logo
27 AĞUSTOS 2026

Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek yarın vaat edilmiş topraklar denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız" dedi.

20.11.2023 19:45:00 / Güncelleme: 21.11.2023 11:04:10
İHA
 
Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı
Erdoğan İsrail’in 'vaat edilmiş topraklar' hayalini anlattı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. İsrail yönetimi de Holokost'u, Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırılarının kalkanı olarak kullanıyor. İsrail, 'ateşkes çağrısı' dahil her türlü tepkiyi 'antisemitizm' parantezine alarak anında boğmaya çalışıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası Millete Sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. 72 yıl sonra Almanya'yı Berlin'de yenen A Milli Takımı'nı kutladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millerimizin 2024 Avrupa Şampiyonası'nda bizlere yeni zaferler tattıracaklarına inanıyorum. Türkiye yüzyılının inşası için verdiğimiz mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Son toplantımızdan bu yana içeride ve dışarıda birçok etkinliğe, zirveye, görüşmeye, açılış törenine iştirak ettik. Kazakistan'ın ev sahipliğinde Astana'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı'nın 10. zirvesinde Türk dünyası olarak birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı bir kez daha perçinledik" dedi.

"Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz"

Kıbrıs'ın teşkilata gözlemci üye olmasının tarihi bir adım olduğunu belirten Erdoğan, "Geçen hafta 40. yıl dönümünü kutlayan Kıbrıs'ın 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı'nı tekrar tebrik ediyorum. Enerjiden güvenliğe, savunmadan altyapı yatırımlarına kadar attığımız adımlarla ana vatan ve yavru vatan arasındaki bağların daha da kuvvetlenmesini sağlıyoruz. Zaman, verdiği sözlerin hilafına dayanarak Kıbrıs Türklerini cezalandıran AB'nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Maruz kaldığımız onca haksızlığa rağmen adil ve kalıcı çözüm irademizi muhafaza ediyoruz. Bunun yolunun da Kıbrıs Türklerinin eşit egemenliğinin teyit edilmesinden geçtiği kanaatindeyiz. Tabii burada bir hususu ifade etmekte fayda görüyorum. Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz" açıklamasını yaptı.

"Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir"

Kimi Batılı güçlerin Karabağ Savaşı'yla birlikte bölgede artık yepyeni bir dönemin başladığını halen idrak edemediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ermenistan'ı, yıllarca bu coğrafyada yaşayan tüm insanların acıları, sıkıntıları ve kavgaları üzerinden kendilerine rant devşirenler aslında en büyük zararı Ermenilere verdiler. Gerçekleşmesi mümkün olmayan ham hayalleri körükleyerek, Ermenileri istismar ettiler, kullandılar, güvensizliğe mahkum ettiler. Bu gerçeği artık Ermenistan'ın görmesi ve kabullenmesi gerekiyor. Ermeni halkının ve yöneticilerinin güvenliği binlerce kilometre ötede değil, komşularıyla barışta ve iş birliğinde aramaları daha doğru olacaktır. Batılı ülkeler tarafından gönderilen hiçbir silah ve mühimmat, kalıcı barış ortamının sağlayacağı huzurun yerini tutamaz. Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir. Buradan bir kez daha Ermenistan'a Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzattığı barış elini tutması çağrısında bulunuyorum. Türkiye olarak bizim de Azerbaycan'la iş birliği içinde sürecin başarısı için gerekli adımları atmaya hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" diye konuştu.

"Bundan 60 yıl önce Devrim otomobili projesini garaja mahkum eden zihniyetin günümüzdeki uzantılarını hüsrana uğrattık"

Kazakistan dönüşü açılışını yaptıkları Ford Otosan Yeniköy Fabrikası'nın toplam 3 bin 500 kişiye istihdam kapısı olan önemli bir yatırım olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Orada bir kez daha gördük ki otomotiv sektörümüz Türk ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 9 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdiğimiz bu sektörde dünyanın 13'üncü en büyük otomotiv üreticisi konumundayız. Ancak Türkiye dünyanın otomotiv ihracatçılarından biri olmasına rağmen maalesef uzun yıllar kendi yerli ve milli markasına sahip değildi. Togg üretimi ve satışa başlamasıyla yeni gelişen elektrikli araçlar alanında kendi markamızla küresel rekabetteki yerimizi aldık. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu projenin hayata geçmesiyle Türk araba yapamaz diyenleri, fabrikada üretim bandı yok diyenleri, bu araç satılmaz, vatandaş bunu almaz diyenleri, yani bundan 60 yıl önce Devrim otomobili projesini garaja mahkum eden zihniyetin günümüzdeki uzantılarını hüsrana uğrattık. Birilerinin müstehzi bir edayla 'Bunun fabrikası nerede?' diyerek aklınca dalga geçtiği Togg, şimdiye kadar 12 bine yakın teslimat yaptı. Üretim bandından inen ve teslim edilen araç sayısı günden güne artıyor. Geçen yıl dünyada 14 milyon elektrikli araç satıldığı düşünüldüğünde bu yarışa nasıl isabetli bir zamanda dahil olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Kocaeli'nden baba ocağımız Rize'ye geçtik. Rize'de bakanlıklarımız ve belediyelerimizin tamamladığı toplam yatırım bedeli 2 milyar 886 milyon lira olan eser, proje ve hizmetlerin resmi açılışını gerçekleştirdik. Ve turizmine ve ulaşımına çok büyük katkı yapacak 36, 7 kilometre uzunluğundaki Ayder yolunun temelini de bu vesileyle attık. Gerek hizmete verdiğimiz gerekse temelini attığımız tüm bu yatırımların Rize ve Karadeniz bölgemize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

"'Türkiye Yüzyılı'na nefes' sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese, milletimin her bir mensubuna teşekkür ediyorum"

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın 8-9 Kasım tarihlerindeki 16'ncı zirvesi vesilesiyle gittiği Taşkent'te Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in yanı sıra katılımcı ülkelerin liderleriyle bir araya geldiklerini, İran ve Pakistan'la birlikte 1992 yılında kurulan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın kurumsal kapasitesini güçlendirmeye devam edeceklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vefatının 85'inci seney-i devriyesi olan 10 Kasım'da hem Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal'i hem de kahraman silah arkadaşlarını bir kez daha saygıyla yad ettik. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulumuzun anma toplantısında ülkemizin geçmişten bugüne serancamını ve cumhuriyet dönemini değerlendirme imkanı bulduk. Her yıl Milli Ağaçlandırma Günü olarak kutladığımız 11 Kasım'ı bu sene de ülkemiz genelinde bir ağaçlandırma seferberliğine dönüştürdük. Milli Ağaçlandırma Günü'nde Türkiye'nin 2023 farklı noktasında 5 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Ayrıca her bir ilimizde '100. Yıl Cumhuriyet Ormanları'nın kuruluşunu gerçekleştirdik. Bu tablo küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin tüm insanlığın bekasını tehdit eder boyutlara ulaştığı bir dönemde ayrıca anlamlıdır. Önümüzdeki dönemde havanın, suyun, toprağın, ağacın ve varisi olduğumuz bütün güzelliklerin korunması için daha çok çalışacağız. 'Türkiye Yüzyılı'na nefes' sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmalara destek veren herkese, milletimin her bir mensubuna teşekkür ediyorum. Ülkemize dünyanın en geniş kapsamlı sosyal güvenlik ve sosyal güvenlik sistemini kazandırdık. Sosyal devlet alanında da kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Geçen hafta açılışını yaptığımız Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri bunun örneklerinden biri. İnşaat alanı 146 bin metrekareyi bulan yatay mimari tarzında inşa edilen 23 bloğu, camisi, kilise ve havrasıyla gerçekten mükemmel bir eseri ülkemize kazandırdık" dedi.

"Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa çok açık söylüyorum ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan bir beşinci kol elemanıdır"
Türkiye olarak sadece sınırlar içinde değil, yurt dışında da mazlumun, zulme, baskıya uğrayanların yanında olduklarını ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

"Türkistan'dan Afganistan'a, Balkanlar'dan Afrika'ya kadar nerede gözü yaşlı, gönlü kırık kimse varsa Türkiye'nin şefkat eli oradadır. Filistin'deki mazlumların acısı nasıl bizim acımızsa Uygur kardeşlerimizin, Ahıska Türkü, Kırım Tatarı, Kerkük Türkmeni kardeşlerimizin sıkıntısı da aynı şekilde bizim sıkıntımızdır. Hiçbir ayrım yapmadan hepsiyle yakından ilgileniyoruz. Her kim Türkiye'yi soydaşlarının derdine sırtını dönmekle itham ediyorsa çok açık söylüyorum ya gafildir ya cahildir ya da yabancı güçler namına çalışan bir beşinci kol elemanıdır. Türkiye'nin soydaş ve akraba topluluklara yönelik hassasiyeti zirveye bizim dönemimizde çıkmıştır. Bundan sonra da her daim soydaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. İsrail suyunu, yakıtını, elektriğini, iletişimi komple keserek Gazze halkını öldürmekle kalmıyor, hastaneleri de bombalayarak Gazzelilerin direniş azmini kırmaya çalışıyor."

"Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır"

"Gazze'de 7 Ekim'den beri tam anlamıyla vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgalinde, 2. Dünya Savaşı'nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık sergilenmektedir" diyen Erdoğan, "İsrail yönetimi, askeri ve silahlı sivilleri ile 'bir atışta iki ölü' diyerek hamile kadınları daha doğmamış bebekleriyle katletmekle övünen bir cinnet hali içindedir. Çocukları daha ağzı süt kokan sabileri, onların anne ve babalarını, yaşlı erkekleri tanklarla bombalayarak, üzerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değildir, bunun adı barbarlıktır, eşkıyalıktır, bunun adı devlet terörüdür. Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır. Bilhassa hastaneler, İsrail mezaliminin sembolü olmuştur. Gazze'de hizmet veren neredeyse tüm hastaneler, İsrail'in saldırıları sebebiyle ya yıkıldı ya zarar gördü ya da kullanılamaz hale geldi. Gazze'nin en büyük sağlık tesisleri olan El Ehli Baptist ve Şifa Hastanelerinde yaşanan vahşeti hepimiz takip ettik. Bu hastanelerle ilgili İsrail'in ortaya attığı iddiaların tamamen safsatadan ibaret olduğu anlaşıldı. Ama buna rağmen Akif'in 'tek dişi kalmış canavar' diye tarif ettiği güya medeni dünya, İsrail'in hastanelere yönelik saldırılarını sessizce seyretti. Hatta savaş hukukunun açık ihlali olan hastane saldırılarına 'İsrail'in kendini savunma hakkı' diyerek destek veren ülkeler de gördük. Bu iklimde biz kalbimizle buğz ve dilimizle ifade etmenin yanı sıra, elimizle de üzerimize düşenleri yapmanın gayreti içindeyiz" diye konuştu.

Gazze'deki tek onkoloji hastanesinin vurulması akabinde buradaki kanser hastalarının Türkiye'ye sevkiyle ilgili girişimleri başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aralarında kanser tedavisi görenlerin de yer aldığı toplam 88 hastayı 61 refakatçisiyle birlikte ülkemize getirdik. Biz de perşembe günü kanser hastalarını ziyaret ettik. Acılarını paylaştık, milletimiz adına dualarını almanın bahtiyarlığını yaşadık. Gazze'de mahsur kalan vatandaşlarımızın bir kısmının tahliyesini dün gerçekleştirdik. Diğerleriyle ilgili çabalarımız sürüyor. Biz dayanışmanın gücüne, paylaşmanın bereketine inanan insanlarız. Günümüzde de Türk özlenendir, gözlenendir, mazlum ve mağdurların hamisidir. Türkiye misyonunu nemelazımcılık yaparak değil, başı dara düşenlere kucak açarak yerine getirebilir. Biz de Gazzeli mazlumların imdadına koşarken işte bu misyonun hakkını vermeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

"Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda"

Erdoğan, Batılı ülkelerin Gazze konusundaki tutumuna tepki göstererek, "Türkiye olarak Gazze'de akan kanın durması için seferber olmuşken, Batılı ülkelerin vicdansızlığını yüzümüz kızararak takip ediyoruz. İsrail işgal güçleri, her gün kadın, çocuk, gazeteci, doktor, yaşlı, sivil demeden masumları katlediyor, ama Avrupa'sından Amerika'sına hiçbir ülkeden en küçük bir tepki dahi gelmiyor. Çocuklara, kadınlara ve yaşlılara karşı atom bombası atma tehdidi dahi, modern savaş araçlarının tamamını kullanan İsrail ve onu destekleyen herkes, sadece tarih önünde değil, insanlık vicdanı nezdinde de yargılanacaktır. İspanya gibi bir iki vicdan sahibi ülkeyi dışarıda bırakırsak, Batılı kurum ve kuruluşlar Gazze'den yükselen feryatlara kulaklarını tamamen tıkadılar. Ateşkes sözcüğünü kullanmaktan bile çekinen bir ürkeklikle, daha doğrusu korkaklıkla karşı karşıyayız. Holokost utancı Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. Sadece yöneticiler değil, Batılı entelektüeller, basın kuruluşları ve insan hakları örgütleri de aynı şekilde İsrail'i aklamanın peşinde. İsrail yönetimi de Holokost'u Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırıların kalkanı olarak kullanıyor" ifadelerini kullandı.

İsrail'in ateşkes çağrısı dahil her türlü tepkiyi antisemitizm parantezine alarak anında boğmaya çalıştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu Almanya'ya gerçekleştirdiğim son seyahatte bir kez daha üzülerek şahit oldum. Her ne kadar Gazze meselesinde farklı düşünsek de Almanya ile tarihten gelen güçlü dostluğumuza büyük ehemmiyet veriyoruz. 50 milyar doları bulan toplam ticaret hacmiyle en büyük ticaret ortağımız olan Almanya ile her alanda işbirliğimizi güçlendirmekte kararlıyız. Gerek Cumhurbaşkanı Steinmeier gerekse Şansölye Scholz, kendileriyle yaptığım görüşmelerde bu konularda mutabık kaldık. Gazze'deki insani trajedinin engellenmesi ve bölgede kalıcı barışın tesisi yolunda Almanya ile diyalog içinde olmayı sürdüreceğiz" dedi.

"İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz"

İsrail'in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü Türkiye'nin ne uzak ne yakın geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Hak bildiklerimizi, birilerini rahatsız etse de cesaretle dillendirmemizin sebebi işte budur. Konuşurken rahatım, niye rahatım? Bizim borcumuz yok, ama bunların hepsinin İsrail'e borçları var. Sıkıntıları burada. Asıl utanç verici olay ise Batılı ülkelerin katliamlarına kılıf uydurma noktasında İsrail ile sergilediği yalan kardeşliğidir. Nükleer ve kimyasal silah bahanesiyle Irak'ı işgal edenlerin, İsrail'in yalanlarına arka çıkmasına artık biz de şaşırmıyoruz. Aynı şekilde Irak'ta nükleer silah arayanların, İsrailli bakanların kameralar önünde sarf ettiği atom bombası itirafı karşısında tek cümle kurmamaları da ibretlik bir durumdur. Öyle ki İsrail, nükleer silaha sahip olduğunu açıkça ikrar ve itiraf ediyor. Fakat bu konuda ne BM Güvenlik Konseyi ne Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı herhangi bir inceleme başlatmıyor. Bugün İsrail'e ses çıkarmayanların yarın başka ülkelere söyleyecek hiçbir sözü olamaz. Malumun ilanı olarak gördüğümüz İsrail'in nükleer silahları meselesinin unutulmasına ve unutturulmasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Riyad Zirvesi'nde Türkiye'nin gayretleri neticesinde illegal yerleşimcilerin 'terörist' olarak tanımlanması ve savaş suçlarının takibi konularıyla birlikte nükleer silahlar hususunda da önemli kararlar alındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah önümüzdeki dönemde her iki meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğiz. Gazze'deki vahşet karşısında insanlığın vicdanı ve sesi olma görevi şu an Türkiye'nin omuzlarındadır. 15 Kasım'da eşimin öncülüğünde İstanbul'da düzenlenen Filistin İçin Tek Yürek Lider Eşleri Zirvesi bu noktada bir kilometre taşı olmuştur. Acının ve merhametin dili, dini, yoktur. Bu anlayışla Türkiye'ye gelen küresel çağrı metnine imza atan, bu zor zamanda yürekli bir duruş sergileyen tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum. Buradan ülkemizde Gazze'deki katliamlara, Filistin meselesine, Kudüs davasına şaşı bakanlara, hatta kendi akıllarınca istihza ile sulandırmaya çalışanlara hatırlatmak istediğim bir gerçek vardır. Türkiye'nin siyasi ve kültürel sınırları, kendi resmi sınırlarından değil, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne diye ifade edilen çok daha geniş bir hattan başlar" dedi.

"Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek, yarın 'vadedilmiş topraklar' denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gönül coğrafyamızdaki her karış toprak için aynı hissiyatı duyuyoruz. Ne zamanki biz bu coğrafyaları kendi dışımızda görmeye başlarsak, işte o vakit eldeki vatan da tehlikeye düşmüş olur. Dahası bugün Gazze'de yaşananlara tepki vermezsek, yarın 'vadedilmiş topraklar' denilen işgalci fanatizmin kendi topraklarımıza uzanmasına engel olamayız. İşte bu sebeple diyoruz ki, Balkanlar'dan Kafkaslara, Karadeniz'den Akdeniz'in doğu kıyılarına kadar dört bir yanımızda yaşanan her hadise bizi doğrudan ilgilendirir. Karabağ'ın gönlümüzdeki yeri ile Gazze'nin gönlümüzdeki yeri aynıdır. Tıpkı Bosna ile Halep, Trablus ile Selanik ile Musul'u ayırt etmediğimiz gibi, kendi kadim şehirlerimizle Kudüs'ü de aynı görüyoruz. Aslında bu vizyona sahip olmayan birtakım sözde aydınlara, siyasetçilere, medya mensuplarına, sosyal medya silahşörlerine ne desek boş olduğunu biliyoruz. Milletimiz bu vizyona sahiptir. Bu hakikatlerin farkındadır. Asırlardır her kritik vakitte olduğu gibi son gelişmeler karşısında da milletimiz duasını ona göre yapmakta, yumruğunu ona göre sıkmakta, gerektiğinde harekete ona göre geçmektedir. Kifayetsiz muhterisleri kendi cehalet, kin, nefret ve kısır hesap bataklıklarıyla baş başa bırakarak Türkiye Yüzyılı'nın inşası yolunda gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"'Bir gece ansızın gelebiliriz' ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir"

Kabine toplantısında terörle mücadeleden ticarete, savunmadan ekonomiye uzanan geniş bir yelpazede gündemlerindeki konuları ele aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör örgütleriyle ve organize suç şebekeleriyle mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Yılbaşından bu yana bir kısmı elebaşı seviyesinde, yaklaşık 2 bin teröristi etkisiz hale getirdik. Döktükleri her damla kanın hesabını teröristlerden misliyle soruyoruz, soracağız. Son terörist ülkemiz için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkarılıncaya kadar, hudutlarımız içinde ve dışında bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör koridorunu, Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiğimiz harekatlarla parçaladık. Pençe harekatlarıyla bölücü örgütü Irak sınırımızdan uzaklaştırdık. Bölücü terör örgütünü palazlandırma girişimlerini yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde yeni operasyonlarla, bu alçak ve sinsi planları da sahiplerinin başlarına geçirmekte kararlıyız. 'Bir gece ansızın gelebiliriz' ikazımız dün olduğu gibi bugün de geçerlidir. buradan bir kez daha vatanımızın bekası, devletimizin bütünlüğü, milletimizin birliği uğrunda can veren aziz şehitlerimizi, son olarak bir üsteğmenimiz şehit oldu, kendisine Rabbimden rahmet diliyorum, tüm yakınlarına sabırlar niyaz ediyorum, bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. Teröristlere nefes aldırmayan ordumuzu, emniyet birimlerimizi, istihbarat teşkilatımızı ve güvenlik korucularımızı tebrik ediyor, Rabbim tüm güvenlik güçlerimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum"

"Fırtına dolayısıyla Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisindeki mürettebatın bulunmasına yönelik arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor"

"Kabine toplantımızda değerlendirdiğimiz konulardan bir diğeri de iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerdi" diyen Erdoğan, "Türkiye olarak iklim değişikliğine bağlı ortaya çıkan çevre sorunlarından tüm dünya gibi biz de olumsuz etkileniyoruz. Son bir iki gündür yaşadığımız seller, fırtınalar ve su baskınları bunlardan sadece bir kısmıdır. Dün neredeyse ülkemizin tamamını etkisi altına alan sağanak yağış, sel ve fırtına sebebiyle 9 insanımız vefat etti. 52 vatandaşımız yaralandı, 11 kardeşimiz için de kayıp ihbarında bulunuldu. İçişleri Bakanımızı afetten en çok etkilenen bölgeye süratle göndererek çalışmaların koordinasyonunu temin ettik. AFAD, Sahil Güvenlik ve diğer birimlerimize bağlı 7 bin personelimizin hızlı müdahalesi neticesinde 110 insanımızı kurtardık. Fırtına dolayısıyla Zonguldak açıklarında batan kuru yük gemisindeki mürettebatın bulunmasına yönelik arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Devletimiz afetzede kardeşlerimizin yanındadır. Zarar tespit çalışmalarımızı hızla tamamladıktan sonra destek ödemelerini de yapacağız. Rabbim ülkemizi milletimizi her türlü afetten muhafaza etsin diyorum" dedi.


Deprem Kayseri'de kendini hatırlattı

AFAD Başkanlığı Deprem Bilim Kurulu Üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Şirvan-Pervari fay hattının bazı kollarının 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi

26.08.2026 22:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Deprem Kayseri'de kendini hatırlattı
Deprem Kayseri'de kendini hatırlattı
AFAD Başkanlığı Deprem Bilim Kurulu Üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Şirvan-Pervari fay hattının bazı kollarının 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve MTA Genel Müdürlüğü'nce yürütülen "Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Projesi" kapsamında, 25 Nisan'da başlayan saha çalışmalarının ilk etabı 2 Mayıs'ta tamamlandı. Çalışmalar, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinin katkılarıyla, farklı üniversitelerden akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi.



AFAD Başkanlığı Deprem Bilim Kurulu Üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir başkanlığındaki 6 kişilik araştırma ekibi, Şirvan ve Pervari ilçelerinin kırsalında fay hattı üzerinde incelemelerde bulundu. Ekipte Fırat Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Aksoy, Afyon Kocatepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağlar Özkaymak, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Jeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Volkan Karabacak, Dokuz Eylül Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Özkan Cevdet Özdağ ve doktora öğrencisi Büşra Yerli yer aldı. İncekaya ve Köprüçay köyleri kırsalında açılan hendeklerde fayın geçmişteki hareketleri incelenirken, bölgede meydana gelen depremlerin zamanlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Hasan Sözbilir, açılan hendeklerde fayın geçmişte yüzeye kadar ulaşarak yıkıcı deprem ürettiğine ilişkin bulgular gözlemlediklerini belirtti. Fay hattının yaklaşık 100 kilometre uzunluğunda olduğunu ifade eden Sözbilir, farklı segmentlerden oluşan fayın bazı kollarının 7 büyüklüğüne kadar deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Sözbilir, fayın yeniden hareket etmesi halinde Siirt, Şirvan, Pervari ve Şırnak çevresindeki yerleşimlerin önemli ölçüde etkilenebileceğini belirterek, fayın son ne zaman kırıldığının ve deprem tekrarlama periyodunun ortaya çıkarılmasının önemine dikkat çekti.



Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağlar Özkaymak ise çalışmaların, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından başlatılan geniş kapsamlı proje kapsamında yürütüldüğünü ifade etti. Özkaymak, fayın en son ne zaman kırıldığını ve deprem tekrarlama periyodunu belirlemeye çalıştıklarını belirterek, elde edilecek sonuçların bölgedeki deprem riskinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını kaydetti.

Araştırmacılar, fay hattının farklı kollarında ilerleyen süreçte yeni hendek çalışmalarının yapılacağını ve tarihlendirme çalışmalarının ardından elde edilen sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.

Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu

İletişim Başkanlığı koordinasyonunda, Emniyet ve siber suçlarla mücadele birimlerinin katılımıyla "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik sosyal medya hesaplarına karşı kapsamlı bir inceleme başlatıldığı açıklandı

26.08.2026 19:41:00
Haber Merkezi
 
Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu
Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu
İletişim Başkanlığı koordinasyonunda, Emniyet ve siber suçlarla mücadele birimlerinin katılımıyla "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik sosyal medya hesaplarına karşı kapsamlı bir inceleme başlatıldığı açıklandı.

Resmi açıklamada bu adımın "provokasyonu, dezenformasyonu ve terör propagandasını engellemek" amacıyla atıldığı belirtilse de, operasyonun kapsamı ve zamanlaması kamuoyunda ciddi soru işaretlerine ve eleştirilere yol açtı.

Eleştirmenler, bu tür geniş tabanlı dijital denetimlerin, iktidarın belirlediği siyasi söylemlere yönelik her türlü muhalif sesi bastırma aracına dönüşmesinden endişe ediyor.

İktidarın söylemine katılmamak suç mu?



Haberde geçen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme sürecini provoke eden içerikler" ifadesi, hukuki netlikten uzak olduğu gerekçesiyle hukukçular ve hak savunucuları tarafından eleştiriliyor.

Bir politikanın yöntemini, zamanlamasını veya arka planını eleştirmenin "provokasyon" olarak etiketlenmesi, ifade özgürlüğünün sınırlarını daraltıyor. Vatandaşlar ve analistler şu kritik soruyu yöneltiyor: Devletin veya iktidarın yürüttüğü bir sürece destek vermek, o süreci hiç eleştirmeden kabul etmek bir vatandaşlık görevi midir?

Demokratik toplumlarda terörle mücadele ve toplumsal barış gibi hayati konular, yalnızca iktidar blokunun tekelinde yürütülemez. Farklı partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin bu süreçlerin şeffaflığı, adaleti ve yöntemi hakkında şüphelerini dile getirmesi en temel anayasal haktır.

Her eleştirinin "dezenformasyon" veya "manüpilasyon" torbasına atılması, toplumda otosansürü artırmakta ve yapıcı kamusal tartışmaları tamamen imkansız hale getirmektedir.

Muğlak kavramlar ve hukuki belirsizlik



İnceleme kapsamında hangi içeriklerin "gerçek dışı" veya "kin ve düşmanlığı körükleyen" olarak tanımlanacağı konusundaki kriterlerin belirsizliği, yargının siyasi kararlara araç edilmesi riskini doğurmaktadır. Terör propagandası ile hükümet politikalarına yönelik sert muhalefet arasındaki çizgi kasıtlı olarak silikleştirildiğinde, sosyal medya platformları adeta birer "gözetim kulesine" dönüşmektedir.

Sonuç olarak, terörle ve suçla mücadele kılıfı altında yürütülen bu geniş çaplı dijital operasyonlar, Türkiye'de çok sesliliğe ve farklı fikirlerin var olma hakkına indirilmiş yeni bir darbe olarak yorumlanmaktadır. Toplumsal bütünleşme, zoraki bir sessizlik ve tek tip düşünce dayatmasıyla değil; ancak özgür bir tartışma ortamında ve her kesimin sesini duyurabilmesiyle mümkündür.

Prof. Dr. Osman Bektaş’tan Kayseri’deki deprem sonrası, 'Ardından gelecek depremler izlenmeli' uyarısında bulundu

Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde saat 09.53’te 4,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD, depremin 7 kilometre derinlikte gerçekleştiğini bildirdi. Bazı evlerde hasar oluşurken Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgedeki depremlerin sayısı, derinliği ve fay doğrultusundaki dağılımının izlenmesi gerektiğini belirtti

26.08.2026 14:50:00
Haber Merkezi
 
Prof. Dr. Osman Bektaş’tan Kayseri’deki deprem sonrası, 'Ardından gelecek depremler izlenmeli' uyarısında bulundu
Prof. Dr. Osman Bektaş’tan Kayseri’deki deprem sonrası, 'Ardından gelecek depremler izlenmeli' uyarısında bulundu
Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde saat 09.53'te 4,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) verilerine göre, merkez üssü Pınarbaşı olan depremin 7 kilometre derinlikte gerçekleştiği belirlendi.
Deprem nedeniyle ilçeye bağlı Yukarıborandere Mahallesi'nde bir evin duvarında yıkıntı, bazı evlerin duvarlarında ise hafif çatlaklar meydana geldiği öğrenildi.

AFAD depremin büyüklüğünü 4,1 olarak açıkladı
AFAD'ın internet sitesinde yer alan bilgilere göre, Kayseri Pınarbaşı merkezli deprem saat 09.53'te kaydedildi.
Sarsıntının büyüklüğü 4,1, derinliği ise 7 kilometre olarak açıklandı.

Bazı evlerin duvarlarında hasar oluştu
Depremin ardından bölgede bazı yapılarda hasar meydana geldi. Pınarbaşı ilçesine bağlı Yukarıborandere Mahallesi'ndeki bir evin duvarında yıkıntı oluştuğu öğrenildi.
Mahalledeki bazı evlerin duvarlarında ise hafif çatlaklar meydana geldi.

Prof. Dr. Osman Bektaş'tan Pınarbaşı depremi açıklaması
Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede Pınarbaşı'ndaki depremin ardından bölgedeki sismik hareketliliğin izlenmesi gerektiğini belirtti.
Bektaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "26 Ağustos'ta Pınarbaşı'nda Mw 4,1 büyüklüğünde, 7 km derinlikte bir deprem oldu. 6 Şubat depremleri Doğu Anadolu'daki sol yanal fay sisteminde büyük bir deformasyon ve gerilme değişimi yarattı. Bu nedenle Mw 4,1'i tek başına yorumlamak yerine ardından gelecek depremlerin sayısı, derinliği ve fay doğrultusundaki dağılımı izlenmeli. Özellikle aynı bölgede M4+ depremler tekrarlanırsa, konu daha önemli hale gelir."

Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı

Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı

26.08.2026 14:00:00 / Güncelleme: 26.08.2026 14:01:34
Haber Merkezi
 
 Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı
 Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı
Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri 1071'de Sultan Alparslan'ın açtığı kutlu kapı, 1922'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz ile ebediyen mühürlenmiştir" dedi. 

Hüseyin Baş'ın paylaşımı şöyle:
"1071'de Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te açtığı kutlu kapı, 1922'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz ile ebediyen mühürlenmiştir. Biri Anadolu'yu yurt kılan, diğeri ise bu yurdun asla işgal ve esaret kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden iki büyük zaferdir. Kutlu olsun! "

"Malazgirt'te açılan yurt kapısı, Büyük Taarruz'la ebedileşti"

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Merkezinden yapılan açıklamada ise, "Malazgirt'te açılan yurt kapısı, Büyük Taarruz'la ebedileşti. 1071'in ve 1922'nin aziz hatırasıyla; Sultan Alparslan'dan Gazi Mustafa Kemal'e tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz" ifadeleri yer aldı.

İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi

İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi

26.08.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Mahkeme 25 Ağustos'ta verdiği kararla oy pusulalarının reddedilmesi konusunda makul gerekçe bulunmadığına hükmetti.

Başkan vekilinin seçildiği turda beş oy geçersiz sayılmıştı.

Kararda, oylama sürecinin sağlıklı ve güvenli yürütülmediği, adaylar arasında gerginlik yaşandığı ve seçim işleminin hukuka aykırılık taşıdığı vurgulandı.

İstanbul Valiliği tarafından başkan vekili seçilinceye kadar, bu görevi Üsküdar İlçe Belediye Meclisi'nin birinci başkan vekilinin yürüteceği açıklandı. Başkan vekilinin bulunmaması durumunda ise ikinci başkan vekili görev yapacak.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine CHP'nin adayı Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.

25 Ağustos'taki mahkeme kararına yedi gün içinde itiraz edilebilecek.

AKP Üsküdar ilçe teşkilatı seçimle ilgili iki ayrı suç duyurusunda bulunmuştu.

Taraflar birbirini meclis üyelerinin iradesine müdahale etmekle suçladı.

AKP grubu, üçüncü turda adaylarının kazandığını ancak bazı geçersiz oyların Çetinkaya lehine sayılması sebebiyle seçimin dördüncü tura sarktığını iddia etmişti.

'Herkes hür iradesiyle oyunu kullandı'
Üsküdar Belediyesi'ndeki oylama belediye tarafından canlı yayınlanmıştı.

Belediye meclis üyeleri arasında zaman zaman tansiyon yükseldi. Ancak ilk iki tur oyların geçerliliği ile ilgili herhangi bir tartışma yaşanmadı.

Çetinkaya ilk iki tur Gültekin'den fazla oy almasına karşın aranan üçte iki çoğunluğa ulaşılamayınca üçüncü tura geçildi ve ardından gerginlik arttı.

Burada Çetinkaya 21, Gültekin ise 18 oy aldı. Beş oy, harf ve yazım hataları gibi gerekçelerle geçersiz sayıldı.

Daha sonra CHP grubu tarafından verilen bir dilekçe üzerine oylamaya ara verildi.

AKP grubu ara verilmesine tepki gösterdi.

Aranın ardından salt çoğunluğun arandığı dördüncü tur oylamasına geçildi.

Burada Çetinkaya 22, Gültekin ise 18 oy aldı. Bunun üzerine Çetinkaya yeni başkan vekili ilan edildi.

AKP meclis grup başkan vekili Vefa Yunus Taylan, üçüncü turdan sonra ara verilmemesi yönündeki taleplerinin "gerekçe sunulmaksızın reddedildiğini" söyleyerek sonuca itiraz etti.

Taylan ayrıca Yeni Parti İl Başkanı Özgür Çelik'i "CHP'nin grup odasını işgal etmek ve meclis üyelerinin iradesini ıskat hale getirmekle" suçladı.

Buna cevaben CHP grup başkan vekili Mustafa Erhan Eyvel ise Taylan'ın iddialarını reddederek "Herkes sandıkta kendi hür iradesiyle oyunu kullandı" diye konuştu.

Eski Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de X hesabından yaptığı bir paylaşımda başkan vekilliği seçimini sert dille eleştirdi.

Türkmen, "Bugün Üsküdar Belediye Meclisi'nde yaşananlar bir oylama değil, adeta planlı rezil, sefil bir tiyatroydu" ifadelerini kullandı.

Paylaşımında AKP adayı Gültekin lehine dördüncü turda atılan ve geçersiz sayılan bir oy pusulasına yer verdi.

Türkmen, geçersiz kararını veren başkan vekilinin CHP'li olmasını eleştirdi.

Kararın hukuki dayanağı olmadığını ve bunun "Meclis iradesine yönelik ciddi bir müdahale" teşkil ettiğini söyledi.

Başkan vekilliği oylamasının ardından kameralar karşısına geçen Sibel Tan Çetinkaya ise gözaltındaki Sinem Dedetaş'a seslendi.

Çetinkaya, "Emanetiniz burada, özgür iradesiyle sizi seçen Üsküdar'ın emaneti burada. Sizi o zindandan alana kadar biz durmadan mücadele edeceğiz" dedi.

Çetinkaya ayrıca "Bütün çalışma arkadaşlarımızla birlikte o emaneti tertemiz bir şekilde size geri vereceğiz" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz" dedi

26.08.2026 13:34:00
AA
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz" dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Milli Park Alanı'nda düzenlenen 955. Yıl Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı'nda yaptığı konuşmasına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve bazı siyasi partilerin genel başkanları ile katılımcıları selamlayarak başladı.

Dün Anadolu'nun giriş kapısı Ahlat'taki etkinlik alanını ziyaret ederek gençlerle kucaklaştıklarını söyleyen Erdoğan, daha sonra Kabine Toplantısı'nı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyesi'nde 3. kez gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi de Bizans'ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu'nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt'te sizlerle beraberiz. Konuşmamın başında Malazgirt Zaferi'mizin 955. yıl dönümü mübarek olsun diyorum. Malazgirt'te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemal-i edeple yad ediyorum." ifadelerini kullandı.

Etkinlik meydanını tıka basa doldurarak, dünyaya çok güçlü birlik ve beraberlik mesajı veren vatandaşlara şükranlarını sunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum. Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için, Alparslan'ın ve gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şad ettiğiniz için, şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabb'im sizleri korusun. Rabb'im bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin. Bugün aynı zamanda Anadolu'nun harimiismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz'un 104. seneidevriyesini idrak ediyoruz."

Konuşması sırasında kadınların sık sık zılgıt çekmesi, gençlerinse hep bir ağızdan slogan atması üzerine Erdoğan, "Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Sağ olun." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle Milli Mücadele'de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Şunu bilhassa ifade etmek isterim. Sevgili gençler, biz Malazgirt'te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz." diye konuştu.

"Bu coğrafyada bizim güçlü, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur"
Cumhurbaşkanı Erdoğan programda yaptığı konuşmada, "Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz." ifadesini kullandı.

Erdoğan "Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur." diye konuştu.

"Terörsüz Türkiye hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık.

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık.

Tahriklerle tuzaklarla Türkiye'nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zannedenler hayal kırıklığına uğramaya mahkumdur."

Hamzabeyli'de 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi

Edirne Hamzabeyli Gümrük Kapısı'nda Türkiye'ye giriş yapan bir tırda, dedektör köpek Atlas'ın da katıldığı aramada 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi

26.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Hamzabeyli'de 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi
Hamzabeyli'de 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi
Edirne Hamzabeyli Gümrük Kapısı'nda Türkiye'ye giriş yapan bir tırda, dedektör köpek Atlas'ın da katıldığı aramada 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi.

Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, şüphe üzerine tırda detaylı arama gerçekleştirdi. Dedektör köpek Atlas'ın da katıldığı aramada, 255 ayrı paket içerisinde toplam 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi.



Uyuşturucu maddeye el konulurken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekiplerinin uyuşturucu madde kaçakçılığına yönelik çalışmalarının kararlılıkla devam ettiği belirtildi.

Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı

Beykoz'da 2016'da vefat eden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldığı ve Alihan Kuriş'in de arasında olduğu şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçundan soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi

26.08.2026 10:00:00
AA
 
Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı
Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki vefatına ilişkin iddialar üzerine tahkikata başlandığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Müteveffanın otopsisine ilişkin video kaydı üzerinden alınan, 25 Ağustos tarihli Adli Tıp Kurumu uzmanı bilirkişi raporundaki 'şüpheli ölüm' tespiti karşısında, şikayet edilen Alihan Kuriş ve şüpheliler hakkında ilk etapta 'adam öldürme' suçundan, 17 Ekim 2016 tarihli, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 'Beyin Kanaması Nedeniyle Doğal Ölüm' raporu altında imzası bulunan doktorlar ile Cumhuriyet Başsavcılığının otopsi video kaydının gönderilmesi yönündeki talep yazılarına, özü itibariyle 'Böyle bir kayıt yoktur.' şeklinde cevap veren ancak 18 Ağustos tarihinde 'Kayıt vardır.' diyerek, gönderen Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında ilk etapta 'resmi belgede sahtecilik' suçundan soruşturmaya devam edilmektedir."

Fethi kabir işlemi, Adli Tıp Kurumu ile yapılan yazışma, ölüm olayına ilk el koyan Riva Polis Merkezi'yle yapılan yazışma, HTS kayıtları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan yazışma neticesi ve Sulh Hukuk Mahkemesindeki tereke dosyasına yazılan müzekkere cevabı, devam eden beyan işlemleri ile toplanacak diğer delillere göre soruşturma işlemlerinin hassasiyetle ve genişletilerek yürütüleceği kaydedildi.

Ne olmuştu?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Eylül 2016'da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu bildirilmişti.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı belirtilmişti.

Karar doğrultusunda, Başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos'ta Denizolgun'un kabrine gelmişti.

Görevlilerce açılan mezardan Denizolgun'un cesedine ait parçalar alınıp, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüş, mezardan çıkarılan örnekler işlemlerin ardından yeniden kabre konulmuştu.

 

Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde orman dışı alanda başlayıp ormana sıçrayan yangın, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alındı

25.08.2026 19:04:00
AA
 
Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı
Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı

İlçeye bağlı Başköy Mahallesi mevkisinde orman dışı alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye itfaiye ile Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı ekipler sevk edildi.

Ormanlık alana sıçrayan yangına, 2 uçak, 4 helikopter, 8 arazöz, 2 su tankeri ve 2 dozerle havadan ve karadan müdahale edildi.

Ekiplerin çalışmalarının ardından yangın kontrol altına alındı.

 

Mekke Anlaşması turnusol testinde


 
İran şartlı da olsa ilk kez 7Ağustos'ta Mekke'de imzalanan Mekke Anlaşması'na katılabileceğini deklare etti. İran'ın dahil edilip edilmeyeceği veya hangi şartlar altında pakta alınacağı ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

25.08.2026 17:22:00
Haber Merkezi
 
 Mekke Anlaşması turnusol testinde
 Mekke Anlaşması turnusol testinde

İran'da Düzenin Maslahatını Koruma Komitesi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, ülkesinin Mekke Anlaşması'na (Mekke Paktı) ancak prensipleri belirleyen bir 'kurucu ortak' olarak katılabileceğini söyledi. 22 Ağustos'ta devlet televizyonu IRINN'e konuşan Rızai, İran ve Mısır'ın bu tür düzenlemelerin dışında bırakılmaması gerektiğini kaydetti. Rızai iki ülkenin, anlaşmanın temel prensiplerinin şekillendirilmesinde rol oynamaları gerektiğini belirtti. Rızai, "İran ve Mısır bu tür anlaşmalarda yer almamazlık edemez ancak kurucu olarak, orada imzalanan belgelerin fikirsel çerçevesini oluşturan taraflar olarak yer almalıdırlar" dedi.

ABD'nin rolü azalıyor

Mekke paktına atıfta bulunan Rızai, "bu dostların" kendi aralarında bir anlaşma yapıp ardından İran'dan bunu onaylamasını istemelerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in kıdemli danışmanlarından Rızai, girişimin ABD'nin bölgedeki etkisinin zayıflaması ve Washington'ın rolünü azaltma kararı olarak tanımladığı gelişmelerden kaynaklandığını savundu.
Rızai, "Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki dostlarımız ve kardeşlerimiz bir anlaşma imzaladı. Neden? Çünkü Amerika onlara 'Hoşça kalın, gidiyoruz' dedi" ifadelerini kullandı.

Tahran davet edildi mi?

Diğer yandan İran basını, Beyrut merkezli El Meyadin televizyonunun haberine dayanarak Tahran'ın anlaşmaya katılması için davet aldığını bildirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, anlaşmaya ilişkin büyük ölçüde tarafsız bir tutum sergilemiş ve bunu bölgedeki güvenlik anlayışının değiştiğinin bir göstergesi olarak nitelendirmişti. Bekayi, İran'ın üç kurucu ülkeyle temas halinde olduğunu ve girişim hakkında bilgilendirildiğini söylerken, Tahran'ın anlaşmaya katılma ihtimali için de açık kapı bırakmıştı. Bölgesel güvenlikle ilgili ayrı bir açıklama da İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'tan geldi.
22 Ağustos'ta X platformunda yaptığı paylaşımda Tahran'ın yeni bölgesel güvenlik ve ekonomik düzenlemelerin oluşturulmasına ilişkin komşu ülkelerden mesajlar aldığını söyledi. Kalibaf, bu temasların ABD'nin "İsrail uğruna" müttefiklerinin güvenliğini zayıflattığı bir dönemde gerçekleştiğini belirtti. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın 19 Ağustos'ta sosyal medya hesabından İran'a karşı "bir ülkeye karşı şimdiye kadar uygulanan en yıkıcı ekonomik operasyonu" başlatma sözü vermişti.

Muhtemel üyeler

Mekke Anlaşması'nın geleceğini kaç ülkenin katılacağından çok hangi ülkelerin katılacağı belirleyecek. Mısır, yapıya askeri ve siyasi ağırlık; Katar, Körfez içinde daha fazla derinlik ve mali kapasite; Irak ise ittifakın İran karşıtı veya mezhepsel bir blok olmadığı yönünde daha güçlü bir bölgesel meşruiyet kazandırabilir. İran'ın güçlü siyasi ve güvenlik nüfuzu nedeniyle çoğu zaman Tahran'a yakın görülen Bağdat'ın böyle bir yapıya katılması, paktın bir Sünni ittifakı olduğu yönündeki okumaları önemli ölçüde zayıflatır. Dahası, İran'ın kaygılarını yapının içinden dile getirebilecek bir aktörü de masaya taşır.


7 Ağustos'ta kurulmuştu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos'ta Mekke'de ortak savunma anlaşması imzaladı. "Mekke Anlaşması ya da Mekke Paktı" olarak anılan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı tüm ülkelere yapılmış sayılacak. Türkiye paktın yeni üyelere açık olduğunu yineleyen açıklamalar yaptı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.