Enerji ihtiyacı ve enerji çeşitleri -3-
Dünyada karbondioksit miktarındaki artış, sera etkisi ve iklim değişiklikleri sonucu gelinen son durum göstermektedir ki, geleceğin en önemli yakıtı hidrojen, geleceğin yakıt teknolojisi ise yakıt pilleri olacaktır
16.05.2026 00:22:00 / Güncelleme: 16.05.2026 10:12:22
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Dünyada karbondioksit miktarındaki artış, sera etkisi ve iklim değişiklikleri sonucu gelinen son durum göstermektedir ki, geleceğin en önemli yakıtı hidrojen, geleceğin yakıt teknolojisi ise yakıt pilleri olacaktır.
Hidrojen alışılagelmiş–birincil yakıtların tümüne alternatif olarak doğrudan yakılarak veya yakıt pillerinde elektriğe dönüştürülerek kullanılabilir.
Avrupa Birliği'nin hidrojen ve yakıt piline bakışını inceleyecek olursak; Avrupa'nın Amerika ve Japonya'dan önce hidrojen enerjisine geçmesinin Avrupa'ya büyük teknolojik ve ekonomik avantajlar sağlayacağı öngörülerek gerekli AR–GE çalışmaları için kullanılmak üzere ilk beş yıl için 5 milyar Euro ayırdığı görülmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki gelişmeler incelendiğinde hidrojenli otomobillerin geliştirilmesi için 1.7 milyar Dolarlık bir proje başlattığı ve ardından da kömür ve hidrokarbon tipi yakıtlardan ucuz hidrojen üretimi için de 1.2 milyar Dolar fon ayırdığı görülmektedir.

Gerek Japonya ve İzlanda başta olmak üzere, tüm dünyada hidrojene verilen değer ve üzerinde yapılan çalışmalardaki artış gözle görülmektedir.
Türkiye hidrojeni enerji planlamaları içine en kısa zamanda almalıdır. Bu konu için araştırma–geliştirme alt yapımız uygun olup, ülkemizde İstanbul Teknik Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nde bu konuda uluslararası boyutta çalışmalar gerçekleştiren saygın bilim adamları vardır.
Kurulan Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü ve kurulması hedeflenen Ulusal Enerji Enstitüsü ve Ulusal Su Enstitüsü hidrojen enerjisinin ülkemizde yerinin belirlenmesi ve konuya verilen önemin artmasında önemli bir rol oynayacaktır.
Hidrojen eksenli yakıtların kullanılmasında en önemli madde hidrojen bor hibrid'dir. Ülkemizin bor rezervlerinde dünya birincisi olduğu dikkate alındığında yakın gelecekte petrolün yerini alacak olan hidrojen eksenli yakıtlarda açık farkla önde olduğumuz görülecektir.

Dünyada var olan enerji kaynaklarını ele geçirmek ve söz sahibi olmak için devletler birbirleriyle ciddi mücadeleler vermektedir. Global güçler enerji kaynaklarının kontrolünün kendilerinde olmasını istemekte, bu konuda milletlerin kendilerine bağımlı olmaları için çalışmaktadırlar. Örneğin bu güçler bir taraftan nükleer enerjiyi kullanırken, diğer taraftan bu enerjiyi kullanmak isteyen diğer ülkelerin de önünü kesmektedirler.
Enerji ekonomik ve sosyal kalkınmanın motor gücüdür. Enerji, sanayide kullanılması zorunlu olan bir ana unsur ve toplumun hayat seviyesini yükselten bir itici güçtür.

Bu nedenle enerji, zamanında, yeterli, kaliteli, düşük maliyetli olarak sanayinin ve sosyal hayatın hizmetine sunulduğunda; hem refahın yükseltilmesi sağlanmış olur, hem de yerli sanayinin dış pazarlarda rekabet gücü artar. Dolayısıyla her milletin milli bir enerji politikasının olması şarttır. Aksi takdirde bu gücü elinde bulunduranlara bağımlı olunur ki, bu da ekonomik ve siyasi bağımsızlığın tehdit altında olması demektir.
Enerji aynı zamanda üretimin bir fonksi yonudur. Yani üretim maliyetleri arasında yer alır. Dolayısıyla enerji politikaları ekonomileri direkt olarak etkiler. Enerjiyi ucuza kullandıran ülkelerde, üretilen ürünlerdeki enerji maliyeti düşük olduğundan firmaların rekabet gücü daha fazladır.
Ayrıca halkın enerji kullanımına harcadığı para azaldıkça, bunun yansıması olarak tüketim kabiliyeti de artacaktır. Maliyet enflasyonunun önüne geçilmesi için maliyeti oluşturan kalemlerde fiyatların aşağı çekilmesi gereklidir. Enerji giderleri üretim maliyetinde çok ciddi yer tutan bir kalemdir.
Milli Ekonomi Modeli'mizde sadece tüketici kesim desteklenmeyecek, aynı zamanda üretici kesim de hem faizsiz krediler ile, hem de ücretsiz enerji desteği ile sübvanse edilecektir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Hidrojen alışılagelmiş–birincil yakıtların tümüne alternatif olarak doğrudan yakılarak veya yakıt pillerinde elektriğe dönüştürülerek kullanılabilir.
Avrupa Birliği'nin hidrojen ve yakıt piline bakışını inceleyecek olursak; Avrupa'nın Amerika ve Japonya'dan önce hidrojen enerjisine geçmesinin Avrupa'ya büyük teknolojik ve ekonomik avantajlar sağlayacağı öngörülerek gerekli AR–GE çalışmaları için kullanılmak üzere ilk beş yıl için 5 milyar Euro ayırdığı görülmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki gelişmeler incelendiğinde hidrojenli otomobillerin geliştirilmesi için 1.7 milyar Dolarlık bir proje başlattığı ve ardından da kömür ve hidrokarbon tipi yakıtlardan ucuz hidrojen üretimi için de 1.2 milyar Dolar fon ayırdığı görülmektedir.

Gerek Japonya ve İzlanda başta olmak üzere, tüm dünyada hidrojene verilen değer ve üzerinde yapılan çalışmalardaki artış gözle görülmektedir.
Türkiye hidrojeni enerji planlamaları içine en kısa zamanda almalıdır. Bu konu için araştırma–geliştirme alt yapımız uygun olup, ülkemizde İstanbul Teknik Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nde bu konuda uluslararası boyutta çalışmalar gerçekleştiren saygın bilim adamları vardır.
Kurulan Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü ve kurulması hedeflenen Ulusal Enerji Enstitüsü ve Ulusal Su Enstitüsü hidrojen enerjisinin ülkemizde yerinin belirlenmesi ve konuya verilen önemin artmasında önemli bir rol oynayacaktır.
Hidrojen eksenli yakıtların kullanılmasında en önemli madde hidrojen bor hibrid'dir. Ülkemizin bor rezervlerinde dünya birincisi olduğu dikkate alındığında yakın gelecekte petrolün yerini alacak olan hidrojen eksenli yakıtlarda açık farkla önde olduğumuz görülecektir.

Dünyada var olan enerji kaynaklarını ele geçirmek ve söz sahibi olmak için devletler birbirleriyle ciddi mücadeleler vermektedir. Global güçler enerji kaynaklarının kontrolünün kendilerinde olmasını istemekte, bu konuda milletlerin kendilerine bağımlı olmaları için çalışmaktadırlar. Örneğin bu güçler bir taraftan nükleer enerjiyi kullanırken, diğer taraftan bu enerjiyi kullanmak isteyen diğer ülkelerin de önünü kesmektedirler.
Enerji ekonomik ve sosyal kalkınmanın motor gücüdür. Enerji, sanayide kullanılması zorunlu olan bir ana unsur ve toplumun hayat seviyesini yükselten bir itici güçtür.

Bu nedenle enerji, zamanında, yeterli, kaliteli, düşük maliyetli olarak sanayinin ve sosyal hayatın hizmetine sunulduğunda; hem refahın yükseltilmesi sağlanmış olur, hem de yerli sanayinin dış pazarlarda rekabet gücü artar. Dolayısıyla her milletin milli bir enerji politikasının olması şarttır. Aksi takdirde bu gücü elinde bulunduranlara bağımlı olunur ki, bu da ekonomik ve siyasi bağımsızlığın tehdit altında olması demektir.
Enerji aynı zamanda üretimin bir fonksi yonudur. Yani üretim maliyetleri arasında yer alır. Dolayısıyla enerji politikaları ekonomileri direkt olarak etkiler. Enerjiyi ucuza kullandıran ülkelerde, üretilen ürünlerdeki enerji maliyeti düşük olduğundan firmaların rekabet gücü daha fazladır.
Ayrıca halkın enerji kullanımına harcadığı para azaldıkça, bunun yansıması olarak tüketim kabiliyeti de artacaktır. Maliyet enflasyonunun önüne geçilmesi için maliyeti oluşturan kalemlerde fiyatların aşağı çekilmesi gereklidir. Enerji giderleri üretim maliyetinde çok ciddi yer tutan bir kalemdir.
Milli Ekonomi Modeli'mizde sadece tüketici kesim desteklenmeyecek, aynı zamanda üretici kesim de hem faizsiz krediler ile, hem de ücretsiz enerji desteği ile sübvanse edilecektir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)






















































































