logo
28 EYLÜL 2026

Ekrem İmamoğlu Yusuf Tekin'e sert karşılık

İmamoğlu, “Bu ülkede profesör nasıl olunur, vatandaşlarımız biliyor mu? Beş yıl doçentlik kadrosunda kalmanız gerekir. Peki Yusuf Bey, beş yıl kaldı mı doçentlik kadrosunda? Kalmadı. Nasıl profesör oldu? Beş yıl kalması gerekir. Kalmadı. Peki beş yıl kalmayan Yusuf Bey, sonra profesör oldu, ardından rektör oldu. Nasıl rektör nasıl olunur? Üç yıl profesör kalmanız lazım. Pat diye profesör, pat diye rektör oldu! Nasıl oldu biliyor musunuz? Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle. 48 saatliğine kararname yayınlandı, 48 saatliğine! 48 saatliğine kararname yazıldı, kararnamede 48 günlük profesör, rektör olarak atandı. O atandıktan sonra o kararname tekrar iptal edildi. Bunlar, ‘kararname çocukları.’ Bize hak-hukuk hatırlatıyorlar” dedi.

28.11.2024 15:41:00
Haber Merkezi
 
Ekrem İmamoğlu Yusuf Tekin'e sert karşılık
Ekrem İmamoğlu Yusuf Tekin'e sert karşılık
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Eyüpsultan Akşemsettin Mahallesi'ndeki Yuvamız İstanbul Çocuk Eğitim Merkezi'ni (ÇEM), Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile birlikte ziyaret etti. Minik öğrencilerle sohbet eden İmamoğlu, çocuklarını okula bırakan velilerle de dertleşti. Bir velinin, "Bazı yayın organlarında kreşler kapatılacak diye haberler geçiyor. Milli Eğitim'e aktarılacak vesaire" sözlerine, başka bir veli, "Allah korusun. Allah göstermesin. Biz çok memnunuz" tepkisini verirken, İmamoğlu da "Öyle bir feveran koptu. Şimdi geri adım atıldı. 'Öyle değil, aslında biz onu başka yazdık, şuraya yazdık…' Neyse. Hadi öyle diyelim, niyet okumayalım. Sözlerini beyan kabul edelim. 'Biz öyle bir şey demedik' diyorlar. Peki öyle kabul edelim, ama biz gene işimize devam ediyoruz" yanıtını verdi.

ÖĞRENCİ VELİSİNDEN "KREŞ" TEPKİSİ: "KENDİLERİ TARAFINDAN AKIL EDİLMEYEN BİR ŞEY SİZİN TARAFINIZDAN OLUNCA KISKANDILAR MI?"

İmamoğlu, bir velinin, "Kendileri tarafından akıl edilmeyen bir şey sizin tarafınızdan olunca acaba kıskandılar mı" sorusuna, "Öyle bir şey yok. Ben şöyle bakıyorum. Mesela diyorum ki, elimizden ne geliyorsa yapalım. Bu devletin bakanlığı ya da kreşi diye bir şey olabilir mi? Devletin ya da belediyenin diye bir şey olabilir. Belediye de milletin bakanlık da milletin.  Hep beraber uyumlu…  Dünyada birçok gelişmiş ülkede her iş, aslında olabildiğince yerelden destekleniyor. Yani nasıl belediyeler mesela eğitimlerde daha çok etkin oluyor. Çünkü burada Eyüpsultan'ın, burada İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bu işle birebir ilgilenmesi daha kolay, daha hızlı. Dünyada o yapılıyor. Bizde sistem farklı. Saygı duyuyoruz. Ama belli alanlarda biz kapatmakla yükümlü hissediyoruz kendimizi. Çok da iyi oluyor. Yani bugün ilçe belediyelerimizle 300'ün üzerinde kreşimiz var İstanbul'da. Ne güzel bir şey değil mi? İnşallah. 500-600 olsun. Ülkemizin her yerinde yapalım. Bilim insanlarına göre çocuklar, bu yaşta alacaklarının yüzde 90'ını alıyor. Ben demiyorum, bilim insanları diyor. Ondan sonra sadece detaylar kalıyor. Kazanması gereken her yetiyi, burada elde ediyor. Peki imkanı olanın çocuğu alsın, olmayan almasın. Böyle bir şey olur mu? Olmaz" karşılığını verdi.

VELİ, "3 YAŞINDAKİ KIZIM BURANINN SAYESİNDE KONUŞMAYA BAŞLADI" DEDİ, İMAMOĞLU, "ŞU SÖZÜNÜZ VAR YA, BANA DÜNYA BEDEL" YANITINI VERDİ

Adının Zehra olduğunu söyleyen bir veli de duygularını, "Benim kızım (Beren) buranın sayesinde konuşmaya başladı. Üç yaşındaydı. Dil terapisi okulu önerildi. Her şey çok pahalıydı. Yapamıyordum, veremiyordum özellere. Çok şükür burası çıktı ve buranın sayesinde konuşmaya başladı benim kızım. Arkadaşlarıyla mutlu. Biz mutluyuz" sözleriyle dile getirdi. İmamoğlu'nun Zehra Hanım'a verdiği yanıt, "Şu sözünüz var ya, bana dünya bedel yani. Bana deseler ki, 'Seni ne mutlu eder', işte bu eder. Beren, inşallah bu aldıklarıyla, yarın bu ülkeyi yönetsin. Bizim temennimiz bu zaten. Onun için, evlatlarımızın umudunu yüksek tutan her işi alkışlamak, yerine tartışmak... Neyi tartışıyoruz Allah aşkına? Ben inanın yoruluyorum bu millet adına. Yani yorulmuyorum da gücüm var da yani milletin adına yoruluyorum. Nelerle uğraşıyoruz" oldu.

VELİ TUĞBA IRMAK: "SAYENİZDE ÇALIŞIYORUM",  İMAMOĞLU: "NE MUTLU BANA, GURURLANDIM"

Tuğba Irmak isimli bir anne de "Ben sayenizde çalışıyorum. Verdim buraya kızımı. Sabah 08.00'de götürüyorum. Şimdi işe gideceğim. Ve çok mutluyum. Kızım burada ben de mutluyum" sözleriyle, kreşlerden duyduğu memnuniyeti İmamoğlu ile paylaştı. İmamoğlu, Irmak'ın bu sözlerine, "Ne mutlu bana. Allah bereket versin. Evinize bereket olsun inşallah. Bunu sağlamak peşindeyiz. Şehirlerde yaşıyorsak, kadını ile erkeğiyle emeğiyle parasını kazanacak, çocuklarını daha iyi yetiştirecek. Köyde kolaydı. Benim annem sabahtan akşama kadar işi vardı, emeği vardı tarlası vardı, ineği vardı. O bitti. Şimdi şehirdeyiz. Kadınların önündeki engelleri kaldıracağız. Kız çocuklarımızı okutacağız. Bütün çocuklarımızı okutacağız. Yani hayat böyle güzel. Başka türlü olmaz. Başka türlü dünyaya ayak uyduramayız. Dünyaya ayak uyduralım. Bu çok net. Onun için gerçekten gururlandım" yanıtını verdi.

GAZETECİLERE DEĞERLENDİRMELERDE BULUNDU

İmamoğlu, kreş ziyaretiyle ilgili değerlendirme konuşmasını da ÇEM'in oyun bahçesinde yaptı. İmal ettikleri bütün kreş yapılarını estetiği güçlü, çevreye değer katan, yeşil alanları ve çocuk parklarıyla nitelikli, kimlikli alanlar biçiminde ürettiklerinin altını çizen İmamoğlu, "105 kreşimizde de bu kimliği, bu niteliği görebilirsiniz. Kalıcı olmasını ve çok uzun yıllar hizmet etmesini arzuladığımız için bu şekilde imal ettik. Bir başka boyutu da depreme dayanıklı, güçlü bu yapılarımız, çevresiyle birlikte, inşallah 200 hedefimize ulaştığımızda, Allah korusun bir afet anında çocuklarımızın her türlü ihtiyacını görebilecek, jeneratöründen, içindeki bütün imkanlarına kadar aynı zamanda çocuklarımız için, anneler için o zor anlarda, o zor koşullarda, acil durum anında birer hizmeti, ihtiyacı alabilme noktalarına dönüşecek" şeklinde konuştu.

"BUNLAR KOLAY İŞLER DEĞİL"

"4-4,5 senede 105 kreşin sahibi olmak ve 33 tanesinin daha şu anda bitmek üzere olmasını sağlamak… Bunlar kolay işler değil. Ve gerçekten gururla söylüyoruz. Rekor sayıda, rekor kilometrede metroları açtık, açmaya devam edeceğiz. Ama beni her bir kreş, bir metro kadar heyecanlandırıyor ve gururlandırıyor. Çünkü burada eğitim gören çocukların, yarınlarda bu ülkeye neler kazandırabileceğini tahmin bile edemeyiz. Bu noktalarda eğitim alan çocuklarımızın, çok güçlü bir biçimde eğitim aldığının da altını çizeyim. Müfredatı özenle hazırlanmıştır. Başta Boğaziçi Üniversitesi ve ülkemizin çok kıymetli sivil toplum kuruluşları olmak üzere, onların katkılarıyla beraber hazırlanan müfredatla, çocuklarımız burada eğitim alıyorlar, oyun oynuyorlar ve hayata hazırlanıyorlar. Hayatında ona birçok katkı sunacak, gelişimini hızlandıracak sistemle, çocukları özel olarak, özenli bir biçimde aktarılan eğitimcilerin katkılarıyla sürdürülen buradaki müfredatla hazırlık yapıyorlar" ifadelerini kullandı."

"TAM KAPASİTEYE ULAŞTIĞIMIZDA…"

"Kreşlerde, okul öncesi eğitim uzmanlarının yanında, psikolojik danışmanlar ve sosyal hizmet uzmanlarının da görev aldığını aktaran İmamoğlu, "Çok özel, kıymetli eğitim almış genç hanımefendiler ağırlıklı burada eğitimci olarak görev alıyorlar. 1400 bin civarında çalışanın, bu bölümde, bu hatta hizmet eden yol arkadaşlarımızın büyük bir kısmının da ayrıca kadın olduğunun da altını çizmek isterim. Gerçekten kendi içinde olmayan bir şeyi şehre kazandırmanın gururunu yaşıyoruz aslında. Ve 10 binin üzerinde çocuğumuz, buralardan eğitimini alarak, anaokullarına ya da okullarına buradan yolcu oldular. Diliyor ve istiyoruz ki; tam kapasiteye ulaştığımızda, yani arzu ettiğimiz hedefe ulaştığımızda, 20 bin çocuğumuzu her yıl, tabiri caizse bu tedrisattan, bu güzel eğitim kurumlarından hayata hazırlayıp yola çıkartmak istiyoruz" dedi.

"NİYET BAŞKA, YAZI BAŞKA"

Bu hizmetlerle şehrin evlatlarına yatırım yaptıklarının altını çizen İmamoğlu, "Biz bu yatırımı yaparken, sadece çocuklarımıza değil, geleceğimize yatırım yaptığımızı da biliyoruz. Zamanında hanımefendilere, özellikle annelerin çocuklara dair bu sürecinde aldıkları bu destekle, aslında hayata daha etkin katılmalarını ve fırsat yakalamalarını sağlıyoruz. Çünkü, iş imkanı elde edebiliyorlar, işe girme fırsatını elde edebiliyorlar ve bu fırsatla da kendi ev ekonomilerine katkı sunuyorlar. Dolayısıyla, bu alkışlanacak bir iş aslında, bu ödüllendirilmesi gereken bir iş. Ama gelgelelim, mevzu haline gelmesine sebep olan başka bir olay ya da uygulama… Yani, 'Bizi yazılan yazıyla ilgili anlayamadılar, anlamamazlıktan geliyorlar…' Neyse hakaret cümleleri de kurdular ama hani onlara girmeyeceğim. O bölümü ifade ederken, ben şunu söyleyeyim; bence onlar ne yazdıklarının anlayamıyorlar? Çünkü niyet başka, yazı başka" diye konuştu.

"İNŞALLAH TÜRKİYE'NİN HER YERİNDE KREŞ AÇACAĞIZ"

Bu tür hizmetlerin, ülke içinde kurumlarda görev yapan her insan için alkışlanacak işler olduğunu belirten İmamoğlu, şunları söyledi:

"Bir belediye kreş yapıyor diye, öbür belediye kıskanır mı? Yani hepsi devletin kurumu. Bir belediye yapıyorsa, öbür belediye de gider der ki, 'Nasıl yaptın kardeşim? Ben de aynısından yapmak istiyorum' der. Ben öyleyim. Yani bu ülkenin en küçük ilçesinde bir şey yapılıyorsa, iyiyse, ben bunu alırım İstanbul'da uygularım. İşte Eyüpsultan'da biz 5 tane kreş açtık. Şükürler olsun, İstanbul'un 34 ilçesinde kreş açtık. Daha da açacağız. İnşallah Türkiye'nin her yerinde açacağız. Onu da söyleyeyim. Zamanı geldiğinde Türkiye'nin her yerinde biz açacağız bu kreşleri. Şimdi Belediye Başkanımız göreve geldi. O da hızlıca 4 tane kreşin şu anda hazırlığını yapıyor. Dört tane daha açacak. Yani kıskanılır mı? Olan bir şeyi, o da yapıyor. Başkası da yapsın. Hoşumuza gider. Mesele bundan ibarettir. Kamu kurumları iyilikte yarışır. Birbirini kıskanmaz. Kamu kurumları birbirinin ayağına basmaz, birbirinin önünü açar. İnsanına daha çok hizmet gitsin diye, birbirine yardımcı olur."

"CAMİ YAPTIM, İMAM VERMEDİLER"

"Ama ben gördüm. Vallahi gördüm. Cami yaptım, imam vermediler. Okul yaptım, 'Açılışını yapamazsın' dediler. Ben bunları gördüm. Karakol yaptım, karakolun açılışını yapmaya gittik, polis yok ortada. Polis yok karakolda. Boş karakolu açtık. Ve bunları gördüm. Bu niye yapılıyor biliyor musunuz? Partizanlık. Allah kahretsin partizanlığı. Bu partizanlık denen işi, bu kötü bulutları, bu milletin tepesinden Allah yok etsin yani. Bırakın milleti rahat yahu. Millet birbirine gözü, gönlü açık bir şekilde bakabilsin. Birbirine insan gözüyle baksın yahu. 'Her insanı severim Yaradan'dan ötürü' demiyor muyuz biz Allah aşkına. Milletin başında kara bulutlar. Nedir bu? Her gün bir parmak sallayan bir akıl… Halbuki eğitim, bizim geleceğimiz. Eğitim varsa, geleceğimiz var sevgili dostlar. Eğitim varsa, gelecek var. Adalet varsa, memleketin bugünü de yarını da güvence altındadır. Eğitim ve adalet yoksa, Allah korusun bu memleketi. Bu kadar net. Onun için biz, elimizden ne geliyorsa eğitime destek oluyoruz. Ve zor koşullarda oluyoruz. İmkanlarımız daraltılmasına rağmen, imkanlarımız kısıtlanmasına rağmen, ısrarla bunları yaptık, yapmaya devam edeceğiz. İnşallah kreş açmaya da… Adına kreş demeyin de öyle deyin de böyle deyin de falan da filan da… Ne diyoruz? Çocuk Etkinlik Merkezi… Ya da milletimizin anlayacağı dille kreş. Ya da Yuvamız İstanbul. Adına ne dersen de çocuklarımız burayı seviyor."

GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI: "KREŞLERDE NE ÖĞRETİLİYOR?"

İmamoğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularına da aynı alanda yanıt verdi. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu'nun bu sorulara verdiği yanıtlar şunlar oldu:

- Siz, "Niyet başka, yazı başka" dediniz. Diğer taraftan Yusuf Tekin de "İsterlerse bize devredebilirler, biz devam ettiririz eğitimi" dedi. Diğer taraftan burada müfredat eleştiriliyor, içeride öğretilenler. İçeride ne öğretiliyor? Rahatsızlık neden sizce?

"Çocuklarımıza çok güzel şeyler öğretiliyor. Yani çocuklarımızla, bu yaşta ne öğrenmesi gerekiyorsa öğretiliyor. Bu memleketin o güzel şarkıları, türküleri, eğlenceleri, oyunları öğretiliyor. Çocuklara bu yaşta ne öğretilir? Hep güzellikler, düzene uymayı, birbirine saygı duymayı, kızıyla, erkeğiyle bir arada birey olabilmeyi öğreniyorlar, hayata başlıyorlar. Annemiz içeride söyledi: 'Üç yaşında geldi ve konuşamıyordu benim çocuğum. Konuşma terapisi, şu, bu, dünya paraydı. Benim onu verme şansım yoktu. Buraya geldi, hızlıca, birkaç ay içinde benim çocuğum konuşmaya başladı. Konuşmayı öğreniyor. Çocuklarımız, birbiriyle, enerjisi yüksek hayata eee atılırlar. Ve sonra aradan aylar geçiyor, bu çocuklar sorgulamayı öğreniyor, soru sormayı öğreniyor. Belediye başkanına hesap sormayı öğreniyor. Ha bunları istemiyorsanız, ayrı. Ben istiyorum. Soru sorsun çocuklarımız. Bize hesap sormayı da öğrensin, hakkını aramayı da öğrensin."

"ETTİĞİ SÖZLERDEN SONRA GELEBİLİR Mİ, CESARETİ VAR MI; ONU BİLMEM"

"Dünyanın en iyi eğitim metodu neyse, bu ülkeye yakışan, en iyi çocukların eğitim metodu neyse, burada o var. Ama ben, bu topraklara yakışmayan eğitim sistemini, birçok yerde görmüş bir belediye başkanıyım. O dönemde ilçe belediye başkanıyken, gezebiliyordum, oralarla ilgili uyarılarımı da yapmış birisiyim kaymakamına, Milli Eğitim'ine, şuna, buna. Gitsinler, önce oralara bir baksınlar. Bizim zaten bakacak her şeyimiz ortada. Buyursun gelsinler. Ben, Milli Eğitim Bakanı'nı davet ettim. 'Gerekirse bize devretsinler, biz yaparız!' Siz o kafayla yapamazsınız. Siz bu kafayla yapamazsınız. Açın zaten. Yapın, buyurun gelin, yapın. Gösterelim size. Ben olsam, gelirim bakarım ne yapıyorlar? Buyursun gelsin. Ama ettiği sözlerden sonra gelebilir mi, cesareti var mı; onu bilmem.

"2016'DA SAÇMA SAPAN BİR YASADAN BELEDİYE BAŞKANLARI İÇERİ ATILIYOR TEKME, TOKAT"

- CHP'nin 2007 yılında aldırmış olduğu bir karar var. Özellikle belediyelerin kreş, anaokulu açamayacağına yönelik bir karardı. Ve alınmış bir karar söz konusu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Kim aldıysa, ona sor kardeşim. Bugünün konusu değil. Yanlış alınmış, eksik alınmış. Baksınlar, çözsünler. Benim işim o değil. Benim işim bu. Bugüne konuşalım olur mu? 2007. Ben, 2007'de inşaat yapıyordum, Trabzonspor'da yöneticiydim. Onu sorarsan, anlatırım sana yani. (Belki bir düzenleme tekrardan yapılabilir mi, sorusu gelince) Yapsınlar. Doğru dürüst işler yapsınlar. 2016'da saçma sapan bir yasadan belediye başkanları içeri atılıyor tekme, tokat, sille. 2016'da niye o kararı aldılar? Ben de belediye başkanıydım. O günden beri karşıyım. Yani 2007. Yanlış, eksik; düzeltilir. Doğru var bugün. Bak anneler mutlu. Çocuklar mutlu. Hayata mutlu bakıyorlar."

SGK BORÇLARI SORUSUNA YANIT: "EKONOMİYİ BÖYLE Mİ DÜZELTECEKSİNİZ?"

- SGK borçları tartışması devam ederken. "Sadece belediyelerin değil, iştiraklerin borçları da artık belediyelere ayrılan bütçeden kesilecek" diye bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıktı. Ne söylemek istersiniz?

"Sayın Bakan Mehmet Şimşek; artık bu konuda size sesleniyorum. Ortaya konuşmuyorum. Haksızlık yapıyorsunuz, hukuksuzluk yapıyorsunuz. Dedik ki size; oturalım, bunlar kararnameyle değil, belediyelerle oturun, konuşun, düzen kurun, sistem kurun… Kamu kurumu cezalandırılmaz. Türkiye'de 210 belediye CHP'liydi, şimdi 420'ye yakın. Yani bir günde bu borçlar olmadı. AK Partili de var, CHP'lisi de var, diğer partiler de var. Çağırın; böyle kararnameyle, para yazarak… 3 milyarın üzerinde para kestiniz İBB'den,2 ayda. Ne oldu yani? Al bu cepten, koy o cebe. Niye? Acaba İmamoğlu'na biraz daha zarar verebilir miyiz? Ayağına basabilir miyiz? Böyle saçma bir şey olur mu? Bu mu itibarlı? Ekonomiyi böyle mi düzelteceksiniz yani? Ben olsam ekonomiyi yöneten ve bir program yöneten, bugün bu ülkede yapılan hukuksuzluklar, boş gündemler, güven kaybına uğratılan birtakım hamlelere de dahi laf ederim; edin. 'Ben itibarlı bir Maliye Bakanıyım ve bu ülkenin ekonomisini düzeltmeye çalışıyorum' diyorsanız size sesleniyorum. Belediyelerin ayağına basmayın. Bu ülkenin itibarsızlığını büyüten birtakım hamlelere müdahale edin."

"'FAİZ SEBEP, ENFLASYON SONUÇ' UYDURMASIYLA HAREKET EDİP…"

"Ekonomi öyle tek başına hesap makinesi değildir yani. Ekonomi mahkemeden başlar, okullardan devam eder ve başka noktalara doğru gider. Ekonomi öyle hesap makinesiyle, maliye bilmeyle de düzelmez. Dün ekonomiyi de kötü yönetiyorlardı, yargıya da müdahale ediyorlardı. 'Faiz sebep, enflasyon sonuç' uydurmasıyla hareket edip, 'O gün öyleydi, şimdi biz faiz sebep, enflasyon sonucu düzeltelim, diğeri de düzelir' derseniz, olmaz kardeşim. Sevgili Bakan, olmaz, enflasyon düşmez. Bak; faizi yüzde 50'de tutmaya çalışıyoruz, ama enflasyon düşmüyor. Piyasa faizi yüzde 65-70. Maliyeti yüzde 80. Düşmez. Niye? Yargıya müdahale olursa, düşmez. Yapılan güzel bir işe taş konursa, düşmez. Gidip, 'belediyenin kasasına para girmeden onu nasıl olur götürürüz' diye yaparsanız, olmaz. Bakın; 2019'da Ekrem İmamoğlu'nun 23 Haziran seçiminde seçileceğini anladılar, 15 gün önce, 10 gün önce belediyenin kasasına parayı yolladılar. Tarihte yok. Ay sonu yapması gerekir. O günün parası 1 milyar 600 milyon lira. Onu bugün 10'la çarp yani. 16 milyar. 20 milyar de. 10 gün. Niye? Ekrem İmamoğlu seçilecek, anladılar, yolladılar, kuruş bırakmadılar kasada. Borcu olan tanıdıklarına paraları gönderdiler, sıfır parayla bize kasayı bıraktılar."

"BİZ BU BELEDİYEYİ DEVRALDIĞIMIZDA, BELEDİYENİN 14 TANE ŞİRKETİ, BELEDİYENİN İHALESİNE BİLE GİREMİYORDU. NİYE? MİLYARLARCA LİRA SGK BORCU VARDI, VERGİ BORCU VARDI"

"Şimdi ne yapıyorsunuz? Şimdi gelmeden, 'İmamoğlu'nun yönettiği İstanbul Belediyesi'ne gitmesin, buradan hop parayı alalım!' Biz ne konuştuk Sayın Bakan? Oturalım, istişare edelim. Borçlar yapılandırılsın, insanlar bu paraları ödeyebilsinler. Bunlar kamu kurumu, kimsenin malı mülkü değil. Biz bu belediyeyi devraldığımızda, belediyenin 14 tane şirketi, belediyenin ihalesine bile giremiyordu. Niye? SGK borcu vardı, vergi borcu vardı. Hem de milyarlarca lira. İGDAŞ Genel Müdürlüğümüzü yaptı, şimdi Eyüpsultan Belediye Başkanımız. Görülmemiş bir şey. Seçime gidiyorlar, parayı kullanalım diye, İGDAŞ'ın 3 aylık gaz faturasını BOTAŞ'a ödemediler. Niye? Oradaki parayı hortumlayalım, aktaralım İBB'ye; oradan millete kullanalım, şey yapalım, seçimde kampanyamız güçlü olsun diye. Ayıptır.

BAKAN TEKİN'E "ADAM GİBİ OKUL" YANITI: "SENİ ORAYA ATAYANIN DİPLOMASINA BAK ÖNCE"

"Devletin kuralları vardır. Bankada kuralları vardır, belediyede kuralları vardır, maliyede kuralları vardır, bakanlıklarda kuralları vardır… Bunları çiğne; ondan sonra ekonomi düzelsin! Milli Eğitim Bakanı, oradan laf yetiştirsin İmamoğlu'na. Ondan sonra ekonomi düzelsin. Düzelmez kardeşim. İmamoğlu'na laf yetiştir. İmamoğlu'na, efendime söyleyeyim, 'adam gibi okul!' Bir Milli Eğitim Bakanı, 'adam gibi okul' der mi? Ülkede hangi okullar adam gibi ya da adam gibi değil? Bir Milli Eğitim Bakanı böyle konuşur mu? Benim İstanbul Üniversitesi orada işte. 500 küsur yıllık okul. Mezunlarına buradan selam yolluyorum. Yani mezuniyetime 'katakulli' diyor. Biz, katakulliyi kime kullandıklarını biliyoruz 10 yıl kadar önce. 12-13 yıl kadar önce, 14 yıl kadar önce, 15 yıl kadar önce, bu memleketin onurlu subaylarına katakulliyi kim söylüyordu, biliyoruz. Abilerinden bunları öğrenmiş Sayın Bakan. Ama ben bir şey daha anlatayım, kurasızlık adına. Maliye Bakanına da bu gönderme olsun. Bir çevrenize bir bakın. Bakın bir şey söyleyeceğim. Özel konulara girmek istemem ama benim damarıma fazla değiyorlar, dokunuyorlar. Çok benim özel hususuma girdikleri zaman, bu işlere çok girmem. Yani ben de derim sana, 'Seni oraya atayanın diplomasına bak önce' derim, ama o işe girmem."

"YUSUF BEY NASIL PROFESÖR OLDU?"

"Ama şuna girerim mesela: Yusuf Bey, bakan değil mi? Yusuf Bey nasıl profesör oldu? Bu ülkede profesör nasıl olunur, vatandaşlarımız biliyor mu? Beş yıl doçentlik kadrosunda kalmanız gerekir. Peki Yusuf Bey, beş yıl kaldı mı doçentlik kadrosunda? Kalmadı. Nasıl profesör oldu? Beş yıl kalması gerekir. Kalmadı. Peki beş yıl kalmayan Yusuf Bey, sonra profesör oldu, ardından rektör oldu. Nasıl rektör nasıl olunur? Üç yıl profesör kalmanız lazım. Pat diye profesör, pat diye rektör oldu! Nasıl oldu biliyor musunuz? Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle. 48 saatliğine kararname yayınlandı, 48 saatliğine! 48 saatliğine kararname yazıldı, kararnamede 48 günlük profesör, rektör olarak atandı. O atandıktan sonra o kararname tekrar iptal edildi. Bunlar, 'kararname çocukları.' Bize hak-hukuk hatırlatıyorlar. Bunlar kararname çocukları. Bize hak-hukuku söylemeye çalışıyorlar. Utanın ya. Yani bari konuşurken utanın. Bir aynaya bakın, utanın. Utanma yok ki sizde. Çünkü her şeyi kolay elde etmişsiniz. Biz, tırnaklarımızla gece-gündüz çalışıyoruz bu millet için. Çalışmaya da devam edeceğiz. Onun için önce insan bir kendine bakacak. Yukarıdan aşağı bir kendini süzecek. Ben nasıl geldim buraya? 48 günde nasıl profesör oldum, sonra da rektör oldum! Böyle bir şey olmaz!"

"48 GÜNDE PROFESÖR, 48 GÜNDE REKTÖR!"

"Sonra ne olacak? Şimdi binlerce akademisyen var; siz boşuna uğraşın. Bak; 48 günde profesör, 48 günde rektör! Binlerce akademisyen üniversitelerde. Yazık değil mi? Burada bulunanların oğludur, kızıdır, abisidir, ablasıdır, kardeşidir, amcasının kızıdır, dayısının oğludur… Yazık değil mi onlara yani? Onlar akademisyen değil mi? Peki bu ülkede, 'Ben çalışırsam olur' şiarını bir milletine vermeden olur mu bu işler? Olmaz. Onun için Sayın Bakan, bırakın belediyenin kasasından para kesmeyi, oturun belediyelerle konuşun. Biz de sizi alkışlayalım. Size söyledim: 'Siz başarılı olun, bu memleketin ekonomisi iyi olsun, en önde sizi alkışlamayan namerttir' dedim. Ben yaparım bunu. Çünkü ben, ülkenin ekonomisinin iyi olmasını istiyorum. Ama AK Parti düzeltmiş ama başkası düzeltiyor. Kim düzeltirse düzeltsin. Ama siz düzeltemeyeceksiniz. Çünkü bu kafayla düzelmez. Sayın Bakan, öyle çığırtkanlık yaparak -Milli Eğitim Bakanı'na bu sefer söylüyorum- 'Ben burada kamikazelik yapayım, beni atayan, 48 günde rektör yapana ya da bakan atayana şirin gözükeyim, biraz daha madalya takayım…' Boş işler o işler. Boş işler. Boş işler. Pıt diye gidersin! Pıt diye gidersin! Onun için bu memlekette nizam, intizam, kurallar, kurumlar kutsaldır. Bunlar çok önemli. Herkese eşit uygulanacak. Allah, bu memleketteki her insanı adaletsizlikten korusun. Bu memleketteki her insanı, eşit imkanlar alabildiği, fırsat eşitliği… Çok eksiğimiz var. Çok kapatmamız gereken işler var. İnşallah her birisini tek tek başarırız. Hep beraber, el ele başarırız."

"BEN NİYE 'ANNE KART VERECEĞİM' DEDİM 2019'DA?"

"Kreşimizin önünde başka sorularınıza da muhatap olmak zorunda kaldık. Tekrar kreşlerimizin, güzel evlatlarımıza, güzel eğitimler vermesini istiyoruz, arzu ediyoruz. Annelere daha özgür, daha huzurlu… Ben niye 'Anne Kart vereceğim' dedim 2019'da? Keyiften demedim yani. Millete yaranmak için de demedim. Ben, anneleri ziyaret ettim evde kardeşim. Diyor ki anne bana, 'Sokağımdan başka bir yer bilmiyorum İstanbul'da. Çocuğumla eve hapsoldum. Bir yere çıkamıyorum.' Ben gezdim. Ben, binlerce ev gezmiş bir belediye başkanıyım. Öyle koltukta oturmadım Allah'a şükür. Koltuğum sıcaklığında sevmem yani. Bana ait değil o, millete ait. Orayı ısıtmak için bizi seçmediler. Onun için başkanlarıma derim, 'Çıkın kardeşim. Her gün çıkacaksınız 5 saat, 10 saat milletin arasında olacaksınız. Bu iş öyle. Bu işi yapıyorsan, öyle yapacaksın. Yoksa git otur evinde, başkası gelsin. O anneleri gördüm. Dedim ki, 'Biz bu annelere bir serbestlik tanıyalım.' Bu memleketin anneleri huzurlu olursa, çocukları iyi olur. Çocukları iyi olursa, memleketin geleceği iyi olur. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Onun için verdik. Helali hoş olsun."

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu. Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini söyledi

27.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
Erzurum'daki bir otelde düzenlenen DEM Parti 2. Olağan İl Kongresi'ne katılan Hatimoğulları, Türkiye'deki sürecin toplumun tüm kesimleri tarafından yakından takip edildiğini belirtti.

Süreç kapsamında bir çerçeve yasanın ortaya çıktığını ifade eden Hatimoğulları, yasanın ne zaman uygulanacağı ve sonuçlarının nasıl hayata geçirileceği konusunda toplumda beklenti bulunduğunu söyledi.

Hatimoğulları, yasanın Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, demokratik, adil ve eşit bir yaşamın önünün açılabileceğini dile getirdi.

Sürecin başarıya ulaşması için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Ekim ayı silahların sonsuza dek sustuğu, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olsun istiyoruz" dedi.

Sürecin yalnızca Türkiye açısından değil, bölge açısından da önemli olduğunu ifade eden Hatimoğulları, DEM Parti tabanının süreci izlemekle yetinmemesi gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini belirten Hatimoğulları, geçmişte yürütülen mücadelelere ve ödenen bedellere dikkat çekerek daha güçlü bir örgütlenme ve çalışma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.