logo
15 EYLÜL 2026

Eğriova Göleti: El değmemiş doğa, büyüleyici atmosfer

Karabük’ün Yenice sınırlarında, Batı Karadeniz’in en yüksek zirvelerinden biri olan Keltepe’nin eteklerine gizlenmiş Eğriova Göleti, el değmemiş doğası ve büyüleyici atmosferiyle bölgenin saklı cennetlerinden biridir

15.09.2026 13:05:00
Hasan Gündoğdu
 
Eğriova Göleti: El değmemiş doğa, büyüleyici atmosfer
Eğriova Göleti: El değmemiş doğa, büyüleyici atmosfer
WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından Avrupa'da acil korunması gereken biyolojik çeşitlilik sıcak noktalarından biri seçilen Yenice Ormanları'nın kalbinde yer alır.






Doğal Dokusu ve Coğrafi Özellikleri

Yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda ve 7 metre derinliğe sahip olan gölet, yapay bir gölet olmasına rağmen çevresini saran yoğun göknar, çam ve meşe ormanlarıyla tamamen bütünleşmiş durumdadır.

Deniz seviyesinden yüksek konumu sayesinde yaz aylarında dahi serin ve nemsiz bir havaya sahiptir. Sonbaharda sarı, turuncu ve kırmızının her tonuna bürünen ağaçların suya yansıyan silüetleri, fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler sunar.






Aktiviteler ve Kamp Olanakları

Yaban Hayatı ve Trekking: Bölge; geyik, karaca ve çeşitli yırtıcı türlere ev sahipliği yapan zengin bir faunaya sahiptir. Gölet etrafında ve orman içi patikalarda trekking ya da dağ bisikleti turları yapılabilir.

Çadır ve Karavan Kampı: Gölet çevresi düzlük alanlarıyla çadır kurmak veya karavanla konaklamak için son derece elverişlidir. Kent gürültüsünden uzak, sessizliğin hakim olduğu bir mola noktasıdır.

Fotoğrafçılık ve Manzara: Özellikle sabahın erken saatlerinde oluşan sis tabakası ve durağan göl yüzeyi tablo gibi manzaralar oluşturur.






Ziyaret Edeceklere Önemli Tavsiyeler

Tesis ve İmkânlar: Gölet çevresinde herhangi bir işletme, market, elektrik veya çeşme bulunmamaktadır. Tüm gıda ve temel ihtiyaçların gitmeden temin edilmesi gerekir.

Ulaşım ve Yol Durumu: Karabük merkezden yaklaşık 25-30 km mesafededir. Yolun bir kısmı orman yolu (toprak/çakıl) olduğundan yüksek tabanlı araçlar veya dikkatli sürüş önerilir.






Şebeke / İletişim: Bölgenin büyük kısmında telefon ve internet şebekeleri çekmemektedir.

Yaban Hayatı: Derin orman dokusu sebebiyle vahşi hayvan popülasyonu mevcuttur; çöpleri açıkta bırakmamak ve ateşi kontrol altında yakmak önemlidir.

Eğriova Göleti, medeniyetin karmaşasından uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak, yıldızların altında kamp yapmak ve Karadeniz'in el değmemiş orman havasını solumak isteyenler için vazgeçilmez bir rotadır.

İstanbul Havalimanı'ndan uyuşturucu operasyonu: Şüpheli, pilot kıyafeti ile kaçtı

İstanbul Havalimanı'nda düzenlenen uyuşturucu operasyonunda piyasa değeri toplam 206 milyon TL olduğu değerlendirilen 51 kilo 500 gram kokain ele geçirildi. Şüpheli şahıslarından biri pilot kıyafeti ile havalimanından kaçtı

15.09.2026 13:15:00
İHA
 
İstanbul Havalimanı'ndan uyuşturucu operasyonu: Şüpheli, pilot kıyafeti ile kaçtı
İstanbul Havalimanı'ndan uyuşturucu operasyonu: Şüpheli, pilot kıyafeti ile kaçtı
İstanbul Havalimanı'nda 13 Eylül günü Meksika'dan Türkiye'ye gelen Orlando Antonio Vıana Florez isimli şahıs "Gümrüğe tabi eşyam yok" anlamına gelen Yeşil Hattı geçip giriş yapmaya çalıştı.






Gümrük Kontrol Noktasında görevli Gümrük Muhafaza Memurları tarafından durdurulan şahısın kabin bagajı X-RAY cihazından geçirildi. Şahsın kabin bagajında şüpheli yoğunluk tespit edildi.

İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Geliş Salonunda bulunan İstanbul Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliğimizde yapılan kontroller sonucunda; 23 paket içerisinde toplam brüt ağırlığı 26 kilo 340 gram olan kokain olduğu tespit edildi.

Suça konu olayla bağlantısı olduğu düşünülen Andres Felipe Hıncapıe Arango ve Ivan Enrique De Castro Hernandez isimli şahıslar tespit edildi. Ivan Enrique De Castro Hernandez isimli şahıs pilot kostümü ile olmak üzere her iki şahıs havalimanından çıktığı belirlendi.








Otelde yapılan aramalarda 25 kilo 160 gram olan uyuşturucu madde daha çıktı

Çalışmaların devamında, Andres Felipe Hıncapıe Arango isimli şahıs ise yanında bulunan kabin valizini Meksika uyruklu Roberto Carlos Serrano Astorga isimli şahsın konaklama yaptığı otele teslim edip ayrıldığı tespit edildi.

Andres Felipe Hıncapıe Arango isimli şahıs konaklama yaptığı otelinde yakalandı. Kabin valizini teslim alan Roberto Carlos Serrano Astorga isimli şahıs ise valizi otel odasına bıraktığı ve otelden ayrıldığı öğrenildi. Şahsa ait otel odasında yapılan aramada; toplam brüt ağırlığı 25 kilo 160 gram olan uyuşturucu maddelerden Kokain olduğu düşünülen beyaz renkli toz madde tespit edildi.

Yakalanan toplam 51 kilo 500 gram uyuşturucu maddelerin yaklaşık olarak piyasa değerinin 206 Milyon TL olduğu öğrenildi. Şüpheli iki şüpheli şahıs sevk edildiği mahkemece tutuklanırken, diğer iki şüpheli ise aranıyor.

Sağanak yağış Zonguldak'ta zor anlar yaşattı: Valilik uyardı

Zonguldak'ta aniden bastıran sağanak yağış vatandaşlara zor anlar yaşattı

14.09.2026 13:18:00
İHA
 
Sağanak yağış Zonguldak'ta zor anlar yaşattı: Valilik uyardı
Sağanak yağış Zonguldak'ta zor anlar yaşattı: Valilik uyardı
Zonguldak Valiliği, il genelinde kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyuruldu. Uyarıda, 14 Eylül 2026 saat 00.00'da başlayacak yağışlı sistemin saat 18.00'e kadar etkisini sürdüreceği belirtilerek sel, su baskını, yıldırım, heyelan, ulaşımda aksamalar ve kuvvetli rüzgar gibi risklere karşı dikkatli olunması istendi.






Valiliğin uyarısının ardından beklenen yağış sabah saatlerinden itibaren yüzünü gösterdi. Haftanın ilk gününde sokağa hazırlıksız çıkan vatandaşlar aniden bastıran sağanak nedeniyle zor anlar yaşadı. 






Yağmurdan korunmak isteyenler çareyi bina saçaklarının altına ve çevrede kurulan giysi pazarının çadırlarına sığınmakta buldu. Yanında şemsiyesi bulunan bazı vatandaşlar ise ıslanmamak için hızlı adımlarla yürümeye çalıştı.








Sabah saatlerinde aralıklarla etkisini gösteren sağanak yağışla birlikte zaman zaman şiddetini artıran rüzgar da günlük yaşamı olumsuz yönde etkiledi. Vatandaşların, valiliğin belirlediği saat olan 18.00'e kadar sürmesi beklenen yağışlı hava dalgasına karşı vatandaşların tedbiri elden bırakmamaları istendi.

Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı

Bursa'nın İznik ilçesinde virajı alamayan kamyon, yol kenarında park halinde bulunan araca çarptı. Kazada kamyonda bulunan 1 kişi hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü yaralandı

13.09.2026 16:37:00
İHA
 
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Kaza, saat 14.00 sıralarında İznik-Yenişehir Karayolu'nun Derbent Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 07 TCA 07 plakalı kamyon, virajı alamayarak yol kenarında park halinde bulunan 59 ABK 976 plakalı araca çarptı.






Yaşanan kaza sonrası otomobilde bulunan bir kişi olay yerinde hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü ile kamyon sürücüsü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 






Araçta sıkışan yaralılar, itfaiye ekiplerince kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kaza ile ilgili tahkikat başlatıldı.







Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı

Gaziantep'te kaçakçılık, suç gelirlerinin aklanması, resmî belgede sahtecilik ve vergi suçlarına yönelik operasyonlarda yakalanan 57 şüpheliden 12'si tutuklandı. Şüphelilerin hesaplarında toplam 136 milyar 551 milyon 697 bin TL para hareketi tespit edildi, 620 milyon TL değerinde taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu

12.09.2026 12:40:00
İHA
 
Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı
Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı
Gaziantep'te Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince kaçakçılık, suç gelirlerinin aklanması, resmî belgede sahtecilik ve vergi suçlarına yönelik operasyon yapıldı. Operasyon çerçevesinde çok sayıda adrese eş zamanlı baskın yapıldı. Operasyonlarda 57 şüpheli şahıs gözaltına alındı.






136 milyar TL hesap hareketi tespit edildi, 620 milyon TL mal varlığına el konuldu

Yakalanan şüphelilerin hesaplarında toplam 136 milyar 551 milyon 697 bin TL para hareketi tespit edildi, 620 milyon TL değerinde taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu. Adreslerde yapılan aramalarda yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirilmesi ise dikkat çekti.








12 şüpheli tutuklandı

Tamamlanan yasal işlemler ve sağlık kontrollerinin ardından adli makamlara sevk edilen 57 şüpheliden 12'si tutuklandı, 41 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.




















Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı

İstanbul Beşiktaş'ta seyir halindeki İETT otobüsüyle iş makinesi çarpışması sonucu 1'i ağır 5 kişi yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı

12.09.2026 12:10:00
İHA
 
Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı
Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı
Kaza, saat 09.00 sıralarında Beşiktaş ilçesi Nispetiye Mahallesi Ahmet Adnan Saygun Caddesi üzerinde meydana geldi. Ortaköy istikametine seyreden İETT otobüsüyle iş makinesi çarptı. Kaza sonucu 1'i ağır 5 kişi yaralandı.






Olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılara ilk müdahale olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından yapıldı. Polis ekipleri ise çevrede güvenlik önlemi aldı. 






Müdahalenin ardından yaralılar ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Kazaya karışan otobüs çekici yardımıyla olay yerinden kaldırılırken, kazanın sebebine ilişkin inceleme başlatıldı.

Türkiye ve iç güvenlik

Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir

12.09.2026 00:01:00
Haber Merkezi
 
Türkiye ve iç güvenlik
Türkiye ve iç güvenlik
Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir.

Bu bağlamda milli birlik ve milli bütünlük, ne kadar korktukları iki esas ise; bunlarla ayakta duran "ulus devlet" de o derece globalizmi tehdit eden bir devlet tipidir.

Milli Devlet'in muhafazasında en önemli ve öncelikli unsur, elbette içteki birliğin temin edilebilmesidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti farklı etnik gruplardan vücut bulmuştur.

Ancak gelenekleri, örf ve adetleri, siyaseti, dini, tarihi ve kültürü bir olarak bir medeniyet birikimi ile şekillenen Türk kimliğimiz, tüm etnik grupları bünyesinde toplamış, yekvücut ve tek kimlik haline getirmiştir; bunun adı Türk milletidir.







Artık burada farklılıklardan değil, tek olan bünyenin asla birbirinden kopartılamayacak ehemmiyeti haiz uzuvlarından, başından, elinden ve ayağından bahsedilebilir.

Gelinen bu noktada asırlarca bir arada, bu muazzez topraklar üzerinde yaşamış yüce milletimizin, hepsi eşit haklara sahip kardeşler olan aziz fertlerinin hangi etnik gruba mensup olduğunun bir önemi kalmamıştır.

Bizim kendi içimizde hallettiğimiz bu mesele, günümüzde küresel güçlerin çomak sokmalarının yanı sıra, içeride özellikle AB'ye uyum bahanesiyle adeta zemin hazırlayan basiretsiz politikacıların ve kimi taşeronların gayretleriyle, parçalanmamızın önünü açabilecek hassas bir nokta olarak değerlendirilmekte ve farklı mecralara çekilmektedir.







Bugün hiç alakası olmamasına rağmen, AB uyum çalışmaları adı altında Türkiye'den etnik bölünme ve ayrımcılığın önünü açacak düzenlemelerin talep edilmesi; bizim kendimizden asla ayrı– gayrı görmediğimiz kardeşlerimizin AB Parlamentosu kararlarında hakları korunması gereken azınlıklar olarak tarif edilmesi küresel bölücü yaklaşımın bir uzantısıdır.

Türkiye haricinde hiçbir devlet için AB üyelik müzakereleri şartları arasında yer almayan ve Türkiye dışında hiçbir ülkeden talep edilmeyen azınlıklara ilişkin düzenlemeler, aslında etnik çeşitlilikte birlik ve ahengi yakalamış olan ve bu ahenkle var olan milletimiz içinde karışıklık ortamı yaratmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir.







Görüldüğü gibi iç güvenliğimizin temini konusu, sadece kolluk kuvvetlerimizin vazifesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Konu, iç güvenliğimizi tehdit eden ama uluslararası boyutu da olan siyasi bir mahiyet kazanmıştır.

Bu noktada kolluk kuvvetlerimizin dikkatli çalışmalarının yanı sıra, milli birlik, beraberlik ve bütünlüğümüze halel getirecek tuzaklara ve manevralara karşı ayık olmak, tahriklere kapılmamak bir vatan borcu haline gelmiştir.

Devletimizin bekası ve Cumhuriyetimizin teminatı, milli birlik ve beraberliğimizdir; her zaman ve zeminde ifade ettiğimiz gibi sivil–asker ve devlet–millet birliği esastır.

Bu bağlamda bizce asayişin sağlanmasında asıl sorumluluk, güvenlik güçlerimizin değil, bu birlik ve beraberlik şuurunu vatandaşımıza kazandırması gereken siyasilerimizdedir.







Hangi etnik gruptan olursa olsun, her bireyi kucaklayacak, onu dış tahriklere ve toplum mühendisliği oyunlarına karşı uyanık tutacak olan milli şuur ve değerleri muhafaza edecek, asker–sivil birliği ve dayanışmasını temin edecek, devleti ile milletini kenetleyecek bir siyaset anlayışı, bu tür ayrımcılık hareketlerinin önünü kesecek tek yoldur. Asayişin temininin asıl yolu da budur.

İç güvenliğin sağlanmasını engelleyen bir diğer manevra ise dinler arası diyalog çalışmaları ve misyonerlik faaliyetleridir. En az etnik azınlıklar meselesinin gündem edilmesi kadar tehlikeli olan bu konu, dininden edilen vatandaşların Türklüğünü ve kimliğini inkâr noktasına sürükleyerek ayrımcılık ve bölücülüğe itmektedir.

Gayr– ı Müslimlerin her türlü can, mal namus, din ve vicdan emniyetini doya doya yaşadıkları medeniyet tarihimizde olduğu gibi; bugün de bizim, elbette hiç kimsenin dini inancı ile bir sorunumuz yoktur, olamaz.

Ancak 'dinimi anlatıyorum' aldatmacasının arkasında sergilenen "etnik alt kimlikleri kaşıma ve etnik parselasyon" planları, işin sadece din anlatmak olmadığını göstermektedir.







Son dönemde özellikle AB'ye uyum sürecinde, misyonerlik faaliyetleri ile binlerce gencimiz, dinini değiştirmiştir. Bu projenin ikinci adımı ise İslam dininden kopartılan Türk gençlerine, Sen Türk değilsin, aslın Rum'dur veya aslın Ermeni'dir, aslı şudur, aslın budur, şeklindeki bölücü etnik telkindir.

Böylece Türk olmadığına ikna edilen bir vatandaşımızın ise, Anadolu toprakları aslında Türk yurdu değildir, söylemlerine karşı bir tepki vermesi elbette beklenemez.

Can, mal ve namus emniyetinin devlet eliyle temin edilmesi de bir ülkede iç güvenlik vardır, demek için, olmazsa olmaz hususlardır.

Eğer bu temel haklar, devlet tarafından korunamazsa; o zaman her şahıs için, kendi hakkını kendi kurallarına göre koruma yolu açılır ki, bu da huzur ve düzeni bozacak çok sakıncalı bir durumdur. Bu bakımdan Milli Devlet anlayışında, hakların koruyucusu ve teminatı yalnızca devlettir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak

Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis’in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur

11.09.2026 00:20:00
Yaşar Cebesoy
 
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis'in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur.

Toplumların ayakta kalmasını sağlayan yalnızca yasalar, kurumlar ve devlet mekanizmaları değildir. Bunların üzerinde daha önemli bir unsur vardır: güven.

Vatandaşın polise başvurduğunda korunacağına, mahkemeye gittiğinde hakkını arayabileceğine, Meclis'e baktığında kendi iradesinin temsil edildiğine inanması gerekir.

Bu güven zedelendiğinde ise ortaya çok daha derin bir toplumsal kriz çıkar.







Polise güven azalırsa ne olur?

Polis, vatandaşın güvenliğinin en temel güvencelerinden biridir. Ancak vatandaşın kolluk kuvvetlerinin herkese eşit davrandığına ilişkin inancı zayıflarsa, insanlar sorunlarını devlet mekanizmaları yerine farklı yollarla çözmeye yönelebilir.

Devletin otoritesi korkuyla değil, hukuka ve adalete dayalı güvenle güçlenir.







Yargıya güven sarsılırsa hukuk yara alır

Bir toplum için en tehlikeli eşiklerden biri yargıya olan güvenin kaybolmasıdır.

Vatandaş "Haklı olsam bile hakkımı alamam" düşüncesine kapılırsa hukuk düzeninin en önemli dayanağı ortadan kalkmaya başlar.

Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve bütün vatandaşlara eşit mesafede olduğu algısı yalnızca hukukçular için değil, toplumun tamamı için hayati önem taşır.

Çünkü adalet duygusu kaybolduğunda, hukuka bağlılık da zayıflar.







Meclis temsil makamıdır

Demokrasinin temel kurumlarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplumdaki karşılığı da büyük önem taşır.

Vatandaş, seçtiği milletvekilinin kendi sorunlarını gündeme getirdiğine, Meclis'in ülkenin gerçek meselelerini tartıştığına ve millet iradesinin burada etkili olduğuna inanmalıdır.

Meclis'in etkisiz olduğu düşüncesinin yaygınlaşması ise seçmenin siyasete ve demokratik süreçlere olan ilgisini ve güvenini aşındırabilir.







Asıl tehlike: "Hiçbir kuruma güvenmiyorum"

Polise, yargıya veya Meclis'e yönelik eleştiriler tek başına demokratik bir sorun değildir. Aksine, demokratik toplumlarda kurumların eleştirilmesi doğaldır.

Asıl tehlike, kurumların tamamına yönelik ortak bir güvensizlik duygusunun yerleşmesidir.

Vatandaşın zihninde "Polise güvenemem, mahkemeden adalet bekleyemem, Meclis de beni temsil etmiyor" düşüncesi kökleşirse, devlet ile vatandaş arasındaki bağ zayıflar.

Bu nedenle mesele yalnızca kurumların itibarını korumak değildir.

Mesele, vatandaşın yeniden adalete, hukuka ve devletin kurumlarına güvenmesini sağlamaktır.

Çünkü devletin en güçlü dayanağı yalnızca sahip olduğu yetki değil, vatandaşının duyduğu güvendir.

Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor

Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, Adana'nın üzerinde yangın nedeniyle yoğun bir şekilde bu hava kirliliği olduğunu belirterek, "Hava kirliliği çok geniş alanlara yayıldığı için uydu fotoğraflarından da görülebiliyor. Bu hava kirliliği hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor" dedi

10.09.2026 12:33:00
İHA
 
Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor
Adana'daki orman yangını uydudan bile görünüyor
Adana'nın Kozan ilçesinde başlayarak Aladağ ve İmamoğlu ilçelerine yayılan orman yangını nedeniyle kent merkezinde de is kokusu ve hava kirliliği etkili oldu. Yangın çok geniş alanlara yayıldığı için felaketin boyutu uydudan da görülebiliyor. Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, orman yangınları sonrasında oluşan hava kirliliği ve dumanın kent merkezlerine ulaşmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.






"Hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor"

Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, orman yangınları ciddi hava kirleticileri olduğunu söyleyerek, "Adana'nın üzerinde yangın nedeniyle yoğun bir şekilde bu hava kirliliği var. Hava kirliliğinin çok geniş alanlara yayıldığı uydu fotoğraflarından da görülebiliyor. Bu hava kirliliği hava kalitesini baştan sona son derece olumsuz bir hale getiriyor. Hava kirliliğinin özellikle çocuklar bebekler kronik hastalıkları olanlar ve yaşlılar üzerinde çok ciddi manada olumsuz etkileri var. Şehirler üzerinde hava kirliliği açısından çok ciddi olumsuz etkiler olduğunu söyleyebiliriz. Pencerelerin kapalı tutulması her zaman tavsiye ediliyor. Şu anda bizde pencereleri kapalı tutacak kadar yoğun bir hava kirliliği olduğunu söylemek doğru değil dedi.








"Orman yangınlarının yüzde doksanı insan kaynaklıdır"

Orman yangınlarının kendi içerisinde pek çok ciddi çevresel problemleri olduğunu dile getiren Başıbüyük, "Orman yangınlarının ekosisteme toprağa havaya su kaynaklarına ve hava üzerinden doğrudan insanlar üzerine verdiği zararlar var. Bunun dışında ormanda yaşayan hayvan ve bitki türleri gibi diğer canlılara olan olumsuz etkileri saymakla bitmez. Ülkemizde son yıllarda iklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar ve meteorolojik şartlar orman yangınlarını daha zor kontrol edilebilir bir hale getirdi. Vatandaşlarımızdan sigara izmaritleri ve cam atıkları gibi konularda dikkatli olmalarını orman alanlarında piknik yapmamalarını ve orman alanlarına yakın tarım alanlarında anız yakmamalarını rica ediyoruz. Bu konularda belli bir hassasiyet oluştuğunu görsek de ülkemizde çıkan orman yangınlarının yüzde doksanı insan kaynaklıdır" ifadelerini kullandı.








"Yangın söndürülüyor ama çevreye olan zararı kalıyor"

Vatandaşlardan Savaş Sözcü ise yangın uzakta da olsa dumanını burada hissettiklerini ifade ederek, "Ormanların yanmasını istemiyoruz. Herkes dikkat etsin. Sigara izmaritini atarken ormanımıza zarar vermeyelim. Bu sıcakta çalışanlara ormanımıza ve insanlara yazık. Sigara izmaritini atarken söndürerek atalım. Piknik yaparken rastgele yerlerde ateş yakmayalım. Zaten bu sıcak geçmiyor bir de yangınla ve dumanla uğraşıyoruz. Yangın söndürülüyor ama çevreye olan zararı kalıyor. Buna dikkat etmeliyiz. Bunun zararını hepimiz görüyoruz. Yazık günahtır. Bu suçları işleyenlerin en ağır cezayı almalarını isterim" şeklinde konuştu.








"Halkımızı bilinçsizlik konusunda uyarıyorum"

Mina Erdem ise Adana'nın Kozan ilçesinde oluşan yangın bütün Adana ilçelerini merkezlerini etkilediğini aktararak, "İnsanlar Adana'da hem Adana sıcağıyla hem de Adana yangınıyla uğraşmak zorunda kaldı. Halkımızı bilinçsizlik konusunda uyarıyorum. İnsanlarımız sigara izmaritini çöpleri yerlere attığı için yangınlar daha da çoğalıyor. Parklarımızı bahçelerimizi kirlettiği için yangınlarımız daha da çoğalıyor. İnsanlarımızı daha hijyene daha temiz sokaklara davet ediyorum" dedi.






7 kişinin öldüğü yangın davasında 2 zabıta müdür vekili tutuklandı, 4 kamu görevlisi tahliye edildi

Kocaeli'de kozmetik fabrikasında 7 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın 4'üncü duruşmasında ara karar verildi. Mahkeme heyeti, 2 zabıta müdür vekilinin tutuklanmasına, 4 kamu görevlisinin ise adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye edilmesine hükmetti. Diğer 6 tutuklu sanığın mevcut durumunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi

10.09.2026 12:03:00
İHA
 
7 kişinin öldüğü yangın davasında 2 zabıta müdür vekili tutuklandı, 4 kamu görevlisi tahliye edildi
7 kişinin öldüğü yangın davasında 2 zabıta müdür vekili tutuklandı, 4 kamu görevlisi tahliye edildi
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 4'üncü celsesi, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde yapıldı. Şirket ve belediye yetkililerinin de aralarında bulunduğu 10'u tutuklu, 1'i firari toplam 23 sanığın yargılandığı duruşmaya tutuklu sanıkların yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Fabrika sahipleri ve yöneticilerinin de yargılandığı dosyada sanıkların savunmaları alındı. Yakınlarını kaybeden aileler, tüm sanıklardan şikayetçi oldu.






2 kişi tutuklandı, 4 kişi serbest kaldı

Alınan savunma ve ifadelerin ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Mahkeme, Zabıta Müdür Vekili N.B. ile eski Zabıta Müdür Vekili C.T.'nin tutuklanmasına karar verdi. Heyet, eski Yapı Kontrol Müdürü C.S., eski Yapı Kontrol Müdür Vekili S.S., dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü ve Belediye Başkan Yardımcısı H.S. ile Yapı Kontrol Müdürü M.T.'nin adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla tahliye edilmesine hükmetti.

Diğer sanıklar; Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T., İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Ali Osman Akat, Gökberk Güngör, Abdurrahman B.'nin tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 3 Kasım'a erteledi.









7 kamu görevlisine 22 yıl 6 aya kadar hapis talebi

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, eski İmar ve Şehircilik Müdürü H.Ö., eski Yapı Kontrol Müdürü C.S., Yapı Kontrol Müdürleri S.S. ve M.T., Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T., eski Zabıta Müdürü C.T. ile Zabıta Müdür Vekili N.B. hakkında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edilmişti.








Olayın geçmişi

Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki Ravive isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025'te yangın çıkmıştı. Yangında çalışanlardan Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı. Fabrika sahiplerinden Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.









İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE Kozmetik firmasının yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "nitelikli mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D. ile binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Ali Osman Akat, Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Kazaya sebebiyet verdi, yaralı sürücüyü bırakıp kaçtı

Dönüş yapmak isteyen otomobile çarpmamak için manevra yapan motosiklet sürücüsü devrilerek sürüklendi. Kazaya sebebiyet veren otomobil sürücüsü ise olay yerinden kaçtı

10.09.2026 11:01:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kazaya sebebiyet verdi, yaralı sürücüyü bırakıp kaçtı
Kazaya sebebiyet verdi, yaralı sürücüyü bırakıp kaçtı
Antalya'nın Manavgat ilçesinde dönüş yapmak isteyen otomobile çarpmamak için manevra yapan motosiklet sürücüsü devrilerek sürüklendi. Kazaya sebebiyet veren otomobil sürücüsü ise yaralı sürücüye yardım etmek yerine olay yerinden uzaklaştı.






Kaza, Manavgat ilçesi Örnek Mahallesi 1525 Sokak'ta meydana geldi.

Şükrü Sözen Köprüsü istikametine seyir halindeki Mesut K.'nın kullandığı 07 LJB 75 plakalı motosiklet yasak olmasına rağmen 1057 Sokak istikametine dönüş yapmak için sola manevra yapan sürücüsü tespit edilemeyen 07 JG 147 plakalı otomobile çarpmamak için manevra yaptı. Motosikletin kontrolünü kaybeden Mesut K. devrilerek sürüklenmeye başladı.







Yardım etmek yerine yoluna devam etti

Güvenlik kamerasına yansıyan kazanın ardından kazaya sebebiyet veren otomobil sürücüsü kısa süre duraklamanın ardından yaralı motosiklet sürücüsüne yardım etmek yerine ambulans ve trafik ekibini beklemeksizin olay yerinden ayrıldı. Kazada yaralanan motosiklet sürücüsü 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.








Kazanın ardından olay yerini terk eden otomobilin sürücüsünün belirlenmesi için emniyet güçleri tarafından çalışma başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.