logo
04 TEMMUZ 2026

Türklüğümüzü elimizden almak istiyorlar

04.07.2026 00:00:00
 
İnanç birliği, insan topluluklarını birbirine bağlayan en önemli harçtır Tarih şahittir ki, insanları, toplumları bir araya getiren ana unsur inançtır, inanç birliğidir. Diğer bütün unsurlar buna bağlı olarak kendiliğinden gelişir ve yerini alır.

İnsanları bir araya getiren temel unsurlardan ikincisi kültür birliğidir. Kültürü şekillendiren de inançlardır.

İnanç ve kültür birliğinden sonraki en önemli faktör güç birliğidir.

Tabi insanlık tarihinde birçok isimde milletlerden bahsedilir. Ama birçoğu bir dönem varlıklarını devam ettirmiş ve daha sonra başka inanç ve kültürlerin etkisi altına girerek kaybolup, gitmişleridir.

Demek ki, bir milletin tarih sahnesinden silinmemesi için bir ortak bir inanç ve de kültüre sahip olması yanında bu kültürü yeni nesillere aktarabilecek kapasitede de olması lazımdır. İşte "Türk Milleti" bunu başarabilmiş ender milletlerden birisidir.

Anadolu ve Türk Milleti

Müslüman olan "Türk Milletinin" tarihinde Anadolu'nun ayrı bir yeri vardır. Çünkü Türkler, Anadolu'yu vatan yapmışlardır. Kim sorusunun cevabı Hünkar Hacı Bektaş-i Veli Hazretleridir. Nasıl sorusunun cevabını Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'tan alalım;

"Hacı Bektaşi Veli taa Horasan'dan geldi. 6-7 bin kilometre yürüyerek geldiler ve bugünkü Hacı Bektaş'a yerleştiler. Keldani vardı, Yezdani vardı, Arap vardı, Türk vardı, Kürt vardı, Rum vardı, Ermeni vardı, Boşnak vardı. Yani 36 etnik kökende insan vardı.

Hacı Bektaş'ın babası Arap, anası Türkmen'di. Hacı Bektaş, Türk olarak anılmayı çok severdi. Ayağı çarıklı dolaşarak, Allah'ın izniyle hepsini (36 etnik grubu) Müslüman etti. Bunlar, Hacı Bektaş'ı gördü ve 'iman ne güzel bir şey' dediler.

Onların da her biri, 'Biz, Türk'üz' dediler. Yani Anadolu'nun Türklüğü budur. Yoksa kimse kimliğinden zorla vazgeçmiş değil. Millet olarak biz buyuz. Medeniyetimiz var, siyasetimiz var.

Biz, Türk milletiyiz. Bizim Türklüğümüz etten, kandan, kemikten ibaret değildir. Medeniyetten, siyasetten, maneviyattan ve de dinden ibarettir. Burada Kürt'le Türk'ün, Laz'la Çerkez'in hiçbir farkı yoktur…"

Haçlılar bu gerçeği kabullenemedi

"Türk Milleti" gerçeğini Haçlı Avrupa bir türlü kabullenemedi. Yüz yıllarca Türkleri Anadolu'dan çıkarmak için ordular kurup geldiler. Ama her seferinde mağlup olarak geldikleri gibi gittiler.

'Türk Milleti' tanımını ikinci kez Rahmetli Atatürk yapmıştır. Lozan görüşmelerinde Haçlı batı ısrarla Kürtleri azınlık olarak kabul ettirmek istemiş, bu durumu Atatürk'e bildiren İsmet İnönü, Atatürk'ten şu cevabı almıştı; "Bu topraklarda yaşayan ve Müslüman olan herkes kardeştir, bir millettir. O milletin adı da Türk Milletidir'.

'Türk Milleti' gerçeği Atatürk döneminde de, sonrasında da bugünde içerden ve dışarıdan saldırılara uğradı, hırpalandı, hırpalanıyor.

'Ümmetçiyim' diyenin hedefinde de Türk Milleti.

'Milliyetçiyim' diyenin hedefinde de Türk Milleti.

'Atatürkçüyüm' diyenin hedefinde de Türk Milleti.

ABD'nin, AB'nin, NATO'nun, İsrail'in hedefi de Türk Milleti.

Birde inançlarını ve ermeni soyu olduklarını saklayıp 'Kürtçülük' adı altında Türk Milletine düşmanlık yapanlar var. Bu tablo bile Türk Milletinin büyüklüğünün itirafıdır.

Sinsi oyunlar

Türk Milletini savaş meydanlarında mağlup edemeyenler, 'neden yenemiyoruz' sorusuna cevap aradılar. Cevap imandaki samimiyet ve inanç birliği idi. Bu inançtan gelen kardeşlik idi.

Bu kardeşliği, bu birliği bozmak için paralel mezhepler, meşrepler, cemaatler kurdular. Vakti geldiğinde sahaya sürdüler. İşte dinler arası diyalog, işte Sünni-Şii tetikçileri, işte dinsiz dindarların el üstünde tutulması.

Bunula yetinmediler. Bütün siyasi anlayışları kendilerine biat ettirdiler. İşte sözde 'Kürt sorunu ve terörsüz Türkiye' başlığı.

Yapılanlara, söylenenlere bir bakın! Ne Kitaba uyuyor, ne Sünnete uyuyor ne de tarihsel bir gerçekliği var.

Bütün bu hesaplar ve bütün bu başlıkları tek amacı var: 'Bizim Müslüman olan kimliğimizi Türklüğümüzü elimizden almak istiyorlar.

Baş Hocamız uyarmıştı

"Her yangın küçük bir kıvılcımla başlar. Bunu herkesin çok iyi bilmesi lazım. Hiçbir zaman alev alev gördüğünüz o yangınlar bir anda o şekle gelmemiştir. Bir kıvılcımla başlar bir de bakarsın ki koskocaman binaları, mahalleleri kül eder.

Şimdi sosyal olayların vukuu da aynen bunun gibidir. Bir kıvılcımla başlar ama sonucun ne olacağını kimse tahmin edemez. O bakımdan siyasilere düşen görev hastalığın teşhisidir'.

Evet, siyaset bile bile yanlış teşhis koymuştur. Umarın hatalarından dönerler…

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.