logo
28 EYLÜL 2026

Emperyalizmin uşakları Atatürk'ü sevmez

Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda konuşan yazar Dr. Abdullah Terzi, "Kendisini İslamcı ve batıcı diye tanımlayan iki zıt kutup neden Mustafa Kemal Atatürk'e aynı anda karşı? Sebep tek! Atatürk emperyalizme karşıdır. Oysa ki İslamcı ve batıcı mandacılar, emperyalizme uşaklığı dünya ve ahiret mutluluğunun yolu bilmekteler" dedi

07.09.2017 00:00:00
 
Trabzon'da gerçekleştirilen tarihi Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda bir tebliğ sunan yazar Dr. Abdullah Terzi sözlerine Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu çarpıcı ifadeleriyle başladı:  "Atatürk vatandır, Atatürk bayraktır, Atatürk devlettir, Atatürk millettir, Atatürk medeniyettir, Atatürk ülkenin siyasetidir, Atatürk milletin inancıdır."
Terzi, konuşmasına şöyle devam etti: Misak-ı Milli hudutlarında bir toprak parçasını vatan bellemek, korumak, kollamak, hem askeri hem de siyasi-politik hamleleri, hem de ekonomik açılımları gerekli kılıyordu.
Önümüzde iki tane harita var. Biri Sevr haritası: Anadolu doğusu, güneydoğusu, batısı, güneyi ve İstanbul'u ile işgal altında? Bunu kabul eden bir İstanbul Hükümeti var? Osmanlı'nın çöküşü ile ortaya çıkan bir harita?
İkincisi Lozan'da çizilen harita: Bugünkü hudutlarla beliren, tapusu alınmış bir vatanın haritası?
Sevr ile önümüze konan Şark Projesi, M. Kemal Atatürk sayesinde Lozan'la yırtılıp atılmıştır. Ancak bugün Sevr'in devamı Büyük Ortadoğu Projesi ile tekrar gündem edilmektedir.
Atatürk şöyle diyor: "Bu (Lozan) antlaşma, Türk Milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr antlaşması ile tamamlandığı sanılmış, büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildiren bir belgedir." (Nutuk).
20 Kasım 1922'de başlayan Lozan Barış Antlaşmasının önsözünde, "Devletlerin bağımsızlık ve egemenliğine saygı gösterilmesi ilkesi üzerinde şekillendirilmiş" ifadesi vardır.
Lozan'da, İsmet Paşa, "Bütün medeni milletler gibi hürriyet ve istiklâl istiyoruz" demiştir.
M. Kemal Atatürk, "Geldikleri gibi giderler" demiş ve 6 Ekim 1923'te İtilaf Devletleri İstanbul'dan çekilmek zorunda kalmıştır.
Şimdilerde fesli cüppeliler, işgale gelenler dost belleyip, 94 yıl önce haçlıları denize döken adamın Müslüman olmadığını iddia ediyorlar. Onlara göre haçlılardan vatanı kurtarmak küfürdür.
Güçlü ordu şart!
Mustafa Kemal, kurtuluşun ve uluslararası saygınlığın, göstermelik barış görüşmelerinden, siyasi ödünlerden değil, savaş meydanlarından geçtiğini biliyordu.
"Ülkemizdeki düşmanı silah gücüyle çıkarmadıkça, ulusal gücümüzün buna yeterli olduğunu eylemsel olarak göstermedikçe, siyasi alanda umuda kapılmanın yeri yoktur. Güçten ve yetenekten yoksun olanlara değer verilmez." (Nutuk)
Amacı, savaşı bir tek darbeyle bitirmekti. Bu gerçekleştirilmesi kolay olmayan riskli bir amaçtı. Bu zorlu iş, başkomutan olarak ancak onun yapabileceği bir işti. Çünkü o cesur bir komutandı.
Bizzat kendisi şöyle diyor:
"Türk ata yurduna ve Türk'ün bağımsızlığına tecavüz edenler kimler olursa olsun, onlara bütün milletçe silahla karşı çıkmak ve onlarla mücadele eylemek gerekiyordu." (15 Ekim 1927).
Burada silahlı gücün yani ordunun önemi öne çıkıyor. Bir milletin ve devletin olmazsa olmazı göz nuru gibi kollayıp kollayacağı ordusudur.
Bugün Ergenekon ve Balyoz süreçleri ile yıpratılıp dağıtılan, 15 Temmuz darbe süreciyle tu kaka ilan edilen ordumuzun hali ortada? Generallerinin neredeyse yarısı vatan haini ilan edilen, önemli ölçüde askeri tasfiye edilen bir ordu?
Caydırıcı olmak için, düşmanı korkutmak ve ürkütmek için hem manen hem maddeten güçlü olmak zorundasınız. Güçlü ordu, güçlü devlet ve güçlü millet olmanın anahtarıdır. Bu nedenle Atatürk, "Ordumuz Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için sarf ettiğimiz çalışmaların yenilmesi imkânsız teminatıdır" diyor.
Resûlullah (s.a.v), "Vatan sevgisi imandandır" buyurmaktadır. Atatürk'te vatan sevgisi ve bağlılığın bu derece yükselten, O'nun kalbinde taşıdığı yüce imani değerler ve Allah sevgisiydi, Peygamber sevgisiydi.
'Bir sabah ezanı oku da dinleyelim'
Futbol Federasyonu eski başkanı Mustafa Kemal Ulusu, Atatürk'ün yanında 12 yıl kalan ve Çankaya kütüphanecisi babası Naci Ulusu'dan şunları aktarıyor:
"Bir gün Dolmabahçe Sarayında bir yaz gecesi yapılan düğün bitiminde herkes çekildikten sonra, boğaz kenarında sabah namazı vaktinde manevi kızı Nebile'yi çağırarak, 'Gel kızım bir sabah ezanı oku da dinleyelim' demiş. Ezan okunurken Atatürk'ün gözlerinden akan sicim gibi yaşları hayatım boyunca unutmam." (M.K. Ulusu, Atatürk'ün Yanı başında, s.190).
Atatürk'ün kütüphanecisi Naci Ulusu, "Atatürk bazı kereler çalışırken okuduğu tefsirlerin çok tesirinde kalırdı ve de 'Ey büyük Allah'ım! Kur'an'a inanmayan kâfirdir, bize nasıl yol gösteriyor? Bunları tüm dünyaya okutmalıyız' diye de söylenirdi. Sonrada o an yanındaki bizlere 'Okurken ruhum coşuyor size de oluyor mu?' diye sorardı. Ama o anlarda gözleri hafifçe dolar ve kızarırdı" (Ulusu, a.g.e., s.185) diye yazıyor.
Safiye Ayla anlatıyor: "Annesi Zübeyde Hanım da ablası Makbule Hanım da çok dindar insanlardı. Namazı kılarlardı. Tam dindar bir aile ortamında yetişti. Atatürk de dindar bir insandı. Çok beğendiği Hafız Yaşar vardı. O Kur'an okurken gözlerinden yaşlar dökülürdü. Hatta bütün hocaları toplayıp ayetleri okuyup izah ederek incelemeler yapardı. Bana, 'Allah'ın sana verdiği lutfu unutma ve bununla şımarma, mütevazı ol, daima Allah'a şükret' derdi. Kendisine, 'Paşam şunu yaptın, bunu yaptın' diyenlere !Bana Allah yardım etti, ben talihli bir insanım' derdi." (Rönesans Dergisi, Şubat, 1991, s.20).
İslam'dan uzaklaşanlar düşmanlarına tutsak olurlar
Mustafa Kemal Atatürk diyor ki: "İslam toplumuna dahil olan birtakım kavimler, İslam oldukları halde çökmeye, yokluk ve gerilemeye maruz kaldılar. Geçmişlerinin yanlış veya bâtıl alışkanlık ve inançlarıyla İslamiyet'i karıştırdıkları ve bu suretle gerçek İslamiyet'ten uzaklaştıkları için kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar."
Emperyalizme, zulme karşı çıkış varsa, gerçek İslam vardır.
Hiç düşündünüz mü? Kendisini İslamcı ve batıcı diye tanımlayan iki zıt kutup neden Mustafa Kemal Atatürk'e aynı anda karşı? Neden Atatürk'e ikisi de aynı kararlılıkla ve ortaklaşa cephe almaktalar? Sebep tek!
Atatürk emperyalizme, sömürgeciliğe karşıdır. Karşı olmakla kalmamış, emperyalist akımın tüm namussuz salvolarını yerle bir etmiştir. Oysa ki İslamcı ve batıcı mandacılar, emperyalizme uşaklığı dünya ve ahiret mutluluğunun yolu bilmekteler.
Fransız gazeteci Maurice Pernot, 29 Ekim 1923'te Atatürk ile yaptığı röportajın bir bölümünde soruyor: "Şu halde yeni Türkiye'nin siyasetinde dine aykırı hiçbir temayül ve mahiyet olmayacak demek?"
Bu soruya Atatürk şu yanıtı veriyor: "Siyasetimizi dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz. Türk milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime bizzat hakikatte nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Bilime aykırı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor. Oysa Türkiye'ye bağımsızlığını veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, sun'i, bâtıl inançlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler, sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer onlar ışığa yaklaşmazlarsa kendilerini mağdur ve mahkûm etmiş demektir. Onları kurtaracağız."
Atatürk, "Türk Kur'an'ın arkasından koşuyor fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde ne var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın" diyor. TBMM kararıyla hazırlanan Kur'an'ın Türkçe meal ve tefsiri, bu konuda en ciddi hamleyi oluşturmuştur. "Kur'an'ın tercüme edilmesini emrettim. Bu da ilk defa Türkçe'ye tercüme ediliyor" diyor. (Nutuk).
"Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Nutuk-22 Ocak 1923).
M. Akif Ersoy, Safahat adlı eserinde;
"Nebi'ye atf ile binlerce herze uydurdun
Yıktın da Din-i Mübin'i yeni bir din kurdun" diyerek uydurulan dine temas ediyor ve çareyi;
"Doğrudan doğruya Kur'an'dan alarak ilhamı
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" olarak gösteriyor.
Kur'an'ın anlaşılması en büyük amacıydı
Kur'an'ın Türkçe'ye çevrilmesi hareketinin bir milli mesele ve devlet politikası haline getirilmesi, TBMM'nin kararı ile olmuştur. Bu karara dayanarak Diyanet İşleri Reisliği Elmalılı M. Hamdi Yazır'ı görevlendirmiştir. Atatürk M. Hamdi Yazır'ın kaleme aldığı bu dokuz ciltlik tefsirde bazı ilkelere uyulmasını emretmiştir. Tefsir sünnet ehlinin inancının ilkelerine uyumlu ve amelde Hanefi mezhebinin bakış açısına uygun olacaktı.
Atatürk, camilerde, halka Kur'an ayetlerinin Türkçe açıklaması işleminin yapılmasını önermiştir. Camilerde Kur'an okuyan hafızlara şu önerilerde bulunmuştur: "Bu mübarek Ramazan ayı vesilesiyle, camilerde yaptığımız mukabelelerin son sahifelerini Türkçe olarak cemaate izah ediniz. Halkın dinlediği Kur'an bölümlerinin manasını anlamasında çok fayda vardır. Herkes okunan Kur'an ayetlerinin manasını anlar, dinine daha çok bağlanır."
Atatürk, Kur'an'daki hükümlerin çağın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yorumlanmasını istemiştir: "20. Yüzyılda yaşadığını algılamış, Kur'an'ın hükümlerini zamanında uygulayacak din adamlarına gereksinim var" demiştir.
Kur'an tefsiri ve meali için 7 şart ileri sürmüştür. Kur'an'ı tanımayan, bilmeyen ve ona inanmayan bu şartları öne süremez. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, "Görüyor musunuz? Böyle bir adamı (M. Kemal Atatürk'ü) nasıl tanıtıyorlar? Ben Kur'an tercümesi yapmış biri olarak söylüyorum. Hiç kimse, Atatürk'ün Elmalı H. Yazır'a yaptırdığı tefsiri aşamadı. Biz, bugün bir tefsir yaptırmaya kalkışsak, Atatürk'ün şartlarını koşardık" diyor.
Elmalılı Tefsiri, akademik tarafı, ilmi tarafı bir yana bırakılırsa, Atatürk'ün eseridir. Atatürk olmasaydı, o tefsir olamayacaktı. Bu tefsirin telif ve basım harcamalarını bizzat kendi parasıyla karşılamıştır. O da Atatürk'ün tarihin kulağına, "Ben bu işe gönlümle de katılıyorum" anlamındaki fısıldayışıdır.
Rahmetli Y. Nuri Öztürk Hoca şöyle demişti: "Bu tefsir ortada ve biz soruyoruz: Atatürk dine, İslam'a nasıl bakıyordu? Cevap tektir ve şudur: Elmalılı tefsiri nasıl bakıyorsa öyle bakıyordu. Atatürk'ün, yıktığı hurafenin yerine neyi koymak istediğini hala soracak mıyız? Yıktığı hurafenin yerine Elmalılı Tefsirini koymuştur, Atatürk!"
Arkasından da yine Atatürk'ün bizzat takibi ve yönlendirmesi ile ve TBMM kararı ile, İmam Buhari'nin Peygamber hadislerinden oluşan ünlü eseri "Buhari Tercüme ve Şerhi" 12 cilt halinde dilimize kazandırılmıştır. Bu kez devrin büyük hadis bilginleri olan Ahmet Naim ve Kamil Miras Efendiler devrededir. Yani bunun arkasında da büyük Atatürk vardır.
Mekke'de toplanacak İslam Kongresi'nde Türkiye'yi temsil edecek Milletvekili Edip Servet Tör'e, Atatürk şunları söylemiştir: "Mekke'ye gidip beni temsil edeceksin. Türk'sün ve Müslümansın. Türklük, Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur." (Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri, s.85).
"Memleketimin bağımsızlığını? Dünyada her sevgiden üstün tutarım. Memleketimi kurtarmak gerekirse canımı da yoluna vermek, dini ve ırki gayemdir." (Enver Belmen Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, s.336-337).
Dinî konuları çok iyi biliyordu
Atatürk'ü dinle ve dindarlıkla bağdaştırmak istemeyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Özellikle hem dindar geçinen kesimden hem de kör bir laiklik tanımının peşinden gidenler, Atatürk'ün dinle alakası olmayan bir kişi olduğunu ve kurduğu laik devletle de bunu perçinlemek istediğini vurgularlar.
Muharrem Bayraktar diyor ki: "Bu önemli soruyu rahmetli Attila İlhan'a sordum: Atatürk'ün dinle alakası yok muydu? Dinden, diyanetten uzak mıydı? Attila İlhan bu soruma şöyle cevap verdi: Mustafa Kemal Paşa'nın bütün metinlerinin yayınlanması lazım geliyordu, çok şükür onu bir yayınevi akıl etti.
Çünkü daha evvel yayınlananlar eksik. Kırpmışlar. Mustafa Kemal Paşa, CHP'yi kuracağız diye gitmiş dolaşmış bütün Anadolu'yu, gezdiği her yerde de bütün insanları çağırıyor. Bu insanlara ne isterseniz sorun, diyor. Şimdi o kadar enteresan ki, o metinleri okuduğumuz zaman şuna şaşırıyorsunuz; Mustafa Kemal Paşa'ya soruların büyük ekseriyeti ?halk inanmış olduğu için- dinle ilgili geliyor.
Sorular soruyorlar. Hayretler içinde gördüm ki, Mustafa Kemal Paşa dini konuları çok iyi biliyor. Hepsine gereğince cevabı veriyor, hepsini tatmin ediyor. Buna mukabil bunların önceden yayınlanmış olan kısımlarında o bölümler hep çıkarılmış! Yok!"
Attila İlhan'ın verdiği bilgilerden anlıyoruz ki, Atatürk, Anadolu'yu karış karış gezmiş, vatandaşla sohbet etmiş, her gittiği yerde vatandaş kendisine dini konularda sorular sormuş ve sorulan bütün dini konulara dini bilgilerin (fıkıh, tefsir, İslam tarihi vb.) gerektirdiği şekilde cevap vermiş. Yani vatandaşla dini sohbetler yapmış!
Balıkesir hutbesinin irad edildiği gün tam 70 sayfa konuşmuş Mustafa Kemal. Ama yayınlanan kısmı 7 sayfa! Kim işlemiş bu cinayeti. Cumhuriyet Halk Partisi! CHP yönetimi maalesef "yeni bir Türkiye ve yeni bir devlet anlayışı oluşturacağız" diyerek, Gazi'nin halkla yaptığı din sohbetlerini yok saymış. Atatürk'ü dinden soyutlamış.
Bugün CHP yönetiminin dini konularda yaptığı fahiş söylem ve bilgi hatalarının hiçbirini Mustafa Kemal'de göremeyiz. Attila İlhan'ın deyimiyle, "Çocuklarımıza yanlış bir Atatürk öğrettik" ve bu yanlışın acı faturasını Atatürk'e düşman bir zümrenin meydana gelmesiyle ödüyoruz.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın anlattığı gerçek Atatürk
Allah'tan bu yanlışı düzeltmek için tarihi bir misyon üstlenen, Atatürk'ün ve ailesinin dindar bir aile olduğunu, kendisinin dinle barışık bir hayat yaşadığını yılmadan usanmadan anlatan Prof. Dr. Haydar Baş gibi doğru insanlar var.
Bakın Prof. Dr. Haydar Baş ne diyor: "Unutulmamalıdır ki, günümüze kadar tanıtılan Atatürk, milletin inancından uzak bir liderdi. Rahmetli Attila İlhan'ın ifadesiyle, bugün tanıtılan Atatürk gerçek Ata değildir, İnönü'nün Atatürk'üdür.
Neden dindar Atatürk bazı çevreleri ürkütüyor?
Bir düşününüz; Türk Milleti Müslüman, onu kurtaran lider dinsiz; Türk milleti Allah'ı peygamberi Muhammed Mustafa'yı biliyor ve seviyor, Atatürk bunları tanımıyor. Böyle dinden uzak bir liderin, canı ile vatan savunması yapmasına imkân var mıdır?
Kendisine küçücük bir hediye getirene teşekkür etmeyi nezaketten sayanlar, koskoca bir vatanı, bayrağı, bağımsızlığı armağan edene neden dinsiz yaftasını revâ görmekteler?"
Prof. Dr. Haydar Baş ne diyor, biz ne yapıyoruz?
Bizler dindar Atatürk'ten kaçanların siyasette sığındıkları en büyük liman olan, "dindar millet dinsiz devlete karşı" söylemlerini bozduk. Cumhuriyet tarihinin en büyük yalanını ifşa ettik. Atatürk dindarsa ve milleti ile buluşursa, din bezirganlığı yaparak siyasette tutunanlar neyle milleti kandıracaklar?
Zira Türk Milletinin Ata'sı, İslam esası olarak namaz kılmaya, oruç tutmaya, zekâta, hacca, humusa, cihada, emribi'l-maruf ani'l-münkere, Allah için sevmeye ve Allah için buğzetmeye inanıyordu. Yine Türk Milletinin Ata'sı, Allah'ın eşi ve benzeri olmadığına, Allah'ın peygamberlerine, ölüme ve dirilmeye, Allah'ın adil olduğuna ve İmam Ali Efendimizin hilafetine iman etmişti. Yoksa Atatürk'e dinsiz denmesinin bir nedeni de İmam Ali Efendimize olan sevgisinden midir?
Kısaca biz Türk Milleti adına çok büyük bir vazife icra ettiğimize eminiz. Dindar Türk milleti, dindar lideri ile tanıştırıldı.
OKAN EGESEL

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.