HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 AĞUSTOS 2022, ÇARŞAMBA

Emperyalizm sadece mali bağımlılık mıdır?

02.10.2021 00:00:00

Sömürgecilik ansiklopedilerde daha çok ekonomik, ticari, siyasî ve dinî amaçlarla güçlü bir devletin diğer devlet veya toplumlar üzerinde maddî, manevî bir kontrol ve nüfuz kurması veya üstünlük sağlaması hareketi olarak geçiyor. Kelime, anlam itibariyle Osmanlıca'da müstemlekecilik, Batı dillerinde ise koloniyalizm terimi ile karşılanmıştır. Bir ülke vatandaşlarının başka bir ülkede kurdukları yerleşme birimlerine de koloni denmiştir. Koloniler gerçekte Batılı ülkelerin sahip oldukları sömürgelerdir. Koloni ifadesi, anlamını tam olarak bilmediklerinden dolayı doğu halkları için sömürge kadar itici olmayan bir terimdir. İnsan topluluklarının devlet şeklinde örgütlendikleri eski çağdan bu yana çeşitli sömürgecilik uygulamalarına rastlamamıza rağmen, sömürgecilik hareketinin başlangıç tarihini belirlemede bir hayli zorlanıyoruz.

Günümüzde daha çok sömürgecilik kılık ve yöntem değiştirerek tamamen amacı aynı olmasına rağmen, emperyalizm maskesiyle işini yürütüyor. Emperyalizm ve sömürgeciliğin farkını ortaya koyacak olursak; emperyalizm terimi, uzak topraklara tahakküm eden güçlerin uygulamalarını gerçekleştirirken çaldıkları minareye kılıf uydurmak için ürettikleri kuram ve tavırları anlamına geliyor; hemen her zaman emperyalizmin doğal bir sonucu olarak 'sömürgecilik' ise uzak topraklarda yerleşim yerleri kurulması ve yerli halkın elinde avucunda ne varsa kafasına vurarak ,köleleştirerek, canını alarak bütün varlıklarının zorla ellerinden alınması demektir. Birisi işin teorik, hukuki, yanını oluştururken diğeri uygulama alanına karşılık geliyor. Yani Batılı emperyalist argümanlarla yapacağı barbarlığı insan hakları, demokrasi, barış, özgürlük gibi kavramların adı altında süsleyip, Çakalı kuzu postuna sokarak ne kadar masum olduğunun ispatını dünyaya göstermeye çalışır. Emperyalist arzularını akla mantığa uygun hale getirmek için felsefi temeller ile beslediği, ürettiği gerekçeler ile işgal, sömürü hamlesini gerçekleştiriyor. Bütün dünyaya da ne kadar haklı olduğunu bu felsefi argümanlarla, toplumun sevdiği güvendiği kişileri medyaya çıkartarak ikna etmeye çalışır. 

Emperyalizmin dünyada bu kadar güçlü olmasının temel nedeni çok uluslu şirketlerin, grupların tröstlerin dünya ölçeğinde oluşturdukları nüfuz alanlarına dayanır. Bu malî sermaye gruplarının tüm dünyayı sömürmeleri için, artık çağımızda geri kalmış ülkeleri 17. yüzyıllardaki gibi mutlaka klasik sömürgecilikte olduğu biçimde o statüde tutmaları, uygulamaları gerekmiyor. Artık sömürgecilik de post modern bir uygulamaya geçti. 

Gelişmemiş ülkeler siyasal bağımsızlıklarını kazanmakla sömürge statüsünden çıkıyorlar. Ama emperyalizm kıskacından çıkmaları yine de mümkün olmuyor. Bu ülkelerin özgürlüklerinin sembolü olan ulusal Bayrakları var, bağımsız olduklarını gösteren toprakları, yasaları, mahkemeleri, meclisleri var, sözde milli paraları, marşları var, ancak nasıl oluyorsa! Kazanamayan, borçlu olan, fakir olan, hep sürünen, kan ağlayan bu ülkeler oluyor.  Bu ülkelerin unu var, suyu var, şekeri var ancak helvayı hep, başkaları yapıp yiyor, kazanan her zaman emperyalist masada oturanlar oluyor, helvası yenilenler de bu gelişmekte olan ülkeler! Bu iş de bir tuhaflık var. Emperyalist masanın başını tutanlar gelişip büyüyorlar, öyle ki onların bir günlük, bir aylık kazancı gelişmekte olan veya az gelişmiş olan ülkelerin neredeyse bir yıllık kazancına denk.

Bu "gelişmekte olan ülkeler" kavramı da yine emperyalizmin oyun kurucularının, ölçülerine, parametrelerine göre dizayn edilmiş onların amaç ve emellerine göre hizmet eden, ayrıca sömürgeciliklerini tamamen gizleyen, perdeleyen tam bir tuzak ifade. Bu ve buna benzer pek çok tuzak kavramlarla toplumların ve milletlerin akıllarını, duygularını kontrol ediyorlar, sömürüyorlar tam bir psikolojik operasyon.

Şunu demek istiyor sömürgeci Batı; bu gelişmekte olan, az gelişmiş ülkeler var ya onlar benim varlık sebebim onlar olmazsa ben bu dünyada nasıl yaşarım, saltanatımı nasıl sürdürürüm. Bu kafa diyor ki; ben bunlara gelişmekte olan ülkeler gibi veya buna benzer cafcaflı kavramlar söyleyip bunları uyuşturup bir umut vereyim, onları bu yalanlarla oyalayayım ve kullanayım. Bu sanal umutla bu ülkeler bir gün bizde gelişmiş bir ülke olacağız diye hayaller kursunlar, öyle inansınlar. Bizde gemimizi bu halkların, ülkelerin sırtından yürütelim.

Emperyalizmin kurucu ve koruyucu iradeleri bu az gelişmiş olarak vasıflandırdıkları ülkeleri kendi başlarına bırakmayacak kadar işi sıkı tutuyorlar. Bu ülkeleri sürekli kontrol altında tutuyorlar. Az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeleri uzadıkça buduyor, kurudukça suluyorlar ne uzamasına müsaade ediyorlar ne de kurumasına. Çünkü uzarsa, gelişirse kendine tehdit olabilir diye düşünüyor.   Bu nedenle vahşi batının düşüncesi "bu ülkelerin ipi benim elim de olmalı, yoksa ben kimi at edip binip, eşek edip süreceğim, benim yerime kim köle gibi çalışacak? Benim param nasıl on kat değerli olacak?" diye düşünüyor.

Avrupalı her zaman yaptığı gibi gerçekleştirdiği zulmün, zulüm olarak görülmemesi için, dünyaya aslında ne kadar iyi bir iş yaptığını kabul ettirmek için, yapıp ettiği haksızlıkları, işlediği cinayetleri ya bazı Rasyonel argümanlarla süslüyor ya da yaptığı sömürünün ne kadar kutsal bir amaca hizmet ettiğini göstermek için dini argümanlar yükleyerek insanlara ne kıymetli ulvi bir iş yaptığını anlatarak, ikna ederek pazarlayıp, satma yoluna gidiyordu. İnsanları, toplumları, kaynakları sömürüyor. İnsanların ellerinde ayaklarında belki klasik dönem kölelerinde olduğu gibi prangalar yok ama bugün ki prangalar görünmeyen sanal prangalar ama acıları ve sonuçları klasik kölelerinkinden de çok da farklı değil. Batılı zehrini tabiri caizse bal kabında sunuyor ancak zehir yine zehirdir, sonuçlar değişmiyor.

Batı, sistemi öyle bir kurgulanmış ki, İblisi emekli ettirip tatile çıkartır.

Köleleri kurtarmak için en zor adım, bir köleyi, köle olmadığına ikna etmek!

 
Ergül Güner / diğer yazıları
- Ebu’l-Fazl Celal Abbas (a.s) -4- / 13.08.2022
- Ebu’l-Fazl Celal Abbas (a.s) -3- / 11.08.2022
- Ebu’l-Fazl Celal Abbas (a.s) -2- / 09.08.2022
- Ebu’l-Fazl Celal Abbas (a.s) -1- / 06.08.2022
- Kur’an’ı Kerbela tefsiri ile oku ve yaşa / 01.08.2022
- Önce emniyet önce güvenlik / 31.07.2022
- Dostluğun ispatıdır kurban / 10.07.2022
- Kurbanınız anlamlı olsun ve bayramınız sizi mübarek kılsın / 09.07.2022
- Eğitim öğretim topluma beyin ve kalp cerrahlığı yapmaktır -2- / 25.06.2022
- Eğitim öğretim topluma beyin ve kalp cerrahlığı yapmaktır -1- / 24.06.2022
- Okullar tatile giriyor -2- / 12.06.2022
- Okullar tatile giriyor -1- / 11.06.2022
- Son nefese kadar varız! -2- / 04.06.2022
- Son nefese kadar varız! -1- / 03.06.2022
- Şu dünya kurulmuş bir tuzağa benzer -2- / 26.05.2022
- Şu dünya kurulmuş bir tuzağa benzer -1- / 25.05.2022
- Vicdanlı insan sorumluluktan kaçmaz / 20.05.2022
- Milli bayramsız dini bayram olamaz / 09.05.2022
- Bayram günahlardan arınmaktır / 02.05.2022
- Varoluş gerçeği unutturuluyor / 24.04.2022
- O devlet gibi adamdı / 18.04.2022
- İhsan şuuru toplumu iyileştirir / 12.04.2022
- Ramazan-ı şerifimiz mübarek olsun / 30.03.2022
- Çanakkale geçilmez (2) / 27.03.2022
- Çanakkale geçilmez (1) / 26.03.2022
- İnsan meçhul mü? / 16.03.2022
- Yurtta barış dünyada barış / 09.03.2022
- Savaş bir cinayettir / 03.03.2022
- 3H Kapanı / 14.02.2022
- Mutsuzluğun dibinde mutluluk hissi ile avunmak / 07.02.2022
- Simülasyon dünyasında kaybolan insan / 31.01.2022
- Eğitim olmadan insan olamayız -2- / 26.01.2022
- Eğitim olmadan insan olamayız -1- / 25.01.2022
- Gün akşama döndü gülüm, bir selam sal sabah olsun / 17.01.2022
- Maya içe mahsus, kültür dışa mahsustur / 10.01.2022
- Evet, eğitim şart / 03.01.2022
- Eğitimin birinci şartı; ‘edep ya hu’ / 27.12.2021
- Mankurtlaşmış zekâlar / 20.12.2021
- Zekâ ile akıl farklıdır / 17.12.2021
- Sorun zekâ sorunu değil, ahlak sorunudur / 13.12.2021
- Temel eğitimin temeli ne olmalı? -2- / 06.12.2021
- Temel eğitimin temeli ne olmalı? -1- / 04.12.2021
- Doğu'da tefekkür, Batı'da felsefe var / 25.11.2021
- İnançların, kültürlerin, kimliklerin melezleşmesi (2) / 21.11.2021
- Gazi Paşa demek tam bağımsız Türkiye demektir (2) / 11.11.2021
- Gazi Paşa demek tam bağımsız Türkiye demektir (1) / 10.11.2021
- İnançların, kültürlerin, kimliklerin melezleşmesi (1) / 09.11.2021
- Cumhuriyetimiz 98 yaşında (2) / 07.11.2021
- Cumhuriyetimiz 98 yaşında (1) / 06.11.2021
- Anadolu / 01.11.2021
- Fütüvvet (2) / 24.10.2021
- Fütüvvet (1) / 23.10.2021
- Batılın 3G’si / 16.10.2021
- Ateş ve toprak anlayışı / 15.10.2021
- Düşünce eylemin tohumudur / 09.10.2021
- Emperyalizm sadece mali bağımlılık mıdır? / 02.10.2021
- Sömürgecilik ve emperyalizm / 26.09.2021
- Batılın tıyneti / 08.09.2021
- Okullar açıldı -2- / 07.09.2021
- Okullar açıldı -1- / 06.09.2021
- Buyurgan batının Müslümanları / 01.09.2021
- Doğu doğudur, batı da batıdır -2- / 27.08.2021
- Doğu doğudur, batı da batıdır -1- / 26.08.2021
- Her zalim bir Yezit’tir, her mazlum bir Hüseyin -2- / 19.08.2021
- Her zalim bir Yezit’tir, her mazlum bir Hüseyin -1- / 18.08.2021
- Batı için insanlık maskeli bir oyun -2- / 17.08.2021
- Batı için insanlık maskeli bir oyun -1- / 16.08.2021
- Dijital çağda esen dijital fırtına / 10.08.2021
- Sanal âlemde milli ve manevi hassasiyet olmalı / 06.08.2021
- Batının değersizlik trajedisi -2- / 04.08.2021
- Batının değersizlik trajedisi -1- / 03.08.2021
- Akıl insanın kalbindedir / 31.07.2021
- Sanal dünyanın sanal kimlikleri ve sanal duyguları / 28.07.2021
- ‘Ben’ farklılıklarından ‘biz’ zenginliğine kavuşmak - 2 / 25.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 22.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 22.07.2021
- Muhabbetin kantarı fedakarlık ve kurban / 20.07.2021
- ‘Ben’ farklılıklarından ‘biz’ zenginliğine kavuşmak (1) / 19.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (6) / 17.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (5) / 05.07.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (4) / 30.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (3) / 22.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık (2) / 14.06.2021
- Dijital çağda sınıfta kalan insanlık -I- / 08.06.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 5 / 26.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 4 / 25.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 3 / 24.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 2 / 23.05.2021
- Türk Milleti Ehli Beyt gemisinden indirilemez - 1 / 22.05.2021
- Enfeksiyonlu din anlayışı Hz. Ali’yi şehit etti / 06.05.2021
- Şehr-i Ramazan-II / 27.04.2021
- Şehr-i Ramazan-I / 26.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-III / 19.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-II / 16.04.2021
- Eğitim neden önemlidir?-I / 15.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-III / 08.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-II / 07.04.2021
- İnsanlar şehirleri neden terk etmek istiyor?-I / 06.04.2021
- Kültür ve kimlik neden önemli / 01.04.2021
- Müslümanı Ehl-i Beyt kurtarıyor-II / 09.03.2021
- Müslümanı Ehl-i Beyt kurtarıyor-I / 08.03.2021
- Hz. Alinin künyeleri ve lakapları-II / 26.02.2021
- Hz. Ali’nin künyeleri ve lakapları-I / 25.02.2021

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

02.10.2020, 02.10.2019, 02.10.2018, 02.10.2017, 02.10.2016, 02.10.2015, 02.10.2014, 02.10.2013, 02.10.2012, 02.10.2011, 02.10.2010, 02.10.2009, 02.10.2008, 02.10.2007, 02.10.2006, 02.10.2005, 02.10.2004, 02.10.2003, 02.10.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.