5 gündür "Maddeyi Anlamak" dizisiyle evrenin en küçük yapı taşlarının peşindeydik. Bugün diziye bir ara vermek istedim, çünkü sel her tarafı vurunca araya bir yazı yazayım dedim. Atomun sırlarını konuşmaya devam edeceğiz. Ama önce, bu şehrin üstüne yağan suyun ve altında bekleyen fayın bize söylediklerini konuşmamız gerekiyor. Evreni anlamaya çalışan bir toplumun, kendi sokağındaki dereyi anlamaması kabul edilemez.
Meteoroloji 14 Ekim'de 42 ilde sarı, 6 ilde turuncu kod vermişti. Uyarı geldi, ardından yağmur geldi ve İstanbul ve Marmara bölgesi sele teslim oldu. Geçen haftalarda Karadeniz'de aynı tablolar ortaya çıkmıştı.
Bilanço: İstanbul'da dört kişi hayatını kaybetti. Üç kişi İstanbul'da, bir kişi Kocaeli'de hâlâ aranıyor. 9 bin 850 ihbar alındı, 3 bin 50 kişi kurtarıldı. Altı ilde okullar kapandı, gibi gibi…
Ekranlarda yine aynı görüntüler var: botlarla kurtarılan insanlar, su pompalayan ekipler, birbirini tebrik eden yetkililer. "Üç bin kişi kurtarıldı" diye övünülüyor. Oysa bu rakamın anlamı şu: Bu şehirde üç bin kişi tek bir yağmurda kurtarılmaya muhtaç hale düştü. İzlediğiniz şey bir başarı hikâyesi değil, bir başarısızlığın faturasıdır.
Asıl rahatsız edici olan şu: Bu sel bir prova. Asıl sınav henüz gelmedi. İstanbul bir gün büyük bir depremle sarsılacak. Bu kehanet değil, jeolojinin takvimidir. Suya karşı bu hafta gösterdiğimiz her zaaf, o sabah enkazın altında yeniden karşımıza çıkacak.
Üstelik bu yalnızca selin ve depremin hikâyesi değil. Kriz yönetimi bu ülkenin âdeti oldu. Ekonomide enflasyon patlar, ardından faiz kararlarıyla ve kur koruma formülleriyle yangın söndürülür. Ama üretimi güçlendirecek yapısal reformlar hep "sonraya" kalır. Okulda bir öğrenci öldürülür, kapılara güvenlik görevlisi ve detektör konulur. Ama o çocuğu yalnızlığa, öfkeye ve şiddete iten zemin sorgulanmaz. Sanal kumar sitesi kapatılır, ertesi gün yeni adla açılır. Uyuşturucu operasyonunun fotoğrafı çekilir, ama mahallede gencin elinden tutacak kimse yoktur. Fon vurgunu patlar, gözaltılar başlar, ama denetimin neden göz yumduğu sorulmaz. Her seferinde aynı sahneyi izliyoruz: Felaket gelir, yangın söndürülür, bir sorumlu bulunur ve dosya kapanır. Biz yangın söndürmeyi bir devlet aklına, enkaz kaldırmayı da bir yönetim biçimine dönüştürdük.
Bugün: Su
Botla insan kurtarmak kriz yönetimidir.
O insanın su basacak bodrum katında yaşamasına izin vermemek risk yönetimidir.
Alt geçitten araç çıkarmak kriz yönetimidir.
Alt geçidi suyun toplanacağı en alçak noktaya, drenajını hesaplamadan yapmamak risk yönetimidir.
"Zorunlu olmadıkça evden çıkmayın" demek kriz yönetimidir.
Vatandaşın evinin de güvenli olmadığı bir şehir kurmamak risk yönetimidir.
"84 yılın rekoru" demek kriz yönetimidir.
Altyapıyı geçmişin değil, önümüzdeki yüz yılın yağışına göre kurmak risk yönetimidir.
Dereyi betonla kapatıp üstüne yol yapmak ranttır.
Derenin bir gün geri geleceğini bilmek risk yönetimidir.
En çok zarar gören yerlerin isimlerini okuyun: Ayazağa Deresi Caddesi, Kemerburgaz Dereboyu Caddesi, Cendere Deresi Caddesi, Kağıthane Deresi civarı, Vadi İstanbul, Alibeyköy Dereboyu Caddesi.
Dereboyu Caddesi. Sokağın adı bile size bağırıyor. Haritayı çizen biliyordu. Tabelayı asan biliyordu. İmar iznini veren biliyordu. Daireyi satan biliyordu. Herkes biliyordu, kimse sormadı. Su sordu.
Yarın: Deprem
O dere yataklarına bir daha bakın. Dere yatağı yalnızca sel riski değildir. Derenin yüzyıllarca taşıyıp bıraktığı gevşek, suya doygun alüvyon zemin, deprem dalgasını büyütür. Bu hafta suyun bastığı mahalleler, yarın en çok sallanacak mahallelerdendir. Su adresi verdi. Deprem o adrese gelecek.
Enkazdan insan çıkarmak kriz yönetimidir.
O binayı bugün güçlendirmek ya da yıkıp yeniden yapmak risk yönetimidir.
"Yüzyılın felaketi" demek kriz yönetimidir.
Fay hattının üstünde yaşayan bir ülkenin depreme "beklenen olay" demesi risk yönetimidir. Tarihi belli olmayan ama geleceği kesin olan şeye sürpriz denmez.
Müteahhidi havalimanında yakalamak kriz yönetimidir.
Ruhsatı imzalayanı, denetim raporunu onaylayanı, imar affını çıkaranı bugün sorgulamak risk yönetimidir.
İmar affına "barış" demek siyasettir.
Kaçak katın deprem anında affedilmeyeceğini bilmek risk yönetimidir.
Çadır kent kurmak kriz yönetimidir.
Toplanma alanlarını AVM'ye, rezidansa, otoparka dönüştürmemek risk yönetimidir.
Yıkılmayan tek hastaneye yaralı taşımak kriz yönetimidir.
Bir yağmura dayanamayan hastanenin depreme dayanıp dayanamayacağını bugün sormak risk yönetimidir.
Enkaza iş makinesi yetiştirmeye çalışmak kriz yönetimidir.
O makinenin dar sokaklardan geçemeyeceğini önceden bilmek risk yönetimidir. Bir yağmurda kilitlenen trafik, deprem sabahı ambulansların yolunu kesecek..
Üç bin kişiyi kurtarmakla övünmek kriz yönetimidir.
O üç bin kişinin mahsur kalmamasını sağlamak risk yönetimidir. Bir yağmurda üç bin kişi mahsur kalıyorsa, bir depremde kaç yüz bin kişi kalacak?
AFAD'ı ve uluslararası ekipleri beklemek kriz yönetimidir.
Her mahallede enkaz başında çalışabilecek eğitimli insanlar yetiştirmek risk yönetimidir. Büyük depremlerde kurtulanların çoğunu, ekipler gelmeden komşuları çıkarır.
"Altyapı çöktü" demek kriz yönetimidir.
Bir yağmurda çöken altyapının depremde ne yapacağını bugünden hesaplamak risk yönetimidir.
Ev alırken manzaraya bakmak tercihtir.
"Bu bina hangi yönetmeliğe göre yapıldı, zemini ne, eskiden burası dere miydi?" diye sormak risk yönetimidir.
Rahatsız edici gerçek
Kriz yönetimini severiz, çünkü kahramanı vardır. Sudan çocuk çıkaran itfaiyecinin fotoğrafı milyonlarca kez paylaşılır. Risk yönetiminin kahramanı yoktur. Su basmayan bodrumun haberi yapılmaz. Yıkılmayan binanın fotoğrafı çekilmez. Ölmeyen insanın cenazesi kalkmaz.
Bu yüzden siyaset kriz yönetimine yatırım yapar. Kriz anında görünür, kurtarır, alkış alırsınız. Risk yönetimi ise sizi yıllarca görünmez kılar. Müteahhide "hayır" demeyi, rantından vazgeçmeyi, seçmene "burada oturamazsın" demeyi gerektirir. Bunun oy getirdiği görülmemiştir.
1999'da bu cümleleri kurduk. 2023'te yine kurduk. Bugün bir kez daha kuruyoruz.
Bu hafta su kapıyı çaldı ve dört can aldı. Deprem kapıyı çalmayacak.
Aklımızı başımıza almak, rantın tapusundan, popülizmin alkışından ve imar affının oyundan vazgeçmek risk yönetimidir.
Artık kriz yönetmeyi bırakın. Riski yönetin.
Su uyardı. Deprem uyarmayacak.
- Maddeyi anlamak-5: Parçacıkların hayvanat bahçesi / 16.10.2026
- Maddeyi anlamak-4: Her şey bir alan / 15.10.2026
- Maddeyi anlamak-3: Gölet paket paket dalgalanır / 14.10.2026
- Maddeyi anlamak-2: Boşluk gerçekten boş mudur? / 13.10.2026
- Maddeyi anlamak-1: Evren neyden yapılmış? / 12.10.2026
- Kuantumu anlamak-9: Cebinizdeki kuantum / 11.10.2026
- Kuantumu anlamak-8: Uzaktan hayalet etki / 10.10.2026
- Kuantumu anlamak-7: Bir kedinin hikâyesi / 09.10.2026
- Kuantumu anlamak-6: Belirsizlik: Bilmemek değil, olmamak / 08.10.2026























































