Can Holding soruşturmasında 88 milyar TL'lik şüpheli finansal hareketlilik iddiası, 121 şirket ve peş peşe gelen gözaltı ve tutuklamalar gündeme gelmişti. Yaklaşık bir yıl sonra ise el konulan şirketlerden 33'ünün yönetimi yeniden holdinge bırakıldı.
Şimdi yüz binlerce yatırımcının parasını ilgilendiren fon soruşturmasında aynı soru soruluyor: Bugün milyarlar konuşuluyor, yarın ne olacak?
Yüz binlerce yatırımcının parasının akıbetinin tartışıldığı soruşturmada gözaltı ve tutuklama dalgaları devam ederken, kamuoyunun hafızasında yaklaşık bir yıl önceki Can Holding operasyonu da yeniden canlandı.
Çünkü iki dosyanın hukuki konusu aynı olmasa da ortaya çıkan tablo önemli bir karşılaştırmayı gündeme getiriyor: Büyük miktarda para hareketleri, şirketler, malvarlıkları, gözaltılar, tutuklamalar ve ardından tedbirlerin kaldırılması...
Peki fon dosyasının sonu da Can Holding dosyasındaki gibi mi olacak?
CAN HOLDİNG'DE NE OLMUŞTU?
Can Holding'e yönelik operasyon 11 Eylül 2025'te başlatıldı. Savcılığın açıklamalarına göre soruşturma; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma, nitelikli dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddiaları üzerine yürütüldü.
MASAK ve mali denetim raporları doğrultusunda, şirketler üzerinden kaynağı belirsiz para girişleri yapıldığı, paranın farklı şirketler arasında dolaştırılarak izinin gizlenmeye çalışıldığı, faturasız işlemler ve sahte belgeler kullanıldığı ileri sürüldü. Bunların tamamı soruşturma kapsamında ileri sürülen iddialardır; kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmemektedir.
İlk operasyonda 121 şirketin malvarlığına el konuldu ve TMSF kayyum olarak atandı.
Habertürk ve Show TV gibi medya kuruluşlarının yanı sıra eğitim, enerji ve başka sektörlerde faaliyet gösteren şirketler de tedbir kapsamına alındı.
88 MİLYAR TL'LİK HAREKETLİLİK İDDİASI
Dosyanın en dikkat çekici rakamlarından biri ise 88 milyar TL oldu.
Soruşturma dosyasına eklenen MASAK raporunda, Can Holding ve ilişkili 121 şirketin 2020-2021 yıllarındaki banka hesaplarında toplam 88 milyar TL tutarında kaynağı belirsiz finansal hareketlilik bulunduğu belirtildi.
KİMLER GÖZALTINA ALINDI?
İlk operasyonda aralarında Can Holding yöneticilerinin de bulunduğu 10 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
İlk aşamada gözaltına alınanlar arasında Mehmet Kenan Tekdağ'ın da bulunduğu bildirildi. Daha sonraki soruşturma kapsamında Can Holding yöneticileri Kemal Can ve Mehmet Şakir Can hakkında da işlem yapıldı.
Soruşturma bununla da bitmedi. İkinci dalgada 26 şüpheli gözaltına alındı. Bunlar arasında Mehmet Kenan Tekdağ, Remzi Sanver, Şakir Can ve Murat Can'ın eşleri Betül Can ile Zühal Can'ın yanı sıra Binsat Holding yöneticileri Arafat Bingöl ve Cengiz Bingöl gibi isimler de yer aldı. İkinci dalga operasyonunda gözaltına alınan 25 şüpheliden 11'i tutuklandı.
Daha sonra Can Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can'ın da tutukluluğu sona erdirilerek konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiriyle tahliye edildiği bildirildi. Bu davada tutuklu kalmadı.
FON SORUŞTURMASINDA RAKAMLAR BÜYÜYOR
Sermaye piyasalarındaki fon soruşturması büyüyor. 69 şüpheli hakkında işlem yapılırken 26 kişi tutuklandı, 25 şüphelinin gözaltı işlemleri sürüyor, 11 firari aranıyor.
Soruşturmanın merkezinde piyasa dolandırıcılığı ve suç gelirlerinin aklanması iddiaları bulunuyor. Savcılık ve MASAK tarafından çok sayıda şirket yöneticisinin para ve kripto varlık hareketleri inceleniyor.
Mali tedbirlerde ise dikkat çeken rakamlar ortaya çıktı. 387 milyon TL'nin üzerindeki para dondurulurken, yaklaşık 362 milyon TL için de el koyma tedbiri uygulandı. Ayrıca yaklaşık 2,5 milyar TL'lik işlem teşebbüsünün durdurulduğu bildirildi.
Soruşturma kapsamında 2 özel jet, 1 lüks yat ve 5 lüks araca da el konuldu. SPK ise bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarında tasfiye süreci başlattı.
Vatandaş aynı soruyu soruyor: Fon dosyasının sonu da Can Holding gibi mi olacak?
Bugün sert operasyonlar, gözaltılar ve tutuklamalarla başlayan süreç, yarın bazı şirket ve varlıkların sahiplerine geri verilmesiyle mi sonuçlanacak?
SPK bu işlemleri neden daha önce tespit edemedi?
Fonlardaki para hareketleri ve şirketler arasındaki transferler neden zamanında fark edilmedi?
Riskli işlemler hangi tarihten beri biliniyordu?
Maliye Bakanlığı'na bağlı MASAK'ın daha erken devreye girmesini gerektiren herhangi bir işaret yok muydu?
Bu iş nasıl bu kadar büyüdü ve neden daha önce durdurulmadı?