logo
13 AĞUSTOS 2026

Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek yarın vaat edilmiş topraklar denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız" dedi.

20.11.2023 19:45:00 / Güncelleme: 21.11.2023 11:04:10
İHA
 
Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı
Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. İsrail yönetimi de Holokost'u, Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırılarının kalkanı olarak kullanıyor. İsrail, 'ateşkes çağrısı' dahil her türlü tepkiyi 'antisemitizm' parantezine alarak anında boğmaya çalışıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası Millete Sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. 72 yıl sonra Almanya'yı Berlin'de yenen A Milli Takımı'nı kutladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millerimizin 2024 Avrupa Şampiyonası'nda bizlere yeni zaferler tattıracaklarına inanıyorum. Türkiye yüzyılının inşası için verdiğimiz mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Son toplantımızdan bu yana içeride ve dışarıda birçok etkinliğe, zirveye, görüşmeye, açılış törenine iştirak ettik. Kazakistan'ın ev sahipliğinde Astana'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı'nın 10. zirvesinde Türk dünyası olarak birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı bir kez daha perçinledik" dedi.

"Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz"

Kıbrıs'ın teşkilata gözlemci üye olmasının tarihi bir adım olduğunu belirten Erdoğan, "Geçen hafta 40. yıl dönümünü kutlayan Kıbrıs'ın 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı'nı tekrar tebrik ediyorum. Enerjiden güvenliğe, savunmadan altyapı yatırımlarına kadar attığımız adımlarla ana vatan ve yavru vatan arasındaki bağların daha da kuvvetlenmesini sağlıyoruz. Zaman, verdiği sözlerin hilafına dayanarak Kıbrıs Türklerini cezalandıran AB'nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Maruz kaldığımız onca haksızlığa rağmen adil ve kalıcı çözüm irademizi muhafaza ediyoruz. Bunun yolunun da Kıbrıs Türklerinin eşit egemenliğinin teyit edilmesinden geçtiği kanaatindeyiz. Tabii burada bir hususu ifade etmekte fayda görüyorum. Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz" açıklamasını yaptı.

"Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir"

Kimi Batılı güçlerin Karabağ Savaşı'yla birlikte bölgede artık yepyeni bir dönemin başladığını halen idrak edemediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ermenistan'ı, yıllarca bu coğrafyada yaşayan tüm insanların acıları, sıkıntıları ve kavgaları üzerinden kendilerine rant devşirenler aslında en büyük zararı Ermenilere verdiler. Gerçekleşmesi mümkün olmayan ham hayalleri körükleyerek, Ermenileri istismar ettiler, kullandılar, güvensizliğe mahkum ettiler. Bu gerçeği artık Ermenistan'ın görmesi ve kabullenmesi gerekiyor. Ermeni halkının ve yöneticilerinin güvenliği binlerce kilometre ötede değil, komşularıyla barışta ve iş birliğinde aramaları daha doğru olacaktır. Batılı ülkeler tarafından gönderilen hiçbir silah ve mühimmat, kalıcı barış ortamının sağlayacağı huzurun yerini tutamaz. Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir. Buradan bir kez daha Ermenistan'a Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzattığı barış elini tutması çağrısında bulunuyorum. Türkiye olarak bizim de Azerbaycan'la iş birliği içinde sürecin başarısı için gerekli adımları atmaya hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" diye konuştu.

"Bundan 60 yıl önce Devrim otomobili projesini garaja mahkum eden zihniyetin günümüzdeki uzantılarını hüsrana uğrattık"

Kazakistan dönüşü açılışını yaptıkları Ford Otosan Yeniköy Fabrikası'nın toplam 3 bin 500 kişiye istihdam kapısı olan önemli bir yatırım olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Orada bir kez daha gördük ki otomotiv sektörümüz Türk ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 9 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdiğimiz bu sektörde dünyanın 13'üncü en büyük otomotiv üreticisi konumundayız. Ancak Türkiye dünyanın otomotiv ihracatçılarından biri olmasına rağmen maalesef uzun yıllar kendi yerli ve milli markasına sahip değildi. Togg üretimi ve satışa başlamasıyla yeni gelişen elektrikli araçlar alanında kendi markamızla küresel rekabetteki yerimizi aldık. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu projenin hayata geçmesiyle Türk araba yapamaz diyenleri, fabrikada üretim bandı yok diyenleri, bu araç satılmaz, vatandaş bunu almaz diyenleri, yani bundan 60 yıl önce Devrim otomobili projesini garaja mahkum eden zihniyetin günümüzdeki uzantılarını hüsrana uğrattık. Birilerinin müstehzi bir edayla 'Bunun fabrikası nerede?' diyerek aklınca dalga geçtiği Togg, şimdiye kadar 12 bine yakın teslimat yaptı. Üretim bandından inen ve teslim edilen araç sayısı günden güne artıyor. Geçen yıl dünyada 14 milyon elektrikli araç satıldığı düşünüldüğünde bu yarışa nasıl isabetli bir zamanda dahil olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Kocaeli'nden baba ocağımız Rize'ye geçtik. Rize'de bakanlıklarımız ve belediyelerimizin tamamladığı toplam yatırım bedeli 2 milyar 886 milyon lira olan eser, proje ve hizmetlerin resmi açılışını gerçekleştirdik. Ve turizmine ve ulaşımına çok büyük katkı yapacak 36, 7 kilometre uzunluğundaki Ayder yolunun temelini de bu vesileyle attık. Gerek hizmete verdiğimiz gerekse temelini attığımız tüm bu yatırımların Rize ve Karadeniz bölgemize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

"'Türkiye Yüzyılı'na nefes' sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese, milletimin her bir mensubuna teşekkür ediyorum"

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın 8-9 Kasım tarihlerindeki 16'ncı zirvesi vesilesiyle gittiği Taşkent'te Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in yanı sıra katılımcı ülkelerin liderleriyle bir araya geldiklerini, İran ve Pakistan'la birlikte 1992 yılında kurulan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın kurumsal kapasitesini güçlendirmeye devam edeceklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vefatının 85'inci seney-i devriyesi olan 10 Kasım'da hem Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal'i hem de kahraman silah arkadaşlarını bir kez daha saygıyla yad ettik. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulumuzun anma toplantısında ülkemizin geçmişten bugüne serancamını ve cumhuriyet dönemini değerlendirme imkanı bulduk. Her yıl Milli Ağaçlandırma Günü olarak kutladığımız 11 Kasım'ı bu sene de ülkemiz genelinde bir ağaçlandırma seferberliğine dönüştürdük. Milli Ağaçlandırma Günü'nde Türkiye'nin 2023 farklı noktasında 5 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Ayrıca her bir ilimizde '100. Yıl Cumhuriyet Ormanları'nın kuruluşunu gerçekleştirdik. Bu tablo küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin tüm insanlığın bekasını tehdit eder boyutlara ulaştığı bir dönemde ayrıca anlamlıdır. Önümüzdeki dönemde havanın, suyun, toprağın, ağacın ve varisi olduğumuz bütün güzelliklerin korunması için daha çok çalışacağız. 'Türkiye Yüzyılı'na nefes' sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese, milletimin her bir mensubuna teşekkür ediyorum. Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sosyal güvenlik sistemini kazandırdık. Sosyal devlet alanında da kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Geçen hafta açılışını yaptığımız Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri bunun örneklerinden biri. İnşaat alanı 146 bin metrekareyi bulan yatay mimari tarzında inşa edilen 23 bloğu, camisi, kilise ve havrasıyla gerçekten mükemmel bir eseri ülkemize kazandırdık" dedi.

"Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa çok açık söylüyorum ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan bir beşinci kol elemanıdır"
Türkiye olarak sadece sınırlar içinde değil, yurt dışında da mazlumun, zulme, baskıya uğrayanların yanında olduklarını ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

"Türkistan'dan Afganistan'a, Balkanlar'dan Afrika'ya kadar nerede gözü yaşlı, gönlü kırık kimse varsa Türkiye'nin şefkat eli oradadır. Filistin'deki mazlumların acısı nasıl bizim acımızsa Uygur kardeşlerimizin, Ahıska Türkü, Kırım Tatarı, Kerkük Türkmeni kardeşlerimizin sıkıntısı da aynı şekilde bizim sıkıntımızdır. Hiçbir ayrım yapmadan hepsiyle yakından ilgileniyoruz. Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa çok açık söylüyorum ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan bir beşinci kol elemanıdır. Türkiye'nin soydaş ve akraba topluluklara yönelik hassasiyeti zirveye bizim dönemimizde çıkmıştır. Bundan sonra da her daim soydaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. İsrail suyunu, yakıtını, elektriğini, iletişimi komple keserek Gazze halkını öldürmekle kalmıyor, hastaneleri de bombalayarak Gazzelilerin direniş azmini kırmaya çalışıyor."

"Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır"

"Gazze'de 7 Ekim'den beri tam anlamıyla vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgalinde, 2. Dünya Savaşı'nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık sergilenmektedir" diyen Erdoğan, "İsrail yönetimi, askeri ve silahlı sivilleri ile 'bir atışta iki ölü' diyerek hamile kadınları daha doğmamış bebekleriyle katletmekle övünen bir cinnet hali içindedir. Çocukları daha ağzı süt kokan sabileri, onların anne ve babalarını, yaşlı erkekleri tanklarla bombalayarak, üzerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değildir, bunun adı barbarlıktır, eşkıyalıktır, bunun adı devlet terörüdür. Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır. Bilhassa hastaneler, İsrail mezaliminin sembolü olmuştur. Gazze'de hizmet veren neredeyse tüm hastaneler, İsrail'in saldırıları sebebiyle ya yıkıldı ya zarar gördü ya da kullanılamaz hale geldi. Gazze'nin en büyük sağlık tesisleri olan El Ehli Baptist ve Şifa Hastanelerinde yaşanan vahşeti hepimiz takip ettik. Bu hastanelerle ilgili İsrail'in ortaya attığı iddiaların tamamen safsatadan ibaret olduğu anlaşıldı. Ama buna rağmen Akif'in 'tek dişi kalmış canavar' diye tarif ettiği güya medeni dünya, İsrail'in hastanelere yönelik saldırılarını sessizce seyretti. Hatta savaş hukukunun açık ihlali olan hastane saldırılarına 'İsrail'in kendini savunma hakkı' diyerek destek veren ülkeler de gördük. Bu iklimde biz kalbimizle buğz ve dilimizle ifade etmenin yanı sıra, elimizle de üzerimize düşenleri yapmanın gayreti içindeyiz" diye konuştu.

Gazze'deki tek onkoloji hastanesinin vurulması akabinde buradaki kanser hastalarının Türkiye'ye sevkiyle ilgili girişimleri başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aralarında kanser tedavisi görenlerin de yer aldığı toplam 88 hastayı 61 refakatçisiyle birlikte ülkemize getirdik. Biz de perşembe günü kanser hastalarını ziyaret ettik. Acılarını paylaştık, milletimiz adına dualarını almanın bahtiyarlığını yaşadık. Gazze'de mahsur kalan vatandaşlarımızın bir kısmının tahliyesini dün gerçekleştirdik. Diğerleriyle ilgili çabalarımız sürüyor. Biz dayanışmanın gücüne, paylaşmanın bereketine inanan insanlarız. Günümüzde de Türk özlenendir, gözlenendir, mazlum ve mağdurların hamisidir. Türkiye misyonunu nemelazımcılık yaparak değil, başı dara düşenlere kucak açarak yerine getirebilir. Biz de Gazzeli mazlumların imdadına koşarken işte bu misyonun hakkını vermeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

"Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda"

Erdoğan, Batılı ülkelerin Gazze konusundaki tutumuna tepki göstererek, "Türkiye olarak Gazze'de akan kanın durması için seferber olmuşken, Batılı ülkelerin vicdansızlığını yüzümüz kızararak takip ediyoruz. İsrail işgal güçleri, her gün kadın, çocuk, gazeteci, doktor, yaşlı, sivil demeden masumları katlediyor, ama Avrupa'sından Amerika'sına hiçbir ülkeden en küçük bir tepki dahi gelmiyor. Çocuklara, kadınlara ve yaşlılara karşı atom bombası atma tehdidi dahi, modern savaş araçlarının tamamını kullanan İsrail ve onu destekleyen herkes, sadece tarih önünde değil, insanlık vicdanı nezdinde de yargılanacaktır. İspanya gibi bir iki vicdan sahibi ülkeyi dışarıda bırakırsak, Batılı kurum ve kuruluşlar Gazze'den yükselen feryatlara kulaklarını tamamen tıkadılar. Ateşkes sözcüğünü kullanmaktan bile çekinen bir ürkeklikle, daha doğrusu korkaklıkla karşı karşıyayız. Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. Sadece yöneticiler değil, Batılı entelektüeller, basın kuruluşları ve insan hakları örgütleri de aynı şekilde İsrail'i aklamanın peşinde. İsrail yönetimi de Holokost'u Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırıların kalkanı olarak kullanıyor" ifadelerini kullandı.

İsrail'in ateşkes çağrısı dahil her türlü tepkiyi antisemitizm parantezine alarak anında boğmaya çalıştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu Almanya'ya gerçekleştirdiğim son seyahatte bir kez daha üzülerek şahit oldum. Her ne kadar Gazze meselesinde farklı düşünsek de Almanya ile tarihten gelen güçlü dostluğumuza büyük ehemmiyet veriyoruz. 50 milyar doları bulan toplam ticaret hacmiyle en büyük ticaret ortağımız olan Almanya ile her alanda işbirliğimizi güçlendirmekte kararlıyız. Gerek Cumhurbaşkanı Steinmeier gerekse Şansölye Scholz, kendileriyle yaptığım görüşmelerde bu konularda mutabık kaldık. Gazze'deki insani trajedinin engellenmesi ve bölgede kalıcı barışın tesisi yolunda Almanya ile diyalog içinde olmayı sürdüreceğiz" dedi.

"İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz"

İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü Türkiye'nin ne uzak ne yakın geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Hak bildiklerimizi, birilerini rahatsız etse de cesaretle dillendirmemizin sebebi işte budur. Konuşurken rahatım, niye rahatım? Bizim borcumuz yok, ama bunların hepsinin İsrail'e borçları var. Sıkıntıları burada. Asıl utanç verici olay ise Batılı ülkelerin katliamlarına kılıf uydurma noktasında İsrail ile sergilediği yalan kardeşliğidir. Nükleer ve kimyasal silah bahanesiyle Irak'ı işgal edenlerin, İsrail'in yalanlarına arka çıkmasına artık biz de şaşırmıyoruz. Aynı şekilde Irak'ta nükleer silah arayanların, İsrailli bakanların kameralar önünde sarf ettiği atom bombası itirafı karşısında tek cümle kurmamaları da ibretlik bir durumdur. Öyle ki İsrail, nükleer silaha sahip olduğunu açıkça ikrar ve itiraf ediyor. Fakat bu konuda ne BM Güvenlik Konseyi ne Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı herhangi bir inceleme başlatmıyor. Bugün İsrail'e ses çıkarmayanların yarın başka ülkelere söyleyecek hiçbir sözü olamaz. Malumun ilanı olarak gördüğümüz İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Riyad Zirvesi'nde Türkiye'nin gayretleri neticesinde illegal yerleşimcilerin 'terörist' olarak tanımlanması ve savaş suçlarının takibi konularıyla birlikte nükleer silahlar hususunda da önemli kararlar alındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah önümüzdeki dönemde her iki meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğiz. Gazze'deki vahşet karşısında insanlığın vicdanı ve sesi olma görevi şu an Türkiye'nin omuzlarındadır. 15 Kasım'da eşimin öncülüğünde İstanbul'da düzenlenen Filistin İçin Tek Yürek Lider Eşleri Zirvesi bu noktada bir kilometre taşı olmuştur. Acının ve merhametin dili, dini, yoktur. Bu anlayışla Türkiye'ye gelen küresel çağrı metnine imza atan, bu zor zamanda yürekli bir duruş sergileyen tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum. Buradan ülkemizde Gazze'deki katliamlara, Filistin meselesine, Kudüs davasına şaşı bakanlara, hatta kendi akıllarınca istihza ile sulandırmaya çalışanlara hatırlatmak istediğim bir gerçek vardır. Türkiye'nin siyasi ve kültürel sınırları, kendi resmi sınırlarından değil, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne diye ifade edilen çok daha geniş bir hattan başlar" dedi.

"Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek, yarın 'vadedilmiş topraklar' denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gönül coğrafyamızdaki her karış toprak için aynı hissiyatı duyuyoruz. Ne zamanki biz bu coğrafyaları kendi dışımızda görmeye başlarsak, işte o vakit eldeki vatan da tehlikeye düşmüş olur. Dahası bugün Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek, yarın 'vadedilmiş topraklar' denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız. İşte bu sebeple diyoruz ki, Balkanlar'dan Kafkaslara, Karadeniz'den Akdeniz'in doğu kıyılarına kadar dört bir yanımızda yaşanan her hadise bizi doğrudan ilgilendirir. Karabağ'ın gönlümüzdeki yeri ile Gazze'nin gönlümüzdeki yeri aynıdır. Tıpkı Bosna ile Halep, Trablus ile Selanik ile Musul'u ayırt etmediğimiz gibi, kendi kadim şehirlerimizle Kudüs'ü de aynı görüyoruz. Aslında bu vizyona sahip olmayan birtakım sözde aydınlara, siyasetçilere, medya mensuplarına, sosyal medya silahşörlerine ne desek boş olduğunu biliyoruz. Milletimiz bu vizyona sahiptir. Bu hakikatlerin farkındadır. Asırlardır her kritik vakitte olduğu gibi son gelişmeler karşısında da milletimiz duasını ona göre yapmakta, yumruğunu ona göre sıkmakta, gerektiğinde harekete ona göre geçmektedir. Kifayetsiz muhterisleri kendi cehalet, kin, nefret ve kısır hesap bataklıklarıyla baş başa bırakarak Türkiye Yüzyılı'nın inşası yolunda gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"'Bir gece ansızın gelebiliriz' ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir"

Kabine toplantısında terörle mücadeleden ticarete, savunmadan ekonomiye uzanan geniş bir yelpazede gündemlerindeki konuları ele aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör örgütleriyle ve organize suç şebekeleriyle mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Yılbaşından bu yana bir kısmı elebaşı seviyesinde, yaklaşık 2 bin teröristi etkisiz hale getirdik. Döktükleri her damla kanın hesabını teröristlerden misliyle soruyoruz, soracağız. Son terörist ülkemiz için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkarılıncaya kadar, hudutlarımız içinde ve dışında bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör koridorunu, Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiğimiz harekatlarla parçaladık. Pençe harekatlarıyla bölücü örgütü Irak sınırımızdan uzaklaştırdık. Bölücü terör örgütünü palazlandırma girişimlerini yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde yeni operasyonlarla, bu alçak ve sinsi planları da sahiplerinin başlarına geçirmekte kararlıyız. 'Bir gece ansızın gelebiliriz' ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir. buradan bir kez daha vatanımızın bekası, devletimizin bütünlüğü, milletimizin birliği uğrunda can veren aziz şehitlerimizi, son olarak bir üsteğmenimiz şehit oldu, kendisine Rabbimden rahmet diliyorum, tüm yakınlarına sabırlar niyaz ediyorum, bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. Teröristlere nefes aldırmayan ordumuzu, emniyet birimlerimizi, istihbarat teşkilatımızı ve güvenlik korucularımızı tebrik ediyor, Rabbim tüm güvenlik güçlerimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum"

"Fırtına dolayısıyla Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisindeki mürettebatın bulunmasına yönelik arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor"

"Kabine toplantımızda değerlendirdiğimiz konulardan bir diğeri de iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerdi" diyen Erdoğan, "Türkiye olarak iklim değişikliğine bağlı ortaya çıkan çevre sorunlarından tüm dünya gibi biz de olumsuz etkileniyoruz. Son bir iki gündür yaşadığımız seller, fırtınalar ve su baskınları bunlardan sadece bir kısmıdır. Dün neredeyse ülkemizin tamamını etkisi altına alan sağanak yağış, sel ve fırtına sebebiyle 9 insanımız vefat etti. 52 vatandaşımız yaralandı, 11 kardeşimiz için de kayıp ihbarında bulunuldu. İçişleri Bakanımızı afetten en çok etkilenen bölgeye süratle göndererek çalışmaların koordinasyonunu temin ettik. AFAD, Sahil Güvenlik ve diğer birimlerimize bağlı 7 bin personelimizin hızlı müdahalesi neticesinde 110 insanımızı kurtardık. Fırtına dolayısıyla Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisindeki mürettebatın bulunmasına yönelik arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Devletimiz afetzede kardeşlerimizin yanındadır. Zarar tespit çalışmalarımızı hızla tamamladıktan sonra destek ödemelerini de yapacağız. Rabbim ülkemizi milletimizi her türlü afetten muhafaza etsin diyorum" dedi.


AHBAP’ın 'altın' kasasından çıkanlar şoke etti

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Ahbap Derneği soruşturmasında akılalmaz bir detay ortaya çıktı. "Gazze'ye yardım" açıklamasıyla önce dolara, ardından 44 milyon liralık fiziki altına çevrilerek banka kasasına konduğu iddia edilen servetin yerinde yeller esiyor. Tek yetkilisi Haluk Levent olan o gizemli kasa açıldığında içinden sadece ilaç kutuları ve bir kitap çıktı

12.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
AHBAP’ın 'altın' kasasından çıkanlar şoke etti
AHBAP’ın 'altın' kasasından çıkanlar şoke etti
Türkiye gündemini sarsan Ahbap Derneği soruşturmasında adli makamları ve emniyet güçlerini hayrete düşüren yeni bir skandal patlak verdi. Derneğin mal varlıklarını yönetmek üzere atanan kayyum heyeti, polis memurları ve bir kuyumcu bilirkişisi eşliğinde, derneğe ait kiralık bir banka kasasını mercek altına aldı. VakıfBank Feriköy Şubesi'nde bulunan kasanın açılmasıyla, 44 milyon lira değerindeki fiziki altınların ortada olmadığı görüldü.

"Gazze için ödeme" notuyla trafik başladı

Soruşturma dosyasındaki banka kayıtlarına ve yönetim kurulu kararlarına göre şüpheli para trafiği Ocak 2026'da başladı. Ahbap Derneği Yönetim Kurulu, 14 Ocak 2026 tarihinde dernek hesabındaki 44 milyon TL'nin enflasyona karşı korunması amacıyla altına çevrilmesi yönünde bir karar aldı.

Ancak paranın doğrudan altına çevrilmesi yerine dikkat çekici bir yöntem izlendi.

14 Ocak 2026'da dernek hesabından bir döviz bürosuna 44 milyon TL havale edildi. Transfer açıklama kısmına ise "Gazze için elden alınan 1 milyon USD ödemesi" notu düşüldü.

Döviz bürosundan sağlanan 1 milyon dolar nakit olarak, yönetim kurulu kararıyla doğrudan Haluk Levent tarafından fiziken teslim alındı.

İki gün sonra toplanan yönetim kurulu, bu kez teslim alınan 1 milyon dolar ile bir kuyumcudan fiziki altın satın alınmasını kararlaştırdı. Altınları teslim alma yetkisi yine münhasıran Haluk Levent'e verildi.

Tek yetkili Haluk Levent'ti, kasa boş çıktı

Satın alınan fiziki altınların güvenle muhafaza edilmesi amacıyla bankada bir kiralık kasa tutuldu ve kasanın tek anahtarı ile işlem yetkisi Haluk Levent'e devredildi.

Soruşturmayı derinleştiren savcılık talimatıyla, 6 Ağustos tarihinde kiralık kasa; polis, kuyumcu bilirkişisi ve kayyum avukatları huzurunda, video kaydı eşliğinde açıldı. 44 milyon liralık altın zincirinin son halkası olan kasada hiçbir değerli madene rastlanmadı. Kasanın içerisinden yalnızca bir kutu Tylolhot, vitamin hapları, iki kutu ilaç ve bir adet kitap çıktı.

Milyonlarca liralık varlık nerede?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu, "Gazze" açıklamasıyla çekilen, ardından altına dönüştürüldüğü iddia edilen 1 milyon doların ve fiziki altınların akıbetini çözmek için incelemeyi yoğunlaştırdı.

MASAK raporları ve teknik takip çalışmalarında; şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz para hareketleri, şans oyunları ve yasal bahis hesaplarına aktarılan ve kaybedilen yüz milyonlarca liralık tutarlar ile şüpheli tapu devirleri tespit edilmişti. Soruşturma kapsamında aralarında dernek kurucusu Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur'un da bulunduğu çok sayıda zanlı tutuklu bulunurken, adli makamlar bu 44 milyon liralık sırrın kimlerin tasarrufuna geçtiğini belirlemek üzere çalışmalarına devam ediyor.

Giresun'da anne ile 2 kızı sel sularına kapıldı

Giresun'da şiddetli yağış sonrası dere kenarında bulunan bir anne ile 2 kızı sel sularına kapılarak kayboldu

12.08.2026 17:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Giresun'da anne ile 2 kızı sel sularına kapıldı
Giresun'da anne ile 2 kızı sel sularına kapıldı
Giresun'un Görele ilçesi Hamzalı köyünde şiddetli yağış sonrası Zıva Deresi taştı. Dere kenarında bulunan bir anne ile 2 kızı sel sularına kapılarak kayboldu.

Kayıp anne Zekiye Kırca (55) ile kızları Burcu ve Burçin Kırca için AFAD ve jandarma ekipleri bölgede arama kurtarma çalışması başlattı.

Ayşe Bülbül şehit annelerinin sesi oldu

Trabzon’da 9 yıl önce şehit düşen Eren Bülbül’ün annesi Ayşe Bülbül, "Terörsüz Türkiye" süreci ve yeni yasa tartışmalarına sert tepki gösterdi. Ayşe Bülbül, "Evimin kapısını 9 yıldır kilitlemiyorum, teröristlerin serbest kalma ihtimalini asla kabul etmiyorum" dedi

12.08.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Ayşe Bülbül şehit annelerinin sesi oldu
Ayşe Bülbül şehit annelerinin sesi oldu
Trabzon'un Maçka ilçesinde 11 Ağustos 2017'de terör saldırısında şehit düşen 15 yaşındaki Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül, "Terörsüz Türkiye" süreci ve TBMM'de kabul edilen Çerçeve Yasa tartışmalarına ilişkin duygusal bir açıklama yaptı. Acılı anne, 9 yıldır kapısını kilitlemediğini belirterek teröristlerin serbest bırakılması ihtimaline sert tepki gösterdi

Trabzon'un Maçka ilçesinde oğlunun şehit edildiği bölgede basın mensuplarına konuşan Ayşe Bülbül, gözyaşları içinde şunları söyledi:

"9 yıldır kapı kilitlemiyorum. Benim yavrum gelecek diyorum. Yaralıdır, kollarını kaldırıp kapıyı açamaz diyorum. Hâlâ yavrumun geleceğini hissediyorum. Gece hava güzel olduğunda gelip kabrinde oturuyorum. Allah hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın.

Terör olayları bitsin. Kimse neden bitiyor diyemez ama ne şekilde ve nasıl bitecek? Cezaevinde salınacaklar salınırsa benim kırgınlıklarım hayatta bitmez. Bir şehit annesi olarak başka duyumlar alıyorum. İçerdekiler çıkarsa ben bir anne olarak yıkılırım, yıkıldığım yerden kalkamam. Teröristler bırakılırsa ben bir şehit annesi olarak bir daha ayağa kalkamam.

Yavrum, babasının yerine geçti. Kimseyi incitmezdi. Kimseye bir şey yapmadı. 17 kurşuna evladımı şehit verdim. Terör normal şekilde bitsin. Salınmasınlar, yıkılırım. Şehit annesi olarak içerdekiler çıkarsa yıkıldığım yerden, düştüğüm yerden kalkamam."

Ayşe Bülbül, konuşmasında terörün sona ermesini istediğini ancak bunun cezaevindeki terör örgütü mensuplarının salıverilmesi yoluyla gerçekleşmesi halinde acısının asla dinmeyeceğini vurguladı. 9 yıldır kapısını kilitlememesinin nedenini ise oğlunun "yaralı olduğu ve kapıyı açamayacağı" inancına bağladı.


Dinmeyecek bir acı


11 Ağustos 2017'de PKK'lı teröristlerin erzak çaldığı bir evi güvenlik güçlerine gösterirken çıkan çatışmada Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile birlikte şehit olan Eren Bülbül'ün annesi, yıllardır aynı acıyla yaşadığını her fırsatta dile getiriyor. Açıklaması, TBMM Genel Kurulu'nda 11 Ağustos 2026 gecesi 467 oyla kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" (kamuoyunda Çerçeve Yasa) tartışmalarının gölgesinde yapıldı. Yasa, PKK/KCK'nın silah bırakması ve örgütün fiili varlığına son verildiğinin tespiti halinde bazı soruşturma, kovuşturma ve cezaların ertelenmesini öngörüyor.

Ayşe Bülbül'ün bu sözleri, sosyal medyada hızla yayıldı ve birçok kullanıcı tarafından "şehit ailelerinin sesi" olarak paylaşıldı. Acılı anne, daha önce de benzer açıklamalarında terörün gerçekten bitmesi halinde süreci destekleyebileceğini, ancak aldatmaca olması durumunda şehit ailelerinin daha fazla acı çekeceğini belirtmişti.

Gazi Çerçioğlu: “İstemiyorum onun rozetini”

Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Gazi Erdem Çerçioğlu, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Çerçeve Yasa Teklifi’ne “evet” oyu vermesinin ardından tepki gösterdi. Daha önce Özel’den rozet alan Çerçioğlu, rozeti geri iade edeceğini açıkladı

12.08.2026 11:50:00
Haber Merkezi
 
Gazi Çerçioğlu: “İstemiyorum onun rozetini”
Gazi Çerçioğlu: “İstemiyorum onun rozetini”
Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Gazi Erdem Çerçioğlu, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Çerçeve Yasa Teklifi'ne "evet" oyu vermesinin ardından sert tepki gösterdi. Çerçioğlu, daha önce Özel'in kendisine hediye ettiği YENİ Parti rozetini geri iade edeceğini duyurdu.

Çerçeve Yasa görüşmeleri öncesinde Güvenpark'ta eylem yapan gazileri ziyaret eden Özgür Özel, bu sırada Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Erdem Çerçioğlu'na YENİ Parti rozeti takmıştı. Yasanın Meclis'te kabul edilmesinin ardından konuşan Çerçioğlu, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi:

"Sayın Özgür Özel'e söylediğim şey şuydu. Eğer şehit ailelerini, gazileri ağlatacak yasaya 'evet' derseniz size de hakkımız helal değil dedim. Özgür Özel'in şahsını çok sevdiğim için yakasındaki rozeti istemiştim. İstemiyorum onun rozetini falan. Geri iade edeceğim."

Çerçioğlu, açıklamasında Özel'e daha önce yaptığı uyarıyı hatırlatarak, şehit aileleri ve gazileri üzecek bir düzenlemeye destek verilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Rozeti şahsi sempatisi nedeniyle istediğini belirten Çerçioğlu, artık bu rozeti taşımak istemediğini net bir şekilde dile getirdi.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi olarak bilinen Çerçeve Yasa, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında bazı terör suçlarında soruşturma, kovuşturma ve infazların ertelenmesini öngörüyor. Gaziler ve şehit yakınları çevrelerinde yasanın kapsamı nedeniyle tepkilere yol açtığı biliniyor.

Erdem Çerçioğlu'nun açıklaması, yasanın kabulünün ardından gaziler kesiminde yaşanan rahatsızlığı bir kez daha gündeme getirdi.

Taraftar grubu lideri Muzaffer Şirin hakkında adli kontrol kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan taraftar grubu lideri Muzaffer Şirin hakkında "ev hapsi" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulanmasına karar verildi

12.08.2026 00:34:00
AA
 
Taraftar grubu lideri Muzaffer Şirin hakkında adli kontrol kararı
Taraftar grubu lideri Muzaffer Şirin hakkında adli kontrol kararı

Başsavcılığın Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosunca sosyal medya paylaşımları nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan "UltraAslan taraftar grubu lideri Sebahattin Şirin" olarak bilinen Muzaffer Şirin'in emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilen Şirin, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirildi.

Savcılıktaki ifade işlemlerinin ardından şüpheli Şirin, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" ve "ruhsatsız silah ve mermi bulundurma" suçları ile 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un "sosyal medyadaki beyanları ile müsabaka düzeninin bozulması" ve "müsabaka ve seyir alanlarına usulsüz seyirci girişi"ni düzenleyen maddeleri kapsamında "ev hapsi" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol hükümleri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, şüpheli Şirin hakkında "ev hapsi" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol hükümleri uygulanmasına karar verdi.

Soruşturma

Başsavcılığın Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosunca sosyal medya paylaşımları nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında "UltraAslan taraftar grubu lideri Sebahattin Şirin" olarak bilinen Muzaffer Şirin hakkında, 6222 sayılı Kanun'un 14 ve 15. maddelerinde düzenlenen "spor alanlarında yasaklı eylemler ve spor müsabakalarıyla bağlantılı suçlar" ile "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak veya bulundurmak", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından gözaltı kararı verilmişti.

Şirin, polis ekiplerince gözaltına alınmıştı. 

Sermayeye kalkan, işçiye barikat!

Ankara Valiliği, kentte 15 gün süreyle eylem ve etkinlik yasağı uygulanmasına karar verdi

11.08.2026 19:51:00
Haber Merkezi
 
Sermayeye kalkan, işçiye barikat!
Sermayeye kalkan, işçiye barikat!
Ankara Valiliği, kentte 15 gün süreyle eylem ve etkinlik yasağı uygulanmasına karar verdi. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin Ankara'daki eyleminde gözaltına alınan madenciler ise gece saatlerinde serbest bırakıldı.

Bağımsız Maden İş Sendikası ise bugün saat 11.00'de yeniden Enerji Bakanlığı önünde olacaklarını duyurmuştu.

Ankara Valiliği, kent genelinde 15 gün süreyle tüm eylem ve etkinlikleri yasaklayarak, anayasal bir hak olan barışçıl protestoları engellemiş ve haklarını arayan madencilerin sesini bastırmayı seçmiştir.

Aylardır maaşlarını ve tazminatlarını alamayan Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçileri, bizzat iktidarın bakanlıklarının garantörlüğünde verilen sözlerin tutulmaması üzerine başkente gelmiş, ancak siyasi irade işçinin alın terini korumak yerine sermayeyi koruma refleksini devreye sokmuştur.

Neler Oluyor?



Yıldızlar SSS Holding bünyesinde çalışan işçiler, uzun süredir ödenmeyen ücretleri ve tazminatları için aylardır direniyor. Nisan ayında bizzat Çalışma ve Enerji bakanlıklarının arabuluculuğuyla sözleşmeler imzalanmış, "Temmuz ayına kadar ödeme yapılmazsa devlet el atacak" taahhüdünde bulunulmuştu. Ancak şirket en son 6 Ağustos olarak duyurduğu ödeme sözünü de tutmadı.

Devlet kurumlarının verdiği sözlerin arkasında durmaması üzerine, Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde madenciler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne yürüdü. Metro çıkışında polis ablukasıyla karşılaşan 100'e yakın madenci ve sendika yöneticisi işkencevari yöntemlerle gözaltına aldı.

Emniyet güçleri, madencilere yönelik sert müdahaleyi gizlemek amacıyla kalkanlarını kaldırarak basın mensuplarının görüntü almasını engelledi. Gece saatlerinde serbest bırakılan işçiler bugün saat 11.00'de yeniden bakanlık önüne çıkacaklarını ilan edince, apar topar 15 günlük genel eylem yasağı devreye sokuldu.

Madenci aç, patron koruma altında!



İktidarın ekonomi ve çalışma politikaları, işçinin canı ve emeği pahasına holding çıkarlarını önceleyen bir yapıyı gözler önüne sermektedir. Bizzat Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar'ın geçmişte bu şirket için "Nereye gitse problem, işçinin parasını ödemiyor" itirafında bulunmasına rağmen, devlete ait yüzlerce maden ruhsatı hâlâ bu holdingin elinde tutulmakta ve şirkete yeni kömür teşvikleri verilmeye devam edilmektedir.

Hak ihlali yapan, işçinin rızkına el koyan holding yöneticilerine yönelik hiçbir adli süreç ya da yaptırım uygulanmazken; yerin yüzlerce metre altında ömrünü çürüten madenciler haklarını aradıklarında karşılarında devletin copunu, kalkanını ve valilik yasaklarını bulmaktadır.



Bakanlık masalarında işçiye söz verip imza atan siyasi irade, holding taahhütlerini çiğnediğinde adeta "buharlaşmakta" ve sorumluluk almaktan kaçmaktadır.

Ankara Valiliği'nin aldığı bu antidemokratik yasak kararı, "bölge düzenini koruma" bahanesine sığınarak anayasal örgütlenme ve protesto hakkını fiilen askıya almaktır.

Bu düzen; holdinglerin serbestçe işçi sömürdüğü, iktidarın bu sömürüye teşviklerle göz yumduğu, hak arayan emekçinin ise sesinin valilik kararnameleri ve polis barikatlarıyla kısıldığı açık bir emek düşmanlığı tablosudur.

İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı

İstanbul'un 18 ilçesinde sokak çetelerine yönelik son 1 ayda düzenlenen operasyonlarda 217 şüpheli yakalanırken, 133 tabanca, 2 av tüfeği ve el yapımı 2 patlayıcı ve mühimmat parçaları ele geçirildi

11.08.2026 11:31:00
İHA
 
İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı
İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar doğrultusunda, İstanbul'da eylemlerini artıran silahlı suç örgütlerine yönelik çalışmalarını genişleten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, söz konusu çetelere yönelik son bir aylık operasyon bilançosunu açıkladı, ele geçen mühimmatları emniyette sergiledi.

Kişilerden maddi menfaat temini için iş yerlerine silahlı saldırı düzenleyen, yağmaya teşebbüsünde bulunan, silah imalatı, ticareti ve kaçakçılığı yapan kişilere yönelik Avcılar, Ataşehir, Bağcılar, Başakşehir, Çekmeköy, Esenyurt, Fatih, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Maltepe, Sarıyer, Sultanbeyli, Sultangazi, Şişli, Tuzla ve Zeytinburnu ilçelerinde gerçekleştirilen operasyonlarda, 44 olaya karışmakla suçlanan 217 şüphelinin yakalandığı duyuruldu.

İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, son yıllarda ortaya çıkan yeni nesil suç çeteleri olarak tabir edilen zanlıların ev ve işyerlerindeki aramalarda ise 133 tabanca, 2 av tüfeği, 2 el yapımı patlayıcı, 68 mermi ve 2 bin 851 silah mekanizması ele geçirildiği açıklandı.

Adli makamlara sevk edilen 217 şüpheliden 15'inin adli makamlarca serbest bırakıldığı, 39'u hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandığı kaydedilirken, 161 zanlının ise tutuklanarak cezaevine gönderildiği aktarıldı.

Öte yandan soruşturmalarda ele geçen suç unsurları, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Fatih'teki Vatan Yerleşkesinde sergilendi.

Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da



 
Bursa'daki Safa Camisi açılıp kapanabilen kubbesiyle dikkati çekiyor.

11.08.2026 11:16:00
AA
 
Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da
Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde 2013 yılında ibadete açılan Safa Camisi, açılıp kapanan kubbesiyle ilgi çekiyor. Beşevler Mahallesi'nde bin 250 metrekarelik alanda, mini bir külliye olarak inşa edilen ve konferans salonu ile sportif alanlara da sahip 900 kişilik cami, Bursa'nın yanı sıra farklı kentlerden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.



Kubbe kısmının 120 metrekarelik bölümü uzaktan kumanda sistemiyle açılıp kapanan camide avize bulunmuyor, cami içi led ampullerle aydınlatılıyor.

İşte madde madde yeni takvim

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen ve "Terörsüz Türkiye" hedefiyle hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", TBMM Genel Kurulunda yapılan 12 saatlik tarihi mesainin ardından 467 kabul oyuyla yasalaştı. Geniş bir siyasi mutabakatla kabul edilen bu dönüm noktası niteliğindeki kanunun ardından, uygulamanın hayata geçirilmesi için bürokratik ve hukuki takvim işlemeye başlıyor

11.08.2026 10:50:00
Haber Merkezi
 
İşte madde madde yeni takvim
İşte madde madde yeni takvim
Meclis Genel Kurulundaki oylama sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, Türkiye'nin terör unsurlarından tamamen arındırılmasını hedefleyen yasanın yürürlük ve uygulama aşamaları netleşti. Yasama sürecinin tamamlanmasının ardından hem Ankara bürokrasisinde hem de yargı mekanizmasında kritik adımlar atılacak. İşte Resmi Gazete yayımından başvuru sürelerine kadar adım adım işleyecek o takvim:

1. Cumhurbaşkanı onayı ve Resmi Gazete yayımı

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 12 maddelik kanun metni, ilk olarak Meclis Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayına sunulacak. Cumhurbaşkanı'nın anayasal inceleme ve onay sürecinin ardından kanun, yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete'de yayımlanacak.

2. Üst kurulun oluşturulması ve takip süreci

Yasanın Resmi Gazete'de yayımlanmasının hemen ardından, yasa kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasını takip edecek koordinasyon kurulu kurulacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında toplanacak bu kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yer alacak. Eş zamanlı olarak Meclis bünyesinde bir İzleme Komisyonu hayata geçirilecek.

3. Silah teslimi ve MGK teyit kararı

Yasadaki yargısal kolaylıklar ve erteleme mekanizmalarının devreye girebilmesi için en kritik aşamayı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı oluşturuyor. PKK/KCK terör örgütünün fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespitin ardından MGK'nın teyit kararı Resmi Gazete'de yayımlanacak ve takvimin hukuki uygulama aşaması resmen tetiklenecek.

4. 6 aylık başvuru süresi başlayacak

MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, kanundan yararlanmak isteyen örgüt üyeleri için 6 aylık başvuru süresi işlemeye başlayacak. Şartları taşıyan kişiler, bu süre zarfında bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurulan özel mercilere yazılı başvuru yapmak zorunda olacak.

5. Silah ve envanter kayıt dönemi

Süreç içinde teslim olan ya da getirilen örgüt mensuplarının beraberinde bulundurdukları veya beyan ettikleri tüm silah, mühimmat, patlayıcı madde ve araç-gereçler güvenlik birimlerince kayıt altına alınacak.

6. Yargısal erteleme ve tedbirlerin değerlendirilmesi

MGK kararının ilanından sonraki dönemde, kanun kapsamına giren suçlarla ilgili yargı takvimi şu şekilde ilerleyecek:

• Kapsama giren suçlara yönelik soruşturma ve kovuşturmalar ertelenecek.

• Devam eden tutuklama ve adli kontrol tedbirleri ilgili mahkemeler, bölge adliye mahkemeleri veya Yargıtay tarafından hızla değerlendirilerek koşulları uyanların tedbirleri kaldırılacak.

• Üst mahkemelerde incelemede olan dosyalar hakkında erteleme hükümleri gereğince bozma kararları verilecek.

7. 5 ve 10 yıllık denetim ve erteleme süreci

Haklarında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunan ve kapsam dahilinde yer alan kişilerin cezalarının infazı, infaz hakimliği kararıyla ertelenecek. Bu noktada ceza miktarına göre ikili bir takvim uygulanacak:

• 15 yıl veya daha az hapis cezası alanların infazı 5 yıl süreyle ertelenecek.

• 15 yıldan fazla, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların infazı ise 10 yıl süreyle ertelenecek.

• (Kasten öldürme suçları ve 1 Haziran 2005 öncesi işlenen ağır müebbetlik suçlar bu takvimin tamamen dışındadır).

8. Dosyaların kapatılması veya iptal süreci

Erteleme süresi boyunca ceza zamanaşımı işlemeyecek ve süreç Cumhuriyet başsavcılıklarınca yakından takip edilecek. 5 veya 10 yıllık erteleme süreleri yeni bir terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde, dosyalar hakkında "kovuşturmaya yer olmadığı" ya da "düşme" kararı verilerek cezalar infaz edilmiş sayılacak. Ancak erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenirse erteleme kararı kaldırılarak yargılamalara ve cezaların infazına kalındığı yerden devam edilecek.

Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor

Kanal İstanbul güzergahında inşa edilen ilk köprü olan Sazlıdere Köprüsü'nde çalışmalar gece saatlerinde de tüm hızıyla devam ediyor

11.08.2026 09:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor
Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor
Kanal İstanbul güzergahında inşa edilen ilk köprü olan Sazlıdere Köprüsü'nde çalışmalar gece saatlerinde de tüm hızıyla devam ediyor. Arnavutköy Sazlıbosna'da bulunan dev şantiye, gece karanlığında projektörlerle adeta gündüze dönerken, 196 metre yüksekliğindeki iki kulesi, yerleştirilen tabliyeleri ve gerilen eğik askı halatlarıyla köprü havadan görüntülendi.

Sazlıdere Barajı'nın güneyinde yükselen köprüde gece saatlerinde şantiyenin farklı noktalarındaki yoğun aydınlatma dikkat çekiyor. Havadan çekilen görüntülerde kulelerin çevresindeki çalışma platformları, vinçler, tabliye imalatları ve köprü güzergâhındaki şantiye faaliyetleri ışıklar altında net şekilde görülürken, köprünün çevresindeki karanlık arazi içerisinde yükselen aydınlık yapı İstanbul'un gece siluetine farklı bir görüntü kazandırıyor.



Kuzey Marmara Otoyolu'nun Başakşehir-Nakkaş kesiminin en önemli yapısı olan Sazlıdere Köprüsü'nde iki adet diamond yani elmas geometrisindeki kulenin imalatı tamamlandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 1 Temmuz 2026'da yapılan açıklamaya göre doğu ve batıdaki kuleler 196 metre yüksekliğe ulaştı ve proje genelindeki fiziksel ilerleme yüzde 80'in üzerine çıktı. Gece köprünün her iki tarafındaki çalışma ışıkları, beyaz renkteki eğik askı halatlarını ve betonarme kuleleri a daha belirgin hale getiriyor. Karanlıkta ışıklandırılan köprü, çevresindeki Sazlıdere havzası ve uzakta görülen İstanbul yerleşimleriyle birlikte dikkat çekici görüntüler oluşturuyor. Gece boyunca devam eden çalışmalar, dev köprünün gündüz olduğu kadar gece de ne kadar büyük bir şantiye alanına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

440 metrelik ana açıklık

Sazlıdere Köprüsü, tamamlandığında ana açıklığı 440 metre olan gergin eğik askılı bir köprü olacak. Ana açıklığın iki yanında 210'ar metrelik yan açıklıklar bulunacak. Bu bölümlerle köprünün toplam uzunluğu 860 metreye ulaşacak. Yaklaşım viyadükleri de eklendiğinde toplam uzunluk 1 kilometre 618 metre olacak. Köprü 46 metre genişliğinde ve 4 gidiş, 4 geliş olmak üzere toplam 8 şeritli olarak tasarlandı. Köprüde toplam 136 eğik askı halatı ve bu halatların bağlanacağı 272 ankraj bulunacak. Elmas geometrisindeki kule tasarımı sayesinde köprü ayaklarının kanal kesitine etkisinin azaltılması hedefleniyor.

İstanbul'un en yüksek ikinci köprüsü

Sazlıdere Köprüsü, kule yüksekliği bakımından İstanbul'un en yüksek ikinci köprüsü olacak. Köprünün kuleleri 196 metreye ulaşırken, İstanbul'un mevcut en yüksek köprüsü Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün kule yüksekliği yaklaşık 330 metre. Diğer köprüler ile Karşılaştırıldığında Sazlıdere Köprüsü'nün 196 metrelik kuleleri, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün denizden 165 metre yüksekliğindeki kulelerini de geride bırakacak. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün kule yüksekliği ise yaklaşık 110 metre seviyesinde bulunuyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.