logo
03 TEMMUZ 2026

Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), haziranda aylık bazda yüzde 0,99, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,8 artış gösterdi. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 32,11, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 28,09 olarak kayıtlara geçti

 

03.07.2026 10:38:00 / Güncelleme: 03.07.2026 10:43:14
Anadolu Ajansı
 
Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı
Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, haziranda 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 32,03, yurt içi üretici fiyatları yüzde 27,26 yükseldi.

Aylık bazda TÜFE yüzde 0,99, Yİ-ÜFE yüzde 1,8 artış gösterdi.

TÜFE, haziranda geçen yılın aralık ayına göre yüzde 17,76, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 32,11 yükseliş kaydetti.

Yİ-ÜFE'de Aralık 2025'e göre yüzde 16,09, geçen yılın haziran ayına kıyasla yüzde 28,09 artış gerçekleşti.

Haziran enflasyon verilerinin açıklanmasıyla kira artış oranı da belli oldu. Temmuzda ev ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı yüzde 32,03 olarak belirlendi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Yİ-ÜFE, haziranda bir önceki aya kıyasla yüzde 1,80, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 16,09, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28,09 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 27,26 yükseldi.

Sanayinin 4 sektörünün yıllık değişimleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 53,50, imalatta yüzde 29,65, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 4,12 ve su temininde yüzde 29,26 artış gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimlerine bakıldığında, ara mallarında yüzde 27,89, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 28,97, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 31,42, enerjide yüzde 24,93 ve sermaye mallarında yüzde 23,01 yükseliş kaydedildi.

Sanayinin 4 sektörünün aylık değişimlerinde ise madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 8,30, imalatta yüzde 1,01, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 7,10 ve su temininde yüzde 1,97 artış görüldü.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimlerine bakıldığında, ara malında yüzde 1,88, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,24, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,41, enerjide yüzde 3,04 ve sermaye mallarında yüzde 1,66 yükseliş oldu.

3 ayda 6,6 milyar liralık para trafiği tespit edildi

Kocaeli merkezli 31 ilde düzenlenen operasyonda, kurdukları paravan şirketler üzerinden yasa dışı bahis ve kumar oynatarak yaklaşık 3 ayda 6 milyar 657 milyon liralık para trafiği yönettikleri tespit edilen 119 şüpheli adliyeye sevk edildi

03.07.2026 11:53:00
İhlas Haber Ajansı
 
3 ayda 6,6 milyar liralık para trafiği tespit edildi
3 ayda 6,6 milyar liralık para trafiği tespit edildi
Kocaeli merkezli 31 ilde düzenlenen operasyonda, kurdukları paravan şirketler üzerinden yasa dışı bahis ve kumar oynatarak yaklaşık 3 ayda 6 milyar 657 milyon liralık para trafiği yönettikleri tespit edilen 119 şüpheli adliyeye sevk edildi.



İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yasa dışı bahis ve kumar siteleri üzerinden faaliyet yürüten suç örgütünün deşifre edilmesine yönelik çalışma başlattı. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen teknik ve fiziki takipler sonucunda, şüphelilerin yasa dışı faaliyetlerini gizlemek amacıyla 15 paravan şirket kurduğu belirlendi. Suç örgütünün bahis işlemlerini, bu şirketler aracılığıyla altın hesabı veya kripto para alımı yaparak gerçekleştirdiği tespit edildi.

3 ayda yaklaşık 6,6 milyar liralık para trafiği



Ekiplerin yaptığı detaylı incelemelerde, bahis sitelerindeki hesapların yanı sıra paravan şirketlere ait hesaplara son 3 aylık süre içerisinde yaklaşık 6 milyar 657 milyon 746 bin lira para aktarıldığı ortaya çıkarıldı. Suçtan elde edildiği değerlendirilen bu hesaplara el konuldu.

119 şüpheli gözaltında

Yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelilerin yakalanması için 30 Haziran'da Kocaeli merkezli 31 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 119 şüpheli gözaltına alınırken, şahısların ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, 2 ruhsatsız tabanca ve 108 fişek ele geçirildi. 119 şüpheli, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifadeleri sonrası adliyeye sevk edildi.

İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi

Bilim kurgu filmleri gerçek oluyor. "Fiziksel Yapay Zeka" (Physical AI) dönemiyle birlikte insansı robotlar, sadece fuarlarda şov yapan prototipler olmaktan çıkarak üretim hatlarında tam zamanlı mesaiye başladı

02.07.2026 18:30:00
Eyüp Kabil
 
İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi
İnsansı robotlar laboratuvardan çıktı, fabrikalara indi
Teknoloji dünyası, yapay zekanın sadece bilgisayar ekranlarında veya sohbet pencerelerinde kaldığı dönemi geride bırakıyor. Uzun süredir laboratuvarlarda test edilen ve yürümekte dahi zorlanan insansı robotlar (humanoidler), "Bedenlenmiş Yapay Zeka" (Embodied AI) teknolojisindeki devrimsel gelişmelerle birlikte artık gerçek dünyada, endüstriyel üretim hatlarında ve hatta evlerde kendilerine yer bulmaya başladı [indyturk.com].

Finans devlerinin raporlarına göre, küresel yapay zeka yatırımlarının yeni odağı olan fiziksel robotik pazarı, Goldman Sachs'ın güncel analizlerinde 2035 yılına kadar 38 milyar dolarlık devasa bir pazar hacmine ulaşacağını öngörüyor [trthaber.com]. Küresel pazardaki bu büyüme, özellikle gelişmiş çevre algısı, fabrikalara hızlı entegrasyon yeteneği ve ev tipi asistan modellerine yönelen yatırımlarla hız kazanıyor.

Fabrikalarda "kusursuz" robot vardiyası

Bu dönüşümün en somut ve çarpıcı örneği geçtiğimiz günlerde Çin'de yaşandı. Şanghay merkezli teknoloji girişimi Agibot tarafından geliştirilen insansı robotlar, Nanchang kentindeki bir fabrikada 6 gün boyunca kesintisiz olarak gerçek bir üretim hattına dahil edildi. Canlı yayınlanan bu tarihi denemede robotlar, kalite kontrol ve malzeme taşıma gibi 60 binden fazla endüstriyel görevi yüzde 99,99 gibi kusursuza yakın bir başarı oranıyla tamamlamayı başardı.

Sektör temsilcileri bu gelişmenin bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, artık temel sorunun "Bir robot ne yapabilir?" aşamasından, "Gerçek çalışma ortamlarında nasıl değer yaratabilir?" aşamasına geçtiğini belirtiyor. Robotların fabrikalardaki geleneksel makineler gibi sadece tek bir göreve programlanmadığı; gelişmiş Görme-Dil-Eylem (VLA) modelleri sayesinde çevrelerini algılayıp tıpkı bir insan işçi gibi dinamik kararlar alabildiği ifade ediliyor.

Evlerde "duygusal eşlik" dönemi başlıyor

İnsansı robotların tek hedefi ağır sanayi veya lojistik sektörü değil. Teknolojinin bir diğer ayağı doğrudan oturma odalarımıza hitap ediyor. Robotik üreticileri, ev içi kullanım için tasarladıkları yeni nesil modelleri birer birer piyasaya sürüyor. UBTECH Robotics firmasının tanıttığı U1 serisi gibi "duygusal yapay zeka" ile donatılmış robotlar, kullanıcısının ses tonunu ve yüz ifadelerini analiz ederek ruh haline uygun yanıtlar verebiliyor.

Öte yandan, 1X Technologies firmasının 20 bin dolar etiketle ön siparişe açtığı NEO modeli de ev işlerine yardımcı olmak üzere tasarlanan ve tüketiciyle doğrudan buluşmaya hazırlanan en güncel örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

İstihdam ve güvenlik tartışmaları kapıda

Teknolojideki bu baş döndürücü hız, küresel çapta yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR) verilerine göre robotlar, özellikle gelişmiş ülkelerdeki iş gücü açığını kapatmak için harika birer müttefik olarak görülüyor. Örneğin Japonya, azalan nüfus ve iş gücü krizine karşı 2040 yılına kadar 10 milyon robotu iş gücüne dahil etmeyi planlıyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde siber güvenlik riskleri, kişisel verilerin gizliliği ve robotların geleneksel iş kollarındaki mavi yaka çalışanların yerini alması durumunda oluşabilecek kitlesel işsizlik korkusu yer alıyor. Şurası kesin ki, dijital dünyada doğan yapay zeka, artık tamamen etten ve kemikten oluşan dünyamızın sokaklarına, fabrikalarına ve evlerine kalıcı olarak adım atıyor.

BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'

BTP lideri Hüseyin Baş, Ankara'daki NATO zirvesi öncesi gecekonduların brandalarla kapatılmasını eleştirerek, iktidarın sefaleti gizlemeye çalıştığını savundu. Baş, yaşanan derin ekonomik krizden ve planlı fakirleşmeden kurtuluşun tek yolunun Milli Ekonomi Modeli olduğunu vurguladı

02.07.2026 17:47:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin açıklama yaptı.

Ankara'da NATO zirvesi için atılan adımları değerlendiren BTP lideri, "İtibar, brandanın önünü güzelleştirerek değil brandanın arkasını güçlendirerek elde edilir.  Güçlü devlet fakirliğe branda çekip misafirin göz zevkinin düşünen değil, branda çekilmeye gerek kalmayacak bir ülke oluşturmaktır" dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın açıklaması şöyle:

"Bugün yabancı liderlerin geçeceği güzergahlardaki gecekondular panellerle, brandalarla kapatılıyor. Vatandaşımız, kendisi için atılmayan adımların bir gecede başkaları için atıldığını görünce haklı olarak isyan ediyor. Halkı sefalete mahkûm edenlerin, bu fakirlikten utanmak yerine bunu gizlemek için harcadığı çaba ibretliktir.

"Brandanın arkasına gizlemeye çalıştığınız acı ekonomik gerçeklerle eninde sonunda yüzleşeceksiniz"

Buradan iktidara sesleniyorum; Gerçekleri brandalarla kapatamazsınız!.  İtibar, brandanın önünü güzelleştirerek değil brandanın arkasını güçlendirerek elde edilir.  Güçlü devlet fakirliğe branda çekip misafirin göz zevkini düşünen değil, branda çekilmeye gerek kalmayacak bir ülke oluşturmaktır. O brandanın arkasına gizlemeye çalıştığınız acı ekonomik gerçeklerle eninde sonunda yüzleşeceksiniz.

Bugün eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik krizin tam ortasındayız. Etrafımızda savaş halinde olan ülkelerde bile enflasyon bizden kat kat düşüktür. Başımıza fiziki bombalar düşmüyor olabilir ancak her gün çarşıda pazarda patlayan zam bombaları yüzünden, savaşan ülkelerden daha beter bir ekonomik tablonun içindeyiz. Dünyada enflasyonda ve faizde ilk 5'te olmamız bir kader değil, bilinçli bir tercihin sonucudur.

"Türk halkı bilinçli olarak fakirleştirilmiştir"

Türkiye planlı bir krizin içine sokulmuş, Türk halkı bilinçli olarak fakirleştirilmiştir. İnsanımız; "Kiramı nasıl ödeyeceğim, evime nasıl ekmek götüreceğim, çocuğumu nasıl okutacağım?" sorunlarına boğdurularak suni gündemlerle uyuşturulmak istenmektedir.

"Bu kör kapitalist zihniyetin Türk milletine verebileceği hiçbir şey kalmamıştır"

Bu ülkeyi yönetenlerin bu kara tabloyu düzeltmek gibi bir derdi de niyeti de yoktur. Milyonlarca emekli ve memur Cuma günü TÜİK'in açıklayacağı enflasyon rakamlarını beklemektedir. Ancak TÜİK yine iktidarın siparişine uygun olarak enflasyonu düşük gösterecek ve milyonların hakkına el uzatacaktır. Bugün 20 bin lira alan emeklimiz, o ucube "kök maaş" sistemi yüzünden yine hüsrana uğrayacaktır. İktidar ekranlarda "zam yaptık" propagandası yaparken, insanımız aynı sefalet ücretini almaya devam edecektir.

Bu kör kapitalist zihniyetin Türk milletine verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Fabrikalarımız, madenlerimiz, topraklarımız satıldı ama millete yine sadece fakirlik düştü. Kaynaklarımız yabancıya ve yandaşa akarken milletin sefalete mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz.

"Onurlu bir yaşam için Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanması şarttır"

Aziz milletimize ilan ediyoruz: Milli Ekonomi Modeli olmadan bu ekonomik enkazın altından kalkılamaz. Onurlu bir yaşam ve tam bağımsız bir ekonomi için, yerli ve millî tek model olan Milli Ekonomi Modeli'nin uygulanması şarttır. Türk halkı, layık olduğu onurlu ve başı dik yaşama ancak ve ancak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) iktidarıyla kavuşacaktır."

Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir

Zorlu çalışma şartları ve malpraktis davaları gibi nedenlerden dolayı çocuk yoğun bakım, yenidoğan, çocuk onkolojisi ve nefroloji gibi alanlarda doktor sayısı hızla azalıyor. Hatta uzmanlar 5 sene sonra çocuğunuza bakacak doktor bile olmayabilir diyerek uyardı

02.07.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir
Türk Pediatri Kurumu Başkanı uyardı: Beş yıl sonra çocuklara bakacak doktor olmayabilir
Çocuk sağlığını ilgilendiren hayati branşlarda doktor sayısı hızla azalıyor. Ağır ve uzun çalışma şartlarına bir de davalar eklenince hekimler bu alanları seçmiyor. Bu yıl TUS'ta 118 doktor için kadro açılan çocuk yoğun bakım branşını yalnızca 5 doktor tercih etti. Yenidoğan branşında 250 doktorluk kadronun ise yalnızca yüzde 9'u doldu. Çocuk hematolojinin yalnızca yüzde 15'i, çocuk acilin ise yüzde 16'sında doluluk görüldü. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ise tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekerek, "5 yıl sonra kritik hastalıkları tedavi ettirecek çocuk hekimi bulamayacağız" uyarısını yaptı.

Çocuk sağlığında alarm zilleri çalıyor
Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, özellikle çocuk yoğun bakım, yenidoğan, çocuk kanseri, nefroloji ve nöroloji gibi hayat kurtaran yan dallara ilginin hızla azaldığını belirterek "Bugün gerekli adımlar atılmazsa 5 yıl sonra bu alanlarda çok ciddi hekim açığı yaşayacağız" dedi.
Açıklanan 2026-Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'nın (2026-YDUS) sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, yüksek riskli ve yoğun çalışma yükü olan çocuk yan dal uzmanlık kadrolarının çoğunun boş kaldığını belirterek "Bu yıl TUS'ta 118 doktor için kadro açılan çocuk yoğun bakım branşını yalnızca 5 doktor tercih etti. Yenidoğan branşında 250 doktorluk kadro ise yalnızca yüzde 9'u doldu. Çocuk hematolojinin yalnızca yüzde 15'i, çocuk acilin ise yüzde 16'sında doluluk görüldü. Benim de torunlarım var. Allah göstermesin, başlarına bu hastalıklardan biri gelse 5 yıl sonra kritik hastalıkları tedavi ettirecek çocuk hekimi bulamayacağız" uyarısını yaptı.

Neden doktorlar seçmiyor?
Ağır çalışma şartları, malpraktis davaları, eğimi sürecinin uzunluğu gibi nedenleri yanı sıra kritik branşlarda çalışan hekimlerin ana branşlarında hasta bakamamasının da doktorların bu alanları seçmemesine neden olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kasapçopur "Çocukların hayatını kurtaran bu branşları cazip hâle getiremezsek, gelecekte çocuklarımız için en büyük sorun doktor bulmak olacak" ifadelerini kullandı.

Genç hekimler çocuk alanlarını istemiyor
YDUS yerleştirme sonuçlarında en çarpıcı tablo çocuk yoğun bakım ve yenidoğan branşlarında görülüyor. Haziran 2024 YDUS'ta çocuk yoğun bakımda açılan 26 kadronun 25'i dolarken, Mayıs 2026'da açılan 118 çocuk yoğun bakım kadrosunun sadece 5'i doldu, 113 kadro boş kaldı ve doluluk oranı yüzde 4'e geriledi.
Benzer tablo yenidoğan (neonatoloji) yan dalında da yaşandı. Haziran 2024'te 31 kadronun 29'u dolarken, Mayıs 2026'da ise 250 yenidoğan uzmanlık kadrosunun sadece 22'sine yerleşme oldu. 228 kadro boş kaldı ve doluluk oranı yüzde 9'a düştü.
Mayıs 2026 YDUS'ta çocuk hematoloji-onkoloji kadrolarının yalnızca yüzde 15'i, çocuk acil kadrolarının yüzde 16'sı, çocuk nefrolojisi kadrolarının ise yüzde 41'i dolabildi. Bir dönem tüm kadrolarını dolduran çocuk kardiyolojisi, gastroenterolojisi ve enfeksiyon hastalıklarında da doluluk oranları yüzde 55-67 seviyelerine kadar geriledi.

TBMM'de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında karar çıktı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan tutuksuz 5 sanık hakkında karar açıklandı. Hakim, sanıklar Durmuş Uğurlu'ya 6 yıl 16 ay 3 gün, İbrahim Beşlioğlu'na 1 yıl 15 ay, Recep Seven'e 6 yıl 3 ay, Halil İlker Güner'e 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezası. Ramazan Çetin'in ise üstüne atılı suçlamalardan beraatine hükmetti

02.07.2026 13:47:00 / Güncelleme: 02.07.2026 13:54:18
İHA
 
TBMM'de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında karar çıktı
TBMM'de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında karar çıktı
Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantası çalışanları tutuksuz sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven, Ramazan Çetin ile taraf avukatları ve müşteki aileleri katıldı. Hakim, bu celsede dosyayı karara bağlayacağını belirterek Cumhuriyet savcısına söz verdi. Savcı, sanıkların üzerlerine atılı suçlamalardan cezalandırılmasını talep etti. Ardından hakim sanıklara son sözlerini sordu.

Konuşan sanık Uğurlu, "Ben suç işlemedim, iftiraya maruz kaldım. Beraatimi talep ediyorum" dedi.

Sanık Beşlioğlu, "Ben cinsel bir amaçla mesaj atmadım. Attığım mesajlar bellidir. Mesaj attığım süre çok kısa bir aralıktaydı. Beraatimi talep ederim" iddialarında bulundu.

Sanık Güner, "Benim hiçbir temasım olmadı. Bazı mesajlar vardı. Kendisinin de bana olan mesajları vardır. Adaletinize güveniyorum" ifadesine yer verdi.

Sanık Çetin ile sanık Seven ise, suçlarının bulunmadığını belirterek beraatlerini talep ettiler.

Müşteki E.D. ise şu beyanda bulundu:

"Sanıklar iftira atıldığını söylüyorlar. Asla mahkeme koridorlarına çıkacak insanlar değiliz. Şikayetim devam ediyor. Benim çocuğum sessiz sakindir. Şikayetim devam ediyor."

Mahkeme, sanıklardan Durmuş Uğurlu hakkında, şikayetçi S.'ye yönelik 'çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan 1 yıl 16 ay 3 gün, aynı şikayetçiye yönelik 'sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı' suçundan ise 5 yıl olmak üzere toplam 6 yıl 16 ay 3 gün hapis cezasına çarptırdı. Sanık Recep Seven, şikayetçi S.'ye yönelik 'sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Halil İlker Güner hakkında, şikayetçi D.'ye yönelik 'çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan iyi hal indirimi uygulanarak 1 yıl 16 ay 3 gün hapis cezası verildi.

Sanık İbrahim Beşlioğlu, şikayetçi S.'ye yönelik 'çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan 1 yıl 15 ay hapis cezasına hükmedildi.

Sanık Ramazan Çetin'in ise şikayetçi A.'ya yönelik 'çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildi.

Resmi ilan yayımlayan gazete sayısı düştü

Basın İlan Kurumu verilerine göre, resmi ilan yayımlayan gazete sayısı 2024 yılında 753 iken, 2025 yılında yüzde 12,5 azalarak 659 oldu. Bu yayınların yüzde 95,9'unu yerel, yüzde 3,3'ünü yaygın (ulusal) ve yüzde 0,8'ini bölgesel yayınlar oluşturdu

02.07.2026 11:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Resmi ilan yayımlayan gazete sayısı düştü
Resmi ilan yayımlayan gazete sayısı düştü
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Süreli Yayın İstatistikleri'ni açıkladı. Basın İlan Kurumu verilerine göre, resmi ilan yayımlayan gazete sayısı 2024 yılında 753 iken, 2025 yılında yüzde 12,5 azalarak 659 oldu. Bu yayınların yüzde 95,9'unu yerel, yüzde 3,3'ünü yaygın (ulusal) ve yüzde 0,8'ini bölgesel yayınlar oluşturdu. Türkiye'de 2025 yılında resmi ilan yayımlayan gazetelerin yıllık toplam tirajı 2024 yılına göre yüzde 15,1 azalarak 392 milyon 797 bin 801 olup, tirajın yüzde 81,9'unu yaygın (ulusal), yüzde 17,7'sini yerel ve yüzde 0,4'ünü bölgesel gazeteler oluşturdu.

Resmi ilan yayımlayan internet haber sitelerinin sayısı 357 oldu

Resmi ilan yayımlayan internet haber sitesi sayısı 2024 yılında 349 iken, 2025 yılında yüzde 2,3 artarak 357 oldu. Toplam tekil ziyaretçi sayısı 8 milyar 840 milyon 299 bin 804 olarak gerçekleşti. Bu ziyaretçi trafiğinin yüzde 66,3'ü genel kategoride bulunan internet haber sitelerinden oluştu. Toplam sayfa görüntüleme sayısı 45 milyar 314 milyon 725 bin 824 olarak gerçekleşti. Bu görüntüleme sayısının yüzde 74,2'si genel kategoride bulunan internet haber sitelerinden oldu.

Resmi reklam yayımlayan dergilerin yüzde 46,8'i aylık yayımlandı

Resmi reklam yayımlayan dergi sayısı 2024 yılında 474 iken, 2025 yılında yüzde 0,8 azalarak 470 oldu. Resmi reklam yayımlayan dergilerin yüzde 46,8'i aylık, yüzde 15,1'i haftalık, yüzde 13,6'sı on beş günlük, yüzde 11,1'i iki aylık, yüzde 6,8'i günlük ve yüzde 6,6'sı üç aylık olarak yayımlandı.

Resmi ilan yayımlayan gazetelerin yüzde 57,4'ü günlük yayımlandı

Resmi ilan yayımlayan gazetelerin yüzde 57,4'ü günlük, yüzde 42,6'sı haftada iki-altı gün arası olarak yayımlandı. Bu yayınların toplam tirajının yüzde 98,9'unu günlük, yüzde 1,1'ini haftada iki-altı gün arası yayımlanan gazeteler oluşturdu.

Resmi ilan ve reklam yayımlayan toplam süreli yayın sayısı 2 bin 173 oldu

Süreli yayın sayısı 2024 yılında 2 bin 40 iken, 2025 yılında yüzde 6,5 artarak 2 bin 173 oldu. Bu yayınların yüzde 90,9'u siyasi/haber/güncel, yüzde 3,3'ü sektörel/mesleki, yüzde 1,6'sı kültür/turizm/tanıtım, yüzde 1,3'ü ekonomi/ticaret/finans içerikli yayımlanırken, yüzde 2,9'u ise diğer içerik türlerinde yayımlanmıştır.

Resmi ilan yayımlayan gazetelerde çalışanların sayısı 3 bin 714 oldu

Resmi ilan yayımlayan gazetelerde çalışanların sayısı 2024 yılında 4 bin 315 iken, 2025 yılında yüzde 13,9 azalarak 3 bin 714 oldu. Çalışanların yüzde 37,8'i lise ve dengi okul, yüzde 34,9'u lisans, yüzde 13,7'si lise altı, yüzde 11,2'si ön lisans ve yüzde 2,4'ü yüksek lisans/doktora mezunlarından oluştu. Resmi ilan yayımlayan gazetelerde çalışanların kadro unvanlarına göre ise yüzde 43,8'i muhabir, yüzde 26,7'si sayfa sekreteri, yüzde 20,3'ü sorumlu müdür, yüzde 7,1'i yazar ve yüzde 2,1'i haber müdürü olarak görev yaptı.

Resmi ilan yayımlayan internet haber sitelerinde çalışanların sayısı 3 bin 690 oldu

Resmi ilan yayımlayan internet haber sitelerinde çalışanların sayısı 2024 yılında 3 bin 404 iken, 2025 yılında yüzde 8,4 artarak 3 bin 690'a yükseldi. Çalışanların yüzde 57,7'si lisans, yüzde 24,4'ü lise ve dengi okul, yüzde 10,2'si ön lisans, yüzde 4,8'i lise altı ve yüzde 2,9'u yüksek lisans/doktora mezunlarından oluştu. Resmi ilan yayımlayan internet haber sitelerinde çalışanların kadro unvanları incelendiğinde, yüzde 39,3'ü muhabir, yüzde 37,0'si internet editörü, yüzde 10,9'u sorumlu müdür, yüzde 9,3'ü yazar ve yüzde 3,5'i haber müdürü olarak görev yaptı.

Resmi ilan yayımlayan internet haber sitelerinde kadın yazarların oranı yüzde 45,6 oldu

İnternet haber sitelerinde çalışanların kadro unvanı ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, sorumlu müdürlerin yüzde 67,2'si erkek, yüzde 32,8'i kadın, haber müdürlerinin yüzde 78,9'u erkek, yüzde 21,1'i kadın, internet editörlerinin yüzde 53,2'si erkek, yüzde 46,8'i kadın, muhabirlerin yüzde 57,4'ü erkek, yüzde 42,6'sı kadın, yazarların ise yüzde 54,4'ü erkek, yüzde 45,6'sı kadın.

Ankara'da kamyon, skuter, motokurye yasağı

Ankara Valiliğinden NATO Zirvesi tedbirlerine ilişkin açıklama geldi. Yakıt tankeri, beton mikseri, çekici ve diğer ağır tonajlı araçların 5 Temmuz saat 16.00'dan 10 Temmuz saat 10.00'a kadar şehir içerisine girişine izin verilmeyecek. Skuter türü araçlar bazı bölgelere giremeyecek. Park halinde bulunanlar 4 Temmuz'a kadar kaldırılacak. Motokuryelerin de bazı bölgelerde kullanımı kapatıldı

02.07.2026 10:37:00 / Güncelleme: 02.07.2026 12:45:27
Anadolu Ajansı
 
Ankara'da kamyon, skuter, motokurye yasağı
Ankara'da kamyon, skuter, motokurye yasağı

Ankara Valiliği, 7 ve 8 Temmuz'da düzenlenecek 36. NATO Zirvesi kapsamında, güvenliğin sağlanması, kamu düzeninin korunması, vatandaşların huzur ve güvenliğinin sürdürülebilmesi amacıyla güvenlik ve trafik tedbirleri aldı

Valilikten yapılan açıklamada, Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararı gereği ve NATO Zirvesi kapsamında alınacak trafik tedbirleri nedeniyle 6-9 Temmuz'da başta Esenboğa Havalimanı ve Ankara (Etimesgut) Havalimanı'ndan başlanarak geliş-gidiş istikametine tüm makamların kullandığı yol güzergahları ile etkinliğin yapılacağı alanlar olmak üzere, Ankara Çevre Yolu'nun (O-20 Kara Yolu Kuzey Ankara Bölgesi) Mamak ilçesi Ortaköy mevkisi bağlantısı ile Yenimahalle ilçesi Yuvaköy yolu arasında kalan bölümü, Mevlana Bulvarı, Özal Bulvarı, İsmet İnönü Bulvarı, Dumlupınar Bulvarı, Anadolu Bulvarı, Sakıp Sabancı Bulvarı, Ankara Bulvarı, Atatürk Bulvarı, 1071 Malazgirt Bulvarı, Türk Kızılayı Caddesi, Beştepe Caddesi, Söğütözü Caddesi, Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi, Alparslan Türkeş Caddesi, Ufuk Üniversitesi Caddesi üzeri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, JW Marriott Otel, Sheraton Otel, Lugal Otel, Hilton Otel, Divan Ankara Otel, Bilkent Otel, InterContinental Otel, Metropolitan Otel, Alegria Business Otel, Hilton Garden Inn Otel, Crowne Plaza Otel, Mövenpick Otel, Wyndham Otel ve Grand Mercure Otel çevresinin, skuter türü araçların girişine kapatıldığı ve park halinde bulunanların 4 Temmuz'a kadar kaldırılacağı bildirildi.

Açıklamada, 6-9 Temmuz'da Esenboğa Havalimanı ve Ankara (Etimesgut) Havalimanı'ndan başlanarak geliş-gidiş istikametine Ankara Çevre Yolu'nun (O-20 Kara Yolu Kuzey Ankara Bölgesi) Mamak ilçesi Ortaköy mevkisi bağlantısı ile Yenimahalle ilçesi Yuvaköy yolu arasında kalan bölümü, Mevlana Bulvarı, Özal Bulvarı, İsmet İnönü Bulvarı, Dumlupınar Bulvarı, Anadolu Bulvarı, Sakıp Sabancı Bulvarı, Ankara Bulvarı, Atatürk Bulvarı, 1071 Malazgirt Bulvarı, Türk Kızılayı Caddesi, Beştepe Caddesi, Söğütözü Caddesi, Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi, Alparslan Türkeş Caddesi, Ufuk Üniversitesi Caddesi ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, JW Marriott Otel, Sheraton Otel, Lugal Otel, Hilton Otel, Divan Ankara Otel, Bilkent Otel, InterContinental Otel, Metropolitan Otel, Alegria Business Otel, Crowne Plaza Otel, Mövenpick Otel, Wyndham Otel ve Grand Mercure Otel çevrelerinin motokuryelerin kullanımına kapatıldığı belirtildi.

Zirve nedeniyle kullanılacak güzergahlar üzerinde, yola cephesi olan ikametlerin ve iş merkezlerinin müştemilatları önünde ve bahçeleri içinde, ayrıca taksi duraklarının önünde, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, AVM'ler, umuma açık yerler ve marketlerin otoparklarında, araç tamir servisleri, iş yerlerinin otoparkları ve önlerinde bulunan araç, karavan gibi taşıtlar ile konteynerlerin, 4-9 Temmuz'da bu alanlara park etmemesi gerektiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Yakıt tankeri, beton mikseri, çekici ve diğer ağır tonajlı araçların 5 Temmuz saat 16.00'dan 10 Temmuz saat 10.00'a kadar şehir içerisine girişine izin verilmeyecektir. Gıda maddesi taşıyan kamyonlar, 6 Temmuz saat 00.00'dan 9 Temmuz saat 05.00'e kadar geliş güzergahlarına göre Çevre Yolu'ndan İstanbul Yolu'na katılarak Fatih Sultan Mehmet Bulvarı merkez istikametini takiben Rajiv Gandhi Caddesi'nden GİMAT istikametine ve Hipodrom Caddesi üzerinden Roma Meydanı ışıklardan (U) dönüşü yaparak Toptancı Hali'ne giriş yapabileceklerdir. İlaç ve bozulacak acil malzeme taşıyan kamyonlar, 6 Temmuz saat 00.00'dan 9 Temmuz saat 05.00'e kadar Fatih Sultan Mehmet Bulvarı'nı kullanmak suretiyle Dumlupınar Bulvarı, 1071 Malazgirt Bulvarı, Sakıp Sabancı Bulvarı, Anadolu Bulvarı, Ankara Bulvarı, Mevlana Bulvarı, İnönü Bulvarı ile Atatürk Bulvarı haricindeki güzergahları kullanabileceklerdir. Vatandaşlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamamaları adına belirtilen tarih ve saatlerde alınan tedbirlere riayet etmeleri önem arz etmektedir."

Cemil Tugay’dan ‘AKP’ye geçiş’ iddialarına yanıt

Kulislere bomba gibi düşen "parti değiştirecek" iddialarına doğrudan cevap veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Benim bir işim, bir görevim var. Belediye başkanlığına odaklanmış durumdayım" diyerek tartışmalara son noktayı koydu

01.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Cemil Tugay’dan ‘AKP’ye geçiş’ iddialarına yanıt
Cemil Tugay’dan ‘AKP’ye geçiş’ iddialarına yanıt
Siyaset kulislerinde kulaktan kulağa yayılan ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ederek AKP'ye geçeceği yönündeki iddialar, bizzat muhatabı tarafından yalanlandı. Çıkan haberlerin ardından kamuoyuna net bir açıklama yapan Tugay, bu tür iddiaların hiçbir gerçeklik payı taşımadığını ifade etti.

"Benim tek gündemim İzmir'

Hakkındaki iddialara karşı oldukça net ve kararlı bir duruş sergileyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, parti değiştireceği yönündeki söylentilerin asılsız olduğunu belirtti. Görevinin başında olduğunu vurgulayan Tugay, şu ifadeleri kullandı:

"Kesinlikle böyle bir durum yok. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasi geleceği ile ilgili süreci yakından takip ediyorum. Benim bir işim var, bir görevim var. Şu an tamamen belediye başkanlığına odaklanmış durumdayım."

"CHP çizgisinde hizmete devam"

Tugay, İzmir halkının oylarıyla seçildiğini ve kente hizmet etmek dışında bir ajandası bulunmadığını dile getirdi. CHP çatısı altında siyasi mücadelesine ve kentsel projelerine devam edeceğinin altını çizen Büyükşehir Belediye Başkanı, iddiaları ortaya atan odakların gündem değiştirme çabasında olduğunu ima etti.

İzmir'in kronikleşmiş sorunlarını çözmek ve şehri ileriye taşımak için yoğun bir mesai harcadığını belirten Tugay'ın bu net açıklaması, CHP örgütünde ve İzmir seçmeninde rahatlama yarattı. Kulislerdeki asılsız iddiaların ardından gözlerin çevrildiği İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde, tüm birimlerin planlanan projeler doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.

Ümit Özdağ: Terörsüz Türkiye Projesi, Büyük Orta Doğu Projesi'nin bir parçası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, sürecin Türkiye'nin üniter yapısını hedef aldığını öne sürerek, "Terörsüz Türkiye Projesi, Büyük Orta Doğu Projesi'nin bir parçasıdır" dedi

01.07.2026 14:23:00
Haber Merkezi
 
Ümit Özdağ: Terörsüz Türkiye Projesi, Büyük Orta Doğu Projesi'nin bir parçası
Ümit Özdağ: Terörsüz Türkiye Projesi, Büyük Orta Doğu Projesi'nin bir parçası
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, sürecin Türkiye'nin üniter yapısını hedef aldığını öne sürerek, "Terörsüz Türkiye Projesi, Büyük Orta Doğu Projesi'nin bir parçasıdır. Irak ve Suriye işgal edilerek parçalanmıştır. İran, rejimi yıkılarak bir iç savaşa sürüklenmek istenmiş ve buna direnmiştir. Türkiye ise 'Terörsüz Türkiye' Projesi ile anayasal yapısı değiştirilerek; demografi mühendisliğiyle gerçekleştirilen nüfus kaydırmaları üzerinden tahrip edilerek milli, üniter devletten çok milletli federal bir yapıya dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Buna Ankara'da karanlık koridorlarda 'yumuşatılmış üniter devlet' deniliyor" dedi. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:

"Birçok şehrimizde meydanlarda bir narkoterör örgütünün elebaşının posterleri asılmakta, caddelerde bir bebek katilinin fotoğrafını taşıyan bildiriler dağıtılmakta, sokaklarda PKK paçavrasını taşıyan gruplar serbestçe yürümekteler. 12 suçsuz insanı; kadın, erkek ve bebek demeden yakarak öldüren PKK'lı teröristler, Türk milletine ve Türk devletine karşı meydanlarda insan hakları, demokrasi nutukları atmakta, Diyarbakır'da Kürtçenin ikinci resmi dil olması amacıyla kongreler düzenlenmektedir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, Cumhuriyetimizin kurulduğu günden bugüne geçen 103 sene içerisinde Türk bayrağını, Türk devletini ve Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olma şuurunu destekleyen ve savunan, 1984'ten bu yana da PKK terör örgütüne karşı birçoğu korucu olarak vatan savaşı veren insanlarımız, gelinen aşamada devletin DEM ve PKK'ya taviz vererek mücadeleyi sona erdirdiği ve vatansever yurttaşları DEM ile PKK'nın insafına terk edeceği düşüncesiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan batıya göç etmeyi düşünmeye başlamışlardır. Yaşanan durum, ağır bir milli travmanın yaklaştığını göstermektedir.

ABD'nin eski Suudi Arabistan Büyükelçisi Chas Freeman şöyle demiş: 'Büyük İsrail Projesi, çevredeki devletleri parçalı ve etkisiz hale getirmeyi gerektiriyor.' ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da İsrail'in çevresinde ulus devlet istemediğini ifade etmiş. Önce Irak parçalandı, sonra Suriye. Sıra İran ve Türkiye'ye geldi. ABD ve İsrail'in ortak operasyonu ile İran'a savaş açıldı. Plan; İran üst yönetimini öldürmek, yönetim boşluğunun oluştuğu aşamada silahlandırılan Kürtleri ayaklandırmak, PKK ve PYD'yi Irak'tan İran'a sokarak İran'da isyan çıkarmaktı. Bunun için de İran'ın batısında yoğun bombardıman yapılarak PKK ve PYD'nin geçeceği bölgelerdeki İran güvenlik güçleri etkisizleştirilmeye çalışıldı. İran bu oyunu bozdu ve İsrail ile ABD'yi geri püskürttü.

"Terörsüz Türkiye projesi, Büyük Orta Doğu projesinin bir parçası"
İran'a yönelik saldırıyla hemen hemen eş zamanlı olarak Türkiye'ye yönelik de bir örtülü operasyon saldırısı başladı. Bu örtülü operasyon saldırısının adı Terörsüz Türkiye'dir. Terörsüz Türkiye Projesi, Büyük Orta Doğu Projesi'nin bir parçasıdır. Irak ve Suriye işgal edilerek parçalanmıştır. İran, rejimi yıkılarak bir iç savaşa sürüklenmek istenmiş ve buna direnmiştir. Türkiye ise 'Terörsüz Türkiye' Projesi ile anayasal yapısı değiştirilerek; demografi mühendisliğiyle gerçekleştirilen nüfus kaydırmaları üzerinden tahrip edilerek milli, üniter devletten çok milletli federal bir yapıya dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Buna Ankara'da karanlık koridorlarda 'yumuşatılmış üniter devlet' deniliyor.

DEM ve PKK'nın hedefi demokrasi ve insan hakları mücadelesi vermek değil; ayrı bir millet olma, ayrı bir millet olarak önce bir süre Türkiye Cumhuriyeti'ne ortak olma ve sonra uygun fırsat bulunca Türkiye'den koparabileceği en büyük parçayı kopararak ülkemizi parçalayarak ayrılmaktır. DEM ve PKK'nın emperyalizm tarafından desteklenen bu projesine karşı Türk milleti ancak Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş değerleri ve esasları etrafında birleşerek direnebilir. Atatürk ve kuruluş esasları adına yapılacak bu direniş, Türk milletinin egemenlik ve hukukunu tasfiye etmeyi hedefleyen komisyon masalarında oturarak yapılamaz. Atatürk ve kuruluş esasları adına yapılacak bu direniş, 'hem PKK ve DEM'i mutlu edeyim hem de Türk halkını memnun edeyim' şeklindeki bir zihniyetle de gerçekleştirilemez.

Emperyalizmin bütün gücüyle desteklediği ve içeride AKP, MHP, DEM, HÜDA PAR gibi unsurların savunduğu bu projeye karşı Türk milletinin başarılı bir şekilde direnmesi ancak bütün Atatürkçülerin, milliyetçilerin, ulusalcıların ve vatanseverlerin Atatürk'ten taviz vermeden, Cumhuriyet'in kuruluş esasları etrafında birleşerek Türkiye Cumhuriyeti'nin milli, üniter ve laik yapısını savunmasıyla mümkündür. Zafer Partisi olarak tekrar bütün vatansever, Atatürkçü, milliyetçi parti ve kadroları Türkiye Cumhuriyeti'ni savunmak için bir araya gelmeye davet ediyoruz."

İBB Davası'nın 60. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 60. duruşması başladı

 

01.07.2026 11:58:00
Anadolu Ajansı
 
İBB Davası'nın 60. duruşması başladı
İBB Davası'nın 60. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un savunmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 51 sanığın tahliyesiyle davada, 59 tutuklu sanık bulunuyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.