimiz için de ömür boyu unutulmayacak bir sene oldu. Hayatı boyunca iletişimde kalacağımızı düşünüyorum. Yolu, bahtı hep açık olsun. Hayat ona hep güzellik getirsin."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.