logo
30 TEMMUZ 2026

Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek yarın vaat edilmiş topraklar denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız" dedi.

20.11.2023 19:45:00 / Güncelleme: 21.11.2023 11:04:10
İHA
 
Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı
Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. İsrail yönetimi de Holokost'u, Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırılarının kalkanı olarak kullanıyor. İsrail, 'ateşkes çağrısı' dahil her türlü tepkiyi 'antisemitizm' parantezine alarak anında boğmaya çalışıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası Millete Sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. 72 yıl sonra Almanya'yı Berlin'de yenen A Milli Takımı'nı kutladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millerimizin 2024 Avrupa Şampiyonası'nda bizlere yeni zaferler tattıracaklarına inanıyorum. Türkiye yüzyılının inşası için verdiğimiz mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Son toplantımızdan bu yana içeride ve dışarıda birçok etkinliğe, zirveye, görüşmeye, açılış törenine iştirak ettik. Kazakistan'ın ev sahipliğinde Astana'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı'nın 10. zirvesinde Türk dünyası olarak birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı bir kez daha perçinledik" dedi.

"Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz"

Kıbrıs'ın teşkilata gözlemci üye olmasının tarihi bir adım olduğunu belirten Erdoğan, "Geçen hafta 40. yıl dönümünü kutlayan Kıbrıs'ın 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı'nı tekrar tebrik ediyorum. Enerjiden güvenliğe, savunmadan altyapı yatırımlarına kadar attığımız adımlarla ana vatan ve yavru vatan arasındaki bağların daha da kuvvetlenmesini sağlıyoruz. Zaman, verdiği sözlerin hilafına dayanarak Kıbrıs Türklerini cezalandıran AB'nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Maruz kaldığımız onca haksızlığa rağmen adil ve kalıcı çözüm irademizi muhafaza ediyoruz. Bunun yolunun da Kıbrıs Türklerinin eşit egemenliğinin teyit edilmesinden geçtiği kanaatindeyiz. Tabii burada bir hususu ifade etmekte fayda görüyorum. Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz" açıklamasını yaptı.

"Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir"

Kimi Batılı güçlerin Karabağ Savaşı'yla birlikte bölgede artık yepyeni bir dönemin başladığını halen idrak edemediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ermenistan'ı, yıllarca bu coğrafyada yaşayan tüm insanların acıları, sıkıntıları ve kavgaları üzerinden kendilerine rant devşirenler aslında en büyük zararı Ermenilere verdiler. Gerçekleşmesi mümkün olmayan ham hayalleri körükleyerek, Ermenileri istismar ettiler, kullandılar, güvensizliğe mahkum ettiler. Bu gerçeği artık Ermenistan'ın görmesi ve kabullenmesi gerekiyor. Ermeni halkının ve yöneticilerinin güvenliği binlerce kilometre ötede değil, komşularıyla barışta ve iş birliğinde aramaları daha doğru olacaktır. Batılı ülkeler tarafından gönderilen hiçbir silah ve mühimmat, kalıcı barış ortamının sağlayacağı huzurun yerini tutamaz. Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir. Buradan bir kez daha Ermenistan'a Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzattığı barış elini tutması çağrısında bulunuyorum. Türkiye olarak bizim de Azerbaycan'la iş birliği içinde sürecin başarısı için gerekli adımları atmaya hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" diye konuştu.

"Bundan 60 yıl önce Devrim otomobili projesini garaja mahkum eden zihniyetin günümüzdeki uzantılarını hüsrana uğrattık"

Kazakistan dönüşü açılışını yaptıkları Ford Otosan Yeniköy Fabrikası'nın toplam 3 bin 500 kişiye istihdam kapısı olan önemli bir yatırım olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Orada bir kez daha gördük ki otomotiv sektörümüz Türk ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 9 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdiğimiz bu sektörde dünyanın 13'üncü en büyük otomotiv üreticisi konumundayız. Ancak Türkiye dünyanın otomotiv ihracatçılarından biri olmasına rağmen maalesef uzun yıllar kendi yerli ve milli markasına sahip değildi. Togg üretimi ve satışa başlamasıyla yeni gelişen elektrikli araçlar alanında kendi markamızla küresel rekabetteki yerimizi aldık. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu projenin hayata geçmesiyle Türk araba yapamaz diyenleri, fabrikada üretim bandı yok diyenleri, bu araç satılmaz, vatandaş bunu almaz diyenleri, yani bundan 60 yıl önce Devrim otomobili projesini garaja mahkum eden zihniyetin günümüzdeki uzantılarını hüsrana uğrattık. Birilerinin müstehzi bir edayla 'Bunun fabrikası nerede?' diyerek aklınca dalga geçtiği Togg, şimdiye kadar 12 bine yakın teslimat yaptı. Üretim bandından inen ve teslim edilen araç sayısı günden güne artıyor. Geçen yıl dünyada 14 milyon elektrikli araç satıldığı düşünüldüğünde bu yarışa nasıl isabetli bir zamanda dahil olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Kocaeli'nden baba ocağımız Rize'ye geçtik. Rize'de bakanlıklarımız ve belediyelerimizin tamamladığı toplam yatırım bedeli 2 milyar 886 milyon lira olan eser, proje ve hizmetlerin resmi açılışını gerçekleştirdik. Ve turizmine ve ulaşımına çok büyük katkı yapacak 36, 7 kilometre uzunluğundaki Ayder yolunun temelini de bu vesileyle attık. Gerek hizmete verdiğimiz gerekse temelini attığımız tüm bu yatırımların Rize ve Karadeniz bölgemize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

"'Türkiye Yüzyılı'na nefes' sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese, milletimin her bir mensubuna teşekkür ediyorum"

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın 8-9 Kasım tarihlerindeki 16'ncı zirvesi vesilesiyle gittiği Taşkent'te Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in yanı sıra katılımcı ülkelerin liderleriyle bir araya geldiklerini, İran ve Pakistan'la birlikte 1992 yılında kurulan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın kurumsal kapasitesini güçlendirmeye devam edeceklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vefatının 85'inci seney-i devriyesi olan 10 Kasım'da hem Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal'i hem de kahraman silah arkadaşlarını bir kez daha saygıyla yad ettik. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulumuzun anma toplantısında ülkemizin geçmişten bugüne serancamını ve cumhuriyet dönemini değerlendirme imkanı bulduk. Her yıl Milli Ağaçlandırma Günü olarak kutladığımız 11 Kasım'ı bu sene de ülkemiz genelinde bir ağaçlandırma seferberliğine dönüştürdük. Milli Ağaçlandırma Günü'nde Türkiye'nin 2023 farklı noktasında 5 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Ayrıca her bir ilimizde '100. Yıl Cumhuriyet Ormanları'nın kuruluşunu gerçekleştirdik. Bu tablo küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin tüm insanlığın bekasını tehdit eder boyutlara ulaştığı bir dönemde ayrıca anlamlıdır. Önümüzdeki dönemde havanın, suyun, toprağın, ağacın ve varisi olduğumuz bütün güzelliklerin korunması için daha çok çalışacağız. 'Türkiye Yüzyılı'na nefes' sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese, milletimin her bir mensubuna teşekkür ediyorum. Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sosyal güvenlik sistemini kazandırdık. Sosyal devlet alanında da kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Geçen hafta açılışını yaptığımız Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri bunun örneklerinden biri. İnşaat alanı 146 bin metrekareyi bulan yatay mimari tarzında inşa edilen 23 bloğu, camisi, kilise ve havrasıyla gerçekten mükemmel bir eseri ülkemize kazandırdık" dedi.

"Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa çok açık söylüyorum ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan bir beşinci kol elemanıdır"
Türkiye olarak sadece sınırlar içinde değil, yurt dışında da mazlumun, zulme, baskıya uğrayanların yanında olduklarını ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

"Türkistan'dan Afganistan'a, Balkanlar'dan Afrika'ya kadar nerede gözü yaşlı, gönlü kırık kimse varsa Türkiye'nin şefkat eli oradadır. Filistin'deki mazlumların acısı nasıl bizim acımızsa Uygur kardeşlerimizin, Ahıska Türkü, Kırım Tatarı, Kerkük Türkmeni kardeşlerimizin sıkıntısı da aynı şekilde bizim sıkıntımızdır. Hiçbir ayrım yapmadan hepsiyle yakından ilgileniyoruz. Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa çok açık söylüyorum ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan bir beşinci kol elemanıdır. Türkiye'nin soydaş ve akraba topluluklara yönelik hassasiyeti zirveye bizim dönemimizde çıkmıştır. Bundan sonra da her daim soydaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. İsrail suyunu, yakıtını, elektriğini, iletişimi komple keserek Gazze halkını öldürmekle kalmıyor, hastaneleri de bombalayarak Gazzelilerin direniş azmini kırmaya çalışıyor."

"Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır"

"Gazze'de 7 Ekim'den beri tam anlamıyla vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgalinde, 2. Dünya Savaşı'nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık sergilenmektedir" diyen Erdoğan, "İsrail yönetimi, askeri ve silahlı sivilleri ile 'bir atışta iki ölü' diyerek hamile kadınları daha doğmamış bebekleriyle katletmekle övünen bir cinnet hali içindedir. Çocukları daha ağzı süt kokan sabileri, onların anne ve babalarını, yaşlı erkekleri tanklarla bombalayarak, üzerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değildir, bunun adı barbarlıktır, eşkıyalıktır, bunun adı devlet terörüdür. Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır. Bilhassa hastaneler, İsrail mezaliminin sembolü olmuştur. Gazze'de hizmet veren neredeyse tüm hastaneler, İsrail'in saldırıları sebebiyle ya yıkıldı ya zarar gördü ya da kullanılamaz hale geldi. Gazze'nin en büyük sağlık tesisleri olan El Ehli Baptist ve Şifa Hastanelerinde yaşanan vahşeti hepimiz takip ettik. Bu hastanelerle ilgili İsrail'in ortaya attığı iddiaların tamamen safsatadan ibaret olduğu anlaşıldı. Ama buna rağmen Akif'in 'tek dişi kalmış canavar' diye tarif ettiği güya medeni dünya, İsrail'in hastanelere yönelik saldırılarını sessizce seyretti. Hatta savaş hukukunun açık ihlali olan hastane saldırılarına 'İsrail'in kendini savunma hakkı' diyerek destek veren ülkeler de gördük. Bu iklimde biz kalbimizle buğz ve dilimizle ifade etmenin yanı sıra, elimizle de üzerimize düşenleri yapmanın gayreti içindeyiz" diye konuştu.

Gazze'deki tek onkoloji hastanesinin vurulması akabinde buradaki kanser hastalarının Türkiye'ye sevkiyle ilgili girişimleri başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aralarında kanser tedavisi görenlerin de yer aldığı toplam 88 hastayı 61 refakatçisiyle birlikte ülkemize getirdik. Biz de perşembe günü kanser hastalarını ziyaret ettik. Acılarını paylaştık, milletimiz adına dualarını almanın bahtiyarlığını yaşadık. Gazze'de mahsur kalan vatandaşlarımızın bir kısmının tahliyesini dün gerçekleştirdik. Diğerleriyle ilgili çabalarımız sürüyor. Biz dayanışmanın gücüne, paylaşmanın bereketine inanan insanlarız. Günümüzde de Türk özlenendir, gözlenendir, mazlum ve mağdurların hamisidir. Türkiye misyonunu nemelazımcılık yaparak değil, başı dara düşenlere kucak açarak yerine getirebilir. Biz de Gazzeli mazlumların imdadına koşarken işte bu misyonun hakkını vermeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

"Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda"

Erdoğan, Batılı ülkelerin Gazze konusundaki tutumuna tepki göstererek, "Türkiye olarak Gazze'de akan kanın durması için seferber olmuşken, Batılı ülkelerin vicdansızlığını yüzümüz kızararak takip ediyoruz. İsrail işgal güçleri, her gün kadın, çocuk, gazeteci, doktor, yaşlı, sivil demeden masumları katlediyor, ama Avrupa'sından Amerika'sına hiçbir ülkeden en küçük bir tepki dahi gelmiyor. Çocuklara, kadınlara ve yaşlılara karşı atom bombası atma tehdidi dahi, modern savaş araçlarının tamamını kullanan İsrail ve onu destekleyen herkes, sadece tarih önünde değil, insanlık vicdanı nezdinde de yargılanacaktır. İspanya gibi bir iki vicdan sahibi ülkeyi dışarıda bırakırsak, Batılı kurum ve kuruluşlar Gazze'den yükselen feryatlara kulaklarını tamamen tıkadılar. Ateşkes sözcüğünü kullanmaktan bile çekinen bir ürkeklikle, daha doğrusu korkaklıkla karşı karşıyayız. Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. Sadece yöneticiler değil, Batılı entelektüeller, basın kuruluşları ve insan hakları örgütleri de aynı şekilde İsrail'i aklamanın peşinde. İsrail yönetimi de Holokost'u Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırıların kalkanı olarak kullanıyor" ifadelerini kullandı.

İsrail'in ateşkes çağrısı dahil her türlü tepkiyi antisemitizm parantezine alarak anında boğmaya çalıştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu Almanya'ya gerçekleştirdiğim son seyahatte bir kez daha üzülerek şahit oldum. Her ne kadar Gazze meselesinde farklı düşünsek de Almanya ile tarihten gelen güçlü dostluğumuza büyük ehemmiyet veriyoruz. 50 milyar doları bulan toplam ticaret hacmiyle en büyük ticaret ortağımız olan Almanya ile her alanda işbirliğimizi güçlendirmekte kararlıyız. Gerek Cumhurbaşkanı Steinmeier gerekse Şansölye Scholz, kendileriyle yaptığım görüşmelerde bu konularda mutabık kaldık. Gazze'deki insani trajedinin engellenmesi ve bölgede kalıcı barışın tesisi yolunda Almanya ile diyalog içinde olmayı sürdüreceğiz" dedi.

"İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz"

İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü Türkiye'nin ne uzak ne yakın geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Hak bildiklerimizi, birilerini rahatsız etse de cesaretle dillendirmemizin sebebi işte budur. Konuşurken rahatım, niye rahatım? Bizim borcumuz yok, ama bunların hepsinin İsrail'e borçları var. Sıkıntıları burada. Asıl utanç verici olay ise Batılı ülkelerin katliamlarına kılıf uydurma noktasında İsrail ile sergilediği yalan kardeşliğidir. Nükleer ve kimyasal silah bahanesiyle Irak'ı işgal edenlerin, İsrail'in yalanlarına arka çıkmasına artık biz de şaşırmıyoruz. Aynı şekilde Irak'ta nükleer silah arayanların, İsrailli bakanların kameralar önünde sarf ettiği atom bombası itirafı karşısında tek cümle kurmamaları da ibretlik bir durumdur. Öyle ki İsrail, nükleer silaha sahip olduğunu açıkça ikrar ve itiraf ediyor. Fakat bu konuda ne BM Güvenlik Konseyi ne Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı herhangi bir inceleme başlatmıyor. Bugün İsrail'e ses çıkarmayanların yarın başka ülkelere söyleyecek hiçbir sözü olamaz. Malumun ilanı olarak gördüğümüz İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Riyad Zirvesi'nde Türkiye'nin gayretleri neticesinde illegal yerleşimcilerin 'terörist' olarak tanımlanması ve savaş suçlarının takibi konularıyla birlikte nükleer silahlar hususunda da önemli kararlar alındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah önümüzdeki dönemde her iki meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğiz. Gazze'deki vahşet karşısında insanlığın vicdanı ve sesi olma görevi şu an Türkiye'nin omuzlarındadır. 15 Kasım'da eşimin öncülüğünde İstanbul'da düzenlenen Filistin İçin Tek Yürek Lider Eşleri Zirvesi bu noktada bir kilometre taşı olmuştur. Acının ve merhametin dili, dini, yoktur. Bu anlayışla Türkiye'ye gelen küresel çağrı metnine imza atan, bu zor zamanda yürekli bir duruş sergileyen tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum. Buradan ülkemizde Gazze'deki katliamlara, Filistin meselesine, Kudüs davasına şaşı bakanlara, hatta kendi akıllarınca istihza ile sulandırmaya çalışanlara hatırlatmak istediğim bir gerçek vardır. Türkiye'nin siyasi ve kültürel sınırları, kendi resmi sınırlarından değil, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne diye ifade edilen çok daha geniş bir hattan başlar" dedi.

"Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek, yarın 'vadedilmiş topraklar' denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gönül coğrafyamızdaki her karış toprak için aynı hissiyatı duyuyoruz. Ne zamanki biz bu coğrafyaları kendi dışımızda görmeye başlarsak, işte o vakit eldeki vatan da tehlikeye düşmüş olur. Dahası bugün Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek, yarın 'vadedilmiş topraklar' denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız. İşte bu sebeple diyoruz ki, Balkanlar'dan Kafkaslara, Karadeniz'den Akdeniz'in doğu kıyılarına kadar dört bir yanımızda yaşanan her hadise bizi doğrudan ilgilendirir. Karabağ'ın gönlümüzdeki yeri ile Gazze'nin gönlümüzdeki yeri aynıdır. Tıpkı Bosna ile Halep, Trablus ile Selanik ile Musul'u ayırt etmediğimiz gibi, kendi kadim şehirlerimizle Kudüs'ü de aynı görüyoruz. Aslında bu vizyona sahip olmayan birtakım sözde aydınlara, siyasetçilere, medya mensuplarına, sosyal medya silahşörlerine ne desek boş olduğunu biliyoruz. Milletimiz bu vizyona sahiptir. Bu hakikatlerin farkındadır. Asırlardır her kritik vakitte olduğu gibi son gelişmeler karşısında da milletimiz duasını ona göre yapmakta, yumruğunu ona göre sıkmakta, gerektiğinde harekete ona göre geçmektedir. Kifayetsiz muhterisleri kendi cehalet, kin, nefret ve kısır hesap bataklıklarıyla baş başa bırakarak Türkiye Yüzyılı'nın inşası yolunda gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"'Bir gece ansızın gelebiliriz' ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir"

Kabine toplantısında terörle mücadeleden ticarete, savunmadan ekonomiye uzanan geniş bir yelpazede gündemlerindeki konuları ele aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör örgütleriyle ve organize suç şebekeleriyle mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Yılbaşından bu yana bir kısmı elebaşı seviyesinde, yaklaşık 2 bin teröristi etkisiz hale getirdik. Döktükleri her damla kanın hesabını teröristlerden misliyle soruyoruz, soracağız. Son terörist ülkemiz için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkarılıncaya kadar, hudutlarımız içinde ve dışında bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör koridorunu, Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiğimiz harekatlarla parçaladık. Pençe harekatlarıyla bölücü örgütü Irak sınırımızdan uzaklaştırdık. Bölücü terör örgütünü palazlandırma girişimlerini yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde yeni operasyonlarla, bu alçak ve sinsi planları da sahiplerinin başlarına geçirmekte kararlıyız. 'Bir gece ansızın gelebiliriz' ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir. buradan bir kez daha vatanımızın bekası, devletimizin bütünlüğü, milletimizin birliği uğrunda can veren aziz şehitlerimizi, son olarak bir üsteğmenimiz şehit oldu, kendisine Rabbimden rahmet diliyorum, tüm yakınlarına sabırlar niyaz ediyorum, bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. Teröristlere nefes aldırmayan ordumuzu, emniyet birimlerimizi, istihbarat teşkilatımızı ve güvenlik korucularımızı tebrik ediyor, Rabbim tüm güvenlik güçlerimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum"

"Fırtına dolayısıyla Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisindeki mürettebatın bulunmasına yönelik arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor"

"Kabine toplantımızda değerlendirdiğimiz konulardan bir diğeri de iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerdi" diyen Erdoğan, "Türkiye olarak iklim değişikliğine bağlı ortaya çıkan çevre sorunlarından tüm dünya gibi biz de olumsuz etkileniyoruz. Son bir iki gündür yaşadığımız seller, fırtınalar ve su baskınları bunlardan sadece bir kısmıdır. Dün neredeyse ülkemizin tamamını etkisi altına alan sağanak yağış, sel ve fırtına sebebiyle 9 insanımız vefat etti. 52 vatandaşımız yaralandı, 11 kardeşimiz için de kayıp ihbarında bulunuldu. İçişleri Bakanımızı afetten en çok etkilenen bölgeye süratle göndererek çalışmaların koordinasyonunu temin ettik. AFAD, Sahil Güvenlik ve diğer birimlerimize bağlı 7 bin personelimizin hızlı müdahalesi neticesinde 110 insanımızı kurtardık. Fırtına dolayısıyla Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisindeki mürettebatın bulunmasına yönelik arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Devletimiz afetzede kardeşlerimizin yanındadır. Zarar tespit çalışmalarımızı hızla tamamladıktan sonra destek ödemelerini de yapacağız. Rabbim ülkemizi milletimizi her türlü afetten muhafaza etsin diyorum" dedi.


Başaran Holding'in sahibi Hüseyin Başaran'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı

Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan Başaran Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Başaran emniyetteki ifadesinde, Haluk Levent ile 2026 yılı Şubat ve Nisan ayları aralığında toplamda 22 adet taşınmaz satışı yapıldığını, bu taşınmazların toplam bedelinin 2 milyar 298 milyon 985 bin 908 TL tutarında olduğunu kaydettiği öğrenildi

30.07.2026 06:01:00
İHA
 
Başaran Holding'in sahibi Hüseyin Başaran'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı
Başaran Holding'in sahibi Hüseyin Başaran'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Ahbap Derneği'ne yönelik başlatılan yolsuzluk soruşturması kapsamında son dalga operasyonunda gözaltına alınan şüphelilerin polisteki ifadeleri tamamlandı. Dördüncü dalga operasyonda gözaltına alınan 12 kişi arasında yer alan iş adamı Hüseyin Başaran'ın İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde verdiği ifade işlemi sona erdi.


Toplam 22 taşınmaz ve bedeli 2 milyar 298 milyonu aşan tutar



Hüseyin Başaran'ın ifadesinde; Haluk Levent ile 2026 yılı Şubat ve Nisan ayları aralığında toplamda 22 adet taşınmaz satışı yaptıklarını, bu taşınmazların toplam bedelinin 2 milyar 298 milyon 985 bin 908 TL tutarında olduğunu, tüm bu satışlara ait protokol ve senet kayıtlarının kendisinde mevcut olduğunu söylediği öğrenildi. Satmış olduğu taşınmazlar karşılığında Haluk Levent ile aralarında oluşan güvene dayalı satışı vadeli yaptığını belirten Başaran'ın, bu vadeleri Haluk Levent'in yurt dışından alacağı fonlarla karşılayacağını ve bu fonları alacağı konusunda kendisine güven verdiğini söylediği öğrenildi.

Başaran'ın ifadesinde, Haluk Levent'in satılan tüm taşınmazların devirlerinin Yeliz Kaya isimli şahıs üzerine yapılmasını istediğini, çünkü yurt dışından gelecek olan fonların yetkilisinin Yeliz Kaya olduğunu kaydettiği öğrenildi. Başaran, 22 taşınmaz için çok küçük bir kısmının ödemesinin yapıldığını, sonrasında durumdan şüphelenmeye başladıklarını ve yapmış oldukları araştırmalar sonrasında Yeliz Kaya'nın 1-2 gün içerisinde bu taşınmazları Esin Önder Çağlayan isimli bir başka şahsa devrettiğini hatta bu devirlerin hemen ardından bankalardan yüksek tutarlı krediler çekmek suretiyle taşınmazlara ipotek koydurduklarını anlattı.


Yeliz Kaya'ya devredilen taşınmazlar



Bunun üzerine kendisinin ihtiyati tedbir kapsamında hukuk davası açtığını söylediği belirtilen Hüseyin Başaran'ın, şikayetçi olduğunu bu dava kapsamında satışı gerçekleşen taşınmazlara tedbir konulduğunu, taşınmazların rayiç bedelinin doğru ve geçerli olduğunu anlattığı, bankaların eksper sonuçlarında rayiç bedellerin her zaman düşük çıktığını ve bu durumun kendisi ile bir ilgisinin olmadığını ifade ettiği kaydedildi. Başaran'ın, taşınmaz devirleri kapsamında kendisinin de mağdur edildiğini beyan ettiği aktarıldı.
Öte yandan Holding CEO'su Başaran'ın, soruşturmanın ilk aşamasında "müşteki" olarak yer aldığı belirtilmişti.


Zanlılar, yarın adliyeye sevk edilecek



Hüseyin Başaran hakkındaki işlem, soruşturmanın kilit isimleri arasında gösterilen "Yeliz Kaya'ya devredilen taşınmazlara ilişkin işlemler" başlığı kapsamında yürütülüyor.

Yolsuzluk soruşturmasının merkezindeki Ahbap Derneği'nin mali yapısına yönelik son operasyonda gözaltına alınan Hüseyin Başaran da dahil 12 şüphelinin tamamının Mali Suçlarla Mücadele Şubesindeki ifade işlemleri sona erdi. Zanlılar, yarın sabah saatlerinde polis eşliğinde soruşturmanın yürütüldüğü Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na götürülecek.

MasterChef şampiyonu Eren Kaşıkçı'nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı

Sarıyer'deki evinde ölü bulunan 2021 MasterChef şampiyonu Eren Kaşıkçı'nın cenazesi Adli Tıp Kurumu'ndan ailesi tarafından teslim alındı

30.07.2026 00:30:00
İHA
 
MasterChef şampiyonu Eren Kaşıkçı'nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı
MasterChef şampiyonu Eren Kaşıkçı'nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı
Sarıyer Kilyos'taki evinde tek başına yaşayan ve 2 gündür kendisinden haber alınamayan 37 yaşındaki MasterChef 2021 şampiyonu Eren Kaşıkçı bugün ölü bulunmuştu.



İncelemenin ardından hayatını kaybettiği öğrenilen Kaşıkçı'nın cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu'na otopsi için götürülmüştü.



Yapılan otopsinin ardından ünlü şefin cenazesi ailesi tarafından teslim alındı.

Kaşıkçı'nın cenazesinin cemevine götürüleceği cenaze töreni bilgilerinin sonradan paylaşılacağı öğrenildi.

Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde

Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatları için bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem düzenledi. Söz verilen ödemeler yapılmadığı için Ankara'dan ayrılmayacaklarını belirten işçilerden biri eylem sırasında fenalaştı

29.07.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi işçiler, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatı alacakları için Ankara'daki eylemlerini sürdürüyor.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezaretinde imzalanan protokole rağmen 23 Temmuz'da yapılması taahhüt edilen ödemelerin gerçekleşmemesi üzerine dün Çalışma Bakanlığı, bugün ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini yükselttiler. Eylem sırasında bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi.

Bakanlık önünde eylem ve kararlılık mesajı

İşçiler, 27 Temmuz'da Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding binası önünde oturma eylemine başlamıştı. Beypazarı'ndan gelen madenciler, dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık, 16 Haziran 2026'da bakanlığın katılımıyla imzalanan protokolü hatırlatarak, "Kıdem tazminatlarımızın ve yasal alacaklarımızın 23 Temmuz 2026 tarihinde ödeneceğine dair söz verilmişti. Ancak şirket tarafından herhangi bir ödeme gerçekleşmedi. Yapılan protokolde sözü verilen ödemelerin hepsi hesaplara geçinceye dek Ankara'dan ayrılmayacağız. Perşembe gününe kadar gelişme olmazsa farklı aksiyonlar alacağız" demişti.

Bugün saat 14.00 civarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önünde toplanan işçiler, baretlerini yere vurarak slogan attı. "Ankara, Ankara duy sesimizi", "Ya bu paralar yatar ya bu paralar yatar" ve "Ölmek var, dönmek yok" gibi sloganların yükseldiği eylemde, abluka altında bekleyen bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi. Sendika yetkilileri ve işçiler, alacakları ödenene kadar başkentten ayrılmayacaklarını ve akşam net bir cevap gelmezse yarın holding önünde eylemlerini yoğunlaştıracaklarını duyurdu.

Sendika temsilcilerine göre yaklaşık 580-600 işçinin toplam kıdem tazminatı alacağı 150 milyon liranın üzerinde. Maaş ödemelerinin de düzenli yapılmadığı, bazı işçilerin Nisan-Temmuz dönemine ait ücretlerini henüz alamadığı belirtiliyor. İşçiler, "Sadaka değil, yasal haklarımızı istiyoruz" mesajını vurguluyor.

Protokol süreci ve geçmiş direnişler

Doruk Madencilik işçilerinin hak mücadelesi uzun bir geçmişe sahip. Nisan 2026'da Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüş başlatan işçiler, Enerji Bakanlığı önünde açlık grevi yapmış, gözaltılar ve polis müdahaleleriyle karşılaşmıştı. 28 Nisan'da üç bakanlığın garantörlüğünde uzlaşı sağlanmış, ancak ödemelerin gecikmesi üzerine Haziran'da yeniden eylemler gündeme gelmişti. Bazı alacakların kısmen ödenmesinin ardından süreç yatışmış gibi görünse de sorunlar devam etti.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın arabuluculuğunda Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile işveren arasında yeni bir protokol imzalandı. Bakanlık açıklamasında alacakların bir takvime bağlandığı ve güvence altına alındığı belirtilmişti. Ancak 23 Temmuz tarihinin geçmesine rağmen ödemelerin yapılmaması, işçileri yeniden Ankara'ya getirdi. Sendika yetkilileri, holdingin geçmişte de benzer sözleri tutmadığını hatırlatarak devlet kurumlarının sürece daha etkin müdahale etmesini beklediklerini ifade ediyor.

İşçiler, mağduriyetlerinin yıllardır sürdüğünü, ailelerinin ekonomik zorluk yaşadığını ve artık sabırlarının tükendiğini söylüyor. Eylemin seyri, Perşembe gününe kadar yetkililerden gelecek yanıta bağlı olarak şekillenecek.

Türkiye ile Irak arasında gerçekleştirilen resmi temaslarda imza töreni beklenmedik bir krizle gölgelendi

Türkiye ile Irak arasında gerçekleştirilen resmi temaslarda imza töreni beklenmedik bir krizle gölgelendi. 4 anlaşmanın ardından törenin sona erdiğinin açıklanması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, beşinci anlaşmayı hatırlatarak sürece müdahale etti. Kriz, Kalkınma Yolu Anlaşmasını Irak Ulaştırma Bakanı'nın imzalamaması nedeniyle yaşandı

29.07.2026 13:20:00
Haber Merkezi
 
Türkiye ile Irak arasında gerçekleştirilen resmi temaslarda imza töreni beklenmedik bir krizle gölgelendi
Türkiye ile Irak arasında gerçekleştirilen resmi temaslarda imza töreni beklenmedik bir krizle gölgelendi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydinin ortak basın toplantısı öncesinde düzenlenen imza töreninde dikkat çeken bir protokol krizi yaşandı.
Dört anlaşmanın imzalanmasının ardından sunucu tarafından törenin sona erdiğinin ilan edilmesi üzerine Erdoğan, "Bir yanlışlık olmasın, 5 anlaşma değil miydi?" diyerek sürece müdahale etti. Bu uyarının ardından törende kısa süreli bir belirsizlik yaşandı.

Krizin nedeni Kalkınma Yolu Anlaşması çıktı
Yaşanan aksaklığın, Kalkınma Yolu Anlaşmasının Irak Ulaştırma Bakanı Vehb el-Haseni tarafından henüz imzalanmamış olmasından kaynaklandığı anlaşıldı.
Kameralara yansıyan görüntülerde Irak Başbakanı Ali ez-Zeydinin, Iraklı bakana anlaşmayı neden imzalamadığını sorduğu ve tepki gösterdiği görüldü.

İki lider dakikalarca görüştü
Yaşanan gelişmenin ardından Erdoğan ile ez-Zeydi arasında protokol alanında birkaç dakika süren değerlendirme gerçekleştirildi. Bu sırada kameralar, bakanların bulunduğu bölüme çevrildi.
Görüşmenin ardından program planlandığı şekilde devam etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ortak basın toplantısındaki konuşmasını yaptı.

Anlaşma basın toplantısından sonra imzalandı
İmza töreninde tamamlanamayan Kalkınma Yolu Anlaşması, ortak basın toplantısının ardından iki ülkenin ulaştırma bakanları tarafından, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Irak Başbakanı ez-Zeydi'nin huzurunda imzalanarak resmiyet kazandı.

Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Hayat Tabloları, 2023-2025 verilerine göre, Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl oldu. Bir önceki döneme göre artış gösteren yaşam süresi kadınlarda 81,1 yıl, erkeklerde ise 75,9 yıl olarak hesaplandı

29.07.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı
Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı
TÜİK, Hayat Tabloları, 2023-2025 istatistiklerini yayımladı.
Buna göre, Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl olarak hesaplandı. Bu süre, 2022-2024 döneminde 78,1 yıl olarak açıklanmıştı.
Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, erkeklerde beklenen yaşam süresi 75,9 yıl, kadınlarda ise 81,1 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşaması bekleniyor.

Yaş ilerledikçe beklenen yaşam süreleri
Verilere göre, 15 yaşındaki bir kişinin ortalama kalan yaşam süresi 64,7 yıl olarak hesaplandı. Bu süre erkeklerde 62,1 yıl, kadınlarda ise 67,3 yıl olarak belirlendi.
30 yaşındaki bir kişi için ortalama kalan yaşam süresi 50,3 yıl olurken, erkeklerde 47,8 yıl, kadınlarda 52,7 yıl olarak kayıtlara geçti. Bu yaş grubunda kadınlarla erkekler arasındaki fark 4,9 yıl oldu.
50 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 31,3 yıl olarak hesaplandı. Erkeklerde bu süre 29 yıl, kadınlarda ise 33,4 yıl olarak tespit edildi.
65 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ise ortalama 18,4 yıl olarak açıklandı. Erkeklerin 16,7 yıl, kadınların ise 20 yıl daha yaşaması beklenirken, kadınların bu yaş grubunda erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.

Eğitim seviyesi yükseldikçe yaşam süresi artıyor
TÜİK verilerine göre, eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresi de uzuyor.
Her yaş grubunda, düşük eğitim seviyesine sahip bireylerin beklenen yaşam süresinin daha kısa olduğu, eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte yaşam süresinin de yükseldiği belirlendi.
Cinsiyet bazında yapılan değerlendirmede de benzer sonuçlar ortaya çıktı. 30 yaşındaki erkeklerde, ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim mezunları arasında beklenen yaşam süresi farkı 5,1 yıl olurken, kadınlarda bu fark 4,6 yıl olarak hesaplandı.

Sağlıklı yaşam süresi doğuşta 58 yıl
"Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı" olarak tanımlanan sağlıklı yaşam süresi, doğuşta ortalama 58 yıl olarak kaydedildi.
Bu süre erkeklerde 59,1 yıl, kadınlarda ise 56,9 yıl olarak hesaplandı. Verilere göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresi kadınlardan ortalama 2,2 yıl daha uzun oldu.

TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı

Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) mutfaklarında staj yapan öğrencilere cinsel taciz ve cinsel istismar iddialarına ilişkin davada verdiği mahkumiyet ve beraat kararlarının gerekçesini açıkladı. Mahkeme, mahkumiyet verilen sanıkların stajyer öğrenciler üzerinde sahip oldukları usta-çırak ilişkisinden kaynaklanan otoriteyi ve kamu görevinin sağladığı kolaylığı kötüye kullandıklarını, mağdur beyanlarının dosyadaki diğer delillerle desteklendiğini belirtti

29.07.2026 12:32:00
İHA
 
TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı
TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı
Gerekçeli kararda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, Recep Seven, İbrahim Beşlioğlu ve Ramazan Çetin hakkında farklı mağdurlara yönelik "çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından kamu davası açıldığı hatırlatıldı.

Mahkeme, yargılama boyunca mağdur beyanları, tanık anlatımları, dijital materyaller, HTS kayıtları, WhatsApp yazışmaları, kamera görüntüleri ve bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirildiğini belirtti. Kararda sanıkların duruşmalarda suçlamaları reddettikleri, mesajların cinsel amaç taşımadığını, fiziksel temas iddialarını kabul etmediklerini ve mağdurların kendilerine iftira attığını savundukları aktarıldı.

Sanık müdafilerinin de Yargıtay kararlarına atıf yaparak, eylemlerin cinsel taciz suçunu oluşturmadığını, mağdur beyanlarının çelişkili olduğunu ve beraat kararı verilmesi gerektiğini savunduğu belirtildi. Kararda, mahkeme dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde mahkumiyet verilen sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna karar verdiği, mağdur beyanlarının kendi içerisinde tutarlı olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle desteklendiği kanaatine varıldığı ifade edildi.

Kararda, sanıkların TBMM'de kamu görevlisi olarak çalışmaları ve stajyer öğrenciler üzerinde eğitim ve denetim yetkisine sahip olmalarının suçların işlenmesini kolaylaştıran bir unsur olduğu vurgulandı. Bu nedenle sanıklar hakkında kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasına ilişkin nitelikli hal hükümlerinin uygulandığı ifade edildi. Aynı mağdura yönelik benzer eylemlerin farklı tarihlerde tekrarlanması nedeniyle ilgili sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı da kaydedildi.

Gerekçeli kararda, mahkemenin sanıkların geçmişi, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları ile sabıka kayıtlarını da değerlendirdiği, bu kapsamda uygun görülen sanıklar hakkında takdiri indirim uygulandığı belirtildi. Buna mukabil verilen hapis cezalarının niteliği ve süresi dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek bu taleplerin reddedildiği ifade edildi. Ayrıca mahkumiyet verilen sanıklar hakkında belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına ilişkin güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verildiği belirtildi.

Gerekçeli kararda, mağdur A.G.'nin soruşturma aşamasında verdiği ifadeler ile kovuşturma aşamasındaki beyanları arasında önemli çelişkiler bulunduğu, duruşmada önceki anlatımlarını kabul etmediği ve bazı olayları yaşamadığını söylediği belirtildi. Bu nedenle Recep Seven ve Durmuş Uğurlu hakkında A.G.'ye yönelik isnat edilen suçlardan beraat kararı verildiği, Ramazan Çetin hakkında ise üzerine isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatına hükmedildiği kaydedildi.

Mağdur hakkında suç duyurusu

Mahkeme, A.G.'nin duruşma aşamasındaki beyanlarının soruşturma aşamasındaki ifadeleriyle uyuşmadığını değerlendirerek, gerçeğe aykırı beyanda bulunup bulunmadığının araştırılması için "iftira" suçu yönünden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Öte yandan mahkeme, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin temelini oluşturan deliller arasında mağdur anlatımlarının yanı sıra telefon incelemeleri, mesaj içerikleri, kamera kayıtları, bilirkişi raporları ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirildiğini, tek başına bir delile dayanılarak hüküm kurulmadığını vurguladı.

Kararda, ceza yargılamasında tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda vicdani kanaate ulaşıldığı ve mahkumiyet kararlarının bu kapsamda verildiği ifade edildi.

TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere kayyum olarak atandı

29.07.2026 11:00:00
AA
 
TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı
TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere kayyum olarak atandı.

TMSF'den yapılan açıklamaya göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere Fon, kayyum olarak atanırken, derneğe yönelik ayrı bir kararla da üç kişi doğrudan mahkeme tarafından yönetim kayyumu olarak görevlendirildi.

Başsavcılığın talebini değerlendiren İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, derneğin tüm mal varlığı üzerindeki idare yetkisinin yönetim kayyumuna devredilmesine karar verdi. Kararda, derneğin faaliyetlerinin sona erdiği, hesap ve mal varlıklarına tedbir konulduğu ve fesih sürecinin başlatıldığı belirtildi.

Derneğe ait taşınmaz, araç ve banka hesaplarındaki nakdi varlıkların yönetimi için Dernekler Kanunu ve ilgili mevzuat gereği bağımsız kayyum olarak Avukat Rıdvan Can, Avukat Mustafa Göktuğ Kaya ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han görevlendirildi. Böylece derneğin doğrudan yönetimiyle iştirak şirketlerinin yönetimi farklı kayyum yapıları üzerinden sürdürülecek.

Mahkeme kararında ayrıca, derneğin bağlı bulunduğu iştiraklerin Fon yönetimindeki kayyum idaresine tabi kılındığı ifade edildi.

Buna göre, Ahbap Derneği'ne bağlı Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi, Ahbap Lojistik Gayrimenkul Danışmanlık ve İnşaat Anonim Şirketi, Zirve Müzik Yapım Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Globus Savunma Sanayi ve Bilişim Anonim Şirketi, Kanat Savunma Sanayi Turizm ve Ticaret Limited Şirketi, Koşan Adam Müzik Yapım Menajerlik Hizmetleri Turizm Reklam Ses ve Işık Sistemleri Limited Şirketi, Koşan Trade Gıda Temizlik Ürünleri İthalat İhracat Limited Şirketi, Palmak Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Kuraf Sahne Tasarım ve Organizasyon Limited Şirketi, Akberg Şirince Şarapçılık Hayvancılık Tarım Ürünleri Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Sardes Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Eski Unvan: Protest Brand Etkinlik Organizasyon Reklamcılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi), Sur Müzik Organizasyon Ses Işık Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve Ulubey İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'ne, TMSF kayyum olarak atandı.

Uzmanından YKS tercihleri için uyarı

Uzman eğitimci İsmail Yolcu, "Adaylar kesinlikle kendi istedikleri bölümleri yazmalılar, başarı sırasına ve kontenjanlara bakmalılar. Bu yıla özel puanların yükselme eğilimi görünüyor" dedi

29.07.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Uzmanından YKS tercihleri için uyarı
Uzmanından YKS tercihleri için uyarı
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih maratonu bugün başladı. Uzman eğitimci İsmail Yolcu, adayların tercih listelerini oluştururken bilinçli hareket etmeleri gerektiğini ifade etti. Tercih döneminin üniversite adaylarının geleceklerini şekillendirecek en kritik süreçlerden biri olduğuna dikkat çeken Yolcu, öğrencilerin başarı sıralamalarını dikkate alarak ilgi duydukları ve kendilerini geliştirebilecekleri bölümleri tercih etmelerinin önemine vurgu yaptı.

Adayların yalnızca popüler olduğu için bölüm yazmamaları gerektiğini belirten Yolcu, tercih yapılırken üniversitelerin akademik kadrosu, eğitim imkanları, staj imkanları, kampüs yaşamı ve mezuniyet sonrası istihdam imkanlarının da araştırılması gerektiğini söyledi. Tercih sürecinde ailelerin de öğrencilere baskı yapmak yerine rehberlik etmesi gerektiğini ifade eden Yolcu, uzman desteği alınmasının yanlış tercihlerin önüne geçebileceğini belirtti. Yolcu, adayların tercih süresini son güne bırakmadan tüm seçenekleri dikkatlice değerlendirerek, kendileri için en doğru kararı vermeleri tavsiyesinde bulundu.

"Adaylar kesinlikle kendi istedikleri bölümleri yazmalılar"

Bu yıl düzenlenen YKS'de bir yığılma olduğunu ve bu durumun da sıralamaları etkilediğini belirten Yolcu, "Kontenjanların azaltıldığı göze çarpıyor. Burada adayların yapacağı ilk konu, kendi başarı sıralarıyla 2025 yılındaki başarı sıralarını kıyaslamak olacak ama en çok da 2025 yılıyla 2026 yılındaki kontenjanların karşılaştırılması yapılmalıdır. Örneğin özellikle bu yıl vakıf üniversitelerindeki hukuk kontenjanlarının çok ciddi anlamda azaltılması, bu yıl hukuk tercih yapacak olan öğrencilere daha da dikkatli olmasını gerektiriyor. Aynı zamanda İngiliz Dili ve Edebiyatı ve İngilizce Öğretmenliği gibi bölümlerde ciddi oranda kontenjanlar daraltıldı.

Bu yıl yanlış tercih yapma ihtimali çok yüksek. Bu yıl ki sınavın formatından dolayı inanılmaz bir yoğunluk var. Yoğunluktan kastım yığılmadır. Yani geçen yıl puanı hesaplanan öğrencilerden örneğin 510, 490, 470'li puanlarda havuzun içinde 30 bin öğrenci olması gerekirken 2026'da bu sayı 2-3 katına çıkıyor. O nedenle adaylar kesinlikle kendi istedikleri bölümleri yazmalılar, başarı sırasına ve kontenjanlara bakmalılar. Bu yıla özel puanların yükselme eğilimi görünüyor. Tıp ve mühendislikler çok popüler. O nedenle adaylara bizim önerimiz, 24 tercih hakkı varsa 24'ünün de tamamını kullanmalarını öneriyoruz. Adaylar istemediği hiçbir bölümü tercih listesine yazmasın, hiçbir aday 'Nasıl olsa şu bölümün puanı benim çok önümde, nasıl olsa gelmez' diye asla yazmasın. Çünkü tercihler kesin gelir, kesin gelmez cümlesini biz asla kullanmayız" diye konuştu.

"4 yıl okuduktan sonra ne yazık ki geriye kalan 44 yıl mutsuz oluyorlar"

Adayların sadece popüler bölümlere yönelmesinin yanlış olduğunu ve kontenjanlara göre hareket etmeleri gerektiğini ifade eden Yolcu, "En çok yaşadığımız durumlardan bir tanesi de ailelerin özellikle öğrencilere müdahil olmalarıdır. Anne diyor ki 'Ben gençliğimde eczacı olamadım, hadi sen eczacılık yaz.' Bizim önerimiz ailelerin bir adım geriye çekilmeleri ve gençlerin sesine kulak vermeleridir.

YÖK Başkanı Erol Özvar, bu yıl toplam 16 tane yeni bölümün lansmanını yaptı ve bunların tamamına yakını yapay zekayla ilgili oldu. YÖK, istihdam odaklı bölümlerin önünü açarken, istihdamda sorun yaşanan bölümlerin de önünü kapatıyor. İyi ki de yapıyor. Çünkü gençler ne yazık ki bölümlerin romantik isimleriyle çok fazla haşır neşir olup, bu bölümlerin peşine gidiyorlar ama 4 yıl okuduktan sonra ne yazık ki geriye kalan 44 yıl mutsuz oluyorlar. Yapay zekayla, siber güvenlikle, savunma sanayiiyle, sağlıkla ilgili ve özellikle mühendislikteki bölümler çok popüler ve bu alanlar oldukça yükselmeye müsait. Ne yazık ki öğretmenlikle ilgili hiçbir bölüme gençlerimiz rağbet göstermiyorlar" şeklinde konuştu.

"İlk 2 gün adayların tercih yapmamasını öneriyorum"

Adayların özellikle yüzde 100 İngilizce olan bölümleri tercih etmesinin kendileri için avantajlı olacağını dile getiren Yolcu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En önemli konulardan bir tanesi de adaylar muhakkak yüzde 100 İngilizce olan bölümleri tercih etsinler. Çünkü yabancı dil iş ararken muhakkak sorgulanıyor. Özellikle ilk 2 gün adayların tercih yapmamasını öneriyorum. Bir de son 2 güne özellikle bırakmamalarını istiyorum. Çünkü son günlerde özellikle panik havası ne yazık ki yüksek oluyor ve adaylar dışarıdan fazla etkileniyorlar. Kendi listeleriyle çok oynuyorlar. En önemli ikazım da sosyal medyada kim oldukları belli olmayan sayfalardan uzak dursunlar. Çünkü sosyal medyaya veya yapay zekaya sorulan bölümlerde çok ciddi hatalar olabiliyor. Okullardaki psikolojik danışmanların, rehber öğretmenlerin ve üniversitedeki uzmanların kapıları herkese sonuna kadar açıktır."

Bursa'da kuvvetli rüzgar nedeniyle çatı uçtu

Bursa'nın Osmangazi ilçesinde kuvvetli rüzgar nedeniyle bir iş yerinin çatısı uçtu, savrulan çatı parçaları yola ve tramvay hattına düştü

29.07.2026 05:34:00 / Güncelleme: 29.07.2026 05:37:51
AA
 
Bursa'da kuvvetli rüzgar nedeniyle çatı uçtu
Bursa'da kuvvetli rüzgar nedeniyle çatı uçtu

Altınova Mahallesi İstanbul Caddesi'nde kuvvetli rüzgar nedeniyle bir iş yerinin demir çatısı yerinden söküldü.

Rüzgarın etkisiyle savrulan çatı parçaları yola ve tramvay hattına düştü.

İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve belediye ekipleri sevk edildi.

Ekiplerce çatı parçalarının bulunduğu yerden kaldırılmasının ardından yol yeniden trafiğe açıldı.
 

6 günde 127 siber şüphelisi yakalandı

İçişleri Bakanlığı, siber suçlarla mücadele kapsamında son 6 günde polis ekipleri tarafından düzenlenen operasyonlarda 127 şüphelinin yakalandığını açıkladı

28.07.2026 16:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
6 günde 127 siber şüphelisi yakalandı
6 günde 127 siber şüphelisi yakalandı
İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, 13 ilde "bilişim suçlarıyla mücadele, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, dolandırıcılık, yasa dışı bahis, çevrimiçi çocuk müstehcenliği ve tacizi" suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin 86'sının tutuklandığı, 21'i hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulandığı, diğerlerinin işlemlerinin ise devam ettiği kaydedildi.

Açıklamada, "Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu 13 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri, yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin reklamını yaptıkları, vatandaşlarımızın mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, sosyal medya platformları üzerinden (ikinci el araba ilanı, kapora bedeli( temalarını kullanarak vatandaşlarımızı dolandırdıkları tespit edildi. Güvenlik güçlerimizin kararlı mücadelesi ve aziz milletimizin desteğiyle siber suçlarla mücadelemizi ülkemizin dört bir yanında tavizsiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Daire Başkanlığımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" denildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.