logo
17 EKİM 2026

'Elektriğin yüzde 10'unu güneşten karşılamayı hedefliyoruz'

Güneş enerjisi sektörünün en kapsamlı ve en dinamik etkinliklerinden biri olan SolarVizyon Güneş Enerjisi Kongresi bu yıl 6'ncı kez İstanbul Harbiye Askeri Müze'de temiz enerji sektörü paydaşlarının çok geniş bir katılımı ile düzenlendi. Etkinlikte çok sayıda müstakbel güneş enerji santrali (GES) yatırımcısının olması da dikkat çekti

12.12.2023 14:49:00
İHA
 
'Elektriğin yüzde 10'unu güneşten karşılamayı hedefliyoruz'
'Elektriğin yüzde 10'unu güneşten karşılamayı hedefliyoruz'
Güneş enerjisi teknolojilerinde Türkiye'nin geldiği nokta, güneş enerji santrali yatırım süreçleri, güneş enerjisini depolama sistemleri gibi konular SolarVizyon Güneş Enerjisi Kongresi'nde masaya yatırıldı. Program kapsamında güneş enerjisi sektöründeki güncel problemler ve çözüm önerileri, üretilen enerjinin depolanması ve elektrikli ulaşım ile entegrasyonu uzman isimler tarafından gündeme getirildi.

Ana sponsorluğunu Rönesans Holding'in üstlendiği kongrede Kontrolmatik Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan, Rönesans Enerji Genel Müdürü Gökhan Gökdoğan ve YEO Teknolojiden Sorumlu Başkanı (CTO) Dr. Alper Baykut, APLUS Enerji Kurucu Ortağı Ozan Korkmaz, Gumbel Group Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Herdem, Fichtner Türkiye PV Team Türkiye Başkanı Veli Nişancı, Astronenergy Genel Müdür Yardımcısı Başar Yılmaz, İnfo Yatırım Araştırma Departmanı Uzman Analisti İbrahim Şişman, IQB Solutions Kurucu Ortağı Abdülkadir Karaduman, Istoce Solar Kurucusu Erkan Öztürk, Ember Bölge Lideri Ufuk Alparslan, Yeşil Büyüme CEO'su İlyas Gülenç, YEO Teknoloji Ar-Ge Müdürü Barış Arıcı konuşmacı olarak yer aldı.


'Yenilenebilir enerjide bürokrasi süreci kısaltılmalı'


SolarVizyon Kurucusu Ateş Uğurel etkinlikte şöyle konuştu: ''Kongrede temel olarak güneş enerjisi sektöründeki güncel sorunlar ve çözümler tartışılıyor. Güneş enerjisi şu anda hem dünyada hem de Türkiye'deki açık ara en ucuz ve en temiz elektrik üretim yöntemi fakat kurulu gücümüz hala olması gerekenden az. Güneş enerjisini çok daha hızlı bir şekilde tabana yaymamız gerekiyor.

Örneğin Türkiye'de mesken çatılarına güneş paneli kurmak hala çok uzun ve zorlu bürokratik süreçleri aşmanızı gerektiriyor. Bazen 1 yıla varan bir bürokrasi süreci oluyor. Bu sürenin çok kısalması lazım, toplumun da bilinçlenmesi lazım. Bir önceki Enerji Bakanımızın da defalarca belirttiği gibi vatandaşın çatısına bir güneş paneli koyması bir uydu anteni takması kadar kolay ve hızlı olmalı.''


'Türkiye'nin elektriğinin yüzde 10'unu güneşten karşılamayı hedefliyoruz'


Uğurel, ''3-4 yıl önce Türkiye'de tüketilen elektriğin yüzde 1'i güneş santrallerinden karşılanıyordu. Şu anda yüzde 5-6 gibi rakamlara geldik. Türkiye'de tüketilen elektriğin yüzde 10'unu doğru yatırımlarla iki yıl içinde güneşten karşılamayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için konutlarda güneş enerjisi kullanımının yaygınlaşması, tarım ve hayvancılık ile entegre güneş enerji santrallerinin kurulması ile rezervuarlı hidroelektrik santrallerimizin içine yüzer GES'ler kurmak gibi çok farklı başlıklarda aksiyona geçmemiz gerekiyor' dedi.


'Elektrik fiyatlarına artış geldikçe güneş enerjisine talep artıyor'


Güneş enerjisine yapılan yatırımlardan da bahseden Uğurel, ''GES yatırımları son 2 sene çok iyiydi. Sanayi elektriğine gelen zam sonrası GES'e inanılmaz bir talep geldi. Ayrıca geçen sene finansmana erişim daha kolay, finans maliyeti çok daha düşüktü. Elektrik fiyatlarına zam geldikçe güneş enerjisine talep artıyor. Enerji ihtiyacını tercihen güneşten sağlaması gereken elektrikli araçlar da hayatımıza girdi.

Mevcut finans sorununun çözülmesi ve kapasitelerin şeffaf-adil tahsis edilmesi yatırımlara olan talebi tekrar canlandıracaktır, elektrik fiyatlarının maliyet esaslı, serbest piyasa koşullarında belirlenmesi de güneş enerjisine geçişi hızlandıracaktır'' diye konuştu.


'Enerji depolamada yerli sanayici desteklenmeli'


Kontrolmatik Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan, 'Kontrolmatik Teknoloji olarak lityum demir fosfat batarya hücresi ve enerji depolama sistemleri fabrikası ile yüksek güçte enerji depolama ihtiyacı olan; enerji santralleri, şehir şebekeleri, fabrikalar, ev uygulamaları ve yüksek güç gerektiren iş makinası, deniz taşıtı ve tren gibi alanlara hitap edecek enerji depolama ürünleri üretiyoruz.

Ankara Polatlı'daki fabrikamız ilk faz olarak ürün grubuna göre farklı kapasitelerde enerji depolama ürünleri sunuyoruz. Avrupa kalitesinde ve standartlarında lityum demir fosfat (LiFePO4) batarya üreten tek firma olduğumuzu söyleyebiliriz şu an Türkiye'de. Türkiye'de üretilmeyen batarya hammaddelerine uygulanan bir vergi var. Enerji depolamada Türkiye'ye yapılan bitmiş ürün ithalatında vergi olmaması maliyetleri artırıyor.

Enerji depolamada ithalatta gözetim uygulamaları ve ithalata vergi konusunda yerli sanayiciyi koruyan önlemlerin mevzuatla düzenlenmesi ile enerji depolamada da yerli sanayimiz daha da gelişecektir' şeklinde konuştu.


'Güneş enerjisine 1 milyar dolarlık yatırım planlıyoruz'


Kongrenin ana sponsorlarından Rönesans Enerji Genel Müdürü Gökhan Gökdoğan da güneş enerjisine yapacakları yatırımlardan bahsetti. Gökdoğan, ''Rönesans Enerji hidroelektrik santralleri tarafında 166 megawatt kurulu gücünde 6 tane hidroelektrik santrale sahip. Son dönemde yeşil dönüşüm hedefleriyle birlikte rüzgar ve güneşe de yatırım yapma kararı aldık. 2023 yılında Total Energies Rönesans Enerji'ye yüzde 50 ortak oldu. Bu işbirliğiyle birlikte 5 yıl içinde 2 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyoruz. Bu yatırımın 1 milyar dolarlık kısmı güneş enerjisine yapmayı hedefliyoruz'' şeklinde konuştu.

Depolama tesislerine ilişkin açıklamalarda bulunan YEO Teknolojiden Sorumlu Başkanı (CTO) Dr. Alper Baykut ise ''Güneş ve rüzgar yatırımlarını mevzuat gereği depolamasız yapamıyoruz. Mevzuat olmasa da yenilenebilir enerjiyi kesintisiz hale getirmek için tek çare bu enerjiyi depolamaktır. Enerji depolamanın farklı yöntemleri var. Günümüzde kabul edilmiş çözüm olarak batarya depolamaları var.

Batarya yatırımlarıyla güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları birbirine denk gitmek zorunda. Bu durum yatırımcıya maliyeti artıran bir külfet. Bunun çözümü finansal destekler ve kredi destekleri olabilir'' ifadelerini kullandı.

İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı

İzmir merkezli 4 ilde yasa dışı bahis şebekesine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 35 şüpheliden 27'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. zanlıların banka hesapları üzerinden yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık para trafiği yürüttüğü belirlendi

17.10.2026 11:30:00 / Güncelleme: 17.10.2026 11:34:14
İHA
 
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçu kapsamında çalışma yürüttü.

Yapılan teknik ve fiziki takipler sonucunda şüphelilerin yurt dışı bağlantılı siteler üzerinden yasa dışı bahis oynanmasına aracılık ettikleri belirlendi. Şebekenin mali boyutunu da inceleyen ekipler, zanlıların üçüncü kişilerden temin ettikleri banka hesaplarını kullandıklarını ve bu hesaplar üzerinden yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık para trafiği gerçekleştirdiklerini tespit etti.

Eş zamanlı baskınlarda 35 gözaltı

Yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanılmak üzere banka hesabı ve GSM hattı temin eden şüphelilere yönelik İzmir merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda 35 şüpheli gözaltına alınırken, adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyale el konuldu. Ayrıca yurt dışından yayın yapan 22 yasa dışı bahis sitesine Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla erişim engeli getirildi.



27 zanlı cezaevine gönderildi

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 35 şüpheliden 27'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelilerden 5'i hakkında ev hapsi kararı verilirken, 3 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Dillere dair çarpıcı bilgiler


 
 
Dünyada bazıları önemini kaybetmekte olan çok sayıda dil bulunuyor. İşte dillere dair çarpıcı gerçekler...

17.10.2026 09:21:00 / Güncelleme: 17.10.2026 09:34:44
Murat Çorbacı
 
Dillere dair çarpıcı bilgiler
Dillere dair çarpıcı bilgiler

Ethnologue'a göre dünyadaki dil sayısı: 7 bin 170

En çok anadili konuşanı olan dil: 990 milyon konuşmacıyla Mandarin Çincesi

İkinci dil olarak konuşanlar da dahil olmak üzere en çok konuşanı olan dil: 380 milyon anadili konuşanı olan İngilizce. Ayrıca İngilizcenin 1 milyar 70 milyon ikinci dil konuşanı ile toplam 1 milyar 450 milyon konuşmanı mevcut!

Ethnologue'a göre en çok üyesi olan dil ailesi: Nijer-Kongo 1540 üye (Üyeler arasında Yoruba, Igbo, Lingala, Zulu ve Xhosa da bulunmakta)

En çok anadili konuşanı olan dil ailesi: Tahmini 3.4 milyar konuşmacıyla Hint-Avrupa dilleri (Öne çıkan üyeler arasında İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Rusça, Bengalce
ve Hintçe bulunmaktadır). Türkçe, Ural-Altay dil ailesine mensup!

En çok ünsüz sese sahip dil: 84 ile ünsüz Ubih ve 82 ünsüz ile Arçi ikinci sırada. Türkçe'deki ünsüz sayısı 21...

En çok ünlü sese sahip dil: 26 ile Danca... Zor bir dil!

En az ünlü sese sahip dil Sesler: Ubih, 2 - 4 (sayım şeklinize bağlı olarak)

En eski yazı sistemi: Çivi yazısı

Modern zamanlara kadar bilinen en eski edebi eser: Gılgamış Destanı

20 ciltlik Oxford İngilizce sözlüğündeki madde sayısı: 290 bin 500

6 ciltlik Duden Almanca sözlüğündeki madde sayısı: 151 bin 000

En büyük çevrimiçi sözlük: Wiktionary, 5100 dilde 10 milyon 244 bin madde

Günlük konuşmalarda kullanılan kelimelerin yüzde 85'ini açıklamak için gereken kelime sayısı: 1000... Yani bir yabancı dilde 1000 kelimeyi iyice öğrenen o dili anlamakta ve konuşmakta zorluk çekmez.

Fon şüphelisi Cübbeli’nin damadı: ‘nefsimize yenildik’

Yatırım fonu soruşturmasında bu kez kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün damadı Esat Palazoğlu gündemde

16.10.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
Fon şüphelisi Cübbeli’nin damadı: ‘nefsimize yenildik’
Fon şüphelisi Cübbeli’nin damadı: ‘nefsimize yenildik’
Yatırım fonu soruşturmasında bu kez kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü'nün damadı Esat Palazoğlu gündemde. Mal varlığı dondurulan, banka hesapları bloke edilen ve soruşturmada şüpheli sıfatının sürdüğü bildirilen Palazoğlu, fona para yatırdığını kabul ederken kendisinin de mağdur olduğunu savunuyor. Ancak gazeteci İsmail Saymaz'ın sorularına verdiği yanıtlar, dinî hassasiyet söylemiyle yüksek kazanç arayışı arasındaki çelişkiyi yeniden tartışmaya açıyor.

Palazoğlu, Pusula'nın PCS adlı kapalı fonuna mayıs ayında yatırım yaptığını, haziran, temmuz ve ağustos aylarında hesabında sırasıyla yüzde 30, yüzde 20 ve yüzde 10 artış gördüğünü anlattı. Üç ayda ana parasının yaklaşık dörtte üçü kadar kazanç oluştuğunu aktaran Saymaz'ın, "Neden böyle bir kazanç yolunu seçtiğini" sorması üzerine Palazoğlu şu yanıtı verdi:

"Dini anlamda çok uygundur diye iddia etmiyorum. Yanlışsa yanlışımız var, eyvallah. Ama hepimiz bunları yapıyoruz. Herkesin girdiği fonlar da bu kazancı verdi. Nefsimize yenildik diyebiliriz. Tabii böyle olsun istemezdik."

"ALLAHTAN PARAMIZ BATMIŞ" DİYOR

Palazoğlu, şirketinin giderleri için 31 Temmuz'da fondan bir miktar para çektiğini, ağustos sonunda yeniden para çekmek istediğinde ise kendisine "Şu an sıkışıklık var, bir iki hafta bekleyebilir misiniz?" denildiğini söyledi. 16 Eylül itibarıyla ana parasının dörtte üçünü kaybettiğini öne süren Palazoğlu, fondan zamanında çıkmadığını ve içeriden bilgi alarak parasını kurtarmadığını savundu.

Saymaz'ın, temmuz ayında para çekmesinin şüpheli görülmesine neden olup olmadığını sorması üzerine Palazoğlu, sebebini bilmediğini belirtti. Ardından şu ifadeleri kullandı:

"Ben mağdur tarafım. Kazandığımız bir bedel yok, niye şüpheliyim, bilmiyorum, öyle bir durumdayız ki, Allahtan paramız batmış diyoruz. Para alsaydım içeride olurdum muhtemelen."

Palazoğlu ayrıca, "Bu parayı 5-10 Eylül'de çeksem ne olacaktı? 'Esat kaçtı, sen bu bilgiyi kimden aldın' diyeceklerdi" diyerek kendisini savundu. Fonun patronu Serdar Turhan'ı tanıdığını, ağabeyi Ahmet'in Turhan'la bir şirkette ortak olduğunu da söyledi. Ancak ağabeyinin faaliyetlerinden dolayı kendisine haksız suçlama yöneltildiğini savundu.

Palazoğlu'nun anlatımı, soruşturmadaki konumunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini gösteriyor. Bir kişinin fonda zarar ettiğini söylemesi, tek başına suç işlediğini kanıtlamadığı gibi şüpheli sıfatı da suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Bununla birlikte, kısa sürede olağan dışı kazançlar oluştuğu belirtilen bir yatırımda hangi koşullarda karar verildiği ve para hareketlerinin nasıl gerçekleştiği de soruşturmanın yanıtlaması gereken sorular arasında.

CÜBBELİ NE DEMİŞTİ? "ÇOK BÜYÜK KUL HAKLARI YENDİ"

Cübbeli Ahmet, ekim ayındaki sohbetinde fon soruşturmasına değinerek "Şu fon vurgunlarında çok büyük bir kul hakları geçti, yendi" dedi. Borsada spekülasyonla hisse fiyatlarının yükseltildiğini savundu; "Bir defa burada yalan var. En büyük haram nedir? Yalan" ifadelerini kullandı. Ayrıca muhafazakâr çevrelerden de bu işlere karışanlar bulunduğunu belirterek, "Hacı hoca var mı? Var. Namazlı abdestli var mı? Var" diye konuştu.

Öte yandan Cübbeli, aynı konuşmasında "Burada bir kuruşumuz yok, biz bir şey kaptırmadık" dedi. Damadının fonda yatırım yaptığının ve mağdur olduğunu ileri sürdüğünün gündeme gelmesiyle birlikte, kamuoyunda şu soru öne çıkıyor: Dinî çevrelerde yüksek kazanç arayışı ve finansal riskler konusunda yıllardır yapılan uyarılar, bu çevrelerin kendi yakınları için de aynı ölçüde geçerli miydi?

FADIL AKGÜNDÜZ VE CAPRICE GOLD HAFIZASI



Cübbeli Ahmet'in geçmişte Fadıl Akgündüz'ün Caprice Gold projesiyle ilgili tutumu da yeniden hatırlanıyor. Projeden devre mülk alan çok sayıda kişinin mağduriyet iddiaları ve açılan davalar kamuoyunda tartışılırken Cübbeli, 2016'da yaptığı açıklamada kendisine yöneltilen eleştirilere şu sözlerle yanıt vermişti:

"Fadıl Bey'in otelinden yer alın demedim, sadece fetva soranlara caiz dedim. Ben dünya işinden anlamam. Sen bunları duymayıp enayilik ettiysen ben de enayilik ettim. Benim de birkaç dairem gitti."

Acı bilanço ağırlaşıyor, can kaybı 4'e yükseldi

84 yılın yağış rekorunun kırıldığı İstanbul'da yaklaşık 30 saat süren aralıksız sağanak felakete yol açtı. Ayazağa'da bir kişinin daha cansız bedenine ulaşılmasıyla can kaybı 4'e yükselirken, kayıp 3 kişiyi arama ve kent genelinde hasar tespit çalışmaları aralıksız sürüyor

16.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Acı bilanço ağırlaşıyor, can kaybı 4'e yükseldi
Acı bilanço ağırlaşıyor, can kaybı 4'e yükseldi
İstanbul'da 14 Ekim'de başlayan ve kenti etkisi altına alan şiddetli sağanak yağışların yol açtığı sel felaketinde acı bilanço ağırlaşıyor. Kent genelinde yaklaşık 30 saat boyunca aralıksız süren tarihi yağışlar neticesinde meydana gelen sel felaketinde can kaybı sayısı 4'e yükseldi.


Acı haber Ayazağa'dan geldi


Selin en çok etkilediği noktalardan biri olan Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi Kemerburgaz Caddesi'ndeki bir köprü altında erkek cesedi bulunduğu ihbarı üzerine ekipler hızla harekete geçti. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından, hayatını kaybeden kişinin iki gündür kayıp olarak aranan 66 yaşındaki Turgut Dursun olduğu teşhis edildi.

Kağıthane Deresi'nin taşmasıyla sular altında kalan bölgeden çıkarılan Dursun'un cansız bedeni, ambulansla Sarıyer Seyrantepe'deki Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.


3 kayıp vatandaş için zamana karşı yarış


İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen arama-kurtarma faaliyetlerinde bilanço güncellendi. Daha önce 4 olarak bildirilen kayıp sayısının, Turgut Dursun'un bulunmasıyla birlikte 3'e düştüğü açıklandı.

Sel sularına kapılarak gözden kaybolan diğer 3 vatandaşı arama çalışmaları, dere yatakları, köprü altları ve su baskınının yoğun yaşandığı kritik noktalarda AFAD, itfaiye, polis ve sağlık ekiplerinin katılımıyla havadan ve karadan titizlikle sürdürülüyor.


Hasar tespiti sürüyor


84 yılın rekorunun kırıldığı sağanak yağışların ardından İstanbul genelinde yaralar sarılmaya çalışılıyor. İstanbul Valiliği ve belediye ekiplerinin koordinasyonunda kent genelinde yaklaşık 46 bin personel arama, kurtarma, tahliye, temizlik ve hasar tespit çalışmalarında görev alıyor.

Başta en ağır hasarı alan Sarıyer Ayazağa Mahallesi olmak üzere, sular altında kalan yüzlerce ev, iş yeri ve araçta maddi hasar tespit çalışmaları sürdürülüyor. Bir yandan su tahliye işlemleri tamamlanan binalarda çamur ve balçık temizliği yapılırken, diğer yandan zarar gören vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi adına kayıtlar tutuluyor.

Şiddetli yağış geri dönüyor

Metrekareye 270 kilogramı aşan tarihi rekor yağışın ve sel felaketinin yaralarını sarmaya çalışan İstanbul için Meteoroloji ve AKOM’dan son dakika uyarısı geldi. Ara veren yağışlı sistem, yeni bir dalga halinde kente geri dönüyor. Valilik, suya doymuş toprak nedeniyle sel, su baskını ve heyelan riskinin en üst seviyede olduğu konusunda vatandaşları kritik bir dille uyardı

16.10.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Şiddetli yağış geri dönüyor
Şiddetli yağış geri dönüyor
Hafta ortasında son onlarca yılın en ağır sel felaketlerinden birini yaşayan ve 4 vatandaşını kaybeden İstanbul, yeni bir yağışlı dalganın eşiğinde. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), kenti etkisi altına alacak yeni kuvvetli sağanak yağış sistemi için peş peşe sarı kodlu alarmlar yayınladı.


Önce kuzey ilçeleri, ardından tüm kent etkilenecek


Meteoroloji Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi'nin verilerine göre, ara veren yağışlar güneyli rüzgarların da etkisiyle yeniden canlanıyor. Sistem ilk etapta İstanbul'un kuzey kesimleri ile Avrupa Yakası'nda ağırlığını hissettirecek. Özellikle Arnavutköy, Çatalca, Sarıyer, Beykoz, Şile ve Çekmeköy ilçelerinde yağışların yer yer şiddetlenmesi bekleniyor.

Cuma gecesinden itibaren vites artıracak olan sağanak dalgası, 17 Ekim Cumartesi günü itibarıyla tüm İstanbul genelinde çok kuvvetli bir şekilde etkisini sürdürecek. AKOM, cumartesi günü metrekareye düşecek yağış miktarının 30 ila 60 kilogram arasında olabileceğini tahmin ediyor.


Toprak suya doydu, risk çok yüksek!


Yetkililerin en çok dikkat çektiği konu ise geçtiğimiz günlerde düşen ekstrem yağışlar oldu. 14 Ekim'de metrekareye 270 kilogramı aşan tarihi yağışların ardından İstanbul'da altyapı yükünün henüz hafiflemediği ve toprağın tamamen suya doyduğu belirtildi.

İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"14 Ekim tarihinde gerçekleşen şiddetli yağışların sebep olduğu olumsuz şartların halen devam ettiği göz önüne alındığında; yeni yağışlı sistemle birlikte sel, su baskınları, yıldırım ve heyelan riski üst seviyededir. Vatandaşlarımızın ve ilgililerin dikkatli ve tedbirli olmaları gerekmektedir."


Sıcaklıklar mevsim normallerinin altında


Yeni sistemle birlikte sadece yağış değil, soğuk hava da kentte kalmaya devam edecek. Rüzgarın poyraz ve güneyli yönlerden zaman zaman fırtına hızına (50-80 km/sa) ulaşması beklenirken, hava sıcaklıklarının 14 ila 17 derece arasında, yani mevsim normallerinin altında seyredeceği duyuruldu.


Trafiğe çıkacaklar dikkat


Yetkililer, zorunlu olmadıkça vatandaşların özel araçlarıyla trafiğe çıkmamasını, özellikle riskli alt geçitler, dere yatakları ve su birikintisi oluşabilecek çukur alanlardan uzak durulmasını önemle rica etti. Cumartesi gece yarısına (23.59) kadar geçerli olan alarm durumu süresince AFAD ve İBB ekipleri de sahada 7/24 teyakkuz halinde olacak. Pazar gününden itibaren ise yağışların geçici olarak kenti terk etmesi bekleniyor.

İstanbul'da FETÖ'nün adliye yapılanmasına yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında halen görevde bulunan bir kamu personelinin de olduğu 19 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul'da FETÖ'nün adliye yapılanmasına yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında halen görevde bulunan bir kamu personelinin de olduğu 19 şüpheli gözaltına alındı. Geçmiş yıllardaki adliye personeli alımlarını inceleyen ekipler, örgütsel fişleme listeleri ve ByLock kayıtları üzerinden şüphelileri tespit etti

16.10.2026 14:38:00
AA
 
 İstanbul'da FETÖ'nün adliye yapılanmasına yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında halen görevde bulunan bir kamu personelinin de olduğu 19 şüpheli gözaltına alındı
 İstanbul'da FETÖ'nün adliye yapılanmasına yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında halen görevde bulunan bir kamu personelinin de olduğu 19 şüpheli gözaltına alındı
İstanbul'da FETÖ'nün adliye yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmada yeni bir operasyon gerçekleştirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde düzenlenen eş zamanlı baskınlarda, geçmiş yıllardaki adliye personeli alımlarında örgütle bağlantılı oldukları değerlendirilen 19 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler arasında halen görevini sürdüren bir kamu personelinin de bulunduğu bildirildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmalarda, geçmiş yıllarda gerçekleştirilen zabıt kâtibi, infaz ve koruma memuru (gardiyan) ve mübaşir alımları mercek altına alındı.
Soruşturma kapsamında, örgütle bağlantılı oldukları değerlendirilen kişilere ilişkin fişleme listeleri ile ByLock haberleşme programına ait kayıtlar incelendi. Yapılan çalışmalar sonucunda belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi.

FETÖ operasyonunda 19 şüphelinin tamamı yakalandı
Emniyet ekipleri, soruşturma kapsamında kimlikleri tespit edilen 19 şüphelinin yakalanması amacıyla İstanbul'da belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar gerçekleştirdi.
Operasyon sonucunda haklarında gözaltı işlemi uygulanan 19 kişinin tamamı yakalandı. Şüphelilerin adreslerinde gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda dijital materyale el konuldu.
Ele geçirilen dijital materyallerin soruşturma kapsamında incelenmesi beklenirken, şüphelilerin emniyetteki işlemlerine ilişkin ayrıntılar henüz paylaşılmadı.

Adliye personeli alımlarındaki örgütsel bağlantılar incelendi
Soruşturmanın merkezinde, geçmiş yıllarda adliyelerde görev yapacak personelin işe alım süreçleri bulunuyor.
Emniyet birimlerinin yürüttüğü incelemelerde, zabıt kâtibi, gardiyan ve mübaşir kadrolarına yönelik personel alımlarında FETÖ ile bağlantılı oldukları değerlendirilen kişilere ilişkin örgütsel kayıtlar araştırıldı.
Özellikle örgütün kendi mensuplarını sınıflandırmak amacıyla kullandığı belirtilen fişleme listeleri, soruşturmanın önemli unsurlarından biri oldu.
Bu listelerde örgüt tarafından yüksek aidiyet koduyla değerlendirilen kamu görevlileri ile örgütün şifreli haberleşme programı ByLock'u kullandığı tespit edilen kişilerin belirlenmesine odaklanıldı.

ByLock kayıtları soruşturmada öne çıktı
ByLock, FETÖ soruşturmalarında örgütsel bağlantı iddialarının araştırılmasında kullanılan dijital deliller arasında yer alıyor.
İstanbul'daki son operasyonda da emniyet ekiplerinin ByLock kullanımına ilişkin tespitler ve örgütsel fişleme kayıtları üzerinden şüphelileri belirlediği bildirildi.
Bununla birlikte, gözaltına alınan 19 kişinin tamamının ByLock kullanıcısı olup olmadığına ilişkin ayrı ayrı bir bilgi paylaşılmadı. Şüphelilerin hangi tarihlerde adliye personeli alım süreçlerine dahil oldukları da açıklanmadı.

Şüpheliler arasında aktif kamu görevlisi de bulunuyor
Operasyonun dikkat çeken ayrıntılarından biri, gözaltına alınanlar arasında halen görevde bulunan bir kamu personelinin yer alması oldu.
Yetkililer, söz konusu kişinin hangi kamu kurumunda ve hangi görevde çalıştığına ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Diğer şüphelilerin mevcut mesleki durumları hakkında da bilgi verilmedi.
Soruşturmanın geçmiş yıllardaki personel alımlarına uzanması, adliye kadrolarına yönelik örgütsel bağlantı iddialarının incelenmeye devam ettiğini gösteriyor.

İstanbul'daki FETÖ soruşturmasında süreç devam ediyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, gözaltına alınan 19 şüpheli hakkındaki adli işlemlerin devam etmesi bekleniyor.
Adreslerde ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesiyle birlikte şüphelilerin olası örgütsel bağlantılarına ilişkin yeni bulgular elde edilip edilmeyeceği araştırılacak.
Şüphelilerin savcılığa sevk edilme tarihlerine ve haklarında talep edilebilecek adli tedbirlere ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
Gözaltı işlemlerinin soruşturma aşamasında uygulandığı, şüpheliler hakkındaki suçlamaların kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmediği belirtilmeli.

AK Parti milletvekillerinin hazırladığı 13. Yargı Paketi'nde, nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alması bekleniyor

AK Parti milletvekillerinin hazırladığı 13. Yargı Paketi'nde, nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alması bekleniyor

16.10.2026 13:07:00
Haber Merkezi
 
 AK Parti milletvekillerinin hazırladığı 13. Yargı Paketi'nde, nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alması bekleniyor
 AK Parti milletvekillerinin hazırladığı 13. Yargı Paketi'nde, nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alması bekleniyor
AK Parti milletvekillerinin hazırladığı 13. Yargı Paketi'nde, nafakaya ilişkin düzenlemelerin de yer alması bekleniyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, AK Parti milletvekilleri, Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında kamuoyunda 13. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifinin hazırlığına başladı.

Çalışmaların tamamlanmasının ardından ilerleyen günlerde TBMM Başkanlığına sunulması planlanan 13. Yargı Paketi ile Anayasa Mahkemesinin "süresiz nafakaya" ilişkin iptal kararının ardından yeni düzenlemeye gidilecek.

Türk Medeni Kanunu'nun "Yoksulluk nafakası" başlıklı 175. maddesinde yapılacak değişiklikle, "süresiz olarak nafaka isteyebilir" ifadesinde "süresiz" ibaresi Anayasa Mahkemesinin iptal kararı çerçevesinde çıkarılacak.

Maddeye eklenecek yeni fıkraya göre de nafaka süresi, 3 yıldan az olmamak ve evlenmenin yapıldığı tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürenin yarısını geçmemek üzere "boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen süre", "nafaka alacaklısı eşin yaşı", "eğitim ve sağlık durumu", "ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme imkan ve kabiliyeti" ile "nafaka yükümlüsünün boşanma sonrası hayatına etkisi" gibi ölçütler dikkate alınarak hakim tarafından belirlenecek.

Nafaka yükümlüsünün haksız fiili sebebiyle nafaka alacaklısının çalışamayacak bir duruma düşmesi veya evlilikte geçen süreye bağlı olarak yaşı ilerlemiş olan nafaka alacaklısının düzenli bir gelirinin bulunmaması halinde, evlenmenin yapıldığı tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen süreye bakılmaksızın durumun gereklerine göre hakim daha uzun bir nafaka süresi belirleyebilecek.

Değişiklik, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kanun yolu incelemesinde olanlar dahil olmak üzere, görülmekte olan davalarda da uygulanacak.

Ayrıca düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kesinleşmiş nafaka alacakları bakımından ilamın kesinleştiği tarihten düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen nafaka süresi, yapılan değişikliğe göre hesap edilen nafaka süresiyle karşılaştırılacak.

Karşılaştırma üzerine, daha önce geçen nafaka süresi, değişikliğe göre hesap edilen nafaka süresinden fazla ise ilave 1 yıl daha nafaka ödenmeye devam edilecek ve bu sürenin sonunda nafaka yükümlülüğü kendiliğinden sona erecek.

Daha önce geçen nafaka süresi, değişikliğe göre hesap edilen nafaka süresinden az ise de kalan bu süre 1 yıl veya daha az ise ilave 1 yıl daha nafaka ödenmeye devam edilecek ve bu sürenin sonunda nafaka ödeme yükümlülüğü kendiliğinden sona ermiş olacak.

Kalan bu süre 1 yıldan daha fazla ise değişikliğe göre hesap edilen sürenin dolmasıyla nafaka ödeme yükümlülüğü kendiliğinden sona ermiş sayılacak.

Temyiz düzenlemesi
Teklifle, nafaka düzenlemesinin yanı sıra boşanma davalarıyla ilgili bazı değişikliklere de gidilecek. Bu düzenlemelere göre, boşanma ve boşanmanın ferilerine ilişkin olarak verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlar temyiz edilemeyen kararlar arasına alınacak.

Gerek boşanma davalarında verilen ilk derece mahkemesi kararları hakkındaki istinaf başvurusunun esastan reddi kararlarına gerekse boşanma davasıyla birlikte veya ayrı olarak açılan boşanmanın ferisi niteliğinde olan velayet, nafaka ve tazminata ilişkin ilk derece mahkemesi kararları hakkındaki istinaf başvurusunun esastan reddi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacak.

İlk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin farklı kararlar vermesi halinde bu kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabilecek. Böylece, tarafların adil yargılanma hakkı korunacak, boşanma gibi kişinin yaşamını son derece etkileyen bir konuda makul sürede davaların bitirilmesi amaçlanacak.

Sosyal medyada hakaret, tehdit ve aşağılayıcı yorumlarla karşılaşan kişilerin, siber zorbalığa karşılık vermek yerine ilgili hesabı şikayet edip engellemeleri, hukuki sorun yaşamamaları açısından önem taşıyor

Sosyal medyada hakaret, tehdit ve aşağılayıcı yorumlarla karşılaşan kişilerin, siber zorbalığa karşılık vermek yerine ilgili hesabı şikayet edip engellemeleri, hukuki sorun yaşamamaları açısından önem taşıyor

16.10.2026 13:06:00
AA
 
  Sosyal medyada hakaret, tehdit ve aşağılayıcı yorumlarla karşılaşan kişilerin, siber zorbalığa karşılık vermek yerine ilgili hesabı şikayet edip engellemeleri, hukuki sorun yaşamamaları açısından önem taşıyor
  Sosyal medyada hakaret, tehdit ve aşağılayıcı yorumlarla karşılaşan kişilerin, siber zorbalığa karşılık vermek yerine ilgili hesabı şikayet edip engellemeleri, hukuki sorun yaşamamaları açısından önem taşıyor
Sosyal medyada hakaret, tehdit ve aşağılayıcı yorumlarla karşılaşan kişilerin, siber zorbalığa karşılık vermek yerine ilgili hesabı şikayet edip engellemeleri, hukuki sorun yaşamamaları açısından önem taşıyor.

İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla sosyal medya platformlarında karşılaşılan siber zorbalık ve internet üzerinden işlenen suçlar, özellikle çocuklar ve gençler açısından önemli riskler oluşturuyor.

Antalya Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Büro Amirliğinde görevli polis memuru Gülşen Ünsal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, siber zorbalığa maruz kalan kişilerin hakaret veya tehditle karşılık vermelerinin kendileri açısından da hukuki sorumluluk doğurabileceğini söyledi.

Sosyal medya kullanıcılarının tanıdıkları veya tanımadıkları kişilerin paylaşımlarının altına küçük düşürücü, alaycı ve aşağılayıcı yorumlar yapabildiğini ve bu davranışların siber zorbalığa dönüşebildiğini aktaran Ünsal, "Siber zorbalığa maruz kalan çocuk ve gençler bazen karşılık olarak hakaret veya tehdit içeren mesajlar gönderebiliyor. Bu tür tepkiler de suçu doğuruyor." dedi.

Ünsal, siber zorbalıkla karşılaşan çocukların ve gençlerin karşı tarafla tartışmaya girmemesi, ilgili hesabı sosyal medya platformu üzerinden şikayet ederek engellemesi gerektiğini vurguladı.

Hakaret, tehdit veya şantaj gibi durumlarda kolluk kuvvetlerine başvurulmasının önemine işaret eden Ünsal, internet üzerinden gerçekleştirilen eylemlerde hangi davranışların suç oluşturduğunun bilinmesi gerektiğini kaydetti.

İnternet ortamındaki eylemler de suç oluşturabiliyor
İnternet üzerinden işlenen suç türlerinin çeşitlendiğini belirten Ünsal, hakaret, tehdit, şantaj, taciz, bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesinin bu kapsamda değerlendirilebildiğini bildirdi.

Ünsal, yasa dışı bahis ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama gibi eylemlerin de ilgili koşullar oluştuğunda suç teşkil edebileceğini söyledi.

Dijital ortamda gerçekleştirilen eylemlerin hukuki sonuçlarına dikkati çeken Ünsal, çocukların ve gençlerin interneti kullanırken bilinçli hareket etmelerinin, karşılaştıkları olumsuz durumları aileleriyle ve gerektiğinde kolluk kuvvetleriyle paylaşmalarının önem taşıdığını ifade etti.

Ünsal, fiziki ortamda gerçekleştirilen suçlarla sanal ortamda işlenen suçların hukuki açıdan hiçbir farkının olmadığını vurguladı.

Fon soruşturmasına ilişkin haberleri nedeniyle ev hapsinde bulunan gazeteci Murat Ağırel, sabah saatlerinde evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı

Fon soruşturmasına ilişkin haberleri nedeniyle ev hapsinde bulunan gazeteci Murat Ağırel, sabah saatlerinde evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Siyasetçi Aylin Kotil ve oğlu Ömer Sarıgül'ün de gözaltına alındığı, Emir Sarıgül için ise gözaltı kararı olduğu öğrenildi

16.10.2026 11:13:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasına ilişkin haberleri nedeniyle ev hapsinde bulunan gazeteci Murat Ağırel, sabah saatlerinde evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı
Fon soruşturmasına ilişkin haberleri nedeniyle ev hapsinde bulunan gazeteci Murat Ağırel, sabah saatlerinde evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, kaynağı belirsiz yüksek miktarlı paraların yurt içi ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla aklandığı iddiaları üzerine düzenlenen operasyonda gazeteci Murat Ağırel, Aylin Kotil, Ömer Sarıgül, Volkan Aslanbaş ve Cavidan Tanrah Artuner gözaltına alındı. Emir Sarıgül hakkında gözaltı kararı verildiği öğrenildi.

Milletvekili Mustafa Sarıgül hakkındaki iddialar ayrı değerlendirmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecek.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıca yürütülen soruşturmanın, Alman vatandaşı K.P. ve M.B. isimli iki müştekinin başvuruları üzerine başlatıldığı belirtildi. Müştekilerin, 80 milyon Euro tutarında sözleşme düzenlendiğini, 100 milyon Euro tutarında havale işlemi gerçekleştirildiğini ve 1 milyar Euro tutarındaki bir fonun kamu gücü ve nüfuzu kullanılarak kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vaat edildiğini ileri sürdükleri kaydedildi. Ayrıca 1,5 milyon Euro tutarında tekne satışı gerçekleştirildiği iddiası da soruşturma dosyasında yer aldı.

Müştekilerin konuya ilişkin bilgi ve belgeleri gazeteci Murat Ağırel'e ilettikleri, söz konusu bilgi ve belgelerin ilgili kişilere aktarılmasının ardından tehdit edildiklerini öne sürdükleri belirtildi.

BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, şunları kaydedildi:

"Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında Alman vatandaşı K.P. ve M.B. isimli müştekilerin, yurt içi ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarlı paraların aklanmasına yönelik işlemler gerçekleştirildiği iddiasında bulunmaları üzerine soruşturma başlatılmıştır.

Müştekiler tarafından; 80 milyon Euro tutarında bir sözleşme düzenlendiği, 100 milyon Euro tutarında havale işlemi gerçekleştirildiği, 1 milyar Euro tutarındaki bir fonun kamu gücü ve nüfuzu kullanılarak kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vaat edildiği ve 1,5 milyon Euro tutarında tekne satışı gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür.

Müştekilerin ayrıca, konuya ilişkin bilgi ve belgeleri gazeteci Murat Ağırel'e ilettikleri, söz konusu bilgi ve belgelerin ilgili kişilere aktarılmasının ardından tehdit edildikleri yönündeki beyanları ile sundukları ses ve görüntü kayıtları ve soruşturma kapsamında elde edilen deliller birlikte değerlendirilerek şüpheliler Emir Sarıgül, Ömer Sarıgül, Aylin Kotil, Volkan Aslanbaş, Cavidan Tanrah Artuner ve Murat Ağırel hakkında gözaltı talimatı verilmiştir.

TBMM 28. Dönem Milletvekili Mustafa Sarıgül hakkındaki iddialar, ayrı değerlendirilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir.

Soruşturma işlemleri devam etmektedir."

15 siyasi parti sorumluları hakkında suç duyurusu

Anayasa Mahkemesi (AYM), siyasi partilerin mali denetimleri sonucu 15 siyasi partinin sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırdı

 

16.10.2026 11:07:00 / Güncelleme: 16.10.2026 18:12:50
Anadolu Ajansı
 
15 siyasi parti sorumluları hakkında suç duyurusu
15 siyasi parti sorumluları hakkında suç duyurusu

Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara göre, Adalet Birlik Partisi'nin 2019 ve 2021, Hak ve Adalet Partisi'nin 2019, Türk Birliği Partisi'nin 2020 ve 2022, Cihan Partisi, Sevgi ve Saygı Partisi ile Adil Türkiye Partisi'nin 2024, Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin 2020, 2021, 2022, Hak ve Huzur Partisi'nin 2020 ile 2021, Muhafazakar Yükseliş Partisi'nin 2020 ile 2021, Komünist Parti'nin 2020 ile 2021, Türkiyem Partisi, Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet ve İstiklal Partisi'nin 2021, Aydınlık Geleceğin Partisi'nin 2021 ile 2022, Devrimci İşçi Partisi ile Yenilik Partisi'nin 2020, Aydınlık Demokrasi Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi ve Güç Birliği Partisi'nin 2021, Yurt Partisi, Türkiye'nin Sesi Altınçağ Partisi, Bağımsızlık Partisi ve Anavatan Partisi'nin ise 2022'ye ait kesin hesaplarının mali denetimleri yapıldı.

Yüksek Mahkeme, incelemesi sonucunda bazı partilerin kesin hesaplarının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'na uygun olduğuna hükmetti.

Bazı partilerin kesin hesaplarının kanuna aykırı olduğunu belirleyen AYM, bazı partilerin hesaplarının ise kanuna uygun olmasına rağmen incelenmesi adına gerekli evrakların zamanında sunulmadığını tespit etti.

AYM, ilgili parti yöneticileri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırdı.

Bu partiler Cihan Partisi, Sevgi ve Saygı Partisi, Adil Türkiye Partisi, Adalet Birlik Partisi, Türk Birliği Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Yenilik Partisi, Hak ve Huzur Partisi, Komünist Parti, Muhafazakar Yükseliş Partisi, Türkiyem Partisi, Aydınlık Geleceğin Partisi, Devrimci İşçi Partisi, Aydınlık Demokrasi Partisi ile Güç Birliği Partisi oldu. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.