İnsan başkalarını değerlendirmekte çoğu zaman cömert, kendisini değerlendirmekte ise oldukça tutumludur. Başkasının hatasını kolayca görür, kendi hatasına gelince türlü mazeretler üretir. Başkasından özür bekler ama kendisi özür dilemekte zorlanır. Adalet ister fakat kendi çıkarı söz konusu olduğunda aynı adaleti uygulamakta tereddüt edebilir.
Oysa insanın olgunlaşması, başkalarının kusurlarını bulmasıyla değil, kendi kusurlarını görebilmesiyle başlar. Çünkü insan kendisini tanımadan değiştiremez; değiştirmeye niyet etmediği yanlışlardan da kolayca kurtulamaz.
Kendine ayna tutmak, başkasını suçlamadan önce kendi vicdanına bakabilmektir.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın." (Haşr, 59/18)
Bu ilahi uyarı, insanı kendi hayatını gözden geçirmeye çağırır. Nerede hata yaptığını, kimin hakkına girdiğini, hangi davranışıyla bir gönlü incittiğini ve hangi imkânı gerektiği gibi değerlendiremediğini düşünmek, insanın kendisine karşı sorumluluğudur. Muhasebe, yalnızca geçmişte yapılan yanlışları hatırlamak değil, gelecekte aynı yanlışlara düşmemek için tedbir almaktır.
Hazreti Ali'nin (a.s.) hikmet anlayışında da insanın kendi nefsini tanıması ve hesaba çekmesi önemli bir yer tutar. Kendi kusurlarını görmeyen insan, başkalarının eksikleriyle meşgul olurken kendi yanlışlarını büyütmeye devam edebilir. Kendini tanımak ise insanı tevazuya, adalete ve daha dikkatli davranmaya yöneltir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın insanı merkeze alan düşüncesi de önemli bir sorumluluğu hatırlatır: İnsan, sahip olduğu imkânları yalnızca kendi çıkarı için değil, başkalarının iyiliği ve toplumun huzuru için de değerlendirmelidir. Bunun için önce kendi bencilliğini aşması, nefsinin isteklerini kontrol edebilmesi gerekir.
Kendisiyle yüzleşmek isteyen insan, her şeyden önce mazeret üretme alışkanlığından vazgeçmelidir. Hata yaptığında bunu kabul edebilmeli, özür dilemesi gerektiğinde gururuna yenilmemeli ve telafi edebileceği bir yanlış varsa gereken adımı atmalıdır. Hatasını kabul etmek insanı küçültmez; aksine, kendisini düzeltmesinin kapısını açar.
"Nefsi Peşinde Koşan" şiirimizde dile getirdiğimiz öz muhasebe de bu düşünceyi anlatır:
Gece gündüz insanlar arasında gezerim
Başkasından vazgeçtim yanlışımı sezerim
Hakka vuslatım için ben nefsimi ezerim
Nefsi peşinde koşan gafillere aşk olsun
İnsanın gerçek mücadelesi, kendi kusurlarını başkalarının kusurlarıyla örtmekten vazgeçtiği yerde başlar. Bu mücadele, kendini sürekli suçlamak değil; yanlışını fark etmek, telafi etmek ve daha iyisini yapmak için gayret göstermektir.
Çünkü nefisle mücadele bir defalık bir karar değildir. İnsan bugün bir kusurunu fark edebilir, yarın başka bir sınavla karşılaşabilir. Önemli olan, kendisini kusursuz zannetmemesi ve her şartta doğruya yönelme iradesini korumasıdır.
İnsanın gerçek başarısı, herkese kendisini haklı göstermek değil, yanlış yaptığında hakikatin karşısında eğilebilmektir. Başkalarının kusurlarını saymak yerine kendi eksiklerini gidermeye çalışan insan hem kendisine hem çevresine daha fazla fayda sağlar.
Unutmayalım: Başkasının kusurunu görmek kolay, kendi kusuruyla yüzleşmek zordur. Nefsin aldatmacasından kurtulmanın yolu, Allah'ın huzurunda olduğumuzu unutmadan kendimizi hesaba çekmek ve gördüğümüz eksiklikleri gidermek için samimiyetle gayret göstermektir.
Kendimize ayna tutalım ki başkalarını yargılarken adaletten ayrılmayalım, iyilik yaparken nefsimize yenilmeyelim ve doğru yolda olduğumuzu zannederken hakikatten uzaklaşmayalım. Vesselam…
Oysa insanın olgunlaşması, başkalarının kusurlarını bulmasıyla değil, kendi kusurlarını görebilmesiyle başlar. Çünkü insan kendisini tanımadan değiştiremez; değiştirmeye niyet etmediği yanlışlardan da kolayca kurtulamaz.
Kendine ayna tutmak, başkasını suçlamadan önce kendi vicdanına bakabilmektir.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın." (Haşr, 59/18)
Bu ilahi uyarı, insanı kendi hayatını gözden geçirmeye çağırır. Nerede hata yaptığını, kimin hakkına girdiğini, hangi davranışıyla bir gönlü incittiğini ve hangi imkânı gerektiği gibi değerlendiremediğini düşünmek, insanın kendisine karşı sorumluluğudur. Muhasebe, yalnızca geçmişte yapılan yanlışları hatırlamak değil, gelecekte aynı yanlışlara düşmemek için tedbir almaktır.
Hazreti Ali'nin (a.s.) hikmet anlayışında da insanın kendi nefsini tanıması ve hesaba çekmesi önemli bir yer tutar. Kendi kusurlarını görmeyen insan, başkalarının eksikleriyle meşgul olurken kendi yanlışlarını büyütmeye devam edebilir. Kendini tanımak ise insanı tevazuya, adalete ve daha dikkatli davranmaya yöneltir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın insanı merkeze alan düşüncesi de önemli bir sorumluluğu hatırlatır: İnsan, sahip olduğu imkânları yalnızca kendi çıkarı için değil, başkalarının iyiliği ve toplumun huzuru için de değerlendirmelidir. Bunun için önce kendi bencilliğini aşması, nefsinin isteklerini kontrol edebilmesi gerekir.
Kendisiyle yüzleşmek isteyen insan, her şeyden önce mazeret üretme alışkanlığından vazgeçmelidir. Hata yaptığında bunu kabul edebilmeli, özür dilemesi gerektiğinde gururuna yenilmemeli ve telafi edebileceği bir yanlış varsa gereken adımı atmalıdır. Hatasını kabul etmek insanı küçültmez; aksine, kendisini düzeltmesinin kapısını açar.
"Nefsi Peşinde Koşan" şiirimizde dile getirdiğimiz öz muhasebe de bu düşünceyi anlatır:
Gece gündüz insanlar arasında gezerim
Başkasından vazgeçtim yanlışımı sezerim
Hakka vuslatım için ben nefsimi ezerim
Nefsi peşinde koşan gafillere aşk olsun
İnsanın gerçek mücadelesi, kendi kusurlarını başkalarının kusurlarıyla örtmekten vazgeçtiği yerde başlar. Bu mücadele, kendini sürekli suçlamak değil; yanlışını fark etmek, telafi etmek ve daha iyisini yapmak için gayret göstermektir.
Çünkü nefisle mücadele bir defalık bir karar değildir. İnsan bugün bir kusurunu fark edebilir, yarın başka bir sınavla karşılaşabilir. Önemli olan, kendisini kusursuz zannetmemesi ve her şartta doğruya yönelme iradesini korumasıdır.
İnsanın gerçek başarısı, herkese kendisini haklı göstermek değil, yanlış yaptığında hakikatin karşısında eğilebilmektir. Başkalarının kusurlarını saymak yerine kendi eksiklerini gidermeye çalışan insan hem kendisine hem çevresine daha fazla fayda sağlar.
Unutmayalım: Başkasının kusurunu görmek kolay, kendi kusuruyla yüzleşmek zordur. Nefsin aldatmacasından kurtulmanın yolu, Allah'ın huzurunda olduğumuzu unutmadan kendimizi hesaba çekmek ve gördüğümüz eksiklikleri gidermek için samimiyetle gayret göstermektir.
Kendimize ayna tutalım ki başkalarını yargılarken adaletten ayrılmayalım, iyilik yaparken nefsimize yenilmeyelim ve doğru yolda olduğumuzu zannederken hakikatten uzaklaşmayalım. Vesselam…
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- İnsan kendisine ayna tutabilmeli / 17.10.2026
- İyilik yaparken nefsine yenilmek / 16.10.2026
- Nefsin en tehlikeli oyunu / 15.10.2026
- Kibir, hakikatin önüne geçer / 14.10.2026
- Nefsin tuzaklarından biri de kendini beğenmektir / 13.10.2026
- Oldum diyen insan azarmış / 12.10.2026
- Nefis insanı nasıl aldatır? / 11.10.2026
- Nefis neden doymuyor? / 10.10.2026
- Nefsin yeni oyuncakları / 09.10.2026
- Asıl mesele insan / 08.10.2026
- İyilik yaparken nefsine yenilmek / 16.10.2026
- Nefsin en tehlikeli oyunu / 15.10.2026
- Kibir, hakikatin önüne geçer / 14.10.2026
- Nefsin tuzaklarından biri de kendini beğenmektir / 13.10.2026
- Oldum diyen insan azarmış / 12.10.2026
- Nefis insanı nasıl aldatır? / 11.10.2026
- Nefis neden doymuyor? / 10.10.2026
- Nefsin yeni oyuncakları / 09.10.2026
- Asıl mesele insan / 08.10.2026























































