Millî Mücadele'nin tarihî safhalarını anlatırken cephelerde yaşanan savaşları, kazanılan zaferleri ve askerî başarıları gördük. Fakat bu büyük mücadelenin bir de gözle görülmeyen, rakamlarla ölçülemeyen bir tarafı vardı.
O da milletin gönlünde taşıdığı inançtı.
Anadolu insanı, karşı karşıya kaldığı güçlüklerin büyüklüğünü elbette biliyordu. Düşmanın silahlarını, ordularını ve sahip olduğu imkânları görüyordu. Fakat bütün bunlara rağmen ümidini kaybetmiyordu.
Çünkü iman, insana yalnızca rahat günlerde güç veren bir duygu değildir.
Asıl imtihan, insanın bütün maddî sebepler aleyhinde olduğu zamanlarda ortaya çıkar.
Millî Mücadele yıllarında Anadolu insanı, elindeki imkânların sınırlı olduğunu biliyor; fakat üzerine düşen vazifeyi yerine getirmekten geri durmuyordu.
İşte burada iman ile gayret arasındaki denge ortaya çıkıyordu.
Tevekkül, hiçbir şey yapmadan sonucu beklemek değildir.
Tevekkül; kulun üzerine düşen gayreti göstermesi, tedbirini alması, elinden geleni yapması ve bütün bunlardan sonra sonucu Allah'a bırakmasıdır.
Cephede savaşan Mehmetçik de bu anlayışın en ağır imtihanını yaşıyordu.
Elindeki silahla mücadele ediyor, vatanını savunuyor, gerektiğinde canını ortaya koyuyordu. Cephe gerisindeki insanlar ise dua ediyor, imkânlarını seferber ediyor ve aynı mücadelenin bir parçası oluyordu.
Böylece dua ile gayret, sabır ile mücadele, tevekkül ile tedbir aynı noktada buluşuyordu.
Bu anlayış, milletin zor günlerde ayakta kalmasına büyük bir manevi güç kazandırıyordu. Çünkü insan sadece bedeninden ibaret değildir.
Gönlünü ayakta tutan bir inancı, geleceğe dair bir ümidi ve uğrunda mücadele edeceği bir değeri varsa, en ağır şartlara karşı bile direnebilir.
Millî Mücadele'nin ruhunu anlamak için bu noktayı gözden kaçırmamak gerekir.
Fakat burada bir başka önemli soru daha karşımıza çıkmaktadır:
Bu milletin iman dünyası ile Millî Mücadele'nin önder kadrosunun din anlayışı arasında nasıl bir ilişki vardı?
Mustafa Kemal Paşa'nın din ve İslâm hakkındaki sözleri nelerdi?
Millî Mücadele yıllarında din adamlarının ve halkın mücadeledeki yeri neydi?
Bu soruların cevabını verirken ne peşin hükümlerle hareket etmek ne de tarihî gerçekleri bugünün tartışmalarına kurban etmek gerekir.
Belgelere, konuşmalara ve dönemin şartlarına bakarak meseleye hakkaniyetle yaklaşmak gerekir.
Çünkü tarih, sevgi veya öfkeyle değil; hakikati arama sorumluluğuyla okunmalıdır.
Zafere giden kutlu yolun bundan sonraki durağında işte bu önemli meseleye daha yakından bakacağız.
(Devam edecek…)
O da milletin gönlünde taşıdığı inançtı.
Anadolu insanı, karşı karşıya kaldığı güçlüklerin büyüklüğünü elbette biliyordu. Düşmanın silahlarını, ordularını ve sahip olduğu imkânları görüyordu. Fakat bütün bunlara rağmen ümidini kaybetmiyordu.
Çünkü iman, insana yalnızca rahat günlerde güç veren bir duygu değildir.
Asıl imtihan, insanın bütün maddî sebepler aleyhinde olduğu zamanlarda ortaya çıkar.
Millî Mücadele yıllarında Anadolu insanı, elindeki imkânların sınırlı olduğunu biliyor; fakat üzerine düşen vazifeyi yerine getirmekten geri durmuyordu.
İşte burada iman ile gayret arasındaki denge ortaya çıkıyordu.
Tevekkül, hiçbir şey yapmadan sonucu beklemek değildir.
Tevekkül; kulun üzerine düşen gayreti göstermesi, tedbirini alması, elinden geleni yapması ve bütün bunlardan sonra sonucu Allah'a bırakmasıdır.
Cephede savaşan Mehmetçik de bu anlayışın en ağır imtihanını yaşıyordu.
Elindeki silahla mücadele ediyor, vatanını savunuyor, gerektiğinde canını ortaya koyuyordu. Cephe gerisindeki insanlar ise dua ediyor, imkânlarını seferber ediyor ve aynı mücadelenin bir parçası oluyordu.
Böylece dua ile gayret, sabır ile mücadele, tevekkül ile tedbir aynı noktada buluşuyordu.
Bu anlayış, milletin zor günlerde ayakta kalmasına büyük bir manevi güç kazandırıyordu. Çünkü insan sadece bedeninden ibaret değildir.
Gönlünü ayakta tutan bir inancı, geleceğe dair bir ümidi ve uğrunda mücadele edeceği bir değeri varsa, en ağır şartlara karşı bile direnebilir.
Millî Mücadele'nin ruhunu anlamak için bu noktayı gözden kaçırmamak gerekir.
Fakat burada bir başka önemli soru daha karşımıza çıkmaktadır:
Bu milletin iman dünyası ile Millî Mücadele'nin önder kadrosunun din anlayışı arasında nasıl bir ilişki vardı?
Mustafa Kemal Paşa'nın din ve İslâm hakkındaki sözleri nelerdi?
Millî Mücadele yıllarında din adamlarının ve halkın mücadeledeki yeri neydi?
Bu soruların cevabını verirken ne peşin hükümlerle hareket etmek ne de tarihî gerçekleri bugünün tartışmalarına kurban etmek gerekir.
Belgelere, konuşmalara ve dönemin şartlarına bakarak meseleye hakkaniyetle yaklaşmak gerekir.
Çünkü tarih, sevgi veya öfkeyle değil; hakikati arama sorumluluğuyla okunmalıdır.
Zafere giden kutlu yolun bundan sonraki durağında işte bu önemli meseleye daha yakından bakacağız.
(Devam edecek…)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Cephedeki görünmeyen güç: İman, dua ve tevekkül / Zafere giden kutlu yol -10- / 15.09.2026
- Bir milletin gücü: İman, fedakârlık ve birlik / Zafere giden kutlu yol -9- / 14.09.2026
- Zaferden diplomasiye: Bağımsızlığın hukukî temelleri / Zafere giden kutlu yol -8- / 13.09.2026
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026
- Bir milletin gücü: İman, fedakârlık ve birlik / Zafere giden kutlu yol -9- / 14.09.2026
- Zaferden diplomasiye: Bağımsızlığın hukukî temelleri / Zafere giden kutlu yol -8- / 13.09.2026
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Cepheden cepheye: Millî Mücadele'nin çetin yılları / Zafere giden kutlu yol -3- / 08.09.2026
- İşgalden direnişe: Millet iradesinin uyanışı / Zafere giden kutlu yol -2- / 07.09.2026
- Bir milletin varoluş mücadelesi / Zafere giden kutlu yol -1- / 06.09.2026























































