logo
05 KASIM 2026

Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek yarın vaat edilmiş topraklar denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız" dedi.

20.11.2023 19:45:00 / Güncelleme: 21.11.2023 11:04:10
İHA
 
Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı
Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. İsrail yönetimi de Holokost'u, Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırılarının kalkanı olarak kullanıyor. İsrail, 'ateşkes çağrısı' dahil her türlü tepkiyi 'antisemitizm' parantezine alarak anında boğmaya çalışıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası Millete Sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. 72 yıl sonra Almanya'yı Berlin'de yenen A Milli Takımı'nı kutladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millerimizin 2024 Avrupa Şampiyonası'nda bizlere yeni zaferler tattıracaklarına inanıyorum. Türkiye yüzyılının inşası için verdiğimiz mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Son toplantımızdan bu yana içeride ve dışarıda birçok etkinliğe, zirveye, görüşmeye, açılış törenine iştirak ettik. Kazakistan'ın ev sahipliğinde Astana'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı'nın 10. zirvesinde Türk dünyası olarak birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı bir kez daha perçinledik" dedi.

"Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz"

Kıbrıs'ın teşkilata gözlemci üye olmasının tarihi bir adım olduğunu belirten Erdoğan, "Geçen hafta 40. yıl dönümünü kutlayan Kıbrıs'ın 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı'nı tekrar tebrik ediyorum. Enerjiden güvenliğe, savunmadan altyapı yatırımlarına kadar attığımız adımlarla ana vatan ve yavru vatan arasındaki bağların daha da kuvvetlenmesini sağlıyoruz. Zaman, verdiği sözlerin hilafına dayanarak Kıbrıs Türklerini cezalandıran AB'nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Maruz kaldığımız onca haksızlığa rağmen adil ve kalıcı çözüm irademizi muhafaza ediyoruz. Bunun yolunun da Kıbrıs Türklerinin eşit egemenliğinin teyit edilmesinden geçtiği kanaatindeyiz. Tabii burada bir hususu ifade etmekte fayda görüyorum. Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz" açıklamasını yaptı.

"Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir"

Kimi Batılı güçlerin Karabağ Savaşı'yla birlikte bölgede artık yepyeni bir dönemin başladığını halen idrak edemediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ermenistan'ı, yıllarca bu coğrafyada yaşayan tüm insanların acıları, sıkıntıları ve kavgaları üzerinden kendilerine rant devşirenler aslında en büyük zararı Ermenilere verdiler. Gerçekleşmesi mümkün olmayan ham hayalleri körükleyerek, Ermenileri istismar ettiler, kullandılar, güvensizliğe mahkum ettiler. Bu gerçeği artık Ermenistan'ın görmesi ve kabullenmesi gerekiyor. Ermeni halkının ve yöneticilerinin güvenliği binlerce kilometre ötede değil, komşularıyla barışta ve iş birliğinde aramaları daha doğru olacaktır. Batılı ülkeler tarafından gönderilen hiçbir silah ve mühimmat, kalıcı barış ortamının sağlayacağı huzurun yerini tutamaz. Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir. Buradan bir kez daha Ermenistan'a Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzattığı barış elini tutması çağrısında bulunuyorum. Türkiye olarak bizim de Azerbaycan'la iş birliği içinde sürecin başarısı için gerekli adımları atmaya hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" diye konuştu.

"Bundan 60 yıl önce Devrim otomobili projesini garaja mahkum eden zihniyetin günümüzdeki uzantılarını hüsrana uğrattık"

Kazakistan dönüşü açılışını yaptıkları Ford Otosan Yeniköy Fabrikası'nın toplam 3 bin 500 kişiye istihdam kapısı olan önemli bir yatırım olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Orada bir kez daha gördük ki otomotiv sektörümüz Türk ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 9 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdiğimiz bu sektörde dünyanın 13'üncü en büyük otomotiv üreticisi konumundayız. Ancak Türkiye dünyanın otomotiv ihracatçılarından biri olmasına rağmen maalesef uzun yıllar kendi yerli ve milli markasına sahip değildi. Togg üretimi ve satışa başlamasıyla yeni gelişen elektrikli araçlar alanında kendi markamızla küresel rekabetteki yerimizi aldık. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu projenin hayata geçmesiyle Türk araba yapamaz diyenleri, fabrikada üretim bandı yok diyenleri, bu araç satılmaz, vatandaş bunu almaz diyenleri, yani bundan 60 yıl önce Devrim otomobili projesini garaja mahkum eden zihniyetin günümüzdeki uzantılarını hüsrana uğrattık. Birilerinin müstehzi bir edayla 'Bunun fabrikası nerede?' diyerek aklınca dalga geçtiği Togg, şimdiye kadar 12 bine yakın teslimat yaptı. Üretim bandından inen ve teslim edilen araç sayısı günden güne artıyor. Geçen yıl dünyada 14 milyon elektrikli araç satıldığı düşünüldüğünde bu yarışa nasıl isabetli bir zamanda dahil olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Kocaeli'nden baba ocağımız Rize'ye geçtik. Rize'de bakanlıklarımız ve belediyelerimizin tamamladığı toplam yatırım bedeli 2 milyar 886 milyon lira olan eser, proje ve hizmetlerin resmi açılışını gerçekleştirdik. Ve turizmine ve ulaşımına çok büyük katkı yapacak 36, 7 kilometre uzunluğundaki Ayder yolunun temelini de bu vesileyle attık. Gerek hizmete verdiğimiz gerekse temelini attığımız tüm bu yatırımların Rize ve Karadeniz bölgemize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

"'Türkiye Yüzyılı'na nefes' sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese, milletimin her bir mensubuna teşekkür ediyorum"

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın 8-9 Kasım tarihlerindeki 16'ncı zirvesi vesilesiyle gittiği Taşkent'te Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in yanı sıra katılımcı ülkelerin liderleriyle bir araya geldiklerini, İran ve Pakistan'la birlikte 1992 yılında kurulan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın kurumsal kapasitesini güçlendirmeye devam edeceklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vefatının 85'inci seney-i devriyesi olan 10 Kasım'da hem Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal'i hem de kahraman silah arkadaşlarını bir kez daha saygıyla yad ettik. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulumuzun anma toplantısında ülkemizin geçmişten bugüne serancamını ve cumhuriyet dönemini değerlendirme imkanı bulduk. Her yıl Milli Ağaçlandırma Günü olarak kutladığımız 11 Kasım'ı bu sene de ülkemiz genelinde bir ağaçlandırma seferberliğine dönüştürdük. Milli Ağaçlandırma Günü'nde Türkiye'nin 2023 farklı noktasında 5 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Ayrıca her bir ilimizde '100. Yıl Cumhuriyet Ormanları'nın kuruluşunu gerçekleştirdik. Bu tablo küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin tüm insanlığın bekasını tehdit eder boyutlara ulaştığı bir dönemde ayrıca anlamlıdır. Önümüzdeki dönemde havanın, suyun, toprağın, ağacın ve varisi olduğumuz bütün güzelliklerin korunması için daha çok çalışacağız. 'Türkiye Yüzyılı'na nefes' sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese, milletimin her bir mensubuna teşekkür ediyorum. Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sosyal güvenlik sistemini kazandırdık. Sosyal devlet alanında da kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Geçen hafta açılışını yaptığımız Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri bunun örneklerinden biri. İnşaat alanı 146 bin metrekareyi bulan yatay mimari tarzında inşa edilen 23 bloğu, camisi, kilise ve havrasıyla gerçekten mükemmel bir eseri ülkemize kazandırdık" dedi.

"Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa çok açık söylüyorum ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan bir beşinci kol elemanıdır"
Türkiye olarak sadece sınırlar içinde değil, yurt dışında da mazlumun, zulme, baskıya uğrayanların yanında olduklarını ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

"Türkistan'dan Afganistan'a, Balkanlar'dan Afrika'ya kadar nerede gözü yaşlı, gönlü kırık kimse varsa Türkiye'nin şefkat eli oradadır. Filistin'deki mazlumların acısı nasıl bizim acımızsa Uygur kardeşlerimizin, Ahıska Türkü, Kırım Tatarı, Kerkük Türkmeni kardeşlerimizin sıkıntısı da aynı şekilde bizim sıkıntımızdır. Hiçbir ayrım yapmadan hepsiyle yakından ilgileniyoruz. Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa çok açık söylüyorum ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan bir beşinci kol elemanıdır. Türkiye'nin soydaş ve akraba topluluklara yönelik hassasiyeti zirveye bizim dönemimizde çıkmıştır. Bundan sonra da her daim soydaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. İsrail suyunu, yakıtını, elektriğini, iletişimi komple keserek Gazze halkını öldürmekle kalmıyor, hastaneleri de bombalayarak Gazzelilerin direniş azmini kırmaya çalışıyor."

"Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır"

"Gazze'de 7 Ekim'den beri tam anlamıyla vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgalinde, 2. Dünya Savaşı'nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık sergilenmektedir" diyen Erdoğan, "İsrail yönetimi, askeri ve silahlı sivilleri ile 'bir atışta iki ölü' diyerek hamile kadınları daha doğmamış bebekleriyle katletmekle övünen bir cinnet hali içindedir. Çocukları daha ağzı süt kokan sabileri, onların anne ve babalarını, yaşlı erkekleri tanklarla bombalayarak, üzerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değildir, bunun adı barbarlıktır, eşkıyalıktır, bunun adı devlet terörüdür. Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır. Bilhassa hastaneler, İsrail mezaliminin sembolü olmuştur. Gazze'de hizmet veren neredeyse tüm hastaneler, İsrail'in saldırıları sebebiyle ya yıkıldı ya zarar gördü ya da kullanılamaz hale geldi. Gazze'nin en büyük sağlık tesisleri olan El Ehli Baptist ve Şifa Hastanelerinde yaşanan vahşeti hepimiz takip ettik. Bu hastanelerle ilgili İsrail'in ortaya attığı iddiaların tamamen safsatadan ibaret olduğu anlaşıldı. Ama buna rağmen Akif'in 'tek dişi kalmış canavar' diye tarif ettiği güya medeni dünya, İsrail'in hastanelere yönelik saldırılarını sessizce seyretti. Hatta savaş hukukunun açık ihlali olan hastane saldırılarına 'İsrail'in kendini savunma hakkı' diyerek destek veren ülkeler de gördük. Bu iklimde biz kalbimizle buğz ve dilimizle ifade etmenin yanı sıra, elimizle de üzerimize düşenleri yapmanın gayreti içindeyiz" diye konuştu.

Gazze'deki tek onkoloji hastanesinin vurulması akabinde buradaki kanser hastalarının Türkiye'ye sevkiyle ilgili girişimleri başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aralarında kanser tedavisi görenlerin de yer aldığı toplam 88 hastayı 61 refakatçisiyle birlikte ülkemize getirdik. Biz de perşembe günü kanser hastalarını ziyaret ettik. Acılarını paylaştık, milletimiz adına dualarını almanın bahtiyarlığını yaşadık. Gazze'de mahsur kalan vatandaşlarımızın bir kısmının tahliyesini dün gerçekleştirdik. Diğerleriyle ilgili çabalarımız sürüyor. Biz dayanışmanın gücüne, paylaşmanın bereketine inanan insanlarız. Günümüzde de Türk özlenendir, gözlenendir, mazlum ve mağdurların hamisidir. Türkiye misyonunu nemelazımcılık yaparak değil, başı dara düşenlere kucak açarak yerine getirebilir. Biz de Gazzeli mazlumların imdadına koşarken işte bu misyonun hakkını vermeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

"Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda"

Erdoğan, Batılı ülkelerin Gazze konusundaki tutumuna tepki göstererek, "Türkiye olarak Gazze'de akan kanın durması için seferber olmuşken, Batılı ülkelerin vicdansızlığını yüzümüz kızararak takip ediyoruz. İsrail işgal güçleri, her gün kadın, çocuk, gazeteci, doktor, yaşlı, sivil demeden masumları katlediyor, ama Avrupa'sından Amerika'sına hiçbir ülkeden en küçük bir tepki dahi gelmiyor. Çocuklara, kadınlara ve yaşlılara karşı atom bombası atma tehdidi dahi, modern savaş araçlarının tamamını kullanan İsrail ve onu destekleyen herkes, sadece tarih önünde değil, insanlık vicdanı nezdinde de yargılanacaktır. İspanya gibi bir iki vicdan sahibi ülkeyi dışarıda bırakırsak, Batılı kurum ve kuruluşlar Gazze'den yükselen feryatlara kulaklarını tamamen tıkadılar. Ateşkes sözcüğünü kullanmaktan bile çekinen bir ürkeklikle, daha doğrusu korkaklıkla karşı karşıyayız. Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. Sadece yöneticiler değil, Batılı entelektüeller, basın kuruluşları ve insan hakları örgütleri de aynı şekilde İsrail'i aklamanın peşinde. İsrail yönetimi de Holokost'u Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırıların kalkanı olarak kullanıyor" ifadelerini kullandı.

İsrail'in ateşkes çağrısı dahil her türlü tepkiyi antisemitizm parantezine alarak anında boğmaya çalıştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu Almanya'ya gerçekleştirdiğim son seyahatte bir kez daha üzülerek şahit oldum. Her ne kadar Gazze meselesinde farklı düşünsek de Almanya ile tarihten gelen güçlü dostluğumuza büyük ehemmiyet veriyoruz. 50 milyar doları bulan toplam ticaret hacmiyle en büyük ticaret ortağımız olan Almanya ile her alanda işbirliğimizi güçlendirmekte kararlıyız. Gerek Cumhurbaşkanı Steinmeier gerekse Şansölye Scholz, kendileriyle yaptığım görüşmelerde bu konularda mutabık kaldık. Gazze'deki insani trajedinin engellenmesi ve bölgede kalıcı barışın tesisi yolunda Almanya ile diyalog içinde olmayı sürdüreceğiz" dedi.

"İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz"

İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü Türkiye'nin ne uzak ne yakın geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Hak bildiklerimizi, birilerini rahatsız etse de cesaretle dillendirmemizin sebebi işte budur. Konuşurken rahatım, niye rahatım? Bizim borcumuz yok, ama bunların hepsinin İsrail'e borçları var. Sıkıntıları burada. Asıl utanç verici olay ise Batılı ülkelerin katliamlarına kılıf uydurma noktasında İsrail ile sergilediği yalan kardeşliğidir. Nükleer ve kimyasal silah bahanesiyle Irak'ı işgal edenlerin, İsrail'in yalanlarına arka çıkmasına artık biz de şaşırmıyoruz. Aynı şekilde Irak'ta nükleer silah arayanların, İsrailli bakanların kameralar önünde sarf ettiği atom bombası itirafı karşısında tek cümle kurmamaları da ibretlik bir durumdur. Öyle ki İsrail, nükleer silaha sahip olduğunu açıkça ikrar ve itiraf ediyor. Fakat bu konuda ne BM Güvenlik Konseyi ne Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı herhangi bir inceleme başlatmıyor. Bugün İsrail'e ses çıkarmayanların yarın başka ülkelere söyleyecek hiçbir sözü olamaz. Malumun ilanı olarak gördüğümüz İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Riyad Zirvesi'nde Türkiye'nin gayretleri neticesinde illegal yerleşimcilerin 'terörist' olarak tanımlanması ve savaş suçlarının takibi konularıyla birlikte nükleer silahlar hususunda da önemli kararlar alındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah önümüzdeki dönemde her iki meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğiz. Gazze'deki vahşet karşısında insanlığın vicdanı ve sesi olma görevi şu an Türkiye'nin omuzlarındadır. 15 Kasım'da eşimin öncülüğünde İstanbul'da düzenlenen Filistin İçin Tek Yürek Lider Eşleri Zirvesi bu noktada bir kilometre taşı olmuştur. Acının ve merhametin dili, dini, yoktur. Bu anlayışla Türkiye'ye gelen küresel çağrı metnine imza atan, bu zor zamanda yürekli bir duruş sergileyen tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum. Buradan ülkemizde Gazze'deki katliamlara, Filistin meselesine, Kudüs davasına şaşı bakanlara, hatta kendi akıllarınca istihza ile sulandırmaya çalışanlara hatırlatmak istediğim bir gerçek vardır. Türkiye'nin siyasi ve kültürel sınırları, kendi resmi sınırlarından değil, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne diye ifade edilen çok daha geniş bir hattan başlar" dedi.

"Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek, yarın 'vadedilmiş topraklar' denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gönül coğrafyamızdaki her karış toprak için aynı hissiyatı duyuyoruz. Ne zamanki biz bu coğrafyaları kendi dışımızda görmeye başlarsak, işte o vakit eldeki vatan da tehlikeye düşmüş olur. Dahası bugün Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek, yarın 'vadedilmiş topraklar' denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız. İşte bu sebeple diyoruz ki, Balkanlar'dan Kafkaslara, Karadeniz'den Akdeniz'in doğu kıyılarına kadar dört bir yanımızda yaşanan her hadise bizi doğrudan ilgilendirir. Karabağ'ın gönlümüzdeki yeri ile Gazze'nin gönlümüzdeki yeri aynıdır. Tıpkı Bosna ile Halep, Trablus ile Selanik ile Musul'u ayırt etmediğimiz gibi, kendi kadim şehirlerimizle Kudüs'ü de aynı görüyoruz. Aslında bu vizyona sahip olmayan birtakım sözde aydınlara, siyasetçilere, medya mensuplarına, sosyal medya silahşörlerine ne desek boş olduğunu biliyoruz. Milletimiz bu vizyona sahiptir. Bu hakikatlerin farkındadır. Asırlardır her kritik vakitte olduğu gibi son gelişmeler karşısında da milletimiz duasını ona göre yapmakta, yumruğunu ona göre sıkmakta, gerektiğinde harekete ona göre geçmektedir. Kifayetsiz muhterisleri kendi cehalet, kin, nefret ve kısır hesap bataklıklarıyla baş başa bırakarak Türkiye Yüzyılı'nın inşası yolunda gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"'Bir gece ansızın gelebiliriz' ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir"

Kabine toplantısında terörle mücadeleden ticarete, savunmadan ekonomiye uzanan geniş bir yelpazede gündemlerindeki konuları ele aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör örgütleriyle ve organize suç şebekeleriyle mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Yılbaşından bu yana bir kısmı elebaşı seviyesinde, yaklaşık 2 bin teröristi etkisiz hale getirdik. Döktükleri her damla kanın hesabını teröristlerden misliyle soruyoruz, soracağız. Son terörist ülkemiz için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkarılıncaya kadar, hudutlarımız içinde ve dışında bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör koridorunu, Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiğimiz harekatlarla parçaladık. Pençe harekatlarıyla bölücü örgütü Irak sınırımızdan uzaklaştırdık. Bölücü terör örgütünü palazlandırma girişimlerini yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde yeni operasyonlarla, bu alçak ve sinsi planları da sahiplerinin başlarına geçirmekte kararlıyız. 'Bir gece ansızın gelebiliriz' ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir. buradan bir kez daha vatanımızın bekası, devletimizin bütünlüğü, milletimizin birliği uğrunda can veren aziz şehitlerimizi, son olarak bir üsteğmenimiz şehit oldu, kendisine Rabbimden rahmet diliyorum, tüm yakınlarına sabırlar niyaz ediyorum, bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. Teröristlere nefes aldırmayan ordumuzu, emniyet birimlerimizi, istihbarat teşkilatımızı ve güvenlik korucularımızı tebrik ediyor, Rabbim tüm güvenlik güçlerimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum"

"Fırtına dolayısıyla Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisindeki mürettebatın bulunmasına yönelik arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor"

"Kabine toplantımızda değerlendirdiğimiz konulardan bir diğeri de iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerdi" diyen Erdoğan, "Türkiye olarak iklim değişikliğine bağlı ortaya çıkan çevre sorunlarından tüm dünya gibi biz de olumsuz etkileniyoruz. Son bir iki gündür yaşadığımız seller, fırtınalar ve su baskınları bunlardan sadece bir kısmıdır. Dün neredeyse ülkemizin tamamını etkisi altına alan sağanak yağış, sel ve fırtına sebebiyle 9 insanımız vefat etti. 52 vatandaşımız yaralandı, 11 kardeşimiz için de kayıp ihbarında bulunuldu. İçişleri Bakanımızı afetten en çok etkilenen bölgeye süratle göndererek çalışmaların koordinasyonunu temin ettik. AFAD, Sahil Güvenlik ve diğer birimlerimize bağlı 7 bin personelimizin hızlı müdahalesi neticesinde 110 insanımızı kurtardık. Fırtına dolayısıyla Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisindeki mürettebatın bulunmasına yönelik arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Devletimiz afetzede kardeşlerimizin yanındadır. Zarar tespit çalışmalarımızı hızla tamamladıktan sonra destek ödemelerini de yapacağız. Rabbim ülkemizi milletimizi her türlü afetten muhafaza etsin diyorum" dedi.


Mehmet Şimşek'ten fon açıklaması

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasfiyeye tabi tutulan 108 yatırım fonunda bugüne kadar 420 bin 31 kişiye toplam 130,2 milyar lira ödeme yapıldığını, 179 bin 449 kişinin net yatırım tutarının tamamını aldığını söyledi. Şimşek, MASAK tarafından 3,8 milyar liralık 100 işlemin ertelendiğini, 32 ülkede yapılan iş birliği sonucunda 9 milyar liralık mal varlığının tespit edilerek adli mercilerin bilgisine sunulduğunu bildirdi

05.11.2026 13:52:00
Haber Merkezi
 
Mehmet Şimşek'ten fon açıklaması
Mehmet Şimşek'ten fon açıklaması
AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçesi, kesin hesabı ve Sayıştay Raporları görüşülüecek. Bu kapsamda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, milletvekillerine sunum yaptı.

Küresel ekonomide belirsizliklerin ve ekonomik şokların arttığı bir dönemden geçildiğini belirten Şimşek, Türkiye ekonomisinin uygulanan program sayesinde dayanıklılığını artırdığını ifade etti.

Şimşek, 2026 yılında zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen Türkiye ekonomisinin ılımlı büyümesini sürdürdüğünü, büyümenin yıl sonunda yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi. Şimşek, "2027 yılında dış talepteki toparlanmanın yanı sıra verimlilik ve katma değer odaklı yatırımların da etkisiyle büyümenin kademeli olarak hızlanmasını bekliyoruz" dedi.

"TÜRKİYE EKONOMİSİ ILIMLI BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRDÜ"

Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, 2026 yılında çoklu şokların yaşanmasına rağmen program hedeflerinden sapmanın sınırlı kaldığını ifade etti. Uygulanan programla makroekonomik temellerin güçlendirildiğini ve para ile maliye politikalarında oluşturulan manevra alanı sayesinde küresel şoklara karşı etkili tedbirler alınabildiğini söyledi. Şimşek, büyümenin 2026 yılında Orta Vadeli Program hedefinin 0,5 puan altında gerçekleşeceğini belirterek, şunları söyledi:

"2026 yılında zorlu bölgesel ve küresel koşullar ile ticaret ortaklarımızdaki yavaşlamaya rağmen Türkiye ekonomisi ılımlı büyümesini sürdürdü. Büyümenin bu sene yüzde 3,3 ile OVP hedefimizden 0,5 puan daha düşük gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. 2027 yılında dış talepteki toparlanmanın yanı sıra verimlilik ve katma değer odaklı yatırımların da etkisiyle büyümenin kademeli olarak hızlanmasını bekliyoruz. Üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıran, yatırımı ve ihracatı önceleyen politikalarımız sayesinde büyüme kompozisyonunun dezenflasyon süreciyle uyumlu olacağını öngörüyoruz."

"CARİ AÇIĞIN MİLLİ GELİRE ORANI YÜZDE 2,2 OLACAK"

Cari işlemler açığının yönetilebilir seviyelerde kaldığını ifade eden Şimşek, 2025 yılında yüzde 1,9 olan cari açığın milli gelire oranının, 2026 yılında savaşın etkilerine rağmen yüzde 2,2 seviyesinde gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi.

Şimşek, enerji fiyatlarındaki düşüş ve dış talepteki toparlanmayla 2027 yılında cari açığın milli gelire oranının savaş öncesi seviyesine gerilemesini beklediklerini ifade ederek, yerli ve yenilenebilir enerji üretiminin artırılması, yüksek katma değerli ihracat ve hizmet ihracatındaki güçlü performansın cari dengedeki yapısal iyileşmeye katkı sağladığını kaydetti.

"ENFLASYONDAKİ EN BÜYÜK SAPMA ENERJİ ŞOKU NEDENİYLE YAŞANDI"

Orta Vadeli Program hedeflerinden en büyük sapmanın enerji şoku nedeniyle enflasyonda yaşandığını aktaran Şimşek, 2026 yılında birçok ülkede enflasyonun yükseldiğini, Türkiye'nin ise aldığı tedbirlerle savaş öncesi seviyelere göre yıllık enflasyonu sınırlı da olsa düşüren ülkeler arasında yer aldığını söyledi.

Şimşek, Merkez Bankası'nın değerlendirmesine göre jeopolitik şoklar yaşanmasaydı enflasyonun 7 puan daha düşük gerçekleşeceğini aktararak, "2027 yılında sıkı parasal duruş, ılımlı iç koşullar, beklentilerdeki iyileşme, hizmet enflasyonunda ataletin azalması ve küresel emtia fiyatlarında öngörülen gerileme dezenflasyon sürecini destekleyecektir" diye konuştu.

Makro finansal istikrarı önceliklendirdiklerini kaydeden Şimşek, rezerv yeterliliğindeki iyileşmenin, kur korumalı mevduatın sonlandırılmasının, Türk lirasına duyulan güvenin, düşük borçluluğun ve azalan ülke risk priminin ekonominin dayanıklılığını desteklediğini ifade etti. Öte yandan Şimşek, savaşın etkileri, ılımlı ekonomik aktivite ve Eşel Mobil uygulamasına rağmen 2026 yılı bütçe açığının başlangıç hedefi olan yüzde 3,5'in altında kalacağını öngördüklerini bildirdi.

"FON PİYASALARINDA 456 BİN PAY SAHİBİ FON SAYISININ YÜZDE 4,6'SINA DENK GELİYOR"

Sermaye piyasalarının tasarrufların verimli ve üretken yatırımlara yönlendirilmesi ve uzun vadeli finansman imkanlarının geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Şimşek, özellikle bankacılık sektörünün ağırlıklı olduğu Türkiye gibi ülkelerde sermaye piyasalarının derinleşmesinin önemine işaret etti.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28 Ağustos 2026 tarihinde yatırım fonlarına ilişkin rehberi güncellediğini hatırlatan Şimşek, rehberle yatırımcıların korunmasının, riskli yoğunlaşmaların önlenmesinin, kurumsal kapasitenin ve finansal şeffaflığın artırılmasının amaçlandığını söyledi. Şimşek, para piyasası fonları ve hisse senedi serbest fonlarının teminatsız borçlanma ve borsada olağan dışı fiyat hareketleri yoluyla oluşturabilecekleri sistemik riskin finansal istikrara etkisini önlemeye yönelik düzenlemelerin de rehberde yer aldığını ifade etti.

Şimşek, sermaye piyasalarındaki gelişmelerin ardından tedbirlerin hızla uygulamaya alındığını kaydederek, "Yaklaşık 456 bin pay sahibinin olduğu bu fonlar 17 Eylül itibariyle toplam fon sayısının yüzde 4,6'sına, toplam fon portföyünün yüzde 7,7'sine, hane halkı finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne ve milli gelirin yüzde 0,7'sine karşılık gelmektedir" dedi.

"TÜRKİYE SİGORTA VE TÜRKİYE EMEKLİLİK KAPSAMLI DENETİME ALINDI"

Tasfiye kapsamındaki fonların reel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, Merkez Bankası tarafından yayımlanan çalışmaya göre yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının söz konusu fonlarda 116 milyar liralık yatırımı bulunduğunu bildirdi. Şimşek, bu firmaların istihdamdaki payının yüzde 0,6, cirolarındaki payının ise yüzde 0,9 olduğunu kaydederek, "Yüksek fon maruziyetine sahip firmalar ise istihdamın 10 binde 3'ünü, ticari kredilerin 10 binde 2'sini oluşturmaktadır. Bunların tedarikçileri dahil bu firmaların ekonomideki payı oldukça sınırlıdır" ifadelerini kullandı.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun gözetim taramaları sonucunda Türkiye Sigorta ve Türkiye Emeklilik şirketlerinin kapsamlı denetime alındığını belirten Şimşek, iki şirket dışında sorunlu fonlarla bağlantılı risklerin sigorta ve emeklilik şirketlerinde aktif büyüklüğünün ve bireysel emeklilik fonlarında portföy değerinin 10 binde 1'inin altında olduğunu dile getirdi.

Şimşek, söz konusu iki şirketin sermaye yeterlilik rasyolarının eylül ayı itibarıyla sırasıyla yüzde 176 ve yüzde 382 seviyesinde olduğunu belirterek, "Bu durum finansal yapılarının güçlü ve yükümlülüklerini karşılama kapasitelerinin yeterli olduğunu göstermektedir" ifadelerini kullandı.

"TASFİYE KAPSMASINDA 179 BİN 449 KİŞİ NET YATIRIM TUTARININ TAMAMINI ALDI"

Fonların tasfiye sürecinin TBMM'de kabul edilen 7596 sayılı Kanun çerçevesinde yürütüldüğünü belirten Şimşek, sürecin adil, şeffaf ve etkin şekilde sürdürüldüğünü söyledi. Fon pay sahiplerine yapılan ödemelerde fon mal varlığı, geri kazanım hesaplarındaki kaynaklar ve isteğe bağlı iade hesaplarındaki tutarların kullanıldığını belirten Şimşek, kamu bütçesinden kaynak kullanılmayacağını vurguladı. Şimşek, tasfiye kapsamında yapılan ödemelere ilişkin şu bilgileri verdi:

"Olağan tasfiye kapsamında 93 fonda 71 bin 899 hesaba 68 milyar lira ödenmiştir. Olağanüstü tasfiye kapsamında ise 4 Kasım 2026 tarihi itibariyle 15 fonda 542 bin 975 hesaba 62,2 milyar lira ara ödeme yapılmıştır. Böylece bugüne kadar 108 fonda 614 bin 874 hesaba 420 bin 31 tekil kişiye 130,2 milyar lira ödeme yapılmış ve 179 bin 449 kişi net yatırım tutarının tamamını almıştır.

Bu süreçte MASAK tarafından fonlardan haksız ve fahiş kazanç elde edenlerin bu kazançlarla ilgili mal varlıklarının tespiti ve yurt dışındaki mal varlıklarını ülkemize getirilmesi gibi girişimler de sürdürülmektedir. 4 Kasım itibarıyla 3,8 milyar lira tutarında 100 işlem ertelenmiş 32 farklı ülkedeki yurt dışı muadilleriyle iş birliği neticesinde 9 milyar lira mal varlığı tespit edilerek adli mercilerin bilgisine sunulmuştur. Önümüzdeki dönemde yatırımcı güveninin güçlendirilmesine ve sermaye piyasalarımızın sağlıklı işleyişinin sağlanmasına yönelik ilave adımlar atılacaktır. Bu kapsamda kurumlarımızın üzerinde çalıştığı düzenleme taslağında manipülasyonlara karşı yaptırımların artırılmasına ve kurumsal kapasitelerin güçlendirilmesine odaklanılmaktadır. Ayrıca fonların koordineli işlemlerine yönelik etkili ve caydırıcı yaptırımların uygulanması, açıklanan fiili dolaşım oranlarının bağımsız olarak doğrulanmasını sağlayacak standartların oluşturulması ve piyasa gözetim mekanizmaları etkinliğinin artırılması hedeflenmektedir."

"2026 YILI BÜTÇE AÇIĞI BEKLENTİSİ YÜZDE 3,1"

Bütçe performansına ilişkin konuşan Şimşek, güçlenen harcama disiplini ve etkin gelir tahsilatı sayesinde 2023 yılından itibaren hedeflerden daha iyi bir bütçe performansı sergilendiğini ifade etti. 2026 yılında bütçe açığının milli gelire oranının başlangıç hedefinin altında gerçekleşmesini beklediklerini belirten Şimşek, şöyle konuştu:

"2026 yılında yüzde 3,5 seviyesinde öngördüğümüz bütçe açığının milli gelire oranının başlangıç hedefinin altında yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Cari fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaşan deprem harcamalarına rağmen 2025 yılından itibaren bütçemizde faiz dışı fazla veriyoruz. Bu sayede elde ettiğimiz mali alanı Eşel mobil için bu sene kullandık. 2027 yılı bütçesinde emeklilerimizin alım gücünü desteklemek amacıyla alan oluşturduk. Ayrıca faiz dışı harcamalarda stratejik alanları önceliklendiriyoruz.

Özellikle savunma, sosyal konut, gıda arz güvenliği, maden arama, sanayi altyapısı ve demir yolları için bütçe ödenekleri nominal milli gelir büyümesinin üzerinde artırılırken deprem harcamaları dışındaki tüm alanlarda disiplini sürdürüyoruz. Tasarruf genelgesi kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payı uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan 2024 yılında yüzde 3,1'e, 2025 yılında ise yüzde 2,9'a geriledi. 2026 yılında bu oranın yüzde 3'ün altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz."

"DOLAYLI VERGİLERİN PAYI YÜZDE 59,4'E GERİLEYECEK"

Vergi adaletini güçlendirerek vergilemede etkinliği artırmanın temel öncelikleri arasında bulunduğunu belirten Şimşek, program döneminde yüksek gelir grupları ve sermaye kesimine yönelik vergileri artıran düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payının düşürüldüğünü kaydeden Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Vergide adaleti güçlendirmek için yaptığımız düzenlemeler ve kayıt dışılığa yönelik aldığımız tedbirlerle 25 yıllık ortalaması yüzde 65,8 olan dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payını 2025 yılında yüzde 62,4'e indirdik. Dolaylı vergilerin payının 2026 yılında yüzde 59,4'e gerileyeceğini öngörüyoruz. Eşel mobil uygulaması olmasaydı bu oran yüzde 60,5 olacaktı.

2024-2026 OVP'sinde söz verdiğimiz gibi etkinliği azalan vergi harcamalarını azaltıyoruz. 2023 yılında yüzde 6,4 olan vergi harcamalarının gayri safi tüketime oranı 2025 yılında yüzde 5'e geriledi. 2026 yılında yüzde 4,5 olarak öngördüğümüz bu oranın 2027'de yüzde 4,4'e, orta vadeli program dönemi sonunda yüzde 3,9'a düşeceğini öngörüyoruz. Tekrar vurgulamak isterim ki vergi harcaması bir vergi affı veya borç silinmesi değildir. Vergi harcaması yüce meclisimizin yasal düzenlemelerle hayata geçirdiği vergi muafiyeti, istisna ve indirimlerden ibarettir. En büyük vergi harcaması tüm çalışanlarımızın yararlandığı asgari ücret istisnasıdır. Bu istisna kapsamında alınmayacak yaklaşık 1,5 trilyon lira 2027 yılı vergi harcamalarının yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır."

"2026'DA 401 BİN MÜKELLEF İLK KEZ BEYANNAME VERDİ"

Kayıt dışılıkla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü ve mükelleflerin haklarının korunduğunu vurgulayan Şimşek, vergi denetimlerinde amacın risk ve uyumsuzluklara yönelik mükellefleri bilgilendirmek ve gönüllü uyumu artırmak olduğunu söyledi.

Bu kapsamda beyanname gözetim ve yüksek gelir grupları gözetim programları gibi birçok uygulamanın devreye alındığını kaydeden Şimşek, incelenen her üç mükelleften birinin büyük ölçekli olmasının denetimlerde büyük ölçekli mükelleflere odaklanıldığını gösterdiğini ifade etti. Kayıt dışılıkla mücadele kapsamında beyanname sayılarında ve beyan edilen gelirlerde önemli artışlar sağlandığını belirten Şimşek, "2026 yılında 401 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. 2022 yılında 2 milyon 250 bin olan gayrimenkul sermaye iradı mükellef sayısı 1 milyon 350 bin artarak 2026 yılı eylül ayında 3 milyon 600 bine ulaştı. Gelir vergisi beyanname sayısı 2023'e göre 1,1 milyon artarak 2025 yılında 5,5 milyona ulaştı. Hesaplanan vergi tutarı 3,5 katına çıkarak 702 milyar lira olarak gerçekleşti" şeklinde konuştu.

"FAİZ HARCAMALARININ MİLLİ GELİRE ORANI YÜZDE 3,6'YA ÇIKACAK"

Faiz yükündeki artışın bütçede faiz dışı fazla verilerek sınırlandırılmaya çalışıldığına dikkati çeken Mehmet Şimşek, son 25 yılda ortalama yüzde 5,2 olan faiz harcamalarının milli gelire oranının 2025 yılında yüzde 3,2 olarak gerçekleştiğini bildirdi. Deprem sonrasında ortaya çıkan ihtiyaçlar için yapılan yüksek tutarlı borçlanmalar ile küresel ve yurt içi gelişmelerin etkisiyle artan maliyetlerin faiz harcamalarını etkilediğini aktaran Şimşek, "Faiz harcamalarının milli gelire oranının bu yıl yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu etkilerin 2027 yılında da devam etmesi sonucu faiz harcamalarının milli gelire oranının yüzde 3,6'ya çıkacağını tahmin ediyoruz. Diğer taraftan kamu kesimi borçlanma gereğindeki düşüşle bu oranın program dönemi sonunda yüzde 3,4'e gerileyeceğini tahmin ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"2027 YILINDA ÇALIŞAN BAŞINA SAĞLANAN ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ ARTIRILACAK"

İstihdama yönelik aktif iş gücü politikalarının yanı sıra 2027 yılında çalışan başına sağlanan asgari ücret desteğinin artırılacağını belirten Şimşek, tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya başta olmak üzere bazı imalat sektörlerinde ve turizmde istihdamını koruyan işletmelere sağlanan prim desteğinin de artırılacağını söyledi. Şimşek, imalat sektöründeki işletmelere sunulan finansman imkanlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

"Kredi finansmanı ve istihdamı koruma programıyla imalat sektöründeki işletmelere 6 ay geri ödemesiz, 36 aya kadar vadeli finansman imkanı sunuyoruz. Sabit faizli kredilerde yüzde 37, değişken faizli kredilerde TLREF + 1 oranıyla finansmana erişebilen işletmelerin istihdamlarını korumaları halinde finansman maliyetinin 12 puanını kamu olarak biz karşılıyoruz. Bu tür destekleri 2027 yılında artırarak devam ettireceğiz."

Şimşek ayrıca, KOBİ'lerin ve ihracatçıların Hazine destekli kefalet sisteminde önceliklendirildiğini kaydederek, destek paketlerinde 156,5 milyar liralık kredi imkanının kullanıma hazır olduğunu, ihtiyaç duyulması halinde reel sektöre yönelik bu imkanların artırılacağını ifade etti.

"ÇİFTÇİ VE ESNAFA 743 MİLYAR LİRALIK KREDİ"

Çiftçi ve esnafa sağlanan kredi desteklerine ilişkin de bilgi veren Şimşek, 2026 yılı eylül ayı itibarıyla 828 bin tarımsal üreticiye 599 milyar liralık Hazine faiz ve kar payı destekli kredi finansmanı kullandırıldığını bildirdi. Bu kredilerden doğan faiz ve kar payının ortalama yüzde 70'inin Hazine tarafından karşılandığını belirten Şimşek, aynı dönemde 165 bin esnaf ve sanatkara 144 milyar liralık Hazine faiz destekli kredi kullandırıldığını, bu kredilerin faizinin yaklaşık yüzde 50'sinin Hazine tarafından karşılandığını kaydetti.

"ENERJİ SÜBVANSİYONLARININ MALİYETİ YARIM TRİLYON LİRA"

Bakan Şimşek, vatandaşlara yönelik enerji sübvansiyonlarının sürdürüldüğünü aktararak, 2026 yılının ilk dokuz ayında meskenlerde elektrik ve doğal gaz tüketimine sağlanan destek oranlarını açıkladı. Şimşek, "2026 yılının ilk 9 ayında elektrikte mesken 1. kademe tüketici grubunu yüzde 48, doğal gazda mesken tüketicilerini yüzde 58 oranda sübvanse ettik. Bu dönemde enerji sübvansiyonlarının finansman dahil bütçeye toplam maliyeti yaklaşık yarım trilyon lira oldu" dedi.

"TÜRKİYE FATF'İN 40 TAVSİYESİNİN 38'İ İLE UYUMLU"

Mali suçlarla mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eylül ayında yayımlanan Mali Eylem Görev Gücü'nün beşinci tür karşılıklı değerlendirme raporuyla Türkiye'nin mali suçlarla mücadelede uluslararası standartlara uyumunun tescillendiğini belirtti. Şimşek, Türkiye'nin FATF'in 40 teknik tavsiyesinin 38'iyle uyumlu bulunduğunu ifade etti.

Gaziantep'te pos tefeciliği operasyonu: 21 gözaltı

Gaziantep'te pos tefeciliğine yönelik operasyonda 21 şüpheli şahıs gözaltına alındı, 16 iş yerine işlem yapıldı

05.11.2026 12:47:00
İHA
 
Gaziantep'te pos tefeciliği operasyonu: 21 gözaltı
Gaziantep'te pos tefeciliği operasyonu: 21 gözaltı
Gaziantep'te Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesiyle İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince pos tefeciliğine yönelik operasyon yapıldı.

Operasyon çerçevesinde belirlenen çok sayıda adrese eş zamanlı baskın yapıldı. Adreslerde yapılan aramalarda 44 adet kredi kartı, 12 adet cep telefonu, 9 adet POS cihazı, 3 adet laptop, 1 milyon 82 bin 715 TL ve 660 Euro ele geçirildi, 21 şüpheli gözaltına alındı.

Yakalanan 21 şahıs hakkında yasal işlem başlatılırken iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı ile vergi levhası bulunmayan 16 iş yerine de işlem yapıldı.

Büyükçekmece'de servis minibüsü şoförü bıçaklandı

Büyükçekmece'de bir servis minibüsü şoförü, evinin sokağında tartıştığı motosiklet sürücüsü tarafından 3 yerinden bıçaklandı. Olay sonrası motosikletli kaçtı

05.11.2026 11:42:00 / Güncelleme: 05.11.2026 11:45:35
İHA
 
Büyükçekmece'de servis minibüsü şoförü bıçaklandı
Büyükçekmece'de servis minibüsü şoförü bıçaklandı
Olay geçtiğimiz salı günü Büyükçekmece ilçesi Muratçeşme Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre Ömür Küçük isimli servis minibüsü şoförü, yol verme meselesi yüzünden sokağında bir motosiklet sürücüsü ile tartıştı.

Çıkan tartışma sonucu küfürler ettiği iddia edilen motosiklet sürücüsü Ömür Küçük'ü bıçakladı. Saldırgan olay yerinden kaçarken, polis ekipleri motoru yedi emin otoparkına çekti. Polis ekipleri şahsı arama çalışması başlattı.



Olay anını anlatan sürücü Küçük, "Evimi geldiğim sırada sokak kapalıydı. Sonra yolu kapatan aracın evime misafir olarak geldiğini düşünüp eşimi aradım. Misafir yolu açmak için aşağıya geldi. O sırada aracıma birisi yumrukla vurarak. 'Baba yolu aç geri al' dedi. Kardeşim görmüyor musun yol kapalı dedim. O da bana 'yağmur yağıyor görmüyor musun ıslanıyorum' dedi. Daha sonra bana ' gevşek gevşek konuşma kendini bana vurdurma' dedi. Burası dağ başımı dedim ben o ise bana küfürler etti. Araçtan indirmek istedi baskı kurdu. Kapıya kadar geldi elinde bıçak olduğunu görmedim. Çok yaklaştı bana. Benden uzaklaş dedim ittim ittirdiğim sırada bıçak olduğunu fark etmedim. Geri çekildiğim sırada sol bacağımdan 2 bıçak darbesi aldım. Yan koltuğa attım ondan uzaklaşmak için. Plakası kimliği belli dün karakola gittim hala firar olarak gözüküyor. Dün karakola gittim sokağa bilmediğim araçlar geliyor dedim geldiğinde arayın dediler" diye konuştu.

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su bastı

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde etkili olan sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su bastı, tarım arazileri su altında kaldı, park halindeki bazı araçlar sel sularına kapılarak sürüklendi

05.11.2026 07:07:00 / Güncelleme: 05.11.2026 07:13:52
AA
 
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su bastı
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sağanak nedeniyle bazı ev ve iş yerlerini su bastı

Kent genelinde akşam başlayan sağanak, ilerleyen saatlerde etkisini artırdı.

Yağış nedeniyle Karakese, Özerli ve Kuzuculu mahallelerindeki bazı ev ve iş yerlerini su bastı, tarım arazilerinin bir kısmı su altında kaldı.

Park halindeki bazı araçlar, sel suları nedeniyle sürüklendi.

Ulaşımda aksamalara yol açan yağış nedeniyle köprü ve bulvarlarda polis ekiplerince önlem alındı.

Devlet Su İşleri (DSİ) ekipleri dere yataklarında, Büyükşehir Belediyesi ekipleri ise su baskınından etkilenen evlerde tahliye çalışması başlattı. 



Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki

Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı 2026 Türkiye Raporu, ekonomik iş birliği, Gümrük Birliği ve savunma sanayiindeki ortak çıkarları överken; siyasi kriterler, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz başlıklarında ön yargılı yaklaşımını sürdürdü. Dışişleri Bakanlığı, rapora "mesnetsiz ve çifte standartlı" diyerek sert tepki gösterdi

04.11.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki
Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, genişleme stratejisi kapsamında merakla beklenen yıllık 2026 Türkiye Raporu'nu yayımladı. İkili ilişkilerin mevcut durumunu röntgenleyen rapor, ekonomi ve güvenlik alanlarında Türkiye'nin kritik rolünü teslim ederken, siyasi ve bölgesel konularda Ankara ile Brüksel arasındaki geleneksel görüş ayrılıklarını bir kez daha derinleştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, raporun açıklanmasının hemen ardından yayımladığı bildiride siyasi ithamları ve Kıbrıs konusundaki iddiaları tamamen reddettiğini duyurdu.

Ticaret hacmi 218 milyar avroya ulaştı

Raporda, Türkiye ekonomisinin son dönemde attığı kararlı adımlar ön plana çıkarıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikasında güvenilirliği yeniden tesis etme hamleleri, enflasyonla mücadeledeki kararlılık ve cari açığın dengelenmesi AB tarafından olumlu not edildi.

Türkiye'nin AB içindeki rekabet baskısıyla baş edebilecek güçlü bir imalat, tarım ve hizmet sektörüne sahip olduğu vurgulanan raporda, taraflar arasındaki ticaret hacminin 218 milyar avroya ulaştığı bilgisine yer verildi. Gümrük Birliği'nin küresel çalkantıların yaşandığı bu dönemde AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına ve arz güvenliğine devasa bir katkı sağladığı açıkça itiraf edildi.

Türk savunma sanayii AB radarında

2026 raporunun en dikkat çekici bölümlerinden birini ise Türk savunma sanayiinin yükselişi oluşturdu. Raporda, Türk savunma şirketlerinin küresel pazardaki gücünü artırdığı, teknoloji ve bilgi transferi sağlamak amacıyla giderek daha fazla AB pazarına yöneldiği ve kıta genelinde ortak üretim tesisleri kurduğu kaydedildi.

Karadeniz'de "gölge filo" ve hibrit tehditler uyarısı

Güvenlik ve bölgesel riskler başlığında, Türkiye'nin siber saldırılar, yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları ve göç akımlarının manipülasyonu gibi hibrit tehditlerle en yoğun karşılaşan ülkelerin başında geldiği aktarıldı.

Rusya'nın Karadeniz'deki askeri varlığı, "gölge filosu" ve insansız deniz araçlarının (İDA) deniz güvenliği açısından yarattığı risklere dikkat çekilirken, Türkiye'nin Ukrayna Savaşı'ndaki kolaylaştırıcı ve arabulucu rolü ile Ukrayna'nın yeniden inşasına verdiği stratejik destek takdir edildi. Ancak raporda, Türkiye'nin Rusya ile olan yakın ekonomik bağlarını koruyor olması da not edildi.

Ankara'dan brüksel'e muhtıra niteliğinde yanıt

Dışişleri Bakanlığı, rapordaki siyasi değerlendirmeler ve bölgesel iddialara karşı çok sert bir açıklama yayımlayarak raporun bu kısımlarını "mesnetsiz" bulduğunu ve tamamen reddettiğini ilan etti. Ankara'nın Brüksel'e yönelik tepkisinde şu üç başlık öne çıktı:

• Yargı ve Temel Haklar: AB'nin Türkiye'deki iç hukuka ve yargı bağımsızlığına yönelik eleştirileri "çifte standartlı, hukuki temelden uzak ve ön yargılı bir zihniyetin yansıması" olarak nitelendirildi.

• Kıbrıs ve Doğu Akdeniz: Raporda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) tek taraflı tezlerine koşulsuz destek verilmesi Ankara'nın en büyük tepki gösterdiği alan oldu. Bakanlık, AB'nin bu taraflı tutumunu sürdürdüğü müddetçe Kıbrıs meselesinde bir çözüm ortağı veya tarafsız bir aktör olamayacağını net bir dille hatırlattı.

• Libya Mutabakatı: Raporda Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatına yönelik olumsuz ifadelere değinen Ankara, bu iddiaların Türkiye açısından "yok hükmünde" olduğunu ve Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarından taviz verilmeyeceğini vurguladı.

Ortaklık şart, yaklaşım sorunlu

2026 Türkiye Raporu, AB'nin Türkiye'yi ekonomik gücü, askeri sanayisi ve lojistik/tedarik zincirindeki yeri bakımından "vazgeçilmez bir ortak" olarak gördüğünü; ancak iş siyasi kriterlere ve Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarına geldiğinde üye ülkelerin (Yunanistan ve GKRY) baskısıyla taraflı duruşundan sıyrılamadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

İki metrobüsün çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı

Esenyurt'ta Haramidere-Sanayi Durağı'nda yolcu alan metrobüse arkadan gelen metrobüs çarptı. Kazada 6 yolcu yaralandı

04.11.2026 16:43:00
Haber Merkezi
 
İki metrobüsün çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı
İki metrobüsün çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı
Esenyurt'ta iki metrobüsün çarpışması sonucu 6 kişi yaralandı.

Namık Kemal Mahallesi'ndeki Haramidere Sanayi Metrobüs Durağı'nda yolcu alan metrobüse, durağa yaklaşan başka bir metrobüs arkadan çarptı.

Kazada, 6 kişi yaralandı.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi.

Yaralıların 2'sine olay yerinde müdahale edilirken, 4'ü ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.

Kaza nedeniyle seferlerde aksama yaşanırken, bölgede uzun metrobüs kuyrukları oluştu.

Kazaya karışan metrobüslerin çekici yardımıyla kaldırılmasının ardından karşılıklı ve dönüşümlü olarak sürdürülen seferler normale döndü.

2026 KPSS branş sıralamaları açıklandı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) Lisans için branş bazında sıralamaların açıklandığını bildirdi

04.11.2026 12:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
2026 KPSS branş sıralamaları açıklandı
2026 KPSS branş sıralamaları açıklandı
ÖSYM'den yapılan açıklamada, "2026 Kamu Personel Seçme Sınavı'na (2026-KPSS Lisans) katılan adayların sınav sonuçlarına göre branş bazında sıralamaları ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi'ne yansıtılmıştır. Adaylar, ÖSYM'nin 'https://ais.osym.gov.tr' adresinden T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle branş bazında sıralamalarını öğrenebilecektir.

Branş bazında sıralama hizmeti, adayların ilgili ekranda seçmiş oldukları puan türü ve eğitim alanlarında sınava giren diğer adaylar arasında başarı durumlarını değerlendirmelerine imkân veren, yerleştirme işlemlerine etkisi olmayan, adayları bilgilendirme amacıyla oluşturulmuş bir hizmettir. Görüntülenen sayfa, belge niteliği taşımaz. Her türlü değerlendirmede ÖSYM sisteminde kayıtlı bilgiler esas alınır" denildi.

Muş'ta pikap takla attı: 2 ölü

Muş'ta virajı alamayan pikabın takla atması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı

04.11.2026 12:16:00
İhlas Haber Ajansı
 
Muş'ta pikap takla attı: 2 ölü
Muş'ta pikap takla attı: 2 ölü
Kaza, Muş merkeze bağlı Kızılağaç beldesinin Kurtuluş mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İ.A. isimli şahsın yönetimindeki 48 UU 358 plakalı pikap, Batman'dan Muş istikametine seyir halindeyken sürücüsünün virajı alamaması sonucu kontrolden çıkarak takla attı.

Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık, jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemede araçta bulunan 5 kişiden F.A. ve A.A. olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Sürücü İ. A., A.A. ve M.A. ise yaralandı.

Yaralılar, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Muş Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

Bakan Gürlek'ten kritik fon açıklaması


 
Adalet Bakanı Gürlek, fon soruşturması konusunda, "Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir" dedi.

03.11.2026 12:45:00
Haber Merkezi
 
Bakan Gürlek'ten kritik fon açıklaması
Bakan Gürlek'ten kritik fon açıklaması

Eylül ayında Borsa İstanbul'da sert düşüşlere yol açan fon krizi gündemdeki yerini koruyor. Hükümet, fonlardan elde edilen olağanüstü kazançların iadesi ve zarar eden yatırımcıların mağduriyetinin giderilmesi için çeşitli adımlar atarken, krizin boyutuna ve sorumlularına ilişkin yeni iddialar yeni sorularla birlikte tartışılmaya devam ediyor.

112 kişi tutuklandı

Fon soruşturmasında 3 Kasım itibarıyla 433 şüpheli bulunuyor. 112 kişi tutuklu, 186 kişi hakkında adli kontrol tedbiri alındı.

Bakan Gürlek'ten kritik açıklama

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 3 Kasım'da yaptığı açıklamada, "Fon soruşturmasında kapsamlı bir suç yapısı tespit edildi. Bu örgütsel yapının içindeki isimler arasında hiyerarşik ve sistemli bir iş birliğinin delillerine ulaştık. Milletimiz müsterih olsun, devletimiz ve kurumlarımız güçlüdür ve bu sorunu da halledip Türkiye düşmanlarının ellerini boşa çıkaracağız. Suç yapılanmasına iltisak etmiş en üst düzeyden en alt düzeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler, siyasi profiller hakkında yasal işlemler yapılmış ve yapılmaktadır. Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı bugün itibarıyla oldukça belirgin hale gelmiştir. Verilen ifadeler yeni şüphelileri ortaya çıkarıyor, soruşturma derinleştirilerek devam ediyor" dedi.

BİR SEN EKSİKTİN!

Türkiye, yüz binlerce insanın birikiminin tehlikeye girdiği, milyarlarca liralık kazanç iddialarının gündeme geldiği fon skandalını tartışıyor

03.11.2026 11:44:00
Haber Merkezi
 
BİR SEN EKSİKTİN!
BİR SEN EKSİKTİN!
İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fesih Kaya, yüz binlerce yatırımcının mağdur edildiği fon skandalının sorumluluğunu Kemalist sisteme yükledi. "Bu rejimin değişmesi gerekiyor, mevcut sistemle artık bir yere varılamaz" diyen Kaya'ya sormak gerekiyor: Fon vurgununu yapanlar Kemalistler miydi? Yoksa iktidarın siyasi ve bürokratik çevrelerinden çıkan isimler mi?

Türkiye, yüz binlerce insanın birikiminin tehlikeye girdiği, milyarlarca liralık kazanç iddialarının gündeme geldiği fon skandalını tartışıyor. Soruşturma kapsamında eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın adı gündeme geldi. Kaya görevlerinden ayrıldı. Eski bakan yardımcıları, bürokratlar ve iktidar çevreleriyle bağlantılı isimler de soruşturmanın farklı başlıklarında yer aldı.

Ancak bütün bu tartışmaların ortasında İMH Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fesih Kaya'nın açıklaması dikkat çekti.

Kaya, fon meselesini kişilerin eylemlerinden ziyade rejim tartışmasına taşıyarak şu ifadeleri kullandı:

"Fon meselesi yalnızca şahıslardan değil bu 100 yıllık laik-Kemalist sistemden kaynaklanıyor. Bu rejimin değişmesi gerekiyor. Mevcut sistemle artık bir yere varılamaz."

VURGUN MAHALLİNDEKİLER BİZİM ÇOCUKLARDI

Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar ise fon skandalına ilişkin yaptığı açıklamalarda, olayın AKP'ye yönelik bir seçim operasyonu veya dış güçlerin komplosu olarak gösterilmesine tepki gösterdi.

Tayyar, 2 Ekim'deki açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Her şey gözümüzün önünde oldu, vurgun mahallindekiler bizim çocuklardı. Sözüm ona finans dehasıydılar, yerli ve milliydiler. Güçlüydüler. Dokunulmazlardı. Yağma coşkusuyla kendi finansal iktidarlarını kuruyorlardı."

Tayyar, bu çevrelerin zamanla siyasi ve toplumsal bir mahalleyi kuşattığını belirterek, "Yozlaşa yozlaşa, göz göre göre, zehirli sarmaşık gibi mahalleyi kuşattılar" dedi.

DENETİM KURUMLARINA DA HESAP SORDU

Tayyar'ın eleştirileri yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı kalmadı. Piyasayı denetlemek ve düzenlemekle görevli kamu kurumlarını da hedef aldı.

"Bu olup bitenleri denetlemek ve düzenlemekle sorumlu kamu görevlileri görmezlikten mi gelinecek? Hiçbir şey olmamış gibi görevlerine devam mı edecekler? Beceriksizliğin, sorumsuzluğun veya ihmalin bir faturası olmayacak mı?" diye soran Tayyar, denetleyici ve düzenleyici kurumların sil baştan ele alınması gerektiğini savundu.

VURGUNUN ADRESİ KEMALİZM Mİ?

İyi de Muhammed Fesih Kaya, fon skandalında adı geçenler kimler? Soruşturmanın gündemine gelen siyasi isimler hangi dönemde, hangi siyasi kadrolarda görev yaptı?

Eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, eski bakan yardımcıları, kamu bürokrasisinde görev almış isimler ve iktidar çevreleriyle bağlantılı kişiler hakkındaki iddialar ortadayken faturayı 100 yıllık Cumhuriyet'e, laikliğe ve Kemalizm'e kesmek nasıl bir siyasi ve ahlaki muhasebedir?
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.