Emperyalizmin teknolojik yüzü
Yapay zekâ teknolojilerinin küresel geleceğini şekillendirecek tarihi bir adım Çin’in ticaret merkezi Şanghay’da atıldı
17.07.2026 19:41:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Yapay zekâ teknolojilerinin küresel geleceğini şekillendirecek tarihi bir adım Çin'in ticaret merkezi Şanghay'da atıldı.
Aralarında Çin, Rusya, Pakistan, Kazakistan ve Endonezya'nın da bulunduğu 29 ülke, yapay zekânın faydalı, güvenli ve adil şekilde geliştirilmesini hedefleyen Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü'nün (WAICO) kuruluş anlaşmasına imza attı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in de katıldığı tören küresel yankı uyandırırken, ABD ve Batılı müttefiklerinin masada yer almaması teknoloji dünyasında "Yapay Zekâda Soğuk Savaş" yorumlarına yol açtı.
BM Genel Sekreteri Destek Verdi, Merkezi Şanghay Oldu

Merkezi Şanghay'da bulunacak olan hükümetler arası yeni örgüt, yapay zekâ teknolojilerinin askeri ve etik dışı amaçlarla kontrolsüz kullanımını engellemeyi ve gelişmekte olan ülkelere teknolojik altyapı desteği sağlamayı amaçlıyor.
Pekin yönetimi, WAICO'yu Batı tekeline karşı Küresel Güney'in haklarını koruyacak adil bir köprü olarak tanımlıyor. BM Genel Sekreteri Guterres'in törendeki varlığı ise örgütün uluslararası meşruiyet iddiasını güçlendiren en büyük koz olarak kayıtlara geçti.
ABD ve Batı Neden İmzalamadı?

Dünyanın en büyük yapay zekâ geliştiricisi konumundaki ABD ile Avrupa Birliği ülkelerinin zirveye mesafeli kalması, küresel teknoloji yönetimindeki derin bölünmeyi gözler önüne serdi. Diplomatik ve sektörel kaynaklar, Batı blokunun imza atmama gerekçelerini şu başlıklarla özetliyor:
Batı dünyası, WAICO'nun uluslararası standartları Çin'in çıkarlarına göre dikte etmek için kurulmuş bir mekanizma olduğunu düşünüyor. Pekin'in kurallarını koyduğu bir yapının parçası olmak, Washington ve Brüksel tarafından "ulusal çıkarlara aykırı" kabul ediliyor.
ABD yönetimi, yapay zekâ sektörüne yönelik küresel düzeyde getirilecek ağır bağlayıcı kuralların, Amerikan teknoloji devlerinin inovasyon hızını keseceğini savunuyor. Çin'in "kamu yararı için açık kaynaklı model" vizyonu, Washington'ın serbest piyasa ve fikri mülkiyet koruması politikalarıyla çelişiyor.
Batı bloku, yapay zekâ regülasyonlarını zaten kendi kurduğu mekanizmalar üzerinden yürütüyor. AB'nin yürürlüğe koyduğu kapsamlı Yapay Zekâ Yasası (AI Act) ve G7 Hiroşima Yapay Zekâ Süreci varken, Çin eksenli yeni bir otoriteye ihtiyaç duymuyorlar.
Başta ABD olmak üzere Batılı istihbarat ve güvenlik raporları; Çin menşeli yapay zekâ altyapılarının küresel ölçekte veri güvenliği ihlalleri, siber casusluk ve veri egemenliği riskleri barındırdığını iddia ediyor.
Teknoloji Dünyası İki Kutuplu Yeni Bir Döneme Giriyor
Şanghay'da atılan imzalar, insanlığın geleceğini belirleyecek olan yapay zekâ mimarisinin resmen iki kutuplu bir yapıya büründüğünü tescilledi. Bir tarafta kendi kurallarını uygulayan ABD ve Avrupa, diğer tarafta ise Çin liderliğinde organize olan gelişmekte olan ülkeler bloku yer alıyor.
Uzmanlar, bu bölünmenin gelecekte farklı yapay zekâ yazılımlarının birbiriyle uyumsuz çalışmasına ve teknolojik bir ambargo savaşına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Aralarında Çin, Rusya, Pakistan, Kazakistan ve Endonezya'nın da bulunduğu 29 ülke, yapay zekânın faydalı, güvenli ve adil şekilde geliştirilmesini hedefleyen Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü'nün (WAICO) kuruluş anlaşmasına imza attı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in de katıldığı tören küresel yankı uyandırırken, ABD ve Batılı müttefiklerinin masada yer almaması teknoloji dünyasında "Yapay Zekâda Soğuk Savaş" yorumlarına yol açtı.
BM Genel Sekreteri Destek Verdi, Merkezi Şanghay Oldu

Merkezi Şanghay'da bulunacak olan hükümetler arası yeni örgüt, yapay zekâ teknolojilerinin askeri ve etik dışı amaçlarla kontrolsüz kullanımını engellemeyi ve gelişmekte olan ülkelere teknolojik altyapı desteği sağlamayı amaçlıyor.
Pekin yönetimi, WAICO'yu Batı tekeline karşı Küresel Güney'in haklarını koruyacak adil bir köprü olarak tanımlıyor. BM Genel Sekreteri Guterres'in törendeki varlığı ise örgütün uluslararası meşruiyet iddiasını güçlendiren en büyük koz olarak kayıtlara geçti.
ABD ve Batı Neden İmzalamadı?

Dünyanın en büyük yapay zekâ geliştiricisi konumundaki ABD ile Avrupa Birliği ülkelerinin zirveye mesafeli kalması, küresel teknoloji yönetimindeki derin bölünmeyi gözler önüne serdi. Diplomatik ve sektörel kaynaklar, Batı blokunun imza atmama gerekçelerini şu başlıklarla özetliyor:
Batı dünyası, WAICO'nun uluslararası standartları Çin'in çıkarlarına göre dikte etmek için kurulmuş bir mekanizma olduğunu düşünüyor. Pekin'in kurallarını koyduğu bir yapının parçası olmak, Washington ve Brüksel tarafından "ulusal çıkarlara aykırı" kabul ediliyor.
ABD yönetimi, yapay zekâ sektörüne yönelik küresel düzeyde getirilecek ağır bağlayıcı kuralların, Amerikan teknoloji devlerinin inovasyon hızını keseceğini savunuyor. Çin'in "kamu yararı için açık kaynaklı model" vizyonu, Washington'ın serbest piyasa ve fikri mülkiyet koruması politikalarıyla çelişiyor.
Batı bloku, yapay zekâ regülasyonlarını zaten kendi kurduğu mekanizmalar üzerinden yürütüyor. AB'nin yürürlüğe koyduğu kapsamlı Yapay Zekâ Yasası (AI Act) ve G7 Hiroşima Yapay Zekâ Süreci varken, Çin eksenli yeni bir otoriteye ihtiyaç duymuyorlar.
Başta ABD olmak üzere Batılı istihbarat ve güvenlik raporları; Çin menşeli yapay zekâ altyapılarının küresel ölçekte veri güvenliği ihlalleri, siber casusluk ve veri egemenliği riskleri barındırdığını iddia ediyor.
Teknoloji Dünyası İki Kutuplu Yeni Bir Döneme Giriyor
Şanghay'da atılan imzalar, insanlığın geleceğini belirleyecek olan yapay zekâ mimarisinin resmen iki kutuplu bir yapıya büründüğünü tescilledi. Bir tarafta kendi kurallarını uygulayan ABD ve Avrupa, diğer tarafta ise Çin liderliğinde organize olan gelişmekte olan ülkeler bloku yer alıyor.
Uzmanlar, bu bölünmenin gelecekte farklı yapay zekâ yazılımlarının birbiriyle uyumsuz çalışmasına ve teknolojik bir ambargo savaşına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.







































































