logo
09 AĞUSTOS 2026

Eko-turizm: Doğaya zarar vermeden gezmek mümkün mü?

Dünyayı keşfetme arzumuz, ironik bir şekilde keşfetmek istediğimiz güzelliklerin sonunu mu hazırlıyor? 

31.05.2026 00:26:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Eko-turizm: Doğaya zarar vermeden gezmek mümkün mü?
Eko-turizm: Doğaya zarar vermeden gezmek mümkün mü?
Dünyayı keşfetme arzumuz, ironik bir şekilde keşfetmek istediğimiz güzelliklerin sonunu mu hazırlıyor? Kitle turizminin yarattığı karbon ayak izi, plastik atık dağları ve yerel kültürlerin yozlaşması gibi sorunlar büyürken, seyahat endüstrisi büyük bir dönüşümün eşiğinde. Bugünlerde herkesin dilinde tek bir soru var: Hem gezip hem de doğayı olduğu gibi korumak gerçekten mümkün mü?

Bu sorunun yanıtı, son yılların yükselen trendi eko-turizm (ekolojik turizm) kavramında gizli. Eko-turizm; doğal alanlara karşı sorumlu seyahat etmek, çevreyi korumak ve yerel halkın refahını gözetmek anlamına geliyor.

Ancak bu felsefeyi yeşil badanadan ayırmak ve gerçekten sürdürülebilir kılmak sanıldığı kadar kolay değil.







Eko-Turizmin Altın Kuralları: Nasıl "Bilinçli Gezgin" Olunur?

Gerçek bir eko-turist olmak, sadece otelde "havluları her gün değiştirmeyin" kartını asmaktan çok daha fazlasını gerektiriyor. İşin özü, seyahat planlamasının ilk adımından eve dönüş anına kadar verilen kararlarda saklı:

Ulaşım Seçimi: Seyahatlerin karbon ayak izinin büyük kısmı ulaşımdan kaynaklanıyor. Kısa mesafelerde uçak yerine tren veya otobüs tercih etmek, gidilen yerde ise bisiklet kiralamak ya da yürümek ilk kural.







Yerel Ekonomiyi Desteklemek: Büyük zincir oteller yerine yerel halkın işlettiği ekolojik pansiyonlarda (ekolodge) kalmak, paranın küresel şirketlere değil, o bölgeyi koruyan insanlara gitmesini sağlıyor.

Sıfır Atık İlkesi: Matara, bez çanta ve katlanabilir kaplar taşımak, ziyaret edilen hassas ekosistemlerde plastik kirliliğinin önüne geçiyor.

Yaban Hayatına Saygı: Hayvanların doğal yaşam alanlarına müdahale eden, onları hapseden veya doğal dengelerini bozan hiçbir turistik aktiviteye (fil safarileri, yunus gösterileri vb.) ortak olmamak gerekiyor.







Madalyonun Öteki Yüzü: "Yeşil Badana" Tehlikesi

Eko-turizm konsepti popülerleştikçe, ne yazık ki ticari suistimaller de artıyor. Birçok işletme, sadece doğanın ortasında kurulduğu veya kahvaltıda organik domates sunduğu için kendisini "eko-otel" olarak pazarlıyor.







Büyük Çelişki: El değmemiş bir yağmur ormanının ya da bakir bir koyun ortasına lüks bir "eko-resort" inşa etmek için yüzlerce ağaç kesiliyor ve tonlarca su harcanıyorsa, bu eko-turizm değil, sadece pazarlama stratejisidir.

Gerçek sürdürülebilirlik; tesisin enerjisini güneşten alıp almadığı, atık sularını nasıl geri dönüştürdüğü ve bölgedeki yerel topluluklara istihdam sağlayıp sağlamadığı ile ölçülür.







3. Türkiye'de Durum: Potansiyel Büyük, Yol Uzun

Türkiye; yaylaları, kanyonları, biyolojik çeşitliliği ve tarihi rotalarıyla (Lidya Yolu, Frig Yolu vb.) eko-turizm için adeta bir cennet. Doğu Karadeniz yaylaları, Kazdağları etekleri ve Muğla'nın bakir köyleri bu alanda öne çıkıyor.







Ancak Türkiye'deki en büyük risk, eko-turizm alanı ilan edilen bölgelerin hızla kontrolsüz yapılaşmaya ve gizli kitle turizmine kurban gitmesi. Sürdürülebilir bir gelecek için acilen taşıma kapasitesi analizlerinin yapılması ve her doğa harikasına günlük ziyaretçi sınırı getirilmesi gerekiyor.

Son Söz: Doğaya zarar vermeden gezmek kesinlikle mümkün, ancak bu bir konfor feragatı gerektiriyor. Seyahat ederken arkamızda bırakmamız gereken tek şey ayak izimiz, yanımıza almamız gereken tek şey ise fotoğraflar ve anılar olmalı.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.