2012'de Mısır'ın beşinci cumhurbaşkanı seçilen Muhammed Mursi hükümetinin ömrü yalnızca 1 yıl 4 gün sürdü.
Ordunun yönetime el koyduğunu Temmuz 2013'te dönemin Mısır Savunma Bakanı Abdülfettah es-Sisi'nin açıklamasıyla Mursi hükümeti resmen yıkılmış oldu.
Bu tarihten sonra Türkiye ile Mısır ilişkileri de büyük bir krize yelken açmış oldu.
9 yıldır kopuk olan Türkiye ile Mısır ilişkilerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mısır Devlet Başkanı Sisi ile Dünya Kupası'nın açılış töreni için gittiği Katar'ın başkenti Doha'da el sıkışmasıyla yeni bir sayfa açılmış oldu.
Şüphesiz sadece bir el sıkışmak 9 yıldır yaşananları unutturmayacak ve var olan sorunları çözmeyecek. Ancak devamının da gelebileceği bir kapının açıldığı kesin.
Burada 2013 yılından bu yana Erdoğan'ın Sisi aleyhine söylediği ağır sözleri sıralayıp, yapılan U dönüşüne dikkat çekmeyeceğim.
Bunu sosyal medyada binlerce insan zaten yapıyor, yapmalılar da…
Zira tüm aklıselim uyarılara rağmen 9 yıldır ısrar edilen yanlışların faturasını milletçe hepimiz ödüyorsak, o yanlışlara imza atan politikacılar da yaptıkları yanlışların yüzlerine her fırsatta vurulmasına 'lütfen' ses çıkarmasınlar.
Milletin ödediği kadar büyük bir şey olmasa da onlar da bu bedeli ödesinler bir zahmet…
Ben bugün Türkiye-Mısır ilişkilerinde son 9 yıldır AKP hükümetinin ve dolayısıyla da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı tek doğru hamlenin altını çizmek istiyorum.
Bu bağlamda geçmişte yaşananlardan ve gelecekte atılması gerekenlerden bağımsız olarak düşündüğümüzde 2013'ten bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mısır konusundaki tek doğru icraatı, Mısır lideri Sisi'nin elini sıkmasıdır.
Ancak bu 'doğru' da şartlı bir doğrudur.
Bundan sonra geçmişteki yanlışların yapılmaması ve Türkiye'nin çıkarlarını önceleyen diplomatik akıl devre dışı bırakılmadan dış politikada adımlar atılması gerekmektedir.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın politikasında Mısır bağlamında müşahede edilen bu U dönüşü, Mustafa Kemal Atatürk'ün ne kadar haklı olduğunu ortaya koymuştur.
Müthiş öngörüsüyle Atatürk'ün yıllar önce dile getirdiği, 'Arap ülkeleriyle ilişkilerinizi geliştirin, ancak kendi aralarındaki kavgalara karışmayın' sözünün ne kadar doğru olduğunu AKP hükümetinin Mısır konusunda 9 yıldır yaptığı yanlışlardan sonra şimdi Atatürk'ün işaret ettiği noktaya mecburen gelmesiyle daha iyi anlıyoruz.
Arap ülkelerinin iç işlerine müdahale etmekten kaçınarak Atatürk'ün yapamadığını, yeni Osmanlıcılık oyunlarıyla yapacakları niyetiyle yola çıkanlar, nihayetinde Atatürk'ün dehasının ve büyüklüğünün ispatı kendileri oluverdiler bu şekilde.
Allah'ım sen nelere kadirsin.
Görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler…
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024



























































